Sormadık tabii, sadece sanal mecralarla içli dışlı biri olmam nedeniyle çağrıldığım televizyon programlarında ve üniversite söyleşilerinde "Sosyal medya nedir? Ne değildir?" diye sorulmasından nefret eder hale geldim ben. 10-15 senedir bizimle beraber yaşayan, sabahtan akşama zaman öldürdüğümüz sosyal medya denen yerin ne olduğunu sorgulamadan yaşayıp gitmeye alışsak ya artık. İyi bir şey işte, güzel bir şey. Çeşit çeşit cevabı var. Misal bak yurdumun bazı meşhurları için şöyle...
- Nurgül Yeşilçay için her telden çalma, lafını esirgememe yeri.
- Zeki Demirkubuz için hayata dair şahsına münhasır güzel cümleler kurma yeri.
- Nilgün Belgün için aşkı sevgiyi hayatı sorgulama yeri.
- Kıvanç Tatlıtuğ için "hakkımda çıkan haberler öyle değil böyledir" deme yeri.
- Gülben Ergen için özlü söz paylaşarak bayıltma yeri.
- Demet Akalın için atar gider, promosyon yapma yeri.
- Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül için "o da haklı o da haklı, herkes haklı" deme yeri.
- Ahmet Hakan için Melih Gökçek'le uğraşma yeri.
- Murat Boz için "günaydın" deme yeri.
- Cem Yılmaz için magazincilere çemkirme yeri.
- Sinan Akçıl için dudak büzmeli fotoğraflarını paylaşma yeri.
- Hülya Avşar için "bugün onu yaptım bunu yaptım fotoğrafı da şu" deme yeri.
- Serdar Ortaç için şarkı türkü paylaşma yeri. Bir nevi mp3 çalar.
- Seda Sayan için çay koyup arkadaşlarıyla sohbet etme yeri.
- Tarkan için konser tarihlerini duyurma yeri.
- Yıldız Tilbe için en sempatiğinden saçmalama yeri.
- Hande Yener için teşekkürler, sağ olun, tatlım, canım, harikasınız, müthişsin, süpersin, aslansın, kaplansın gibi kısa kelimelerle herkesi allama ballama yeri.
- Mehmet Ali Erbil için fotoğraf paylaşma yeri.
- Atilla Taş için kendiyle dalga geçme yeri.
- Ömür Gedik için "Sesim çok güzel benim, ayrıca hayvanları en çok ben seviyorum, en çok da ben duyarlıyım! En çok ben!" deme yeri.
- Ata Demirer için her türlüsünden goygoy yapma yeri.
- Nihat Doğan için Nihat Doğan style tespitlere devam etme yeri.
- Ahmet Çakar için "O hakem şapşik, bu futbolcu manyak, o pozisyon şu, öbür pozisyon bu" deme yeri.
- Nil Karaibrahimgil için lafı dolandırarak anlatarak okuyanı kasma yeri.
- Felipe Melo için galip gelinen maçlardan sonra rakip takımın taraftarını sinirlendirme yeri.
Abiler biraz ötede oynar mısınız?
Çocukken bize derlerdi "Kafamızı şişirdiniz, azıcık ötede oynayın" diye, şimdi aynı şeyi onlar yapıyorlar. Son günlerde bir kasettir, ses kaydıdır odur budur internette yer yerinden oynuyor. Ve haliyle de sansür meselesi gündeme geliyor. Yıllardır müzik dinlediğimiz, arşivlerinden Tanju Okan'ın, Barış Manço'nun, Metin Oktay'ın, Michael Jackson'ın, Elvis Presley'in, Jerry Lewis'in, Ahmet Kaya'nın görüntülerine ulaşıp nostalji yapabildiğimiz, komik videolar izleyip eğlenceli zamanlar geçirdiğimiz sitelere girme konusunda problemler yaratılıyor. Yahu abiler, zaten son 30 senedir oyun alanlarımızı azalttınız, koca koca binalar içinde küçük küçük parklar yapıp "alın topunuzu burada oynayın" dediniz. O alanlar bize yetmedi. Yetmeyince de içimize kapandık, internete sardık.
Şimdi de güzelim internetimizi kendi hesaplaşmalarınıza hırslarınıza kurban edip, ihtiraslarınızın oyuncağı yapıp kısıtlamaya, bir nevi elimizden almaya çalışıyorsunuz. Bir internetimiz var onu bize bırakın, bir internetimiz var hadi alın kasetlerinizi gidin azıcık ötede oynayın...
Dünya daha güzel bir yer olur sanki
- Kaldırımlara park eden dingiller engellilerin hayatını zorlaştırmasa.
- Milletvekilleri birbirine tablet fırlatmasa, uçan tekme atmasa. "Senin o ağzını var yaa caaaaart diye ayırırım" seviyesinde tartışmasalar.
- İlaç şirketleri voleyi vurmak için "Koşun aşı yaptırın! Bu virüs başka virüs!" diye tantana yapıp insanları kandırmasa.
- Kürk giyenleri eleştirdiğinde “Sen de et yeme o zaman"diyen düz mantıklar yok olsa.
- Işınlanma bir an önce bulunsa ve Bülent Ersoy'un reyting için yaptıklarından feyz alıp televizyonun icat edildiği güne gitsek, televizyonun mucidi Baird'i bulup kafasına çanak antenle vursak.
- Sigara zammı geleceğini öğrenince sigaraları saklayan marketten alışveriş yapmaya devam etmesek.
- Markalar itici reklamlarla akılda kalma taktiğinden vazgeçseler.
- Arda Turan'la Sinem Kobal evlenip çok mutlu olsalar ve ilişkilerinin akıbetlerinden bihaber olsak.
- Şu her fırsatta başarı hikayelerini anlatanların alnında "reklamları geç" butonu olsa ve o butona hunharca bassak.
- Mikrofon uzatılan meşhurlar Müjde Ar gibi "Bunların üçü de benim sevgilim. Beni Bebek Otel'e atacaklar, orada fantazi yapacağız" tarzı komikli şeyler söylese.
- Shengen vizesi almak için 40 dereden su getirmek zorunda kalmasak. Pasaportumuzu cebimize koyup dilediğimiz ülkeye gidebilsek.
25 meşhura "Sosyal medya nedir?" diye sorduk
Haberin Devamı

