Kediye iftira!

7 Temmuz 2014

Seçimlerin AGİT tarafından denetime alınması Türkiye’ye yakışmayacak bir ayıptır!Yazık ki “hak etmediği bir aşağılanmadır” diyemiyorum.Çünkü 2014 Dünya Basın Özgürlüğü Raporu’nda Türkiye “basını özgür olmayan ülkeler” kategorisine inmiştir.Bu ilk kez başımıza geliyor!Türkiye’nin demokrasi liginden düştüğünü gösteren tablo Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilâtı (AGİT) tarafından adeta belgeye bağlanmış bulunuyor:Çünkü örgüt 30 Mart’taki yerel seçimi büyüteç altına aldıktan sonra hazırladığı raporda hile iddialarına yer verdiği gibi Cumhurbaşkanı seçimini izlemek -daha doğrusu denetlemek- üzere ülkemize gözlemci göndermeyi de önermiştir.30 Mart gözlemcilerinin raporu, hile ve seçmenlere baskı bağlamında bilinen şikâyetleri hatırlatıyor.Hile iddialarının iktidara ve yargıya olan güveni zedelediği anlatılıyor..Elbette dileğimiz AGİT önerisini geri çevirmekten daha fazla, denetim ihtiyacı doğuran sebeplerin ortadan kalkmasıdır.Sahte ve hayali seçmenler ile kamu kaynaklarının ölçüsüz şekilde kullanıldığı şikâyeti de rapora girmiştir.Ama seçim gecesini karanlığa boğan elektrik kesilmeleri esrarını halâ korumaktadır.Kırk trafoda kısa devre oluştu.O karanlıkta seçimin seyri değişti.Kırk trafoyu bozacak sayıda kediyi nereden buldular ve nasıl eğittiler?Sorumlu tutulanlar duvar gibi, sessiz ve utanmaz!Böyle denetimler geri kalmış ülkelerin başına geliyor.Yine de dürüst bir seçim için uluslararası denetime razı olmanın maddi ve manevi bedeli hileye göz yuman suçun yanında devede kulaktır.Hiçbir sebep seçim hilesini mazur gösteremez!Destan böyle olurGezi olayları sırasında ölen Ethem Sarısülük’ün ruhu huzur bulmuştur umarım.Mahkeme polis memuru Ahmet Şahbaz’ın olaylar sırasında “olası kasıtla adam öldürme” suçu işlediğine ve bu nedenle tutuklanmasına karar verdi.Savcı, sanık polisin eyleminin meşru müdafaa olmadığını öne sürdü.Sarısülük davası, siyasetçilerin bu tür olayları kışkırtmaktaki kilit rolüne ibret örneği veriyor.Başbakan olaylar sırasındaki sözleri ile suçu överek devletin polis gücünü yanlış yönlendirmiştir.Hükümetten beklenen, olaylarda hayatını yitiren dokuz gencin tümünün katillerinin bulunmasıdır.Destan öldürmekle değil, öldüreni bulmakla yazılır.Tepki göstermekte aceleci davranmak, maceracı kargaşaların davetiyesi oluyor!

Devamını Oku

Güler misin Ağlar mısın?

5 Temmuz 2014

Adil bir mahkeme, hakkını teslim ettiği mağdur insanları ülkenin sadık vatandaşı yapar.Yargının sağladığı güven duygusu, ülke bütünlüğünün de teminatı olur.Türkiye yargıdan kaynaklanan yaralarını iyileştirmeye çalışıyor.Özel mahkemeler eliyle yaratılan karabasan gibi bir yıkım dönemi geçirdik.Şimdi onarım dönemine girmiş bulunuyoruz.Balyoz adlı darbe davasının maddi ve manevi yıkımlarını göğüslemek elbette kolay olmayacaktır.Tesellimiz, cezaları Yargıtay’ca onaylanan mağdurların önce tahliye edilmeleri, yani özgürlüklerini kazanmalarıdır.Kimse onlara “sanık” veya “mahkûm” demesin.Doğrusu mağdur demekOnlar yüzyılın en çirkin iftirasına uğrayarak ailelerinden ve işlerinden üstelik lekelenerek koparılan masum insanlardır. Mağdur sıfatı onları daha iyi tarif ediyor.Neden tahliye edilmişlerdi?Çünkü başvurdukları Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma haklarının ihlâl edildiğine karar vermiş ve yeniden yargılanmaları yolunu açmıştır.Gerekçeli karar açıklandı.Gerekçelerin hiçbiri yeni bir şey söylemiyor.Mağdurlar ve avukatları yüzlerce kez söylediler:230 askeri suçlamak için gösterilen deliller kurguydu, sahteydi;Bilirkişi raporları ile dinlenen uzman mütalâlarının hiç birine itibar edilmedi;Tanıklıkları çok değerli olabilecek iki eski komutanla ilgili talepler, değersiz bahanelerle yerine getirilmedi..Geç olsun, güç olmasın“Allah ayaklarına dolaştırdı“ derler, delillerin bir çoğu bahse konu tarihlerden çok sonra üretilmiş programlarla hazırlandı.Benzetmek yerinde ise “Seyyah Evliya Çelebi, kitabını bitiremeyeceğini anlayınca seyahatlerini uçakla yapmaya karar verdi” diyen bir iddia.. Yakışırdı.Kanıt lâzımsa 400 yıllık bir uçağa biniş kartı bulmak bile mümkündür!Kumpas yoluyla adalet tepelenmiştir. Anayasa teminatına sahip adil yargılanma hakkı yerle bir edilmiştir.Şimdi bakıyoruz 230 Balyoz mağdurunun yeniden yargılanmalarını sağlayan kararı nedeniyle Anayasa Mahkememizi Avrupa Konseyi örnek mahkeme seçmiş..Mahkeme Başkanı Kılıç, yarın Strasbourg’ta toplanacak Bireysel Başvuru Konferansı’nın açılışını yapacak.Gururlanmalı mıyız? Tartışılır..Çünkü AYM’ni takdir sebepleri, Türk yargısının çağdaş ilkeleri yakalamaktaki gecikmesini yüzümüze vuruyor.Bize kalan, yürümekte geç kalmış bebeğin attığı ilk adımları görmenin hoşluğu diyelim..Keşke adil yargılanma hakkı diye bir sorunumuz olmasaydı ve Avrupa’dan da bu aferini almasaydık!

Devamını Oku

En büyük eksiğimiz

4 Temmuz 2014

Meclis’teki iki muhalif partinin ortak adayı İhsanoğlu konuştukça hakkında üretilen olumsuz değerlendirmeler bir bir çürüyor.Halkla ilişkilerini geliştirdiği son iki günlük çabaları bile Prof. İhsanoğlu’nu ayrı bir yere getirmiştir.Bu hızla giderse zaman darlığından kaynaklanan sıkıntılarını aşacaktır.Halk siyasetten sadece gerçekçi ve tutarlı şeyler dinlemek istemiyor. Bunların devlet adamlarına yakışan bir üslupla söylendiğini görmek istiyor.Perşembe günkü TV mülâkatında İhsanoğlu halkın bu alandaki beklentilerini karşılayacağı umudunu verdi.“Nasıl bir Cumhurbakanı olacağı” sorusuna cevabı, ülkenin muhtaç olduğu şey nedir, ortaya koyuyor:Doğru aday seçilmiş“Anayasa’ya göre hareket edecek. Halkta endişeler var. Siyasetin gerginleşmesi, ikincisi bölünmeler vatandaşı rahatsız ediyor..Birinci vazife toplumda ve ülkede huzuru yaratmak!”Önceki gece İhsanoğlu’nu dinleyenler, CHP ve MHP liderlerinin aday belirlerken isabetli bir seçim yaptıklarını teslim etmiş olmalıdırlar.Tayyip Erdoğan’ın açıklayacağı yeni vizyon “önce insanı kucaklamak” olacakmış..Millet her seçim zaferi ardından balkona çıkarak “önce insan” taahhüdünde bulunan Başbakan’ın daha ayağını yere basmadan sözünü unuttuğunu hatırlayacaktır.O bakımdan huzur vaadi iyi işlenirse İhsanoğlu, Tayyip Erdoğan’la aralarında var olan mesafeyi kapatabilecektir.Meclisteki iki muhalif partiyi ortak aday çıkarmaya mecbur eden sebepler halka iyi anlatılmalıdır.Adaletli rekabetÜlkedeki huzursuzluğun sebebi kuralları zorlayan siyasi ihtiraslardır.Adalete beslenen güvenin yok olmasıdır.CNN-Türk’te Prof. İhsanoğlu’nu izlerken yeni dönemin demokrasimize kalite kazandıracağı ümidini verdi.Cumhurbaşkanı’nı halk seçecek diye avunuyoruz.Hayır liderler seçecek. Onlar işaret edecek, yığınlar emri yerine getirecek.Halkı doğru seçimi yapacak kadar fikir ve bilgi sahibi kılmak için, en azından ikinci turda adayları TV’de münazaraya çıkarmak ihmal edilmemelidir.Seçimi demokratik kılan TV tartışması, bizdeki seçimlerin en büyük eksiğidir.Prof. İhsanoğlu “Ben hazırım“ diyor.Diğer aday Tayyip Erdoğan bu sınavdan hep kaçtı.Artık kaçmasın.Hesap vermek demokrasinin fıtratında var!

Devamını Oku

Seçime gölge düşmemeli...

3 Temmuz 2014

KP’li Hüseyin Çelik ters fikri savunma rolüne mahkûm münazaracılara benziyor.İktidar partisi sözcüsü olmak kolay değil.Cumhurbaşkanı adayı olan Başbakan’ın öteki adaylarla eşit koşullarda yarışmak için görevinden istifa etmesi, adaletli bir yarışın belki de ilk şartı sayılır.Bu görüş, kör taraftar olmayan çevrelerde seslendiriliyor.Haksızlığa bizzat CHP-MHP ortak adayı İhsanoğlu da “Recep Tayyip Erdoğan beyle eşit şartlarda mücadele etmiyoruz” diye eleştiri getirdi.AKP Sözcüsü Çelik beklenen cevabı verdi. “Sayın Başbakan istifa etmeyecek. Boşuna kendinizi yormayın” diyerek kestirip attı!Başbakan’ın seçime girerken istifa ettiğine dair örnek bulunmadığını da tezini güçlendirmek için ortaya koydu.Evet, Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu Çelik’in öne sürdüğü gibi başbakanı aday olacaksa istifaya mecbur tutmuyor.Kanun yapılırken bu sorunun akıl yürüterek aşılacağı düşünülmüş olmalıdır. Başka türlüsü tasavvur edilmemiştir.Yasada “devlet memurları ve diğer kamu görevlileri” başlığı altındaki kişilerin istifaları otomatiğe bağlanmıştır.Kanun bu adayları “Aday listesinin kesinleştiği tarih itibarıyla görevlerinden ayrılmış” sayıyor.Kanun koyucu adaylar arasında bir eşitsizlik doğmamasını gözetiyor.Kamu görevlilerini, memurları, yetki suiistimali yapmasınlar diye istifaya mecbur tutan sistem, devletin hemen tüm olanaklarını çok daha etkin biçimde kullanma imkânına sahip Başbakan’ı kontrolsuz bırakır mı?AKP iktidarının hukuku, adaleti değil kendi yararını gözeterek yaptığı yasalardan biri de bu!Umalım da hiç değilse devlet parası ile siyasi propaganda yapmanın aracı olan “toplu açılış” törenlerini sürdürmeye inat etmesinler...Çankaya’ya adaletsiz bir yarışın galibi çıkmasın!İki hatırlatma4500 polisin ardından 160 müdür ve amir de Doğu’ya gönderilmiş.“Şark hizmeti” diyorlar bir de.Aslında cezadır.Çünkü sürülen memurlar oraya hizmet değil sadece mutsuzluk ve nefret götürür.Kürt sorunu böyle doğdu ama halâ uyanamadık.***Ekmeleddin İhsanoğlu iki muhalif partinin ortak Cumhurbaşkanı adayı.CHP ve MHP yönetimleri, muhtemel bir yenilginin şimşeklerinden korunmak için paratoner mi kullanmak istedi?İhsanoğlu’nun görevi bu mu?CHP ve MHP iddia koymalıdır.Dışlarında bir olay gibi bakıyorlar, işin içine girmiyorlar.İhsanoğlu’nun ne dediğini bilen olmadığı gibi sesini duymayanlar bile var.

Devamını Oku

Adaletsiz bir yarış

2 Temmuz 2014

Cefakâr demokrasimiz yeni bir sınava hazırlanıyor.Çoğulcu, barışçı, özgürlükçü bir yaşam düzenine geçişi önümüzdeki gündem, bize fırsat olarak sunuyor.Yaşanacak tecrübenin kalıcı iyilik niteliği kazanması, doğru formüle edilmesine bağlıdır.Büyük bir çoğunluk, Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçileceği 10 Ağustos tarihini merkez alarak devletin üst katında yaşanacak değişimin aktörlerini isimlendirmeye uğraşıyor.Bu konuda zahmete gerek yok. Çünkü en azından çalıştığı kanıtlanmış bir Putin-Medvedev tahteravallisi var.Bu mekanizma rejimin 1 ve 2 numaralı adamlarını Devlet Başkanlığı ile Başbakanlık koltuklarına dönüşümlü olarak oturtuyor.Bizde Putin hazır da Medvedev adayı tarife uymuyor.Cumhurbaşkanı Gül’ün başkanlık düzenini gerekirse oldu-bittilerle yerleştirecek olan Tayyip Erdoğan’a biat etmesi mümkün görülmemelidir.Bu zor bir uzlaşmadır.Son Gül-Erdoğan görüşmesinde “Başbakan ve Genel Başkan kim olsun?” meselesinin sonraya bırakılması şaşırtıcı değil. Bu karar, problemin hasar yaratmadan çözülemeyeceği gerçeğini Gül ile Erdoğan’a birlikte kabul ettirmiş demek ki.. öyle görünüyor.Bu günleri, dürüstlüğü şüphe götürmeyen bir seçimi gerçekleştirmek için değerlendirmek lâzım.Şu andaki sorun, seçimin adil olmadığı iddiasının haklılık taşımasıdır.Üç aday yarışacak 10 Ağustos’ta.Biri Başbakan... Devletin tüm imkânları emrinde.. Biri milletvekili üçüncüsü milletvekili bile değil.Başbakan Ferrari ile, diğer ikisi bisikletle girecek yarışa...Hayırlı bir yolculuk olmaz bu!Anayasa’da istifa diye bir mecburiyet bulunmuyor. Olabilir.İktidar partisi, liderine devletin tüm imkânlarını seferber edecektir.Propagandanın etkinliği, rakip adayların üstünden silindir gibi geçecektir.Öyle seçim olmaz. Haksızlığa uğrayanlar süt dökmüş kediler gibi sus pus oturmasın. Adaletsiz bir seçim frensiz araca benzer.Riski göze alınamaz.Hele böyle yokuş bir yolda..Niyet-kısmetMetropol Araştırma Şirketi’nin son anketi ilginç bulgular sergiliyor.Mesela Başbakan Erdoğan Çankaya’da partili cumhurbaşkanı istiyor ya; ankete katılan AKP seçmenlerinin yüzde 40’ı tarafsız cumhurbaşkanı istemiş.Aynı şekilde halkın yüzde 45.4’ü Erdoğan’ın ne başbakan ne cumhurbaşkanı olmasını istemiş.Tuhaf değil mi?Sandığa gitme zamanı geldiğinde AKP böyle düşünen seçmenleri nasıl etkisiz hale getiriyor acaba?

Devamını Oku

Mümkün mü inanmak?

1 Temmuz 2014

Herkesin cumhurbaşkanı olacağım..Bu söz Başbakan Erdoğan’ın dünkü konuşmasının en dikkate değer noktası idi.Kimi iyiye işaret saydı, kimileri de “O lâfa karnımız tok” diye tepki gösterdi.Anketlere bakanlar Cumhurbaşkanı seçimini ikinci turda bile olsa Başbakan Erdoğan’ın kazanacağını görüyor.Ama “herkesin Cumhurbaşkanı olma” niyetini Erdoğan’ın en azından tavırlarıyla kanıtlamayı beceremediğini söyleyenler az değildir.Öyle olmasa toplumu kutuplaştırdığı için çok eleştiri alan bir siyasi lider dünkü töreni, muhalif olduklarını düşündüğü medyaya kapatmazdı.Başbakan’ı balkonlara çıkarıp böyle vaadler yapmaya heveslendiren seçim başarıları çok olmuştur.O konuşmalar da değişim umutları yaratmıştı.İnanmak kolay değilAma oniki yılın bu manada geride bıraktığı sonuçlar ümitli bir bekleyişi hak etmiyor.Çankaya’ya hazırlanan Başbakan toplumu dilim dilim bölme huyundan vazgeçemeyeceğini göstermiştir yine.Başbakan’ın siyaset yapma tarzı hayalî veya abartılı düşmanlar yaratmaktır. Gerginlikten beslenen üslubunu değiştirmesi beklenmemelidir. Ta ki “Artık sesini duymaya dayanamıyorum“ deyip TV’sinin sesini kapatan vatandaşların sandıktan verecekleri mesaj farkedilir hale gelene kadar.Cumhurbaşkanı olursa Erdoğan AB üyeliği, çözüm süreci ve başkanlık sistemine geçiş için çalışacağını söyledi dün.AB hedefine bağlılık elbette destek vermeye lâyık bir amaçtır. Ama sistem değişikliği getirme zorlamaları tedirginlik sebebi olmaktadır.Niye ortak aday?..AKP siyasi toplantıları gösteri sanatlarının bir kolu haline getirmeyi başarmış bir parti. Erdoğan’ın “cülus” (padişahın tahta çıkışı) töreni, uzun yıllar hatırlanacak bir şovdu.Ama bu etkileyici gösteri Türkiye’nin dış politikada kendine ve komşularına büyük dertler açmış olduğu gerçeğini unutturmayacaktır.Başbakan’ın kürsüde Fatiha okuması da din istismarının tırmandığı seviyeyi göstermesi bakımından uyarıcı olmalıdır.Muhalefetin niye ortak bir aday çıkardığı sorusu, Prof. İhsanoğlu’nun şu tesbitinde cevabını buluyor:“Bugün Türkiye, kuruluş temellerinin dışında dini yozlaştırmış toplumu 12 Eylül öncesinden de kötü biçimde kamplara bölmüş bir iktidar tarafından yönetiliyor.”Halkın başlıca ihtiyacının huzur olduğunu söyleyen Ekmelettin İhsanoğlu, kutuplaşmaya çare olacağına inandığı sentezi hemen açıklamalıdır.Zaman su gibi akıyor!

Devamını Oku

Büyük gaf!

23 Haziran 2014

Başbakan’ın kürsüye her çıkışı, özellikle hukuk düzeni için deprem alârmı gibi bir ihbar oluyor.Son dönemdeki takıntısı sandık..“Her şey sandıktır”diyor, başka bir şey demiyor.Bu durum, cumhurbaşkanı seçiminden sonra başkanlık sistemine geçiş için tüm imkânları zorlayacağının habercisi olarak görülmeli.Başbakan önceki gün böcek soruşturmasında şüphelilerin serbest bırakılmalarını eleştiren sözler sarf etti. “Benim bu karara itirazım var”dedi.Tayyip Erdoğan sandıkta tayin edilen gücün neredeyse her itiraza, her yaptırıma kadir olduğunu, olacağını kabul ettirmeye çalışıyor topluma.Abant Platformu toplantısında anayasa hukukçusu Prof. Serap Yazıcı, geleceğe yönelik endişeler taşıyan bir değerlendirme yaptı.“Son genel seçim ardından Türkiye’nin çoğulculuk yönünde değil çoğunluk yönünde bir yere savrulduğunu gördük. İfade hürriyeti, basın hürriyeti, toplantı ve gösteri yürüyüşü, anayasaya da aykırı biçimde sınırlandı.”Prof. Yazıcı 10 Ağustos seçiminden sonra sistem değişikliği yönünde bir zorlama bekleneceğini, Türkiye’nin kararnamelerle yönetilen bir sisteme geçebileceğini belirterek “Gelecek için umutlu olmak imkânsızdır” dedi.En büyük, daha doğrusu tek demokratik gücün sandık olduğunu söylediği konuşmasında Başbakan Erdoğan Balyoz tahliyelerine de değindi.Özgürlüklerine kavuşanlara şöyle seslendi:“Biz olmasaydık içerdeydiniz” dedi.Niye?. Cevabı şu:‘AİHM lehlerinde bir netice verse bile biz bir bedel verirdik ve içerde kalmaya devam ederlerdi. ‘Tek adam iddiasının sarhoşluğu da yanlış şeyler söyletir.Başbakan’ın ‘sayemizde çıktılar’demesi büyük gaftır.‘Sayemizde içeri girdiler’ demektir...‘Sayemizde bu kadar uzun yattılar’demektir!Türkiye’nın bu anayasaya sığamayan siyasetçilere ihtıyacı yok.Çünkü onlar maceracıdırlar..

Devamını Oku