- Alışverişten hoşlanmazlarHoşlanırız. Yalnızken çok hoşlanırız. Ama sizle beraberken yok yani olmuyor, hoşlanamıyoruz. Çünkü hep size hitap eden mağazalara gidiliyor öncelikle ve sizin alışverişiniz 7 sene sürdüğü için çok sıkılıyoruz. Sanki dün eviniz yanmış ve her çeşit giyime ihtiyacınız varmış gibi davranıyorsunuz. Bikini alacağım diyorsunuz kabanla çıkıyorsunuz. Biz öyle miyiz? Biraz empati be canlarım.- İlk adımı atmaya bayılırBayılmıyoruz, mecbur olduğumuzdan yapıyoruz. Çünkü "ilk adımı ben atarsam yollu olduğumu düşünür" diye bir genelleme yapıyorsunuz ve bu zevki bize tattırmıyorsunuz. Evet tamam haklısınız, öyle düşünenler de var elbet ama artık devir değişti be güzellikler! Çekinmeyin yani, gördünüz mü cillop gibi çocuğu yüklenin. Zaten yüklendiniz yüklendiniz, geç kalırsanız kaçırırsınız. - Olgun olan ne istediğini bilirHayır efendim biliyormuş gibi yaparlar. Tam tersine paniktedirler. Yaşları ilerlemiştir ve bilge biri gibi takılmak zorundadırlar artık. Ayrıca kadınların olgun erkek takıntılarını bildikleri için aksi şekilde davranmak işlerine gelmeyecektir. Hayatlarına birçok kadın girdiği için kadınları çok iyi çözmüşlerdir. Tam bir nabza göre şerbet verme ustalarıdır. Kendilerinden çok kadınların ne istediğini bilirler ve bu bilgiyi ilişkilerinde verimli bir biçimde kullanırlar.- Kalbine giden yol midesindeBu sözü kim uydurmuş bilemiyorum. Tamam kısmen öyle olabilir ama böyle büyük bir genelleme yapamayız. Hele ki sağlıklı yaşam diye bir şeyin trend olduğu şu zamanlarda hiç yapamayız. Herkes fit olma derdinde artık. Ama siz yine de ben bu yoldan yürüyeyim diyorsanız bir anlayın önce adamı. Baktınız adam lezzet manyağı bir junior Vedat Milor, dayayın buna pilavı. - Hesabı ödemek için çıldırırKanayan bir yaramız daha. Ah o atalarımız yok mu o atalarımız, hep onların şirin gözükme çabaları yüzünden kalmış bu ihale bize. Euro zengini Alman erkeği bile "Alman usulü" diye bir şey uydurup yırtmış da olan bize olmuş. Zavallı öğrenci kardeşim ne yapsın? Kendisine uygun görülmüş bu rolün gereğini yapmak için harçlığının dört bölü üçünü bu uğurda harcamak zorunda kalıyor yiğit. Gelin birlik olalım canlar. Hadi pamuk eller ceplere gitsin. En azından bahşişi verin be hacı, hadi be hacı be...- Romantik olan ruhtan anlarHe anlarlar bacım he. Peki madem kadın ruhundan çok iyi anlıyorlar neden hep yalnızlar bunlar? Neden kendilerini şiire vurmuşlar, 7/24 yazıyorlar çiziyorlar bu deliler? Hep Hollywood'un işleri. Olmuyor öyle iki mum yakmayla, "sessiz bir çığlık gibi senin aşkın" diye afilli afilli SMS yollamalarla falan. Bakıyorsun erkek şair kaynıyor ortalık ama aralarında hiç yakışıklı bir adam görmedim ben mesela. Alayı kendini kelimelere vurmak zorunda kalmış icraatta başarılı olamayınca. Neyse yani yok öyle bir şey. - Çok iyi sır tutarlar!"Erkeklerle çok iyi anlaşıyorum" diyen kadınlara "Neden?" diye sorulduğunda bu cevabı veriyorlar hep. Büyük yanılgı oysa. Sadece çok iyi sır tutuyormuş taklidi yapıyoruz. Belki kız arkadaşlarınızdan daha sıkıdır dilimiz, ama öyle çok da abartmayın. Unutkanız ya bir de biz, biraz da ondan aslında. Unutmasak neler neler anlatacağız, ne gıybetler yapacağız o rakı masalarında aslında işte, maalesef unutuveriyoruz...
1) En çok neyimi seviyorsun?En sevmediğimiz soru budur belki de. Yahu seviyoruz bir şeylerinizi işte, niye duymak istiyorsunuz ki bunu gün aşırı? Gözlerini desek "Bir tek gözlerimi mi?" sorusu geliyor, kalbini desek "Niye ben güzel değil miyim?" diyorsunuz, memelerini desek sapık oluyoruz. Böyle uzun uzun destan gibi bir insanda sevilebilecek her şeyi sıralıyoruz ardı ardına her seferinde. Eee ne anladık bu işten! Sorgulamayın abi bu kadar. Seviyoruz işte, çok seviyoruz, ikide bir bunu ifade etmek zorunda bırakmayın bizi.2) Beraber olduğun kadınlar içinde en sevdiğin hangisiydi?Dünyanın en gereksiz sorusu. Beklenti belli. Pek tabii ki de "Seni" dememizi istiyorsunuz. Biz de paşa paşa söylüyoruz. Ya ne olacaktı? Eskilerden birinin adını söyleyip bir seri katil mi yaratacaktık! Canımıza mı susadık. Bu sorunun bir de "içlerinde en güzeli hangisiydi?" versiyonu vardır ki o da en az bunun kadar tehlikelidir ve cevap verirken maksimum özen gerektirir. Hayatta kalmak istediğimiz için eski sevgilimiz Adriana Lima bile olsa "Sensin seeeeeeeen!" diye dağlara taşlara haykırasımız gelir.3) Yanında kimler var şu an?Al buyur buradan yak. Erkek arkadaşlarınla gezmelere gitmişsin ya da gezmeleri bırak kapı önünde laklak ediyorsun ve sevdiceğin arıyor ve telefondan bu soruyu soruyor. Saymazsan dayak var, başlıyorsun tıpış tıpış isimleri saymaya. O var, bu var, şu var, eee nooldu, bütün karizman çizildi. Telefonu kapatır kapatmaz ne sünepeliğin kalacak, ne hanım köylülüğün. Muhabbetin şebeleği olarak kaldığın yerden devam etmeye çalışacaksın. Hiçbir şey o telefondan önceki gibi olmayacak. Ayrıca adama git gez dolaş deyip gece boyunca gerekli gereksiz aramak da nedir yahu. Madem şüphelerin var, izin verme, kömürlüğe kitle adamı.4) Ne yapacağız bugün?Tamam sorun yok, organizasyon işlerini biz yapalım ama bizden yerli yersiz brif istemeyin lütfen. Oldu olacak powerpoint sunumu hazırlayalım size önce şurada yemek yiyeceğiz, ardından bu filme gideceğiz, sonra da burada kahve içeceğiz diye. Sanırsın her gününüz böyle planlı programlı cumhurbaşkanı dakikliğinde geçiyor da bizimle buluştuğunuzda çuvallıyorsunuz. Gelin önce bir yere gidelim orada konuşup beraber karar verelim ne yapacağımıza. Tur rehberiniz miyiz biz sizin hem? Zaten çoğu planımızı da beğenmiyorsunuz. "O kafeyi sevmiyorum, bu film çok rerörö" falan derken yaşama sevincimiz ölüveriyor. Hele bir de yılbaşında, Sevgililer Günü'nde ne yapacağız soruları var ki onlar tam ateşten gömlek.5) Telefon kilidin kaç? Twitter, Facebook şifren ne?Birlik olalım, bütün olalım, bir elmanın iki yarısı olalım tamam iyi hoş da bu kadarı da fazla değil mi yahu? Bırakalım en azından o mecralar serbest alanımız olsun. Hem yani bizim gibi değilsiniz ki siz. Ufacık şeylerden dünya savaşı çıkarabilirsiniz. O seni neden aradı, bu seni neden aradı? O mesaj ne? Onu neden takip ediyosun? O seni neden takip ediyor? Fotoğrafını neden beğendin? Niye dürttün, Niye retweet ettin? Odur budur bitmez meseleler. Bundan ötürüdür ki ne siz sorun, ne de biz söyleyelim şifrelerimizi. Şifreleri için kız arkadaşı hacker olan arkadaşlarım da var gerçi, manyak çok.3 mecra 3 öneriTwitter: @iyitweetInstagram: PunctomographerVine: Doğa KonakoğluBUNU ANLAYAMAZSINIZ!Geçtiğimiz hafta bütün sanal mecralarda en çok konuşulan konulardan biri ailesinin hediye olarak 100 bin dolarlık tekne aldığı 13 yaşındaki Kaan oldu. Aslında tekne alınmasından çok Kaan'ın spikerin "Neden bu kadar çok istiyordun tekneyi?" sorusuna verdiği "Anlayamazsınız! Beni en çok çeken motorun yaptığı dalga, köpürtmesi" cevabı dillerde dolaştı. Haklıydı aslında Kaan, gerçekten de anlayamazdık motorun köpürtmesine aşık olup tekne almanın nasıl bir duygu olduğunu biz. Anlayamadığımız şeyler bununla kalsa iyi, bu aralar biz sade vatandaşların anlayamadığı o kadar çok şey oluyor ki...- Daha önceleri internette özgür olmanın güzelliklerinden bahseden sayın cumhurbaşkanımızın özgürlüklerimize ket vurması muhtemel yeni internet yasasını onaylamasını anlayamıyoruz mesela.- Şehzade Mustafa'nın dizideki ölümünün ardından Bursa Osmangazi'deki türbesine akın eden dizikolik vatandaşları anlayamıyoruz.- Whatsapp'ı bir zamanlar kendisini Facebook'ta işe almayan Mark Zuckerberg'e 19 milyar dolara satan Jan Koum'un şu anki haleti ruhiyesini anlayamıyoruz.- Meclis kantininde vekillerimizin pilavı, çorbayı, salatayı 1'er liraya yiyebilmelerini anlayamıyoruz sonra.- Süper Lig’de yarış kızışınca birbiri ardına sert demeçler veren büyük kulüplerimizin taraftarlarına şirin gözükme savaşını anlayamıyoruz.
- Her mahallenin bir ihtiyar heyeti olsun ve merak edilen, öğrenmek istenen şeylerin onlara sorulması teşvik edilsin. Ha sen de eşek değilsin heralde, dedelere gidip de "Kıvanç Tatlıtuğ'un omuz genişliği ne?" ya da "Kim Kardashian'ın poposunun çapının son durumu nedir?" diye sormazsın.- Muhtarlıklarda "matbu google" kağıtları olsun, aramak istediğimiz kelimeyi yazıp muhtarın onayına sunalım ve çıkan sonuçlara bir hafta içinde ulaşalım.- Tweetlerimizi atmadan önce bir kağıda yazıp ilgili bakanlığa yollayalım, bakılsın, incelensin, dönüş olumlu olursa atalım. Ha sen Ocak'ta "Uludağ'da kayak keyfi" tweeti atmak için başvurmuşsun ama olumlu cevap Temmuz'da gelmiş. Olacak o kadar artık, en azından tweet atabiliyorsun işte, ona dua et.- Mecliste vekillerimizden oluşan bir ekip kurulsun ve check-in olmak yerine onları arayalım. "Şuradayım buradayım" diye onlara haber verelim. Onların tavsiyelerine göre gideceğimiz mekanı seçelim, onların önerdiği yemekleri yiyelim.- Bütün sosyal mecralardaki arkadaşlık taleplerini yine yetkili büyüklerimizden oluşan bir ekip incelesin. Kiminle arkadaş olup kiminle olmayacağımıza onlar karar versinler. İti var, kopuğu var, serserisi var. Bizim aklımız ermez öyle şeylere.- İçimizden konuşmak yasaklansın, 5 saniyeden fazla sessiz kalan insanların kafasına havan tokmağıyla vurulabilsin.Ne malum vekillerimi üzecek şeyler söylemediği kendi kendine.Bir 14 şubat daha geçti ve yine- Yalnızlar Twitter'da Facebook'ta sevgilileri olmadığını dünyaya duyurma imkanı buldular ve bu krizi fırsata çevirdiler.- En çok gülün tanesini 20 liradan satan çiçekçiler kazandılar.- 14 Şubat'ın kapitalizmin tuzağı olduğunu söyleyen insanlar hediyelerini alınca sustular.- Kadınlar yine hedefi tek taş olarak koydular ve bir adet gül sonrası çöken hayal kırıklığı sonrası erkenden uyudular.- Single partiler sayesinde 14 Şubat'ın tadını en çok yalnızlar çıkardılar.- 14 Şubat'ı en çok "14 Şubat'ı umursamıyorum" diyenler umursadılar.- Uzmanlar televizyonlara çıkıp aşk şudur budur temalı konuşmalar yaparak "aşk elinin körüdür" dedirttiler.- Anneler "Ona neden hediye alıyorsun da bana almıyorsun? Beni sevmiyor musun?" diye sordular.Uganda'ya bilet alan 100 vatandaşa "Neden?" diye sorduk- Bangır bangır bağıran seçim otobüslerini görmekten ve berbat seçim şarkılarını duymaktan gına geldi dediler.- Şirin mi şirin kediciği işkence ede ede öldüren C.A. gibi vicdansızlarla aynı havayı solumak istemedik dediler.- O lanet, o çekilmez, o her geçen gün artan trafik bizi hayattan soğuttu, yeminlen çok bunaldık dediler.- Para için, mevki için itibarını beş paralık etmekten çekinmeyen gazeteciler adına utanmaktan bıktık dediler.- Dizi izlediği halde dizi izleyenleri aşağılayan sözde neyşınıl cografik müptelası entel dantellerin samimiyetsizliğinden sıkıldık dediler.-Sinan Akçıl şarkıcılıktan hevesini alınca döneceğiz dediler.- Memlekette her şey düzelse bile o tırrrtıklı cips reklamı yayından kalkana kadar oradayız dediler.Sorular... Sorular...- Yaz saati uygulamasına geçişimizi bir gün ertelemiş bakanımız. E bunu kafamıza göre yapabiliyorsak niye saat 5'te havayı karartıyoruz?- Şu an keyfini çıkardığımız sıcak havaların diyetini Temmuz 15'lerde kar yağışı görerek mi ödeyeceğiz acep?- Beşiktaş'ın son haftalarda aldığı başarılı sonuçlar "Beşiktaş şampiyon olursa eşek gibi anırırım" diyen Rasim Ozan Kütahyalı'nın içini ürpertiyor mu?- Yılbaşında yılbaşı ağacı kurmak kültürümüzde yok denirken sevgililer gününde tek taş almak neden kültürümüzde yok denmiyor? Kadın lobisinin bir oyunu mu bu?- "İnterneti kapatmıyoruz!" diyen politikacılarımızın yanında, internetin televizyon gibi kapanıp açılacak bir şey olmadığını ve hatta her geçen gün gelişen tunnel ve DNS teknolojileri ile dipsiz bir kuyuya dönüştüğünü anlatacak bir danışman yok mu?Geçen haftanın güzellikleri- Selçuk Aydemir, Ahmet Kural ve Murat Cemcir triosunun yeni işi Kardeş Payı dizisi.- Gökhan Türkmen'in yeni şarkısı Çatıkatı.- Bora Öztoprak'ın Büyüdü klibi.- Beyinsiz Adam mahlasıyla yazan Hakim Türkmen'in ilk kitabı "Beyinsiz Adam Yazıklar Olsun"u.- Bir türlü izleyemediğimiz Cem Yılmaz'lı Kelime Oyunu'nun internette dolaşması.3 mecra 3 öneriTwitter: @kaacyilolduInstagram: caganirmak1Vine: Evseksisi
Cüzdandı, çakmaktı, kemerdi, efendime söyleyeyim gömlekti, falan artık kesmiyor bizi sevgili kadınlar. Hem bunlar ziyadesiyle demode şeyler. Gelin size hem masrafsız, hem de bizi daha mutlu edecek hediye önerileri yapayım...Sessizlik: Masrafsız, masrafsız olduğu kadar da erkeğinize huzur verecek, ruhunu dinlendirecek müthiş bir hediye. Sadece 24 saat sessiz kalarak ona rüya gibi bir gün yaşatabilirsiniz.Unutkanlık: Gelin o gün ilişkinizdeki kriz anlarını, ona her gün hatırlattığınız hatalarını, sinir bozucu yaşanmışlıkları unutun. Bu sizin için oldukça zor olacak ama en azından deneyin. Geçici bile olsa unutkanlık erkeğiniz için muhteşem bir hediye olacaktır.Bebek taklidi yapmamak: İşte partnerinizin ayaklarını yerden kesecek muhteşem bir hediye daha. 364 gün boyunca bu anın gelmesini bekledi o. Sıkıldı, bunaldı, daraldı ama size belli etmedi. "Oy canım benim" dedi yüzünüze güldü ama ciğeri çürüdü, sabretti çocuk. Benden söylemesi, bu hediyeye bayılacak!Bekletmemek: Oooo hediyenin güzelliğine bakınız. Bekletmemek sayesinde onu şaşırtacak, ilişkinize yeni bir soluk getireceksiniz sevgili kadınlar. 5 dakika sonra hazırım deyip 5 dakika sonra hazır olan hiçbir kadının olmadığı dünyamızda bir ilk olup onu sevinçten çıldırtabilirsiniz.Dengeli tavırlar: Bunu hediye edeceğiniz adamın kalp problemi falan olmamalı. Adam heyecandan öbür tarafa gider mazallah. Yavaş yavaş, alıştıra alıştıra dengeli olun. Sevdiceğinize sabah söylediğiniz şeyi bir yere yazın ki unutmayıp öğlen de aynı şeyi söyleyebilin. Hatta öğlen söylediğiniz şeyi ona bir de akşam söylerseniz şahane olur.Detaylardan anlam çıkarmaya çalışmamak: Bu her erkeğin rüyalarını süsleyen eşsiz bir Sevgililer Günü hediyesidir. Ona "Neden yemeğini bitirmedin, yoksa eski sevgilinle geçirdiğin Sevgililer Gününü mü özlüyorsun?" benzeri şeyler söylemediğiniz bir 24 saati asla unutamayacaktır. Bu hediyeniz onu ziyadesiyle şımartacaktır.Ellerinden öpeyim ALİ HOCAMİran'da bir öğretmen. Adı Ali Muhammediyan. Sınıfındaki öğrencilerin hastalığı nedeniyle saçları dökülen diğer bir öğrencisi Mahan Rahimi'yle dalga geçtiğini fark ediyor. Ve hemen gidip kendi saçlarını sıfıra vurduruyor. Böylelikle hem o dalga geçen öğrencileri susturuyor, hem de daha sekizindeki Mahan'ın canına can oluyor, ona çok büyük moral veriyor. Ondan sonra ne mi oluyor? Ali hocanın sınıfındaki 23 öğrenci daha Mahan'a mücadelesinde destek olmak için saçlarını sıfıra vurduruyor. Sonra iş bütün okula sirayet ediyor. En nihayetinde onlar kocaman bir takım oluyorlar. Mahan'ın da yüzü gülmeye başlıyor. Hastalığıyla mücadele etmek onun için daha kolay oluyor. Diyeceğim odur ki dostlar bunca kötülüğün, bunca kepazeliğin kol gezdiği, empatinin yalan olduğu günümüzde Ali hoca gibi pırıl pırıl, böyle pamuk kalpli, böyle örnek insanların da var olduğunu görmek ne kadar güzel. Onun, önünde saygıyla eğilir, emektar ellerinden binlerce kez öperim.Twitter'da neler oluyor?- Yeni internet yasası ve bu yasanın doğuracağı muhtemel sonuçlarla ilgili kaygılar konuşuluyor, tartışılıyor.- İlber Ortaylı capslerine gülünüyor.- Üç yaşındaki oğlunun cansız bedenini 16 km boyunca çuvalında taşıyan babanın dramıyla ciğerler yanıyor.- Her gün her dakika yenisi ortaya çıkan telefon dinleme kayıtlarına hayretler ediliyor ve bu kayıtlar hakkında türlü türlü şakalar, durum tespitleri yapılıyor.- Flappy Bird isimli bağımlılık yapıcı, ömür tüketici oyundan bahsediliyor.- Paralel devlet var mı yok mu, üçgen mi beşgen mi ekseninde envai çeşit siyasi analiz yapılıyor.- Miley Cyrus'un "eleştiriler totomda bile değil" demesiyle, bizim çakma rockstar'larımızın iki goygoya mahkemelere koşması karşılaştırılıyor.- Tepemize çökmek üzere olan 14 Şubat'a dair geyikler yapılıyor.- Rihanna'ya benzeyeceğim derken Justin Bieber'ın annannesine benzeyen Ömür Gedik saçıyla eğleniliyor.- Sabri Sarıoğlu'nun oynadığı reklam filmi beğeniliyor, Sabri'nin kendisiyle dalga geçebilmesi takdir ediliyor.- Chanel'in kıyafetlerinin İstanbul'da dikildiğinin ortaya çıkmasıyla mağdur (!) olan sosyete mertebesindeki kullanıcılar isyan ediyor. Ortadirek vatandaş "diren sosyete" diyerek dalgasını geçiyor.3 MECRA 3 ÖNERİTwitter: @HasaniseInstagram: aniyakalaVine: Can Cekin
Genetik mühendisliği dediler yediler, işletme dediler yediler, bilgisayar mühendisliği dediler yediler bizi arkadaşlar! Hele o genetik mühendisliği büyük yalan oldu. Geleceğin mesleği olacak diye genetik mühendisliğinden mezun olan nice civan mert 100 yıllık geçmişi olan işleryapmak durumunda kalmakta halen. Alın benden size dev hizmet! Seçin bu mesleklerden birini ve yırtın. Sonra mezarıma gelip bir Fatiha okusanız kafi, çiçek istemez.- Hologram operatörlüğüBaşbakanımızın hologram marifetli konuşmasından sonra gözde meslekler arasına giren hologram operatörlüğü sayesinde paraya para demiyeceksiniz. Hem düşünün bak, dakikası 10 bin lira.- Sol bekSon zamanlarda ülke futbolunda bir sol bek eksikliğidir aldı başını gidiyor. Bir Caner'imiz var yere göğe koyamıyoruz çocuğu. Al sana gül gibi iş. Milyonların sevgilisi, trilyonların sahibi olacaksın. Hiç kasma öyle o üniversite bu üniversite diye. Sen sahanın solundan solundan koşturmaya, orta kesmeye başla şimdiden. Az biraz başar şu işi bir ay sonra büyük takımlarda, iki aya kalmaz da Milli takımdasın. İmzalı formanı yollarsın artık.- Gözünün çapağını yerimci politika yazarlığıÜlkemizde bunlardan yeterli miktarda olsa da görünen o ki bu işi yapanlar hiçbir zaman demode olmayacaklar ve ülkemizin onlara her dönemde ihtiyacı olacaktır. Rüzgar ne taraftan eserse oraya yaslanan, hangi ideolojiden olursa olsun o ideolojiye körü körüne bağlanan, katıldıkları programlarda politikacılara "gözünün çapağını yerim abi" tavrıyla yaklaşan bu insanlardan biri olarak huzur ve mutluluk içinde yuvarlanıp gidebilirsiniz.- Boru sesli, özgüvenli şarkıcıMedya sektöründe mi çalışıyorsunuz? Ya da sadece beste ve şarkı sözü mü yazıyorsunuz? Ama bu size yetmiyor ve o berbat sesinizle albüm yapmak ve hatta konserler vermek mi istiyorsunuz? İşte size geleceğin en kıyak mesleklerinden biri. Şimdi derhal magazinci arkadaşlarınızı arayın ve onlara güzel şeyler söyleyin. Sadece magazinciler değil, tüm iş bitiricilerle iyi ilişkiler içinde olun. Kimbilir belki siz de 3-5 yıl sonra o dayanılmaz, o gudubet sesinizle bir albüm patlatabilir ve paranın canına okuyabilirsiniz.- Güvercin terbiyeciliğiGerek internet özgürlüğündeki sıkıntılar, gerek dinlemeler ses kayıtları falan derken iletişimden soğuyan insanoğlunun durumu, güvercinle haberleşmenin yakın gelecekte oldukça revaçta olacağı gerçeğini gözler önüne seriyor. Dolayısıyla eğer iyi bir güvercin terbiyecisi olursanız 7 sülalenizin köşeyi dönmesi kaçınılmaz olacaktır.- Trafik psikiyatristiGün geçmiyor ki İstanbul trafiği bir önceki günü aratmasın. Sabah akşam demeden günün her saati cinnet geçirten bir yoğunluk söz konusu trafikte. Eğer durum böyle devam ederse bir gün bu trafik tamamıyla kitlenecek ve insanlar çıldırıp köprüden atlayacaklar mazallah. Dolayısıyla trafikte şarj satmak, kağıt helva satmak falan nereye kadar? Vatandaşın telefonunu şarj etsen, karnını doyursan ne yazar, ruhu daralıyor. Şimdi o sıkışmış trafikte dolaşan bir psikiyatrist hayal edin. Makul bir ücret karşılığı insanlara ferahlık veriyor. Kamyoncusu memnun, minübüsçüsü memnun, o memnun, bu memnun, vatandaş memnun. Yüklenin bu işe, gömün parayı derim ben sevgili kardeşlerim.Küçük tavsiyeler- Eyyvah Eyvah serisinin en eğlenceli filmi olmuş Eyyvah Eyvah 3, mutlaka izleyin. Hele ülke gündemine gönderme yaptığı bir an var ki eminim çok güleceksiniz.- Akşam saat 19.50'de TRT 1'de Bir Yusuf Masalı adlı dizi var. Çok sıcak ve alışıla gelmişten farklı bir senaryosu var, onu izleyin. Hem bugün yayınlanacak bölümde ben de varım konuk oyuncu olarak.- Bora Öztoprak'ın yeni albümünden Debelendik'i dinleyin. Son zamanların açık ara en iyi aşk şarkısı bence.- Seslenenkitap.com'a bir göz atın. Ayşe Kulin'den Can Dündar'a, Pucca'dan Murat Menteş'e bir çok ünlü yazarın kitaplarını kendi seslerinden dinleyebilirsiniz.- Tiyatro'ya gidin, o müstesna salonun havasını koklayın biraz. İrili ufaklı birçok tiyatro bugün en güzel oyunlarından birini oynayacaktır elbet.3 mecra 3 öneriTwitter: @HakanKoksalInstagram: orhanguneshVine: Tayfun Ylmaz
- Allah kimseyi şaşırtmasın TOP 3 listemizin bir numarasında Tuğba Ekinci'nin Yıldız Tilbe'nin delikanlısını kızılcık sopasıyla döve döve öldürdüğü performansı var bu hafta. Böyle eziyeti Hitler bile yapmamıştır kimseye. Düşünün bak Money Money Money şarkısını söyleyerek ABBA'yı bir daha dağıtan Ömür Gedik bile eleştirebilmiş Tuğba Ekinci'yi. Tuğba hanıma Allah kimseyi şaşırtmasın diyor iki numaraya geçiyoruz.- Sinir ve bağışıklık sistemimiz çökerten Tırrrrrrrrrtıklı cips reklamı tüm gıcıklığıyla listemize iki numaradan giriş yapmayı başarıyor bu hafta. İzlerken "Şunun ağzına bir yapıştıracaksın" dedirten reklam, insanları şiddete meyillendirmekle kalmıyor televizyonu camdan aşağıya atma hissi uyandırıyor seyredenlerde. Cips reklamını yapanlara Allah kimseyi şaşırtmasın diyor, merhamet diliyoruz.- Caner Erkin'in eşi Asena Erkin'in giydiği kutup ayısı şeklindeki kabanla Allah kimseyi şaşırtmasın TOP 3 listemize 3 numaradan girmeyi sonuna kadar haketti. Asena Erkin'in bu kabanı "marjinal olacağım" diye tırmaladığınızda kantarın topuzunun nasıl kaçabileceğini ve nasıl saçmasapan bir görüntüye bürünebileceğinizi gözler önüne seriyor. Adeta alışveriş merkezlerinde promosyon amacıyla dolanan bir Mickey Mouse gibi bir Sünger Bob gibi evden çıkıp mantı yemeye giden Asena Erkin'e Allah şaşırtmasın diyor, listemize hoşgeldin diyoruz.Merak ediyorum...- Selçuk Aydemir, Ahmet Kural ve Murat Cemcir takımının yeni dizisi Kardeş Payı'nı.- Gani Müjde'nin kaleminden yeni dizi Ankara'nın Dikmeni'ni.- Yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara'nın sonuçlarının ne olacağını.- Alişan'la Ece Erken'in 700 bininci kez barışmalarının bizim umrumuzda olmadığını magazincilerin ne zaman anlayacağını.- Sibel Can'ı sahne tanıtım fotoğrafında 50 kilo daha az göstereceğim derken boynunu kaybeden paint terk fotoşopçunun kim olduğunu.- Recep İvedik'e gülene "mizah fakiri", Kieslovski'nin üç renk üçlemesini izleyene "sapına kadar entelektüel" demememiz gerektiğini ne zaman öğreneceğimizi.- Cinnet geçirtme aşamasına gelen İstanbul trafiğinin gelecekteki akıbetini.- Bir kez daha Oscar'a aday gösterilen Leonardo DiCaprio'nun bu kez kazanıp kazanamayacağını.Sanal mecralarda cankurtaran tabirlerSelfie çekmekSelfie; yalnızların yalnızlıklarına kılıf uydurmak için kullandıkları havalı bir tabirdir. Bu insanlar aynadan ya da telefonu tek elleriyle tutarak gün boyu kendi fotoğraflarını çekerler ve bunların bir kısmını da instagram'da paylaşırlar. Fotoğraflarını çekecek kimsecikleri yoktur bu gariplerin. Altına selfie hashtag'ini yazarak "Bu yalnız fotoğraf benim seçimim, istesem bin kişiyle de fotoğraf çektiririm" havası yaratırlar. Üzücüdür; sevin, okşayın, arkadaş olun bu selfie'cilerle...StalklamakStalklamak; dedikodu yapmaya bayılan, fitne, fesat, kavga seven meraklı melahatların sanal mecralarda yaptıkları çakallıklara koydukları fiyakalı isimdir. Bunlar adeta bir Rus ajanı hüneriyle eski sevgililerini, o anki sevgililerini, hoşlandıkları kişiyi, eşlerini dostlarını arkadaşlarını, patronlarını twitter'dan facebook'tan, instagram'dan ve diğer sanal ortamlardan hunharca mercek altına alırlar. İnternet yokken pencereyi açıp çekirdek çitleyerek mahalleyi izleyen kişi neyse bu da odur. İlgi alanlarına giren kişinin en son kimin fotoğrafını beğendiğini, kimin iletisine yorum yaptığını, kimlerin onu takip ettiğini, en son nerede check-in yaptığını, o tweeti kime yazdığını, kimin tweetini retweet ettiğini, en çok kiminle yazıştığını ve daha birçok bilgiyi öğrenmek için PC'nin başında debelenir dururlar bunlar. Lafı açıldığında da "Stalklamayı çok seviyorum" der işin içinden havalı havalı sıyrılırlar.FavlamakTweetini beğendim ama retweet etmeye değer bulmadım veya bu tweet burada dursun sonra çalarım manasını güden bir Twitter eylemidir. Neresinden bakarsanız bakın favlanmak gönderi sahibi için pek hoşa giden bir durum değildir. Gönderi sahibi gönderisinin retweet edilerek daha geniş kitlelere ulaşmasını ister. Favlamak bir bakıma Facebook'ta bir zamanlar olan poke modasının Twitter'da vücut bulmuş halidir, sevimsizdir. "Seni favladım" diyen kişi havalı bir laf ediyor gibi görünse de aslında sizi "Yazdığını okudum, ama cevap vermek istemiyorum" diyerek başından sağmaya çalışıyor da olabilir.DM'den yürümekBir nevi sırnaşmak, sokulmak, işi pişirmek anlamına gelen süslü Twitter tabiridir. Örnekse "Ayşe'ye DM'den yürüyorum" cümlesini kuran kişi içerisindeki tüm serseri niyetleri bastırmakta, hayvani duygularını örtbas etmekte, olayı "Özelden mesaj atmış" noktasına indirgeyerek çevresindekilerin takdirini kazanmaktadır. Geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında "Yeni medya yeni sorular" başlığı altında "DM'den yürümek zina mı?" sorusu bile masaya yatırılmıştır ki, varın gerisini siz düşünün. DM'den yürüyen kişiyle DM'den yürünen kişinin birbirinden hoşlanması durumu ise sıkça rastlanan bir durumdur ve bize "Allah tamamına erdirsin canlarım" demek düşer.3 mecra 3 öneriTwitter: @onderserenInstagram: TokyophoneVine: Cem Gelinoglu
Sormadık tabii, sadece sanal mecralarla içli dışlı biri olmam nedeniyle çağrıldığım televizyon programlarında ve üniversite söyleşilerinde "Sosyal medya nedir? Ne değildir?" diye sorulmasından nefret eder hale geldim ben. 10-15 senedir bizimle beraber yaşayan, sabahtan akşama zaman öldürdüğümüz sosyal medya denen yerin ne olduğunu sorgulamadan yaşayıp gitmeye alışsak ya artık. İyi bir şey işte, güzel bir şey. Çeşit çeşit cevabı var. Misal bak yurdumun bazı meşhurları için şöyle...- Nurgül Yeşilçay için her telden çalma, lafını esirgememe yeri.- Zeki Demirkubuz için hayata dair şahsına münhasır güzel cümleler kurma yeri.- Nilgün Belgün için aşkı sevgiyi hayatı sorgulama yeri.- Kıvanç Tatlıtuğ için "hakkımda çıkan haberler öyle değil böyledir" deme yeri.- Gülben Ergen için özlü söz paylaşarak bayıltma yeri.- Demet Akalın için atar gider, promosyon yapma yeri.- Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül için "o da haklı o da haklı, herkes haklı" deme yeri.- Ahmet Hakan için Melih Gökçek'le uğraşma yeri.- Murat Boz için "günaydın" deme yeri.- Cem Yılmaz için magazincilere çemkirme yeri.- Sinan Akçıl için dudak büzmeli fotoğraflarını paylaşma yeri.- Hülya Avşar için "bugün onu yaptım bunu yaptım fotoğrafı da şu" deme yeri.- Serdar Ortaç için şarkı türkü paylaşma yeri. Bir nevi mp3 çalar.- Seda Sayan için çay koyup arkadaşlarıyla sohbet etme yeri.- Tarkan için konser tarihlerini duyurma yeri.- Yıldız Tilbe için en sempatiğinden saçmalama yeri.- Hande Yener için teşekkürler, sağ olun, tatlım, canım, harikasınız, müthişsin, süpersin, aslansın, kaplansın gibi kısa kelimelerle herkesi allama ballama yeri.- Mehmet Ali Erbil için fotoğraf paylaşma yeri.- Atilla Taş için kendiyle dalga geçme yeri.- Ömür Gedik için "Sesim çok güzel benim, ayrıca hayvanları en çok ben seviyorum, en çok da ben duyarlıyım! En çok ben!" deme yeri.- Ata Demirer için her türlüsünden goygoy yapma yeri.- Nihat Doğan için Nihat Doğan style tespitlere devam etme yeri.- Ahmet Çakar için "O hakem şapşik, bu futbolcu manyak, o pozisyon şu, öbür pozisyon bu" deme yeri.- Nil Karaibrahimgil için lafı dolandırarak anlatarak okuyanı kasma yeri.- Felipe Melo için galip gelinen maçlardan sonra rakip takımın taraftarını sinirlendirme yeri.Abiler biraz ötede oynar mısınız?Çocukken bize derlerdi "Kafamızı şişirdiniz, azıcık ötede oynayın" diye, şimdi aynı şeyi onlar yapıyorlar. Son günlerde bir kasettir, ses kaydıdır odur budur internette yer yerinden oynuyor. Ve haliyle de sansür meselesi gündeme geliyor. Yıllardır müzik dinlediğimiz, arşivlerinden Tanju Okan'ın, Barış Manço'nun, Metin Oktay'ın, Michael Jackson'ın, Elvis Presley'in, Jerry Lewis'in, Ahmet Kaya'nın görüntülerine ulaşıp nostalji yapabildiğimiz, komik videolar izleyip eğlenceli zamanlar geçirdiğimiz sitelere girme konusunda problemler yaratılıyor. Yahu abiler, zaten son 30 senedir oyun alanlarımızı azalttınız, koca koca binalar içinde küçük küçük parklar yapıp "alın topunuzu burada oynayın" dediniz. O alanlar bize yetmedi. Yetmeyince de içimize kapandık, internete sardık.Şimdi de güzelim internetimizi kendi hesaplaşmalarınıza hırslarınıza kurban edip, ihtiraslarınızın oyuncağı yapıp kısıtlamaya, bir nevi elimizden almaya çalışıyorsunuz. Bir internetimiz var onu bize bırakın, bir internetimiz var hadi alın kasetlerinizi gidin azıcık ötede oynayın...Dünya daha güzel bir yer olur sanki- Kaldırımlara park eden dingiller engellilerin hayatını zorlaştırmasa.- Milletvekilleri birbirine tablet fırlatmasa, uçan tekme atmasa. "Senin o ağzını var yaa caaaaart diye ayırırım" seviyesinde tartışmasalar.- İlaç şirketleri voleyi vurmak için "Koşun aşı yaptırın! Bu virüs başka virüs!" diye tantana yapıp insanları kandırmasa.- Kürk giyenleri eleştirdiğinde “Sen de et yeme o zaman"diyen düz mantıklar yok olsa.- Işınlanma bir an önce bulunsa ve Bülent Ersoy'un reyting için yaptıklarından feyz alıp televizyonun icat edildiği güne gitsek, televizyonun mucidi Baird'i bulup kafasına çanak antenle vursak.- Sigara zammı geleceğini öğrenince sigaraları saklayan marketten alışveriş yapmaya devam etmesek.- Markalar itici reklamlarla akılda kalma taktiğinden vazgeçseler.- Arda Turan'la Sinem Kobal evlenip çok mutlu olsalar ve ilişkilerinin akıbetlerinden bihaber olsak.- Şu her fırsatta başarı hikayelerini anlatanların alnında "reklamları geç" butonu olsa ve o butona hunharca bassak.- Mikrofon uzatılan meşhurlar Müjde Ar gibi "Bunların üçü de benim sevgilim. Beni Bebek Otel'e atacaklar, orada fantazi yapacağız" tarzı komikli şeyler söylese.- Shengen vizesi almak için 40 dereden su getirmek zorunda kalmasak. Pasaportumuzu cebimize koyup dilediğimiz ülkeye gidebilsek.
Sevdiceğinizle tartıştığınız mesele öyle derin bir mesele değil. Aldatma vesaire gibi yüz kızartıcı bir durum yok. Saçma sapan bir şey yüzünden kavga ediyorsunuz. Karşınızda gözlerini kocaman açmış, ağzından tükürükler fışkırarak bağırıp hakaretler eden on kaplan gücünde bir kadın var. Bu kavganın daha fazla uzamasını, birkaç saatinizin böyle hebâ olup gitmesini istemiyorsanız şunları bir deneyin derim...- Sessiz kalmaya çalışın. Ağzınıza gelen "Allah belanı versin senin pislik, sürüm sürüm sürün inşallah!" tarzı bedduaları içinizden edin. Kimi kadınlar için sessiz kalma taktiğiniz işe yararken kimileri ise sessiz kalmanıza daha da çıldırabilir. Siz tanıyorsunuz onu, kararı siz vereceksiniz, benimki sadece öneri. Gelgelelim çoğunlukla işe yarayan bir yöntemdir bu. Ama siz içinizden de olsa o bedduaları mutlaka edin! Belki tutar falan da kurtulursunuz.- Mümkünse ortamdan uzaklaşmaya çalışın. Arabadaysanız arabayı sağa çekip inin ve sahneyi ona bırakın mesela. Evdeyseniz de kendinizi dışarı atın. Birkaç dakika daha zırvaladıktan sonra kendine "Ne yapıyorum ben?" sorusunu soracaktır. Bunu yapmıyorsa da Allah yardımcınız olsun. Eğer kavgadan sağ kurtulursanız ölümüne sabretmek konulu workshop'lar var, onlara gidin.- Eğer ilk iki madde işinize yaramadıysa muhtemelen tarihin tozlu raflarından çıkardığı eski dosyalarızı tekrar açacak ve bazı kötü anılarınızı gündeme getirerek sizi çıldırtmaya çalışacaktır. Baktınız konu oraya gelmek üzere o eski dosyaları ondan önce siz açın. Alaycı bir dille "Hadi şimdi de Aylin meselesinden bahset, bak hâlâ açmadın o konuyu!" falan diyerek hevesini kırın. En sevdiği kozunu ondan önce söyleyince.- Hâlâ devam ediyorsa "Haklısın" taktiğini deneyin. Eğer sevgiliniz normal bir insansa "Haklısın" diyerek onun gazını alabilirsiniz. “Sen dünyanın en iğrenç, en adi, en şerefsiz insanısın" dediğinde "haklısın" deyin mesela. Sözlerinin içeriğine hiç takılmayın, incileriniz mi dökülür, zaten belanızı bulmuşsunuz. Ne derse desin arka arkaya "haklısın"ları yapıştırın gitsin. Son mermisine kadar bütün silahlarını "haklısın"la etkisiz hale getirin onu.- Her şeyi denedin, olsun yine dene yine yenil demeyeceğim. Artık sonlara geliyoruz. Hâlâ bağırmaya devam ediyor. Gözleri faltaşı gibi açık, ağzından nefret fışkırıyor, hafif fiziki müdahaleleri de yok değil. Şimdi ölü taklidinden önceki son kozlarımızı oynayacağız. Sıradaki taktiğimiz Hollywood filmlerinde başarıya ulaşan bir taktik. Adı; sözünü kesip öpme taktiği. Tam "geber inşallah!" diye bağırırken elinizi dudağına götürüp yatak odası sesiyle "sus" diyorsunuz ve dudağına bir buse konduruyorsunuz. Evdeyseniz devamı da gelebilir, filmlerde öyle gördük sonuçta. Ben bu taktiği bir iki kere denedim ama olmadı çok açık söyleyeyim. Elimi dudağına sussun diye götürdüm fakat 10 timsah çenesi gücüyle elimi ısırdı. Bir diğerinde de "yaa git beaa" nidasıyla uğurladı beni. Hep Amerika'nın işleri bunlar!- Sessizlik, ortamdan uzaklaşma, eski dosyaları ondan önce açma, haklısın deme, sözünü kesip öpme taktikleri işe yaramadı. O konuşurken göğe bakıp "Allahım neydi günahım" şarkısını söylüyorsunuz içinizden. Ya da ışınlanmanın hâlâ bulunamamış olmasına isyan ediyorsunuz. Acısız intihar seçenekleri geçiyor kafanızdan. Gelin pes edin. Olmuyorsa zorlamanın bir alemi yok. Ölü taklidi yapın. Ölmüş gibi. Aynanın karşısında falan çalışın pratik yapın. En çok işe yarayan taktiklerden biridir bu. "Şu kısacık hayatta saçmasapan şeyler yüzünden kavga ediyoruz" etkisi yapar. Unutmayın bu son çaredir ve sadece bir kez yaparsanız inandırıcı olur. Zaten her kavganızın sonunda "ölü taklidi yapsam mı?" durumuna geliyorsanız vay sizin halinize!Bunları biliyor musunuz?- Bülent Ersoy bebek taklidi yaparak her konuştuğunda kutuplarda bir Eskimonun diri diri yakıldığını.- Nagehan Alçı'nın konuşarak Etna Yanardağı'nı patlatabileceğini.- Ömür Gedik "money money money" şarkısını her söylediğinde ABBA grubundan birinin romatizmasının azdığını.- Sinan Akçıl'la Ebru Şallı aşkının yüceliğiyle ilgili yapılan her magazin haberinde Leyla ile Mecnun'un mezarlarında ters dönüp moonwalk yaptıklarını.- Engincan Ural'ın her yeni tarz denemesinde ünlü bir modacının mesleğini bırakıp küçük bir sahil kasabasında balıkçılık yapmaya başladığını.- Gayri safi milli DJ sayısında geçen seneye göre yüzde 17000'lik bir artış olduğunu ve hiç DJ'lik yapmamış insan sayısının Gümüşhane nüfusundan az olduğunu.- Safiye Soyman Pink'e ve Lerzan Mutlu Madonna'ya benzemek için her saç ve makyaj yaptırdığında bir makyöz ve kuaförün el ele tutuşarak Grand Kanyon'dan aşağıya atladıklarını.- Umre'ye gidişi ve dönüşü havaalanında kamera göremeyen ünlülerin "kronik iki gündür magazin haberlerinde yokum sendromu" nedeniyle uzun bir süre yataklı psikolojik tedavi gördüklerini.Bir kayıp Maya hikayesi...Hayatımın en zor haftasını yaşadım diyebilirim. Tuvaletini yapmak için bahçeye çıkan bir yaşındaki köpeğim Maya bir anda kayıplara karıştı ve dünya başıma yıkıldı. 3 gün boyunca evimin olduğu bölgede gezmediğim sokak aramadığım köşe kalmadı. Nihayetinde bir abimiz ulaşıp "Maya bende, buluşalım vereyim" dedi sağ olsun ve kabus bitti. Tabii işin buraya gelmesi hiç kolay olmadı. Yaşamayan bilmez anlamaz, çok sinir bozucu bir süreç bu. Siz siz olun benim gibi ihmalkar davranıp köpeğinizin tasmasına telefon numaranızı yazmamazlık etmeyin.- Köpeğinizi sürekli gezdirdiğiniz yerlere bakın. Kahve içtiğiniz, yemek yediğiniz mekanlara gidin. Mesela benimki kahve içtiğim yere gitmiş o masa bu masa dolaşıp beni aramış, bulamayınca da çıkmış gitmiş. Sonra bir daha gelmiş, bir daha gitmiş. Garsonlar anlamamış.- Kayıp köpek ilanları yayınlayan tüm internet sitelerine duyurun. Haysev'e haysevder@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.- Twitter'daki @kayıpkopek ve @haysev kullanıcılarına bilgi verin.- El ilanları çok önemli. Çevre veterinerlere köpeğinizi kaybettiğiniz haberini verin.