Zafer Bayramı’nı kutlayan dünkü gazete başlıkları hep aynı özlemi yansıtıyordu.
“Yurtta Sulh, Cihanda Sulh..”
Türk halkının bu konuda komşu ülkelerin halklarından bile daha yoğun bir huzur ve barış özlemi çektiğini biliyoruz.
Doğaldır bu; çünkü Türkiye, bölgenin güvensizliğinden payına düşen riskleri taşımakla kalmıyor, otuz yıldır bölücü terörle de yıpratıcı bir mücadele sürdürüyor.
Suriye neredeyse iki yıldır savunmasız sivillerin kıyıma uğradıkları bir cehennemdir.
Orada varlığını ne zamandır duyuran yılanın başı küçükken ezilmeliydi.
Yapılamadığı için, bu tedbir alınamadığı için ülkenin çaresiz insanları, zehirli gazla kitle hâlinde boğulmanın bahtsızlığına uğramışlardır.
Geçit vermeyenler
İşlenen suç savaş suçu, insanlık suçudur.
Ama BM sisteminin yavaşlığı caydırıcı cezaların etkin biçimde işletilmesini önlüyor.
Güvenlik Konseyi’ndeki Rusya ve Çin vetoları, tedbirlere geçit vermiyor.
Diplomaside çaresizlik kabul edilmez.
Suriye’deki kangrene şimdi BM dışında çareler aranıyor.
Bulunmuş çare ABD önderliğinde bir NATO operasyonudur.
Daha önce denenmiş ve başarılı olmuştur fakat bu kez çelme yemiş hâldedir.
Operasyonun ikinci önemli aktörü İngiltere’dir ve dün İngiliz Avam Kamarası, Suriye’ye yönelik askeri müdahalede bulunma yetkisini askerine vermemiştir.
Öneri 272’ye karşı 285 oyla reddedilmiştir.
İngiliz parlamentosunda 1782 yılından bu yana ilk kez yaşanan bir olayla karşı karşıya bulunuyoruz.
Davutoğlu ikna olmuş!
Cameron hükümetinin öneriyi yeniden devreye sokmaya çalışması sürpriz olmaz.
Amerika’ya “hayır” demenin fiyakası cazip gelebilir.
Neyse ki böyle bir heves Türkiye’ye yanlış yaptırmaz.
Çünkü yetkilerini sonuna kadar kullanan parlamentolar konusunda bir eksiklik duymamızın anlamı ve gereği yoktur.
Bizim Millet Meclisi’miz de ikinci Körfez Savaşı’na askerimizin katılmasını öngören tezkereyi reddetmişti.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu, zehirli gaz başlıkları taşıyan füzeleri Esad’ın adamlarının attığına dair, inkârı imkânsız kanıtlar bulunduğunu, basın toplantısında açıkladı.
Muhatap uluslararası kamuoyudur.
Nasılsa bu iş yeni haftaya sarkacaktır. Kullanabiliriz bu zamanı.
Askeri operasyon yetkisini delilleri görmüş bir Meclis’in kararına dayandıran tedbir, çok daha adil ve uluslararası kamuoyu için de daha saygıdeğer olmaz mı?
Manşete çıkan özlem: Barış
Haberin Devamı

