Modern çağın değerleri Ortadoğu halklarını koruyamıyor.
Savaş ortamında yaşamaktan bile daha mutsuz edici, korku verici bir atmosfer boğuyor insanları.
Din ve mezhep ayrımından üreyen çözümsüzlükler savaşın doğasını değiştiriyor.
Aynı türden canlılar birbirlerine zarar vermezler; Ortadoğu’daki tür hemcinsini öldürmekle tatmin bulamıyor, kalbini çıkarıp yiyor!
Bu nefret Suriye’yi imha etti.
Terörün acımasızlığı hiç değişmiyor. Değişen sadece uygulayıcı örgütlerdir.
Şu dönemde IŞİD (Irak Şam İslâm Devleti) öne çıkıyor.
Türkiye’nin dış politikası kötü yönetildiği, bazı silâhlı gruplara destek verdiği için riskleri büyüyor.
Türkiye Özgür Suriye Ordusu’nu destekliyor.
IŞİD de Özgür Suriye Ordusu’nu hedef aldığı için Türkiye IŞİD’in düşmanı konumuna giriyor.
Krizden fırsat
İngiliz Guardian gazetesi Afganların Sovyetlere karşı savaşı sırasında ABD ve İngiltere tarafından uygulanan yanlış politikaların sonuçta yarattığı felâketi hatırlatmış dün;
“El Kaide’yi destekledik bize karşı döndüler. Bu politika yüzünden Pakistan şimdi iç savaşın eşiğine kadar giden sürekli bir terörist başkaldırı ile uğraşıyor. Böyle giderse Türkiye’nin de aynı sorunla karşılaşması muhtemel..”
Son günlerde yaşanan terör saldırıları Türkiye’yi savaşın kıyısına kadar getirmiştir.
Vadesi geçmiş sınırlar belli ki yeniden çizilmek istiyor. Yaşanan krizi siyasi iktidar fırsata dönüştürmeli, Arap Baharı ile ortaya çıkan ihtirasların işaret ettiği Sünni liderliği gibi hedefler unutulmalıdır.
Bölgenin başat özelliği öngörülebilir olmamaktır.
Ne tür bir belâ, ne zaman, nerede çıkacak; tahmin edilemiyorsa ilk bakılacak yer ülkenin silâhlı kuvvetleridir.
İftira yarası...
Silâhlı kuvvetlerin psikolojik onarıma şiddetle ihtiyacı var. Ordunun komutanları, benzeri görülmemiş bir kumpasın hedefi yapılmış, en kirli iftiralarla yaralanmıştır.
Kumpas bulgusu, artık bir günlük esaretin bile adalet cinayeti sayılmasını gerektiyor.
Ama görünmeyen bir irade, gündem değiştirerek hakkın yerini bulmasını önlüyor, geciktiriyor.
Dünkü VATAN’ın manşeti “Tahammülüm kalmadı” diyerek TSK’dan istifa eden Amiral Demirus’un isyanını duyuruyordu.
“Tertip davalarla kurban edilen yüzlerce komutanımız, silâh arkadaşımız var. Hepsi için bir oyalama, öteleme güdülüyor. Dört senedir zindanda çürüyorlar. Yeter!”
İftira yaralarını iyi etmek yalnız adaletin emri değil, güçlü ordu sahibi olmanın da gereğidir.
Çünkü iftira yarası kurşun yarasından daha öldürücüdür.
Askere gücünü adalet verir..
Haberin Devamı

