Savaş değil göz dağı

Haberin Devamı

Amerika hem savaş yorgunu, hem savaş tutkunu. Son tecrübe, yorgunluğun vız geldiğini gösteriyor.

ABD Dışişleri Bakanı Kerry, Suriye’nin kimyasal silâh kullandığına dair, yüzlerce kanıt ele geçirildiğini, bu gerçeğe sırtlarını dönenleri tarihin affetmeyeceğini ifade ettiği andan beri, savaş kesinleşmiştir.

“Ne zaman için?.”

Cevabı verilemeyen önemli sorulardan biri işte buydu!

Ama haberler, “Belki yarın, belki yarından da yakın” çağrışımı yapıyordu.

Siyasi otoritelerin de katıldığı tahmin, Suriye’deki hedeflere yönelik operasyonun Moskova’daki G-20 Zirvesi (5 Eylül) toplanmadan başlatılacağı yönünde oldu.

Başkan Obama, harekâtın “sınırlı ve dar bir eylem” olacağını açıklamıştı.

Yani amaç bir imha eylemi gerçekleştirmek değil, kimyasal silâh kullanma heveslerine gözdağı vermekti.

Belki daha da yakın

Dışişleri Bakanı Kerry “Açık uçlu bir savaş olmayacak. Bu despota sınırlı, ölçülüp biçilmiş bir cevap verilecek” dedi.

Suriye krizi patladığından bu yana siyaset üreten uzmanlar ve merkezler, Şam’ın saldırılara nasıl tepki göstereceği merakına karşılık aradı.

Acaba kendi halkına karşı kullanmaktan sakınmadığı yasaklı silâhları, intikam aracı yapmaz mıydı?

Beşar Esad cephesinden yansıyan şu tür konuşmalar, gelişi güzel sarfedilmiş ifadeler değildir:

“Elimizdeki tüm imkânlarla karşılık vereceğiz!”

Esad, Amerika’nın vuracağını ilân ettiği hedefleri gördüğünde kendisine benzersiz bir fırsat sunulduğunu hemen fark etmiş olmalıdır.

Gösterdiği tepki de oyundaki rolünü hemen benimsediğinin işaretidir.

Zehiri kontrol etmek

İki günde 200-300 Tomahawk füzesinin, ağır zayiat doğurmayacak hedefler üstünde patlaması, bir yenilik talebi, değişim çağrısı olacaktır.

Beşar Esad, daha önce Kaddafi ve Saddam’dan esirgenen böylesi bir altın fırsatın kendisine sunulduğunu anladığı için karşılığını verecek, elindeki uğursuz kimyasalları kullanmayı veya beslediği terör örgütlerine devretmeyi düşünmeyecektir.

Eğer varsa da vazgeçecektir.

30 Ağustos’ta yaptığı itiraz, Başbakan Erdoğan’ın da sözünü ettiğimiz oyunu sezdiğini düşündürüyor.

Şöyle diyor Erdoğan:

“Suriye’ye yönelik sınırlı bir müdahale bizi tatmin etmez. Kosova’daki gibi olmalı. Bir iki gün vur çık olmaz. Rejimi (Esad ve çevresini) bırakma noktasına getirmeli..”

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü var dünyada.

Bizde de Sınır Tanımayan Siyasetçiler var. Niçin örgütlemiyelim?!

DİĞER YENİ YAZILAR