Askere gücünü adalet verir..

12 Haziran 2014

Modern çağın değerleri Ortadoğu halklarını koruyamıyor.Savaş ortamında yaşamaktan bile daha mutsuz edici, korku verici bir atmosfer boğuyor insanları.Din ve mezhep ayrımından üreyen çözümsüzlükler savaşın doğasını değiştiriyor. Aynı türden canlılar birbirlerine zarar vermezler; Ortadoğu’daki tür hemcinsini öldürmekle tatmin bulamıyor, kalbini çıkarıp yiyor!Bu nefret Suriye’yi imha etti.Terörün acımasızlığı hiç değişmiyor. Değişen sadece uygulayıcı örgütlerdir.Şu dönemde IŞİD (Irak Şam İslâm Devleti) öne çıkıyor. Türkiye’nin dış politikası kötü yönetildiği, bazı silâhlı gruplara destek verdiği için riskleri büyüyor.Türkiye Özgür Suriye Ordusu’nu destekliyor.IŞİD de Özgür Suriye Ordusu’nu hedef aldığı için Türkiye IŞİD’in düşmanı konumuna giriyor.Krizden fırsatİngiliz Guardian gazetesi Afganların Sovyetlere karşı savaşı sırasında ABD ve İngiltere tarafından uygulanan yanlış politikaların sonuçta yarattığı felâketi hatırlatmış dün;“El Kaide’yi destekledik bize karşı döndüler. Bu politika yüzünden Pakistan şimdi iç savaşın eşiğine kadar giden sürekli bir terörist başkaldırı ile uğraşıyor. Böyle giderse Türkiye’nin de aynı sorunla karşılaşması muhtemel..”Son günlerde yaşanan terör saldırıları Türkiye’yi savaşın kıyısına kadar getirmiştir.Vadesi geçmiş sınırlar belli ki yeniden çizilmek istiyor. Yaşanan krizi siyasi iktidar fırsata dönüştürmeli, Arap Baharı ile ortaya çıkan ihtirasların işaret ettiği Sünni liderliği gibi hedefler unutulmalıdır.Bölgenin başat özelliği öngörülebilir olmamaktır.Ne tür bir belâ, ne zaman, nerede çıkacak; tahmin edilemiyorsa ilk bakılacak yer ülkenin silâhlı kuvvetleridir.İftira yarası...Silâhlı kuvvetlerin psikolojik onarıma şiddetle ihtiyacı var. Ordunun komutanları, benzeri görülmemiş bir kumpasın hedefi yapılmış, en kirli iftiralarla yaralanmıştır.Kumpas bulgusu, artık bir günlük esaretin bile adalet cinayeti sayılmasını gerektiyor.Ama görünmeyen bir irade, gündem değiştirerek hakkın yerini bulmasını önlüyor, geciktiriyor.Dünkü VATAN’ın manşeti “Tahammülüm kalmadı” diyerek TSK’dan istifa eden Amiral Demirus’un isyanını duyuruyordu.“Tertip davalarla kurban edilen yüzlerce komutanımız, silâh arkadaşımız var. Hepsi için bir oyalama, öteleme güdülüyor. Dört senedir zindanda çürüyorlar. Yeter!”İftira yaralarını iyi etmek yalnız adaletin emri değil, güçlü ordu sahibi olmanın da gereğidir.Çünkü iftira yarası kurşun yarasından daha öldürücüdür.

Devamını Oku

57. Alay Sancağı

11 Haziran 2014

Düşman sayılmayı teröristten daha fazla hak eden suçlu yoktur!Diyarbakır’da Türk bayrağına yapılan saygısızlık geri tepmiştir.Bayrağımıza hakaret, sahiplenme duygusu içinde milleti birleştirmiştir.Bayrağa sevgi ve saygı ne de olsa milletin genlerinde, geleneğinde var.Emekli Büyükelçi Onur Öymen bu gerçeğe Çanakkale Savaşı’nda yaşanmış bir kahramanlık öyküsü ile katkıda bulunmuş.İletisini paylaşmak istedim:25-26 Nisan 1915 tarihinde Arıburnu’nda karaya çıkan düşman 19. tümen komutanı kurmay yarbay Mustafa Kemal’in verdiği “Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum..Biz ölene kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve komutanlar geçebilir” emrini uygulayan Türk birliklerince durduruldu.Bu birliklerden biri yarbay Hüseyin Avni Bey’in 57. Alay’ıydı. Bu alayın başta komutanları olmak üzere 628 kişilik mevcudunun tamamı şehit düşmüştü.57. Alay Sancağı Avustralya’nın Melburn Müzesi’nde sergilenmektedir. Altındaki levhada şunlar yazılıdır:Bu alay sancağı, Gelibolu savaş alanından getirilmiştir ama tutsak edilmemiştir. Çünkü Türk ordusunun milli geleneklerine göre, bir alayın sancağı, alayın sonuncu eri ölmeden teslim edilemez.Bu sancak, sonuncu muhafızının da altında ölü olarak yattığı bir ağacın dalına asılı olarak bulunmuştur.Kahramanlık timsali olarak karşınızda duran bu Türk alay sancağını selâmlamadan geçmeyiniz!İki uyarıcıBaşbakan, 12 yıldır Türkiye’de yaşayan CNN muhabirini “ajan” diye suçlayınca zavallı adam ardına bakmadan kaçtı.Ardında kalan ses, ülkemiz için çok kötü puandır.“Burası tehlikeli” dedi çünkü.ABD eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, anılarını yazdığı kitabında Ankara’dan “sinir bozucu” diye söz ederken ülkenin gidişi konusunda “istikameti belirsiz“ ifadesini kullandı.Komşu coğrafyanın, Türkiye’yi kavgaya dahil olmaya zorlayan oldu bittileri, yukardaki değerlendirmelerin isabetini belirtiyor.Kötü dış politikanın girdap etkisi bu: Radikal İslâmcı IŞİD terör örgütü bir gün önce Musul’u ele geçirmişti, dün Türk Konsolosluğu’nu basarak içindekileri rehin aldı.Bölge avcıların av olduğu bir safari parkına benziyor.Arapların mezhep kavgasında işimiz neydi sorusuna cevap arayacak en iyi zaman.Verdiğimiz silâhların şimdi bize çevrilmiş olması beklenmedik bir durum mu? Hayır.Yavaş yavaş uzaklaşmak lâzım bu ateşten.

Devamını Oku

Tekrarı asla yaşanmamalı

10 Haziran 2014

Bayrak krizinin, Çözüm Süreci’ni sabote etmeye dönük niyetlerin eseri olduğu kesin!Çünkü şu dönemde böyle bir krizden kimlerin yarar umabileceğini sorduğunuz zaman karşınıza PKK çıkıyor.PKK denince İmralı’yı değil Kandil’i düşünmek lâzım.Kürtçü siyasetin oyun kurucuları Çözüm Süreci’ne inançla destek verdiklerini söylüyorlar.Öcalan önceki gün İmralı’ya giden HDP heyetine “tarihi bir aşamadayız; başarılı olacağımıza inanıyorum“ demiştir.Konuşmasında üç önemli mesaj dikkati çekiyor:“Provokasyonlara karşı iki tarafı da uyarıyorum;“Yeni aşamanın hayata geçirilmesi için umudum aynı kararlılıkla sürmektedir;“Çatışmasızlık durumuna mutlak saygı göstermesini iki taraftan da beklemekteyim.”PKK ayrı telden...Diyarbakır’daki bayrak krizi PKK yapımı bir provokasyondur.PKK dünyanın son terör örgütü unvanını kazanmak inadına takılmış halde değilse süreci desteklemek zorundadır.Ama sürecin hedeflerine ilerlemesi PKK eylemleri yüzünden aksıyor zarar görüyor.Kürt kökenli iktidar milletvekili Mehmet Metiner PKK’nın “Öcalan’ı boşa çıkarmak” istediğini öne sürüyor.Metiner PKK’nın ilk defa evlâtlarını geri isteyen annelerin eylemi sayesinde sorgulanmaya başladığını hatırlatarak şu kritik soruyu sordu:“PKK’nın dağda kalmasını gerektiren hiçbir sebep yok. Kürtleri halâ dağa çağırmaya çalışan KCK’ya sesleniyorum; nedir amacınız?”Dağa çıkarılan çocukların anneleri üstünden gelişen tartışma, insani duyarlılıkların da itişleri ile Çözüm Süreci’nin motoru olabilir.Bayrak gündemi örttüSiyaset bir yandan Kürt sorununu çözmeye uğraşırken bir yandan da yaklaşan Cumhurbakanı seçimine formüller arıyor.MHP lideri Bahçeli dün Başbakan’ın İmralı ile pazarlık yaptığını öne sürdü:“AKP ile İmralı’nın pazarlığı şudur: Ver Güneydoğu’yu, al Çankaya’yı!”Diyarbakır’da askeri birliğin önündeki Türk bayrağının indirilmesi ucuz atlatılmış bir küçük felâkettir.Ve toplumsal ruh halimizin ikinci bir tahriki yumuşak atlatmaya elverişli olmadığını bilmek zorundayız.Tedbirlerimizi, iş olup bittikten sonra metanetimizi korumak yolunda örgütlemek yerine kışkırtıcı eylemi işin başında durdurmak üstüne kurmalıyız.Toplumun ve siyasetin bayrak yoluyla yapılacak bir hakarete ne kadar ağır ceza keseceğini bu vesile ile öğrendik.Tanrı bizi kendi gazabımızdan korusun!

Devamını Oku

Süreci terk etmemeliyiz

9 Haziran 2014

Pervin Buldan İmralı’da Öcalan’la 19 görüşme yapan HDP heyetinin değişmeyen üyesidir.Çözüm Süreci’ni değerlendirirken “Bu yoldan geri dönüş yok“ dedi.Yani sürecin dönüşü olmayan bir noktaya gelip dayandığını anlatmak istedi.Bu gerçeği hükümetin de fark ettiğini görüyoruz.Olaylara müdahale eden polisin Lice’deki tutumu farklı bir duyarlılık sergiliyor.Batı kentlerinde göstericilerin ayaklarını yerden kesen basınçlı su uygulaması Güneydoğu’da göstericileri incitmeme talimatı ile yumuşatılmış belli. Su bedene değil ayaklara sıkılıyordu.Ama Pervin Buldan’ın sözleri, daha büyük adımların atılması zamanının geldiği uyarısı içeriyor.Ayrıca devlet heyeti ile Öcalan’ın üstünde anlaştıkları bir projenin varlığından haberdar oluyoruz.Buldan “ana hatları belirlenen yol haritasını ilân etme“ vaktinin geldiğini söylüyor. Gecikmenin, süreci provoke etme fırsatı kollayanlara yarayacağını hatırlatıyor.Dağa giden çocuklar ve Lice olayları acaba geç kalmanın sonuçları mıdır?Buldan’a göre kalekol inşaatları, askeri sevkiyat, hava hareketliliği kafalarda savaş hazırlığı algısı yaratıyor süreç bundan olumsuz etkileniyor.Doğru bir tespit bu. Bir başka doğru da kriz vukuunda ilk akla gelen tedbirin Öcalan’ın kapısını çalmak olduğudur.Lice olayları ardından PKK yazılı bir açıklama yayınladı:“Üç kişilik HDP heyetinin arada bir İmralı’ya gidip gelmesi artık hiçbir sorunun çözümü için yeterli olmayacaktır!”Kürt siyasal hareketi, müzakerelere meşru bir zemin yaratmaya çalışıyor.Bir yandan da süreçte rol oynayan bakanların HDP heyeti ile yetinmeyip artık doğrudan Öcalan’ı muhatap almalarını kabule zorluyor.Çözüm Süreci kırılmış ve sapmıştır.Bir yanda kazanımların heba olmaması duyarlılığı kendini belli ederken öbür yanda PKK “Öcalan’ı büyütmeyin“ mesajı içeren açıklama ile durumu daha karmaşık hale sokmuştur.Günün hasadı, güven ve içtenlik eksiğinin daha yakıcı bir şekilde kendini göstermesidir.Buna rağmen hiç bir neden, çözüm süreci sayesinde elde edilmiş kazanımların feda edilmesini haklı göstermemelidir.Kürt siyasetçiler sürecin kazanımlarını anlatarak barışın savunuculuğunu yapmalıdır.Terör örgütünün göze aldığı bayrak indirme türü eylemleri bağışlamak mümkün değildir. Böylesi tahriklerin amacı bellidir, siyasi liderler halkı böyle tuzaklardan korumalıdır.Barış, şeffaflık ve cesaretin ödülüdür..

Devamını Oku

Koltuğa feda edilmesin...

7 Haziran 2014

Doğru; Güneydoğu’da bugün devlet otoritesi varlığını duyurmuyor.Egemen devlet iddiasından bir iktidar vazgeçmeye razı olur mu?Olmaması gerekir.Ama öyle sorunlar iktidarı boyun eğmiş görünmeye mecbur eder ki, geçici olarak ve taktik gereği rıza gösterirsiniz.Güneydoğu’da PKK birkaç noktada yol kesip kimlik kontrolü yaparken “buralar benim” narası atmış olmuyor. Böyle eylemlerin devleti itibarsız hale düşürmekten başka bir sonucu yoktur.Ama terör örgütünü yönetenler hesap hatası yapıyorlar.Devletin oradaki pasifliği sanılmasın ki bölücü örgüte mevzi kazandıracak; büyük yanlıştır.Çünkü bu görüntü toplumda öyle bir tepkime yaratır ki, o ana kadar mutabakatı sağlanmış kazanımlar elden uçar gider.Söz konusu kazanımların netliği yok ama çok büyük kavgalara yol açacağı belli. AKP’nin Diyarbakır’da düzenlediği Çözüm Süreci Çalıştayı’nda Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın yaptığı açıklama şüphe doğuracak belirsizlikler taşıyor.Takvime bağlanmış bir yol haritası için çalışıldığını belirten Beşir Atalay, atılacak adımlar konusunda ipuçları veriyor:“Çözüme en yakınız, başaracağız ve mecburuz. Siyasete güven, eve dönüşler, hayata dönüşler, siyasete dönüş, hepsi var. Bütün bunlar görüşülüyor.”Neredeyse kapsamlı bir genel af vaadinin derinden gelen sesi ... Eve, hayata ve siyasete dönüşleri sağlayacak bir uzlaşma mı oluştu Oslo’dan bu yana? Bilmiyoruz.Ama CHP dün bölgedeki otorite boşluğuna iktidarın göz yumduğunu iddia ederek nedenini sordu. Cevabını da verdi:“Başbakan’ın cumhurbaşkanı olma hesapları onu bu olaylara göz yummaya yöneltmektedir.”Cumhurbaşkanı olma isteği ihtiras ölçeğinde de olabilir.Bu ayıp değil. Yeter ki Anayasa çiğnenmesin, Türkiye’nin birlik ve bütünlüğü pazarlık masasına gelmesin!Böyle danışman dostlar başınaBaşbakan’ın Başdanışmanı Akdoğan maaşını son kuruşuna kadar hak ediyor!Verdiği mülâkatta Başbakan’ı yere göğe koyamamış...“Muhtar bile olsa farketmez, ülke yönetimini oradan etkilerdi demiş..” Bu güçte bir siyasi liderin belli makamlara hapsedilemeyeceğini savunuyor.Başdanışman’ın teşhisi doğruysa Tayyip Erdoğan’ı başkanlık bile kesmeyecektir. Hazır olalım..

Devamını Oku

Sürecin tek eksiği halk

6 Haziran 2014

Başbakan Erdoğan yüzde 50’yi birinci turda geçerek Çankaya’ya çıkmak istiyor.Çünkü hayalini kurduğu hedefler güçlü bir liderlik talep ediyor.Cumhurbakanı seçimine iki aydan az bir zaman kaldı. Ülkenin siyasal havası, seçimin birinci turda sonuçlanacağı inancını vermiyor.Hatta iktidarın Kürt partileri ile resmi pazarlık içindeymiş gibi bir izlenim uyandırmaktan sakınan tutumu, siyasetin tabiatından gelen riskleri büyütüyor.Çözüm sürecinin ürünü olan ateşkes, başarılı bir hasattır ama iktidar bunun kredisini seçime giderken asayişi sağlamış görünmek için kullanmıştır.Bu durum Kürt siyasetçilere kendilerini Tayyip Erdoğan tarafından kandırılmış hissettiriyor.PKK’nın yol kesme ve çocuk kaçırma eylemleri terör örgütünün muhataplarına “böyle gitmez” mesajıdır. Vaat edilen bazı kazanımların seçimden önce hayata geçirilmesi talebidir.Kürtler İmralı’da MİT’e muhatap olan Öcalan’ın artık karşısında siyasal kimliğe sahip insanlar görmesini istiyor. Görüşmelerin meşru bir zemin kazanması için israr ediyor.Siyasi müzakerenin toplumda olumsuz karşılıklar bulmaması için beylik taktik, iki tarafın da hoşnutsuz ve tepkili görünmesidir.Başbakan’ın bu roldeki başarısı kuşku götürmez. Ama yarattığı baskı muhataplarını yoldan çıkarabilir ki kaza ağır maliyet doğurabilir.BDP Genel Başkanı Selâhattin Demirtaş, kendilerine hakaret ettiğini söylediği Başbakan Erdoğan’a ağır bir karşılık verdi.“Bu adam Başbakan ve Cumhurbaşkanı olmaya lâyık değil” dedi.Seçimi garantiye almak için gereken Kürt oylarını vermeyerek Başbakan’ı cezalandıracakları tehdidini de ekledi.Yaparlar mı? İnanması zor.Çözüm süreci önemli fakat riskli bir projedir.En zayıf noktası, ne alınıyor, ne veriliyor; toplumun bilmiyor olmasıdır.Karanlık işler dönüyor şüphesi uyanmamalıdır.Şu anda bu tehlikeyi yaşıyoruz!Adaletin onuruHrant Dink cinayetiyle ilişkili olarak haklarında soruşturma açılması talep edilen 9 kamu görevlisi için verilen takipsizlik kararı kaldırıldı.“Kovuşturmaya yer olmadığı” kararı utanç verici bir karardı.Cinayet, organize bir suçun tüm unsurlarını bağırıyordu.O nedenle verilen takipsizlik kararları Türkiye’yi töhmet altında bırakmıştı.Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi Türk yargısının onurunu kurtarmıştır.Uzun bir aradan sonra tekrar “Türkiye’de hakimler var” diyebilmek güzel.Umarız suçlananlar karşılarında adil bir mahkeme bulurlar.

Devamını Oku

Birleşik muhalefet

5 Haziran 2014

Muhalif partileri bütünlük taşıyan bir güç haline getirmek Ağustos’taki seçime iddia ve umutla katılmanın ilk koşuludur.Bu koşulun gerçekleşmesini sağlamak özveri istiyor.İstemek kolay almak zor.Bu zoru aşmak da birleşme ile sağlanacak yararları ve birleşme sayesinde savuşturulacak tehlikeleri halka iyi anlatmakla mümkün.Çatı adayını bulabilmek için CHP ve MHP liderleri fır dönüyor.İsim telâffuz edilmeyen bu toplantılarda kim bilir kaç defadır üstün nitelikler sayılıyor.Niçin devamlı tekrarlanıyor?Çünkü birleşik muhalefetin, aday olması beklenen Tayyip Erdoğan’da bulunmayan niteliklere sahip bir aday bulacağı beklentisi oluşturuluyor.Öncelik seçtirmemekBirleşik muhalefetin halkta uyandırmak zorunda olduğu inanç dikta hevesinden kurtulmak bilmeyen Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı yapılmamasıdır.Bu seçimdeki öncelik Başbakan’ın Köşk yolunu tıkamaktır.Öyle anlatılmalı ki halk bir cumhurbaşkanı seçmekten daha önce demokratik ve laik cumhuriyeti koruma görevine çağrıldığını bilmelidir.Kim, nasıl başaracak bu büyük ikna operasyonunu?Bulunacak adayın birikimi enerjisi yetmez.Ana muhalefet lideri, Anayasa “tarafsız cumhurbakanı” istiyor diye çatı adayın partilerden destek görmemesi gerektiğini düşünüyor.Bu yaklaşım kaybetmeye mahkûmdur.Anayasa tarafsız cumhurbaşkanı istiyor. “Aday tarafsız olmalı” demiyor.Adaylığı neredeyse kesinleşmiş olan Başbakan Erdoğan koca bir parti aygıtını, devletin tüm imkânlarını arkasına alacak ama karşısındaki aday tek başına, muhtar adayı gibi sahipsiz, çaresiz seçmene ulaşmaya çalışacak.Başkanlık saplantısıÖyle bir stratejinin sonu, sandığı beklemeye gerek yok; şimdiden hezimettir!İngiliz haber ajansı Reuters’ın iktidar çevrelerine atfen verdiği bir haber var; AKP’nin başkanlık sistemine geçiş için yeni bir yol deneyeceği öne sürülüyor.Habere göre Erdoğan Çankaya’ya çıktığında güvendiği bakanlardan oluşan bir “konsey” oluşturacak. Ülkeyi meclis ve hükümetin bir kısım yetkilerini devredeceği bu konseyle yönetecek.Anayasa hukuku uzmanı Prof. Ergun Özbudun, bunun başkanlık sisteminin fiilen getirilmesi olacağını fakat Anayasa’ya aykırılığının da saklanamayacak kadar açık olacağını söylüyor.Muhalefet işin eğlenceli tarafı olan ziyaretlerle çok vakit kaybediyor.“Son pişmanlık fayda vermez” ata sözünün tekrar doğrulanmasına hiç gerek yok. Zaman bitiyor!

Devamını Oku

Yalan uzun yaşamasın..

4 Haziran 2014

Kara propagandaya karşı savunma hakkını parlamenter demokrasiler tanıyor.Unutmak mümkün değil; Bir yıl önce 11 Haziran 2013’te Başbakan, AKP Grup Toplantısı’nda taraflı tarafsız herkesin tüylerini diken diken eden bir iddia ortaya atmıştı:“Benim başörtülü kızlarıma başörtülü bacılarıma saldırdılar. Bu olaylarda çok önemli bir yakınımın gelinini Başbakanlık ofisimin yanında yerlerde süründürdüler. Kendisini çocuğunu taciz ettiler. Bu mudur özgürlük, çevrecilik?”Gezi protestolarının yeni başladığı dönemde Dolmabahçe’de yaşandığı iddia edilen bu taciz-tecavüz olayının gerçekte hiç yaşanmadığı artık gönül rahatlığı ile söylenebilir.Çünkü Başbakan çok arzu ettiği halde iddiasını kanıtlama imkanı bulamamıştır.Kanıt diye 13 Şubat 2014 tarihinde yayınlanan görüntülerde bir saldırı gerçekleştiğini düşündürecek herhangi bir görüntü tesbit edilmemiştir.Buna rağmen başta Başbakan olmak üzere iktidar sözcüleri ve yandaş medya bu hayal ürünü saldırıyı sahiymiş gibi sömürmekten vazgeçmemiştir.Bu zehirli yalan belli ki önümüzdeki seçimlerin de malzemesi olacaktır. Parlamentonun bu iddiaya ilgisiz kalması ağır bir kusurdu.Yalana karşı beklenen müdahale nihayet dün gerçekleşti.CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu İçişleri Bakanı’nın cevaplamasını istediği soruları içeren bir önerge verdi.- Gerçekleşmemiş bir olayın olmuş gibi gösterilme sebebi nedir?- Bu tür iddiaların kutuplaştırıcı ortam oluşmasına sebep olduğu iddiası doğru mudur?- Başbakan, üzerinden bir yıl geçmesine rağmen görüntüleri niçin kamuoyu ile paylaşmamıştır ve ne zaman paylaşacaktır?- Görüntü olmadığı iddiası doğru ise Başbakan neden yanıltıcı açıklama yapmıştır?CHP’li Tanrıkulu iyi bir iş yapmıştır. Cevapları ısrarla takip etmek, hamlesini daha değerli kılacaktır. Şu kesin.. Yalan barındıran toplumlar, güvenli ve mutlu olmuyorlar!Herkes yerindeAdil Gür iyi bir araştırmacıdır. Seçim tahminleri hep isabetli olmuştur.Yakın zamana kadar Başbakan Erdoğan’ın aday olup seçimi kazanacağını söylüyordu.. Hem de yüzde 99 ihtimalle.Ama son söyleşisinde “kafam karıştı” diyor.Bu karışıklığı, AKP kulislerinden yükselen “Sürpizleri bekleyin” anonsu yaratmış olabilir.“Cumhurbaşkanı da, Başbakan da yerlerinde kalabilir mi bilmiyoruz” diyor.AKP kulislerinde farklı arayışları kumar sayanlar geçen yıldan beri var!

Devamını Oku