G.SARAY bu sezon 7. resmi maçına çıktı ve dün rahat kazandı. Ama ben yine beğenmedim G.Saray’ı. Herkes Manchester maçındaki G.Saray’ı yere göğe koyamadı. Umut’un net penaltısının verilmemesine ve 3 topun direğe çarpıp dışarı çıkmasına rağmen sarı-kırmızılıların ısrarla iyi oynamadığını söylüyorum. Bundan dolayı da çok tepki aldım, hiç önemli değil. G.Saray’ın Manchester maçında çok iyi oynadığını iddia edenlere, Nani’nin penaltı kaçırdığını, Carrick’in gol attığı pozisyonda yerde kalması halinde hem penaltı hem de Muslera’ya kırmızı kart çıkacağını, Hernandez’in Muslera’yı geçip gol olacak vuruşunu Dany’nin son anda çıkardığını, Vidic ve Nani ile de 2 önemli fırsatı kaçırdığını hatırlatmak isterim.HÂLÂ HAZIR DEĞİLLERAYRICA Manchester’ın son 3 sezonda Şampiyonlar Ligi grup maçlarında sadece Bursa ve Romen Galati takımını Old Trafford’da yenebildiğini, galip geldiği 3. takımın da çarşamba akşamı G.Saray olduğunu ayrıca belirtmek isterim. Nereye gelmek istiyorum, anlatayım.MEVCUT takım için “rüya takım” tabirini kullananlara, bu takımın çok büyük işler başaracağını iddia edenlere şunu söylemek istiyorum. Kadroya ve hocasına bakarak, büyük umutlar besleyebilirsiniz ama G.Saray hâlâ hazır bir görüntü vermiyor. Mesela orta sahada Selçuk’a, kalede Muslere’ya, sağ tarafta Eboue’ye bir şey olsa bu isimlerin altrenatifi kim? Dün rakip Akhisar değil de bir Orduspor, bir Sivasspor olsaydı bu kadar rahat kazanabilir miydi G.Saray?HAKEM KOLLADI!SONUÇ olarak Manchester maçı sonrası Akhisar’ın Telekom’a gelmesi G.Saray için bir şanstı ve sarı-kırmızılılar bunu iyi kullandı. Sezon başından beri Melo, Elmander, Selçuk hâlâ beklenildiği gibi değil. Hamit Manchester’da son vuruşlar hariç iyi oynadı ama dün yine durağandı. 2 gol atan Burak Yılmaz, uzun bir aradan sonra forma bulan Sercan çok iyi oynadılar. Yine bana kızacaklar ama Akhisar Belediye’nin forveti fena değil, orta saha ve defansı ise tam bir rezaletti. Hakem Mete Kalkavan Alman hakem Wolfgang Stark gibi ev sahibi takımı kollayıp durdu.
Yapma be hocam. Sen değil misin “yenilmek kolay, yenmek olay” diyen? Sen değil misin “Bu lig bizim ligimiz” diyen? Sen değil misin “çatır çatır oynayacağız” diyen?Lütfen maçı bir defa daha izle ve ne hatalar yaptığına iyi bak Fatih Hocam.1- Elmander geçen sezon sarı-kırmızılı forma altında 36 maçın 35’inde, bu sezon da 5 maçın tamamında ilk 11’de başlıyor ve sen, 3 sezon oynadığı Premier Lig’de tam 106 maça çıkmış oyuncuyla, en önemli rakibine karşı başlamıyorsun. İnanılır gibi değil.2- Bu sezon hiç bir maça 11’de başlamayan Burak’la maça başlıyorsun. 2. yarı sahaya sürsen Burak’ı daha etkili kullanırdın. Olacak şey değil.3- Antalya maçında herkesin beğenisini kazanan ve tam G.Saray’ın aradığı adam denilen Cris’i oynaması gereken maçta oynatmıyorsun, Dany’e nedendir bilmem görev veriyorsun. Dany kötü mü oynadı? Hayır. Ama ben olsam yine de Cris’le başlardım.4- Cumartesi, ateşi 39 olan ve kadrodan çıkartılan Hamit’i formsuzluğuna rağmen oynatıp Emre Çolak’ı bir kalemde siliyorsun. Sonra 63’te takımı kurtar diye sahaya sürüyorsun. Melo’nun bu sezon daha bir tane iyi maçı yok ama hala seyrediyorsun.Madem Manchester maçın, bu sezon senin en önemli maçın, o zaman niye macera arıyorsun ki Sevgili Hocam? Tamam maçın başında Umut’a yapılan hareket kesin penaltıydı. Tamam G.Saray’ın 3 topu direklerden döndü. Tamam Hamit son topları berbat kullanmasına rağmen G.Saray’ın ayakta kalan ender futbolcusuydu.Ama yukarıdaki hataları nasıl yaparsın hala inanamıyorum. Sevgili hocam lütfen bu maçı defalarca izle. İzle ki, Dany’in en kritik yerdeki hatalarını, Burak’ın ilk 11 için hazır olmadığını, Melo’nun halâ ağır ve etkisiz, Hakan’ın korkak ve arkasında büyük gedikler verdiğini gör. Selçuk’un kafası hala Abdullah Avcı’da. Bu nasıl profesyonellik? Milli maçın üzerinden 10 gün geçti ama ruh gibi bir Selçuk gördük Old Trafford’da. Nerde geçen yılki Selçuk, nerde şimdiki Selçuk?6 PUAN ÇIKMALIVE sen Amrabat. Hücumda süpersin ama defansta önce Hakan Balta’ya sonra da Eboue’ye hiç yardım etmedin. Varsa yoksa golü düşündün. Bu futbol anlayışı 20 yıl öncesinde kaldı!SONUÇ olarak Muslera ve Semih harikaydı. Biraz Elmander’i biraz da son pasları ve şutları müthiş derecede kötü kullanmasına rağmen Hamit’i beğendim. G.Saray ne yapıp edip puan çıkartmalıydı. Çünkü fikstürü çok kötü. Kazara ekim ayında Türk Telekom’da Braga ve Cluj maçlarından 6, olmadı 4 puan çıkartamazsa işi çok zor olur Aslan’ın.
NE garip bir ülkeyiz... 35’lik Cris geliyor, ‘vay bu adam Fatih Terim’in asker arkadaşı, vay dede, çilek morga kalktı’ gibi tabirler. Eee G.Saray’ın oynayacağı Manchester United’ı Wigan maçında izliyorum; zorla futbola bir kez daha döndürülen Scholes, 38 yaşında olmasına rağmen takımını ateşleyen ve ayakta alkışlanan futbolcu oluyor. İşte akıl yaşta değil, başta ve ayakta!KENDİNE iyi bakarsan, disiplinli yaşarsan, uykuna, beslenmene dikkat edersen, gece gezmelerini de adabıyla yaparsan 35’te de oynarsın 40’ta da. Dünkü maçın en zevkli yanı ve en usta ayakları ‘0 riskle’ oynayan Cris ve 2 golün kahramanı Amrabat oldu. Defansta Cris, Hakan Balta, Melo ve Semih’ten seken topları adeta nakış işler gibi mükemmel temizledi. G.Saray’ın Faslı’sı Amrabat ise Elmander’in kaçısını görüp önce golü attırdı sonra da attı. TABİİ G.Saraylılar yatsın kalksın kaleci Ndjock ve Isaac’e dua etsin. Ah be Mehmet hoca! Ömer Çatkıç’la devam etseydin de bırakmasına izin vermeseydin. Kötü mü olurdu? Sen 22 yaşındaki Kamerunlu’ya kaleyi teslim edersen bu tip komik goller yersin. Elmander’e zor açıdan o golü attırmak, Amrabat’ın vuruşunda da toptan korkarcasına elini çekmek, Burak’ın golündeki hatalarıyla maçı bitiverdi.TERİM KONUŞMALIISAAC, adeta ihanet edercesine tüyü diken oyuncu oldu. Aslında Yunus Yıldırım pozisyonu görmedi. Ama Eboue’nin sert çıkışı ve Muslera’nın çığlıklarından sonra Isaac’in birşey yaptığını düşünerek önsezileriyle kırmızıyı gösterdi. Ama kararında haklıydı. Bana kimse Isaac ayağını çekemedi, yanlışlıkla bastı demesin! Çatır çatır bastı ve takımın havlu atmasına neden oldu. G.SARAY, bu futboluyla umut verdi mi? Bugün izlediğim M.united karşısında temposuz G.Saray çok zor puan çıkartır. Çarşamba van Persie’nin de oynayacağını düşünürsek, Cimbom’un işi zor. Çok ağır oynuyorlar. Üstelik Selçuk ve Hamit’in aklı hala milli takımda. Hamit kafasını çok takmış olacak ki maçtan önce hastalanıyor, Selçuk da sanki veteranlar maçında oynuyor gibi. Bu iki oyuncunun yolu doğru yol değil. Terim bunlarla konuşmalı. Old Trafford’da mucize isteniyorsa Muslera çok iyi oynamalı, Melo daha çok koşmalı, Elmander-Umut-Burak üçlüsünden kim oynarsa da belki yakalayacakları 1-2 pozisyonu gole çevirmeli.
“Beni konuşturmayın,konuşursam herkes zor durumda kalır. Tarlayı geçin zaten o konuda aklandım” sözleriyle gözümdeki değerini iyice yitirdi.Hagi’ye çamur atan, Alex’i itibarsızlaştıran ve sonçta kendini Türkiye’nin en temiz insanı olarak gören bir adama ben bir daha asla inanmam.SAAT 20.20’de eve geldim, hafif bir yemekten sonra kuruldum televizyon karşısına. Eee suskun adam aylar sonra konuşacaktı. Hatta o konuşacağı için çocuklarımı da biraz sert uyardım, “Lütfen sessiz olun, hadi gidin odanızda oynayın” diye. Ama onların beni dinleyeceği yoktu, sonra eşim çocukları alıp başka bir odaya gitti. Haliyle çocuklar bana bozulmuştu. babalarını uzun bir süredir hiç bu kadar yüksek sesle konuşurken duymamışlardı.SAAT 00.55’i gösterdiğinde ise pişmanlıklar içinde gidip geliyordum. Acayip moralim bozulmuştu. Kendime kızıp durdum; “Bunun için mi çocuklarıma bağırmıştım? Bunun için mi tenis maçımı iptal etmiştim? Bunun için mi hanımla her akşam yapmayı alışkanlık haline getirdiğim 1 saatlik yürüyüşü iptal etmiştim? Bunun için mi geç saatlerde, 2 yıldır büyük disiplin içinde gereksiz şeyler göndermediğim mideme haksızlık yapmıştım?”ARTIK CEMAAT DİYEMİYORSÖZLERİNİN içeriği hakkında fazla yorum yapmak istemiyorum. Ama bir insan 15 aydır,”Beni konuşturmayın, konuşursam herkes zor durumda kalır” sözlerini kendine ilke edinmişse, bu ülkenin görüp göreceği en büyük başarının mimarı bir Romen oyuncuya çamur atabiliyorsa,”Tarlayı geçin zaten o konuda aklandım” pişkinliğine bürünebiliyorsa, 6 yıldır hâlâ Denizli faciasını hakeme ve G.Saray’a mal edebiliyorsa, kendini Türkiye’nin en temiz adamı olarak görebiliyorsa, Metris’teyken ‘cemaat’ deyip çıktıktan sonra ‘cemaat’ diyemiyorsa, Emre’yi sırf cemaate yakın görüp, kovup, sonrasında zaten gitmesi lazımdı diyebiliyorsa, istifasını istediği asbaşkanının konuşmasından korkup ona kol kanat gerebiliyorsa, Trabzon’un balıklarından bahsedip kendi şikesini anlatmıyorsa, benim gözümde karınca kadar değeri yoktur.‘NE EFSANESİ KARDEŞİM’İNSAN kendi futbolcusu, kendi değerini itibasızlaştırmak uğruna, ”Ne efsanesi kardeşim” diyebiliyorsa, bizzat bana “Avrupa ne ki? Para Türkiye’de” deyip sonra bunu yazana yalancı diyorsa, Topuk Yaylası’ndaki gizli bakanlar buluşmasında avukatını ve düğün sahibini ofsayta düşürüyorsa, “Ben kimseyi işinden etmem” deyip,”Eyyy TRT Genel Müdürü çalıştırma bu adamı” diyebiliyorsa, G.Saray ve Trabzonspor başkanlarını ‘devleti soyan adamlar’ sınıfına sokup, sonrasında ısrarla ve ciddiyetle “ben temizim, ben şike yapmadım” diyebiliyorsa, ben o adama bir daha asla inanmam.
SÖZÜM ona giyinmesini bilmiyor, eski tip saç modeliyle milli takıma yakışmıyordu. 2002’deki müthiş başarıya rağmen sonrasında Letonya başarısızlığı, Şenol Güneş’in Milli Takım’daki sonunu hazırlamıştı.ERSUN Yanal “Gençleştirme şart, koşan bir takım olacak” dedi. Maalesef bir tek Hakan Şükür takıntısı ve karizması onun da ömrünü kısa tuttu.SONRA Terim 2. defa geldi göreve. EURO 2008’de adeta mucize yarattık ama Dünya Kupası Finallerine kalamayınca ona da elveda dedik.GUUS Hiddink 4 milyon mu yoksa 8 milyon Euro mu alıyor diye aylardır tartıştık. Adam zevk-i sefa yaptı, maç izlemeye kerhen geldi, kısacası Türkiye’ye hiçbir şey vermedi ama biz cebine para koyup gönderdik.KARİZMATİK olmayan, çok da iyi giyinmeyen, az konuşan, aman aman başarısı olmayan Abdullah Avcı geldi sonrasında. Şimdi Avcı’yla 2014 Brezilya’ya gidermiyiz yoksa evimizde mi kalırızı tartışıyoruz. Umuyorum Abdullah Avcı’nın kellesini Selçuk İnan ve Burak Yılmaz ikilisi yemez. Muhtemelen bugünkü gazetelerin tamamında, “Avcı şaşırttı”, “Avcı avlandı” başlık ve haberlerini okuyacağız. Kısacası Abdullah Avcı’yı gönderme planları yavaş yavaş yürürlüğe sokulacak. Bazı cenahlar, kendisini Göksel Gümüşdağ getirdiği için zaten çoktandır takmış durumda. RENK GELMİŞ!BEN buna karşıyım. Avcı, bu takımın başında uzun yıllar kalmalı. Brezilya’daki finallere gidemesek de kalmalı. Ben, Avcı’nın tecrübesizliğinden kaynaklanan yanlışlarına rağmen kendisini, seçtiği 11’i destekliyorum. Şu Hiddink’e verdiğimiz desteğin yarısını Avcı’ya verelim, göreceksiniz çok başarılı olacak. Gerekirse Selçuk da Burak da ve hatta Arda da yedek kalmalı. Bu isimlere takılmayalım ve bu tercihlerinden dolayı Avcı’yı bitirmeyelim derim.ZAMAN zaman organize hücumlarımızda büyük heyecan yaşadım. Tunay’ı, Umut’u, Semih’i ve Tolga’yı beğendim. Maçın favorisi zaten Holanda’ydı. Bu nedenle kaybettik diye üzülmüyorum.AYRICA Emre Belözoğlu’nu kutluyorum. İspanya çok yaramış kendisine. Yüzüne, gözüne renk gelmiş. Sakin ve tam bir kaptan gibi. Oyundan alınınca ne mimik yaptı, ne tavır. Demek ki, İstanbul’un havası, 3 Büyükler’de oynamak futbolcuyu bozabiliyormuş.
İÇ adetim değildir, maçları kalabalık yerlerde izlemek. Üstelik benim için büyük risk. Hele bu bir F.Bahçe maçıysa. Arkadaşım aradı, ısrar edince “Tamam geliyorum” dedim ve F.Bahçe-S.Moskova maçına dakikalar kala şort, tişörtle soluğu evin yakınındaki ünlü kebapçıda aldım. İçerde var en az 200 kişi. Bir sürü sarı-lacivert formalı adam, beni görür görmez bir tedirginlik sorma gitsin. ZATEN girer girmez, “Nerden geldim buraya” modundayım. Kimisi ters ters bakıp düşük volümlü de olsa küfrederken, 5-10 kişi “Ağabey ne olur maç? Elenirsek Aykut Hoca gider mi? Yener miyiz bu Ruslar’ı? Alex’i 2. yarı oyuna alır mı?” soruları soruyor. 6. dakikada gol gelince, ne soru kaldı, ne muhabbet. Sevinen G.Saraylılar da vardı ama asıl önemlisi F.Bahçeliler’in tepkisiydi. Saymadım ama “İyi oldu, elensinler, hem Aziz hem Aykut gider inşalah!” diyenleri görünce tam şok geçirdim. NE küfürler Aykut Hoca’ya. Yapmayın, etmeyin desem beni de orada paketleyecekler. Alex oyuna girerken Aykut Hoca’ya ve Aziz Başkan’a küfürlerin şiddetlenerek arttığını gözlerimle gördüm. F.Bahçe elendi, maç sonrası yanıma en az 30 Fenerli geldi.RAKİPLER ZENGİN OLDU!KİMİSİ şike olaylarında başkana destek olunmasına kızıyordu, “3 Temmuz’da istifa etmeliydi. Bari o zaman etmedi Metris’ten çıkınca etseydi bugün kahramandı” diyen de vardı, “Göreceksiniz Alex, hem başkanın hem Aykut’un kellesini götürecek” iddiasında bulunan da.AVRUPA’DA bana yine hüsran şarkısını diline dolayan, “Sayemizde önce Trabzon, şimdi de G.Saray zengin oldu” diyen F.Bahçeliler’in, o gece Alex’i ne çok sevdiklerini, Kocaman ve Yıldırım’ı ise terkettiklerini anladım. Eve geldim, 12 yıldır tuttuğum günlüğüme şöyle bir göz attım ve başladım yazmaya...‘Türkiye şampiyonluğu YETER’2006 Kasımı’na kadar Aziz Yıldırım’la hemen her hafta konuşur, zaman zaman buluşur sohbet ederdik. Özhan Canaydın’dan görmediğim sıcaklığı Aziz Başkan’dan görürdüm. Özel haberler verir, görüşlerini, kendisine gizli kayıt yaptığımı düşünmesine rağmen çekinmeden söylerdi.GÜNLÜĞÜME göre 19 Ekim 2005’te Süleyman Rodop’la, Kalamış’taki kulüp binasına başkanla görüşmeye gidiyoruz. 3-4 saat sonra Devler Ligi’nde F.Bahçe, Schalke’yi ağırlayacak. Fener kazanırsa puanı 6 olacak ve gruptan çıkma yolunda avantaj sağlayacak. Hem iftarımı yapıyorum hem maçı konuşuyoruz. Başkan sakin, tabii bu durum beni şaşırtmıyor değil. “Çok sakinsin başkan” diyorum. İşte kelimesi kelimesine cevabı...‘AVRUPA HİKÂYE’“BAK Serhat. Avrupa maçları hikâye. Para, atmosfer Türkiye’deki maçlarda. Avrupa’da maç yapacağıma G.Saray’la 3-4 defa karşılaşayım. Abartıldığı kadar para yok Şampiyonlar Ligi’nde. Gişe hasılatı da zayıf. UEFA tüm biletlere el koyuyor. Yok sponsorlara, yok UEFA’nın adamlarına bilet. Zaten bir yere kadar gidip, eleniyorsun. Real’le mi, Manchester’la mı baş edeceksin? Bana Türkiye şampiyonluğu yeter. G.Saray, UEFA Şampiyonu oldu, parası yok, sürünüyorlar. Schalke’yi yenemezsek de üzülmem. 1 ay sonra G.Saray’la maçımız var. Onu kazanalım başka bir şey istemem...”A, B ve C planları hazırdır!SONRASINDA ayrılıyoruz. Malum yayın var. F.Bahçe, Schalke ile 3-3 berabere kalıyor ve gruptan çıkamıyor. O gün anladım ki, Aziz Başkan’ın Avrupa umurunda değil. 2006 yılı 27 Kasım Pazartesi gecesi canlı yayına Cihan Oskay’ı çıkardım ve o günün saat 20.15’inde Yıldırım’la son kez konuştum. Tartıştık çünkü öfkeliydi. Birkaç saat sonra yayında neler olabileceğini kestirebiliyordu. Yayını durdurmak için çabaladı ama olmadı.F.BAHÇELİLER üzgün ve moralsiz. Geçen yıl alınmadığınız Şampiyonlar Ligi’nde bu yıl da yoksunuz. Ama ben başkanınızın üzüldüğünü düşünmüyorum. O yine planlarını yapmıştır. Yakında müthiş bir transfer(!) hamlesi yapar, işe yaramaz bir adama milyon Euro’lar döker, Alex’i ocakta gönderme hamlesi yapar, başarılı olamazsa mayısı bekler, en son baktı koltuk sallantıda bu kez Aykut’u gönderir. ÖNÜMÜZDEKİ şubat gibi Yargıtay bir karar verecek. Aziz Başkan’ın A, B ve C stratejileri kulağıma geliyor. Ama işi zor. Önceki gece maçtan sonra taraftarların tepkisini gördükten sonra Aziz Başkan’ın yerinde olsam, Alex’i, Aykut’u bir kenara bırakıp kardeşim Ali’yle beraber görevi bırakırım. Bu en hayırlısı olur. Çünkü her geçen dakika aleyhine işliyor.
BU sezon tüm G.Saraylılar inanılmaz heyecanlı. Kafalardaki en önemli 2 soru şu;1- 2000 yılında UEFA ve Süper Kupayı alan G.Saray mı, yoksa Hamit’li, Melo’lu, Amrabat’lı, Dany’li, Selçuk’lu G.Saray mı daha iyi?2- Bu takım Şampiyonlar Ligi’nde bir yarı final, hatta final görebilir mi?LİGİ DÜŞÜNEN KİMSE YOKANLAYACAĞINIZ kimsenin Süper Lig’i düşündüğü yok. Şımarıklık had safhada. Dünkü maç öncesi bizim yorumcular bile, “G.Saray zaten şampiyon olur ama kim 2. olur emin değiliz” modundalar. Düşünün tribündeki G.Saraylılar’ın halini.Şunu belirmekte önemli fayda var. 96 ile 2000 yılları arasında G.Saray’ın tarihini değiştiren isimlerden Hagi senelik 1.2 milyon, Hakan Şükür 950 bin, Ümit Davala 500 bin, Popescu 1.1 milyon, Taffarel de 900 bin dolar alıyordu. Emre 250 bin dolar bile almıyordu. Fatih Terim’e senelik ödenen para 1 milyon dolardı. Üstelik maç başına ücret yok sadece prim vardı. 4 yıl arka arkaya şampiyon olan, UEFA ve Süper Kupa’yı alan kadronun tüm maliyeti 12 milyon dolardı. FARUK Süren başkan, “Futbolcuya peşin para verirsen oynamaz, bunların ödemelerini geç yapacaksın ki, daha hırslı, arzulu oynasın. Hep o alacağı paranın hayâlini kursun” modelini benimsemişti. Yani futbolcular alacaklarını en iyi 6 ay, en kötü 1 yıl sonra alabiliyorlardı. Kim ne derse desin o G.Saray tarih yazmıştı. Akla hayâle gelmeyecek başarıları kucakladı.ŞİMDİYE dönelim. Tribünde oturan Baros 1 dakika forma giymese bile 2.9 milyon Euro, kulübedeki Melo 30 maç oynarsa 3 milyon 650 bin Euro, yine bu sezon oynaması beklenmeyen Riera 2.9 Euro (vergilerini de kulüp ödüyor) garanti para alacak. Sadece üçüne ödenen para 9 milyon 450 bin Euro... Bir başka deyişle 12 milyon dolar, o da 21.5 milyon TL yapar. Terim şimdi 2.5 milyon Euro alıyor. Muslera’sı, Amrabat’ı, Eboue’si, Selçuk’u ve diğerleriyle maliyet 45 milyon Euro. Kabaca 100 milyon liralık bir takım var sahada. Tamam Türkiye zenginleşti, işsizlik azaldı, Avrupalı acınacak hale geldi, futbol endüstrisi çok büyüdü ama bu rakamlar anormal değil mi? Paralar ortada, sonuçlar elimizde. BU NASIL BİR DEHA?REAL Madrid’e Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde kaybedilen 2001’den beri Avrupa’da ciddi bir başarı yakalayamayan G.Saray bana göre bu zihniyetle yine başarılı olamaz. Öncelikle Terim kafasını değiştirmeli. Aydın hiçbir zaman ilk 11 adamı olamaz. Geçen yıl attığı 6 golle G.Saray’ı şampiyonluğa taşıyan isimlerin başında gelen Necati’yi kadroya almayıp yürümekte bile zorlanan, gece gezmelerine devam eden Sercan’ı kadroya almak nasıl bir mantık? Nasıl bir teknik adamlık dehası? Defans aksıyor, futbolcular aşırı telaşlı. Melo ve Amrabat bir an önce takıma girmeli. Biliyorum Fatih Hoca,”Ben hangi takımla sahaya çıkarsam çıkayım kazanırım” edasında. İlk maç için biraz acımasız davranmış olabilirim ama sarı-kırmızılıları beğenmedim.ÖNCELİKLE bu takımla, 2000’lerdeki rüya takımı mukayese etmeyelim. Bu sezon, diğer takımları gördükten sonra sarı-kırmızılılar kadro zenginliğiyle şampiyon olabilir ama taraftar Şampiyonlar Ligi’nde başarı istiyor. Başkan Ünal Aysal başarının yanında Avrupa’da kupa da istiyor. Daha yolun başındayız. Peki öyle olsun, biz de Terim ve futbolculara biraz zaman verelim.