TMSF geçen hafta l milyar dolarlık Tahsili Gecikmiş Alacak (TGA) satış ihalesinde ilk aşamayı, sıkıntılara rağmen 'başarıyla' geçti. Detaylı inceleme yapmak için başvuran 13 firmadan dört tanesi teklif verdi.Peşin ödeme tutarı 150 milyon, tahsilat paylaşım alt sınırı yüzde 30 olan ihaleye en iyi teklif 159 milyon ve yüzde 42 tahsilat paylaşımı olarak geldi. Bu hafta içinde en iyi teklifi veren ilk üç firma iş planlarını hazırlayarak TMSF'ye sunacak. En yüksek tahsilat öngören teklif ihaleyi kazanacak.Satiş sözleşmesinde yer alan kısıtlayıcı birçok madde nedeniyle katilimin sınırlı olduğu ihaleye gelen teklifler beklentilerden yüksek. Bu hafta içinde sonuçlanacak final görüşmelerinde tekliflerin iyileşmesi bile söz konusu. Umanm ilk ihaledeki hatalar yapılmaz da bu kez ihale tek defa da sonuçlanır.Bu ihalenin başarıyla sonuçlanması TGA piyasasının oturması açısından önemli. TGA piyasasının anlaşılması ve yerleşmesi de gelecek içinde önemli. Önceki yazılarımda da değindiğim gibi TMSF'yi; kamu bankalarının, özel sektör bankalarının, özel finanas kurumlarını hatta büyük şirketlerin izlemesi mümkün.Nitekim geçtiğimiz hafta sonu Vatan gazetesinde yayınlanan habere göre, kamu bankalarından 6 milyar YTL civarındaki TGA, TMSF'ye devredilecek. 2000'deki kriz sonrasında kamu bankaları ortak yönetim kurulu tüm sorunlu kredilere karşılık ayırmıştı. Karşılıklar nedeniyle oluşan zararlar, kamu bankalarının yeniden sermayelendirilmesi sırasında Hazine tarafından karşılanmıştı. Bir başka deyişle TMSF'ye devri düşünülen tüm kredilerin defter değerleri aslında "sıfır".İster satılsın, ister TMSF'ye devredilsin devre esas alınacak tutar kamu bankaları için doğrudan kâr anlamına geliyor. Burada devir kararının sebepleri önem kazanıyor. İlk akla gelen sebep; kamu bankalarının özelleştirmeye hazırlamak için, bilançolarını küçültmek ve sorunlu kredilerden kurtarmak olabilir. Diğer bir amaç da son ihale ile elinde iş kalmayan TMSF'ye iş yaratmak olabilir. Umanm asıl niyet ikincisi değildir. Bu durum; elindeki TGA ları satarak küçülmeye çalışan TMSF'nin, kendisi için koymuş olduğu hedeflere ulaşmasının önünde bir engel oluşturacaktır.Diğer taraftan TGA'ların satışı konusunda devlet kurumları içinde tek tecrübe TMSF'de. Önümüzdeki günlerde sonuçlanacak son ihaleyle TMSF; gerek uluslararası kurumlarla ilişkiler, gerekse bu tarz bir ihaleyi yürütme konusunda ciddi bir bilgi birikimine sahip olacak. Eğer kamu bankalarının elindeki TGA'lar TMSF'ye devredilir ise çok büyük olasılıkla bunlarda satışa çıkarılabilir. Ancak ilk aşamada bu devirde hangi "transfer/devir fiyatı" uygulanacak sorunu ortaya çıkacaktır.Kamu bankaları yüksek kâr yazabilmek için yüksek fiyat talep edebilirler, buna karşın TMSF tahsilat çabalarında bu fiyata ulaşamayabilir.Belki de en doğru çözüm; TGA'ların kamu bankalarında kalması ve önümüzdeki altı ay ya da bir sene içinde TMSF'nin danışmanlığı altında kamu bankaları tarafından doğrudan satılması.
İki hafta önce 3 Ekim belirsizliği ve vergi nedeniyle yaşanan ve dolar kurlarının 1.3800'a kadar çıkmasına neden olan gerginlik yerini 'güllük gülistanlık' bir havaya bıraktı.AB daimi temsilcilerinin ve ardından gelen dışişleri bakanlan toplantılarından müzakerelerin başlamasına engel çıkmayacağı yönündeki haberlerden sonra piyasalardaki gerginlik azaldı.Kurlar dün 1.3360 seviyelerine kadar gerilerken, gösterge bononun bileşik faizleri de yüzde 16.05 seviyelerine kadar geriledi. Vergi belirsizliği hâlâ sürdüğünden faizlerde düşüş sınırlı kaldı!Esas coşku borsada yaşanıyor. 19 Ağus-tos'ta 28.000'den başlayan yükseliş hareketi yeni rekorlarla dün 31.947'ye kadar yükseldi.Bu yükselişlerde AB'den gelen "olumlu" haberlerin yanı sıra ABD'deki başta 10 yıllık bonoların getirilerindeki düşüş de etkili oluyor.10 yıllık ABD tahvil getirileri 9 Ağustos'ta yüzde 4.43'e kadar yükselmişti. Bu artış, gelişmekte olan ülke piyasalarını doğrudan etkilemiş ve 2030 vadeli bonoların fiyatları 140'in altına kadar inmişti. Ancak daha sonra gelen alımlarla getiriler düşmeye başladı ve dün 4.01'e kadar geriledi. Teknik analiz açısından bakıldığında 3.94'e kadar gerilemesi mümkün. Bu kanıyı destekleyen bir başka nokta da Katrina Kasırgası. 26 milyar dolara varmasından endişe edilen maliyeti nedeniyle FED'in bir sonraki toplantısında faizleri arürmayabileceği konuşuluyor.Yine de bir yıllık FED faizlerinin yüzde 3.50'ye yükseldiği bir ortamda 10 yıllık bonoların yüzde 4.01 seviyelerinde olması da başka bir ilginç nokta. FED'in bir sonraki toplantısından sonra 10 yıllık tahvil getirilerinin seyrini yakından takip etmekte fayda var. Zira buradaki hareketler önce eurobond'ları, daha sonra da iç piyasaları etkiliyor.Bu gelişmelere daha zaman var. Türk piyasaları için önümüzde daha önemli olaylar var. 2 Eylül'deki enflasyon rakamından sonra 9 Eylül'deki MB'nin Para Politikası Toplantısı sonrasındaki yeni faiz kararı var.Piyasalar, bunları beklerken diğer taraftan da AB'den gelecek haberleri izleyecek.Bu arada borsada daha önceki yazılarımda da belirtmiş olduğum kritik 2.41 cent seviyesine çok yaklaşıldı. Dünkü kapanış 2.38 seviyesindeydi. Çukurova'nın TMSF'ye olan Ağustos ödemesini yapmadığı haberinin nasıl etkileyeceğini kestirmek güç. 2.41 cent seviyesi kritik. Buranın hızlı geçilmesi durumunda 2.86 cent seviyesi bir sonraki hedef. İlk denemede geçilmediği takdirde son bir haftadaki yükselişin düzeltmesi gelebilir.Yine de borsanın yüzde 65'ini elinde tutan yabancıların bu mallarını çıkmaları şimdilik zor. Önümüzde sırasıyla; TMSF'nin varlık satış ihalesi, Tüpraş özelleştirmesi, MB faiz karan, Erdemir özelleştirilmesi ve en önemlisi AB müzakerelerine başlama kararı var. Bunların hepsinin başanyla geçilmesi durumunda piyasalarda oluşacak olumlu havayla yabancıların da "mal çıkabileceği" yeni zirveler görülebilir.Kısaca Eylül ayı çok hareketli geçecek!
TMSF'nin 1 milyar dolarlık Tahsili Gecikmiş Alacak (TGA) ihalesinde teklif aşamasına gelindi. 20 Nisan'daki kamuoyu açıklamasıyla başlayan süreçte teklif verme tarihi resmi tatil nedeniyle l Eylül'e ertelendi. Yaklaşık iki ay süren inceleme sürecinin bitiminden sonra şekillenen "satış sözleşmesi" ndeki temel sorunlar nedeniyle ihalede sıkıntı yaşanabilecek.İhaleye teklifler iki şekilde verilebilecek. Her iki seçenekte de peşin ödeme tutarı ve 'hasılat paylaşım' yüzdesi bulunmak zorunda. TMSF'nin kabul edebileceği minimum fiyat 150 milyon dolar ve 'hasılat paylaşım' oranı da yüzde 30'dan az olmamak durumunda.İki seçenek arasındaki fark, kurulacak "Varlık Yönetim Şirketi"ndeki (VYŞ) TMSF'nin ortaklık yüzdesinde ortaya çıkıyor. Tekliflerde TMSF'nin ortaklığını kabul edenler ne kadarlık payı TMSF'ye vermeyi kabul ettiklerini belirtecekler. TMSF de teklifleri denk baza getirdikten sonra en iyi fiyata göre ihaleyi sonuçlandıracak.Sözleşmeye göre aslında TMSF her halükârda ortak olacak. TMSF'nin ortaklığının olmadığı seçenekte bile TMSF onbinde l'lik bir paya sahip olacak. Her iki seçenekte de TMSF yönetim kurulunda bir temsilci bulunduracak. Bu temsilcinin katılmadığı toplantılarda yönetim kurulu karar alamayacak ya da alınan karalar geçerli olmayacak.Bunlar arasında en önemli olanlar; ihaleyi alan VYŞ'nin tüm fonlama kararlarında ve daha da önemlisi borçlularla yapılacak her türlü anlaşmada "veto" yetkisinin olması. Bu iki nokta çok önemli. Zira çözümleme aşamasında yatırımcı açısından kârlı olan bir kararın dahi veto edilmesi söz konusu. Bu durum; "parayı vermiş olanın" düdüğü "çalamaması" anlamına geliyor. Borçlular ile önceden yapılmış olan protokollerin değiştirilemeyecek olması ve yeni protokollerin TMSF tarafından onaylanması şartı, yatırımcılar açısında kabul edilmesi zor olan kritik konular!Denetim Kurulu'nda da en azından bir üye bulundurmak isteyen TMSF, satıştan önce TMSF hesaplarına tahakkuk ettirilmemiş tüm masraflan da alıcıya yüklüyor. Yine satış tarihiyle fiziki devir teslim tarihine kadar da günlük yönetim ücreti talep ediliyor.Hasılat paylaşımında payına düşen kısmı aylık olarak tahsil edecek olan TMSF, eğer satış sözleşmesine aykırı bir hareketten dolayı anlaşmanın feshi halinde de yapılan tahsilatları da geri ödemiyor.Sabş sözleşmesinin yatırımcılar tarafından da kabul edilebilir hale gelmesi için l Eylül'e kadar vakit var. Ancak var olan sözleşmenin ana teması; satışı gerçekleştirmekten çok, getirilen şartlarla bu ihalenin gerçekleşmemesi üzerine kurulmuş gibi görünüyor. Sözleşme şartlarından IMF'in yapısal kriterlerinden biri olan bu satışın pek de gönüllü yapılmadığı anlaşılıyor.Sözleşmeyi hazırlayan TMSF doğal olarak kamunun çıkarlarını korumayı ve tahsilat tutarını maksimuma çıkarmayı amaçlıyor. Ancak yatırımcılar tarafından kabul edilmesi çok zor olan şartlar nedeniyle bu ihalenin başarısızlıkla sonuçlanması, yabancıların büyük ilgi gösterdiği özelleştirme ihalelerini de doğrudan etkileyebilecektir.
Hazine bugün 10.3 milyarYTL'lik itfasına karşılık iki ihale yapacak. Gösterge kağıt niteliğindeki 7 Mart 2007 vadeli 560 günlük tahvil ve 18 Ağustos 2010 yıl vadeli altı ayda bir değişken faiz ödemeli tahvilin ihalesi yapılacak. Dün piyasalarda geçtiğimiz hafta yaşanan gerginlikler bir parça azaldı. Dolar kurlan güne 1.3760 seviyelerinden başlarken, gelen satışlarla önce 1.3700 kırıldı, gün sonuna doğru da 1.3610 seviyelerine kadar geriledi. Bu düşüşte 1.2180'den 1.2240 seviyelerine kadar yükselen paritenin az da olsa bir katkısı vardı. Ancak esas etken başta Brezilya olmak üzere gelişmekte olan ülke piyasalarındaki satışların azalması ve alıma dönmesiydi.***AB daimi temsilcilerinin toplantısının ay sonuna ertelenmesi ve dışişleri bakanlarının yapacağı toplantıyla aynı günlerde yapılacak olması, piyasalarda bu toplantılardan negatif algılanabilecek kararların çıkmayabileceği şekilde yorumlandı.Özellikle kurların gerilemesiyle sakinleşen piyasalarda yarınki ihaleye rağmen bonolara da alım geldi. Cuma günü 16.60 bileşik seviyelere kadar yükselen bileşik faizler dün 16.40'a kadar geriledi. İhalede faizlerin bu seviyenin de altında kalabileceğini düşünen bazı katılımcılar taleplerini piyasadan karşılamayı tercih ettiler. Yine de ihaleler öncesinde 2006 yılından itibaren uygulanacak yeni vergi rejimi piyasa katılımcılarını gittikçe daha fazla tedirgin etmeye başladı. Özellikle Merkez Bankası Başkanı Sn. Serdengeçti'nin "Finansal İstikrar Raporu" nu açıkladığı basın toplantısındaki "şantaj" yorumu ve stopajı destekler açıklamaları son iki haftada yaşanan gerginliğin önemli nedenlerinden biriydi.***Vergi konulan henüz tam olarak açıklığa kavuşmuş değil. Bu konuya önümüzdeki günlerde daha detaylı değinmeye çalışacağım. Ancak belirtmekte fayda var ki; yeni uygulamanın temel mantığı desteklenmeyi hak ediyor. Buna karşın detaylarda önemli sorunların yaşanacağı anlaşılıyor ki bu sorunların bazıları piyasalarda kilitlenmelere yol açabilecek boyutta. Vergi meselesi aynı zamanda bugün yapılacak iki ihale arasında tercih sebebi olabilecek bir konu. Zira yasaya göre 2006 öncesinde ihraç edilmiş bono ve tahvillerde stopaj olmayacak. Yani şu anda yürürlükte olan vergi kanun ve yönetmeliklerine göre vergilendirilecek. Bu nedenle de önümüzdeki yıl ve sonrasında stopaj meselesiyle uğraşmak istemeyen yatırımcılar uzun vadeli değişken faizli bonoya yönelebilirler.Vergi meselesine rağmen Hazine'nin ihaleleri başanyla sonuçlandırması durumunda piyasalarda yine de küçük bir ralli yaşanabilir. Hele ki gelişmekte olan ülkelerden iyi sinyaller gelir ise...
Önümüzdeki Salı günü Hazine'nin 9.4 milyar YTLlik itfası var. Bu miktar tek gündeki itfa olarak rekor sayılabilecek bir rakam. Geçtiğimiz haftada ihale açmayan Hazine tek günde bu borçlanmayı çevirmek durumunda kalacak.Geçtiğimiz hafta boyunca yaşanan hareketlilik ve gerginliğin içinde bu ihale faktörü de vardı. İyi fiyatlardan döviz satıp yüksek faizden yeni bonoları almak isteyenlerin de yükselişlerde payı vardı.Önceki hafta dolarda 1.3215 seviyelerinden başlayan yükseliş Cuma günü 1.3795 seviyelerine kadar sürdü. Gelişmekte olan ülkelerdeki kâr realizasyonunun yanı sıra 3 Ekim tarihine ilişkin var olan; ancak pek de dile getirilmeyen; endişelerin su yüzüne çıkmasıyla başlayan bu hareket en azından önümüzdeki Salı gününe kadar sürecek gibi görünüyor. Tabi gerginlikte yatırım araçlarına getirilecek yüzde 15'lik stopajın payını da unutmamak gerekli.Dolar kurları şimdilik kapanış bazında 1.3750'yi aşamazken, bono faizlerinde az da olsa bir yükseliş yaşandı. Dövizdeki yüzde 4.4'e varan varan harekete karşın bonoların bileşik faizleri 40-50 baz puan (yüzde yarım) yükseldi. Bonolardaki hareketin sınırlı kalmasında yerli katılımcıların "destekleme alımları" etkili oldu.Önümüzdeki hafta neler olabilir ?Diğer gelişmekte olan piyasalarda önemli değişiklikler ve ciddi değişimler yaşanmaz ise en azından Salı gününe kadar tedirginlik devam edecektir. Dolar/YTL kurlannda kapanış bazında 1.3735 seviyesinin aşılması şimdilik zor görünüyor. Ancak aşılması durumunda 1.3860 ve ardından da 1.3980-1.4040 seviyeleri resmin içine giriyor.Kurların 1.3750'yi aşması durumunda tedirginlik artabilir. Bu da bono faizlerini yukarı ittirebilir. Bileşik bazda yüzde 16.60 seviyesi kritik. Hazine ihalelerine bu seviyelerin görüldüğü sırada giriliyor olabilir. Yine de satış yönünde bir sorun olmaz ve Hazine itfasını sorunsuz olarak çevirebilir ise gerginliğin bir anda azalmasıyla kurların ve faizlerin bir anda gerilemesi mümkün.Zira AB müzakereleri konusunda Fransa'dan gelen haberlerin yumuşaması en azından üzerinde tartışılabilir hale gelmesiyle 3 Ekim'de müzakerelere başlanması ihtimali sürüyor. Katılımcıların önemli kısmı sorunlu da olsa müzakerelere başlanacağını, sonrasını 'sonra' düşünürüz diyerek pozisyonlarını koruyorlar.Eğer şüphe büyük olsa idi sadece dövizde ve borsada değil bonoda ve özellikle eurobondaların fiyatlarında ciddi düşüşler olması kaçınılmazdı.Merkez Bankası'nın; Ağustos ayı görünüm raporunda Eylül ayında faiz indirimlerine yeniden başlanabileceğine dair sinyaller vermesi de statükonun korunmasına neden oluyor. Katılımcılar en azından faiz indiriminin 3 Ekim'den önce olacağı düşüncesiyle Hazine ihalelerine katılacaklardır.
Sayın Süreyya Serdengeçti'nin Perşembe ilk "Fınansal İstikrar Raporunu" açıkladığı günün ertesinde piyasalarda ciddi düşüşler yaşandı. Kurlar özellikle yabancı katılımcıların alımlarıyla 1.3310 seviyesinden 1.3520'ye çıkarken, borsa günü 935 puanlık düşüşle 28.175'ten kapattı.Bu düşüşlerin ardında bir çok sebep sıralanabilir:Son aylarda gelişmekte olan ülke piyasalarındaki yaşanan yükselişlerden sonra beklenen kâr realizyonu, Fransa'nın kendi iç politik tartışmaları uğruna; Güney Kıbrıs ve Yunanistan'dan da daha öne çıkarak; Türkiye'nin müzakerelere başlaması için Güney Kıbrıs'ı tanımasındaki ısrarı, piyasalarda son aylarda daha sık tartışılmaya başlayan, önümüzdeki yıl fınansal ürünler için uygulamaya konacak yüzde 15'lik stopaj konusu, finansal kurumların değişmesini bekledikleri stopajın, MB tarafından şantaj olarak nitelenmesi ve MB Başkanı'nın stopajı destekler nitelikteki açıklamaları, petrol fiyatlarındaki hafta boyu her gün yenisi kırılan rekorlar, ABD'de devam eden faiz artışları, yılsonunda 20 milyar doları aşması beklenen cari açık, hacmi gittikçe artan türev ürünlerinde katkılarıyla stop loss (zarar durdurma) limitlerinin çalışması, tüm bu nedenlerin bir araya gelmesi ve gelişmekte olan ülke piyasalarına girişlerin azalmasıyla birlikte bahar havası, sonbahar havasına döndü.Türkiye için en önemli çıpa niteliğindeki AB'de müzakerelerin başlamasını engelleyebilecek sorunlar doğal olarak piyasaları olumsuz etkiliyor. Bu konudaki radikal bir dönüş piyasalarda uzun sürebilecek bir "kış" dönemi yaşatacaktır.Ben hâlâ daha AB ile müzakerelere başlanacağı kanaatimi koruyorum. Zira bizim istikrarlı bir değişim için AB'ye ihtiyacımız olduğu kadar, AB'nin de iyi bir pazar olarak bize ihtiyacı var. Bu nedenle uzun ve meşakkatli bir süreç olsa da müzakereler başlayacak, ancak sonuçlanana kadar köprünün altından çok sular akacaktır.Döviz ve borsadaki hareketlere karşın bono cephesindeki hareketler daha sınırlıydı. Yerli katılımcıların bu piyasada "destekleme alımları" yapıyor olmaları hareketin daha dar bir aralıkta kalmasına yardımcı oldu. Dövizini satıp yarattığı YTLyi bonodan çok, gecelik faizlerde değerlendirenlerin alımlarının döviz talebini yarattığı düşünülüyor.Hafta başında bu çıkışların sürüp sürmeyeceğini göreceğiz. Döviz cephesinde, Nisan sonundan bu yana devam eden düşüş trendinin kritik seviyesi 1.3530-50 aralığında. Bu seviyenin aşılması halinde 1.3710-30 aralığına kadar yükselebilecek bir hareket olabilir. Bizde başlayıp diğer gelişmekte olan ülke piyasalarına sirayet eden bu hareket, Pazartesi sükunete ulaşır ve 1.3550 asılmazsa kurların yeniden 1.31'li seviyeler dönmesi bile mümkün olabilir.Piyasaların önündeki ilk önemli sınav 24 Ağustos'taki Hazine itfası olacak. Tek gündeki rekor tutardaki 9.4 milyarlık itfasının sorunsuz aşılması halinde piyasaların normale dönmesi mümkün. Bu itfaya ve ihalelere kadar piyasalarda hareketli günler devam edecek.
Dün açıklanan Temmuz ayı enflasyon rakamları beklentilerin çok altında gerçekleşti. Tüketici fiyatlarında (TÜFE) yüzde 0.1-0.2 artış beklenirken yüzde 0.57 düşüş gerçekleşti. Üretici fiyatlarının (ÜFE) ise aynı kalacağı beklenirken yüzde 0.74 düştü. Üstelik bu düşüşler Haziran ayındaki petrol fiyat zamlarına rağmen gerçekleşti. Kurların düşük seyretmesi de enflasyonun seyrinde önemli. Yaz aylarında olmanın dışında talepteki daralma da fiyatların düşüşünde etkili. Nitekim önceki gün İTO'nun İstanbul perakende fiyat endeksi de Haziran ayında yüzde 1.6 azalmış durumda.Tüm bu rakamları ve beklenti anketleri de dikkate alındığında Merkez Bankası'nın faiz indiriminin artık kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum. MB'nın son PPK toplantısından sonra yaptığı açıklamada, önümüzdeki aylardaki gelişmelerin dikkate alınacağı ve özellikle 2006 hedefi göz önüne alındığında faizlerde bir değişikliğe ihtiyaç olmadığına değinilmişti. Ancak Temmuz ayının beklentilerin çok altında gerçekleşmesinin bundan sonraki beklentileri de olumlu yönde etkilemesi kaçınılmaz.Piyasalardaki beklenti Ağustos ayında da faizlerde bir değişiklik olmayacağı, indirimlerin Eylül ayında yeniden başlayacağı yönünde.Döviz arzının sürdüğü anlaşılıyor. Son iki müdahalenin de bu gidişi tersine çevirmeye yetmediği ortada. Tam tersine bu müdahaleler, iyi fiyatlardan yeni pozisyonlar açılmasına yardıma olmuş görünüyor. Döviz arzının ardında yine yüksek YTL faizleri var. Faizler yüksek kaldığı sürece de bu arz devam edecektir. Taa ki faizler, kur riskini almaya değmeyecek seviyeye gelene kadar. MB fazileri indirmediği sürece de hem yeni katılıma gelecek hem de var olan pozisyonlar rahatlıkla artrılabilecektir. Hazine'nin 2007 vadeli borçlanmaları yüzde 16 bileşik faizlerin üzerinde gerçekleşiyor. Bu ortamda faizler ile enflasyon arasındaki fark doğrudan bütçe açığı olarak karşımıza çıkacak.
Mart ayının ilk yansında 1.3480'den gelen ilk ve Nisan ayı ortalarında 1.3126 seviyesinden gelen ikinci satış dalgasıyla euro dolar karşısında 5 Temmuz'da 1.1869'a kadar geriledi. ABD'deki faizlerin artmaya devam edeceği, buna karşın euro bölgesindeki faizlerin bir süre aynı kalacağı ve hatta düşeceği beklentisiyle başlayan bu satışlar, AB anayasa referandumu sonrasında hızlanmıştı.Çin'in yeni kur rejimi çerçevesinde parasını artık dolara değil de, içinde yen ve euro-nun da olduğu bir sepet bazında izleyeceği haberi euroya alış getirdi. Gerçi Mart ayından bu yana süregelen satışlar sonrasında "aşırı satım" bölgesine gelen euroda böylesi bir düzeltme normal karşılanmalı.Çin'deki revalüasyonun beklenenden az olması, petrol fiyatlarının yüksek seviyelerini koruması da ABD'nin "çifte açıklarını" olumsuz etkileyecektir. Bu nedenle yılın ikinci çeyreğindeki güçlü dolar trendine bir süre ara verilecek gibi görünüyor.Dolar talebindeki önemli etkenlerden biri de ABD'de kâr transferiyle ilgili çıkarılan özel bir yasa idi. Eğer uluslararası şirketler yurt dışındaki kârlarını bu yıl içinde ABD'ye transfer ederlerse bazı imtiyazlardan ve vergi indirimlerinden yararlanabiliyor. Yılın ilk yarısında önemli bir dolar talebi de bu akımdan kaynaklanmıştı. En son olarak geçtiğimiz günlerde Procter & Gamble 7.2 milyar doları ABD'ye transfer edeceğini açıkladı. Bundan sonra bu imtiyazdan yaralanabilecek şirketlerin giderek azalacak olması nedeniyle bu yasadan kaynaklanan talebin de azalmaya başlayacağı düşünülüyor.Tüm bunların ışığında eurodaki düzeltme başladı. 1.1869'dan başlayan alımlarla Temmuz ayının ortasından bu yana l .2255 seviyesi üç kez test edildi. Henüz daha kapanış bazında geçilemedi. (Bu yazı yazıldığı sırada 1.2205) Bu seviye yukarıdaki büyük hareketlerin ilk düzeltme seviyesi olarak karşımıza çıkıyor.Eğer kapanış 1.2255'in üzerinde gerçekleşir ise; önümüzdeki ilk hedef 1.2345-55 aralığı olarak görünüyor. Bu seviye aşıldığı durumda da kritik seviye olarak 1.2495-1.25 seviyesi önem kazanıyor. İlk seviye önemli ancak ikinci seviyenin kısa vadede geçilmesi oldukça zor.Eğer 1.2255 seviyesi bu hafta sonuna kadar geçilemez ise yönün tekrar aşağı dönmesi kaçınılmaz olacak. Bu durumda da 1.2140 ve 1.21 seviyelerinin yeniden test edilmesi mümkün.Uzun vadede 1.10-1.15 aralığı beklentisi devam ediyor. Finansal piyasalarda hiçbir hareketin tek yönlü devam etmesi mümkün değil. Mutlaka kâr realizasyonu, bağımsız faktörler (Çin revalüasyonu gibi) sebeplerle belli seviyelerden düzeltmeleri gelmesi kaçınılmaz. Bugünlerde euroda yaşanması muhtemel düzeltmeler de bu tarz hareketlerden biri.