Başbakan Erdoğan'ın İstanbul için söyledikleri gerçekten çok etkileyici..
"Sırtına çuvalını vuran gelmiş. Seçim kaybedeceğimizi bilsem dahi ben diyorum ki, şu istanbul'a asla kaçak bir dam diktirmeyin. Şehri katledemezsiniz!"
Tayyip Erdoğan bu tespit ve uyarıları, İstanbul'u katleden günahlarda hiç payı olmayan bir siyasetçi kimliği ile mi yapıyor? Hayır..
Dünyanın en güzel kentini şehircilik cinayetlerine göz yumarak hasta ve suçlu bir metropol azmanı haline getiren ihmalde ve teşviklerde onun da payı vardır.
İstanbul'a bugün belediye başkanı olabilseydi seçim kazanmak için belki "Ben de sizin gibi kaçakta oturuyorum" diyerek gecekondulara cesaret vermezdi.
"Allah ne verdiyse çoğalın" telkininden doğacak vebalden korkar, kontrolsüz nüfus artışını körüklemezdi.
Belediye Başkanı olduktan sonra Anadolu'dan göç edenlerin, işgal ettikleri topraklarda akrabalık, hemşehrilik, etnik ve tarikatçılık temelinde
gruplaşarak, polisin bile giremediği kurtarılmış bölgeler kurmalarına izin vermezdi.
On yıl sonra geldiği Başbakan koltuğunda şimdi İstanbul'un güvenlik konusunda çektiği sıkıntıların çok göç almasından kaynaklandığını söylüyor. Ama ne yazık ki on yıl önce önerdiği çareye yeni bir şey eklemiyor:
"İstanbul'a nakil ilmühaberi ile girilmeli.."
Başbakan bu meselenin önümüzdeki yasama yılında gündeme gelebileceğini söyledi gazetecilere..
Yani kesin değil, bir ihtimal..
Tövbe ağırlığında etkileyici sözler, çarpıcı direktifler ama ucu açık, kararsız bir eylem tasarısı..
Başbakan, İstanbul'u kurtaracak iyi bir çözümün yolunu açmak için mi söyledi bu sözleri yoksa İl Genel Meclisi toplantısı nedeniyle İstanbul hakkında iyi bir konuşma yapmış olmak için mi?
Korkarız ki ikincisi...
En büyük kenti hasta bir ülke sağlıklı olamaz. Hasta İstanbul ağıt yakacak hatipler değil çare üretecek doktorlar bekliyor!
Önce aramızda anlaşalım
Yabancı medyanın PKK'ya terörist mi yoksa direnişçi mi dediği elbette önemlidir.
Ama bunu dert edinmek ve onlara doğru teşhis konusunda yol göstermek için önce aramızda uzlaşmamız gerekir. PKK'nın kaçırdığı eri serbest bırakması için HADEP Genel Başkanı ile Diyarbakır Belediye Başkanı da çağrı yaptılar. Ama ikisinin de sözleri, çatışan iki askeri güce ateşkes çağrısı niteliği taşıyordu.
Bu PKK'yı yüceltmek değil mi?
Terör örgütünü dışlamayan yaklaşımın, hayat kurtarma bahanesi ardına saklansa bile samimiyetine inanılamaz.
İngiliz yayın kuruluşlarını kınayan Başbakan, kendi ülkesinin siyasetçilerini muhatap almaya değer bulmuyor mu?
Bu sorun bizce daha öncelikli sırada ve daha önemlidir.
Vah İstanbul!
Başbakan Erdoğan'ın İstanbul için söyledikleri gerçekten çok etkileyici..
Haberin Devamı

