Önceki maçlarında gözlerini adeta avını kovalayan bir atmaca gibi açar, ağzını kapatmaya gerek görmeden hakemiyle rahatça konuşur, oyuncuları yeri geldiğinde uyarır ve kararları büyük oranda doğru çıkan bir yardımcı hakem Nihat Mızrak vardı. Ama dün sahaya çıkarken baktım ki, dudaklarında yaralar, rengi solgun ve koşarken zorlanan bir Mızrak vardı. Yani soyadı gibi Mızrak gibi değil, uyurgezer bir haldeydi. Bu görüntüdeki bir hakem keşke rapor alıp haftayı pas geçse, affını istese daha iyi olurdu. Geçen hafta Fırat Aydınus ve yardımcıları, dün gece Tolga Özkalfa ve özelikle Nihat Mızrak G.Saray’a ciddi kıyaklar yaptı. Halbuki G.Saray’ın hakeme hiç ihtiyacı yok ki. 2 haftadır bütün kritik kararlar G.Saray lehine. Hani birileri hakemlere, “Ligi koparmayalım. F.Bahçe ile G.Saray’ı son haftalara kafa kafaya getirelim” mi diyorlar acaba. Malum herkes zaten Beşiktaş’tan ümidini kesmiş durumda. 13. dakikada Bruma ortayı yaparken golü atan Burak Yılmaz santimlerle de olsa önde. Yani ofsayt bayrağı kalkmalı. 34. dakika Muslera uzun oynuyor, golü atan Melo 1-2 metre ofsayt ve Nihat Mızrak’ın bayrağı yine kalkmıyor. Tolga Özkalfa desen rakip dokunmadan faulü hemen çalıyor G.Saray’a. G.Saray biraz ciddi oynasa, Burak, Bruma biraz takım için oynasa G.Saray en az 6 atardı. Berabere bile bitebilirdiEnteresandır Türkiye’de eskiden 3 büyükler 5-6-7 hatta bazıları 10 bile atardı. Şimdi moda 3 attığın zaman rakibin üzerine gitmeyeceksin. İngiltere’de Hull City 45 dakikada 6 gol atıyor ama G.Saray 2’si hakem yardımıyla 3 gol atıyor sonra yatıyor. İkinci yarı Erciyes biraz şanslı olsa veya son vuruşları iyi yapsa maç berabere de biterdi. Kayıp adam Selçuk Drogba1 değil 2 yıllık sözleşme istiyor da ama kendisine bakmıyor görülen o ki. Çalım atamıyor, son vuruşlarında da hedefi bulamıyor artık. Toparlanmazsa 1 yıllık sözleşmeyi bile zor bulur. Sneijder, Sabri ve Melo sahanın en ciddi adamlarıydı. Özellikle Sneijder’in formu giderek artıyor, güzel de bir gol attı. Sonuç olarak ilk yarıda elde edilen 33 puan kötü değil ama oyun şampiyonluk için yeterli değil. Ağır oynuyorlar ve oyuna hükmedecek isimlerden Selçuk ilk yarı hiç ortalarda gözükmedi.
Drogba da tipik Türk futbolcusu gibi olmuş. Yaş ilerleyince ayaklar yerine çene konuşmaya başlamış. İlk yarıda her pozisyonda hakemin yanındaydı ve sürekli konuşuyordu. G.Saray’daki en verimsiz maçını oynayan, her topu kaptıran Drogba, 79. dakikaya kadar kart görmedi, sonrasında kızgınlıkla topa vurup maçı sadece sarı kartla tamamladı. Drogba gitsin Aydınus’u kutlasın kendisini atmadığı için.Riera, Colman’ı 2 defa itti ama kırmızıyı gören Colman oldu. Aydınus yüzde yüz hatalıydı. Ya ikisini birden atacaktı ya da olayı sarı kartla geçiştirecekti. Ama Riera bunu hep yapıyor. Yani G.Saray’da artist futbolcu sayısı artmaya başlamış.Fırat Aydınus kötü ama tüm yardımcıları harikaydı. Mustafa Yumlu’nun ofsayt golünü iptal eden Aleks Taşçıoğlu ve Olcan’ın vuruşunda santimlerle çizgiyi geçen topta gol kararı veren çizgi hakemi Volkan Bayarslan’ı özellikle tebrik etmek istiyorum. 22. dakikada Colman, Semih’in ayağından topu kaptı, Aydınus ise oyunu durdurdu. Ama pozisyonun faulle uzaktan yakından alakası yoktu. Pozisyon devam etse Trabzon golü atacaktı. Aydınus, G.Saray’a ciddi yardım etti.İSTEYİNCE OLUYOR!Burak Yılmaz ilki şans, ikincisi tam bir takipçilik örneği güzel goller attı. Ama Wesley Sneijder’i çok daha fazla beğendim. Dünü golsüz bitirmesi tamamen Onur Kıvrak’ın başarısıydı.Maç sonrası herkes Onur’u alkışladı ama Muslera’nın 59. dakikada Henrique’nin kafa şutunu kurtaran mucizevi sağ eli G.Saray’a 3 puanı getirdi. G.Saraylılar gitsin Muslera’nın elini öpsün.İlk yarı Trabzonspor’un gollük fırsatlarını önce Colman sonra Mustafa Yumlu harcadı. O iki pozisyon gol olmayınca G.Saray oyuna ağırlığını koydu. Özellikle uzak mesafeden atılan şutlarla rakip kaleyi dövdü G.Saray ama 2 gol de atılan şutlardan değil, Sneijder ve Burak’ın zekalarıyla geldi.Hep eleştirecek değiliz ya, 11 günde Telekom’un ‘bitmiş’ zeminini ‘harika’ hale getiren, taraftarları donmaktan geç de olsa kurtaran Ünal Aysal ve ekibini kutluyorum. Demek ki isteyince oluyormuş.
Juventus'u sadece iyi mücadele ederek ve şansıyla yenen G.Saray'dan Süper Lig'de de bir galibiyet serisi bekliyordum. Ama nerede? Drogba atarsa atacak, atamazsa takım kazanamayacak. Böyle sistem mi olur? Böyle büyük takım mı olur? Böyle şampiyon adayı mı olur?Selçuk, Burak, Sneijder, Eboue sahada yoktu. Oyuna 2. yarı giren Aydın'ın ilk bakışta kiloları hemen göze çarpıyor. Zaten o da hiçbir varlık gösteremedi.Drogba'nın harika golü dışında vurduğu 2 darbeli kafa şutu daha vardı. Biri kalecide kaldı, diğeri auta çıktı. Maçın başında Sneijder'in, 2. yarıda da Burak'ın kaçırdığı yüzde yüzlük pozisyonlar, G.Saray'ın 1 puanla yetinmesine sebep oldu.Bu sezon G.Saray deplasmanda kimleri yendi? Sadece Beşiktaş ve Kayserispor'u. Akhisar'a ve F.Bahçe'ye yenildi, Bursa, Eskişehir, Kasımpaşa ve G.Birliği'nden 1 puanla ayrıldı. Sen deplasmanda kazanamazsan şampiyon olamazsın.Evet F.Bahçe de deplasmanlarda iyi oynamıyor ama bir bakıyorsun Kuyt, bir bakıyorsun Sow, Emenike, Webo, hatta Baroni sahneye çıkıp 3 puanı tek başlarına alabiliyor.YA G.Saray? Drogba 1 değil en az 2 atacak ki sen kazanabileceksin. 35 yaşını geçmiş bir oyuncudan daha ne bekleyeceksin ki? İlk yarıda sakatlanmasına rağmen hem attı, bir de Burak'a attıracaktı. Ama Burak yine saç baş yoldurdu.DİKİŞ BİR TÜRLÜ TUTMUYORBurak asla bir Hakan Şükür, hatta Ümit Karan bile olamaz. Necati Ateş bile daha faydalıydı. Burak Yılmaz'ın geçen sezonki performansını takdir ediyorum ama bu sezon kötünün kötüsü. Kaçırdığı her golde ağzını açıp, ellerini başına götürüyor. İşte bu görüntü taraftarı çileden çıkarıyor. İyi golcü, iyi futbolcu devamlılığı olan, kendini sürekli geliştirendir. Burak’ta maalesef bu sezon dikiş tutmuyor. Sezon başında “Ya Burak gitsin, ya da G.Saray satsın” diye bas bas bağırdım, dinletemedim. Kaldığı her dakika Burak ile kendi arkadaşlarının ve taraftarının arası açılacaktır.Umut da sezon başındaki performansında değil ve gol noktalarına çok uzak oynuyor. Ama Selçuk'taki düşüş inanılır gibi değil. Bu kadar geriye gelmesi çok koşmasından değil güçsüz olmasından ve kendine olan güvenini kaybetmesinden kaynaklanıyor.Sonuç olarak fark 11'e çıktı ve G.Saray'ın ligi şampiyon bitirmesi bence yüzde 1 ihtimal.
Bir oynayan bir oynamayan, bir türlü istikrarı yakalayamayan Sneijder hem kendini, hem G.Saray'ı hem de Ünal Aysal'ı kurtardı. Aldığı parayı dün attığı golle son kuruşuna kadar helal ettirdi. Mancini de daha önceki takımlarla Avrupa arenasında başarılı olamamıştı ama o da şeytanın bacağını kırdı.Drogba ve Sneijder ikilisi girdikleri 2 pozisyondan birini gol yaparak tarihi başarıya imza attılar. Yıldız oyuncu farkı net olarak dün ortaya çıktı. Oynamazlar oynamazlar ama öyle bir maçta sahneye çıkarlar ki, direkt sonuca etki ederler, para, şan ve şöhret kazandırırlar.AYSAL NE ŞANSLI ADAM!Bu başarı yönetimin tüm acizliğine rağmen Mancini'nindir, futbolcularındır ve en önemlisi işi gücü bırakıp dondurucu soğukta gecekondu görüntüsündeki Telekom'a gelen seyircinindir.İtalyanlar bu işi bırakmaz. UEFA kanalıyla bundan sonra G.Saray'a hep çamur atacaklar, suçlamalar getireceklerdir. Yani elenmenin intikamını masa başında almaya çalışacaklardır. Buna hazır olmamız lazım.Hayatımda bu Ünal Aysal kadar şanslı adam görmedim. Biliyordum ama bu kadarını da hiç ummamıştım. Aysal bu şansıyla Şampiyonlar Ligi Kupasını bile alır. G.Saray kazanamasa tüm fatura Aysal ve ekibine kesilecek, doğalgaz, saha ısıtmama(!) sistemi, boş kalan tribünler, rezile dönen zemin günlerce tartışılacak ve benim gibi birçok insan Aysal'ı istifaya çağıracaktı. Ben hâlâ istifa bekliyorum ve bu konuda kararlıyım. Evet G.Saray müthiş bir başarı yakalamıştır ama buna rağmen bu yönetimin,kendi ve rakip futbolculara, teknik adamlara ve en önemlisi taraftarlara yaşattığı eziyetin, stada çivi bile çakılmamasının hesabı sorulmalıdır. Öyle ya da böyle gün G.Saray'ı kutlama, futbolculara ve taraftarlara teşekkür etme günüdür.
Bu ayıp, hatta ayıp hafif kaçar, bu kepazeliğin tek sorumlusu G.Saray Başkanı Ünal Aysal'dır. Nedeni basit. Bu Türk Telekom Arena 15 Ocak 2011 yılında olaylı bir şekilde, Başbakan Erdoğan'ın stadı terk etmek zorunda kaldığı, Başkan Adnan Polat'ın utancından kahrolduğu, sonrasında İnan Kıraç'ın Polat ve bazı yöneticileri bitirmek, kulüpten göndermek için her türlü ayak oyunlarını yaptığı ve 27 Mart'taki utanılacak kongre sonrası Polat ve arkadaşlarının G.Saray’dan nasıl gönderildiğini unutanlara kısaca hatırlatmak istedim. Yani Telekom'un açılışından bugüne yaklaşık 3 yıl geçti ve konuşmakta, atıp tutmakta, ayak oyunları yapmada üstüne adam tanımadığım Ünal Aysal transferlere ve profesyonellerine yaklaşık 800 milyon dolar harcadı ama bu stada, Türk Telekom Arena'ya bir kuruş bile harcamadı. "Harcadım, hemde çoook" diyorsa yalan, kimse inanmasın. Zemin 3 defa değiştiyse sorumlusu yine Aysal'dır. Madonna konserine ve diğerlerine izin verirken düşünecektin. Polat ve ekibi zamanında Telekom'un üstünü kapatmak için Almanlar’a projesini yaptırdı, İtalyanlarla da elektrik ve mekanizmalar için anlaştı. Temsa firması da her şey dahil 12 milyon Euro’ya bu stadın üstünü kapatacaktı. Hatta üst çatı için özel vinçler bile kiralanmıştı. Anlaşmaya uyulsaTelekom'un 2012-2013 sezonu öncesi çatısı kapanacaktı. İnanmayanlar Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nden bu çatının şartnamesini isteyebilir. Gebze'den 750 milyon dolara enerji santrali ve Kuzey Irak'tan geçtiğimiz günlerde yine 750 milyon dolara doğalgaz enerji üretim ihalesini, bana göre G.Saray Başkanı olduğu için alan, kısacası bir kalemde 1.5 milyar dolarlık iş kapan Ünal Aysal, "Fatih Terim'i nasıl yerim, Abdurrahim'i, Adnan'ı, Ali'yi, Refik'i nasıl harcarım, Melo'yu nasıl gönderirim, cebimi nasıl doldururum"u maalesef düşündüğü için bu G.Saray dün gece dünyaya rezil olmuştur. TARAFTAR DONUYOR!Aysal ve ekibi, Işın Çelebi tarafından yaptırılan alttan ısıtmayı, maç başlarken devreye soksalardı bu rezillik yine yaşanmazdı. . Dün gece kar yağışından sonra alttan ısıtma çalıştırılmış ama iş işten geçmiştir. Tribünlerde canım G.Saray seyircisi hâlâ donuyor. Neden? Isıtma yok, doğalgaz hâlâ getirilemedi. Geçen yıl Cluj ve dün yaşanan kepazelikten sonra biraz utanma duygusuna sahip olan adam, suçu kimseye atmaz ve istifa eder. Bakarsınız çok bilen, çok konuşan malum şahıs gündem değiştirmek bu defa belki de Arıboğan'ı, Tulun'u gönderir.
Mancini ve G.Saraylı futbolculara salı günü oynayacakları Juventus maçı öncesi “Hangi takımla oynamak istersiniz?” diye verecekleri muhtemelen alacakları tek cevap “Elazığspor” olurdu. Ve moralsiz G.Saray, kolu kanadı kırık o Elazığ karşısında bile eski havasından çok uzklardaydı.Düşünün maç 7. dakikada 2-0 olmuş ve bu soğuk havaya rağmentribünlere gelmiş yaklaşık 20 bin futbolseverlere ne izlettirdi G.Saray? Kocaman bir hiç.Bayern Münih, Manchester City, Dortmund ve Juventus gibi Avrupa’nın önemli takımları yakaladıklarında 5 golden aşağıya atmıyorlar. Hatta bazıları abartıp, 8 gole ulaşırken G.Saray şu an ligden düşmesine kesin gözüyle bakılan Elazığspor’a sadece 2 şans golü atıyor. 2 metrelikIvesa oynasa belki o goller de olmayacaktı.G.SARAY’IN ne temposu var ne arzusu ne de oyun disiplini. Kaleci Muslera’sından, kulübede oturan Sabri’sine kadar ve hatta malzemecisi bile maçtan o kadar kopuk ki, Hakan Balta’nın hangi renk şort giydiğini kimse farkedemiyor. Senhangi psikoloji ile formanı ya da şortunu unutuyorsun. AZAR MI, MOTİVE Mİ!Bir ara Tugay, Burak’ı azarladı mı, moral mi verdi belli değil. Burak’ın golden sonraki sevincine bakıyorum, adam Real Madrid’e gol atsa bu kadar sevinmez. Bu medya ve futbolseverler değil mi Burak’ı son iki sezonda yere göğe koyamayan? G.Saray gol atıyor, futbolcuların kameralara yansıyan görüntüleri dişler ve yumruklar sıkılmış, bir şeylerin intikamını almış veya kanıtlamaya çalışan değişikenstantaneler. Sen senede en az 2 milyon Euro’yu cebine koyacaksın, sonra afra tafra yapacaksın..Bu galibiyet G.Saraylılar’ı sakın umutlandırmasın. Salı akşamı Juventus İstanbul’da istediğini alır, G.Saray yahavlu atar ya da UEFA Avrupa Ligi’ne gider. BenimG.Saray’dan zerre kadar umudum yok.Yoksa para krizi mi?Hakemlik bir maç olmadı ancak Çağatay Şahan, sarı kartlarını genelde yanlış kullandı. Yine de önümüzdeki sezonun önemli hakemlerinden birisi olacaktır. Drogba’nın yüz hali bana çok keyifsiz geldi. Umarım özellikle yabancıların parasında gecikme yoktur. Aksi halde hiç umulmadık başka krizler de ortaya çıkabilir.
3-3’LÜK F.Bahçe-Beşiktaş maçından sonra hangi maçı izlesek heyecan ve zevk almamız elbette zordu ama K.Paşa-G.Saray maçı tam bir eziyet oldu. Bu kadar gayesiz, disiplinsiz, isteksiz bir oyuncu kadrosu uzun zamandır izlememiştim. Bu iki takım sözüm ona ligimizin üst sıralardaki takımları, daha ötesi var mı? Yani ne kadar kötü bir ligimizin olduğu ortada. F.Bahçe-Beşiktaş maçındaki heyecan fırtınası, lütfen kimseyi umutlandırmasın ve aldatmasın. Bir daha öyle bir maç izler miyiz? Bence çok zor. Bu Mancini de tuhaf adam. İstikrarsızlığa ne çabuk adapte olmuş!Real Madrid maçının en iyi adamı Umut kulübede, ayakta duramayan Bruma ilk 11’de. Bu Sabri ne büyük futbolcuymuş bugüne kadar anlayamadık. Baksanıza bir sağda, bir solda, bazen ileri uçta, bazen en geride. Ve bu Sabri G.Saray’da oynamaya devam ediyor. Kimse bana ‘G.Saray’ın çok kaliteli ve geniş kadrosu var’ demesin. Real’den 10 gol ye, Kasımpaşa maçında rezil ötesi bir oyun oyna.,SÖZÜM AYSAL’AG.Saray'ın golünde Burak çok sevindi ama sanki son dokunan İlhan gibi geldi bana. Ve Burak sahanın en kötü oyuncusuydu, kafa ile kaçırdığı pozisyon Burak’ın ne kadar bitik, moralsiz ve formsuz olduğunu gösterdi. 2. yarı önce Scarione, sonra Babel 2 net fırsatı gol yapsa maç farka gider, G.Saray lige havlu atardı. Tam tersi de olabilirdi. Drogba atılan golde klasını konuşturdu ama ya kaçırdığı 2 fırsata ne demeli? Drogba da Türk futboluna ve futbolcusuna ayak uydurmuş anlaşılan.20. dakika Eboue’ye Kasımpaşa ceza sahası içinde yapılan faul net penaltıydı ve hakem atladı. Onun dışında iyi maç yönetti ve giderek yükselen bir grafiği var."Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste.” Bu sözüm kime mi? Ünal Aysal’a. Yakında kimse G.Saray’ın son 2 yılda elde ettiği başarıları konuşmayacak, konuşsa bile o başarıların Fatih Terim, Ali Dürüst ve Abdurrahim Albayrak sayesinde geldiğini zaten tüm G.Saraylılar kabul ediyor. Aysal işte bu 3’lünün ahını aldı ve almaya devam ediyor. Yani Aysal ve kendisine benzettiği Mancini’nin suyu kaynamaya başladı. Bence Aysal’ın bu kulüpten gidişi Adnan Polat’ın gönderilmesinden daha trajik olacak. Eee ne ekersen onu biçersin.
Helal olsun bize bu heyecanı yaşatan F.Bahçeli ve Beşiktaşlı futbolculara. Tabii Meireles ve Fernandes hariç. F.Bahçe’de Alper, Emenike, Sow, Egemen, Alves harikaydı. Alper ve Emenike sahanın en iyileriydi tabii Tolga’yla birlikte.Hayatımda hiç bu kadar, her dakikası, hatta her saniyesi yeni bir pozisyonu getiren maç izlememiştim. Bir ara maç Türkiye standartlarına döndü o anda da bir alçağın attığı meşaleyle az daha tribünler yanacak ve katliam yaşanacaktı. Neyse ki, korkulan olmadı.Dün geceden sonra uzun bir süre Cüneyt Çakır’ı Kadıköy’de düdük çalarken de göremeyeceğiz diye düşünüyorum. Neden mi?BU kadar yüksek tempoda oynanan maçta Çakır ve yardımcılarının verdiği doğru kararlar yanlışlarından fazladır ama F.Bahçe kazanamadıysa tek sorumlusu Çakır’dır.67’de Caner’in serbest vuruştan kaleye gönderdiği topta Kuyt’ın kaleci Tolga’ya müdahalesi nizami bir şarjdı ve bana göre faul yoktu. Sonrasında Atiba Hutchinson’a çarpıp kaleye giden top gol oldu ama Çakır faul verdi. İşte bu karar maça damgasını vurdu.Caner’in kornerinde M.Pektemek, elleri açık geldi ve top sol koluna çarptı, net penaltıydı. Hatta son saniyelerde Motta’nın göğsüne doğru giden hafif şiddetteki topu iki eliyle karşılamasına bile penaltı çalınabilirdi.Çakır'ın kırmızı kartları doğruydu ama diğer kritik pozisyonlarda az önce bahsettiğim gibi önemli hatalar yaptı. Hakemler o kadar maçtan kopmuştu ki, Tarık Ongun’u bıraksak futbolculardan önce soyunma odasına gidecekti. Neyse ki, Cüneyt Çakır son anda Ongun’u durdurdu.En kötüsü Fernandes’tiHerkesi kutladım ama Meireles ve Fernandes’in de ihanet ettiklerini söylemeliyim. Meireles Türkiye’de oynuyorsa bunun sorumlusu, gereken cezaları vermeyen F.Bahçe yönetimi ve Tahkim Kurulu Başkanı Engin Tuzcuoğlu’dur. 11 maçlık cezasını haksız bir şekilde 4’e indirirsen, işte o Portekizli seni böyle satar. Artık Aziz Yıldırım’dan gerekeni yapmasını bekliyorum.Bir tane büyük maç kazandırmayan Fernandes de sahanın en kötüsüydü. Hâlâ Beşiktaş seyircisi, takımı her maçta eksik bırakan oyuncusuna destek vermeye devam ederse pes doğrusu. Yönetimde imza atmayarak bugüne kadar doğru yaptı, bakalım bu filmin sonu nasıl bitecek?F.Bahçe'de Gökhan, Beşiktaş’ta Serdar önemli hatalar yaptı ama her ikisi de kötü niyetli değildi. Ersun Yanal’ın teknik adamlığını beğenmem ama coşkulu bir takım yaratmış. Beşiktaşlılar sakın maçı kazanamadıklarına üzülmesinler çünkü Tolga Zengin ve Cüneyt Çakır olmasa maçı F.Bahçe rahat kazanırdı. Derbi dediğin böyle olur.