İÇ adetim değildir, maçları kalabalık yerlerde izlemek. Üstelik benim için büyük risk. Hele bu bir F.Bahçe maçıysa. Arkadaşım aradı, ısrar edince “Tamam geliyorum” dedim ve F.Bahçe-S.Moskova maçına dakikalar kala şort, tişörtle soluğu evin yakınındaki ünlü kebapçıda aldım. İçerde var en az 200 kişi. Bir sürü sarı-lacivert formalı adam, beni görür görmez bir tedirginlik sorma gitsin.
ZATEN girer girmez, “Nerden geldim buraya” modundayım. Kimisi ters ters bakıp düşük volümlü de olsa küfrederken, 5-10 kişi “Ağabey ne olur maç? Elenirsek Aykut Hoca gider mi? Yener miyiz bu Ruslar’ı? Alex’i 2. yarı oyuna alır mı?” soruları soruyor. 6. dakikada gol gelince, ne soru kaldı, ne muhabbet. Sevinen G.Saraylılar da vardı ama asıl önemlisi F.Bahçeliler’in tepkisiydi. Saymadım ama “İyi oldu, elensinler, hem Aziz hem Aykut gider inşalah!” diyenleri görünce tam şok geçirdim.
NE küfürler Aykut Hoca’ya. Yapmayın, etmeyin desem beni de orada paketleyecekler. Alex oyuna girerken Aykut Hoca’ya ve Aziz Başkan’a küfürlerin şiddetlenerek arttığını gözlerimle gördüm. F.Bahçe elendi, maç sonrası yanıma en az 30 Fenerli geldi.
RAKİPLER ZENGİN OLDU!
KİMİSİ şike olaylarında başkana destek olunmasına kızıyordu, “3 Temmuz’da istifa etmeliydi. Bari o zaman etmedi Metris’ten çıkınca etseydi bugün kahramandı” diyen de vardı, “Göreceksiniz Alex, hem başkanın hem Aykut’un kellesini götürecek” iddiasında bulunan da.
AVRUPA’DA bana yine hüsran şarkısını diline dolayan, “Sayemizde önce Trabzon, şimdi de G.Saray zengin oldu” diyen F.Bahçeliler’in, o gece Alex’i ne çok sevdiklerini, Kocaman ve Yıldırım’ı ise terkettiklerini anladım. Eve geldim, 12 yıldır tuttuğum günlüğüme şöyle bir göz attım ve başladım yazmaya...
‘Türkiye şampiyonluğu YETER’
2006 Kasımı’na kadar Aziz Yıldırım’la hemen her hafta konuşur, zaman zaman buluşur sohbet ederdik. Özhan Canaydın’dan görmediğim sıcaklığı Aziz Başkan’dan görürdüm. Özel haberler verir, görüşlerini, kendisine gizli kayıt yaptığımı düşünmesine rağmen çekinmeden söylerdi.
GÜNLÜĞÜME göre 19 Ekim 2005’te Süleyman Rodop’la, Kalamış’taki kulüp binasına başkanla görüşmeye gidiyoruz. 3-4 saat sonra Devler Ligi’nde F.Bahçe, Schalke’yi ağırlayacak. Fener kazanırsa puanı 6 olacak ve gruptan çıkma yolunda avantaj sağlayacak. Hem iftarımı yapıyorum hem maçı konuşuyoruz. Başkan sakin, tabii bu durum beni şaşırtmıyor değil. “Çok sakinsin başkan” diyorum. İşte kelimesi kelimesine cevabı...
‘AVRUPA HİKÂYE’
“BAK Serhat. Avrupa maçları hikâye. Para, atmosfer Türkiye’deki maçlarda. Avrupa’da maç yapacağıma G.Saray’la 3-4 defa karşılaşayım. Abartıldığı kadar para yok Şampiyonlar Ligi’nde. Gişe hasılatı da zayıf. UEFA tüm biletlere el koyuyor. Yok sponsorlara, yok UEFA’nın adamlarına bilet. Zaten bir yere kadar gidip, eleniyorsun. Real’le mi, Manchester’la mı baş edeceksin? Bana Türkiye şampiyonluğu yeter. G.Saray, UEFA Şampiyonu oldu, parası yok, sürünüyorlar. Schalke’yi yenemezsek de üzülmem. 1 ay sonra G.Saray’la maçımız var. Onu kazanalım başka bir şey istemem...”
A, B ve C planları hazırdır!
SONRASINDA ayrılıyoruz. Malum yayın var. F.Bahçe, Schalke ile 3-3 berabere kalıyor ve gruptan çıkamıyor. O gün anladım ki, Aziz Başkan’ın Avrupa umurunda değil. 2006 yılı 27 Kasım Pazartesi gecesi canlı yayına Cihan Oskay’ı çıkardım ve o günün saat 20.15’inde Yıldırım’la son kez konuştum. Tartıştık çünkü öfkeliydi. Birkaç saat sonra yayında neler olabileceğini kestirebiliyordu. Yayını durdurmak için çabaladı ama olmadı.
F.BAHÇELİLER üzgün ve moralsiz. Geçen yıl alınmadığınız Şampiyonlar Ligi’nde bu yıl da yoksunuz. Ama ben başkanınızın üzüldüğünü düşünmüyorum. O yine planlarını yapmıştır. Yakında müthiş bir transfer(!) hamlesi yapar, işe yaramaz bir adama milyon Euro’lar döker, Alex’i ocakta gönderme hamlesi yapar, başarılı olamazsa mayısı bekler, en son baktı koltuk sallantıda bu kez Aykut’u gönderir.
ÖNÜMÜZDEKİ şubat gibi Yargıtay bir karar verecek. Aziz Başkan’ın A, B ve C stratejileri kulağıma geliyor. Ama işi zor. Önceki gece maçtan sonra taraftarların tepkisini gördükten sonra Aziz Başkan’ın yerinde olsam, Alex’i, Aykut’u bir kenara bırakıp kardeşim Ali’yle beraber görevi bırakırım. Bu en hayırlısı olur. Çünkü her geçen dakika aleyhine işliyor.
Vakit daralıyor Aziz Başkan
Haberin Devamı

