Fırat Aydınus ne zaman ki F.Bahçeli Caner’i haksız yere attı ve hatasından en azından bir özür dileyip dönmedi zaten benim için o gün bitmişti.İşte Aydınus’un çarpıcı hataları;4. dakikada Elmander, Şener ile omuz omuza mücadele ediyor, Şener yere düşüyor, top Umut Bulut’un önünde kalıyor ve o da golü yapıyor. Ama Aydınus düdük çalıp “pozisyonda faul var” diyor.14. dakikada Elmander, Bursaspor ceza sahası içinde tam topa vuracak İbrahim koluyla İsveç’li oyuncuyu itiyor ve dengesi bozulan Elmander de topu farklı auta gönderiyor, pozisyon açık, net “penaltı” ve kırmızı kart gerektiriyor. Ama Aydınus’a göre aut.SONRA Semih Kaya’ya gösterdiği sarı kart yanlış, ilk yarı Riera’nın arka arkaya yaptığı iki faul sonrası oyundan ihraç edilmesi gerekir. Ancak Riera sarı kart bile görmeden maçı tamamlıyor.SABRİ yardımcı hakem Alpaslan Dedeş’e ilk yarı tam 3 defa el kol hareketleriyle bastı kalayı bir sözlü uyarı bile almadı ama 71. dakikada aynı Sabri sadece bir defa Aydınus’a itiraz etti, kartı yedi. İşte bunun adı adaletsizliktir, bencilliktir.BU kadar çok yıldızı olan G.Saray, hocası olmayan, ligde ve kupada erken havlu atan Bursaspor’a en azından 10 dakika tempo yapamaz mı? İnanması güç ama yapamıyor, hatta rüzgârı arkasına almasına rağmen 3 net pozisyon veriyor. Hatta öyle ki 60. dakikada Bursa’nın Serdar’la bulduğu gol faul gerekçesiyle iptal ediliyor. Bana göre Bursa’nın net golü güme gitti.VE gelelim Terim’e. Ya Burak yeni yıla girerken hocası Terim’i aramadı ve yeni yılını kutlamadı veya Antalya kampında bu ikili arasında tuhaf şeyler oldu. Ben de Burak’ın saha içindeki birçok hareketine gıcık oluyorum ama adamın golcülüğüne, G.Saray’a yaptığı katkıya hayran olmamak elde değil. Bugün G.Saray ligde ve Avrupa’da yoluna devam ediyorsa başrolde Burak Yılmaz vardır. Ama bugüne kadar adaletine güvendiğim Fatih Terim bu kelimeye ihanet edercesine Burak Yılmaz ve G.Saray’a büyük haksızlık yapıyor.SEN Aydın’ı, Engin’i, uzun zamandır görmediğin Amrabat’ı oynatacaksın, Burak’ı sözüm ona cezalandırıp oyuna sürmeyeceksin. Bunun adı ayıptır, bunun adı haksızlıktır. Bu takım koşmuyor, bu takım iyi çalıştırılmıyor, bu takımda oynaması gereken adamlar kenarda bekliyor, oynamaması gereken adamlar ise sürekli forma giyiyor ve bu takım, adına ve yıldız oyuncularına yakışmayacak derecede kötü oynuyor.Dost tavsiyesiHOCAM sana bir dost tavsiyesinde bulunmak isterim; Başkanın Aysal tam bir tüccar ve herkesi yanında çalışan bir işçi gibi görüyor. Yani “Alırım da satarım da” zihniyetinde. Sen böyle bariz hatalar yaptığın sürece Aysal’ın ekmeğine yağ sürersin. Bir sabah uyandığında yardımcın Hasan Şaş seni arar, “Hocam, galatasaray.org’u okudun mu, seni ve bizi görevden almışlar” der, sen önce yutkunur, sonra ‘Acaba bugün 1 Nisan mı?’ diye düşünür ama sonrasında gerçeği görür ve kabullenmek zorunda kalırsın. Yani sen bu kafayla ve bu zihniyetteki başkanla ömrün G.Saray’da uzun sürmez, hatta daha da iddialıyım 1 Nisan 2013’ü bile göremezsin.
Şu sıralar Türkiye’nin en mutlu insanları şüphesiz G.Saraylılar.MEHMET Ali Birand’ın ölümü, üniversitenin 4 saatte kül olmasına rağmen önce Sneijder’in alınması, dün de Drogba’nın transfer haberi sarı-kırmızıları tarif edilemez bir sevince soktu.BU işte Ünal Aysal ve ekibi sınıfı fazlasıyla geçti. Artık bomba Fatih Terim’in kucağında. Takım kötü giderse faturanın adresi belli, heyecanını kaybeden Terim’in bileti kesilecek. Tam aksi olup, G.Saray Türkiye’de şampiyon olup Avrupa’da bir-iki tur da daha giderse, Terim’e sahip çıkacaklar.BEN devre arası transferlerinden korkarım. Hele hele büyük yıldız transferlerinden. Yanılmıyorsam 90-91 sezonuydu. Rahmetli Ekrem Dürüst, dönemin en yüksek ücretini ödeyip Kosecki’yi getirmiş, ilk yarıyı 5 puan önde lider tamamlayan G.Saray şampiyonluğu Beşiktaş’a kaptırmıştı. Umarım aynı senaryo bu yıl tekrarlanmaz ve G.Saray bu transferlerle özellikle Avrupa’nın 1 numaralı kupasında en az yarı finali görür.BEŞİKTAŞ maçına gelirsek,ilk 20 dakika Terim ve öğrencilerini beğendim. Sonra işi rölantiye aldılar ve pozisyon verdiler.Terim bu maçta 1-0’ın yeterli olmayacağını düşünmüş olacak ki, takımını riskli oynattı. Fernandes biraz hareketli ve kollektif oynasa, Hilbert 25. dakikada Muslera ile karşı karşıya kaldığında panik yapmasa G.Saray’ın işi daha zor olabilirdi.SNEIJDER ve Drogba’ya lafım yok ama G.Saray’ın aksayan yerlerine niye adam alınmadı? Özellikle Drogba transferi Burak’a “Sen bu takımın 1. santrforu olamazsın” mesajı mıydı? Umut ve Elmander’e “Dikkat edin, gönderilirsiniz” demek mi oluyor?BELKİ yanılıyorum, belki acele ediyorum, biraz daha beklemek gerekebilir. Kesin olan şu ki, Sneijder ve Drogba transferleriyle Aysal, Terim’e karşı 2-0 öne geçti. Galibi bundan sonra Terim ve oyuncuların performansı belli edecek.
Bu takıma Kaka veya Sneijder, hatta ikisi birden gelse ne farkeder. Selçuk, Melo, Emre, Burak ve diğerleri böyle oynadığı için ve en önemlisi de Fatih Terim moral ve motivasyonunu kaybettiği sürece bu takım 2013 yılında hayâl kırıklığı yaratır. Avrupa’ya Schalke maçıyla veda eder ve ligde de şampiyon olamaz.Bir defa kesin olan şey şu ki, bu G.Saray çok kötü bir devre arası kamp dönemi geçirmiş. Elbette bunun da sorumlusu Fatih Terim ve onun yardımcılarıdır.G.SARAY bir aylık arada iki hazırlık maçı yaptı, kiminle? Alanyaspor ve Aalen takımlarıyla. Her iki takım da ülkelerinde ikinci ligde mücadele ediyor ve sıradan takımlar.PEKİ G.Saray’ın Türkiye ve Avrupa’daki rakipleri ise kimlerle hazırlık maçları oynadı? F.Bahçe Belçika 6.’sı Genk ile oynadı, kupada da rakiplerini eze eze mağlup etti.BEŞİKTAŞ, Wolfsburg ve Trabzonspor gibi güçlü takımlarla maçlar yaparken, Şampiyonlar Ligi’ndeki rakibi Schalke de Bayern Münih ve iki güçlü takımla karşılaştı.VAH G.SARAY, VAH TERİM!BİR ay boyunca gazetelerde çıkan G.Saray haberlerini dikkatlice okudum. Bunların yüzde 90’ı “Sneijder geldi”, “Sneijder gelecek”, “Başkan Aysal ile Terim’in arası açık”, “Terim Kaka’yı istiyor, Sneijder’i istemiyor” tarzındaydı.DEVRE arası kampıyla ilgili haberlere gelince de “Fırtına çıktı, antrenman iptal oldu”, “Kampı seller götürdü”, “G.Saray maç oynayacak takım bulamıyor”, “Futbolcular kamp yerini beğenmedi, zemin çok sert” şeklindeydi.Vah G.Saray, vah Terim vah.ESKİ Terim olacaktı, Aysal’ın Ofisi’ni basar, “Sen kime eleman diyorsun başkan” derdi. Veya basın toplantısı yapar, yaşanan Sneijder komedisine el koyar, gerekirse yönetime hesap sorardı. Baktı olmuyor, gözünü kırpmadan istifa ederdi, aynen 2000 yılında yaptığı gibi.AMA artık o Fatih Terim’in yerinde yeller esiyor, adeta kuzu gibi Fatih Hoca. Beni mazur görsün, bu son ifadem ağır oldu ama dost acı söyler. Benim için Terim gerçek bir dosttur ama son 1 yıldaki Terim’i inanın tanıyamıyorum. Terim’in en büyük özelliği duruşudur ve aldığı paraya bakmaz, onuru ve gururu için her türlü riske girer.Aysal’ın eseriYÖNETİCİLERİN çoğu Terim’in kuyusunu aslında geçen sezondan kazmaya başlamıştı, bu sezon da hocayı gömmek için ellerini avuşturmaya başlamışlardır. Dünkü mağlubiyetten sonra G.Saray’da üzülen değil, sevinen bir yönetim olduğuna inanıyorum. Ama Terim’i böylesine bir hazin duruma başkan Ünal Aysal getirmiştir.BÜLENT Tulun’u göndermemesi, üstelik transferlerden sorumlu tutması, Lütfi Arıboğan’ı başa getirip sorumluluk vermesi, sır gibi saklaması gereken transferlerin isimlerini medyada zırt pırt açıklaması, iş bilmezliği, tüm çalışanları satın alınıp satılacak “mal” gibi görmesi, Terim’in, Dürüst’ün ve Albayrak’ın şevkini ve onurunu kırmıştır.‘SneIjder kurtarsın’SONUÇ olarak, koca G.Saray 2 aydır Kaka ve Sneijder’i konuşuyorsa, takım doğru dürüst antenman yapmıyorsa, yine bu takım vasat rakiplerle hazırlık maçı yapıyorsa, yönetim Terim’in başarısız olup kovulmasını veya bırakmasını istiyorsa benim söyleyecek sözüm yok.SONUÇ 2-1 bitmişse Terim ve futbolcular dua etsin. Normalde maç 4-5 farkla bitmeliydi. Bence dünkü maçta rezil ötesi oynayan futbolcular içlerinden aynen şunu geçiriyorlardır; “Başkan Sneijder’e 6 milyon Euro garanti para versin ve o Sneijder gelsin bu takımı kurtarsın...”NOT:Bu yazıdan 1 saat sonra Terim’in açıklamalarını izledim. Geç kalınmış ve iyi kurgulanmamış bu açıklamalarından dolayı yine bu çıkışı gösterebilen Terim’i kutluyorum ve şu iddialı sözle noktayı koyuyorum: 1- Ünal Aysal mayısa kadar olağanüstü kongre yapmak zorunda kalacak.2- Fatih Terim sezon sonuna kadar bu takımın başında kalamayacak.3- G.Saray ligde şampiyon olamayacak. Nedenleri hafta içinde yine bu köşede...
İnsanların yeni yıldan ne beklentisi olabilir? Başta sağlık olmak üzere ülkemizde ve dünyada barış ve kardeşlik.. Elbette bireyler bunun yanında başarı, para, aile kurabilme, iyi şartlarda yaşayabilme ve daha birçok şey de isterler.Ben de yeni yıla işte bu temennilerle, ailem ve sevdiğim dostlarıyla ‘merhaba’ dedim. Oldukça keyifli geçen geceden sonra 1 Ocak günü saat 10.30 gibi uyandım ve bir defa daha şoka uğradım. Sebebi Aziz Yıldırım’ın F.Bahçe Dergisi’ndeki sözleriydi.Acayip tuhafıma gitti Yıldırım’ın sözleri. En azından yeni yıla girerken, biraz daha insaflı, biraz daha sağduyulu, dostluk içeren mesajlar veremez miydi Aziz Başkan? Dostluk, kardeşlik, sevgi, saygı beklentisi içindekilere, Aziz Yıldırım’ın cevabı çok net oldu; “Benden kimse dostluk beklemesin. Savaş baltalarını çıkardım, 1 yıl Metris’te yatmanın bedelini herkese ödeteceğim.”MANTIĞA bakın, siz bana çok çektirdiniz, ben de sizin ananızdan emdiğinizi burnunuzdan getireceğim...Yıldırım’ın dergideki sözlerine bir bakın. İşte bir cümlesi: “Hedefimiz aynı 2010-2011 sezonunda olduğu gibi yine tüm branşlarda şampiyonluk.”SÖZ VERMESE...ZATEN Aziz Yıldırım ve arkadaşlarının başına ne geldiyse, o malum şike yapıldığı mahkemece belgelenen 2010-2011 sezonunda yaşananlarla gelmedi mi? Halbuki 3 yıl arka arkaya şampiyonluk sözü vermemiş olsaydı, ne tapeler ortaya çıkacak ne de Aziz Yıldırım ve arkadaşları bu pis işlere bulaşacak, ne de kimse Metris’e düşecekti. Devam ediyor Aziz Yıldırım dergideki yazısına; “Camiamıza ve başarılarımıza karşı oluşturulan cepheler açıkça ortadadır. Bize karşı hayasızca yürütülen kampanyaya, sistemli karşı duruşa verebilecek en etkili yanıtın “Şampiyonluklar” olduğunun farkındayız. Bu yolda sizlerden dikkat etmenizi istediğim yegane husus, yanınızdakilerdir.SON zamanlarda yaşanan, F.Bahçe düşmanları tarafından açıkça dile getirilen husus; “Taraftar desteğinin kesilmediği müddetçe F.Bahçe’nin engellenemeyeceğine” dair yapılan gerçek tespitlerdir. F.Bahçe karşıtlarının bile görebildiği ve açıkça dile getirdiği gerçeği, bizlerin de görmesi, bu yönde önlemler almamız, kaçınılmazdır. Bir şeyin olmadığını, yaşanmadığını anlatmak, bu konuda birilerini ikna etmek daima zordur. Özellikle karşınızda niyeti belli olan bir güruh varsa bu daha da güçleşir.”GÜRUH KİM?ŞİMDİ soruyorum Aziz Yıldırım’a;1-F.Bahçe’ye kim neden cephe açsın?2-Yanınızdakilere dikkat edin derken kimleri kastediyorsunuz? Kişiler veya cemaat F.Bahçe’nin başarılarını neden, niçin engellemek istesin?3-Niyeti belli olan güruh kim? G.Saray mı, Trabzonspor mu? Ülkeyi yönetenler mi? Cemaat mi?2 Temmuz 2012 yani 6 ay önce tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildiniz ve 6 aydır, “Yeri gelince konuşucam, ortalık toz duman olacak, isim isim açıklayacağım F.Bahçe düşmanlarını” dediniz hâlâ tık yok.NEYSE Yıldırım’ın dergideki yazısından bir alıntı daha yapmak istiyorum:“Geçen yıldan bu yana, sahada ve saha dışında, ‘yaşanmayanı, olmayanı’ anlatmaya çalıştık. Bunun nedeninin bu güruhun, F.Bahçe’nin doğasından gelen üstünlüğü karşısındaki psikolojik zafiyet ve eksikliklerini örtmek olduğunu düşünüyorum. Anlamlarını bilmedikleri kelimeleri kullanan bu güruhun son gözde kelimesi ise; Adalet. Geçmişte fair-play, ebedi dostluk ve en önemlisi saygı kelimelerini kullandıkları gibi şimdi de adalet kelimesini kullanıyorlar sıklıkla. Yaşanan telaş F.Bahçe’nin Türk futbolundaki sistemli kadrolaşmanın önüne geçme kararlılığından kaynaklanmaktadır..”TAŞIN ALTINA ELİNİ KOYMALIONU bunu bilmem. Bugün Türk futbolunda barıştan, kardeşlikten bahsedemiyorsak, 1.5 yıl boyunca şikeyi konuşmak zorunda kalmışsak, gündem değiştirmek ve alınan mağlubiyetleri unutturmak için çeşitli oyunlar utanmadan oynanıyorsa bunun sorumlusu malumdur. Türk futbolununda şiddet birinci sıraya oturmuşsa, takım otobüsleri taşlanıp pankartlar asılıyorsa ve durum giderek daha kötüye gidiyorsa, birileri artık taşın altına elini koymalı ve bu kişileri Türk futbolundan acilen uzaklaştırmalıdır.BU yazıyı kaleme alırken PFDK’nın Yıldırım, Aysal ve Şener’e verdiği cezaları gördüm. Tebrik ederim PFDK üyelerini, keşke biraz daha fazla verselerdi cezaları. Telegol olarak bu kulüp başkanlarının tahrik dolu, şiddet içeren açıklamalarını geçen hafta yayımlamadık bundan sonra da kesinlikle yayımlamayacağız. Çünkü şiddeti körükleyen spor programları değil bizzat bu kulüp başkanları ve yöneticilerdir.Avukat Hanım yanlış yoldasınız!F.BAHÇE, çeşitli TV programlarında, kulüp ve Aziz Yıldırım aleyhine konuşanlara, yorum yapanlara karşı mücadele başlattı. Amaç, kişileri susturmak, gerekiyorsa programları yayından kaldırmak. Bu konuda Yıldırım’ın bizzat Ankara’ya giderek RTÜK Başkanı ve Spor Bakanı ile de görüştüğünü biliyorum. Yıldırım baktı istediği sonucu alamıyor sonunda Özge Tokarlı adında bir avukat tuttu. Bu avukatın görevi, TV kanalarını izleyip, sözüm ona kötü sözleri, ağır eleştirileri, cımbızla ayıklayıp gerçek olmayan montajlar yapmak ve RTÜK’e sunmak. 5 Aralık’ta toplanan RTÜK, Avukat Tokarlı’ya ve F.Bahçe Kulübü’ne tokat gibi yanıt verdi.İŞTE RTÜK’ün kararı; “Yapılan incelemede, dilekçede alt alta yazılarak aynı zaman diliminde söylenmiş intibası uyandıran cümlelerin, program içerisinde farklı zamanlarda farklı konular için söylenmiş yorumlar olduğu, cümlelerin bazılarının yazıldığı gibi değil aralarından bazı cümleler çıkarılarak, istendiği şekilde bir araya getirilip kurgulandığı (Bu kelime çok önemli) tespit edilmiş olup, söz konusu programda herhangi bir ihlal yoktur.” Objektif bir yaklaşım. Teşekkürler RTÜK Üyeleri, teşekkürler Davut Dursun Başkan.
İLK yarı bir 5 dakika daha oynansa her faula devam diyen Yunus Yıldırım çok zor anlar yaşayabilir, sahada arbede çıkabilirdi. Aslında sevdiğim ve başarılı bulduğum bir hakem Yunus Yıldırım. Kafasında maçı kurgulamıyor ve “faul de vereceksem, penaltı da çalacaksam önce beni ikna edeceksin” mantığında. Yani futbolcuya diyor ki; “Bana kolay kolay yutturamazsın...”DURUM böyle olunca Umut, Burak, Adrian, Olcan, Hamit gibi isimlere yapılan bize göre bariz faul olan pozisyonları da es geçti ve ‘ben yemem’ dedi. Ama çalmadığı her faul sonrası ortam iyice gerildi ve az kalsın Hamit’in ayağı da kırılıyordu. Yunus hocanın maça tempo kazandırıp oynatma düşüncesi harika olabilir ama bazen ölçüyü kaçırıyor, aynı dün Avni Aker’de olduğu gibi.G.Saray’da Burak ve Umut kötü oynadığı her maçta sarı-kırmızılılar zorlanır. Hele Burak Yılmaz en küçük müdahalede bile yerden kalkmıyor. İlk yarıda yakalanan en önemli fırsatta Burak boştaki Umut’u görse G.Saray öne geçecekti ama Burak yine egoistlik yaptı.HÜCUMA KATKISI SIFIRMELO ve Selçuk gibi geçen yılın en popüler oyuncuları bu sezon hiçbir şey ortaya koymuyor. Selçuk’u sadece duran toplarda görüyoruz, yaratıcı, arkadaşını kaleciyle karşı karşıya bırakacak pası atamıyor. Atacak gücü de yok. Melo ise sadece konuşuyor, bazen dayılanıyor, bazen çıldırıyor. G.Saray kalesinde doğabilecek birkaç tehlikeyi önledi ama hücuma katkısı sıfır.LİDER hâlâ G.Saray fakat bu sezon keyif aldığım maçı 2 taneyi geçmez. F.Bahçe’yi de Braga’yı da yenerken yine beğenmemiştim G.Saray’ı. Yapılan onca transfere ve harcanan 60 milyon Euro’ya rağmen Terim’in G.Saray’ı geçen yılki performansının çok altında...LİGİN DURUMU BU...BU G.Saray, genelde böyle bir futbol oynayarak lider kalabiliyorsa düşünün Süper Lig’in halini. Geçen sene G.Saray’ın ortaya koyduğu performansı mumla arıyorum.
Beklentimin dışında gelişen bir derbiydi. En azından Burak ve Umut’tan daha fazla verim bekliyordum. Ama sanki ilk defa G.Saray’da yan yana oynuyor gibiydiler. Bu kadar ahenkten uzak olmaları tuhaftı. Biraz iyi olsalardı skor daha farklı olabilirdi.Çok daha tempolu bir maç bekliyordum. Hele G.Saray’ın, hafta içindeki 1461 şokundan sonra daha fazla üretkenlik göstereceğini tahmin ediyordum. Ama hayâl kırıklığına uğradım. F.Bahçe, kaybetmesine rağmen bugüne kadar Arena’daki en iyi maçını oynadı. Son 3 maçta 2 galibiyet çıkarıp 1 kez yenilen F.Bahçe, kazandığı o iki maçta da çok ezik oynamıştı. Bugün, kaybettiler ama en efektif, en olumlu futbollarını ortaya koydular.Derbilerde 0-0 biten maçlar gördüm, 6-0 biten maçı bizzat statta yaşadım ama bu kadar çok pas hatasının yapıldığı, bu kadar çok final toplarında yanlış adam tercihlerinin yapıldığı bir derbi izlemedim. Hâl böyle olunca Halis Özkahya’ya fazla iş düşmedi. Sahanın tartışmasız en iyileri Özkahya ve ekibiydi. Bu derbi ona yeni hedefler koyacak ve bu genç kardeşimizin yolunun açık olduğunu düşünüyorum.BÖYLE DERBİ OLMAZFarkında mısınız bilmiyorum. Yazımı bir türlü futbolculara getiremiyorum. Nedeni basit: Bu derbi içime sinmedi. Zevksiz, temposuz, pozisyonsuz, bir müsabaka olarak tarihteki yerini alsa bile hiçbir zaman hatırlanmayacak bir derbi...G.SARAY’DA Melo, Selçuk, Semih ve Riera’yı beğendim.F.BAHÇE’DE ise Sow dışında hiçbir kimseyi beğenmedim. Gariptir, bu kadar pas hatası yapan iki takım da Avrupa’da yoluna devam ediyor. Burada acaba Türk futbolunun durumu mu yoksa Avrupa futbolunun durumu mu sorgulanmalı, bir türlü emin olamadım. Bu defalık derbiyi futbolcuların aşırı derecede heyecanlı olmalarına ve kaybetme korkularına bağlayalım. Ben Aykut Hoca’nın yerinde olsam ne yapar eder çok formda olan Sezer’le başlardım ama onun M.Topal ısrarı, “yalnız savaşçı” Sow’u daha da zor durumda bırakıyor.G.SARAY çok pozisyona girmeden, bulduğu 2 golle farkı 5’e çıkarıp avantaj elde etti sonuçta!
Messi, Ronaldo 5. tur maçında da oynuyor, hazırlık maçında da.. bizde ise rakip 1461 trabzon olunca “aman sen oynama F.Bahçe maçı var” deniliyor.LIONEL Messi 25 yaşında, kelimelerle anlatılamaz derecede zeki, çevik ve ahlaklı. 2012-13 sezonu itibarıyla 24’ü Barcelona formasıyla olmak üzere 31 maçta forma giymiş... Attığı gol sayısı 38. Sakatlığı veya cezası sebebiyle oynamadığı maç hiç yok. Sadece 2 maçta oyuna 57. dakikada dahil oldu, o maçlarda da 2 gol attı. O, dünyanın en pahalı oyuncusu. Önceki gün İspanya Kral Kupası 5. turunda 2. lig takımlarından Cordoba ile karşılaştılar.Maçtan önce Barcelona Teknik Patronu Vilanova kendisini dinlendirmek istedi, Messi, “Kendimi iyi hissediyorum, oynamak istiyorum” dedi ve oynadı. 90 dakika sahada kaldı, bu yılki 87. ve 88. gollerine imza attı. Barcelona’da ve dünyada kırılmadık rekor bırakmadı. Tek kötü huyu günde 3-4 sigara içiyor olması. 2013 yılında sigarayı da tamamen bırakacağını açıkladı!CRISTIANO Ronaldo 27 yaşında. 2012-2013 sezonu itibariyle 24’ü Real Madrid formasıyla olmak üzere 34 maçta forma giymiş. Attığı gol sayısı 26. Sakatlığı ve cezası sebebiyle oynamadığı maç hiç yok. 3 maçta oyundan sakatlığı sebebiyle çıkmak durumunda kalmış. Toplam oynamadığı dakika sadece 102. O, dünyanın en pahalı ikinci futbolcusu.EN ÇOK KAZANANLAR...ÖNCEKİ gün Cristiano Ronaldo, İspanya Kral Kupası 5. turunda Celta Vigo deplasmanında yine 90 dakika oynadı ve takımının tek golünü attı. Real Madrid forması altında rekorları kırmaya devam ediyor.. Sigara ve alkol kullanmıyor.SELÇUK İnan 27 yaşında. Bu sezon 23 maçta G.Saray ve Milli Takım formasını giymiş. Bu yıl attığı gol sayısı 4. Önceki gün G.Saray, Türkiye Kupası 5. turunda 1461 Trabzon’a evinde yenildi ve elendi.Fatih Terim, ama yıprandığı için ama F.Bahçe maçını düşünerek Selçuk’a 18 kişilik kadroda yer vermedi. Bu arada Selçuk, Türkiye’nin 1 yılda en çok ücret alan 3. futbolcusu.FELIPE Melo 29 yaşında. Zeki olabilir ama ahlaklı olduğu söylenemez. Bu sezon G.Saray forması altında 17 maçta 1186 dakika oynadı, 1 maçta kırmızı, 7 maçta sarı kart gördü. Önceki gün 1461 Trabzon’a karşı yine Terim tarafından dinlendiridi. Türkiye’nin en çok kazanan 2. yabancı futbolcusu.BURAK Yılmaz 27 yaşında. Bu sezon 23 maçta 1638 dakika oynamış. 15 golü var. G.Saray’a ligde ve Avrupa’da hayat verdiği kesin. Önceki gün 1461 Trabzon maçında o da kadroda yoktu. Türkiye’nin en çok kazanan 2. yerli futbolcusu.AYRIM YAPMIYORLAR!SONUÇ: Aslında sonuç bölümünü F.Terim doldurmalı. Elin Messi’si, Ronaldo’su 5. tur maçında da oyunuyor, hazırlık maçında da. Ayrım yapmıyor. Stajyer dediğimiz Vilanova da, dünyanın en iyisi dediğimiz Mourinho da kimsenin gözünün yaşına bakmıyor, veriyor formayı “Çık oyna” diyor. Bizde ise, rakip 1461 olunca, “Aman sen oynama, F.Bahçe maçımız var” de! TÜRKÇE’DE ne de güzel sözlerimiz var; “Acıma acınacak hale düşersin.”Aykut Kocaman kalmalı Aziz Yıldırım gitmeliKESİN ve net söylüyorum. Bu sezon F.Bahçe şampiyon olamayabilir. Pazar G.Saray’a da yenilebilir. Üstüne üstlük kupadan da elenebilir. Yani sezonu kupasız kapatabilir. Sonuçlar ne olursa olsun Aykut Kocaman F.Bahçe’de devam etmelidir. Eşofmanla kenarda enerjisiz duran, zaman zaman dudaklarını ısıran, basın toplantılarında gazetecilerin polemik kokan sorularına içtenlikle yanıt veren Aykut Kocaman son zamanlarda benim büyük sempatimi kazandı. Terkedilmiş bir kaptan görünümünde.YALANLANMADIĞINA göre Aziz Yıldırım’la 45 gündür tek kelime bile konuşmamışlar. Ali Yıldırım zaten haftalardır kayıp. Eee sonuçlara bakarsak, ilk yılında şampiyonluk, 2. yılında ‘buçuk’ puanla kaybedilen şampiyonluk ve yıllar sonra kazanılan Türkiye Kupası, bu sezon ligde ve Avrupa’daki çizgisi ile Kocaman çoktan sınıfı geçmiştir.DÜNYALARI KAZANDILARM.UNITED, A.Ferguson’a 26 yıldır, Arsenal, Alex Wenger’e 16 yıldır tahammül edecek, biz Aykut Kocaman’ın kellesini her kaybedilen maçtan sonra isteyeceğiz. Buna kimsenin hakkı yok. Bakın Şifo Mehmet’e. Biraz tahammül ettiğimizde başarı nasıl yakalanıyor? Fatih Terim 1996 yılında G.Saray’a geldiğinde Ali Sami Yen’de aldığı 4-0’lık F.Bahçe yenilgisi sonrası kovulsaydı G.Saray UEFA Şampiyonu mu olacaktı?SONUÇ: İstikrar unutulmasın ki başarıyı getirir. Bu ülke Daum, Zeman, Lorant, Tigana ve adını unuttuğum, Türk futboluna hiçbir şey vermeden dünyaları kazanan teknik adamlar gördü. Sonuna kadar Kocaman diyorum. Bence suçlu aranacaksa, tek suçlu Aziz Yıldırım’dır. Bu F.Bahçe, Kayseri’de, Kadıköy’de taşlanıyorsa, ülkenin birçok yerinde şike pankartlarıyla karşılanıyorsa, bu lekeyi bulaştıran A.Yıldırım Yargıtay kararını beklemeden bırakmalı.Ali Koç hayâli bittiF.BAHÇE taraftarı mavi gözlü, yakışıklı, karizmatik Ali Koç’u F.Bahçe’de başkan görmek istiyordu. Son anda Ali Koç herkese çalım atıp “Aile kararı” diyerek Aziz Yıldırım’ın yönetimine girmedi. Önceki gün de Ali Koç’un gerçekten aile kararıyla F.Bahçe yönetiminde olmadığı tescillendi. Ali Koç, Koç Grubu’nun en prestijli markası Ford’un başına getirilmişti. Görülen o ki, bu ağır sorumluluk sonrası Ali Bey’in en az 20 yıl F.Bahçe’de başkanlık yapması imkânsız.F.Bahçeliler üzgün. Ben onlara derim ki, “Üzülmeyin en az Ali Koç kadar bu işi layıkıyla yapabilecek bir Ferit Şahenk, bir Mehmet Ali Aydınlar” var. Bu ikiliden biri 2013 yılında F.Bahçe’nin yeni başkanı olur.
ÖNCELİKLE dünkü maçın devre arasında, futbolcudan başka her şeye benzeyen Engin’in kulüple ilişkisini keserdim. İşte bir futbolcu kendisine sahip çıkan bir teknik direktörü ancak böyle satabilirdi. Hakeme saldırıdan ve küfürden 11 maç ceza almışın, tüm camia “Gönderin” diye tempo tutuyor ve Fatih Terim “Olmaz, ben futbolcuma sahip çıkmalıyım, göndermeyeceğim” diyor. Peki sen ne yapıyorsun? Oynamadığın 11 haftada yan gelip yattığın skandal performansınla ortada.VERDİĞİN tüm paslar rakibe, durarak oynuyorsun, yetmezmiş gibi verdiğin kötü pastan dolayı formanı parçalıyorsun. Soyunma odasında da muhtemelen Fatih Hoca’ya “Rakip formamı yırttı” demişsindir. Hâlâ sigara ve alkol kullandığını duyuyorum. Aslında tüm kötü alışkanlıklarına tövbe etmen ve herkesten daha fazla çalışman gerekirken dibin dibini görmek üzeresin. Bu kötü huylara sahip bir oyuncunun Terim’in G.Sarayı’nda değil, hiçbir takımda yeri olmamalı.Ve Sercan. 22 yaşındasın. 3 yıl önce bonservisine 10 milyon dolar ödenecekti. Türkiye’nin en yetenekli yıldızı olarak gösteriliyordun. Sen ne yaptın? Hep suçu hocalarında buldun. Menajerinle her hafta konuşuyorum, o bile senden ümidi kesmiş. Gençsin, kanın kaynıyor, G.Saray’da oynadığın için kızlar etrafında pervane oluyor ve sen bu tuzağa düşüp yok olmak üzeresin.MELO-SELÇUK NİYE YOK?SAKATLANDIĞIN pozisyonda müdahale yok, aman aman depar da atmadın, 5 metre koşup kasığını tuttun. Sebebi basit, kasların bitik, ayakların vücudunu taşımıyor. Beni ilgilendirmez, istersen bir gecede 10 kızla beraber ol; ol da futbolcu olduğunu ve G.Saray’da oynadığını unutma. Bu kafayla yıldız değil, kayan yıldız olursun.ENGİN, Hamit, gol atmasına rağmen Emre, Elmander, Çağlar, Amrabat çok kötüydü. Sabri ve Gökhan işi ciddiye almış. Ufuk’un gollere yapacak bir şeyi yoktu, üstelik kritik toplar da kurtardı.FATİH Terim; Melo, Selçuk, Burak ve Umut’u Florya’da bıraktı. Şimdi Terim’e soruyorum; Burak ve Umut’u anladım da, Selçuk ve Melo bu sezon ne oynadı ki onları kadroya almadın? Biliyorum şimdi Terim kendisine kızıyor ama hedeflerden biri düştü ve G.Saray kupada elendi. Hakem istikrarsız düdükler çalmasına ve zaman zaman G.Saray’a yardım etmesine karşın Trabzon ekibi, oyunu çirkinleştirmeden, 2 atıp 2 de kaçırmalarına rağmen haklı olarak kazanıp tur atladı. Mustafa Reşit Akçay hocayı ve futbolcuları kutlamak lazım.