Sürecin tek eksiği halk

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan yüzde 50’yi birinci turda geçerek Çankaya’ya çıkmak istiyor.

Çünkü hayalini kurduğu hedefler güçlü bir liderlik talep ediyor.

Cumhurbakanı seçimine iki aydan az bir zaman kaldı. Ülkenin siyasal havası, seçimin birinci turda sonuçlanacağı inancını vermiyor.

Hatta iktidarın Kürt partileri ile resmi pazarlık içindeymiş gibi bir izlenim uyandırmaktan sakınan tutumu, siyasetin tabiatından gelen riskleri büyütüyor.

Çözüm sürecinin ürünü olan ateşkes, başarılı bir hasattır ama iktidar bunun kredisini seçime giderken asayişi sağlamış görünmek için kullanmıştır.

Bu durum Kürt siyasetçilere kendilerini Tayyip Erdoğan tarafından kandırılmış hissettiriyor.

PKK’nın yol kesme ve çocuk kaçırma eylemleri terör örgütünün muhataplarına “böyle gitmez” mesajıdır. Vaat edilen bazı kazanımların seçimden önce hayata geçirilmesi talebidir.

Kürtler İmralı’da MİT’e muhatap olan Öcalan’ın artık karşısında siyasal kimliğe sahip insanlar görmesini istiyor. Görüşmelerin meşru bir zemin kazanması için israr ediyor.

Siyasi müzakerenin toplumda olumsuz karşılıklar bulmaması için beylik taktik, iki tarafın da hoşnutsuz ve tepkili görünmesidir.

Başbakan’ın bu roldeki başarısı kuşku götürmez. Ama yarattığı baskı muhataplarını yoldan çıkarabilir ki kaza ağır maliyet doğurabilir.

BDP Genel Başkanı Selâhattin Demirtaş, kendilerine hakaret ettiğini söylediği Başbakan Erdoğan’a ağır bir karşılık verdi.

“Bu adam Başbakan ve Cumhurbaşkanı olmaya lâyık değil” dedi.

Seçimi garantiye almak için gereken Kürt oylarını vermeyerek Başbakan’ı cezalandıracakları tehdidini de ekledi.

Yaparlar mı? İnanması zor.

Çözüm süreci önemli fakat riskli bir projedir.

En zayıf noktası, ne alınıyor, ne veriliyor; toplumun bilmiyor olmasıdır.

Karanlık işler dönüyor şüphesi uyanmamalıdır.

Şu anda bu tehlikeyi yaşıyoruz!

Adaletin onuru

Hrant Dink cinayetiyle ilişkili olarak haklarında soruşturma açılması talep edilen 9 kamu görevlisi için verilen takipsizlik kararı kaldırıldı.

“Kovuşturmaya yer olmadığı” kararı utanç verici bir karardı.

Cinayet, organize bir suçun tüm unsurlarını bağırıyordu.

O nedenle verilen takipsizlik kararları Türkiye’yi töhmet altında bırakmıştı.

Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi Türk yargısının onurunu kurtarmıştır.

Uzun bir aradan sonra tekrar “Türkiye’de hakimler var” diyebilmek güzel.

Umarız suçlananlar karşılarında adil bir mahkeme bulurlar.

DİĞER YENİ YAZILAR