Kan durdu diye meselenin halledildiği yolunda bir algı oluştuğunu görüyoruz.
Aslında bu güzel bir rüyadır
Ama bedel ödemeden ortadan kalkmayacaktır.
Başbakan Yardımcısı Arınç son TV mülâkatında sekiz ayın geride kaldığını ve eylemsizlik hâlinin herkesi mutlu ettiğini belirtti.
Ancak sürecin sadece ilk basamağının aşıldığını söyledi.
Doğrudur, ilerleme yanıltıcı ise görmezden gelmemek lâzım.
Artık cenazeler gelmiyor.
Peki bu, çözümün ödülü mü?
Hayır; hükümet başarının nasılsa geleceği ümidinden avans çekiyor.
Beklentileri aşırı yükseltmenin yanlışını da unutmamak gerekiyor.
Bir de müzakerelere hile ve desise karışmadığı güvenini uyandırmak..
Kandil’deki elebaşı Cemil Bayık kötümser tespitler yaptı:
“Zaman kazanmaya oynuyorlar. İşleri çöküşe götürmek, sonra savaşla PKK’nın güya işini bitirmek istiyorlar.
Ya da seçimlere kadar böyle idare etmek ‘işte bak biz savaşı durdurduk, kan akmıyor’ propagandası ile seçimleri kazanmak istiyorlar.”
Sayılı gün çabuk geçiyor. 1 Eylül’e de göz açıp kapayana kadar varacağız.
Bayık “demokratikleşme paketini görmek” istediklerini, bu olmazsa silâhlı güçlerin Türkiye’ye döneceğini, öyle bir durumda “korkunç sorunlar” yaşanabileceğini öne sürdü.
Çözüm sürecinin kabul edilebilir çareler üstünde tartışılan bir zemin bulması sağlanmalıdır.
Suriye mazereti ile çözüm süreci ihmale uğramamalı;
“Süreç devam ediyor” diyen Bülent Arınç haklı çıkmalı...
Süreci yaşatacak can suyu güven duygusudur; bu duyguyu iki taraf da kazanmalıdır...
Yanılmak yasak
Suriye için Meclis’te bir hükümet tezkeresi tartışılmalıdır.
Savaş genç erkekler için karnaval eğlencesi gibi algılanıyor.
“Aklıselim”in hatırlatacağı acı ve zorlu gerçekleri savaşa heves edenler mutlaka dinleyip öğrenmelidir.
Irak’ta ABD bütün dünyayı kandırdı.
Saddam’ın atom ve kimyasal silâhlara sahip bulunduğu yalanı herkesi günahkâr yaptı.
Irak’ta yakalanan yalanı şimdi dünya bir kez daha yalancı dolma gibi yutacak mı?
Milletin vekilleri uyanmalı ve ikinci kez yutmamalıdır!
Unutmayalım: Amerika Suriye’ye son darbeyi vuracak ve evine gidecek. Ömrünü bir düşman komşu ile geçirmeye, Büyük Orta Doğu Projesi’nin son kobayı olarak biz mahkûm olacağız.
Parlamentomuz kimyasal silâh bulunduğunu gösteren BM raporlarını görmeden tezkereye oy vermemelidir.
Sonsuza kadar bizden nefret edecek bir komşuyla yaşamak akıl kârı iş değildir.
Mutluluktan avans çekmek
Haberin Devamı

