1) En çok neyimi seviyorsun?
En sevmediğimiz soru budur belki de. Yahu seviyoruz bir şeylerinizi işte, niye duymak istiyorsunuz ki bunu gün aşırı? Gözlerini desek "Bir tek gözlerimi mi?" sorusu geliyor, kalbini desek "Niye ben güzel değil miyim?" diyorsunuz, memelerini desek sapık oluyoruz. Böyle uzun uzun destan gibi bir insanda sevilebilecek her şeyi sıralıyoruz ardı ardına her seferinde. Eee ne anladık bu işten! Sorgulamayın abi bu kadar. Seviyoruz işte, çok seviyoruz, ikide bir bunu ifade etmek zorunda bırakmayın bizi.
2) Beraber olduğun kadınlar içinde en sevdiğin hangisiydi?
Dünyanın en gereksiz sorusu. Beklenti belli. Pek tabii ki de "Seni" dememizi istiyorsunuz. Biz de paşa paşa söylüyoruz. Ya ne olacaktı? Eskilerden birinin adını söyleyip bir seri katil mi yaratacaktık! Canımıza mı susadık. Bu sorunun bir de "içlerinde en güzeli hangisiydi?" versiyonu vardır ki o da en az bunun kadar tehlikelidir ve cevap verirken maksimum özen gerektirir. Hayatta kalmak istediğimiz için eski sevgilimiz Adriana Lima bile olsa "Sensin seeeeeeeen!" diye dağlara taşlara haykırasımız gelir.
3) Yanında kimler var şu an?
Al buyur buradan yak. Erkek arkadaşlarınla gezmelere gitmişsin ya da gezmeleri bırak kapı önünde laklak ediyorsun ve sevdiceğin arıyor ve telefondan bu soruyu soruyor. Saymazsan dayak var, başlıyorsun tıpış tıpış isimleri saymaya. O var, bu var, şu var, eee nooldu, bütün karizman çizildi. Telefonu kapatır kapatmaz ne sünepeliğin kalacak, ne hanım köylülüğün. Muhabbetin şebeleği olarak kaldığın yerden devam etmeye çalışacaksın. Hiçbir şey o telefondan önceki gibi olmayacak. Ayrıca adama git gez dolaş deyip gece boyunca gerekli gereksiz aramak da nedir yahu. Madem şüphelerin var, izin verme, kömürlüğe kitle adamı.
4) Ne yapacağız bugün?
Tamam sorun yok, organizasyon işlerini biz yapalım ama bizden yerli yersiz brif istemeyin lütfen. Oldu olacak powerpoint sunumu hazırlayalım size önce şurada yemek yiyeceğiz, ardından bu filme gideceğiz, sonra da burada kahve içeceğiz diye. Sanırsın her gününüz böyle planlı programlı cumhurbaşkanı dakikliğinde geçiyor da bizimle buluştuğunuzda çuvallıyorsunuz. Gelin önce bir yere gidelim orada konuşup beraber karar verelim ne yapacağımıza. Tur rehberiniz miyiz biz sizin hem? Zaten çoğu planımızı da beğenmiyorsunuz. "O kafeyi sevmiyorum, bu film çok rerörö" falan derken yaşama sevincimiz ölüveriyor. Hele bir de yılbaşında, Sevgililer Günü'nde ne yapacağız soruları var ki onlar tam ateşten gömlek.
5) Telefon kilidin kaç? Twitter, Facebook şifren ne?
Birlik olalım, bütün olalım, bir elmanın iki yarısı olalım tamam iyi hoş da bu kadarı da fazla değil mi yahu? Bırakalım en azından o mecralar serbest alanımız olsun. Hem yani bizim gibi değilsiniz ki siz. Ufacık şeylerden dünya savaşı çıkarabilirsiniz. O seni neden aradı, bu seni neden aradı? O mesaj ne? Onu neden takip ediyosun? O seni neden takip ediyor? Fotoğrafını neden beğendin? Niye dürttün, Niye retweet ettin? Odur budur bitmez meseleler. Bundan ötürüdür ki ne siz sorun, ne de biz söyleyelim şifrelerimizi. Şifreleri için kız arkadaşı hacker olan arkadaşlarım da var gerçi, manyak çok.
3 mecra 3 öneri
Twitter: @iyitweet
Instagram: Punctomographer
Vine: Doğa Konakoğlu
BUNU ANLAYAMAZSINIZ!
Geçtiğimiz hafta bütün sanal mecralarda en çok konuşulan konulardan biri ailesinin hediye olarak 100 bin dolarlık tekne aldığı 13 yaşındaki Kaan oldu. Aslında tekne alınmasından çok Kaan'ın spikerin "Neden bu kadar çok istiyordun tekneyi?" sorusuna verdiği "Anlayamazsınız! Beni en çok çeken motorun yaptığı dalga, köpürtmesi" cevabı dillerde dolaştı. Haklıydı aslında Kaan, gerçekten de anlayamazdık motorun köpürtmesine aşık olup tekne almanın nasıl bir duygu olduğunu biz. Anlayamadığımız şeyler bununla kalsa iyi, bu aralar biz sade vatandaşların anlayamadığı o kadar çok şey oluyor ki...
- Daha önceleri internette özgür olmanın güzelliklerinden bahseden sayın cumhurbaşkanımızın özgürlüklerimize ket vurması muhtemel yeni internet yasasını onaylamasını anlayamıyoruz mesela.
- Şehzade Mustafa'nın dizideki ölümünün ardından Bursa Osmangazi'deki türbesine akın eden dizikolik vatandaşları anlayamıyoruz.
- Whatsapp'ı bir zamanlar kendisini Facebook'ta işe almayan Mark Zuckerberg'e 19 milyar dolara satan Jan Koum'un şu anki haleti ruhiyesini anlayamıyoruz.
- Meclis kantininde vekillerimizin pilavı, çorbayı, salatayı 1'er liraya yiyebilmelerini anlayamıyoruz sonra.
- Süper Lig’de yarış kızışınca birbiri ardına sert demeçler veren büyük kulüplerimizin taraftarlarına şirin gözükme savaşını anlayamıyoruz.
Erkeklerin ’keşke sormasa’ dediği 5 soru
Haberin Devamı

