G.Saray derbiyi rahat kazanır

9 Aralık 2012

G.Saray’ın dün akşam övgüye değer çok önemli artıları vardı ama ben önce eleştirilerle başlamak istiyorum. Braga maçını tribünden, dünkü maçı da televizyondan izledim. Gerçek olan şu ki, G.Saray’da Burak ve Eboue sakatlanıp yerde kalınca, özellikle de bu 2 oyuncu acıyla çimleri yumruklayıp, ayakları kırılmışcasına haykırınca yardımlarına hiçbir takım arkadaşı gitmiyor. Nedeni basit; sahadaki diğer G.Saraylı futbolcular, Burak ve Eboue’nin gerçekten sakatlandıklarına kesinlikle inanmıyor. Dün tribünden sahaya maytap atıldı Eboue’nin kulaklarının zarı patladı sandım ama hiçbir G.Saraylı yine Eboue’nin yanına bile yaklaşmadı. ‘Tamam, Eboue bu defa numara yapmıyor herhalde’ dememe fırsat kalmadan 5 saniye sonra Fildişili oyuncu doğrulup faul atışını kullandı. İşte o anda pes doğrusu dedim.Ve gelelim Burak’a. G.Saray bugün 3 kulvarda yoluna devam ediyorsa en fazla katkı tartışmasız Burak’ın. Kendini müthiş geliştirdi, kafa vuruşları, golü koklama ve vuruş tekniği tek kelimeyle harika. Avrupa’da 6, Türkiye’de 9 gol atmak her babayiğidin harcı değil. Ama G.Saray seyircisi, Burak gol atsa da, attırsa da bu yetenekli futbolcusuna hala sahip çıkmıyor ve bir hatalı pasında basıyor kalayı. Melo’ya, Muslera’ya gösterdikleri sevginin yüzde 10’unu Burak’a göstermiyorlar. G.Saray seyircisi Arena’da oynanacak ilk maçta Burak’a şevkat ve sevgi göstermeli. Yalnız Burak da, gol attığında rakip seyircileri tahrik etmeden, yine gol attığında artık modası geçmiş sus işareti yapmadan ve oyundan çıkarken,hele hele skor 3-1 olmuşsa, somurtmadan, içinden söylenmeden, gülerek, içten davranmalı. İşte bunları yaparsa, hem kendi arkadaşları hem de taraftarı Burak’ı asla yalnız bırakmaz.LİGİN FAVORİSİ G.SARAYFATİH hoca güzel hamlelerle galibiyette önemli rol oynadı. İstese Muslera’yı Sivas’a götürebilirdi ama dinlendirdi. Ufuk da iyi çalışmasının karşılığını her oynadığı maçta alıyor. Yine Terim’in formsuz Hamit, Cris ve Elmander’i oynatmayıp Yekta’ya, Amrabat’a, Aydın’a görev vermesi çok doğruydu. Braga’dan moralli dönen G.Saray belki çok iyi oynamadı ama kalede Ufuk, defansta Semih ve Dany, orta alanda Yekta ve forvette de Burak ve Umut’un dinamik oyunları ile 3 puanı kolay elde etti. Umut 4-5 hafta süren vasat görüntüsünden uzaklaşıp yeniden form tuttu. Burak ve Umut’un bu performansları bile F.Bahçe’ye yeter diye düşünüyorum. G.Saraylı futbolcular seyircisinin de desteğiyle göreceksiniz bol gollü bir derbi galibiyetiyle yoluna devam edecektir. Bu ligin favorisi tartışmasız G.Saray’dır.

Devamını Oku

Bunun adı resmen mucize

6 Aralık 2012

G.SARAY kendi işini kendi gördü ve Şampiyonlar Ligi’ne devam dedi. Zaten G.Saray’a da bu yakışırdı. İlk yarı ‘bu maçı asla kazanamaz’, görüntüsüyle hayâl kırıklığı yaratan sarı-kırmızılar, Fatih Terim’in akıl dolu Aydın ve Amrabat değişikliği ile maçı çevirerek bana göre büyük başarı elde etti. Üstelik G.Saraylı futbolcular ve Terim bu başarıyı 1-0 gerideyken ve Cluj’un Manchester United önünde 56. dakikada öne geçtiğinin Braga’nın devası büyüklükteki skorborduna yansımasından sonra yaptı. Helal olsun bu fubolculara ve Terim’e..G.SARAY iyi mi oynadı, hayır. Ama şansı da yanındaydı Cimbom’un.. İlk yarı skor 3-0 Braga lehine yazıyor olabilirdi. Ama ev sahibi acemice goller kaçırdı. Bu arada Muslera’nın da hakkını vermek lazım. Acılarına rağmen kusursuz oynadı ve sahanın en iyilerindendi. G.Saray, Selçuk’un frikiği dışında ilk yarı hiçbir tehlike geliştiremedi. Elmander, Hamit ve Riera sahanın en kötüleriydi. Melo takımın en diri adamı gibi gözükürken 32. dakikada inanılmaz bir hata yaptı ve geçtiği ıska ile Braga golü buldu. Yine ilk yarı Dany, bal yapmayan arı Elmander, Selçuk, Hamit dökülen oyunculardı. Hele Elmander o kadar boş şeyler yaptı ki yediğimiz golde de gereksiz yere Riera’ının arkasına sarktı, adamını kaçırdı ve Melo’nun da inanılmaz hatasıyla golü kalemizde gördük.MAYISI GÖREBİLİR!BENİM bu maçı çevireceğimize inancım her dakika azalırken asıl mucize Fatih Terim’den geldi. İlk yarı sonunda öyle bir fırça atmış olacak ki futbolcular ikinci yarı yerlerinden duramaycak kadar enerji doyluydu. Burak özellikle ikinci yarı kusursuzdu. 58. dakikada Hakan Şükür gibi yükselip ‘ölü yaprak vuruşu’ dedikleri o ipeksi dokunuşu yaptı ve umutlarımızı artırdı. Sonra Burak, Melo, Aydın üçlüsü harika işlere imza atıp zaferi getiren isimler oldu. Burak bu performansı ile Arda gibi Avrupa’ya giderse kimse şaşırmasın. Üstelik bu transfer ocak ayında da gerçekleşebilir.‘G.SARAY, Şampiyonlar Ligi’nde daha ne kadar gidebilir?’ diye soracak olursanız, dünkü maçı yerinde izleyen birisi olarak bu takımın sağı solu belli olmaz. Bir bakmışsınız mayıs ayını bile görebilir şeklinde olacaktır. Bilmem anlatabildim mi?UEFA nefret ediyorŞİMDİ gelelim tribünden izlediğim maçın öncesinde yaşananlara... Sen şikeden dolayı takımlara ceza vermeyip, ‘Bak UEFA da bizim şike yapmadığımıza inandı ve ceza vermedi’ mantığıyla olaya bakabilirsin. Gerçekten de bugünden sonra hiç ceza da alamayabiliriz. Ama ya imajımız ne olacak? Avrupalı’nın gözünde inandırıcılığımız var mı? Bizi seviyorlar mı? Türk futbolunun temiz ve şaibesiz olduğunu düşünüyolar mı? Tüm sorulara vereceğim cecap hayır olacak.BİR Braga’lı taraftar kazada ölüyor, UEFA ‘Saygı duruşu yapabilirsin tabii ki’ diyor. Biz hemen her gün şehit veriyoruz UEFA’dan tık yok. Saygı duruşu yapmak istiyoruz desen yüzüne bile bakmıyorlar. Çünkü Avrupalı’nın sana itimadı yok ki. Senin stadın Braga’nın stadı gibi olsa yemin ediyorum sana Ş.Ligi maçı vizesi vermezler, ‘Git başka statta oyna’ derler. 34. dakikada taraftarlarımız meşaleler yakıp zıplamaya başlayınca kale arkasındaki dağlık bölgede heyelan olacak sandım. Diğer kale arkasında da meşe ve çam ağaçları vardı. İki tribünlü stadın en üst basamağından ayağın kayıp düşsen 200 metre yuvarlanıp, kemiklerin kırılmış vaziyettte sahanın ortasına çıkarsın. Duydum ki tabiatı korudukları için stada ödül vermişler. Yıllarca Ali Sami Yen için kabir azabı çektiren UEFA bize şikeden ceza vermemiş olabilir ama bizden nefret ettiği de kesin.

Devamını Oku

Bu G.Saray Arena’da kimi yenecek

1 Aralık 2012

ARENA’DA Karabük’e ve Braga’ya yenil, Eskişehir, G.Antep ve Cluj’la zar zor berabere kal. Eee insanlar da sorar, “Sen kendi evinde kimi yeneceksin?” diye. Ben de bu soruyu Terim ve futbolculara yöneltiyorum.ARENA’DA izledim G.Saray-G.Antep maçını. Futboldan anlamayan, Türk futbolunu hiç takip etmeyen birine dünkü maçı izlettirsen, 8 aydır para alamayan, antrenmana çıkmayıp yönetimi protesto eden takımın G.Saray, ligde lider durumda olup, Avrupa’da da yoluna devam eden takımın G.Antep olduğunu düşünür. Sebebi basit; G.Antep daha bir takım görüntüsü veriyor, daha organizeler, daha motiveler. En önemlisi İstanbul’dan puan alacaklarına inanmışlar.ELİMDE sihirli bir güç olsa, her hafta takımın teknik direktörünü değiştirme yetkisini bana verseler ve oynacağım rakip benden daha güçlüyse, tartışmasız Hikmet Karaman’ı seçerim. Örnek mi, G.Saray, Barcelona, R.Madrid, özellikle de F.Bahçe ile oynayacaksa, gel Hikmet Hoca geç bakalım takımın başına derim. Ama benden daha zayıf bir takımla oynayacaksam da Hikmet Karaman’ı kesinlikle almam. Bu Süper Lig, G.Antep, G.Saray, Beşiktaş, Trabzon ve F.Bahçe arasında oynansa Karaman’lı Antep şampiyon olur diye bahis bile yaparım. Çünkü Karaman sadece büyük takımlara karşı motive oluyor, enteresandır.SEVGİLİ Fatih Hoca, geçen hafta Elazığ’da seni kurtaran kimdi? Yekta Kurtuluş. Hem gol attı hem de her önemli pozisyonda Yekta vardı. Sen ne yaptın? Yekta’yı ve çalıştırdığın G.Saray’ı cezalandırdın. Lütfen kamuoyuna, G.Saray seyircisine Yekta’yı hangi kriterlere dayanarak oynamadığını açıklar mısın?YİNE geçen hafta Melo’yu, sahada çok konuşmakla, eski alışkanlıklarına devam etmekle eleştirmiştim ve nitekim dün gece yine konuştuğu için son 10 dakika takımı yalnız bıraktı. Burada biz medyanın da büyük suçu var. Kaleye geçip penaltı kurtardı diye adamı halk kahramanı yaptık, o da bunun karşılığını gördüğü kırmızı kartla(!) verdi. Bu Melo bu kafayla asla adam olmaz!ARSLANBOĞA ÖNYARGILIYDIHAKEMLERE artık İstanbul’da da olsa Mersin’de olsa “Çalın kardeşim, gördüğünüzü verin, kimsenin gözünün yaşına bakmayın” talimatı verilmiş. Ama Suat Arslanboğa bunu abarttı. Melo’yu atarken, G.Saray’ın aleyhine çalarken daha bir haz duyuyor gibiydi Arslanboğa. Yani biraz önyargılı gördüm kendisini. Maçı stattan takip ettiğim için yanımdakiler G.Antep’in golüne ofsayt dedi ama bence ofsayt yoktu. Melo’nun ilk sarı kartı ağırdı ama konuşursan kartı yersin kardeşim.BURAK gol atsa da attırsa da taraftar yine mutlu değil. Her geçen hafta Burak-Umut-Elmander üçlüsü arasındaki uyum artacağına durum kötüye gidiyor. Kim ön direğe gidecek, kim arka direğe, kim top alacak, kim nereye kaçacak aralarında karar veremiyorlar ve bu uyumsuzluk net olarak sahaya yansıyor. G.Saray’da kimseyi beğenmedim ama G.Antep’te herkes görevini fazlasıyla yerine getirdi.

Devamını Oku

Ünal Aysal’a sorular

30 Kasım 2012

“Polat ve ekibinin Yargıtay tarafından temiz bulunması yani idari yönden de ibra edilmesi sizi sevindirdi mi, yoksa üzdü mü?”ÇARŞAMBA günü G.Saray Başkanı Ünal Aysal’ın GS TV’deki canlı yayınını izledim. Bahri Havadır sordu, “Başkanım, ‘Liderlik İçin Doğdu’ kitabında Adnan Polat’ın resmi yok, adından bahsedilmiyor. Bu konuda eleştiri var, Adnan Polat size bir mektup yazmış, sitem etmiş, doğru mu?” ‘OLMADI, OLMAYACAK!’ ÜNAL Aysal, “Selahattin Beyazıt, Ali Uras, hatta benim de resmim yok. Yani ayrımcılık yok, saygısızlık yok. Adnan Polat bana mektup yazmış diyor ki, ‘Beni unutturmak mı istiyorsunuz?’ Adnan Polat kendisine saygısızlık yapıldığına inanıyor. Bu mektup nedeniyle üzüldüm, rahatsız oldum. Hiçbir başkanımızı unutmak, unutturmak ve de görmezden gelmek gibi çabamız olmadı, olmayacak da” sözleriyle konuya açıklık getirdi. ŞİMDİ Sayın Ünal Aysal’a bazı gerçekleri hatırlatmak ve beraberinde bazı sorular sormak istiyorum!‘Başbakan beni sevmiyor’SORU: Sayın Ünal Aysal, başkanlığa gelmenizin üzerinden yaklaşık 19 ay geçti. Bu süre içinde Başbakan Erdoğan’dan hiç randevu talep ettiniz mi? Bildiğim kadarıyla sizinle ne yüzyüze ne de telefonda hiç görüşmesi olmadı? Eğer haberim doğruysa ve randevu istemenize rağmen sizinle görüşmemişse bunun nedeni ne olabilir? G.Saray, Kadıköy’de zor şartlarda şampiyonluk kupasını alırken, bunu sağlayan Başkaban Erdoğan önce Abdurrahim Albayak’la sonra da Fatih Terim’le telefonla konuşup, şampiyonluktan dolayı tebrik etti. O sırada siz de Albayrak ve Terim’in yanındaydınız ama Başbakan sizinle yine görüşmedi, tebrik etmedi. Sonra siz Abdurrahim Albayrak’a dönüp, “Zaten Başbakan beni hiç sevmiyor ki” dediniz mi? Cevabınız “Evet” ise Başbakan’ın sizi neden sevmediğini, neden hâlâ randevu vermediğini açıklar mısınız? SORU: Bugüne kadar aldığınız kararlarda G.Saray Eğitim Vakfı Başkanı Sayın İnan Kıraç hiç etkili oldu mu? Sayın Kıraç sizden, G.Saray Üniversitesi’ni büyütüp taşımak için Riva arazisini istedi mi? İstediyse herhangi bir bedel önerdi mi? Kıraç size, “Olağanüstü kongreye git, Adnan Öztürk’ü de yönetimine alma. Yeniden başkan seçilince tüzüğü mutlaka değiştir ve ağırlıklı olarak G.Saray Lisesi ve Üniversitesi’nden mezun olanları kulübe üye yap” dedi mi? Sizin vereceğiniz cevaplara göre veya sessiz kalmanız halinde ilerleyen günlerde başka sorular sormaya devam edeceğim... ‘POLAT’I MI SUÇLADINIZ?’SORU: Adnan Polat ve yönetimi idari ibrasızlığın mahkemece ortadan kaldırılması konusunda ilk davayı kaybetti, sonrasında Yargıtay 26 Temmuz 2012 tarihinde idari ibrasızlığı esastan bozdu ve yok saydı? Peki sizin başkan olduğunuz G.Saray Yönetim Kurulu, Yargıtay’ın eski başkan Adnan Polat’ı akladığı bu karara neden itiraz etme gereği duydu? Polat ve ekibinin Yargıtay tarafından temiz bulunması yani idari yönden de ibra edilmesi sizi sevindirdi mi, yoksa üzdü mü? SORU: G.Saray’ın dününü ve bugünü anlatan “Liderlik İçin Doğdu” kitabının hemen her sayfasında Arena’nın görüntüleri var. Peki başkan seçildiğiniz günlerde “Stat almadık sadece inşaat aldık” dediniz mi? Evet ‘Dedim’ diyorsanız bugün gelirlerinizin yüzde 80’ini TT Arena’dan sağladığınızı biliyor musunuz? G.Saray Kulübü’nün Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile TT Arena’nın geçici devir sözleşmesini imzalamaması, stadın çatısının kapatılmaması ve son olarak Cluj maçındaki yağmur skandalından dolayı, stadı yapıp size teslim eden Adnan Polat’ı mı suçladınız?RAPOR NEREDE?SORU: G.Saray Kulübü’nün, yıllar önce Bülent Tulun tarafından Adnan Polat’a hitaben yazdığı iddia edilen bir mektup yüzünden şike sürecinde adı öyle ya da böyle lekelendi. Sonuçta Polat için 7 yıl hapis cezası istendi. Bu süreçte “Adnan Polat böyle bir şey yapmamıştır. Kendisine inanıyorum ve kayıp 1 milyon dolar teşvik primi olarak asla verilmemiştir. Üstelik o tarihte başkan Özhan Canaydın’dır. Eski Başkanımız Polat, göreceksiniz temizdir ve aklanacaktır” açıklamasını neden yapmadınız? Yaptıysanız biz mi hatırlamıyoruz? ‘Disiplin kurulu’na verildi’ SORU: Bülent Tulun’un hayâli mektubu ve kayıp 1 milyon dolarlık makbuz olayında Polat, 6 Haziran 2012’de tek celsede beraat etti. Sonrasında siz neden Polat’la ilgili hiçbir açıklama yapmadınız? Bir geçmiş olsun telefonu bile açmadınız mı? SORU: 27 Mart 2011 günü o meşhur G.Saray Mali Genel Kurulu’nda Adnan Polat ve ekibi idari ibrasızlık yaşadı. Sonrasında Polat aday olmadı, siz başkan oldunuz. Göreve geldikten 1 ay sonra Ernst&Young denetim firmasının yolsuzluk araştırma departmanına Polat döneminin incelenmesi talimatını neden verdiniz? Polat ve ekibinin görev aldıkları sürede, kulüpte yolsuzluk yaptığı, birilerine rant sağladığını mı düşünüyorsunuz? Ernst-Young yolsuzluk departmanı, Polat ve ekibi için ne rapor verdi? Bu raporu neden açıklamadınız? SORU: İdari ibrasızlık şoku yaşayan ve sonrasında görevi bırakan Polat, idari ibrasızlığın ortadan kaldırılması için arkadaşlarıyla mahkemeye gitti. Sonrasında Türker Arslan ve birkaç üye, Polat’ı 2 defa G.Saray Disiplin Kurulu’na verdi. Yeni seçilmiş bir başkan olarak, görevi devraldığınız eski başkan Polat’ın disiplin kuruluna verilmesini neden engellemediniz?

Devamını Oku

Kazandıklarınızın değerini iyi bilin

28 Kasım 2012

YAZININ tamamını G.Saray-Balıkesir maçına ayırmaktansa sizlere, yakın zamanda başımdan geçen bir olayı anlatmak ve özellikle de genç futbolcuları uyarmak istiyorum.G.SARAY’IN 2000 yılındaki UEFA ve Süper Kupa şampiyonluğunda önemli katkısı olan (ayağı kırılan Alper Tezcan’dan bahsetmiyorum), 8 yıl öncesine kadar büyük paralara imza atan, çok değer verdiğim ve sevdiğim bir isim (beni bağışlayın adını açıklayamam) benimle buluştu. O ana kadar kabaca bir hesapla ez az 15 milyon dolar kazandığını tahmin ettiğim bu futbolcu arkadaşım, maalesef son 2-3 yılda ama yanlış yatırımlar yapması, ama bonkörlüğü, ama düzenli bir aile hayatı olmasına rağmen belki de tasarrufu tamamen unutması neticesinde zor durumdaydı.KİM olduğunun anlaşılmaması için daha detaylı bilgi veremiyorum ama şunu söyleyebilirim ki, buluşmamızda cebinden UEFA ve Süper Kupa Şampiyonluğu sonrası boynuna gururla astığı madalyaları çıkarıp bana rehin vermek şartıyla acil nakit paraya ihtiyacı olduğunu söyledi. Borcu alması halinde parayı nereye vereceğini biliyordum. Sonuçta istediği para ekonomimi aşardı ve içim sızlayarak bunu yapamayacağımı söyleyip kendisine farklı yollar gösterdim. Bir zamanların o meşhur ismi, her şeye rağmen madalyaların bende kalmasında ısrarcı oldu ama madalayarı kibarca kendisine iade ettim.BU hayatta herkesin inişli çıkışlı zamanları olmuştur, olacaktır da. Bu fani dünyada bazen lüks içinde bazen sefalet içinde yaşayan çoktur. Önemli olan bence kazandıklarımıza (dost, para, sağlık ve en önemlisi aile) sahip çıkıp onları iyi koruyabilmektir. Elbette hazıra dağ dayanmaz, iflası var, hastalığı var, yarının ne getireceği bilinmez.YARININIZI DÜŞÜNÜNSÖZÜM size genç futbolculara. En iyi şartlarda 20, normal şartlarda 10-15 yıl futbol oynayabilirsiniz. G.Saray, Beşiktaş ve F.Bahçe’de oynayabilecek kadar yetenekliyseniz diğer meslektaşlarınıza oranla hatırı sayılır para kazanırsınız. Lütfen yarınları düşünün ve kazandıklarınızı emlakçılara, galericilere, simsarlara kaptırmayın. Bugün her şey sizin için çok iyi olabilir ama yarın bir bakmışsınız, sakatlanıp sahalara zamansız veda etmek zorunda kalmışsınız. Veya yeteneklerinizi geliştirmezseniz, bir gecede Anadolu’nun ücra köşesinin yolunu tutabilirsiniz. Sonra hızla merdivenlerden yuvarlanırsınız, geriye dönüp baktığınızda kimseyi yanınızda bulamayabilirsiniz. Hatta sizi ayağa kaldıracak birini bile.SİZ siz olun; adınız Emre, Hasan Ali, Çağlar, Ceyhun, Oğuzhan, Ufuk, Sercan, Aydın, Semih, Gökhan veya bir başkası olabilir. Terim’in, Kocaman’ın, Aybaba’nın ve diğer hocalarınızın sözlerini iyi dinleyin, herkes tatildeyken siz çalışın, eğlenceyi, kadını, içkiyi hayatınızdan bir süreliğine çıkarın, yeteneklerinizi geliştirin ve en önemlisi kazandıklarınızın ve kazanacaklarınızın değerini çok iyi bilin.BU arada ben bunları yazarken, ilk yarıda zorlanan, G.Saray skoru 4-1’e getirip çoktan tur atlamış bile.

Devamını Oku

İlk sözüm FIFA hakemi Fırat Aydınus’a

26 Kasım 2012

BAK Aydınus, bu ülke senin Avrupa’daki başarılarını ve hakemlikteki geleceğini düşünerek 1 hafta boyunca sana inanılmaz destek çıktı, bazıları da sırf sen etkilenme diye ses çıkarmadı. Üstelik Eskişehir-F.Bahçe maçında hatalı oyuncuyu atmana rağmen.SENİN yaptığın bu hatayı bugün Bülent Yıldırım, Tolga Özkalfa, Hüseyin Göçek, İlker Meral gibi hakemler yapsaydı, futbol kamuoyu ve F.Bahçe lobisi bu isimlere düdüğü çoktan astırırdı. Geçmişte Ali Aydın’a yaptırdıkları gibi.FUTBOLCU hata yaptığı zaman, teknik adam takımına kötü taktik verip yenildiği zaman özür diliyorsa senin ne ayrıcalığın var ki? Sen niye delikanlı gibi çıkıp, “evet lan lafını duydum ve Caner’i attım, Yanlış adamı atmışım, özür dilerim. Caner’in kırmızı kartı iptal edilmeli” diyemedin. Sahada sana yan bakanı, ‘lan’ diyeni değil ağzını açmayanı atıyorsun ama haksız yere bir oyuncunun kaderiyle oynamayı sürdürüyorsun. CANER 2 maç ceza aldı ve maç başına ücretlerini ve primlerini alamayacak, belki de cezası bittikten sonra kadroya da giremeyecek. Bunun vebalini nasıl ödeyeceksin? Sakın çıkıp kamuoyuna, “Ben kırmızı kart gösterdikten sonra Caner bana lan dedi, hatta küfür etti” yalanına sığınma. Caner sana ne maçta, ne kırmızı kart öncesinde ne de sonrasında, ne lan dedi, ne küfür etti, ne formanı çekti. Sana hiçbir şey yapmadı ama sen onun işini bir saniyede bitirdin. Bundan sonra hakemlik yapsan ne olur yapmasan ne olur? Benim için artık sen, hep şüpheyle bakacağım bir isimsin.ELBETTE Fırat kadar disiplin ve tahkim kurulları da sınıfta kaldı. Eskişehirli Veysel’in itiraflarına rağmen bunu kaale almadılar ve uydurukçu Fırat’a inandılar. İşte Türk futbolunu yönetenlerin hali. Kızıyorum, eleştiriyorum büyük oranda haksız buluyorum ama şimdi bu olanları gördükten sonra da Aziz Yıldırım’ın soyunma odası koridorlarında sıkça dolaşmasına hak vermeye başladım.HİÇ HAZIR DEĞİLLERGELELİM maça. Şike sürecinde F.Bahçe ceza almadı, yani ligden düşürülmedi, başkanı da başkanlığına devam ediyor. Genel kanı, Demirören federasyonu F.Bahçe’ye ve Aziz Yıldırım’a kıyak geçti. Ama dün gece 29. dakikada stat toplu halde hakeme ve Demirören’e küfür etti. Demek ki, F.Bahçe seyircisi bu federasyonun kendilerine kıyak geçtiğine inanmıyor ve de güvenmiyor.TÜRK takımlarının 3 veya 4 günde 2 maç çıkaramadıkları ortada. G.Saray, Manchester’ı yendi, Elazığ’da mucizevi kurtarışla kazandı. F.Bahçe, Marsilya karşısında 3 puan aldı ama dün ilk yarı döküldü, 2. yarıda da başta G.Birliği kalecisi Ramazan olmak üzere tüm takım aciz kalınca F.Bahçe iyi oynamadan farka koştu. Meireles her geçen maçta biraz daha arkadaşlarına adapte oluyor. Kendisine Kuyt ve oyuna sonradan giren Sezer de ayak uydurunca F.Bahçe zor maçtan 3 puan çıkardı. Haftayı F.Bahçe ve G.Saray galibiyetle kapatmasına rağmen oyun olarak hâlâ 4 günde 2 maçı kaldıracak düzeyde değiller.AYKUT’UN golünde tüm oyuncular uykuda gibiydi. Ama bu gol bile F.Bahçeli oyuncuları kendine getiremedi. Aykut hocadan istikrarlı şekilde forma bulamayan Stoch çok egoist. Takıma ayrı kendisine ayrı top lazım. Top ayağına gelince gözü kimseyi görmüyor. F.Bahçe’nin en formda ismi Moussa Sow, arkadaşlarından istediği toplar gelmeyince ilk 44 dakika etkisiz gibi gözüktü ama tek olumlu pasta yine müthiş bir gole imza attı. Golde Sow’un becerisi kadar Kuyt’ın da çok zekice pası övgüye değerdi.MAÇIN hakemi Yunus Yıldırım, tribünlerin aşırı derecede tepkisine rağmen kötü maç yönetmedi. En azından Fırat Aydınus gibi saçma sapan işler yapmadı.

Devamını Oku

Emre ve Melo

25 Kasım 2012

EMRE Çolak 21 yaşındasın ve oyuna girmişsin son 25 dakika. Ok gibi, yıldırım gibi olman lazım bu takımda kalıcı olmak için. G.Saray senin için hayatında göremeyeceğim bir şans ama sen ısrarla bu şansı kötü kullanıyorsun. İstikrarın yok, bir maç iyisin bir maç kötü. Maça girdikten sonra bomboş iki pozisyon yakalıyorsun ve bunları laubalilikten atamıyorsun. Ya Melo o penaltıyı müthiş bir refleksle kurtarmasaydı?FATİH Terim’in ağır geçen Manchester United maçı sonrası yaptığı rotasyonu son derece olumlu buldum. Aylardır ilk 11’de oynamayan Sabri-Engin ikilisinden Sabri’yi beğendim. Bir korner atışında Engin’e kamera yakın çekim yaptı ve Engin’in göbeklendiğini gördüm. Bu iyiye işaret değil ve bu göbek resmen içki göbeği. Yani 11 maçlık ceza Engin’e hiç yaramamış ama Sabri’yi olgunlaştırmış. Sosyal mecranın Sabri Reyiz’i bu performansıyla Terim’den daha fazla vakit istemeyi haketti.TERİM’DE tek yapacağım eleştiri, eğer ağrısı yoksa ve kendi istemememişse Elmander’i oyundan almasıydı. Halbuki sahanın en kötü iki ismi Umut Bulut ve Engin Baytar’dı. Hele hele Engin’e 67 dakika nasıl tahammül etti anlayamadım. Yekta, Amrabat, Riera, Melo, Sabri diğer oyunculara oranla daha etkiliydi. VURAL’A İNANIYORUMAMA rakibin de Sanica Boru Elazığspor olduğunu unutmayalım. Yani eti ne butu ne Elazığspor’un. İlk 11’lere bakarsak arada en az 60 milyon Euro’luk fark var. Bir Amrabat’ın maliyetine kurulan Elazığspor’u yine de tebrik ediyorum. Yılmaz Vural inanıyorum bu takımı ligde tutacak. TRİBÜNLER süt dökmüş kedi gibiydi. Nefis bir futbol akşamına rağmen bu kadar etkisiz, bu kadar coşkusuz seyirci görmedim. Maçı izlemesem ikinci yarının seyircisiz oynandığını sanırdım. İşte bu futbol atmosferi olmayan akşamda, agresif bir rakip de yokken Melo yine çok konuşmaktan sarı kart gördü. Üstelik Melo bu sene ne rakipleri ne de hakemle konuşmayacağının sözünü vermişti ama nafile. Huylu huyundan vazgeçer mi? TERİM’İN YUMRUĞUMAÇ 1-0 bitmek üzereyken hakem Özgür Yankaya doğru bir kararla penaltıyı verdi ama kırmızı kart kararı doğru değildi. Muslera kaleyi boşaltırken Melo içeri girmişti. Sonuçta hakem öyle takdir etti, çok da eleştirmemek lazım. Muslera çıktı, nefesler tutuldu, tribünler ilk defa hareketlendi, Melo, Sabri’nin isteğine rağmen kaleye geçti ve G.Saray’a hayat veren kurtarışa imza attı. Melo’nun bu kurtarışı belki de bu yılın hareketi olacak. Bu penaltı iki teknik adamın da ömründen ömür götürdü. Yalnız penaltı kaçtıktan sonra Terim’in yumruk hareketini kime yaptığını anlamadım. Biraz öfkeliydi, tahminimce arkasındaki seyirciler kendisine küfür etmişti ve Fatih Terim’in yumruğu o seyircilere yönelikti.İSTİKRARSIZ kararlar veren vasat bir hakem, kötü bir mücadele, uyuklayan bir seyirci, Manchester United galibiyetine rağmen iyi oynamayan ama pozisyonları cömertce harcayan bir G.Saray ve Felipe Melo’nun ayaklarıyla değil elleriyle maçın kaderini belirlediği bir enteresan 90 dakika.

Devamını Oku