Cehennemi beklerken

Haberin Devamı

Savaş ile hile, ekmek ile peynir kadar ileri bir yakınlığı ifade ediyor.

Suriye’de yaşanan kimyasal katliam savaş ihtimalini tavana vurdurdu.

Facianın bir ayağı kimyasal başlıklı füzenin varlığını, öteki ayağı ise bu silâhı kullanan vicdansızlığın sahibini açığa çıkarmayı gerektiriyordu.

Meselenin hile yapmaya müsait olduğunu Irak tecrübesi ispatlamıştır.

ABD’nin vebali vardır o uzun ve maliyetli savaşta.

Suriye’ye askeri müdahale, bu nedenle kabul edilebilir bir sebep bulunmasını gerektirdi.

Ama bu defa suçlananlar ikna edici şeyler söylemeye başladılar.

Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim “Hiçbir ülke kendi insanına karşı kimyasal silâh kullanmaz” dedi.

PKK’nın Suriye uzantısı PYD lideri Salih Müslim” “Şam rejimi bu saldırıyı BM heyetinin önünde gerçekleştirecek kadar ahmak değil!”

Savunma güçlü de olsa iddianın ispatlanması bekleniyor artık.

O kanıtların şu anda CIA’da bulunduğu ve Başkan Obama’ya gösterildikten sonra Başkan’ın “cezalandırıcı” bir tahrip kampanyası için kararını verdiği biliniyor.

Yönetimin şimdi bir yandan Esad’ın inadını kıracak operasyonu planlarken öbür yanda kamuoyunu ikna etmek için CIA belgelerini dünya ile paylaşması beklenmelidir.

Halk kalkışmasının iki sebep tahtında meşruiyeti olur:

Ya yabancı bir ordunun işgali söz konusudur ya da ülkeye egemen olan diktatörün baskısı ne özgürlük, ne hak-hukuk bırakmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin komşuları ile savaşmama geleneği vardır.

Rolümüz destek hizmeti vermekten daha ileri gitmemelidir.

Ayrıca kimyasal silâh kullanıldığına dair kanıtların açıklanması da operasyona katılmanın şartı olmalıdır.

Zaten iç savaşta kendini bitirmiş bir halk var.

Diktatör ateş sağanağının bitmesini sığınakta bekleyecek, olanlar yine masum insanlara olacak.

Cehennemi onlar yaşayacak, yine onlar ölecek!

Ne çözülecek?

Suriye krizi ile teröre karşı çözüm süreci kördüğüm hâline geldi.

Dünkü okuyucu mesajları güvensizlik yansıtıyordu.

“Dış siyasette başarının bu derece aşağıda seyrettiği bir dönem yaşamamıştık” tespiti, gerçeği yansıtmıyor mu?

Bir de şu “Kaç aydır Güneydoğu’da şehit olmuyor; daha ne?” sözü sakız olmuş gidiyor.

Okur “ÇÖZÜM” sözünün nereye gideceğinden şüphe duyuyor.

Endişesini uyarı ile ortaya koyuyor:

“Çözüm ülke-millet bütünlüğü aleyhine tavizler vermek demek olduğuna göre açık konuşayım:

Bu ÇÖZÜM müdür?

Yoksa T. C’nin çözülmesi mi?”

DİĞER YENİ YAZILAR