Hakem olsam ve Eboue’nin yerde yattığını görsem oyunu durdurmam ve sağlık heyetini sahanın içine sokmazdım. Ne enteresan adam bu Eboue. Bir futbolcunun bu kadar çok meziyetleri olduğunu ilk defa görüyorum. Hızlı, zeki ama artist! Evet hemde artistlerin kralı. Kendisine müdahale yok ama öyle bir haykırıyor ki sanırsın ayağı iki yerden birden kırılmış. Pes doğrusu.Sahanın en etkili ve enerjik ismi şüphesiz Melo idi. Çok koştu, inanılmaz sakin ve hırslıydı. Defansta özellikle çok kritik müdahalelerde bulundu, tam bir emniyet sübabı görevini gördü. Eee transfer dönemi yaklaşıyor ve hala bonservisi alınmış değil. Yani seneye nerede oynayacağı belli değil. Bu nedenle Melo’daki bu performans artışının sebebini çok iyi anlayabiliyorum.Ve Burak Yılmaz. Bir insanın yüzünün bu kadar güzel ve orantılı olup da tuhaf ve manasız saç şekliyle kendisini nasıl çirkinleştirebileceğine en güzel örnek Burak’ı gösterebiliriz. Birileri Burak’a “Kimseye benzemeye çalışma, Benzema’da zaten senden yakışıklı değil. Burak gibi kal çok daha yakışıklısın” demez mi, diyemez mi? Real Madrid’in bile cesaret edemeyeceği cesur bir Elazığ gördük dün gece. Yılmaz Vural, Ordu ve Mersin İY’nin ilk 45 dakikada Telekom’da yaptıklarını belki ben de yaparım diye düşünmüş olacak ki, hep saldırdı, hep golü düşündü ama Bilica ve Ivesa‘yı hesaba katmamasının bedelini ağır ödedi. AFFEDİLİR DEĞİLSezon başından beri iyi oynayan bu ikili 3 golü de G.Saray’a ikram etti. Şimdi yarın Aziz Yıldırım çıkıp, “Ey Türk halkı! Beni 2 yıl önce rakiplerimizin oyuncularına para vermekle suçladınız, şikeci yaptınız. Dün gece G.Saray’ın attığı gollerde rakiplerin yaptıklarını gördünüz mü? Tapeleri görmek istiyorum” dese ne cevap verilebilir inanın bilmiyorum. Elbette can derdindeki Elazığlı futbolcular haysiyetleriyle, onurlarıyla oynamıştır ama Ivesa ve Bilica’nın yaptıkları affedilir gibi değil. Ben Vural’ın yerinde olsam kalan haftalarda bu iki oyuncuyu oynatmazdım.Sneijder oynamalıydıG.Saray'da Drogba asistlerinin yanında golleriyle öne çıktı, akıllı koşular yaptı, iyi vuruşlarla goller buldu. Dün gece Sneijder sahada olsaydı sonuç daha farklı olurdu. Tahminimce ağrıları olduğu için kesik yedi. Şayet 6 yabancı uygulamasına takıldıysa Terim hata yapmıştır. Üzerine koyarak devam eden Sneijder mutlaka oynamalı, kulübede Riera veya Dany oturmalı. Dany’nin hatası bu maçta telafi edildi ama öyle bir rakiple oynarsın ki, bir küçük hata sana şampiyonluğu bile kaybettirebilir.Dün gece futbol kötü, pas kayıpları her iki taraf açısından da faciaydı. Mahalle maçı gibiydi. Az hata yapan kazandı. Yardımcı Asım Yusuf Öz ofsaytların yarısında hata yaptı, Bülent Yıldırım da Burak’a yapılan penaltıyı görmezden geldi. Hakemler saplantılarından kurtulsun. Burak artık kendini atmıyor, aldatmaya yönelik hareketlerden hep kaçıyor ama siz hakemler de kendisine acımasızca davranmaya devam ediyorsunuz. Biraz ayıp oluyor.
Karabük'te maç başlıyor ve daha ilk dakikanın görüntüsü şu; Real Madrid’i 20 dakikada 3’lük yapan G.Saray bu maçı rahat kazanır. Bırakın kazanmayı fark bile yapar. Ayağa paslar, arzulu, dinamik, sakin ve kararlı oyuncular. Ama bu olumlu görüntü sadece ilk 15 dakika sürüyor. Karabüklü oyuncular da görüyor gerçeği, ‘Futbolu formalar oynamaz, koşan ayaklar oynar’ felsefesi dakikalar ilerledikçe ortaya çıkıyor. Çünkü G.Saray düşüşe, Karabük çıkışa geçiyor. Sonuçta G.Saray son 20 dakika atak yapmadan, forvetlerini bir bir kenara alarak korkak ve pasif bir görüntüyle bitirdi. Madrid’i ezen, korkutan ve ecel terleri döktüren takımdan eser yoktu dün.Burak Yılmaz sahanın tartışmasız en kötüsü. Savruk, moralsiz ve temposuz. 47. dakikada hakemin uydurduğu serbest vuruşta Burak, “Ben vurucam, bırakın” diyor arkadaşlarına öfke dolu bakışlarla. Neden? Sözüm ona faul kendisine yapıldı ya, aynı çocuklar gibi, “Top benim, atışı ben kullanacağım, yoksa topumu alır evime giderim” diyor, atışı kullanıyor ve baraja takılıyor. Burak sadece bu sezonun değil son 2 yılın tartışmasız en çok aşama kaydeden oyuncusu. Her hafta üzerine koyarak oynuyor ama hala eksikleri ve takıntıları var. Mesela oyundan alınmayı, kötü oynamayı kabullenemiyor. Arkadaşlarının sevinçlerine asla ortak olmuyor ve çok bencil. Gol atamadığı maçlarda takım kazansa bile tribüne değil doğruca soyunma odasına gidiyor. Drogba da, Sneijder de oyundan alınıyor ama onlarda en ufak bir tavır yok. Burak yerine girecek olan Emre’nin yüzüne bakmıyor, moral hiç vermiyor. 60’ta soldan ceza sahasına girip Drogba’yı görmezden gelmesi sonrası Taffarel’in yerinde olsam hemen alırdım Burak’ı. Ama Taffarel tam 74 dakika sahada tuttu kötülerin kötüsü Burak’ı.Sahanın en enerjik ve moralli ismi Sneijder ilk yarı 2 defa yokladı kaleyi başaramadı ama 2. yarı Drogba’nın da katkısıyla şık bir gole imza attı. Sneijder görülen o ki, kalan haftalarda G.Saray’ı sırtlayan, belki de mutlu sona taşıyan isimlerin başında gelecek.İSTİFİNİ BOZMADI2. yarı başlarken ekrana yansıyan görüntü vardı ve o görüntüye yorum yapmamak olmaz. Terim-Şaş ve Davala yan yana, bir alt sırada ise başkan Ünal Aysal ve diğer yöneticiler. Aysal ve yöneticiler sözüm ona medyaya, kamuoyuna ‘Biz hocamızın yanındayız’ mesajını verip gülücükler dağıtıyor. Tabii yerse. 6 gün önce Terim’i federasyonda eleştir, kendini cezadan kurtar sonra “Ben hocamın yanındayım” de. Terim de herşeyin farkında ve istifini hiç bozmadan, 2 yardımcısıyla olup biten tiyatroyu izliyorlar, bıyık altından gülerek.Bana bundan sonra kimse ‘G.Saray’da sevgi var, birlik, aile ortamı var’ demeye kalkmasın. Görüntüler ortada, gerisi traş.
G.Saray turu Madrid’de bırakmıştı ama dün maç 3-1’e gelince son 20 dakika için kurduğum hayâl bile inanın çok güzeldi. Bir an gözlerimi kapattım, önce 80. dakikada Sabri’nin ortasına Drogba’ya arka direkte, 90+1’de de Elmander’e turu getiren golü attırdım. Evet, kısa süreliğine yaşadığım bu hayâl o kadar güzeldi ki inanın hâlâ etkisindeyim.Aslında dün geceki maçla 2001 yılının nisan ayında oynanan ve G.Saray’ın yine 3-2 kazandığı maç arasında inanılmaz benzerlikler var. O gün ikinci yarı oyuna giren Fatih Akyel inanılmaz bir işe imza atmış, Madrid’in sol tarafını kalbura çevirirken atılan 3 golün mimarı olmuştu. Dün gece inanıyorum ki, 62’de tabela kalkıp, Umut’un yerine Sabri’yi gösterince tribündeki binler, ekran başındaki milyonlar (ben de dahil) “yapma be hocam, ne işi var Sabri’nin oyunda?” siteminde bulunmuştur. İşte o Sabri, girdiği anda Ronaldo’dan müthiş bir top kaparak “maçın yıldızı ben olacağım” mesajını verdi. Nitekim Sabri bana göre son yarım saat, kaptırdığı 1-2 topa rağmen harikaydı ve Sneijder’e olağanüstü bir gol attırdı.Sneijder dün gece müthişti, inanılmaz koştu, yüzde yüzlük bir gol kaçırdı ama oyundan kopmadı ve şık bir gole imza attı. Bugüne kadarki en iyi Sneijder’i izledik. 6 gün önce Madrid’de süper bir 45 dakika oynayan Gökhan dünün en iyisiydi. Kusursuz oynadı, gollerde hatası yoktu.TECRÜBE OLDUDrogba'yı beğenmedim ama Şampiyonlar Ligi’nin en klas golünü attı. Ayrıca sağ ayakla iyi vuramadığı topta sol ayağına yapılan hareket penaltı olmalıydı. Ama her iki maçtaki hakemler açıkçası Real’i yarı finale taşımakta kararlıydı. İlk maçta 2 penaltı verilmedi, Burak’a gösterilen haksız sarı ve Burak’ın cezalı olması, dün gece de Fransız hakemin tutarsız ve Real’i ateşleyen acayip kararları sonrası G.Saray elendi ama çok şeyler kazandı.NE mi kazandı G.Saray? İyi bir tecrübe, Sneijder gibi virtüöz, coşkulu seyircisini, kaçırdığı havasını, Gökhan gibi dünyanın her takımında rahatlıkla oynayabilecek bir oyuncuyu ve en önemlisi lig şampiyonluğunu kazandı.EVET, iddialıyım... Artık lig maçlarında Terim kulübede olmayacak ama dünkü galibiyet ve öz güven G.Saray’ı lig şampiyonu yapacak. Bu mutluluğu yaşatan Terim’i, futbolcularını, seyircisini, olgunluk gösteren Mourinho’yu, Türk halkına 2 güzel golü canlı izlettiren Ronaldo’yu gönülden kutlarım.
Benim için maç 44. dakikada bitti, G.Saray kaybetmiş, kazanmış hiç umrumda bile değil. Zaten bu yazıyı da devre arası yazmaya başladım.60 yaşına gelmişsin, tatmadığın, yaşamadığın başarı kalmamış, Avrupa’nın en iyilerinden Milan’ı bile çalıştırmışsın. Türk insanı seni, tartışmasız bu ülkenin en başarılısı ilan etmiş, seni sevmeyen hatta nefret bile eden hakkını öyle ya da böyle teslim etmiş.Peki sen ne yaptın Fatih Terim? Bir çuval inciri berbat ettin.Seni her koşulda destekleyen Başkan’ın Ünal Aysal’a, sakinliğini korumaya çalışan futbolcularına, seni zapdetmeye çalışan yöneticine ve ekibindeki bazı kişilere ve en önemlisi taraftarlarına yazık etmedin mi?Bir değil, iki değil, üç değil ve sen hala ders çıkarmıyorsun veya çıkarmak işine gelmiyor. Bu neyin öfkesi? Bu neyin bir türlü kontrol altına alınamayan hırsı?Bu ülke seni yaptıklarınla hep alkışladı ve iddia ediyorum yine alkışlar ama bu sezon yaptıkların artık bardağı taşırdı, taşırmakla kalmadı göl oldu göl! Şimdi sayın Terim’e sormak istiyorum;1-Telekom’da rakibin öne geçmesi suç mu?2-Dün gece oyuncuların gol attı da hakem mi vermedi?3-G.Saray’ın penaltısı mı verilmedi? Üstelik Drogba’ya verilen penaltı bana göre doğru değildi.4-Rakip golü ofsattan veya faulden mi attı?Elbette hayır.Terim'in atılmasıyla ilgili son olarak şunu söylemek istiyorum; Sırf topu yere vurup bundan dolayı atılman doğru bir karar olmayabilir. Hakem Abay seni hatalı atmış da olabilir ama A.Albayrak dahil herkesi itip, savurman, tehditler yağdırman, ağzından okuyabildiğimiz kelimeler çok çirkin görüntülerdi... Terim atıldıktan sonra hakemler için de film koptu ve özellikle Kemal Yılmaz isimli yardımcı hakem üzerine adeta G.Saray forması giydi. Bariz ofsayta, yarım metre auta çıkan topa, elle oynamaya göre göre bayrak kaldırmadı. Açıkcası Süleyman Abay da korktu ve sindi. Dün gece Hamit sadece ilk yarıda en az 3 defa sarı kart görmeliydi ama o Hamit 90 dakika sahada kaldı. 2. yarı Abay ve yardımcıları tüm takdir haklarını G.Saray’dan yana kullandı.DEĞER Mİ?Ben bunları yazarken H.Şaş ve Ü.Davala da baktım tribüne gönderilmişler, yılların masörü Uğur Durul boynuna Terim’in akredite kartını takıp teknik adamlığa soyunmuş, seyirci sahaya dalmış. Gördün mü yaptıklarını Fatih Terim hoca? Sen ve yardımcıların sezonu görünen o ki kapatacak, Telekom’da muhtemel bir maç kapanacak. Değer miydi 3 puan için bu yaşananlar? Bu zihniyet ve kavgayla, bastırılmamış duygularla şampiyon olsan ne yazar?Davıd Bicik’in ikramı ve Drogba’nın sakinliğini koruyarak attığı 2 golle G.Saray kazandı ama bence dün akşam Terim ve yardımcıları çok şey kaybetti.
Real Madrid vasat, G.Saray kötüydü. Öncelikle defanstaki Semih, Dany, Eboue, Riera dörtlüsü ilk defa bu kadar çok sırıttılar. Özellikle Eboue bana göre maçın en kritik adamıydı. G.Saray’ın yediği ilk 2 golde hem adamlarını kaçırdı hem de 44. dakikada Drogba’nın nefis pasında kaleciye bakmadan attığı şutta G.Saray en azından 2-1’i yakalayabilirdi. Fatih Terim’i ve oyuncuları aslında çok fazla eleştirmek istemiyorum. Buraya kadar gelmeleri de başarıydı. Ama ama bizzat Madrid’e gelen yaklaşık 10 bin G.Saraylı kadar futbolcuları hırslı ve arzulu görmedim. Bir defa buradan iyi bir sonuçla döneceklerine, gol atacaklarına ve en önemlisi galip geleceklerine kesinlikle inanmamışlar. PENALTILAR VERİLSEDrogba dışında golü düşünen hiç kimse yoktu. Zaten G.Saray’ın bütün tehlikeli ataklarında Drogba başrol oynadı. Ve 73. dakikada Norveçli hakem, Ramos’un Drogba’ya girişini G.Saray lehine serbest vuruş vermesi gerekirken tam tersini yaptı ve o duran topta da 3. gol geldi. İlk yarıda Khedira’nın eline çarpan topta da bir penaltı verilebilirdi. Yine 78’de Burak yerde kaldı. Biz pozisyona çok uzak olmamıza rağmen ve son aylarda kendini gereksiz atmama konusunda inanılmaz bir özveride bulunan Burak’ın o kritik anda ayağına darbe almış olabileceğini düşünüyorum. İki penaltıdan biri verilmiş olsa 3. gol öncesi hakem faul yaratmasa G.Saray buradan istediğini çok rahat alabilirdi. Fatih Terim’i ilk yarının en çok top kaybeden oyuncussu Sneijder’i oyundan aymasından olayı doğru yaptığını düşünüyorum . Ama herkes Gökhan Zan’ı görünce yanımızda bulunan G.Saraylılar bile “Eyvah hocam! Sen ne yaptın?” dediler. Ama o Gökhan hocasını mahcup etmedi. ve Dany ile beraber ikinci yarının en etkili ismi oldu. REAL Marid’in futbolu Bernabeu’ya gelen seyircileri de mutlu etmedi. Ama tecrübe bu maçta hiç olmaması gerekirken 3-0’ı gösterdi İkinci maçta Real’in işi daha kolay olacak. Kimse üzülmesinG.Saraylılar ve futbolseverler kesinlikle üzülmesin. Evet G.Saray kötüydü ama bu sonucu kesinlikle hak etmedi. Ben Terim’i ve futbolcuları bize nisan ayını gösterdikleri için onbinleri binlerce kilometre uzağa taşıdıkları için teşekkür ediyorum.
Maç öncesi Belediye’nin daha hızlı hücuma çıkacağını ve sürpriz pozisyonlar bulacağını düşünüyordum. Ama 2 haftalık ara Belediye’ye değil G.Saray’a yaramış. İnanılmaz hırslı ve arzulu başladı G.Saray ve nitekim Kayseri’de olduğu gibi erken bulduğu gollerle maçı kopardı. Ama 2. yarıdaki oyun G.Saray’a yakışmadı. Tribünde 45 bin kişi, inanılmaz bir destek ve 2-0’ı da yakalamış G.Saray daha iyi oynamalı, pozisyonlar bulmalı ve farkı artırmalıydı. Tamam akıllar 4 gün sonraki Real Madrid maçındaydı, buna itirazım yok. Ama yakalamışsın böyle helva gibi İstanbul Belediye’yi, niye rölantiye alırsın ki maçı? 2. yarı direğe vurup auta çıkan topla beraber Belediye’nin 3 net pozisyonu vardı. Biri gol olsa G.Saray’ın işi zorlaşırdı.Tahminimce çarşamba akşamı da G.Saray’ı dünkü kadrosuyla izleyeceğiz. Bir tek Hakan Balta’nın yerine Riera’nın oynaması muhtemel gibi gözüküyor.Mourinho'nun da tribünden izlediği Kayseri maçı G.Saray’a büyük ivme kazandırmış. Burak, basit ofsayta düşmesi dışında inanılmaz motive ve son vuruşlarda büyük özgüvenli. Her maçta en az 4 pozisyonu var ve boşu hiç yok. İlk golünde doğru olanı yaptı ve topu kalecinin üstüne vurdu, Carvalho kalitesindeki bir kaleci, şut ne kadar sert gelirse gelsin o golü yememeliydi. Burak Yılmaz bu ülkenin Hakan Şükür’den sonraki en çok ihtiyaç duyduğu santrforudur. Burak artık olmuştur, olgunlaşmıştır, bundan sonra yapacağı, çok çalışıp tekniği biraz ilerletip, gereksiz ofsaytlardan kaçacaktır.EN AZ 4 KAT...Burak'ın asıl patlamayı çarşamba akşamı Real Madrid maçında yapacağını ve Ronaldo’nun gölgesinde kalmayacağını düşünüyorum. Çünkü çok net biliyorum ki, tüm dünyanın izleyeceği Madrid maçları, Mourinho faktörü ve Ronaldo ismi Burak’ın performansını tavan yaptıracaktır. Ben Burak’tan Madrid’de kesin gol bekliyorum. Sezon sonunda da maliyetinin en az 4 katına Avrupa’ya, Premier Lig’e gitmelidir. Bu iş bir tek Arda ile olmaz.22 günde zemin düzeldiGelelim meşhur TT Arena’nın zeminine. İstenilse nasıl oluyormuş. 300 bin Euro verdiniz yeni ultraviyole cihazları getirdiniz ve 22 günde pırıl pırıl zemine kavuştunuz. Geç de olsa, yapanlardan, düşünenlerden, paraya kıyanlardan ve bizlerin göz zevkini bozmayanlardan Allah razı olsun.
G.Saray'ın ilk yarıdaki başarılı futbolunda hiç kuşkusuz en önemli faktör Jose Mourinho’nun tribünde olmasıydı. Özellikle Portekizli teknik adamın maç öncesi soyunma odasına inip, G.Saraylı futbolculara başarı dilemiş olması, tribünde Terim’le kucaklaşmaları ve uzun dakikalar sarılmaları bugüne kadar alışık olmadığımız görüntülerdi. Bu nedenle Mourinho dünkü oyuna doğrudan etki yaptı. G.Saray hep böyle oynayacaksa haftaya Wenger, sonra da Ferguson, Mancini gibi isimler de gelsin. Baksanıza G.Saraylı futbolcular kanatlanmış gibi başladı maça. Mükemmel bir pas trafiği, yardımlaşmalı bir oyun, harika bir Melo ve Drogba ve de Burak Yılmaz’ın yine şık, akıl dolu vuruşları. Skor daha farklı olmalıydı ama 2. yarı yine laubali bir G.Saray vardı. Drogba “hep attıracak değilim ya, biraz da ben atmalıyım” düşüncesine girince birçok fırsatı kullanamadı. Yine de Drogba’nın sahada olması, ilk goldeki nefis pası görülmeye değerdi.Yalnız G.Saraylı futbolcular ve Terim 3-1’lik galibite rağmen dün akşamdan dersler çıkartmalı. Her rakip Kayserispor gibi yumuşak ve korkak olmaz. Bobo’nun çocukların bile yapmayacağı hata sonrasında takımını eksik bırakması G.Saray’ın ekmeğine yağ sürdü.G.Saray'da en çok kimi beğendin diye soracak olursanız Melo derim. Brezilyalı futbolcu müthiş bir maç çıkardı ve skor avantajı erken yakalanınca, bugüne kadar kendisini antipatik gösteren agresifliğini bırakıp sakin ve takımı için oynadı.Burak Yılmaz’a helal olsun. Ne kadar ince vuruşlar yaptı, üstelik hiç panik yapmadan. Tahminimce Mourinho’nun da gözünü korkutmuştur attığı goller ve koşularıyla. Burak’a getirebileceğim tek eleştiri, oyundan alınırken gösterdiği lüzumsuz surat asmaları. Seyirci seni ayakta alkışlıyor ama Burak adeta ağlayacak gibi. Kimse tavır yapmamalı ve işine bakmalı. Ben bunları yazarken G.Saray yine golü yemiş. Semih adamın yanında koşacağına kayarak ayağını uzatsa golü önlerdi. Ama dedik ya, 2. yarı inanılmaz laubali, içi geçmiş, bitse de gitsek düşüncesinde bir G.Saray vardı.
Bu ülkeye bu kadar eziyet, bu kadar acı çektirilmez.Fatih Terim kulübede, milyonlar ekran başında kendinden geçti. İnanın Terim bir ara kenarda yığılıp kalacak diye endişe ettim, sonra yanımdaki eşime baktım ağlıyordu, yalvarıyordu; “Nolur Allah’ım gol yemeyelim” diyordu. Eminim dün milyonlarca evde aynı durum yaşanıyordu.İLK yarı muhteşem bir oyun, iki dünya harikası gol, kaçan fırsatlar ve herkesin şapka çıkarttığı bir G.Saray. Ya ikinci yarı? Bir takım bu kadar mı geriye yaslanır? Bu kadar mı rakibi oynama izni verip “Gel bana gol at” diye davetiye çıkarır? Ya hakem, Melo ve Dany’nin elle oynamalarına penaltı verseydi? Gidecekti, uçup gidecekti turumuz? Yazık olmayacak mıydı bu ülke insanına? Göz yaşları sel olup akacaktı.MUSLERA VE BURAK...44 yaşındayım ve bir kalecinin maça bu kadar etki ettiğine hiç şahit olmamıştım. En kritik anlarda bütün hava toplarını kusursuz aldı ve en olmadık anlarda muhteşem kurtarışlara imza attı. G.Saray bugün Avrupa’nın 8 en iyi takımı arasına giriyorsa, bunun baş kahramanları 8 maçta 8 gol atan Burak Yılmaz ve her maçta devleşen Muslera’dır. Elbette Fatih Hoca’yı pas geçecek değilim. 2000 yılındaki UEFA finaline giden zorlu yol, EURO 2008’deki mucizevi maçlara dün bir yenisini daha ekledi. Ve Türk halkı Terim’in tartışmasız bu ülkenin en iyisi olduğunu bir kere daha gördü. Artık G.Saray’ın yolu açık ve bu takım bu kupayı kazanırsa kimse küçük dilini yutmasın. Şaka yapmıyorum, ayaklarım yere de basıyor, rüya hiç görmüyorum, bu oyuncularla ve dün geceki Fatih Terim’le G.Saray’ın bu kupayı kazanabileceğini düşünüyorum. Ama ikinci yarıdaki oyunu, paniği, gereksiz faulleri asla kabul edemem.Performansıyla, jeneriklik golüyle önümüzdeki sezon Türkiye’de kalır mı, emin değilim ama Burak Yılmaz’ı, golleri kaçırsa da oyundan çıkarken yüzünü buruşturup, eldivenlerini fırlatsa da bazen saç-baş yoldursa da başta biz olmak üzere eleştirmeyip, kucaklamamız lazım. Evet Drogba da önemli işler yaptı ama Burak bir başkaydı.Eminim, Avrupa’da kol kola final olacakÇok eminim yarın da F.Bahçe aynı başarıyı gerçekleştirecek. Şimdi bir an gözünüzü kapatın ve hayâl edin; G.Saray Şampiyonlar Ligi Şampiyonu, F.Bahçe UEFA Şampiyonu ve bu iki takımımız Monaco’da Süper Kupa finalinde karşı karşıya geliyor. Vay anam vay...