Yardımlarınızı Yüce Allah için yapmalısınız

8 Aralık 2005

Soru: Ben affedici, hakkını helal eden biriyim. Ancak bana hakkı geçen kişiler de var. Ama onlar haklarını helal etmediler. Öbür dünyada Allah'ın huzurunda, "sen hakkını helal etmişsin ama o etmiyor. Gir bakalım çukura" denirse diye çok korkuyorum. Yani haklıyken haksız duruma düşmek var. Bu konuyu biraz açar mısınız? (Şebnem Aytuğ)Cevap: Bir kişi gönül isteğiyle birine iyilik yapmış, yardım etmişse bu, Allah için yapılmış yardımdır. O kişi yardımı yaparken zaten helal ederek bunu yapmaktadır. Öteki bundan zorla yardım almıyor, yemeğini zorla yemiyor. O kişi kendi isteğiyle veriyor. Bu iki kişinin zamanla arası açılırsa yardım edenin, yardım edilen üzerinde bir hakkı, alacağı yoktur. Ama biri gider de zorla başkasının malını alır veya çalarsa yahut arkasında ona iftira eder, onun dedikodusunu yaparsa, onun aleyhine konuşursa işte burada haksızlığa uğrayan bir taraf vardır. Bu durumda hakkı alınmış olandan helallik almak gerekir.Orada kesin adalet vardırSiz bile bile kimsenin hakkını elinden almadıysanız, kimseye kötülük etmediyseniz insanlar ister hak helal etsinler, ister etmesinler, Allah sizi davranışlarınıza göre değerlendirecektir. Siz başkalarını memnun etmekten çok Allah'ı memnun etmeye, O'nu gücendirmemeye çalışınız. Allah'ın memnun olduğu kuldan herkes memnun olur. Bunu böyle bilin ve ona göre davranın. Öbür âlemde her şey Yüce Divan'ın yargıcı olan Allah'ın hükmüne bağlıdır. Orada kesin adalet vardır.Elbette toplum halinde yaşayanların birbirleri üzerinde karşılıklı haklan vardır. Bunların başında akraba ve komşuluk hakkı gelir. Nisa Suresi'nin 36. ayetinde, hiçbir şeyi Allah'a eş, ortak koşmadan Allah'a ibadet edilmesi, ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, akraba olan komşuya ve ev ve semt komşusuna, beraberindeki arkadaşa, yolcuya ve emri altında çalışan kimselere iyilik edilmesi emredilmektedir. Kişinin ilk karşılaştığı, ilk eğitimini aldığı kimseler ana babasıdır. Önce onlara iyi davranması, sonra bütün akrabasına, inanç ayırımı yapmadan bütün komşularına, birlikte yaşadığı eşine iyilik etmesi gerekir. Herkese, özellikle de komşuya iyilik etmek Allah'ın emridir. Bir hadiste Peygamberimiz, "Cebrail bana komşu hakkında o kadar tavsiyede bulundu ki, komşuyu komşuya mirasçı yapacak sandım" buyurmuştur (Buharı; Müslim).* Devam edecek

Devamını Oku

Kur'an-ı Kerim'i mealinden de okuyabilirsiniz

6 Aralık 2005

Soru: Kızım ve. ben yaz tatilinde, Kur'ân hocasından Arapça ders aldık. Ancak Kur'ân'ı tam okuyamıyoruz. Kur'an'ı mealinden okumamızın bir sakıncası var mı? Ölünün arkasından yedinci, kırkıncı gün ve birinci yılının sonunda Kur'ân okutmak gelenek mi?Cevap: Kur'ân'ı okuyamamak günah değil fakat onun buyruklarını uygulamamak, yasaklarından kaçmamak günahtır. Günahlar, Kur'ân'in yasakladığı eylemlerdir. İşte bunları yapmamak günahtır. Kur'ân namaz kılmayı, oruç tutmayı emreder. Bunlan yapmamak günahtır. Tabii bunları bilebilmek için Kur'ân'ı okumak gerekir. Arapça Kur'ân okumak sevap ama anlamadan okumak, Kur'ân'in indiriliş amacına aykındır. Onun için Kur'ân mealini düşüne düşüne okumak, hiç anlamadan Kur'ân okumaktan iyidir.Kur'ân'ı mealinden okumanızda bir sakınca yoktur. Ama Arapçasını öğrenmeye de gayret etseniz daha bir huzur duyarsınız. Diğer sorunuza gelince, ölünün yedinci, kırkıncı günü ve birinci yılında Kur'ân okunacağı hakkında bir emir olmadığı gibi ölüye Kur'ân okunacağı hakkında da bir emir yoktur. Sadece "Yasin Kur'ân'in kalbidir, onu ölülerinize okuyunuz" şeklinde zayıf bir rivayet varsa da ünlü Muhaddis İbn Hibban'a göre burada kasıt, Yasin'in ölmüş olanlara değil, ölmek üzere olanlara okunması tavsiyesidir. Bu yedinci, kırkıncı gün ve birinci yıl okumaları ve törenleri tamamen hurafedir. Bunlan yapmak sevap değil, dine ilave yapmak olduğundan hatalı bir iştir.Namaz vakitleri hangi surede açıklanmıştır?Soru: Kur'an-ı kerim'de namaz vakti kaçtır? Üç mü beş mi? (Bekir İbiş)Cevap: Kur'ân'da namaz için üç vakit anılır: Sabah, güneş batımı ile alacakaranlık arası ve seher vakti. İsteyenler "Soru ve Cevaplarla İslâm" adlı eserimizin 4. cildinden konuyu okuyabilirler. Allah Kur'ân'da abdesti açıkladığı gibi namazı ve namaz vakitlerini de İsrâ Suresi'nin 78-79'uncu, Hûd Suresi'nin 114'üncü ayetlerinde açıklanmıştır. Nisa Suresi'nin 102. ayetinde de asgari olarak namazın iki rekât olduğu belirtilmiştir. Ayrıca Peygamberimizin uygulamalarının, herkese örnek olduğu vurgulanmıştır. Peygamberimizin nasıl namaz kıldığı ve kıldırdığı kaynaklarda mevcuttur. Açıklanmamış bir şey bırakılmamıştır.

Devamını Oku

Erkeğin altın alyans takması haram mı?

6 Aralık 2005

Soru: Nişanlanan bir erkeğin nişan altın yüzük takması haram mı? Kadınların kocalarına karşı güzel görünmeleri için makyaj yapmalan caiz mi? (Necati Kurt)Cevap: Evlilik işareti olan altın alyans takmak haram değildir. Prof. Kâmil Miras'in belirttiği gibi: "Altin kullanmanın yasak olmasındaki asıl şer'î gaye, bunun israf ve övünme vesilesi olmasıydı. Zamanımızda altın madeninin bolluğu sebebiyle bir halkayı satın alma, ekonomik değeri israf sayılabilecek bir halde değildir. Bundan dolayı da nişan halkaları övünme vesilesi olmaktan çıkmıştır. O, sırf teberrük vesilesidir. İki evli, nişan yüzükleriyle hayatlarının iftihar edecekleri başlangıcını hatırlarlar. Nikâhtaki şer'î gaye düşünülürse yeni bir aile yuvası kurmanın bir iftihar nişanı olduğu için bununla belki de sevap alırlar" (Tecrîd-ı Sarih Tercemesi, IV. 365-367)."Sizin için giydiklerimiz"Kur'ân'da altın kullanmayı yasaklayan bir ayet yoktur. Ancak bazı hadislerde ipek elbise giymenin ve altın yüzük takmanın erkeklere yasaklanmasının, o zamanki ekonomik darlıktan ileri geldiğini, peygamberin torunu Ca'fer-i Sâdık açıklamıştır. Süfyan-i Sevrî, üstten ipek, alttan sof giyen imâm Ca'fer'i güzel elbiseler içinde görünce şöyle demiş:- Ey Allah Elçisi'nin oğlu, bu ne senin ne de atalarının elbisesi değildir.Ca'fer ona:- Ey Sevrî, o zaman darlık zamanı idi. Şimdi genişlik zamanıdır. Her şey boldur.Ca'fer sonra Sevrhi'ye cübbesinin altına giydiği sofu göstererek:- Allah için giydiğimiz elbise budur.Bu üstteki de sizin için giydiğimiz elbisedir. Allah için olanı gizledik, sizin için olanı gösterdik (Hilyetu'l-evliyâ, III. 193; el-Kevâkib, 1. 95).İmam Ca'fer'in bu sözü, erkeğin ipek giymesinin ve altın takmasının yasaklanmasının, yoksulluk ve darlıktan ileri geldiğini, herkesin ipek giyme ve altın yüzük takma imkânının doğduğu bolluk zamanında bunlan giymekte bir sakınca olmadığını gösterir. Eğer bunlar kesinlikle yasak olsaydı, Kurân-ı Kerîm'de haram kılınırdı. Halbuki Kur'ân'da cennet ehlinin parlak ipek elbiseler giyeceği, altın bilezikler takacağı belirtilir (Kehf Suresi 31'inci ayete bakınız). Diğer sorunuza gelince, kadınların, kocalarına güzel görünmek için her türlü makyaj yapmaları caizdir. Peygamberimiz bunu teşvik etmişlerdir.

Devamını Oku

Çağın gerisinde kalmayalım...

4 Aralık 2005

Soru: Birikimimi bankalarda likit fon olarak bulunduruyorum. Bu durum, benim için helâl midir? (Kemal Akyol)Cevap: Bir kere enflasyon oranında alınan fazlalık, gerçek faiz değildir. Hiç kimse bu yıl 80 lira koyup bir yıl sonra 70 lira almak istemez. Bunun mantığı da olamaz. Ayrıca Kur'ân'ın yasakladığı faiz, ihtiyaç içinde bulunan yoksul insana verilen ödünç paradan alınan reel, hatta kat kat faizdir. Kur'ân'ın indiği dönemde banka sistemi yok, fukarayı sömüren tefecilik vardı. Kur'ân tefeciliği yasaklamıştır. Çünkü tefecilik, geniş halk kitlelerini sömürmektir. Ama bugün bankacılık, modern ekonominin gereklerindendir. Burada karşılıklı para kazanma var. Bankaya parasını yatıran, bir süre sonra bir miktar gelir sağlar, banka da onu kredi olarak verip gelir sağlar. Karşılıklı kazancın olduğu yerde zarara uğrayan olmadığına göre Kur'ân niçin bunu yasaklasın? Bu hususu birkaç kez yazmıştım. Kur'ân'ın ribayı yani tefeciliği yasaklamasındaki neden, yoksul halkın sömürülmesini önlemektir.Kendimizi yenilemeliyizBanka kredisiyle ev, araba almak da karşılıklı menfaate dayanan yasal işlemlerdir. Devletin çıkardığı yasalarla kurulan ekonomik sistemi haram saymak, Kur'ân'ın ruhuna aykırıdır. Çünkü Kur'ân buyruk sahibine yani devlete itaati emretmektedir. Devlet de halkın zararına olan yasalar çıkarmaz ve bunları uygulamaz. Yasaları çıkaran kim? Milletin temsilcileri. Millet öyle istiyorsa, kamunun istediği şey niçin haram olsun? Artık bu uygulanması mümkün olmayan hayali düşünceleri bırakmak, kendimizi yenilemek zorundayız. Yoksa çağın gerisinde yaşamaya devam edem.Gusül abdesti alırken örtünmeli miyiz?Soru: Gusül abdesti alırken bel altı dediğimiz kısmı örtmeli miyiz? (Yiğit Çöme)Cevap: Yıkanan insan bir yerlerini örterse nasıl temizlenecek? Örtme, yabancılara karşıdır. Banyoda insan yalnız olduğuna göre kimden saklayacak? Eğer meleklerden diyorsanız melekler sizi elbiseli de görürler. Elbise onların görmelerine engel değildir. Ayrıca meleklerde şehvet duygusu yoktur. Çıplak veya giyinik olmanız onlar için fark etmez. Lütfen böyle gülünç düşünceleri bırakınız.

Devamını Oku

Ahirette de ailemizle birlikte olacak mıyız?

3 Aralık 2005

Soru: Müslümanların günahlarını çektikten sonra cennete girebileceklerini okumuştum. Ahiret yaşamımızda yine ailelerimizle birlikte olabilecek miyiz? Çünkü cennet ortamına erişmek kısmet olursa ve bu bir mükâfatsa oradaki yaşantımda da ailemin yanımda olmayı dilerim. (Filiz Demir)Cevap: Cennetlikler, kendileri gibi inançlı ve iyi ahlaklı aile bireyleriyle beraber olacaklardır. Kişi sevdiğiyle beraberdir. Tur Suresi'nin 21. ayetinde şöyle belirtilmektedir: "Kendileri inanmış, zürriyetleri de imanda kendilerine uymuş olan kimselerin zürriyetlerini de kendilerine kalmışızdır, kendi ameller(inin sevab)ından da hiçbir şey eksiltmemişizdir. Herkes kendi kazandığına bağlıdır."Ayette belirtildiği üzere Allah'ın lütfettiği nimetler içinde bulunan cennetlikler orada yalnız bırakılmamış, inanan çocukları da kendilerinin yanına getirilmiş, eşleri ve çocuklarıyla birlikte yaşama mutluluğuna erdirilmiş, yaptıkları hiçbir güzel iş ödülsüz bırakılmamış, her yaptıklarının karşılığı, kendilerine tastamam verilmiştir. Ra'd Suresi'nin 23'üncü ayetinde de inançlı, iyi insanların, kendileri gibi güzel ahlaklı ataları, eşleri ve çocuklarıyla beraber, durulmaya değer bahçelerde sürekli olarak kalacakları vurgulanmaktadır.Ayetel-kürsî okumakla kimsenin ömrü uzamazHocam Muharrem Efendi'nin torunlarından olduğunu yazan Hülya Özer, kalp krizi geçiren kardeşinin iyileşmesi için güvendiği Ayetel-kürsî'yi çok okuduğunu, buna karşın yine de kardeşinin öldüğünü belirtiyor. Bu okurum Elazığ'dan gönderdiği mektubunda, "Şimdi çok istememe rağmen bu duayı okurken bende bir kırgınlık ve güvensizlik oluştu. Bu duyguyu nasıl yenebilirim" diyor.Ayetel-kürsî okumakla kimsenin ömrü uzatılamaz. Kardeşinizin vadesi dolmuşsa bir sebeple yaşamını yitirir. Ayetel-kürsî'yi okumakla kalp krizi geçiren kardeşinizin iyileşmemesi yüzünden ayete karşı kırgınlığınızı anlayamadım. Demek ki siz çıkar için Kur'ân'a bağlanmışsınız. Kur'ân birinin hastalığını tedavi için değil, insanlara doğru yolu göstermek için gelmiştir. Siz onu amacı dışında kullanıyorsunuz. Küsmenizden Kur'ân bir zarar görmez, siz zarar görürsünüz. Böyle şeyleri bırakın, Allah'a bağlanın, Kur'ân'ı da hastalara şifa için değil, gönül huzuruna ermek, yolunuzu bulmak için okuyun.

Devamını Oku

Kur'ân'da birbirini hükümsüz bırakan hiçbir ayet yoktur

2 Aralık 2005

Soru: Bugüne kadar Allah'ın sözlerinin tamamının Kur'ân'da yazılı ayetlerden oluştuğunu biliyordum. Oysa şimdi iki durum ortaya çıktı. Birincisi, neshedilen yani hem metni hem de hükmü ortadan kaldırılan ayetler. İkincisi de hadisi kutsilerde yer alan ancak Kur'ân'da yer almayan Allah sözleri. Bu konuda bir açıklama yaparsanız beni büyük bir meraktan kurtarmış olursunuz. (Hasan Kartaloğlu)Cevap: Nesh, gelen bazı vahiy parçalarının herhangi bir şekilde yazılamayıp ortadan kalkmasıdır. Daha sonra o ayetler yerine yeni ayetler gelmiş, onların yeri doldurulmuştur. Kur'ân'da bulunan bütün ayetlerin hükmü geçerlidir. Kur'ân'da birbirini nesheden yani hükümsüz bırakan hiçbir ayet yoktur. Kur'ân-ı Kerim ayetleri arasında çelişki, birbirini tutmaz sözler bulunmaz. Çelişkinin olmadığı yerde de nesih olmaz. Klasik kitaplarda aktarılan nesih iddiaları tamamen abartıdır, tutarsızdır. Kur'ân'ın açık söylemine aykırıdır. Çünkü Kur'ân, Allah katında sözün değişmeyeceğini, Allah'ın sözünü değiştirmeyeceğini, Kur'ân'da birbirine aykırı sözler bulunmadığını vurgulamaktadır. Bu konuda ayrıntı için "Kur'ân'da Nesih Meselesi" adlı eserim okunabilir.Peygamberin sözleriKudsi hadislere gelince bunlar, Peygamber'in kalbine doğan ilhamların, Peygamberin kendi söz kalıplarıyla ifadesidir. Ayrıca Peygamberimiz, bazen Allah'ın muradını anlatmak için "Allah buyurdu, buyurur" şeklinde sözler söylemiştir. Bu sözler aslında kendi sözleridir ama Allah'ın isteklerini yansıtmaktadır. Bunları vahiy kategorisine sokmak doğru değildir. Bir kere bunların aktarımı yani bize geliş tarzı yazılı değil, bir iki asır rivayet şeklinde olmuştur.Ayrı değerlendirilirAyrıca bu rivayetlerin formu da rivayet eden şahıslara göre değişiklik gösterir. Bunlar için ancak mütevatir olanları, Peygambere yapılan ilhamlar olarak görürüz. Ama bu vasfı taşıyanlar çok azdır.Onun için kudsi hadisler de Peygamberimizin, Yüce Allah'ın isteğini belirten sözleridir. Ancak bunlar, "Allah buyurdu" formuyla söylendiği için hadisçiler tarafından öteki hadislerden ayrı bir kategoride değerlendirilmiştir.

Devamını Oku

Din her şeyden önce gönül işidir

1 Aralık 2005

Soru: İnançlı bir bayanım. Eşim, kapanmam ve işten çıkmam konusunda baskı yapıyor. Sadece o söylüyor diye kapanmak istemiyorum. Eğer bir gün bunu gerçekleştirir-sem Allah için yapmak isterim. Tesettür, insanın hayatında bu kadar önemli mi? (Y. Y.)Cevap: Başı örtmek Kur'ân'ın emridir. Ama İslâm'ın tek şartı değildir. Amaç kadının sataşılmaktan ve kem gözlerden korunmasıdır. Başını örten her kadın, dört başı mamur Müslüman olmadığı gibi başını açan her kadın da İslâm dışı değildir. Dininin emirlerini yerine getirdiği halde başını örtmeyen kadın da elbette Müslüman'dır. Din her şeyden önce gönül işidir, baş örtüsünden ibaret değildir. Başını örtmeyen kadın dinden çıkmaz, sadece kusurludur. Tevbe ile Allah her hatayı bağışlar. Ayrıca baş örtüsü Kur'ân'ın en öncelikli emri değildir. Çünkü bu emir ancak Kur'ân'ın iniş tarihine göre 102. suresinde gelmiştir.İslâm'ın temel emri tevhittir. Ardından doğruluk, namaz, oruç gibi ibadetler ve haramlardan kaçma gelir. Nedir haramlar? Cimrilik, savurganlık, çocuk öldürme (zorunlu sebep yokken kürtaj), adam öldürme, zina, ticarette hile, hak yeme, yetim hakkına tecavüz, kibir, gurur. Bu hükümler baş örtüsünden önce gelir. Özellikle doğruluk İslâm'ın olmazsa olmazlarındanken acaba Müslümanlar bu emre uyuyorlar mı?Toplum psikolojisiBaş örtüsü de bir emirdir ama namaz daha öncelikli emirdir. Toplum psikolojisi bazı öncelikli emirleri en sonraya, koyuyor. Bazen Kur'ân'ın emri olmayan geleneği de en öncelikli hale getiriyor. Mesela sünnet operasyonu Kur'ân emri değildir ama şimdi Müslümanlığın simgesi haline gelmiştir. Demek ki toplum dinin bazı hükümlerini öncelikli yapabiliyor, böyle benimsiyor ve bu anlayış egemen oluyor. Toplumun genel kabulü din-leşiyor. Nitekim Kur'ân'da bu realiteyi göz önünde tutarak sağduyu sahiplerinin, (Kur'ân) söz(ün)ü dinleyip en güzeline uyacaklarını belirtmektedir: "Onlar, SÖZ'ü dinlerler ve onun en güzeline uyarlar. İste onlar Allah'ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir ve onlar sağduyu sahipleridir" (Zümer: 18).Başını kapatmayan kadın namazını kılmalı, diğer ibadetlerini yapmalıdır. Hiç kimse, dinden dışlanamaz ve hiç kimse dini kendi tekeline alamaz. Allah'ın emirleri çerçevesinde kocaya itaat gerekir. Kocanız size, Allah'ın emrine aykırı bir şey söylerse o zaman onu dinlemezsiniz. Böyle bir şey olmadığına göre aile saadeti için uyumlu hareket etmek gerekir.

Devamını Oku

Kur'an ebedi bir mucizedir

30 Kasım 2005

* Dünden devamBu zamanda insanlar, peygamberler döneminde gördüklerinden çok daha fazla mucize görüyorlar ama maalesef bunları düşünüp ibret almıyorlar. Eski insanların bilgileri sınırlıydı. Dünyayı bir tepsi gibi, göğü de onu örten bir tavan gibi düşünürlerdi. Şimdi uçsuz bucaksız uzayın sayısız denecek kadar çok galaksilerle ve her galaksinin milyarlarca güneş sistemleriyle dolu olduğunu, uzaydaki ince düzeni, uyumu biliyorlar. İnsanın, canlıların yaratılışındaki ince kanunları, derin hikmetleri okuyor, anlıyorlar.Sadece bir tek hücrenin yaratılışı ve çalışma sistemi, bir bebeğin yaratılışı başlı başına mucizedir. Ayrıca Kur'ân, her yönüyle ebedi mucizedir. Derin düşünen Kur'ân'ın edebi, ilmi, hukuki ve ahlaki yönden nasıl evrensel bir mucize olduğunu anlar. Artık başka mucizeye ne gerek var? Peygamberlik devri kapanmıştır. Akıl ve bilim düzeyi ilerlemiş, bilimsel gerçekleri keşfedecek, yasalar yapacak düzeye ulaşmış insanlığın yeni peygamberlere ve mucizelere ihtiyacı yoktur. İnsanlığın muhtaç olduğu temel ahlak yasalan ve prensipleri son Peygamberin mesajıyla tamamlanmıştır.Tevbe edip af dileyinSORU: boş yere öldürdüğümüz hayvanlar için tevbe edebilir miyiz? (H. Sağlam)CEVAP: Allah, yemek için bazı hayvanların kesilmesine müsaade etmiştir. Ancak ihtiyaçtan fazla hayvan kesmek, sırf zevk için hayvan öldürmek günahtır. Bundan ötürü tevbe edip Allah'tan af dilemek gerekir. Allah dilerse her günahı bağışlar. O'nun dilediği takdirde affetmeyeceği günah yoktur. Yeter ki kul Allah'a dönsün, doğru yola girsin.Rabbi yessir bir ayet mi?SORU: "Rabbi yessir" ile başlayan dua, Kur'ân'-ı Kerim'in hangi suresinin ayetidir. Manası nedir? (Dündar Renda)CEVAP: O bir duadır. Kur'ân'ın bir ayeti değildir. Tamamı şöyledir: "Rabbi yessir velâ tuassir Rabbi temmim bil-hayr." Manası: "Rabbim, (işimi) kolaylaştır, güçleştirme, Rabbim, bu işi hayır ve başarıyla sonuçlandır."Abdestsiz namaz olmazSORU: Namaz abdesti olmadan cenaze namazı kılınabilir mi?CEVAP: Abdestsiz namaz olmaz. Ancak abdest aldığı takdirde cenaze namazını kaçıracak durumda bulunanlar, hemen teyemmüm edip namaza durabilirler.

Devamını Oku