Çatı aday çok yalnız

25 Temmuz 2014

Yaşadığımız seçim kampanyasına bu kadar gerilim yüklemenin gereği var mı? Bence yok.Öfkeyi hitabet sanatının bir unsuru sayan Başbakan Erdoğan’a sormak gerekir. Gerginliği, kitleleri harekete geçiren ve bağlılık yaratan bir etken saymak hâlâ savunulur bir tez midir kendi açısından?Başbakan bir dünya rekoru kırmış olmalıdır.Günde bazen dört mitingte konuşuyor. En kısa hitabet bir saat sürse günde ortalama dört saat.. Aynı yüksek gerilim, hiçbir kayba uğramadan sürüyor.Çok zaman aynı mesajları tekrarlıyor ama ses tonu ve onu tamamlayan vücut dili, kitlede tekrarları yeni şeyler söylüyor algısı yaratıyor. Heyecana geliyor insanlar.Öfke hitabetin asıl unsuru olduğu için Başbakan yalan değilse bile abartılı ifadelere başvurmak mecburiyetine düşüyor.Gereksiz gerginlikSeçime iki hafta kaldı. Sandık yaklaştıkça havadaki gerginlik artacaktır.Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığı sayesinde siyaset kültürümüz iyi bir şey kazanabilirdi. Ama belli oldu; yararlanamayacağız.Çünkü Başbakan ezberini bozmayacak.İhsanoğlu’nun seçim kampanyasını ileri demokrasilerin standardında yürütme isteği karşılığını bulamayacaktır.Başbakan rakibi için her gün yeni bir suçlama, aşağılama bahanesi üretiyor.İki gündür “yalancı” ve “nankör” suçlamasının dozunu arttırıyor.Son olarak Gazze katliamını perdelemek için hükümetin İsrail’e jet yakıtı verdiği yalanına alet olduğunu iddia etti.Kamuoyu araştırmalarına üstün körü bakan biri, Başbakan’ın kolay bir seçim zaferi kazanacağını düşünür.Ama bilinmeli ki böyle bir sonuç gerçekleşirse CHP ve MHP’nin yetersiz desteği kolaylaştıracaktır bu tahminleri.Fazilet kabahat olduOrtak aday İhsanoğlu “içte huzur, dışta itibar” hedeflerine sahip çıkarak iyi bir başlangıç yaptı.Ama sonra yalnızlık görüntüsü vermekten kurtulamadı.CHP ve MHP, İhsanoğlu üstünde birleştiklerini niçin kabahat gibi taşımaya devam ediyorlar?Başbakan siyasi tarihimizin bu benzersiz işbirliğini “çirkin işbirliği” ve “şer ittifakı” diye niteledi.“Neden birleştiniz” diye muhalefete hesap sordu.Muhalefet “sebep sensin. Senin yarattığın tehdit bizi birleştirdi” diyemedi. Diyemiyor.İyi anlatılmayan işbirliği çaresizlik algısı yaratır. Oysa iki muhalefet partisinin yaptığı, anlatılır, üstelik övgüye lâyık bir ittifaktır.CHP ve MHP sorumluluklarına sahip çıkmalıdır!

Devamını Oku

AKP kumar oynar mı?

24 Temmuz 2014

Yaşanan iki tecrübe aynı sonucu verdiyse, üçüncü deneyin farklı çıkacağını beklemek gerçekçi olmaz.Önce Turgut Özal, sonra Süleyman Demirel...İkisi de Çankaya’ya çıktıktan sonra partilerini kaybettiler.Tayyip Erdoğan’ın başkanlık veya en azından partili Cumhurbaşkanı modellerinden birine geçerek AKP’nin geleceğini garanti altına alma çabalarına bu açıdan bakmak gerekiyor.Anlaşılıyor ki millet, parlamenter düzeni değiştirmenin maliyetini göze almak istemiyor.Halkın böyle bir değişime ikna olmayacağını düşündüren işaretler çoğalıyor.En çarpıcı örneği de Başbakan Erdoğan ve yardımcısı Bülent Arınç veriyor.İkisi de partide lider boşluğu doğmayacağını söylüyor.Arınç iki gün önce “Başarılı ve kabiliyetli çok insan var partimizde” dedi.Ama bu yorumlar, mezarlıktan geçerken ıslık çalan adamın öyküsünü anımsatıyor.Soru şu:Erdoğan Köşk’e çıkacak olursa Başbakan koltuğuna kim oturacak?Onun kadar önemli ikinci soru: Erdoğan’dan boşalan parti genel başkanlığı kime geçecek?Sözü dinlenen çevreler önümüzdeki en riskli olgunun lider boşluğu olacağını düşünüyorlar.Bu durum Cumhurbaşkanı Gül’ün Eylül’deki büyük kongrede partinin başına geçmesi sonucunu getirecektir.Böyle bir durumda Abdullah Gül milletvekili olmadığından Başbakan olamayacağı için sorun doğacaktır.Parti kongresi ile 2015 seçimi arasında on aylık bir zaman var. Erdoğan “Parti Genel Başkanı aynı zamanda Başbakan olsun ve bu güçle partiyi seçime götürsün” diyor.Abdullah Gül’ün bu senaryoya uymaması, adı dolaşan bakanlardan birini mi baş role getirecektir?Yönetici kesiminin çoğunluğu özellikle Erdoğan’ın ardından doğacak boşluğu doldurmanın birinci mesele olduğuna, boşluğu Gül’den başka hiçbir adayın durduramayacağına inanıyor.Gül’ü ihmal eden her arayışın kaybetme riski büyük bir kumar olacağını söylüyorlar.Cevap bekleniyorCumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, Başbakan Erdoğan’ı TV canlı yayınında tartışmaya davet etti.TRT’yi özel televizyonu gibi kullandığını anlatarak yarışın adaletsizliğine vurgu yapan Demirtaş şunu söyledi:“İki saat canlı yayına çıkalım, gazeteciler soru sorsun. Ondan sonra hiçbir TV kanalı beni yayınlamasın. Karşıma çık yeter..”Başbakan’dan cevap bekleyen pek çok soru var. Cevaplamıyor.Neden cevap vermiyor; bari ona cevap versin.

Devamını Oku

İhsanoğlu korkuttu mu?

23 Temmuz 2014

Büyükler, hayal kırıklığı yaratan küçükleri “Yazıklar olsun” diye azarlar ya..Şu sıralar Cumhurbaşkanı adayı İhsanoğlu, iktidar kanadından benzer tepkilere hedef oluyor.Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç Elâzığ’ın yerel televizyonuna İhsanoğlu’nu eleştiren, açıklanması güç şeyler söyledi.Efendim Ekmel beyle 40 yıllık dostlarmış. Birlikte bir çok kez hac ve umre yapmışlar.“Birbirimizi tanıyan ve seven insanlarız“ dedikten sonra ağır bir eleştiri getiriyor:“Ben olsaydım CHP’den adaylık gittiği zaman derdim ki ‘Siz bende ne gibi eksiklik gördünüz ki Tayyip ve Abdullah beye karşı adaylık sunarsınız? Ben var olduysam onlar sayesinde oldum. Onlara ihanet edemem’ derdim. Ama o bunu havada kaptı!.”AKP’nin büyükleri İhsanoğlu’nun adaylığını ilk günler alaycı gülümsemelerle karşılıyordu.Şimdi, İslâm İşbirliği Örgütü Genel Sekreterliği görevine getirilmesinde rol oynayan Gül ve Erdoğan’ı unutmakla ve onlara “ihanet”le suçlanır hale geldi.Başbakan Erdoğan da değişti.Kendini tutuyordu. Nihayet “Sayemizde bir yerlere geldin” demekten daha fazla uzak duramadı.Bu tırmanış, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun iktidar partisinin gözünde, ihmal edilmemesi gereken bir tırmanış sürecine girdiğini gösteriyor.İhsanoğlu’nun şansı artıyor.“Yazıklar olsun” tepkisinin başka bir nedeni olamaz!12 yıllık uykuCemaatçiliği “Faşizmin Allah diyen türü” diye ananları son operasyon doğruluyor sanki..Ergenekon ve Balyoz soruşturması sanıklarına gösterilen özensizlik kendini tekrarlıyor.Acımasızlık ve insan haklarına saygısızlık aynıyla duruyor.Fark itilen kakılan, kelepçe takılan insanlarda.Başbakan Yardımcısı Arınç “Hiçbir devlet, kendisine paralel bir yapılanmayı kabul etmez” diyor.Devlet 12 yıl sizin elinizde nasıl katlandı bu züle o zaman?Sonra. Paralel devletin varlığına kamuoyunu ikna edecek kanıtlar nerede?İktidar “adil yargılanma” kusurlarını giderecek akıl ve cesareti sergilerse doğru yerden başlamış olur tedaviye.Bülent Arınç gözaltına alınan çoğu yönetici kademeden polislere bir pişmanlık kapısı açıyor.Açıklamasında “Onlar bu işlerden vazgeçer ve nedamet getirirlerse önümüzdeki süreç daha barışık olur” ifadesini kullandı.Ama herkesin merak ettiği cevabı vermedi.Paralel yapı oluşana kadar, yani 10-12 yıl boyu iktidar neden korumadı emaneti?Neden din temelli örgütün işgal hareketini seyretmekle yetindi?Bunun hesabı verilmeyecek mi?

Devamını Oku

Paralele ilk darbe

22 Temmuz 2014

Başbakan’ın “inlerine gireceğiz” sözü bir erken uyarı mıydı yoksa tehdit mi?Bu soruya cevap aramanın gereği kalmadı.Çünkü uzun zamandır beklenen “paralel devlet”e yönelik operasyon dün sabaha karşı başladı.Polisin Terörle Mücadele Şubesi tarafından 22 ilde yürütülen operasyonda 200 adrese baskın yapıldı.İstanbul Terörle Mücadele Şubesi’nin eski müdürü Ömer Köse’nin de aralarında bulunduğu yüze yakın kişi gözaltına alındı.Yurt genelinde 134 kişi hakkında gözaltı kararı var.Gözaltına alınanların büyük çoğunluğu rütbeli polisler.Aralarında emniyet müdürü rütbesi taşıyanlar da var.Delil yok, kurgu varGözaltına alınan polislerin tamamının 2010-2013 döneminde Selâm-Tevhid örgütü soruşturmasında görev yaptığı dikkatleri çekiyor.Bu polislere ağır suçlamalar yöneltiliyor:Casusluk, usulsüz dinleme resmi belgede sahtecilik, suç uydurma, özel hayatın gizliliğini ihlâl, konut dokunulmazlığını ihlâl ve delil üretmek...Emniyet operasyonu ile ilgili olarak İstanbul C. Başsavcılığı kafa karışıklığı yaratan bir yazılı açıklama yaptı dün.Başsavcılığın ifadeleri, “kumpas“ olgusunun Silivri mahkemelerinden sonra burada da kendini tekrarlamış olduğunu düşündürüyor.Başsavcılığın açıklamasında “Ortada terör örgütü kurulduğu yönünde delil olmadığı halde bir kurgu oluşturularak 2010’da soruşturmaya başlandığı, 2280 kişinin dinlendiği, Başbakan’ın ve bakanların diğer ülke yetkilileri ile görüşmelerinin kaydedildiği, MİT Müsteşarı’nın kot adıyla örgüt üyesi olarak dinlenip kaydedildiği” iddialarına yer verildi.Sırada kimler var?Savcılığın kullandığı dil, bu soruşturmadan iktidarı tatmin edecek bir sonuç çıkacağı beklentisi uyandırmıyor.Çünkü açıklamada, daha önce Selâm-Tevhid adlı örgüt kurulduğu iddiasıyla 251 kişi hakkında yürütülen soruşturmanın takipsizlik kararı ile sonlandığı hatırlatılıyor.Olay bir cemaat operasyonudur.Başbakan’ın en ağır hakaretlere müstahak gördüğü paralel devlet olgusu, polisteki tasfiyeleri takiben yargı ve bürokrasi kanatlarına da genişletilecek görünüyor.Emniyetteki paralel yapı operasyonun başka alanlara yayılıp yayılmayacağı sorusuna Başbakan’ın “Görünen o, tabii tabii” diye cevap vermesi, sarsıcı bir devlet depremine hazırlıklı olmamız için uyarıdır.Tek teselli, suçlananların Özel Yetkili Mahkeme’lerin adaletine mahkûm olmamalarıdır!Bu da az bir avantaj değil..

Devamını Oku

Eksik seçim

21 Temmuz 2014

Sağlıklı bir seçim olacak mı 10 Ağustos’ta? Korkarım olmayacak!Cumhurbaşkanı’nı halkın seçtiği demokrasilerde adaylar bizde olduğu gibi iki ay önce belirlenmiyor.Çok daha önceden ortaya çıkıyor.Yasalar ve gelenekler adayların çok derinliğine araştırılması hak ve imkânını kamuoyuna tanıyor.Bizde seçmen bilgi eksiğinden ötürü yetmezlik hissettiği için tuttuğu partinin işaret ettiği adayı seçiyor.O nedenle adayların topladığı oylar genel seçimde mensup olduğu partinin aldığı oy oranının bir kaç puan altında veya üstünde kalıyor.10 Ağustos’ta bizde de maalesef böyle olacak. Çünkü iki ayda daha fazlasını beklemek hayaldir.Geçenlerde çatı adayı İhsanoğlu eski senatör hukukçu Erdoğan Bakkalbaşı’na göre iki güzel tutum sergiledi.Birincisi rakipleri olan iki adayın banka hesaplarına biner lira para gönderdi.Bu jesti ile Ekmelettin bey Başbakan’ın örtülü ödeneği bile kullanması ile oluşan eşitsiz ve haksız rekabete “zarif bir protesto” yollamıştır.Bakkalbaşı’na göre İhsanoğlu’nun Ankara’da Filistin Büyükelçiliğini ziyaret etmesi de hiciv tadı veren ikinci olaydır ve o da zarif bir eleştiridir.“Başbakan Filistin sorununda mezhepçilik yaparak ve Sünnî Hamas örgütüne sahip çıkarak Gazze ile Batı Şeria arasındaki ayrılığı körükleyen bir tutumu sürdürmektedir.”O nedenle de Başbakan Erdoğan değil Filistin Büyükelçiliğini ziyaret etmek telefonla dahi konuşamamaktadır.Cumhurbaşkanlığı seçimi kampanyası süre ve devlet imkânlarının ölçüsüz kullanılması bağlamında yeniden düzenlenmelidir.Çünkü Başbakan’ın kullandığı imkânlar gereğinden çok fazla ötekilerin mahrumiyeti, vicdanları sızlatacak kadar yoksuldur, adaletten yoksundur!Öz nereden nereye?Özel yetkili mahkemelerin dünyayı titreten savcısı Zekeriya Öz şimdi iktidarın hedef tahtasında...Öz, Başbakan’ı hedef alan tweetler atmış. Mesela biri şunu diyor:“Kimse diktatörlüğe özenmesin. Sonu Saddam gibi, Kaddafi gibi olacaktır. Kim olursa olsun hukuksuzluuğu benimseyen hesabını verecektir.”Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, bu tweetlerin ölüm tehdidi iması içerdiğini söyleyerek HSYK’ya çağrı yapıyor:“HSYK’yı göreve davet ediyorum. İnceleme başlatmak yetmez, gereğini yapmak lâzım!”Adalet Bakanı Bozdağ açıkça yargısız infaz istiyor.Adil bir mahkeme arama sırası şimdi Savcı Öz’e geldi.Düşmez kalkmaz bir Allah!

Devamını Oku

Türkiyesiz asla olmaz

19 Temmuz 2014

Diplomasi böyle bir şeyse hiç kimse çözüm beklemesin. Filistin’de kan akacak, haksızlıklar sürecek, masumlar ölmeye devam edecek demektir.İhtilâflı iki kişiyi Nasrettin Hoca’ya götürmüşler.İlki anlatmış derdini. Hoca “haklısın” demiş.Sonra ikinciyi dinlemiş.Ona da hak vermiş.Dışardan biri itiraz etmiş.“Olur mu hocam; sen iki tarafın da haklı olduğunu söyledin. Böyle ihtilâf çözülür mü?” diye diklenmiş.Nasrettin Hoca “Sen de haklısın” diyerek çekilmiş hakemlikten..Gazze’deki İsrail saldırılarında ölenlerin sayısı 325’i geçti.Masum çocukların katliam acımasızlığına kurban edilmeleri çağdaş uygarlığın utancıdır.Birleşmiş Milletler, teker teker büyük devletler ve devlet adamları tarihin en acıklı ve en ayıplı çaresizliğini sergiliyorlar.Adaletsiz dünyaBirbirlerine hak veriyorlar.Bir taraf “İsrail’in meşru müdafaa hakkı“ndan söz ederken karşı cephe İsrail’in orantısız güç kullanmasının kaygı yarattığını öne sürüyor.Gerçeği, en yakında duran daha iyi görür. BM Güvenlik Konseyi’ni toplantıya çağıran Ürdün’nün temsilcisi Riyad Mansur ağır bir suçlamada bulundu:“İsrail, Filistin halkına karşı savaş suçu, insanlığa karşı suç, devlet terörü ve sistemli insan hakları ihlâli suçu işlemektedir.”BM Genel Sekreter Yardımcısı Jeffrey Feltman da aynı yolu tutarak adil görüntü vermek adına denge kolaycılığını seçiyor:“Gazze’den İsrail’e rastgele roket fırlatılmasını kınıyoruz. Bu roketler dünkü geçici ateşkesi bozmuştur.İsrail’in sert yanıtından da derin kaygı duyuyoruz!”Titiz cinayet!Hamas’ın İsrail’e meşru müdafaa hakkı yarattığını söyleyip geçici ateşkesi Hamas roketlerinin bitirdiğini iddia ediyorlar.Öte yanda İsrail’in katliam yaparken “titiz” davranmasını istiyorlar.Ne incelik!..Başbakan Erdoğan, İsrail’le ilişkileri sıfırladığını söyledi önceki gün.Gazze vahşetini kınarken de Batı’daki sessizliği “Haçlı ittifakı ile karşı karşıyayız” diye yorumladı.Ortadoğu’yu koruyan ve yaşanabilir yapan sebep Türkiye’nin varlığıdır.Yerimizde Güney komşularımızdan birine benzer bir rejim bulunsaydı nasıl bir cehennem doğardı, tahmin edebilir misiniz?Her ihtilâfı dine gönderen takıntı yanlıştır, talihsizliktir.Ne halk ister öyle bir Türkiye’yi, ne de dünya düzeni. Türkiye Cumhuriyeti bölgesinin barışı için sahip olduğu nitelikleri sıfırlamaya heves etmemelidir.İlişkilerini din bağlamında düzenlemek Türkiye’ye de bölge barışına da iyilik olmaz!

Devamını Oku

Gücümüzü kaybettik

18 Temmuz 2014

Gazze’ye kara harekâtının emrini verdikten sonra İsrail Başbakanı Netanyahu, kanayan vicdanlara kor ateş döktü:“Amacımıza ulaşana kadar harekât sürecek” dedi.Gazze’de katliama tabi tutulan Filistinlilerin yaş sınırı 10-11’e indiğine göre hedef dediği bu mu?İngiliz Independent gazetesinin muhabiri, plaja yönelik ölümcül saldırıdan yaralı kurtulan 11 yaşındaki bir çocuğu Filistin yönetiminden bir bakanla ziyaret etmiş;Saldırıda kardeşi ile kuzenini kaybeden yaralı çocuk İsrail’i hiç affetmeyeceğini söylemiş.Bakan şöyle diyor: “İsrail küçük çocuklara saldırıyor. Ama bu çocuk bir gün büyüyecek ve İsrail’e saldırmak isteyecek. İşte İsrail’in yarattığı şey bu..”Yani tahrip gücü sürekli büyüyecek olan düşmanlık ve intikam zehiri..Nefret izin vermezBöyle bir kısır döngü içinde yaşamak, o arada sebeplerini çözmek mümkün değildir.O topraklarda iki halkın barış içinde yaşama şansı olsa bile bu şansı değerlendirmek imkânlarından o iki toplum her krizde biraz daha uzaklaşıyor.Yaşama amaçları birbirlerini yok etmekte sabitlenmiş insanlarla toplumlarla barış kurulabilir mi?Bugünün tablosu “kurulamaz”ın utanç verici kanıtıdır.Dış etkiler de aynı zehirli kaynaktan besleniyor.Başbakan Erdoğan dün “İsrail dünya barışını tehdit eden bir ülkedir” dedi.Çözümün akıl ve iyi niyete muhtaç olduğunu herkes biliyor.Bu şartın dünya barışının sigortası diye bildiğimiz Birleşmiş Milletler’de hayata geçmesi mümkün müdür?Yaşadığımız tecrübe ümit ve cesaret vermiyor.Kaybedilen her gün, intikam zehirinin çocukları bile tutsak almasına sebep oluyor.Dağınıklık güçsüzlükBaşbakan Erdoğan dünyanın ilgisizliğini kınamak gerektiğini söylüyor her fırsatta.Doğru ama bunun için her şeyden önce bizim kendi saflarımızda birlik yaratma ihtiyacımız yok mu?Gazze’de İsrail bombardımanı bebekleri öldürüyor. Keskin nişancıları top oynayan çocukları öldürüyor.Buna rağmen Müslüman toplumlardan bu canavarca saldırılara karşı ortak bir itiraz yükselmiyor.AKP hükümetinin yanlış politikaları, Türkiye’yi savaş riski taşıyan bu ihtilâfta sözü dinlenen bir bölgesel güç olma konumundan uzağa düşürmüştür.Türkiye daha önce bölgemizde doğan krizlerin tüm tarafları ile masaya oturma, barışçı çözümler arama yeteneğine sahipti.Şimdi bir çok Müslüman ülkeyle selâmlaşmıyor bile!Hakkımız yoktu bunu yapmaya!

Devamını Oku

Bu da bir soykırım

17 Temmuz 2014

Gelen son haber, ölü sayısının 225’i geçtiğini bildiriyordu.Gazeteler Gazze’de İsrail’in bombalarından kaçan Filistinli çocukların trajik yenilgilerine sayfalarını vermişti.Türkiye, İsrail ile Hamas arasındaki savaşın tarafı durumuna girdiği için arabulucu rolünü çoktan kaybetmiştir.Ama bu rol sahipiz kalmamış “beğenmediğimiz Mısır“ın kurduğu barış masası ateşkesi sağlamıştır.Bu bir geçici ateşkestir.On gün sürecektir.Ümit edilen şu: Sağlanacak nisbi güven ortamı, ateşkesi kalıcı hale getirecek müzakerelerin kapısını açma şansıdır.Defalarca kazanılıp sonra tekrar yitirilen bu şansı kullanma iradesi bu defa kendini kabul ettirecek mi?Bunu bilemeyiz.İsrail, kullandığı haksız ve ölçüsüz devlet gücü ile sorun çözmüyor. Tam tersine sorunu düşmanlık ve nefret üreten bir kördüğüme çeviriyor.Hamas ne kadar ağır bir suç işlemiş olursa olsun, İsrail’in verdiği karşılık kabul edilir değildir.Nitekim İsrail’de köklü bir geleneği olan Haaretz gazetesinin yazarı Gideon Levy, sivil halkı hedef olan saldırılar sebebiyle ülkesinin savaş suçu işlediğini itiraf etmek zorunda kalmıştır.İsrail demokrasisi özeleştiri kabiliyeti olan bir rejimdir.Savaşı ancak adalet duygusu taşıyan yürekler durdurabilir.Yahudiler son dünya savaşında mağduriyetin zirvesine çıkmış insanlardır. Burada şimdi yargısız infaz yürütüyorlar.Ölenler suçları kanıtlandığı için değil, Filistinli oldukları için ölüyorlar.Dikkat İsrail, sen de bu şekilde ırk ayrımına dayalı bir katliam yürütmenin suçunu, günahını işliyorsun!Oy ve oyun...Kamuoyu araştırma şirketi andy-ar cumhurbaşkanı seçiminin birinci turda bitmeyeceğini söylüyor...Ama bulguları, çatı adayından da bir mucize beklenmemesi gerektiğini gösteriyor.Ankette Erdoğan’ın payı yüzde 39.9, İhsanoğlu yüzde 25.1 görünürken Demirtaş 6.9’da kalıyor.Çatı adayı kararsızların yüzde 13’e varan oyunu kendine çekse bile yine Erdoğan’ın altında kalıyor.Anketler doğru ölçümler midir yoksa bir kamuoyu oluşturma aracı mı?Bir beyin yıkama operasyonu çalışıyor. Hedef İhsanoğlu’na oy verecek seçmenlerdir.10 Ağustos’ta bu seçmenlerin sandığa gitmeleri gerekiyor.Seçim anketlerinin -hiç değilse bazılarının- amacı, yazlıktaki seçmeni yenilgiye inandırmak ve durumun sandığa gitmeye deymeyeceğini düşündürmektir.Halkımızda bu oyunu bozacak akıl vardır da enerji var mı; göreceğiz!

Devamını Oku