Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'den Ukrayna'ya kritik çağrı: Kiev'in tek yapması gereken şey...
Avrupa ve dünyanın korktuğu savaş Ukrayna'da adım adım gelirken Putin'den kritik açıklama geldi. Putin yaptığı açıklamada "Kiev'in yapması gereken tek şey müzakere masasına oturmak ve bu çatışmanın sona ermesine katkıda bulunmak" dedi. Bölgeden gelen haberler savaş ihtimalini güçlendirirken ABD basını kritik tarihi açıkladı. İngiltere işgal haritasını yayınlarken milisler ile Ukrayna ordusu arasındaki tansiyon 'sahte bayrak saldırıları başladı' şeklinde yorumlanıyor. Rusya, BM Güvenlik Konseyi’nde Ukrayna'nın savaş suçu işlediğine dair belgeler dağıttı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, “Rusya önümüzdeki günlerde Ukrayna'yı işgal edebilir. Rusya, saldırısına bahane üretmeyi planlıyor” derken Biden, Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etme riskinin “çok yüksek” olduğuna inanıyor...


Macron görüşmesi ile gündem olan uzun masanın yerini ufak bir masanın aldığı görülürken Belarus liderine PCR testi yaptırıp yaptırmadığını soran Putin, Lukaşenko’ya sarıldı.

'Sizle düzenli olarak temas halindeyiz. Ancak 2022'de yüz yüze ilk kez görüşüyoruz' diyen Putin, konuşulacak çok konu olduğunu belirtti.

İki ülkenin ortak tatbikatlarda aktif bir aşamada olduklarının altını çizen Putin, yarın önemli bir tatbikata katılacaklarını söyledi.

Lukaşenko ise 'Tüm dünyayı yarın Ukrayna’ya saldıracağımız, orayı yok edeceğimiz yönünde korkutuyorlar' dedi. Belarus lideri böyle bir niyetlerinin olmadığının altını çizdi.

PUTİN: KİEV'İN YAPMASI GEREKEN TEK ŞEY...
İki lider görüşme sonrası kameralar karşısına geçerek ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda sözü ilk olarak alan Putin, "Ukrayna'nın doğusunda Donbass bölgesinde tansiyonun yükseldiğini görüyoruz. Kiev Minsk anlaşmalarına uymuyor. Donbass'a özel bir pozisyon verilmesini de reddediyor. Kiev'in yapması gereken tek şey müzakere masasına oturmak ve bu çatışmanın sona ermesine katkıda bulunmak." dedi.

LUKAŞENKO: KUŞATILMIŞ DURUMDAYIZ
Belarus Devlet Başkanı ise, "Ukrayna ile ortak 150 km'lik sınırımız var. Sınırı korumak bizim sorumluluğumuz. Hiçbir zaman bunu saklamadık. Herkes bu belgelerin farkında, bu belgelerin ne olduğunu biliyorlar. Şeffaf şekilde kararları alıyoruz, kimseden bu kararları saklamıyoruz" dedi.

Lukaşenko sözlerine şöyle devam etti;"Medya temsilcilerinin de görmüş olduğu gibi büyük bir askeri sığınak tarafından kuşatılmış durumdayız. Temel fikir 2021-2023-2028 için bir birleşik programı hayata geçirmek. Yüzde 30'luk bir ilerleme kaydedildi. Bir sınır çizildi, Sayın Başkan da bundan bahsetti. dikkatimizi yoğun bir şekilde bölgeye yoğunlaştırmış durumdayız.

EKONOMİK SAVAŞ VURGUSU
Ve yaptırım dünyasının ön cephesinde yer almak isteyenler ise bundan en fazla zarar görecek insanlardır. Ekonomik savaş henüz başlamadı bize karşı. Biz bunun gibi yaptırımlar ve gerilimlere karşı atılacak adımlara dikkat etmeliyiz. Bir savaşın ön cephesinde yer almak isteyenler varsa eğer en çok onlar zarar göreceklerdir. Bize karşı başlatılan bir ekonomik savaştan bahsediyoruz. Çok dikkat etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bugün bu konuları ele aldık Putin'le.

Rusya Federasyonu da hiçbir şeyi saklamadan süreci şeffaf şekilde yürütmekte. İş birliği ile ikili ticaretimizle bu konuları ilerleteceğiz. Dünya çok büyük, tabii ki kapıları kapatamazsınız. Ekonomiden de bahsettik. Geçtiğimiz sene pandemi ve virüs koşullarına rağmen çok iyi bir işbirliği yürüttük. Faaliyetlerimiz devam ediyor. Sayın Putin, kaydettiğimiz başarılardan bahsetti. Ekonomiyi destekleyeceğimiz destek paketlerinden bahsettik."

Karadeniz'deki tansiyonu düşürmek için bir dizi diplomatik adım atılsa da son günlerde ibre yine çatışma ihtimalinden yana. Rus basını, Ukrayna'nın Lugansk Halk Cumhuriyeti'ne saldırdığı iddiasını sayfalarına taşımaya devam ediyor.

Sputnik, Ukrayna ordusunun son 24 saat içerisinde Lugansk Halk Cumhuriyeti'ni 29 defa bombaladığını duyurdu.

Donbas'taki ateşkes rejiminin Kontrol ve Koordinasyonu (KİK) Ukrayna ordusunun 122 milimetre topçu sistemleri, büyük kalibreli havan topları ve tanksavar güdümlü füzeler kullandığını açıkladı.

Geçtiğimiz haftalarda Moskova, Kiev'in Donbass'ta herhangi bir provokasyonuna veya orada yaşayan Rus vatandaşlarına yönelik herhangi bir saldırıya müsamaha göstermeyeceği konusunda uyarmıştı.

Bölgedeki son gelişmelerin Rusya tarafından bir 'saldırı bahanesi' olarak kullanılmasından endişe ediliyor.

Zira batılı istihbaratlar Rusya'nın Ukrayna saldırısını 'haklı' göstermek için bir 'sahte bayrak' (false flag) operasyonu hazırlığı içinde olduğuna inanıyor.

Son 24 saatte Ukrayna'da yaşanan gelişmeler 'Rusya sahte bayrak saldırılarına başladı' şeklinde yorumlanıyor.

KRİTİK TARİH 20 ŞUBAT
Politico ise saldırı için yeni bir tarih verdi. Konunun uzmanları ile görüşen gazete Rusya’nın Ukrayna’yı ‘işgale’ 20 Şubat’ta başlayabileceğini duyurdu.

Rusya-Belarus tatbikatının 20 Şubat’ta biteceğinin altını çizen Politico, bu tarihten sonraki dönemin önemli olduğunu ve Rusya'nın atacağı adımların gerçek niyetini gözler önüne sereceğini öne sürdü.

İngiltere Savunma Bakanlığı, Rusya’nın Ukrayna’yı muhtemel işgal planını yayınladı
İngiltere Savunma Bakanlığı, alınan son istihbarat raporlarının ardından Rusya’nın Ukrayna'yı "başka bir uyarıda bulunmadan" işgal edebileceğini belirterek, Rusya’nın Ukrayna’yı muhtemel işgal planını yayınladı.

İngiltere Savunma Bakanlığı, Rusya’nın Ukrayna’yı muhtemel işgal planını yayınladı. Savunma Bakanlığı sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, alınan son istihbarat raporlarının ardından Rusya’nın Ukrayna'yı "başka bir uyarıda bulunmadan" işgal edebileceğini belirterek, "Rusya, tatbikatların tamamlanmasının ardından bazı birliklerin üslere döneceğini iddia etti. Rus güçlerinin, Ukrayna sınır bölgelerinden çekildiğine dair hiçbir kanıt görmedik. Rusya, daha fazla uyarı yapmadan işgali gerçekleştirebilecek önemli bir askeri varlığı elinde tutuyor" dedi.

Savunma Bakanlığı, “Başkan Putin'in muhtemel işgal ekseni gösterilmektedir” başlığıyla 2 aşamalı muhtemel işgal planına ait paylaştığı haritada, birinci aşamada Rusya'nın Belarus sınırı boyunca iki noktadan ve Rusya’nın batı sınırından bir noktadan Kiev'e doğru kara harekatı gerçekleştirebileceğini belirtti. Haritada ayrıca, iki noktadan Dnipro'ya, Kırım'dan Mariupol'a ve Rusya sınırından Luhansk yönüne doğru potansiyel birinci aşama yer hareketlerine yer verildi.

İkinci aşamada ise, Kırım'dan Mykolaiv'e ve Dnipro'dan Vinnytsya'ya doğru potansiyel ikinci aşama yer hareketleri yer aldı.

Savunma Bakanlığı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yine de çatışmayı önleyebileceğini ve barışı korumayı seçebileceğini ifade etti.

Rusya, Ukrayna'nın savaş suçu işlediğine dair belgeler dağıttı
Rusya'nın, Ukrayna sınırına yığınak yaptığı suçlamasıyla ABD'nin çağrısıyla yapılan Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi toplantısında Rusya, Ukrayna'nın savaş suçu işlediğine dair belgeler dağıttı. Rusya’yı toplantıda temsil eden Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Verşinin, “Batılı ülkelerin asılsız iddiaları nedeniyle BM Güvenlik Konseyi sirke çevriliyor ve utanç duruma düşürülüyor” dedi.

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, ABD’nin çağrısı üzerine Rusya'nın Ukrayna sınırına yaptığı askeri yığınak ile ilgili toplandı. Rusya’yı toplantıda temsil eden Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Verşinin, Kiev yönetimi tarafından Ukrayna'nın doğusunda savaş suçu işlediğini ve bu yönde belgelerin BM Güvenlik Konseyi üye ülkelerinin temsilcilerine dağıttıklarını belirterek, "BM'deki temsilcimiz dün bu belgeleri BM Güvenlik Konseyi üye ülkelerine dağıttı. Sizden bu belgeleri incelemenizi ve korkunç şeyler göreceğinizden hazırlıklı olmanızı rica ediyorum" dedi.

Daha önce de Rusya'nın Ukrayna'yı işgal edeceği yönündeki iddialar doğrultusunda Güvenlik Konseyi toplantısı yapıldığını hatırlatan Verşinin, "Uzun zaman önce herkese yapılması gereken her türlü açıklamayı yaptık. Hayali işgal tarihini çoktan geçtik. Bu nedenle kendimizi garip bir hale sokmaya gerek yok. Sorumluluğu Rusya'nın üzerine atma ve Rusya'yı çatışmanın ortasına sürükleme girişimleri savunulamaz ve hiçbir dayanağı yoktur. Asılsız iddialarla Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun toplanmaması, daha ciddi konularla toplantı yapılması gerekir. Batılı ülkelerin asılsız iddiaları nedeniyle BM Güvenlik Konseyi sirke çevriliyor ve utanç duruma düşürülüyor" dedi.

Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma'da milletvekillerinin Ukrayna'nın Donbass bölgesinde Rusya yanlısı ayrılıkçıların tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan ettiği Donetsk Halk Cumhuriyeti ve Luhansk Halk Cumhuriyeti'nin tanınmasına yönelik aldığı kararın eleştirilmesine tepki gösteren Verşinin, "Duma milletvekillerinin inisiyatifiyle olduğunu bir kez daha vurguluyorum. Bu nedenle spekülasyonlara değil birçok kişinin beklediği Minsk Anlaşmalarına dikkat çekmek önemlidir. Bu tür konuların BM Güvenlik Konseyi’nde ele alınmasından kaçınmak gerekir. Aksi takdirde dünyanın herhangi bir parlamentosunun herhangi bir kararına tepki göstereceğiz" dedi.

ABD'nin, Rusya'nın Ukrayna'ya saldıracağı bahanesini ortaya atarak güvenlik garantileri görüşmelerini sonlandırmak istediğini savunan Verşinin, "Enformasyon saldırıları ve Rusya'nın askeri tehdidi hakkında bitmeyen açıklamalar. Bu bir örtü olarak kullanılıyor. Asıl amaç bizim için açıktır. Uzun vadeli yasal bağlayıcılığı olan güvenlik garantileri konusundaki görüşmeleri sonlandırma arzusu" dedi.

“Rusya, saldırısına bahane üretmeyi planlıyor”
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nde yaptığı açıklamada, “Rusya önümüzdeki günlerde Ukrayna'yı işgal edebilir. Rusya, saldırısına bahane üretmeyi planlıyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ABD’nin New York kentinde bulunan Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi toplantısında konuştu. Rusya-Ukrayna krizinin "tehlikeli bir anda" olduğunu ifade eden Blinken, "Barış ve güvenliğe yönelik en yakın tehdit, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yaklaşan saldırganlığıdır. Riskler Ukrayna'nın çok ötesine geçiyor. Bu, milyonlarca insanın hayatı ve güvenliğinin riski ile Birleşmiş Milletler tüzüğü ve sözleşmesinin temeli için bir tehlike anıdır" dedi.

“Ukrayna sınırlarında yaklaşık 150 bin asker toplandı”
Blinken, ABD istihbaratına göre, ilerleyen günlerde Ukrayna'ya karşı bir saldırının gerçekleşme riski olduğunu söyledi. Blinken, ”İstihbaratımız, Ukrayna sınırlarında yaklaşık 150 bin askerin toplandığını, Rusya'nın belirli Ukraynalı grupları hedef alacağına dair kanıtların olduğunu ve başkent Kiev'in hedeflerden biri olacağını gösteriyor. Rusya önümüzdeki günlerde Ukrayna'yı işgal edebilir" diye konuştu.

“Rusya, saldırısına bahane üretmeyi planlıyor”
Blinken, "İşlerin nasıl gelişeceğini tam olarak bilmiyoruz. Ancak bu, dünyanın ortaya çıkmasını bekleyebileceği bir şey. Öncelikle Rusya, saldırısına bahane üretmeyi planlıyor. Tam olarak nasıl bir şekil alacağını bilmiyoruz ancak Rusya'da sözde bir terör saldırısı olabilir. Sözde keşfedilmiş toplu bir mezar, sivillere yönelik hava saldırısı, sahte veya hatta kimyasal silahlarla gerçek bir saldırı bile gerçekleşebilir" dedi.

"Rusya bu olayı soykırım olarak tanımlayabilir”
Blinken, "Rusya bu olayı soykırım olarak tanımlayabilir. Bu, yanlış alarmları ve halkın öfkesini en üst düzeye çıkarmak için iddialar yaymaya, savaş için bir gerekçe hazırlamaya başlayabilir" ifadelerini kullandı.

"Savaşı önlemek için buradayım"
Bir savaş başlatmak için değil, savaşı önlemek için BM Güvenlik Konseyinde olduğunu vurgulayan Blinken, “Burada sunduğum bilgiler, aylardır gözümüzün önünde gelişen olaylarla doğrulanıyor. Rusya defalarca uyarılarımızı hafife aldı ve Ukrayna sınırına 150 binden fazla asker konuşlandırdı. Şimdi büyük bir askeri saldırı gerçekleştirme riski var. Bunu sadece biz söylemiyoruz. Müttefiklerimiz ve ortaklarımız da aynı şeyi söylüyor" dedi.

"Diplomasi için hala zaman var"
Blinken, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'a önümüzdeki hafta yüz yüze görüşmeyi teklif eden bir mektup gönderdiğini söyleyerek, "Diplomasinin hala bir çıkış yolu sunduğunu ve hala zaman olduğunu" ifade etti. Blinken, Minsk anlaşmalarının Ukrayna'da "barışı sağlamanın temelini koruduğunu" sözlerine ekledi.

Rusya'nın saldırgan bir eylemde bulunabileceğine dair önemli bir ihtimal var
İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss, Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba ile düzenlediği ortak basın toplantısında, "Rusya'nın saldırgan bir eylemde bulunabileceğine dair önemli bir ihtimal var, ancak Rusya hala diplomasi yolunu izleyebilir" ifadelerini kullanarak, "Rusya, NATO ve Ukrayna'dan gelen herhangi bir tehditle karşı karşıya değil. Yalnızca zorbalar güce tepki verir” dedi.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba ile İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss, Ukrayna'nın Başkenti Kiev'de bir araya geldi. Bakanlar, görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Truss yaptığı açıklamada, Rusya'ya bir kez daha "gerginliği azaltma" çağrısında bulunarak, "Rusya tekrar düşünmeli. İddialarına rağmen, şu anda askeri güçlerinin geri çekildiğine dair bir kanıt yok. Rusya'nın uçurumun eşiğinden geri adım atmasına ve diplomasi yolunu seçmesine ihtiyacımız var" dedi. Truss, "Rusya, NATO ve Ukrayna'dan gelen herhangi bir tehditle karşı karşıya değil. Yalnızca zorbalar güce tepki verir. Rusya'ya söylüyorum, şimdi gerilimi düşürme zamanıdır" ifadelerini kullandı.

"İşgal durumunda Rusya ağır bedel ödeyecek"
Truss, "Rusya'ya eğer diplomasi yolunu seçmezse ödeyecekleri yüksek bedellerin olduğunu açıkça belirttim. Rusya, saldırı yolunu seçerse, Rus halkının sırtına yüklenen ve korkunç bir bedeli olan uzun ve çekişmeli bir savaş çıkarma riskini alacak" dedi. Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesi durumunda Kuzey Akım 2'nin devam etmeyeceğini ifade eden Truss, işgal durumuna karşı yakın zamanda askeri bir harekatın gerçekleşebileceği konusunda uyararak, diplomatik bir çözüm için hala zaman olduğunu belirtti. Truss, "Rusya'nın saldırgan bir eylemde bulunabileceğine dair önemli bir ihtimal var ancak Rusya hala diplomasi yolunu izleyebilir" dedi.

"İngiltere ve Ukrayna ile omuz omuza duruyor"
Truss, İngiltere'nin Ukrayna'nın egemenliğine olan desteğini yineleyerek, İngiltere'nin "Ukrayna ile omuz omuza" olduğunu söyledi. Truss "Bugün, Birleşik Krallık'ın Ukrayna'ya olan sarsılmaz desteğini göstermek için buradayım. Ukrayna halkının ve Ukrayna hükümetinin tahammül gücünden oldukça etkilendim. Birleşik Krallık olarak Ukrayna'ya olan desteğin ön saflarında yer almaktan gurur duyuyoruz" dedi. İngiltere'nin Ukrayna'nın demokrasisi ve bağımsızlığı için sağlanan fonun 100 milyon sterlin artıracağını duyuran Truss, İngiltere'nin Ukrayna'ya savunma silahları ve eğitimi sağladığını ifade etti.

"Batı'nın dikkatli olması gerekiyor"
Truss müttefiklerine seslenerek, "Batı'nın dikkatli olması gerektiği" konusunda uyararak, "Ukrayna sınırında 100 binden fazla savaşa hazır askerin bulunması gerçek bir tehdittir" dedi.

Truss, Çin'i gerginliğin azaltılmasına yardım etmeye çağırdı
Truss ayrıca, gerilim karşısında Çin'i Rusya'nın geri adım atmasını sağlamaya yardımcı olmaya çağırarak, "Çin sorumlu bir küresel aktör olarak görülmek istiyorsa, Rusya'nın geri adım atmasını sağlamak için mümkün olan her şeyi yapmalıdır" dedi.

“İngiltere ve Polonya Ukrayna’nın kendisini savunmasına destek veriyor”
Polonya Dışişleri Bakanı Zbigniew Rau’nun başka programı olması nedeniyle görüşmenin sadece Truss ve Kuleba arasında gerçekleştiği aktarılırken, Kuleba İngiltere ve Polonya’ya basın toplantısında teşekkür etti. İngiltere ve Polonya’nın, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü koruması yönünde desteklerine devam ettiğinin altını çizen Kuleba, “Özellikle İngiltere ve Polonya, Ukrayna’nın uluslararası kabul görmüş toprak bütünlüğünü korumaya yönelik çabalarında Ukrayna halkının yanında olacağını belirtiyor. İngiltere ve Polonya Ukrayna’nın kendisini savunmasına destek veriyor” dedi.

Ortak mutabakat zaptı yayınlandı
Yapılan basın toplantısının ardından Ukrayna Dışişleri Bakanlığı resmi internet sitesinde Ukrayna, Polonya ve İngiltere arasında imzalanan mutabakat zaptı kamuoyuna duyuruldu. Yayınlanan mutabakat zaptında, “Polonya, İngiltere ve Ukrayna, ortak değerler, barış ve güvenliğe ortak bağlılık ve Avrupa'da özgürlüğü tehdit eden saldırılara karşı bir arada durma konusunda ortak bir geçmişe dayanan derin tarihi bağlara sahiptir” denildi.

Her Avrupa ülkesinin ittifak anlaşmaları da dahil olmak üzere güvenlik tercihlerini seçme veya değiştirme konusunda özgür olduğu ifade edilen mutabakat zaptında, hiçbir devletin Avrupa'nın herhangi bir bölümünü kendi etki alanı olarak kabul edemeyeceğini yinelendi. Mutabakat zaptında, “Üç ulus, Doğu Avrupa'daki sınırda demokrasiyi güçlendirerek, Ukrayna'da istikrarı korumak ve direnç oluşturmak için ortak çalışmalarımızı yoğunlaştıracak. Bu amaçla, bugün bir Üçlü İşbirliği Mutabakat Zaptı hazırlama konusunda anlaştık. Bu, Ukrayna'yı desteklemek için en yüksek öncelikli konularda üç ulusumuz arasındaki stratejik işbirliğini ve katılımı daha da güçlendirmeye olan bağlılığımızı gösterecektir. Polonya ve İngiltere, Rus saldırganlığına karşı Ukrayna ile birlik içinde durarak ve Ukrayna'nın egemenliğini, bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü uluslararası arenasında savunmaya yönelik çabalarında Ukrayna ulusunun yanında olmaya tamamen kararlı olacak” denildi.

Rusya: ABD önerilerimiz konusunda sessiz kalıyor
Rusya, güvenlik garantileri taslağı konusunda ABD ve NATO'nun kendilerine verdiği yanıttan memnun olmadığını belirterek ABD'nin öneriler konusunda sessiz kaldığını vurguladı. Yapılan açıklamada, "ABD ve NATO'yu, barış ve güvenliği koruma alanındaki uluslararası yükümlülüklerinin yerine getirilmesi çalışmalarına geri dönmeye çağırıyoruz” denildi.

ABD ve NATO’nun kendilerine verilen yanıttan memnun olmadıklarını her platformda duyuran Rusya, güvenlik garantileri taslağı konusunda cevap mektubu yayınladı. Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan 11 sayfalık mektupta, Ukrayna'nın NATO'ya dahil edilmesi durumunda Rusya ile NATO'nun karşı karşıya gelebileceği ifade edilerek, "Ukrayna NATO'ya kabul edilirse, Kiev'deki rejimin Kırım'ı güç yoluyla geri alma girişiminde bulunarak Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 5. maddesi uyarınca ABD ve müttefiklerini Rusya'yla direkt silahlı çatışmaya çekmesi yönünde gerçek bir tehdit ortaya çıkar" denildi.

Rusya’nın ABD'nin kendilerine yeterli cevabı vermediği savunulan mektupta, "Bunlar, NATO'nun daha fazla genişlemesinin reddedilmesi, 'Ukrayna ve Gürcistan'ın NATO üyesi olacağı' belirtilen 'Bükreş Formülünün' geri çekilmesi ve herhangi bir askeri faaliyet yürütmek için altyapılarının kullanımı ve saldırı nitelikli olanlar dahil askeri kabiliyetlerin ve NATO altyapısının Rusya-NATO Kurucu Senedi'nin imzalandığı 1997 yılındaki durumuna geri dönüşü dahil olmak üzere daha önce SSCB'de yer alan ve İttifak üyesi olmayan devletlerin topraklarında askeri üsler kurulmasının reddedilmesidir” denildi.

Bu hükümlerin Rusya için ilkesel öneme sahip olduğu aktarılan mektupta, “Rus tekliflerinin bir paket niteliği taşıdığı göz ardı edildi, bilhassa 'uygun' konular seçildi, bunlar ABD ve müttefikleri için avantajlar oluşturacak yönünde büküldü. ABD'li yetkililerin retoriği gibi, bu yaklaşım da Washington'un gerçekten Avrupa'nın güvenlik durumunu düzeltmeye kararlı olduğuna dair meşru şüpheleri pekiştiriyor” denildi.

Rusya sınırlarına yakın yerlerde artan ABD ve NATO askeri faaliyetleri endişe verici olduğu vurgulanan mektupta, “Bizim kırmızı çizgilerimiz ve temel güvenlik çıkarlarımız ile Rusya'nın onları koruma konusundaki egemen hakkı göz ardı edilmeye devam ediyor. Rusya topraklarındaki belirli bölgelerden askerlerin çekilmesine yönelik nihai talepler ve buna daha sert yaptırım tehditleri kabul edilemez ve gerçek mutabakatlara varma umutlarını baltalıyor” denildi.

Mektupta, “ABD ve müttefikleri tarafından güvenliğimizin sağlanmasıyla ilgili kesin, yasal olarak bağlayıcı garantiler sunulması konusunda anlaşma yapmaya ABD tarafının hazır olmaması nedeniyle Rusya, askeri-teknik önlemlerin uygulanması da dahil karşılık vermek zorunda kalacaktır" ifadeleri kullanıldı.

ABD'nin verdiği cevapta Ukrayna'daki gerilime Rusya'nın sebep olduğunun anlaşıldığı ifade edilen mektupta, "ABD’nin Rusya’nın önerilerine verdiği yanıtta, Avrupa’nın güvenliği alanındaki durumun iyileştirilmesi sürecinde ilerlemenin ancak Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik tehdit edici eylemlerinden kaynaklanan gerilimin düşürülmesi kaydıyla elde edilebileceği konusunda ısrar ettiğini görüyoruz. Yani anladığımız kadarıyla Rus birliklerinin Ukrayna sınırlarından uzaklaştırılmasını talep ediyorlar” ifadeleri kullanıldı.

“ABD önerilerimiz konusunda sessiz kalıyor”
Mektupta, “Bununla birlikte ABD, sadece 'karşılıklı yükümlülükler' hakkında konuşmaya, 'Ukrayna topraklarında, savaş görevine sahip daimi kuvvetler konuşlandırmaktan vazgeçmeye' ve 'konvansiyonel kuvvetler konusunu müzakere etme ihtimalini değerlendirmeye' hazır. Geri kalanına gelince, ABD tarafı, ikili anlaşma taslağının 4. maddesinin 2. bendinde ve 5. maddenin 1. bendinde yer alan önerilerimiz konusunda sessiz kalıyor ve 'ABD ve NATO kuvvetlerinin mevcut konfigürasyonunun sınırlı, orantılı ve NATO-Rusya Kurucu Yasası kapsamındaki yükümlülüklerle tamamen tutarlı olduğunu' belirtiyor" denildi.

Rusya’nın Ukrayna topraklarında silahlı gücü olmadığına dikkat çekildi
Rusya'nın Ukrayna topraklarında silahlı güçlerinin bulunmadığına dikkat çekilen mektupta, "Rusya Silahlı Kuvvetleri'nin kendi topraklarında konuşlandırılmasının, ABD’nin temel çıkarlarını etkilemediği ve etkileyemeyeceği gerçeğinden hareket ediyoruz. Ukrayna topraklarında kuvvetlerimizin bulunmadığını hatırlatmak istiyoruz. Bununla birlikte ABD ve müttefikleri, askeri altyapılarını doğuya doğru ilerletti ve yeni üyelerin topraklarına birliklerini yerleştirdi. Avrupa’da Konvansiyonel Silahlı Kuvvetler Antlaşması’nın kısıtlamalarını aştılar ve Rusya-NATO Antlaşması’nın 'ek büyük askeri kuvvetlerinin kalıcı olarak yerleştirilmesinden vazgeçilmesi' ile ilgili hükümlerini oldukça keyfi yorumladılar” denildi.

“ABD askeri güçlerinin ve silahlarının çekilmesinde ısrar ediyoruz”
ABD’nin silahlı kuvvetlerinin bulunduğu topraklardan çekilmesi gerektiği belirtilen mektupta, “Bu eylemler sonucu oluşan durum kabul edilemez. Orta Doğu Avrupa, Güney Doğu Avrupa ve Baltık ülkelerinde yerleştirilen tüm ABD askeri güçlerinin ve silahlarının çekilmesinde ısrar ediyoruz. Bu bölgelerdeki ulusal potansiyellerin oldukça yeterli olduğuna inanıyoruz. Bu konuyu, Rusya’nın sunduğu antlaşma taslağının 4. ve 5. maddeleri temelinde müzakere etmeye hazırız" denildi.

“ABD ve NATO'yu, barış ve güvenliği koruma alanındaki uluslararası yükümlülüklerinin yerine getirilmesi çalışmalarına geri dönmeye çağırıyoruz”Rusya’nın talepleri arasında yer alan NATO’nun doğuya ilerlemesinin durdurulması yönündeki çağrısının yinelendiği mektupta, “ABD, NATO’nun ‘açık kapı’ politikasına 'güçlü desteğini' yineledi. Ama bu politika, AGİT kapsamındaki temel taahhütlere, özellikle de 'başkalarının güvenliği pahasına kendi güvenliğini güçlendirmeme' taahhüdüne aykırı. Bu politika, 6-7 Haziran 1991 tarihinde Kopenhag’da yapılan NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda, 'Avrupa’da değişen durumdan tek taraflı olarak yararlanmamayı', diğer ülkelerin 'meşru çıkarlarını tehdit etmemeyi', bu ülkeleri 'izole etmeye' veya 'kıtada yeni ayrım çizgileri çizmemeye' çalışmamayı taahhüt eden ittifakın kendi yönergeleriyle de tutarlı değil. ABD ve NATO'yu, barış ve güvenliği koruma alanındaki uluslararası yükümlülüklerinin yerine getirilmesi çalışmalarına geri dönmeye çağırıyoruz. İttifak üyelerinden, NATO’nun doğuya genişlemeye devam etmekten vazgeçişinin hukuken saptanmasının içeriği ve biçimleri ile ilgili somut teklifler bekliyoruz” denildi.

Rusya’nın kırmızı çizgilerine vurgu yapılan mektupta, “ABD'nin yanıtında, ABD tarafının alternatifi olmayan bölünmez güvenlik ilkesine uymaya tamamen bağlı olduğunu teyit ettiğini görmedik. ABD tarafının bu hususu dikkate aldığına ilişkin genel nitelikli açıklamalar, Washington'un, Rusya'nın güvenlik çıkarları pahasına kendisi ve müttefikleri için avantajlar oluşturmayı öngören yapıcılıktan uzak ve istikrar bozucu yoldan vazgeçmeye hazır olmamasıyla doğrudan çelişiyor. Bu, tam olarak, Kuzey Atlantik İttifakı'nın, ABD öncülüğünde, Ukrayna toprakları da dahil post-Sovyet coğrafyasını sınırsız bir şekilde jeostratejik ve askeri açıdan asimile etme politikasını uygulamasının bir sonucu olup bu husus, bizim için özellikle hassas bir niteliğe sahiptir. Tüm bunlar, doğrudan Rusya sınırlarında oluyor. Böylece bizim 'kırmızı çizgilerimiz' ve temel güvenlik çıkarlarımız göz ardı edilirken Rusya'nın bunları sağlama konusundaki vazgeçilemez hakkı reddediliyor. Bu bizim için elbette kabul edilemez” vurgusu yapıldı.

“Ulusal düzeyde bir yanıt verilmesini talep ettik”
Mektupta ayrıca, 10 Şubat’ta, NATO’dan Rusya’ya verilen cevabın ulusal düzeyde bir yanıt olması gerektiği aktarılarak, “Alınan yanıtta Washington'un bölünmez güvenlik konseptine bağlılığından bahsedildiğini belirtiriz. Ancak bu husus metinde, devletlerin 'müttefiklik anlaşmaları da dahil olmak üzere, güvenliklerini sağlama yöntemlerini özgürce seçme veya değiştirme' hakkına indirgeniyor. Bu özgürlük mutlak değildir ve Avrupa Güvenlik Şartı'nda belirtilen iyi bilinen formülün sadece yarısıdır. Onun ikinci kısmı bu hak kullanılırken, ‘başka devletlerin güvenliği pahasına kendi güvenliğini pekiştirmemeyi’ talep etmektedir. Bu yılın 10 Şubat tarihinde NATO'dan gelen mektubu, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un 28 Ocak 2022'de ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'e bu konuda gönderdiği mesaja yanıt olarak kabul edemeyiz. Biz ulusal düzeyde bir yanıt verilmesini talep ettik” denildi.

Biden, Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etme riskinin “çok yüksek” olduğuna inanıyor
ABD Başkanı Joe Biden, Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etme riskinin "çok yüksek" olduğunu belirterek, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşme planı olmadığını ifade etti.

ABD Başkanı Joe Biden, Beyaz Saray’dan ayrıldığı sırada bahçede gazetecilerin sorularını yanıtladı. Ukrayna-Rusya krizine değinen Biden, "Elimizdeki her bulgu, (Rusya’nın) onların Ukrayna'ya girmeye ve Ukrayna'ya saldırmaya hazır olduklarını gösteriyor" dedi. Bir gazetecinin şu anda Rus işgali tehdidinin ne kadar yüksek olduğu sorusuna ise Biden, "Çok yüksek" cevabını vererek, "Anladığım kadarıyla önümüzdeki birkaç gün içinde bu olacak" dedi.

Rusya'nın askeri birliklerini Ukrayna sınırından geri çekmediğini açıklayan Biden, ABD'nin Rusya'nın Ukrayna’yı işgali meşrulaştırmak için sorumluluğun asıl kaynağını gizlemek ve suçu başka bir tarafa yüklemek amacıyla “Sahte Bayrak Operasyonu” düzenleyeceğine inanmak için nedenleri olduğunu ifade etti. Söz konusu krizde diplomatik bir çözümün mümkün olduğunu altını çizen Biden, bu nedenle Dışişleri Bakanı Antony Blinken'den açıklama yapması için Birleşmiş Milletler'e gitmesini istediğini dile getirdi.

Biden ayrıca, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşme planı olmadığını açıkladı.

Japonya Başbakanı Kishida ve Putin telefonda görüştü
Japonya Başbakanı Fumio Kishida, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e Ukrayna konusunda, "Statükoda zorla değişiklik yapmaktan kaçınma ve diplomatik müzakereler yoluyla ilgili ülkeler için kabul edilebilir bir çözüm bulma" çağrısı yaptı.

Japonya Başbakanı Fumio Kishida ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in dün gece bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiği bildirildi. Uluslararası ve bölgesel konuların ele alındığı görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Kishida, "Başkan Putin'e Ukrayna'daki durumu büyük bir endişeyle izlediğimizi söyledim. Kendisini statükoda zorla değişiklik yapmaktan kaçınmaya ve diplomatik müzakereler yoluyla ilgili ülkeler için kabul edilebilir bir çözüm bulmaya çağırdım" ifadelerini kullandı. Kendisi ve Putin'in Japonya-Rusya ilişkileri ve Ukrayna da dahil olmak üzere uluslararası konularda diyaloğu sürdürme konusunda mutabık kaldıklarını ifade eden Kishida, ülkesinin Ukrayna'daki gerilimi azaltmak üzere diğer G7 ülkeleri ile uluslararası toplumla çalışmaya ve diplomatik çabaları sürdürmeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.

İşgal endişesi
Rusya'nın Ukrayna sınırına askeri yığınak yapmasının ardından dünyanın gözü bölgeye çevrilmiş, muhtemel bir işgal girişimi ve çatışma ihtimali nedeniyle birçok ülke vatandaşlarına ülkeyi terk etme çağrısı yapmış ve büyükelçilik personelini tahliye etmişti. Moskova'nın Belarus'la birlikte askeri tatbikat yapması da "işgale hazırlık" olarak yorumlanmıştı. Batı dünyası muhtemel bir Rus işgali karşısında yaptırımların devreye sokulacağının sinyalini verirken, Rusya'nın ise gaz ihracatını durdurarak misilleme yapabileceği gündeme gelmişti. Son olarak sınır bölgesindeki askerlerin bir bölümünü geri çektiğini duyuran Moskova, gerilimi azaltmak için batı ile daha fazla diplomasi trafiği yürütmeye hazır olduğunu açıklamıştı. Bu gelişmeler ışığında, dün Kishida'nın Putin ile telefon görüşmesi yapacağı belirtilmişti.

Lavrov, Blinken’ın görüşme talebini kabul etti
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un ABD’li mevkidaşı Antony Blinken’in görüşme teklifini kabul ettiğini ve ikilinin önümüzdeki hafta sonu Avrupa’da bir araya geleceğini duyurdu.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in Rusya-Ukrayna krizinin çözümüne yönelik yüz yüze görüşme talebine Rus mevkidaşı Sergey Lavrov’dan olumlu yanıt geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Bakan Blinken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yaptığı konuşmada, bu krizi çözmenin tek sorumlu yolunun diplomasi ve diyalog olduğuna inandığımız için önümüzdeki hafta Dışişleri Bakanı Lavrov’la Avrupa’da görüşmeyi teklif ettiğini belirtti. Ruslar, gelecek hafta sonu olacak şekilde görüşme teklifine yanıt verdi, Rusya’nın Ukrayna’yı daha fazla işgal etmemesi şartıyla kabul ettik. Önümüzdeki günlerde (Ukrayna’yı) işgal ederlerse diplomasi konusunda hiçbir zaman ciddi olmadıkları ortaya çıkacaktır" ifadelerini kullandı. Price, "Müttefiklerimiz ve ortaklarımızla koordinasyona devam edeceğiz ve NATO-Rusya Konseyi ile Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) aracılığıyla Rusya’ya daha fazla angajman için baskı yapacağız" dedi.

Blinken’in görüşme teklifi
Blinken dün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yaptığı konuşmada, Lavrov’a önümüzdeki hafta yüz yüze görüşmeyi teklif eden bir mektup gönderdiğini söylemişti. Diplomasinin hala bir çıkış yolu sunduğunu ve hala zaman olduğunu ifade eden Blinken, Minsk anlaşmalarının Ukrayna’da "barışı sağlamanın temelini koruduğunu" dile getirmişti.



