Yüzünde yorgunluk ama içinde huzur vardı Fatih Terim’in. Dünyada belki hiçbir teknik adamın kabul edemeyeceği, bıçak sırtındaki A Milli Takımı tereddütsüz kabul etti. Çünkü G.Saray’da mutlu değildi. Başkanı Ünal Aysal’ın kendisini öyle ya da böyle yiyeceğini, yüzüne yapmaya cesaret edemeyeceğini ama arkasından her türlü kumpası kuracağını biliyordu. Bunu hissetti ve teklifi alır almaz balıklama kabul etti. Ne de güzel yapmış Terim. Yakında bir kuruş transfer parası bulamayacak, geçmişte olduğu gibi futbolcularının bırakın transfer taksitlerini maç başına ücretlerini bile ödeyemeyecek hale gelecek, aldığım duyumlara göre devre arasında önemli yıldızlarını kaybedecek, artık yaşlanan ve ağır oynamaya başlayan, kısacası tünelin ucundaki ışığın her gün biraz daha karanlığa gömüldüğü G.Saray’ı bıraktı ve Milli Takım’a “Evet” dedi.Aslında Terim kovulmadı, daha kibar bir deyişle gönderilmedi. Terim gönderilmek için her şeyi yaptı. Ve göreceksiniz bu kumarı yine Terim kazanacak. Milli Takım, Hollanda’yı yenemeyip barajlara dahi kalamayabilir. Bu dünyanın sonu olmaz. Sanki her gün Hollanda’yı mı yeniyoruz ki? Ama kafası rahat, işine karışılmayan, parası zamanında ödenen Terim ve talebeleri bence Hollanda’yı yenecek ve play-off maçları oynayacak. Sonrası Allah Kerim.İŞTE o zaman Ünal Aysal saçlarını yolacak, uykuları kaçacak ve yaptığına bin pişman olacak. “Ben nasıl oldu da bu imkânsızı başaran hocamı gönderdim” diyecek ama vakit çoktan geçmiş olacak.TERİM YOKTAN VAR ETTİTerim, Milli Takım’ın başına geçmek için Avcı’nın altını oydu mu, oymadı mı emin değilim ama oymuşsa da helal olsun Terim’e. Neden mi? Avcı’ya zaten bu gömlek bir kaç beden büyük gelmişti, üzerine sakil duruyordu. Terim geldi, ne yaptı? Dünyanın en büyük büyücülerinin yapamayacağı ve ruhunu vermek üzere olan Milli Takım’ı bir kaç küçük makyajla diriltmeyi bildi. Adeta yoktan var etti.Maç öncesi hiçbir endişem yoktu ve nitekim güle oynaya kazandık, pozisyon hemen hemen hiç vermedik ve en rahat galibiyetlerimizden birini aldık.Sonuç olarak, Brezilya’ya gider miyiz, gidemez miyiz bilmiyorum ama iyi ki Terim gelmiş, iyi ki birileri geç de olsa Terim’i takımın başına geçirmeyi düşünmüş ve iyi ki futboldan, spordan zerre kadar anlamayan Aysal, hocasının gitmesi için her türlü çirkinliği yapmış.Neden mi? Çünkü Milli Takım’ı ben ve benim gibiler artık heyecanla izliyor ve Hollanda maçına umutla bakıyoruz.
Müthiş bir Hüseyin Göçek izledim ilk 45 dakika. Böylesine elektrikli geçmeye aday bir müsabakada neredeyse hiç hata yapmadı, her çaldığı düdük doğruydu. İlk yarı kendisiyle bir futbolsever olarak gurur duydum. Aslında ikinci yarıda da fena değildi ama ilk yarıdaki Göçek yoktu. Bu Şükrü Saraçoğlu Stadı’nın atmosferinden midir yoksa soyunma odasına giden hafif puslu ve karanlık koridorlarından mıdır bilinmez. Buraya gelen hakemlerin ilk ve ikinci yarıdaki performansları çok zig zaglı olmaya başladı. Haksızlık etmeyelim bir kritik pozisyon dışında Göçek ve yardımcıları çok iyiydi.51. dakikadaki Henrique-Egemen mücadelesinde, Egemen formda rakibini 2 saniye içinde tuttu, çekti ve indirdi. Hüseyin Göçek pozisyona çok yakın olmasına rağmen oynattı. İlk yarıdaki Göçek olsa kesin faul verirdi. Ve bu pozisyonda dışarıda başlayıp ceza sahası içinde bittiğine göre penaltı olarak değerlendirilmeliydi. Neyse hakemlerin de hata yapabileceklerini düşünelim ve daha fazla kurcalamayalım.Maça baktığımızda F.Bahçe’nin daha net fırsatlar kaçırdığını ama Trabzonspor’un daha derli toplu, özellikle de göze hoş gelen bir oyun oynadığını belirtmeliyim. Adrian, Malouda ve genç Yusuf biraz etkili olsaydı Trabzonspor kazanabilirdi.Hep cepheden...F.Bahçe'nin Holmen, Sow ve Webo ile attığı etkili şutlarda Onur çok iyi yer tuttu. Ersun Yanal rakibini iyi etüd etmiş olsa, özellikle de son Lazio maçını dikkatli izlemiş olsaydı, Onur ve Trabzon savunmasının kanatlardan gelen ortalarda nasıl hatalar yaptıklarını görür ve taktiğini bunun üzerine kurgulardı. Ama F.Bahçe maç boyunca ne yaptı? Trabzon savunmasının üzerine hep cepheden gitti ve her defasında da duvara tosladılar. Çünkü Onur ile Aykut-Giray-Mustafa Yumlu üçlüsü cepheden gelen rakip atakları sakin kalarak ve yardımlaşmalı oynayarak mükemmel bertaraf etti. F.Bahçe oyunu kanatlara yayabilseydi, Gökhan biraz hareketli olsaydı, Onur ve arkadaşları mutlak hata yapar ve F.Bahçe golü bulabilirdi. Karşılaşmada galibiyeti hak eden taraf yoktu. Beraberlik her iki ekip için de adil oldu. Futbolcuların mücadele sonunda sahada içindeki davranışlarını ise kınıyorum.
Öncelikle G.Saraylı futbolcular Şampiyonlar Liginde 2014 şubat, belki de nisan-mayıs ayını görmek istiyorlarsa defans yapmayı öğrenecekler... Daha doğru bir ifadeyle G.Saraylı futbolcular Mancini’den formayı almak istiyorlarsa futbolu yeniden öğrenmek ve uygulamak zorundalar. Hocan da İtalyan’sa demek ki iyi defans yapacaksın, sezgilerin kuvvetli olacak, kademeye çabuk gireceksin, top tutmayacaksın ve topların kıymetini bilip ayağa oynayacaksın. Bunları yapmayı öğrenirlerse G.Saray’ın yolu çok açık.Ama Amrabat gibi oynarsan bir çuval inciri berbat edebilirsin. Macar hakem zaten fırsat kolluyordu ve 2 metre önündeki pozisyona tereddüt etmeden penaltı çaldı. Penaltı doğru veya yanlış, Amrabat geç kaldı ve rakibine teması oldu. Ayrıca Amrabat kazandığı her topu kaptırdı, defansa yardım etmedi, bilakis arkadaşlarının işini zorlaştırıp durdu. Neyseki Drogba ve Umut işi bitiren oyuncular aldı. Chedjou, Hakan Balta, Gökhan Zan, Melo takımın en iyileriydi. Ama en harikası 35’lik Drogba’ydı. Fildişili artık yaşlandı, inişe geçti diye düşünüyordum, beni ve benim gibi düşünenleri mat etti. Helal olsun Drogba’ya.Fatih Terim haftalardır tel tel dökülen Burak’ı oynatıyor, Umut’u unutuyor ve biz de eleştiriyorduk. Ama yakışıklı İtalyan daha İstanbul’a gelmeden bu takımı izlemiş olacak ki, doğru bir tercihle Umut’u oyuna sürdü ve Umut da altın değerinde 1 puan kazandırdı.BİRAZ DAHA SABIRMancini'nin en büyük hatası, sahada sadece gezinen, varlık gösteremeyen Sneijder’e 74 dakika tahammül etmesiydi. Bunun dışında kusursuz takımını yönetti Mancini.2-2’LİK beraberliğe rağmen G.Saray’ın oyununu çağ dışı bulanlara, biraz sabretmelerini ve takımın daha çok mücadele ederek her kulvarda başarılı olabileceğini söyleyebilirim. Bu grubun 1 numaralı favorisi Juventus’tan Torino’dan puan çıkarmak her babayiğidin harcı değil.Demek ki işi öğrendi!Bir başka önemli konu da, G.Saray’ın 1 numarası Ünal Aysal’la ilgili. Evet G.Saray borç batağında, kulüp kurumsallıktan çok uzak yönetiliyor, yönetim kukla gibi ama Aysal dünyanın en şanslı adamlarından. Düşünün; Terim’le arandaki özel yazışmaları medyaya servis edeceksin, telefonuna çıkmadığı için İmparatoru görevden alacaksın, Terim’in iki katı maliyetine Mancini’yi getireceksin ve koltukta oturmaya devam edeceksin. G.Saray önce Akhisar’ı, sonra da Kopenhag’ı yenerse, değil Aysal’ı eleştirmek, fotoğraf çektirmek için yanına bile yaklaşamazsın. Sonrasında bu mışıl mışıl uyuyan sarı-kırmızılı camia, ne imparatoru konuşur, ne artan borçları, ne kurumsallığı. Çok şanslı adam Ünal Aysal çok. Sadece şans olamaz elbette, demek ki işi de öğrendi artık.
Yazılacak o kadar çok şey var ki, ben en iyisi Terim’den başlayayım. Öncelikle F.Bahçeliler’in Alex’i sevdiği kadar G.Saraylılar kendi öz evlatları Fatih Terim’i sevmiyor. Görevden alındığı salı akşamı yalandan 100-200 kişi evine gidip Terim’e sözüm ona destek, gerisi yalan dolan. Demek ki G.Saray’da başarılı olmayacaksın. Biraz daha genişletirsek bu ülkede başarılı olmayacaksın. Biraz sivrilir, biraz yükselirsen Terim’deki gibi kafanı koparırlar. Dün Telekom’da gerçekçi olmak gerekirse Aysal’a tepki, Terim’e destek bekliyordum ama Nerdee? Çıkan sonuç şu;Ya Terim insanları bıktırmış, kızdırmış ve gerçekten sevilmiyor ya da Aysal ve ekibi birkaç gündür tribün liderleriyle yaptıkları sıcak görüşmelerin karşılığını tepki görmeyerek aldılar. Helâl olsun F.Bahçe seyircisine... Başkanlarını, Aykut Hocalarını çok sevmelerine rağmen, sırf gönderiliş tarzına içerleyen sarı-lacivertliler Alex heykeli yapmış ve Türkiye’den ayrılana kadar Brezilyalı’yı baş tacı yapmıştı. G.Saray tribünlerine baktım, ne pankart, ne destek, ne tepki var. Helâl (!) Dün gece G.Saray takımı inanılmaz motiveydi. İlk yarı 3-4 golü bulmaları işten bile değildi. Ama Burak yine saç baş yoldurdu ve onun kaçırdıklarıyla G.Saray çok kıymetli 2 puan kaybetti. Hasan Şaş ve Ümit Davala önce Sneijder’i ardından da oyuna sonradan aldıkları Amrabat’ı çıkararak acaba bir mesaj mı veriyorlardı? Takım içinde olup biteni Başkan Aysal’a üfleyen bu iki yabancı mıydı? Şaş ve Davala, Terim ve kendilerinin gönderilmesinde bu iki yabancının işbirliği yaptığını düşünerek mi sözüm ona intikam aldılar? Tabii bunlar bir teori. Cevabını yakında öğreniriz zaten. AKLIN NEREDEYDİ?Sonuç olarak dün gece Şaş ve Davala’nın da son maçı oldu gibi geldi bana. Tüm oyuncuların Engin’in harika golünden sonra bu genç teknik adamlarına koşmaları anlamlı ve güzeldi. Ben G.Saray yönetimini ve seyircisini anlayamıyorum. Selçuk atılıyor, seyirci “Yeter Demirören” diyor. Maç bitiyor yönetim, federasyonu ve hakemleri kılıçtan geçiriyor. Ya ben aptalım ya onlar hafızasını yitirmiş. Hey G.Saray yönetimi, dün gece federasyonu, hakemleri topa tutacağına Terim’i Milli Takım’a kaptırmayıp, federasyona kafa tutsaydın. Sen Aysal Başkan, geçen sezon Demirören’in karşısında Fatih Hoca’nı kurda kuşa yem edip, arkasından konuşurken aklın nerdeydi? Bir de dün gece adamlarını federasyonun üzerine saldırtıyorsun. Aynı Adnan Nas’ı Real maçından sonra kurduğun gibi. Sonunu merak ediyorumTelefona çıkmadığı için hocanı kov, futbolcularına şirin gözük, kulübü borç batağına sürükle, başkandan çok patron edasıyla, “Alırım, satarım, kovarım” mesajı ver ve hâlâ o koltukta otur. G.Saray tarihi böyle bir başkan hiç görmedi. Bu başkanın sonunu inanın çok merak ediyorum.
Son zamanlarda yakın çevremden hep aynı sözleri duyar oldum; “Fatih Hoca’ya karşı neden bu kadar acımasızsın, niçin bu kadar sert ve ağır eleştiriler yapıyorsun? Yönetime baksana, teknik adamlarının arkasından ne işler çeviriyorlar. Kötü sonuçlarda tek suçlu Terim mi? Yönetim ve milyon Euro’lar alan futbolcuların kabahati yok mu?”Böyle düşünenleri de çok haksız bulmuyorum aslında. Ama şunu da herkes iyi bilsin ki, ben Aysal ve ekibinde samimiyetsiz, güven vermeyen, oyun içinde oyun düşünen bir zihniyetin hakim olduğunu, kulübün bu gidişatıyla 2014 Mayıs ayında 500 milyon dolar borçla uçurumdan yuvarlanacağını ve Aysal’ın bırakıp kaçacağını iddia ediyorum. Bakalım zaman kimi haklı çıkaracak göreceğiz?Elbette başarısız sonuçlarda tek suçlu Terim olamaz. Ama müsaade edin de dün sahaya çıkardığı kadrodan dolayı Terim’i eleştireyim. Bu takımda, bu formuyla Burak mı oynar, yoksa Umut Bulut mu? Bence yüzde yüz Umut. Ve enteresan olan da, Burak Yılmaz’ın her maç daha da kötüye gitmesi. Özgüveni yerlerde sürünüyor. Soldan giriyor, sol ayakla vursa gol atma ihtimali yüksek ama Burak sağına alıp vurmak istiyor, geç kalıyor ve adeta geri pası veriyor. FATİH HOCA GİDER!İkinci yarının başında Tolga ile karşı karşıya kaldı yine atamadı. Burak sahada kaldığı her dakika aslında Terim’i bitiriyor. Çünkü dünyada kural böyle. Futbolcu iki adımdan topu kaleye gönderemez ama kötü sonuçlardan sonra golü kaçıran değil teknik adam gönderilir. Transfer dönemi kapandığı için Burak şimdilik kalır ama Terim her an bırakabilir veya gönderilebilir.Sneijder, Selçuk haftalardır kötü ama kriz çözmekte usta olan Terim bu oyuncularını hâlâ toparlayabilmiş değil. Dün ilk yarı G.Saray adına ayakta kalan birkaç isimden biriydi Engin Baytar ama ikinci yarıya baktık ki, kenara alınmış.İlk gol Serdar’ın hediyesiBeşiktaş'ın ikinci yarıda inanılmaz oyundan düşmesi, kaybedecek bir şeyi olmayan G.Saray’a cesaret verdi. Beraberlik golünde Serdar Kurtuluş, 2. golde de Veli’nin katkısı tartışılmaz. Bruma, Serdar’a faul yapmadı, hakem doğru bir kararla oynattı. Ama 2. gol öncesinde Burak’ın sol koluyla düzelttiği topa Aydınus’un seyirci kalması maçın kaderini etkiledi. G.Saray, iyi oynadı da mı kazandı? Hayır. Ama Beşiktaş, tahminlerin ötesinde çok kötü bir ikinci 45 dakika geçirdi. Ve G.Saray dün geceyi hasarsız atlatarak üzerindeki kara bulutları dağıttı.
Antalya beraberliği sonrası, kaosun bitmesi adına Terim ve Aysal’ın görevi bırakmalarını istemiştim. Terim ve Aysal’ın kulübün büyüklüğünü hiçe sayan, sadece egolarını tatmin eden davranışları, düşünülmeden yapılan transfer fiyaskoları, herkesten iyi G.Saraylı olan Dürüst ve Albayrak’ın gönderilmeleri dün geceki sonucun oluşmasındaki bazı faktörlerdi.TERİM bu kafayla G.Saray’da başarılı olamaz. Çünkü aklı sahada değil. “Aysal’a ne yapmalıyım?” diye düşünmekten maça odaklanamıyor. Aklı maçta olsa Dany-Chedjou’yu birlikte oynatır mıydı? Semih, Gökhan, Sabri ve Ceyhun bu iki siyahi adamdan kat kat iyi oynarlar. Selçuk sezon başından beri yok. Dün gece oynadı mı oynamadı inanın emin değilim.SON söz yine Terim’e. Transferden hiç mi hiç anlamıyorsun. Anlasan ayağına kadar gelen Kerim Frei’yi, Gökhan Töre’yi, Mevlüt Erdinç’i alırdın. Ama sen Türk oyunculara sırtını dönüp, Riera’ya, Dany’e, Chedjou’ya sarılırsan bu sonuçla karşı karşıya kalırsın.“DERS almam ders veririm” diyen Terim aynaya bakacak, dersini çalışacak, “Ben nerede yanlış yaptım” diyecek, başkanını ciddiye almayacak, işine odaklanacak ve bu takımı ayağa kaldıracak.Ne konuşsak, ne anlatsak boşABDURRAHİM Albayrak’ın, “Eğer ortada suçlu varsa Başkan Aysal Aysal’dır, niye Fatih Terim’e kızıyorsunuz ki? Ünal Aysal izin vermeseydi Fatih Terim, Milli Takım’la görüşmez ve sadece G.Saray’ın teknik direktörü olarak kalırdı” sözleri doğruysa durum daha da vahim. G.Saray Genel Kurul üyeleri uyuyor mu?UYUMUYORLARSA kulüplerine bir an önce sahip çıksınlar. Bunca yüksek gelire, UEFA’nın Cimbom’un rakiplerine Avrupa yasağı koyup tüm paraları G.Saray’ın götürmesine, seyircinin kombineyse kombine, formaysa forma alıp kulübüne sahip çıkmasına ve son iki yıldaki şampiyonluğa rağmen G.Saray’ın 344 milyon dolar borcu var. Adnan Polat’a söven, hakaret eden, kulüpten gönderen Genel kurul üyeleri bakalım daha ne kadar Aysal ve arkadaşlarını seyredecek.Umut’u kulübede unuttuFatih Terim’in dün gece yapmış olduğu en büyük hatası, Milli Takım’da banko oynayıp goller atan Umut Bulut’u tam 77 dakika boyunca kulübede unutmasıydı. Normalde formsuz olan Burak Yılmaz’ın kulübede oturması gerekirdi. Haydi, Burak’ı geçen yılın hatırına ilk 11’e alıp oynatın, bari ilk yarının sonunda Drogba sakatlanınca Umut’u hatırlasaydın be Fatih Hoca.
G.Saray kazansa da kaybetse de aynı yazıyı kaleme alacaktım. DROGBA’NIN attığı gol ofsayt geldi bana. Yani G.Saray 1 puanı hakemin hatasıyla kazandı. Elbette maçta G.Saray’ın 2 direkten dönen topu, kaçırdığı da en az 5 net fırsatı ve verilmeyen bir penaltısı vardı ama Antalyaspor’un Diarra ile kaçırdığı fırsat çok da net idi. Diarra atsa maç 2-0 olacak ve G.Saray havlu atacaktı. ASLINDA ‘Şu iyi oynadı, bu kötü oynadı’ya fazla girmek istemiyorum. Antalyaspor bu ligin en kötü 2-3 takımından biri. Zaten kadrolarına baktığın zaman, 3 büyüklerde oynamış ve gönderilmiş, yani toplama bir takım olduğu kesin. Başlarında Şifo Mehmet olsaydı sonuç daha farklı olurdu. DROGBA eski hızında ve temposunda değil. Gol atmasına rağmen gücü yok. Hava toplarında zayıf kaldı dün gece. Burak yine gerileme dönemine girmiş. Bir bakıyorsunuz müthiş bir çalım veya pas, sonrasında inanılmaz beceriksizlikler arka arkaya. Dün yine gol kaçırma rekoru kırdı. BRUMA’NIN kumaşı elbette iyi ama daha çok genç. Pişmesi zaman alacaktır. Kaleci Eray elinden kaçırdığı top dışında kötü oynamadı. Ve gecenin özetini yapacak olursak fatura büyük ihtimalle Amrabat’a kesilecek. Buna kesinlikle karşıyım çünkü Amrabat’ın aklını Terim karıştırdı. Bir sağda, bir solda oynatılırsa, iyi oynadığı maçtan sonra bile görev alamazsa, dün geceki gibi eli ayağı birbirine dolaşır ve tepki çeker. Aysal’dan intikam almak içinGelelim G.Saray’ın kurmaylarına. Dün maçtan önce Türkiye’nin önemli bir teknik direktörüyle uzunca sohbet etme fırsatım oldu. Bana aynen şunları söyledi: “Geçenlerde Abdullah Avcı ile beraberdik. Avcı, Milli Takım’dan Fatih Terim tarafından gönderildiğini ve 8 aydır Terim’in Milli Takım’ın başına geçmek için her türlü yolu denediğini, altını oyduğunu, bunda da başarılı olduğunu söyledi.”EĞER bu iddia doğruysa çok yazık. Avcı bunları görevden alınmanın hırsıyla yapıyor, yani iftira atıyorsa ona da yazıklar olsun. Terim'in Milli Takımı kazanıyor ama G.Saray 3 maçtır kazanamıyor. Bunu da Terim ve Aysal düşünsün. Terim’in vatan sevgisiyle Milli Takım’ın başına geçtiğine inanmıyorum. G.Saray’da gelecek göremedi ve Aysal’dan intikam almak için ek işe soyundu. Kim kaybetti, tabii G.Saray. Aysal-Terim el ele bıraksınBu sene G.Saray’dan çok malzeme çıkar. Terim bırakmaz ama Aysal kendisini Aralık ayı gelmeden gönderir. Belki 1 hafta içinde de gönderebilir. Çünkü Aysal enteresan bir adam, ne zaman ne yapacağı hiç belli olmaz. Kulüp borç içinde, başkanla hocası birbirini yiyor, yönetim desen zaten emir kulu, profesyoneller şaşkın, futbolcular ise sahada yaptıkları gibi olup biteni izliyor ve olan maalesef güzelim taraftarlara oluyor. En iyisi Aysal ve Terim el ele bırakıp gitsin. Gitsin ki kaos sona ersin, G.Saray’ın önü açılsın.
SORU: G.Saray yine kazanamadı. Peki kadrosunda dünyaca ünlü yıldızları barındıran G.Saray 2 haftadır kazanamıyor, dün gol de atamadı. Sebebi ne olabilir?Cevap: G.Saray hazırlık kampı dahil bu sezon oynadığı tüm maçlarda zaten iyi değildi ki. Dün de futbolcuların birçoğu buz pistinde gibi ayakta duramıyordu. Kayan kayana. Selçuk, Burak, Sneijder, Sabri, Eboue, Engin sahanın en kötü isimleriydi. Yine de Drogba 2, Sneijder ve Melo da 1 net gol pozisyonundan yararlanamadı. Ama Necati’nin 2. yarının başındaki ve 65. dakikadaki pozisyonları gol olsa G.Saray puan da alamazdı. Yani galibiyeti kaçıran Eskişehir oldu. SORU: Terim haftalar sonra saha içindeydi. Terim’e rağmen takım bu kadar kötü nasıl oynadı?CEVAP: Aldığım sağlam duyumlara göre, Milli Takım’la sözleşme yapan Fatih hoca her sabah 08.30’da Levent’deki Milli Takımlar binasına gidip öğleden sonra da Florya’ya geçiyormuş. Hatta gün içinde iki, üç defa Federasyona gittiği bile oluyormuş. İşte bu yüksek tempo, transferdeki belirsizlik, Aysal’la aralarındaki çekişme ve Florya’da yalnızları oynaması Terim’in sinirlerini alt üst etmiş durumda. Bu nedenle Fatih Hoca belki Eskişehir’de saha içindeydi ama kafası başka yerlerdeydi.SORU: G.bSaray’da en iyi kimdi?CEVAP: Tartışmasız Muslera.SORU: Başka iyi oyuncular var mıydı?CEVAP: Biraz Melo, biraz Drogba ve 2. yarı oyuna giren Amrabat ile Ceyhun. Yalnız özellikle G.Saraylılar şunu artık anlamalı; Drogba hiçbir zaman Chelsea’deki gibi olamayacak, olamaz da. Yani topu kapıp, adam eksiltip gol atma olasılığı her gün azalacak. Rakipten daha yükseğe sıçrayıp kafayı çakacağı veya jeneriklik goller atacağı maçlar sezon boyunca en fazla 1 veya 2 defa olabilir. 36 yaşına gelmiş Drogba’dan artık kimse çok şeyler beklemesin. Maalesef Drogba’daki düşüş sezon boyunca yavaş da olsa devam edecektir.Yaşlanan G.SaraySORU: Burak’ın oyundan alınması hata mıydı?CEVAP: Terim sahanın en kötülerinden Burak’ı çıkararak doğru yapmıştır. Şimdi bazıları, Drogba Bursa’da oyundan alınırken kulübeye ayar çekti, bu nedenle Drogba kötü de oynasa artık oyundan alınamaz, ilk çıkan hep Burak olacaktır diye eleştiri getirebilir. Haksız da sayılmazlar. Bence Terim de Drogba’yı oyundan alırken zorlanacaktır, tedirgin olacaktır. Ve en önemlisi Terim’le Burak her geçen gün birbirlerinden biraz daha uzaklaşacaktır. Kısacası Burak bence en kısa zamanda G.Saray’dan ayrılıp Lazio’ya veya başka bir kulübe gitmeli. Kalırsa Terim’le yıldızı barışmayacaktır.SONUÇ olarak, Terim’in G.Saray’ı kötü oynuyor. Aslında ben ligi çok da önemsemiyorum. Zaten adın G.Saray ise, F.Bahçe ise 2, bilemedin 3 yılda bir şampiyon oluyorsun. Avrupa’da başarıyı yakalayamıyorsan 4. yıldızı taksan ne olur ki? Biraz daha F.Bahçeli dostlarını kızdırırsın hepsi o.YAŞLANAN G.Saray, geçen yıl çeyrek final oynadığı, Real Madrid’i parçaladığı o unutulmaz 45 dakikalık performansı bu sezon Avrupa arenasında tekrarlayamazsa Terim ve futbolcular için sezon hoş geçmez.