Dış ticaret açığı ve Merkez müdahalesi

1 Ağustos 2005

Bu artışta petrole ödenen faturanın geçen yıla göre yüzde 34.7 artmasının önemli bir payı var. İhracata yönelik ara malı ithalatının artması da diğer önemli faktör.İlki için yani petrol faturası için söylenecek pek fazla bir şey yok. Ancak ithalattaki artış dikkat çekmeye devam ediyor. Büyüme için önemli olduğu ve korkulmaması 'ileri sürülen' ara malı ithalatları için söylenebilecek birkaç nokta var. Kurların düşük seyretmesi; yerli üretime göre uluslararası fiyatların daha cazip hale gelmesindeki en önemli faktör. Bu yıl özelleştirmelerin ve turizm gelirlerin geçtiğimiz yıllara göre daha yüksek gerçekleşeceği beklentisiyle cariaçıkta ciddi endişeler yok. Ancak dış ticaretteki açığın bu şekilde devam etmesi durumunda şu anda 20 milyar dolar olarak beklenen cari açığın bu rakamın dahi üzerinde gerçekleşmesi mümkün görünüyor.Piyasa katılımcılarında da şimdilik bu konuda bir endişe yok. Zira fonlanabildiği sürece cari açık bir problem olarak görülmüyor. AB üyeliği çıpasıyla bu açığın bu yılda fonlanaması mümkün. Özellikle özelleştirmeler başarıyla sürdürüldüğü sürece. Ancak önümüzdeki yıl ve yıllarda bu açıklar aynı şekilde devam eder ve özelleştirilecek kuruluş kalmadığında ne yapılacak? Bu noktada MB'nin izlediği politikalara iş düşecek. Zira özellikle önümüzdeki yılın enflasyon hedefini öne sürerek faizleri düşürmeyen MB, cazip YTL faizleri nedeniyle döviz girişlerinin artmasına neden oluyor. Bu döviz girişleri de kurların düşük seviyelerde kalmasına neden oluyor. Bu arzın yarattığı "oynaklığı=düşüklüğü" de bertaraf etmek için MB pek de işe yaramayan müdahaleler yapmak zorunda kalıyor.Diğer taraftan "döviz sat-YTL al-YTL'yi faize yatir" stratejisini izleyen katılımcılar kazanç devam ettiği sürece de bu "oyunu" sürdürmeyi ve hatta savunmayı tercih ediyorlar.MB 2006 enflasyonunu düşünürken, dolaylı olarak Hazine'nin yüksek faizlerden borçlanmasına sebep oluyor. Bu yüksek faizlerin faturası enflasyonun düştüğü yıllarda karşımıza çıkacak.Cuma günü dolar kurları yine MB'nin son müdahalesinin başladığı 1.32'li seviyelere geldi. MB 1.32 seviyesinden başlayan son müdahelesinde kurları 1.3450'ye kadar çekmesine rağmen faizler nedeniyle başlangıç seviyelerine yine gelindi.Bu arada da Hazine Çarşamba günkü ihalede 588 günlük tahvili yüzde 16.36 bileşik faizle borçlandı. Yeni gösterge olan bu kağıdın getirişi Cuma günü yüzde 16.15'e kadar geriledi.MB 1.3450 seviyesinden döviz satmış olan bankalar cazip faizlerden bonolarını alma şansını yakalamış oldular.Bu "oyunun" daha ne kadar devam edeceğini anlamak için 8 Ağustos'taki Para Piyasası Kurulu toplantısını bekleyeceğiz.

Devamını Oku

Çin'de dağ fare doğurdu

29 Temmuz 2005

Geçtiğimiz hafta Cuma günü Çin Merkez Bankası, yuanı yüzde 2.1 revalüe etti ve kur rejiminde bir dizi değişikliğe gideceğini açıkladı. Bunların arasında geçtiğimiz on yılda dolara bağlanan yuan artık bir sepet bazında izlenmesi ve günlük kurların +/- binde üçlük bir bant içinde dalgalanması da vardı.Çin revalüasyonu uzun zamandan beri bekleniyordu. Ancak yüzde 2.1'lik oran beklentilerin çok altinda kaldı. İlk anda; alınan kararlarla bu sürecin başladığı ve piyasa koşulları içinde de bu hareketin devam edeceği beklentisi hakim oldu. Çin MB her gün bir sonraki gün için geçerli olacak bir "merkezi parite" açıklayacak ve piyasalarda izin verilen yüzde üçlük dalgalanmanın da değerlenme yönünde olacağı tahmin ediliyordu.Ancak ilk bir haftanın sonunda bunun pek de böyle olmayacağı görülüyor. Merkezi pariteler Salı günü 8.1097, Çarşamba 8.1128, Perşembe 8.1080 ve Cuma günü 8.1056 olarak açıklandı.Gerçi güçlü MB rezervleri nedeniyle yuanın değerlenmesinin zaman alacağı bekleniyordu. Ancak Çin'li yetkililerden gelen yorumlar "kontrollü dalgalı kur" politikasının aslında bir önceki sistemin bir tür devamı olacağı izlenimini uyandırıyor.Çin'in en azından önümüzdeki beş yılda konvertibiliteye geçmeyeceğini belirten bir Çin MB para komitesi üyesi, önümüzdeki yıllarda da hareketlerin sınırlı olacağının sinyallerini veriyor. Anlaşılan ABD'den ve AB'den gelen baskılardan sonra Çin'in yaptığı bu değişiklikler "yasak savma", baskıları savuşturma niteliğinde.Bu izlenimin geçtiğimiz hafta belirginleşmesinden sonra ABD Hazine Bakanı Snovv'un "Çin'den yuan konusunda yeni adımlar görmek istiyoruz" yorumu da yapılanların yeterli olmadığının bir başka işareti.Diğer yandan Çin'in rezervlerini de sepet bazında izleyeceği ve bununda özellikle ABD bonolarını satıp diğer para cinslerinden bonolara yatırım yapacağı beklentisi de en azından kısa vadede pek olası görünmüyor. Bu beklentiyle 10 yıllık ABD bonolarına geçen Cuma günü gelen satışlarla getirileri 4.30 seviyelerine kadar yükselmişti. Ancak paniğin yatışmasından sonra getiriler yüzde 4.20-25 bandına geriledi.Diğer yandan güçlü yuan ile birlikte Çin'in hammadde piyasalarında yaratacağı talep beklentisi devam ediyor. Başta çelik, bakır alüminyum ve petrol olmak üzere hammadde piyasalarında fiyatların artacağı beklentisi sürüyor. Önümüzdeki günlerde revalüasyonun Çin ekonomisinde bir yavaşlama yaratıp yaratmayacağı izlendikten sonra bu piyasalardaki fiyatlar yön çizecektir.Ancak Çin yönetiminin yaptığı "zoraki" revalüasyonun etkilerini en aza indirecek parasal ve vergisel önlemlerle büyümeyi sürdüreceğini varsaydığımızda hammadde fiyatlarının yüksek seyretmesi ciddi bir olasılık.

Devamını Oku

Çin'deki revalüasyon ne anlama geliyor?

23 Temmuz 2005

Çin'in parasını değersiz tutarak dünya ticaretinden artan bir pay almaya yönelik politikası tüm dünyada ciddi tepkilere yol açınca, Çin Merkez Bankası (ÇMB) uzun zamandan beri beklenen "sürpriz" kararla yuanı (renminbi) reavüle etti.Yuanı; dolar karşısında 8.2760 seviyelerinde sabit tutan; ÇMB yüzde 2.1 revalüe ederek dolara karşı 8.11 seviyesine yükseltti. Bu oran, yüzde 10-30 arasında değişen beklentilere karşın oldukça düşük. Ancak Çin kendisine yönelen tepkileri azaltabilmek için düşük oranlı da olsa bir revalüasyon yapmış oldu.Ayrıca ÇMB bundan böyle "kontrollü dalgalı kur" rejimine geçiyor. Bankalararası günlük işlemlerden sonra her gün bir sonraki gün için geçerli olacak bir "merkezi parite" açıklayacak. Kurlar ertesi gün piyasada +/- binde 3 arasında dalgalanabilecek. Bu da revalüasyonun bundan sonra da devam edebileceği anlamınageliyor.Geçişin kontrollü olmasını isteyen ÇMB, bu kurlan kendi görüşlerine bağlı olarak belirleyebilir. Bu nedenle serbest piyasa koşullarının uygulanmasını beklememek gerek. Bu nedenle uluslararası piyasaların beklentisi de yuanın değer kazanmaya devam edeceğini ancak bunun hızlı olmayacağı yönünde.Beklentiyi yansıtan önemli göstergelerden biri de NDF'ler (non-deliverable forward-teslimsiz forward). 21 Temmuz'da Londra'da işlem gören l yıllık yuan NDF'leri 7.635 seviyesindeydi.Çin ve dünya piyasaları için "devrim" olarak adlandırılabilecek bu karar işin henüz başlangıcı. Bundan sonra revalüasyonun devam edeceği beklentisi güçlü ve bu beklentiyle spekülatif ataklar da olabilecektir. Hâlâ daha kontrollü sosyalist rejimde bu tarz ataklar daha uzun vadeli olacaktır. Zira Çin'in 600 milyar doların üzerindeki rezervleri bu tarzatakları etkisiz kılacaktır.Diğer yandan parasını sadece dolara bağlamaktan vazgeçen ve ticaret ortaklarının paraları cinsinden (detayları açıklanmayan) bir sepet bazında izleyecek olan Çin'in rezervlerini de çeşitlendirme yönüne gidebileceği, Amerikan tahvilleri dışında başta euro ve yen olmak üzere diğer para cinsinden bonolara da yönelebileceği konuşuluyor.Böylesi bir değişimin euroya talep getireceğini düşünenler yüzünden karar sonrasında euro 1.2255'e kadar yükseldi ancak tüm bunların zaman alacağının anlaşılmasıyla parite yeniden geriledi.Çin'in kontrollü esnek kur politikası kısa vadede Amerika'nın "çifte açıklarının" kapanmasına fayda sağlamayacaktır. Bu karar Çin'e gümrük vergisi koymayı tartışan Amerikan Kongresi'nin baskılarını bir süre için erteleyecektir. Diğer yandan uzun vadede ise özellikle iki ülke arasındaki kabul edilebilir bir dengenin kurulmasına yardımcı olacaktır.Benzer şekilde bu karar özellikle Türk tekstilcileri için de iyi bir haber. Hemen olmasa da zaman içinde parası daha değerli hale gelen Çin'den Türk tekstiline doğru bir kayış olabilecektir.Türk tekstilcilerinin bundan böyle yuan kurlarını da izlemeleri gerekecek.

Devamını Oku

Borsa nereye gidiyor?

20 Temmuz 2005

Özellikle geçtiğimiz haftadan bu yana borsada hareketli seanslar yaşanıyor. 26 Mayıs'ta 23 bin 900 seviyesinden başlayan hareketle, YTL bazında yeni zirvelere gelindi ve geçtiğimiz Cuma günü 28 bin 778 ile yeni bir endeks rekoru kırıldı.Endeksteki YTL bazındaki rekorlara karşın, cent bazında henüz daha 28 Şubat'taki 2.22 zirvesinin altındayız. 11-12 Mart günleri arasında 2.19-2.13 arasında açıklık (gap) henüz kapanmış durumda değil. 2.16 cente kadar gelindi, ancak henüz daha bu açıklık kapanmış değil. Normal şartlar altında tüm açıklıklar (gap) kapanır prensibiyle bu farkın da kapanması ve hatta bir önceki 2.22 cent zirvesinin ziyaret edilmesi kuvvetli ihtimal.İkinci tepe seviyesinden bir kâr realizasyonu gelebilir. Günlük grafiklere bakıldığında aşın alım bölgesine yaklaşılıyor. Eğer kısa vadede bu zirve test edilir ve buradan bir kâr realizasyonu yaşanır ise endeksin 1.95 sent seviyesine kadar gerilemesi mümkün.Uzun vadeye bakıldığında ise durum biraz daha farklı. Elliott Wave olarak adlandınlan; ana trendin 5'li bir hareket, bu ana trendin düzeltmesinin de üçlü bir hareket izlediğini öngeren analiz yöntemine göre bir analiz yapıldığında yükseliş trendinin son dalgası yani beşinci dalgasında olduğumuzu düşünebiliriz. (Gerçi dalgaların başlangıç noktalan ve harekteler, analizi yapana göre değişse de aşağıdaki analizler benim yorumum.)Buna göre 24 Mart 2003'te 0.49 sentten başlayan birinci hareket, 29 Mart 2004'tel .62 sentte son buldu. Buradan başlayan düzeltme niteliğindeki ikinci dalga 18 Mayıs 2004'te 1.02'ye ulaştı ve ardından en uzun hareket olan üçüncü dalga başladı. Endeks l Mart 2005'te 2.22 cente kadar yükseldi. Bu zirveden sonraki ikinci düzeltme hareketi olan dördüncü dalga 18 Nisan'da 1.66 cent ile son buldu.Buradan başlayan ve içinde bulunduğumuz dalgayı beşinci dalga olarak varsayarsak bir önceki zirve olan 2.22 sent seviyesi aşılacaktır. Elliott Wave teorisine göre bu dalganın tepesi üçüncü dalganın en yüksek noktasının üstüne çıkacaktır. Bu son dalganın hedef seviyesi 2.41 cent veya 2.85 cent olabilir.Bir düzeltme olmadan bu noktaya doğru gidilir ise ilk hedef 30-45 gün arasında görülebilir. Ancak düzeltme gelir ise o zaman nihai hedef seviyesinin görülmesi daha uzun süre alabilir.Borsadaki yabancıların payı yüzde 62'ye ulaşmış durumda ve bu yatinmcıların kârlarını realize edebilmeleri için borsaya ilginin artırması gerekir. Bu amaçla da yabancıların hem endeksi hem de işlem hacmini yükseltmeleri olası. 2.41 cent seviyesi onların posizyonlarını likidite etmek için yeterli olmayabilir. Bu yüzden de 2.85 seviyesi beşinci dalganın nihai hedefi olabilir. Ancak bu seviye için 6 ay veya daha uzun bir süre gerekiyor gibi görünüyor.Tüm bu yorumlar gelişmekte olan piyasalarda önemli bir sorun, içeride de erken seçim olmayacağı, AB müzakerelerine şu yada bu şekilde başlanacağı varsayımlarını içeriyor.

Devamını Oku

Yaz sakinliği

19 Temmuz 2005

Tatil sezonu piyasalara damgasını vuruyor. Günlük ortalama işlem hacminin 2 milyar YTL olduğu IMKB Tahvil ve Bono piyasasında işlem hacmi 500 milyon YTLyi ancak bulurken, geçtiğimiz hafta işlem ve endeks rekorlarının kırıldığı hisse senetlerinde ise sakin bir gündü.En aktif bono olan 24 Ocak 2007 vadeli bonodaki günün en düşük ve en yüksek faizi arasındaki fark 13 baz puandı (yüzde 0.13). Merkez Bankası'nın son PPK toplantısı sonrasında faiz indirimi yapmama kararından sonra beklendiği gibi bono cephesinde, bir sonraki faiz kararı gününe kadar en azından bir ay var diyen katılımcıların satışlarıyla yaklaşık 40 baz puanlık bir yükseliş oldu.Ancak buradaki satışlarda şimdilik durulmuş görünüyor.Bu haftaki itfalardan sonra yaklaşık l milyar YTLnin piyasada kalacak olması da para piyasalarını rahatlatacak.Önümüzdeki hafta yapılacak yeni gösterge kağıt ihalesine kadar önemli bir haber çıkmadığı takdir de; ki gündemi oluşturabilecek kişi ve kurumlarda yaz tatilinde; piyasalarda çok önemli hareketler olmayacak gibi görünüyor.Bizde durum sakinMB faiz kararını yüzde 16 bileşik seviyesinde bekleyen bono piyasasında bileşikler 16.35 seviyesine kadar yükseldi.Önümüzdeki haftaki ihale öncesinde 16.45-50 seviyelerine kadar bir yükseliş olsa bile bu seviyelerden bir sonraki PPK toplantısında faiz indirimi ihtimalini düşünenlerin alımları gelecektir.Döviz cephesinde de sakin seyir devam ediyor.Greenspan'den önümüzdeki haftalarda yeni bir faiz artışı beklentisiyle uluslararası piyasalarda dolar alıcılı bir seyir izliyor.Ancak bizde durum pek de öyle değil. Zira hem tatil rehaveti, hem de paritedeki sakin seyir nedeniyle içeride de kurlarda büyük bir hareket olmuyor.Yabancıların rolü...Faiz kararı sonrasında nasılsa an azından bir ay daha faizlerde bir değişiklik olmayacağını düşünenlerin satışlarıyla, bir önceki MB müdahalesinin başlangıç seviyesinin (1.3385) altına gerileyen kurlar bu seviyelerini koruyor.Hem cari kurların faiz kazancını haklı çıkarması hemde daha fazla ve hızlı düşecek kurların muhtemel bir Merkez "müdahalesine" neden olabileceğini düşünen piyasa katılımcıları kurları daha da fazla aşağı indirmiyorlar.Tabii ki kurların bu seviyelerde kalmasında, faiz kararı sonrasında bonolarını satmış olan yabancıların döviz alışlarının ve turizm dövizlerinin tam olarak henüz daha piyasaya girmemiş olmasının da bir payı var.Tabii ki bu arada yeni pozisyon açabilecek yabancılarında yine "tatil" sezonunda olmaları döviz piyasalarındaki sükûnette payı var.Tabii ki yine de akılda bulundurmakta fayda var. "Burası Türkiye !" Her an her şey olabilir !

Devamını Oku

Faiz indirimine hükümet engeli

11 Temmuz 2005

Merkez Bankası, gecelik faizlerde yılbaşından bu yana her ay yaptığı indirimlere bu ay ara verdi ve faizleri indirmedi. Piyasalardaki beklenti 25 baz puanlık bir indirimdi. Ancak Cumartesi günkü yazımda MB'nin, petrol fiyatlarını ve artan (!) talebi göz önüne alarak bu kez faiz indirmeyebileceğine değinmiştim.Nitekim MB yayınladığı "Haziran Ayı Enflasyonu ve Görünümü" raporunda; hampetrol fiyatlarının yüksek seyrinin özellikle Temmuz ayı enflasyonunun üzerinde etkili olacağına değinilmiş. Yine hizmet sektöründeki eğilimin 2006 yılı enflasyon hedefi ile tutarlı bir görünüm arzetmediğine ve bu sektöredeki yüksek fiyat artışlarına vurgu yapılmış.MB'nin ÜFE'den çok TÜFE'deki gelişmeleri dikkate aldığı vurgulanırken, dayanıklı tüketim mallarındaki talep artışına dikkat çekilmiş. İstihdamdaki artışın sürdüğü, bununla birlikte özel imalat sanayiinde saat başı reel ücretler yüzde 3.9 artarken verimliliğin yüzde 6.4 arttığına; 2005 yılının ilk yarısında otomobil kredilerindeki yavaşlamaya karşın konut kredilerindeki artışa dikkat çekiliyor.MB'nin görünüm raporunda; orta ve uzun vadeli ekonomik büyümeyi amaçlaması gereken makroekonomik politikaların oluşturulması sırasında, "Son dönemde gündeme gelen sosyal güvenlik, mali kuruluşlar ve vergi alanındaki yapısal düzenlemelerin ekonomideki verimsizlikleri azaltmaya yönelik olduğu ve ekonominin potansiyel büyüme hızını arttırarak toplumsal rafaha katkıda bulunulacağı gözardı edilmemelidir" vurgulaması önemli.Bence MB'nin bu kez faiz indirimine gitmemesinin ardındaki en önemli sebep bu olsa gerek. Zira IMF ile birlikte hazırlanan programı en fazla sahiplenen ve uygulamasını dikkatle takip eden yine MB oldu. Hükümet sanki program başka birisininmiş gibi bir tavır sergileyerek özellikle önümüzdeki yılların bütçe dengeleri için önemli olan sosyal güvenlik ve gelir idaresi yasalarını yeni yasama dönemine erteleyerek, programın en önemli ayaklarının aksamasına neden olmuş oldu.Bu durumda da MB özellikle 2006'yı düşünerek faizlerde indirim yapmak yerine beklemeyi tercih etti. Programın savunuculuğu yine MB'ye kalmış görünüyor.Diğer taraftan MB özellikle özelleştirmedeki olumlu gelişmeleri, Londra'daki terörist saldırılar sonrasında piyasanın sağlam duruşunu da gözönüne alarak halihazırda "gecikmiş" olan indirimlerden bir kısmını yapabilirdi. Zira MB'nin öne sürdüğü gerekçeler gözönüne alındığında önümüzdeki 1-2 ayda da bir indirim olmayacak gibi görünüyor. Bu durumda da Hazine'nin önümüzdeki birkaç aydaki borçlanma maliyetleri bu "gecikmeler" kadar yüksek olacaktır.Piyasalara gelince; Cumartesi günkü yazımda da belirttiğim gibi piyasaların tepkisi sınırlı oldu. Bir sonraki faiz kararına kadar en azından bir ay var. O zamana kadar "kim öle kim kala" diye düşünen bazı katılımcıların satışlarıyla bono faizleri 30-40 baz puan (yüzde 0.30-0.40) artarken dövizde önemli bir değişiklik olmadı. Olması için de pek bir neden yok zaten, "oyun" en azından bir ay uzadı.

Devamını Oku

Özellestirsek de mi saklasak yoksa..?

9 Temmuz 2005

Önceki hafta Cuma günü Türk Telekom'un özelleştirilmesi için bir ihale yapıldı. Aylar önce açıklanmış olan ihale şartnamesine göre Oger Telecom, Türk Telekom'un yüzde 55'i için 6.550 milyon dolar vererek ihaleyi kazandı.6.500 milyon dolarda kalan Etisalat ortaklığı ihaleyi finalde kaybeden taraftı, ihaleye katılan ve iş planları onaylanan dört gruptan ikisi bu fiyatlara kadar çıkamadıkları için ilk aşamada elendi. Daha sonra yapılan açık artırmada 'ihale şartnamesine göre'en yüksek teklifi veren Oger de ipi göğüsleyen taraftı.Ancak işler bundan sonra karışü. Önce sayın bakan ihalenin tam da sonuçlanmadığını söyledi, ardından ihalede ikinci en iyi teklifi veren grup, 'kaçan balık büyük olur misali' "Biz de aynı parayı veririz, hem de peşin olarak" şeklinde bir açıklamayla akılları karıştırdı.Kamuoyunda tartışmanın uzaması üzerine Özelleştirme idaresi Başkanı Sn. Kilci bir basın toplantısı yaparak konuya açıklık getirme ihtiyacı duydu ve ihalenin 'önceden belirlenmiş olan şartlar' itibarıyla sonuçlandığını belirtti. Rekabet Kurulu ve Bakanlar Kurulu onayından sonra da satışın nihayetlendirileceğine değindi.Buraya kadar kısa bir özetini verdiğim Telekom'un satışı, başta Sn. Mümtaz Soysal olmak üzere birçok kişinin engellemeleriyle çok daha önce yapılması gerekirken bugünlere kadar geldi. Beklenenden daha iyi bir fiyat ortaya çıkmışken bu özelleştirmenin en kısa zamanda sonuçlandırılmasında fayda var. Zira mobil telefon teknolojisi, sabit hatlara karşı sürekli mevzi kazanıyor.Diğer taraftan birçok kişi, "Aynı fiyati peşin veren birisi varken neden vadeli teklif kabul edilsin ki?" diyebilir. Mantık da peşinin vadeliden daha iyi olduğunu söylüyor. Ancak görünen her zaman gerçek olmayabilir. Bu ihalede de önemli olan ihalenin önceden belirlenmiş şartlara göre sonuçlandınlmasıdır. ikinci olan ve daha sonra 'peşin' veririm diyen grup ihaleye girmeden önce şartlan bilmiyor muydu? Tabii ki biliyordu ve ihaleye ona göre girdi. Telekom'u almak onlar için bu kadar önemli idiyse, onlar da tekliflerini açık artırma sırasında iyileştirebilirlerdi.'Rşmiş aşa su katmanın anlamı yok!' Bu ihaleye giren tüm taraflar şartlan önceden biliyorlardı ve ona göre bir fiyat ve ihale stratejisi izlediler. Nihayetinde bir kazanan ve bir kaybeden olacaktı. Yenilen pehlivan güreşe doymaz misali her özelleştirme ihalesi sonuçlandınldıktan sonra ikinci bir ihale daha yapılacaksa, bundan sonra yapılacak tüm özelleştirmelerde sorun olacaktır. Bu sorunlardan TMSF'nin satışları da etkilenecektir.Baştan konulan şartların yarı yolda veya sonunda değiştirilmesi, muhtemel katılımcılarda tereddüt oluşturacak, hem katılımcı sayısı azalacak hem de oluşacak fiyatlar gerçek değerlerinin altında olabilecektir.Bundan sonraki özelleştirmelerde ve kamu satışlarında; ihale öncesinde net olarak ortaya konulan şartların her ne olursa olsun ihale sonrasında değiştirilmemesi, devletin güvenilirliğinin sorgulanmaması yerinde olacaktır.

Devamını Oku

Merkez Bankası faiz indirmezse ne olur?

8 Temmuz 2005

Aslına bakarsanız hiçbir şey olmaz. Faiz indirimi bekleyen bazı katılımcılarının hayal kırıklığına uğraması ve bir miktar satış yapmaları dışında pek fazla bir şey değişmez. Şu andaki yüksek YTL gelinlerinden mutlu olanların büyük çoğunluğu pozisyonlarını korumaya devam ederler. Bir başka deyişle şu andaki "oyunun" süresi uzar.Özellikle yeni IMF programının birinci gözden geçirmesi için ön şart olan; gelirler idaresi ve sosyal güvenlik yasalarının yeni yasama yılına ertelenmesi Merkez Bankası'nı program konusunda endişeye sevkedebilir. Çarşamba günü Londra'da meydana gelen terör eylemleri, erken seçim söylemleri, petrol fiyatlarının hâlâ daha yüksek gitmesi, hizmetler sektöründe ve özellikle kiralardaki yükseliş gibi nedenlerle MB faiz indirimi konusunda acele etmeyebilir.Eğer MB bir faiz indirmi yapmaz ise; halihazırda "gecikmiş" olan faiz indirimleri daha da gecikmiş olacaktır. MB'nın faiz indirimi konusunu ağırdan almasının ardındaki sebeplerden biri de daha önceden de belirtmiş olduğum gibi şu ana kadar herhangi bir dönemde "faiz artışı" deneyiminin yaşanmamış olmasıdır. Bu nedenle de yukarıdaki sebeplerin kronik hale gelmesi durumunda belki de faiz arttırmak zorunda kalacağını düşünen Merkez Bankası 'İyisi mi şimdiden faizleri artırmak zorunda olacağım bir seviyeye kadar indirmeyeyim' diyor. Bu davranış genel ekonomiye farklı olarak yansıyor. Evet yüksek faizlerden yararlanmak isteyen yabancı yatırımcılar ülkeye döviz sokuyorlar. Döviz kurları aşağı gidince de kurlara karşı duyarlı olan enflasyon da aşağı gidiyor. Böylelikle de konulan enflasyon hedeflerine ulaşmak görece olarak daha kolay oluyor.Ancak bu politikanın iki olumsuz yanı ortaya çıkıyor. İlki kurlar sabit kaldığından ya da düştüğünden dolayı ihracatçı kesim global rekabette zorlanırken, artan ithalat nedeniyle de dış ticaret ve cari açık artıyor. Diğer yandan MB faizlerine kadar gelip dayanan piyasalar faizleri daha aşağı indir(e)mediklerinden dolayı da bu faiz seviyesi nihayetinde Hazine'nin borçlanma faizlerine yansıyor ki nihayetinde bütçe dengelerini olumsuz etkiliyor.Londra'daki terör olaylarından sonra dünkü yazımda da belirtmiş olduğum gibi piyasaların tepkisi çok kısa süreli oldu. Kurlar yeniden 1.3400 seviyelerine gerilerken borsa da günü 153 puanlık bir artışla kapattı. Önceki gün 141 doların altına kadar gerileyen 2030 vadeli eurobondlar dün yeniden 143 seviyelerine kadar yükseldi.Piyasa katılımcıların var olan olumsuz haberlere rağmen özelleştirmedeki olumlu gelişmeleri de gözönüne alarak Türk piyasalarına güvenlerini sürdürüyor. Bu güveni gözönüne almayan Merkez Bankası Pazartesi günü açıklayacağı faiz kararında bir değişikliğe gitmez 'gecikmiş' indirimleri daha da artırmış olacaktır. 25 baz puanlık bir indirimde bile hâlâ daha bir 'gecikmiş' indirim bakiyesi kalacaktır.

Devamını Oku