Atatürk’ü olmasaydı

Haberin Devamı

Dünya tarihinde pek az devlet uzun bir mücadele ardından kazandığı meydan savaşı ile hayata doğmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturan fedakârlık ve kahramanlık minnet duyguları ile selâmlanmayı Başkomutan Mustafa Kemal’in şahsında övünçle ve gururla anılmayı hak ediyor.

Tanrı o fedakâr ve cesur insanlardan razı olsun..

Afyonkarahisar’da, Dumlupınar’da kazandığı “kesin tesirli” askeri zafere Atatürk, Cumhuriyeti sonsuza kadar taçlandıran bir imtiyaz olarak bakıyor:

“Bizim bu büyük zaferimizin doğuracağı büyük neticeler yalnız Türkiye’nin mukadderatı üzerine etkili olmakla kalmayacak, aynı zamanda bütün zulüm görmüş milletleri, kendi hayat ve bağımsızlıklarını tehdit eden ve baskı yapan zalimler aleyhine hareket için gayrete getirecektir.”

Bağımsızlık ve özgürlük kendisinin de ifade ettiği gibi karakteridir Atatürk’ün.

Adil bir mahkeme...

Geleneğinin sağlam temelleri asker camiasına halk katında güven ve saygı kazandırmıştır.

Bu yakınlığın yol açtığı vesayet görüntüsü, kurulan özel mahkemeler tarafından ezilmiştir.

Ne kadarı hak edilmiş cezadır; yargı süreci sonunda bunu anlayacağız. Eğer hak edilmiş ceza varsa bunlar ilişkileri vesayet gölgesinden kurtaracaktır. Böyle bir sonuç almak elbette iyidir.

Ama bölge savaşın eşiğinde uyku uyuyamaz hâle gelmişse, askerlerin kitlesel mağdurlar hâlinde yaşamasını önlemek gerekir.

Savaşan insanları kazanmak, bir anlamda savaşı kazanmaktır.

Askerlerin, aradıkları adil mahkemeyi Yargıtay’da bulacaklarını yarı tahmin, yarı dilek ifade etmek bile bir moral desteğidir.

Hedef niçin Atatürk?

Rahmetli Ahmet Taner Kışlalı Atatürk’ü Amerika’nın niçin düşman gördüğü sorusuna cevap aramıştı bir yazısında.

“Ilımlı İslâm” ile bütünleşmiş, yarı çağdaş bir Türkiye’nin ABD çıkarlarına uygun olduğunu anlatmıştı o yazıda.

Orta Doğu’da ulusal birlik ve tam bağımsızlık ilkelerine bağlı bir ülkenin Amerikan çıkarları için iyi olmadığını ABD’nin korumasına muhtaç bir Kürt devleti hedefine ulaşmanın yine ılımlı İslâm yapılanması sayesinde olumlu kazanım olacağını savundu.

Uyan borusu çalmasının sebebi açıktı:

Yeni dünya düzenine sadece ulusal birliğine sahip bağımsız ülkeler karşı koyabiliyor.

Bu durumda Türkiye’deki hedef belliydi:

Ulusal devleti yıkmayı başarmak. Çünkü engel odur.

Bu yüzden Atatürk’ü hedef aldılar.

Atatürk yıkılmadan ulusal devletin yıkılmayacağı görülmüştü çünkü..

30 Ağustos kutlu olsun!

DİĞER YENİ YAZILAR