Çocuklar ölmesin

2 Eylül 2013

Dinamit fitilinde ilerleyen maytap ateşi gerilim filmlerinde çok kullanılır.Zamana karşı ölümüne yarışan macera sevenleri heyecana veren sahnelerdir.Bunları Güney komşumuzun doğurduğu tehdidi gözümüzde büyütmeyelim demek için söylüyor değilim. Aksine 200-300 Tomahawk füzesiyle Suriye’de yaratılacak cehennemden geriye ne kalır merakını herkes düşünsün istiyorum.Çünkü tehlikeyi kontrol altında tutabilmek için, içinde bulunduğumuz durumun vahametini takdir eden insanların sorumluluk mevkilerinde bulunmaları gerekiyor.On binlerce insanın yok edilişini safari filmi gibi izleyen dünya, bin beş yüz sivilin zehirli gazla bir defada katliama tabi tutulması karşısında ayağa kalktı.Kurbanların üçte birinin çocuk olması, duyulan toplumsal tepkiyi yakıcı bir nefrete dönüştürdü.Ve Tomahawk adlı cehennem silâhını kullanan bir operasyon planlandı.G20 Altın fırsat...Askeri karargâhlara, sivil siyasetçilerden daha yufka yürekli generaller mi seçiliyor?Bunu tahmin etmek zor. Ama kötülerin tasfiyesiyle varılacak olan bir mutlu son, hayal kurma menzilinin çok dışında görünmüyor. İşte bir altın fırsat: Dünyanın 20 gelişmiş ülkesi bu hafta sonunda Rusya’da dört günlüğüne bir araya gelecek.Arıza düzeltme kararlılığı ile toplanmış olanlar için yeterli zamandır.Dünya liderlerinin baş başa vereceği zirve, Suriye’deki meselenin savaşsız çözümüne neden fırsat sayılmasın?Başkan Obama için geri dönüş seçeneği yoktur. Ağzından çıkmıştır bir defa; sebepler değişmedikçe Suriye’ye planlanmış harekât gerçekleşmek zorundadır.Aksi takdirde dünyanın güvenliğini sağlayan sistem arıza yapacaktır.Çocuklar korunsunAmerika, terör örgütlerinin maskarası durumuna düşmek istemez. Dediğini yapmak zorundadır.NATO Genel Sekreteri dün TV ekranlarında döne döne güvence veriyordu. Mesaj şuydu:“Suriye NATO üyesi Türkiye’ye dönük bir harekette bulunursa pişman edilir. Çünkü ittifak, bir üyeye yapılmış saldırının tüm üyelere yapılmış farzedilmesi şartına dayalıdır.”Türkiye Cumuhriyeti vatandaşları eminim ki Suriye gibi bir “düşman”a karşı korunmak için yardıma muhtaç değildir.Diplomasi yoluyla çözüm mümkün olamazsa NATO’dan beklenecek olan sorumluluk, cehennem füzeleri için belirlenmiş hedeflerin Suriye halkına bildirilmesidir.Sonuçta bir cezalandırma operasyonu yapılacak.Bedelini başka çocuklar ödemesin!

Devamını Oku

Savaş değil göz dağı

31 Ağustos 2013

Amerika hem savaş yorgunu, hem savaş tutkunu. Son tecrübe, yorgunluğun vız geldiğini gösteriyor.ABD Dışişleri Bakanı Kerry, Suriye’nin kimyasal silâh kullandığına dair, yüzlerce kanıt ele geçirildiğini, bu gerçeğe sırtlarını dönenleri tarihin affetmeyeceğini ifade ettiği andan beri, savaş kesinleşmiştir.“Ne zaman için?.”Cevabı verilemeyen önemli sorulardan biri işte buydu!Ama haberler, “Belki yarın, belki yarından da yakın” çağrışımı yapıyordu.Siyasi otoritelerin de katıldığı tahmin, Suriye’deki hedeflere yönelik operasyonun Moskova’daki G-20 Zirvesi (5 Eylül) toplanmadan başlatılacağı yönünde oldu.Başkan Obama, harekâtın “sınırlı ve dar bir eylem” olacağını açıklamıştı.Yani amaç bir imha eylemi gerçekleştirmek değil, kimyasal silâh kullanma heveslerine gözdağı vermekti.Belki daha da yakınDışişleri Bakanı Kerry “Açık uçlu bir savaş olmayacak. Bu despota sınırlı, ölçülüp biçilmiş bir cevap verilecek” dedi.Suriye krizi patladığından bu yana siyaset üreten uzmanlar ve merkezler, Şam’ın saldırılara nasıl tepki göstereceği merakına karşılık aradı.Acaba kendi halkına karşı kullanmaktan sakınmadığı yasaklı silâhları, intikam aracı yapmaz mıydı?Beşar Esad cephesinden yansıyan şu tür konuşmalar, gelişi güzel sarfedilmiş ifadeler değildir:“Elimizdeki tüm imkânlarla karşılık vereceğiz!”Esad, Amerika’nın vuracağını ilân ettiği hedefleri gördüğünde kendisine benzersiz bir fırsat sunulduğunu hemen fark etmiş olmalıdır.Gösterdiği tepki de oyundaki rolünü hemen benimsediğinin işaretidir.Zehiri kontrol etmekİki günde 200-300 Tomahawk füzesinin, ağır zayiat doğurmayacak hedefler üstünde patlaması, bir yenilik talebi, değişim çağrısı olacaktır.Beşar Esad, daha önce Kaddafi ve Saddam’dan esirgenen böylesi bir altın fırsatın kendisine sunulduğunu anladığı için karşılığını verecek, elindeki uğursuz kimyasalları kullanmayı veya beslediği terör örgütlerine devretmeyi düşünmeyecektir.Eğer varsa da vazgeçecektir.30 Ağustos’ta yaptığı itiraz, Başbakan Erdoğan’ın da sözünü ettiğimiz oyunu sezdiğini düşündürüyor.Şöyle diyor Erdoğan:“Suriye’ye yönelik sınırlı bir müdahale bizi tatmin etmez. Kosova’daki gibi olmalı. Bir iki gün vur çık olmaz. Rejimi (Esad ve çevresini) bırakma noktasına getirmeli..”Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü var dünyada.Bizde de Sınır Tanımayan Siyasetçiler var. Niçin örgütlemiyelim?!

Devamını Oku

Manşete çıkan özlem: Barış

30 Ağustos 2013

Zafer Bayramı’nı kutlayan dünkü gazete başlıkları hep aynı özlemi yansıtıyordu.“Yurtta Sulh, Cihanda Sulh..”Türk halkının bu konuda komşu ülkelerin halklarından bile daha yoğun bir huzur ve barış özlemi çektiğini biliyoruz.Doğaldır bu; çünkü Türkiye, bölgenin güvensizliğinden payına düşen riskleri taşımakla kalmıyor, otuz yıldır bölücü terörle de yıpratıcı bir mücadele sürdürüyor.Suriye neredeyse iki yıldır savunmasız sivillerin kıyıma uğradıkları bir cehennemdir.Orada varlığını ne zamandır duyuran yılanın başı küçükken ezilmeliydi.Yapılamadığı için, bu tedbir alınamadığı için ülkenin çaresiz insanları, zehirli gazla kitle hâlinde boğulmanın bahtsızlığına uğramışlardır.Geçit vermeyenlerİşlenen suç savaş suçu, insanlık suçudur.Ama BM sisteminin yavaşlığı caydırıcı cezaların etkin biçimde işletilmesini önlüyor.Güvenlik Konseyi’ndeki Rusya ve Çin vetoları, tedbirlere geçit vermiyor.Diplomaside çaresizlik kabul edilmez.Suriye’deki kangrene şimdi BM dışında çareler aranıyor.Bulunmuş çare ABD önderliğinde bir NATO operasyonudur.Daha önce denenmiş ve başarılı olmuştur fakat bu kez çelme yemiş hâldedir.Operasyonun ikinci önemli aktörü İngiltere’dir ve dün İngiliz Avam Kamarası, Suriye’ye yönelik askeri müdahalede bulunma yetkisini askerine vermemiştir.Öneri 272’ye karşı 285 oyla reddedilmiştir.İngiliz parlamentosunda 1782 yılından bu yana ilk kez yaşanan bir olayla karşı karşıya bulunuyoruz.Davutoğlu ikna olmuş!Cameron hükümetinin öneriyi yeniden devreye sokmaya çalışması sürpriz olmaz.Amerika’ya “hayır” demenin fiyakası cazip gelebilir.Neyse ki böyle bir heves Türkiye’ye yanlış yaptırmaz.Çünkü yetkilerini sonuna kadar kullanan parlamentolar konusunda bir eksiklik duymamızın anlamı ve gereği yoktur.Bizim Millet Meclisi’miz de ikinci Körfez Savaşı’na askerimizin katılmasını öngören tezkereyi reddetmişti.Dışişleri Bakanı Davutoğlu, zehirli gaz başlıkları taşıyan füzeleri Esad’ın adamlarının attığına dair, inkârı imkânsız kanıtlar bulunduğunu, basın toplantısında açıkladı.Muhatap uluslararası kamuoyudur.Nasılsa bu iş yeni haftaya sarkacaktır. Kullanabiliriz bu zamanı.Askeri operasyon yetkisini delilleri görmüş bir Meclis’in kararına dayandıran tedbir, çok daha adil ve uluslararası kamuoyu için de daha saygıdeğer olmaz mı?

Devamını Oku

Atatürk’ü olmasaydı

29 Ağustos 2013

Dünya tarihinde pek az devlet uzun bir mücadele ardından kazandığı meydan savaşı ile hayata doğmuştur.Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturan fedakârlık ve kahramanlık minnet duyguları ile selâmlanmayı Başkomutan Mustafa Kemal’in şahsında övünçle ve gururla anılmayı hak ediyor.Tanrı o fedakâr ve cesur insanlardan razı olsun..Afyonkarahisar’da, Dumlupınar’da kazandığı “kesin tesirli” askeri zafere Atatürk, Cumhuriyeti sonsuza kadar taçlandıran bir imtiyaz olarak bakıyor:“Bizim bu büyük zaferimizin doğuracağı büyük neticeler yalnız Türkiye’nin mukadderatı üzerine etkili olmakla kalmayacak, aynı zamanda bütün zulüm görmüş milletleri, kendi hayat ve bağımsızlıklarını tehdit eden ve baskı yapan zalimler aleyhine hareket için gayrete getirecektir.”Bağımsızlık ve özgürlük kendisinin de ifade ettiği gibi karakteridir Atatürk’ün.Adil bir mahkeme...Geleneğinin sağlam temelleri asker camiasına halk katında güven ve saygı kazandırmıştır.Bu yakınlığın yol açtığı vesayet görüntüsü, kurulan özel mahkemeler tarafından ezilmiştir.Ne kadarı hak edilmiş cezadır; yargı süreci sonunda bunu anlayacağız. Eğer hak edilmiş ceza varsa bunlar ilişkileri vesayet gölgesinden kurtaracaktır. Böyle bir sonuç almak elbette iyidir.Ama bölge savaşın eşiğinde uyku uyuyamaz hâle gelmişse, askerlerin kitlesel mağdurlar hâlinde yaşamasını önlemek gerekir.Savaşan insanları kazanmak, bir anlamda savaşı kazanmaktır.Askerlerin, aradıkları adil mahkemeyi Yargıtay’da bulacaklarını yarı tahmin, yarı dilek ifade etmek bile bir moral desteğidir.Hedef niçin Atatürk?Rahmetli Ahmet Taner Kışlalı Atatürk’ü Amerika’nın niçin düşman gördüğü sorusuna cevap aramıştı bir yazısında.“Ilımlı İslâm” ile bütünleşmiş, yarı çağdaş bir Türkiye’nin ABD çıkarlarına uygun olduğunu anlatmıştı o yazıda.Orta Doğu’da ulusal birlik ve tam bağımsızlık ilkelerine bağlı bir ülkenin Amerikan çıkarları için iyi olmadığını ABD’nin korumasına muhtaç bir Kürt devleti hedefine ulaşmanın yine ılımlı İslâm yapılanması sayesinde olumlu kazanım olacağını savundu.Uyan borusu çalmasının sebebi açıktı:Yeni dünya düzenine sadece ulusal birliğine sahip bağımsız ülkeler karşı koyabiliyor.Bu durumda Türkiye’deki hedef belliydi:Ulusal devleti yıkmayı başarmak. Çünkü engel odur.Bu yüzden Atatürk’ü hedef aldılar.Atatürk yıkılmadan ulusal devletin yıkılmayacağı görülmüştü çünkü..30 Ağustos kutlu olsun!

Devamını Oku

Cehennemi beklerken

28 Ağustos 2013

Savaş ile hile, ekmek ile peynir kadar ileri bir yakınlığı ifade ediyor.Suriye’de yaşanan kimyasal katliam savaş ihtimalini tavana vurdurdu.Facianın bir ayağı kimyasal başlıklı füzenin varlığını, öteki ayağı ise bu silâhı kullanan vicdansızlığın sahibini açığa çıkarmayı gerektiriyordu.Meselenin hile yapmaya müsait olduğunu Irak tecrübesi ispatlamıştır.ABD’nin vebali vardır o uzun ve maliyetli savaşta.Suriye’ye askeri müdahale, bu nedenle kabul edilebilir bir sebep bulunmasını gerektirdi.Ama bu defa suçlananlar ikna edici şeyler söylemeye başladılar.Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim “Hiçbir ülke kendi insanına karşı kimyasal silâh kullanmaz” dedi.PKK’nın Suriye uzantısı PYD lideri Salih Müslim” “Şam rejimi bu saldırıyı BM heyetinin önünde gerçekleştirecek kadar ahmak değil!”Savunma güçlü de olsa iddianın ispatlanması bekleniyor artık.O kanıtların şu anda CIA’da bulunduğu ve Başkan Obama’ya gösterildikten sonra Başkan’ın “cezalandırıcı” bir tahrip kampanyası için kararını verdiği biliniyor.Yönetimin şimdi bir yandan Esad’ın inadını kıracak operasyonu planlarken öbür yanda kamuoyunu ikna etmek için CIA belgelerini dünya ile paylaşması beklenmelidir.Halk kalkışmasının iki sebep tahtında meşruiyeti olur:Ya yabancı bir ordunun işgali söz konusudur ya da ülkeye egemen olan diktatörün baskısı ne özgürlük, ne hak-hukuk bırakmıştır.Türkiye Cumhuriyeti’nin komşuları ile savaşmama geleneği vardır.Rolümüz destek hizmeti vermekten daha ileri gitmemelidir.Ayrıca kimyasal silâh kullanıldığına dair kanıtların açıklanması da operasyona katılmanın şartı olmalıdır.Zaten iç savaşta kendini bitirmiş bir halk var.Diktatör ateş sağanağının bitmesini sığınakta bekleyecek, olanlar yine masum insanlara olacak.Cehennemi onlar yaşayacak, yine onlar ölecek!Ne çözülecek?Suriye krizi ile teröre karşı çözüm süreci kördüğüm hâline geldi.Dünkü okuyucu mesajları güvensizlik yansıtıyordu.“Dış siyasette başarının bu derece aşağıda seyrettiği bir dönem yaşamamıştık” tespiti, gerçeği yansıtmıyor mu?Bir de şu “Kaç aydır Güneydoğu’da şehit olmuyor; daha ne?” sözü sakız olmuş gidiyor.Okur “ÇÖZÜM” sözünün nereye gideceğinden şüphe duyuyor.Endişesini uyarı ile ortaya koyuyor:“Çözüm ülke-millet bütünlüğü aleyhine tavizler vermek demek olduğuna göre açık konuşayım:Bu ÇÖZÜM müdür?Yoksa T. C’nin çözülmesi mi?”

Devamını Oku

Mutluluktan avans çekmek

28 Ağustos 2013

Kan durdu diye meselenin halledildiği yolunda bir algı oluştuğunu görüyoruz.Aslında bu güzel bir rüyadırAma bedel ödemeden ortadan kalkmayacaktır.Başbakan Yardımcısı Arınç son TV mülâkatında sekiz ayın geride kaldığını ve eylemsizlik hâlinin herkesi mutlu ettiğini belirtti.Ancak sürecin sadece ilk basamağının aşıldığını söyledi.Doğrudur, ilerleme yanıltıcı ise görmezden gelmemek lâzım.Artık cenazeler gelmiyor.Peki bu, çözümün ödülü mü?Hayır; hükümet başarının nasılsa geleceği ümidinden avans çekiyor.Beklentileri aşırı yükseltmenin yanlışını da unutmamak gerekiyor.Bir de müzakerelere hile ve desise karışmadığı güvenini uyandırmak..Kandil’deki elebaşı Cemil Bayık kötümser tespitler yaptı:“Zaman kazanmaya oynuyorlar. İşleri çöküşe götürmek, sonra savaşla PKK’nın güya işini bitirmek istiyorlar.Ya da seçimlere kadar böyle idare etmek ‘işte bak biz savaşı durdurduk, kan akmıyor’ propagandası ile seçimleri kazanmak istiyorlar.”Sayılı gün çabuk geçiyor. 1 Eylül’e de göz açıp kapayana kadar varacağız.Bayık “demokratikleşme paketini görmek” istediklerini, bu olmazsa silâhlı güçlerin Türkiye’ye döneceğini, öyle bir durumda “korkunç sorunlar” yaşanabileceğini öne sürdü.Çözüm sürecinin kabul edilebilir çareler üstünde tartışılan bir zemin bulması sağlanmalıdır.Suriye mazereti ile çözüm süreci ihmale uğramamalı;“Süreç devam ediyor” diyen Bülent Arınç haklı çıkmalı...Süreci yaşatacak can suyu güven duygusudur; bu duyguyu iki taraf da kazanmalıdır...Yanılmak yasakSuriye için Meclis’te bir hükümet tezkeresi tartışılmalıdır.Savaş genç erkekler için karnaval eğlencesi gibi algılanıyor.“Aklıselim”in hatırlatacağı acı ve zorlu gerçekleri savaşa heves edenler mutlaka dinleyip öğrenmelidir.Irak’ta ABD bütün dünyayı kandırdı.Saddam’ın atom ve kimyasal silâhlara sahip bulunduğu yalanı herkesi günahkâr yaptı.Irak’ta yakalanan yalanı şimdi dünya bir kez daha yalancı dolma gibi yutacak mı?Milletin vekilleri uyanmalı ve ikinci kez yutmamalıdır!Unutmayalım: Amerika Suriye’ye son darbeyi vuracak ve evine gidecek. Ömrünü bir düşman komşu ile geçirmeye, Büyük Orta Doğu Projesi’nin son kobayı olarak biz mahkûm olacağız.Parlamentomuz kimyasal silâh bulunduğunu gösteren BM raporlarını görmeden tezkereye oy vermemelidir.Sonsuza kadar bizden nefret edecek bir komşuyla yaşamak akıl kârı iş değildir.

Devamını Oku

NATO’ya hazır ol!

24 Ağustos 2013

Ülkenin başkentinde kimyasal silâhla katliama uğramış bebekler, kadınlar ve yaşlılar..Bu masumların ruhu, suçu olan olmayan herkesi umarım uykusunda bile rahat bırakmıyordur .Masum insanlara karşı boğucu gaz kullanan caniler durdukları yerde tehdit üretiyorlar.Ne kadar dikkat etseniz ellerindeki zehiri kullanmadan edemiyorlar. Hayat ispat etti.Suriye’de gazla boğuldu o masum çocuklar. Onları hayatta tutan merhamet iflâs etmiş göründüğüne göre, cephanelikte kalan stoklar her an yeni katliamlara gönderilebilir!Bu ihtimali hafife alanların vebali tüm karar vericilere uykuyu haram etmeli.Başbakan Erdoğan Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında gerçekleşmesi gereken uluslararası müdahalenin engellere takılmasına bir süredir isyan ediyor.Çünkü Güvenlik Konseyi’nin daimi 5 üyesinden birinin itirazı, isterse bütün ülkeler “evet” desin, tasarıya kabul edilmiş bir karar değeri kazandırmıyor.Başbakan dün “Güvenlik Konseyi’nde 5 daimi üye, dünyanın kaderini belirliyor. Unutmayın dünya 5’ten büyüktür” diyerek barışın daha sağlam bir güvenceye sahip kılınması için çağrıda bulundu.Yaşlı dünyamızın birikmiş tecrübesi imkânsıza mahkûm olmamak için harekete geçmiştir.BM yolunu Rusya ve Çin tıkadığı için de NATO “hazır ol” durumuna geçirilmiştir.Büyük ihtimalle 1995’te Bosna’yı, ondan dört yıl sonra Kosova’yı Sırp zalimliğinden kurtaran NATO şimdi Suriye’nin imdadına koşacaktır.Rusya’nın mecbur ettiği NATO formülü Rusya’yı durduk yerde yenikler safına itiyor.Moskova, Şam’daki zalimin direnme gücünü arttırarak sadece kötülüğe yardım ediyor. İnsanlık suçu işleyen kötülere, kötülüklere hizmet ediyor.Bugünkü Rusya’nın, sınırları demir perde olan eski Sovyetler Birliği’nden bir farkı olmayacak mı?Dikkat edelim, aşırılık polisi bozar!Hacı Bektaş-ı Veli’yi anma etkinlikleri sırasında Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ üstünden bir yönetim hatası yapılıyor.Yumruğu Hacı Bektaş’ta Bakan Bozdağ yedi ama devlet otoritesinin dikkati ilçedeki polis şeflerine odaklandı.Henüz ortada bir soruşturma, araştırma raporu yok. Fakat polis şefleri açığa alındı bile. Nedir bu telaş?Bu hassasiyet, bakanlara tahsis edilen güvenlik elemanlarını gereksiz bir sertliğe özendirmez mi?Onları tedbirde aşırılığa sürükleyip canavar yapmaz mı?

Devamını Oku