Ayıp bize!

21 Kasım 2003

Bir hafta önceki sinagog saldırılarından sonra "Hedef İsrail ve Yahudiler" dendi.Perşembe günkü saldırıları da aynı yaklaşımla İngiliz çıkarlarını hedef alan eylemler gibi görenler oldu.Bu kafa karışıklığını, saldırıları üstlenen El Kaide'ye bağlı El Mısrî Tugayı, internet sitesinde yayınladığı bir mesajla ortadan kaldırmıştır. Hedef Türkiye'dir.Çünkü Türkiye'nin İslâm'la demokrasiyi ve çağdaşlığı birlikte yaşatan modeli, dinimizi şiddete dayalı bir ideoloji haline getirmeye çalışan kan içicilerin önündeki en büyük engeldir.Allah adına cinayet işleyerek en büyük günahı işleyen bu örgütün hezeyanları, asıl hedeflerinin Türkiye olduğunu gösterdiği gibi bunun sebeplerine de ışık tutuyor. Haberi de zaten ciddiye aldığımız için değil bu gerçeği açıkladığı için önemsedik.The Times'in dünkü başyazısında belirtildiği gibi Türkiye, El Kaide'nin amaçlarına karşı büyük bir meydan okumayı temsil ediyor. Dini en kötü anlamda siyaset aleti yapan bu şeytani örgütün eninde sonunda açık hedefi haline geleceğimiz belliydi.Cehennem kudursaBu meşum örgüt, kurtuluşunu ve bağımsızlığını imkânsızlıklardan çıkarmış Türk Ulusu'na tehdit ve şiddetle boyun eğdirilemeyeceğini bir dış düşmanlığın içerdeki ayrılıkları unutturarak toplumu yumruk yapacağını bilmez mi?Bu ulusun, özgürlüklerini ve inancını insanca yaşama idealinden cehennemler kudursa vazgeçmeyeceği elbette bilir. Ama terörün mantığı yoktur.Dine küfür de olsa terör terör içindir.Batı'nın İslâm toplumlarına karşı yürüttüğü başarısız politikaların faturasını The Times'ın yazdığı gibi trajik biçimde Türkiye ödüyor.Biz istemesek de meşum ve kalleş bir düşmanın şu anda hedefiyiz. Bizi hedef yapan sebepler, atalarımızın kanı ve emeği, çocuklarımızın mirasıdır.Acılar olsa olsa bu emaneti kutsar.Düşman karşımızda değil, yeri belli değil. Beyni yıkanmış, uyuşturucu verilmiş bir intihar bombacısını zamanında haber almak ve durdurmak için artık daha iyi örgütleneceğiz. Sinagog saldırılarından sonra İstanbul'da gezinen kamyonetler izlenip kontrol edilseydi perşembe günkü felâketler önlenebilirdi.Belki bu ihmaller tekrarlanmayacak ama yine aradan sızanlar olabilecektir.Liderlik boşluğu varAma genelde devlet güçleri, halkın güvenini kazanacak etkinliğe kavuşturulmalıdır. Devlet, toplumu koruyacak tedbirleri ve istihbaratı üretip değerlendirebilmelidir.Halk devletin güçlü sesini duyamadı. Cumhurbaşkanı Sezer, bugünler için çok gerekli olan liderliği gösteremedi.Cumhurbaşkanı ile Başbakan'ı bir araya gelmekten uzak tutan sebepler, Türkiye'nin onuruna ve geleceğine yönelen düşmanlıktan daha mı önemli?İslâm adına cihad yaptığını iddia eden katiller, durdu durdu Türkiye'yi, İslâmi köklerden gelen bir parti hükümet olduktan sonra vurdu. Bu yapılanın Müslümanlık olmadığını, İslâm'a ihanet olduğunu en inandırıcı biçimde dünyaya ilân etmek AKP iktidarının kozudur.Din sömürücüsü terörü kendi silâhı ile vurmaktan acaba niçin çekiniyorlar?Türkiye'yi yabancı basın baştan beri teröre karşı "yumuşak bir hedef diye niteliyor.Bu Türkiye'nin değil, yöneticilerinin ayıbıdır.Türkiye çetin ceviz olmalı!

Devamını Oku

Tedbir nerede?

20 Kasım 2003

Hayatımız, onurumuz ve canlanmaya başlayan umutlarımız beş gün arayla yeni bir vahşetin hedefi oldu.İstanbul'da dün 27 masum insan daha öldü, yüzlerce kişi yaralandı. Bu insanlar, önceden planlanmış bir katliamın kurbanları oldular.Maşalar, akılları nefretle yok edilmiş zavallı yaratıklardır ama asıl katiller, onların arkasındaki şeytani örgütlerdir.El Kaide Türkiye'yi niçin hedef alıyor?İslâmı demokrasi ile buluşturan Türkiye pratiği başarısızlığa uğrasın ve öteki Müslüman toplumlara örnek olmasın diye..Allah'ın kendilerini öldürmek için görevlendirdiğini zanneden Bin Ladin, El Kaide örgütü ve benzerleri, İslâmı eza ve ceza düzenine indirgeyen sapkınlıkları ile tüm insanlığın, ama asıl ölçülü, inançlı ve barışçı bir yaşam özleyen Müslüman dünyasının belasıdır.İslâm adına terör, dine ihanet etmek, temiz geleneğini kirletmek, siyasete kan bulaştırarak dini yolundan çıkarmak ve öteki inanç toplumları katındaki itibarına zarar vermek değil mi?Görevimiz yaşamakTürk halkı, El Kaide terörüne sebep aramamalıdır. Allah'ı kan dökücü amaçlarına alet eden bir canavarlığın Türkiye'den ne istediği sorusuna akla yakın bir cevap bulunamaz.Teröre verilecek cevap, saldırdığı değerleri ulusal dayanışma ve uluslararası işbirliklerinden de yararlanarak savunmaktır. Terör masum insanları öldürerek Türkiye'yi değerlerinden, hedeflerinden ve hayallerinden vazgeçiremez.Yapmak istedikleri, halkın yaşama sevincini ve umutlarını yok etmek, korku ve güvensizliği, siyasi ve ekonomik istikrarsızlığın mayası haline getirmektir.Korku içinde evlerine çekilmiş, çalışmaktan, yaşamaktan soğumuş bir toplum terör için daha çekici bir hedef olur.Şiddet, nefret ve adaletsizliğe karşı birleşerek direnmek bir tercih değil mecburiyettir.Zayıflar hedef olurEvet, para ve teknoloji varlığı, terör örgütlerine korkunç zararlar verme imkânını tanıyor. Ama barbarlık hiçbir dönemde insan onuruna baş eğdiremedi, bugün hiç eğdiremez.Tek fark şu: Dayanışması ve devlet örgütlenmesi zayıf toplumlar daha fazla bedel ödüyor, ödeyecek..Türkiye terörden çok çekti. Bugünkü hükümetten bu kötü kaderi değiştirecek basireti bekliyoruz. Halk, devlete ve yöneticilerine güvenmek ihtiyacındadır. Beş günde yaşanan dört büyük saldırı kabul edilemez.Cumartesi günkü patlamalardan sonra dün yaşanan benzer saldırılar, bomba yüklü kamyonetlerin istanbul içinde vızır vızır dolaştığı korkusunu uyandırmıştır.Aldık dedikleri tedbirler nerede?Eski İstanbul Valisi Kozakçıoğlu "Terör için en iyi hedef, en zayıf hedeftir" dedi dün.Felâketler ardından iyi arama kurtarma ve yara sarma faaliyeti yapan bir devletten önce tedbir alan, koruyan ve önleyen bir devlet istiyoruz.Tarihten süzülen tecrübemizle biliyoruz ki... Ya devlet başa ya kuzgun leşe!

Devamını Oku

Eski günahlar

19 Kasım 2003

El Kaide'nin Türkiye'yi ve İstanbul'u niçin seçtiği sorusuna İsviçre'nin Le Temps gazetesinin verdiği cevap yüzde yüz doğrudur:"Laik, Avrupa'ya doğru güçlü adımlarla ilerleyen, İisrail'le yakın ilişkileri ve topraklarında NATO üsleri bulunduran Türkiye, Bin Ladin'in nefret ettiği her şeyi temsil ediyor.El Kaide bu yüzden dinsel, kültürel ve siyasal açıdan farklılığı temsil eden İstanbul'u hedef seçti."Bu vahşi saldırılar aslında Türkiye'nin doğru seçimlerini tasdik ediyor. Islâmı demokrasi ile buluşturma idealinin, siyaseti vahşet yoluyla yapan kan dökücüleri çileden çıkardığını gösteriyor.Elbette bu saldırılar Türkiye'yi yolundan döndüremez. Olsa olsa, saldırı hedefi olan değerlerine daha çok sarılmasına hizmet eder.Bu gerçeği Başbakan Erdoğan toplumun destek ve takdirini gören bir kararlılıkla ifade etmiştir:"Devlete ve hükümete terör yoluyla verilmek istenen mesaj varsa, bunu elimin tersiyle ittiğimi ve ayaklarımın altına aldığımı tüm dünyaya haykınyorum!"Kararlılık her şeyin başıdır ama tamamı değildir. Yeni tür bir terör tehlikesi ile yüz yüzeyiz. Örgütlenmemiz, PKK'ya karşı etkili olmak için harcadığımız kadar uzun bir zamanı bize kaybettirmemeli.Dünya terörle savaşırken düştüğü yanlışları kavramakta hâlâ yetersizdir. "Düşmanımın düşmanı dostum sayılır" anlayışına dayalı kör seçim bugün bile geçerlidir.Birçok ülke, teröre karşı kullanılan terör silâhının sonunda dönüp kullananı vurduğunu hâlâ göremiyor.Amerika'nın Afganistan direnişinde Rusya'ya karşı kullandığı güçler 11 Eylül'de ABD'yi vurdu..PKK ile mücadele döneminde bu örgüte yönelik eylemleri sempati gören Hizbullah bir süre sonra mezar evleriyle karşımıza çıktı.Son olayın maşaları, Afganistan'da ve Pakistan'da radikal dinci terör örgütlerinin ağına düşmüş Türk vatandaşı gençlerdir.Bosna ve Kosova'ya gidenler gibi onlar da bazı devlet görevlilerinden sempati ve kolaylık görmüşlerdir.Terörle mücadelenin silâhlı yönü asla sivillere bırakılmamalı.Devlet bu hataya asla tekrar düşmemek yanında, daha önce gidenlerin cengel yemiş olabilecekleri ihtimaline göre tedbirini mutlaka almak zorundadır.VATAN'ın görüşüne başvurduğu Emniyet ve istihbarat birimleri yetkilileri bu konuda bir tedbir kusuru işlemediklerini söylüyorlar ama İstanbul'daki sinagog saldırılan bu savunmaları çürütüyor.Demek ki güvenlik ağında yırtıklar var ve bunların hızla kapatılması gerekiyor.Başkan Bumin yolu kapadıTürban ve kamusal alan tartışmasında Yargıtay tavrını koymuştu.Anayasa Mahkemesi'nin bu konudaki görüşü belliydi ama yeni şartların bir değişiklik yaratıp yaratmadığı yine de merak konusu idi.VATAN muhabirinin sorusu üzerine Anayasa Mahkemesi Başkanı Bumin "Cumhurbaşkanı kendi üzerine düşeni yapti. Yargıtay kendisine düşeni yaptı" dedi.Bu arada türban ısrarının içerdiği niyete de ışık tuttu. Tartışma, bir avukat hanımın Yargıtay'daki tanıklığa türbanla gelmesi ve duruşma salonundan çıkarılması üzerine patlak vermişti.Başkan Bumin bu hanımın avukatlık yaparken başını açtığını hatırlatarak şu çelişkiyi ortaya koydu:"O bayanın avukat olarak duruşmalara başını açıp katılmasını dini düşüncesi engellemiyor da tanık sırasında olunca başını açması mı engelliyor? Hepsi maksatlı.."Başkan Bumin, sorunu tırmandırarak Anayasa Mahkemesi'ne yeniden taşımaya niyetlenenlerin önünü kapatmıştır.

Devamını Oku

Doğru cevap!

18 Kasım 2003

Terörün İstanbul'a yönelik saldırısı, amaçladığı korkuyu yaratmıştır.Bu doğru ama Türkiye'nin laik ve demokratik sistemini savunmanın, sadece kendi halkı için değil medeniyetler arasındaki köprüyü kurmak bakımından dünya için hayati bir mecburiyet olduğu gerçeğini de ortaya çıkarmıştır.El Kaide saldırısının içerdiği "tehdit ve uyarı" Türkiye'nin Amerika ve İsrail'le olan yakın ilişkilerine ve işbirliklerine yöneliktir.Hedef Türkiye olmakla beraber adres, yeni bir demokratik İslâm anlayışını temsil eden AKP iktidarıdır. Pazartesi günkü Bakanlar Kurulu toplantısından sonra yapılan "timsahın gözyaşları" açıklaması tereddütler yaratmıştı.Batılı müttefiklerimize yönelen eleştiriler, terör saldırısının iktidarı telâş ve korkuya düşürdüğüne işaret sayılabilir, bu psikolojinin hükümet politikalarını etkileyeceği yolunda beklentiler bile doğurabilirdi.Fakat Başbakan Erdoğan'ın dün yaptığı grup konuşması doğruları yerine koyan cesur ve onurlu bir çıkış olmuştur:"Bu saldınyla devlete ya da hükümete verilecek mesaj varsa, bu mesajı elimin tersiyle ittiğimi, ayaklarımın altına aldığımı dünyaya haykırıyorum!"El Kaide terörü, Türkiye'nin yaşam tercihlerinin doğruluğu yanında dış politika tercihlerinin de gerçekçiliğini onaylamıştır.Bundan sonra Türkiye'nin ABD ve İsrail işbirliğine temel teşkil eden menfaatler, teröre karşı savaşın dayattığı mecburiyetlerle gelişecektir.Bu ilişki belki, Filistin'deki acılara son verecek çabaları desteklemekte Türkiye'nin, Amerika ve İsrail üzerinde daha ikna edici bir rol oynamasına yardımcı olacaktır.Böyle bir sonuç da, El Kaide ve benzer örgütlerin hiç istemeyecekleri bir gelişme olur.Çünkü dünyada bağımsız bir Filistin devleti istemeyen güçlerin başında El Kaide ve benzerleri gelir.Çünkü terörün davası olmaz, sadece bahanesi olur!Adaletsizlikte rekorHükümet, devlet dairelerinde iş yaptırırken bağış adı altında haraç vermek zorunda kalan vatandaşların ortak sorununa el attı. Dileriz bu soygun son bulacak. Dünkü açıklama, kamu vakıfları yoluyla yaratılan fırsatların memurlar arasında bile ne kadar büyük ayrıcalıklar ve haksızlıklar doğurduğunu ortaya çıkardı. Meselâ Merkez Bankası çalışanlarının kurdukları vakıf devlet kaynaklarıyla desteklenmiş ve emeklilerine, öteki memurların aldıklarından üç-dört kat emekli aylıkları dağıtmış.Devlet yardımı durdurulmuş olsa bile bu sürede oluşan birikim, Merkez Bankası çalışanlarını imtiyazlı bir zümre haline getirmiş.Türkiye'nin kötü kaderini inşa eden adaletsizlikleri açıklayan bir ibretle karşı karşıyayız:Bal tutanlar parmak yalıyor, öbürleri de avuçlarını yalıyor!

Devamını Oku

Bezginlik yok!

17 Kasım 2003

Hükümet sözcüsü Çiçek'in sözleri eğer hükümetin de hissiyatını yansıtıyorsa işimiz zor demektir.Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısından sonra "Türkiye terörle mücadelede yalnız bırakılmış bir ülkedir" dedi. Bir çok ülkenin, Türkiye'de kan döken canilere destek olduğunu, eğitim verdiğini söyledi.Bunların gönderdikleri taziye mesajlarını "timsahın gözyaşları"na benzetti.Türkiye'nin düşmanlıkla kuşatılan yalnız bir ülke gibi gösterilmesi, "tedbir alınsaydı bu felâket önlenirdi" eleştirilerini göğüslemekte belki işe yarar diye düşünülüyorsa, çok zararlı bir yanılgıdır.Apo'nun paketlenmiş halde Türkiye'ye teslim edildiği unutulamaz.Terörün, dünyanın en güçlü devletini 11 Eylül'de kalbinden vurduğu da...Küsme, tedbir alYapılması gereken, PKK terörüne ve Hizbullah vahşetine karşı elde edilen başarılardan sonra girdiğimiz uyuma döneminde oluşan güvenlik boşluğunu saptamak ve doğru tedbirleri almaktır.Bunun için öncelikle halkına güven veren güçlü ve kararlı bir devlet görüntüsü yaratmak lazım. Yalnızlık duygusu zaaftır.Son saldırı, eski tecrübelerimize uymuyor. Öncekiler dış yardım alıyordu. Bu defaki saldırı dış kökenlidir ve içimizden yardım almıştır.Polis, El Kaide bağlantılı ikiz saldırıda kullanılan maşaların Türk vatandaşlan olduklarını belirledi. Bu kişilerin 1999'da Pakistan'a gittikleri, muhtemelen Taliban rejimi altındaki Afganistan'da eğitim aldıkları belirtiliyor.İki ayaklı mayınlarEyleme yardımcı olduğu şüphesiyle aranan Bingöl'lü de Bosna ve Çeçenistan'da savaşa katılan bir gençtir.Bu ülkelerdeki İslâmi direnişe yardıma Türkiye'den yüzlerce genç gitti. Gidişleri destek değilse bile sempati gördü.Orada hangi örgütlerin çengelini yediler, döndükten sonra burada hangi ilişkilerin içinde oldular?Ülkemizde uydu örgütlenmeler oluşturdular mı? Bunlar izlendi mi? Hiç sanmıyoruz.Terörle mücadele kanserle savaşa benzer. Önlemde gecikmenin maliyeti ağırdır.Geç de kalınsa bu bilgi boşluğu giderilmelidir. Kökü dışardaki terörle savaşta uluslararası işbirliğine daha çok ihtiyacımız olacak. Yüreğimize çökmüş vehimlerin güvensizliği ile işbirliğine kapanmak büyük hata olur!

Devamını Oku

Teröre baraj

16 Kasım 2003

Kesin hüküm için çok erken ama ilk bulgular Türkiye'yi vuran terörün dış bağlantı ihtimalini güçlendiriyor.Cesetler arasında, ten yapısı itibariyle Arap kökenli olduğu sanılan parçalanmış iki erkek cesedi bulundu. Birinin yüzünden alınan deri dokusu ile bombanın patladığı kamyonetin direksiyonunda bulunan deri dokusunun aynı kişiye ait olduğu belirlendi.Bu tespitler, uzun zamandan beri Türkiye'yi tehdit eden El Kaide örgütünün eylemi aylar öncesinden hazırlamaya başladığını düşündürüyor.Çünkü bu kadar güçlü patlayıcıları getirmek, keşif ve istihbarat çalışmalarını tamamlamak zaman ister.Nitekim polis, saldırıda kullanılan kamyonetlerden birinin 25 gün önce satın alınmış olduğunu belirledi.Terör geri teptiGüvenlik kamerasının tespit ettiği bir görüntü ise kafaları karıştıracak niteliktedir. Çünkü kamerada, bomba yüklü kamyoneti getiren kişinin patlamadan birkaç saniye önce aracı terketmeye teşebbüs ettiği, fakat yeterli zamanı bulamadığı görülüyor.Bu durum, intihar eylemcileri kullanan El Kaide'nin yöntemine uymuyor. Dolayısiyle gerçeğe ulaşıncaya kadar bu acının üstüne, silâhlı propagandanın bütün olumsuz etkilerine açık olacağız.Türkiye'nin Amerika ve İsrail ile güçlü bağlar kurmasına muhalif çevreler, komplo teorileri üreterek kafaları karıştıracaklardır. Zaten bu imalar dillendirilmeye başladı bile.Fakat şu bir gerçek ki terör, geri tepen bir silâh. Musevi Türk vatandaşlarını hedef alan barbarlık, zaten var olan sahiplenme ve dayanışmayı, şefkat duygusu ile geliştirmiştir.Türkiye ile İsrail arasındaki işbirliği, terör bağlamında daha yoğun bir geleceğin zeminini yaratmış, bir Türk Başbakanı ilk kez Hahambaşı'nı ziyaret etmiştir.Dirilmek lâzımKurbanları 24'e yükselen bu saldırı dileriz, Türkiye'deki istikrarı hedef alan bir terör kampanyasının başlangıcı olmasın.Ama Türkiye en kötü ihtimale göre gerek devlet katında, gerekse toplumsal bakımdan örgütlenmek zorundadır.Dün biz "terör karşısında Türkiye uykuya dalmıştı" demiştik.CHP lideri Baykal dün "Türkiye'nin terör karşısında iman tazelemesine ihtiyaç var. Çok gevşedik" diyerek bu tespiti onayladı.Adalet Bakanı Çiçek "İstihbarat zaafı varsa yeni değerlendirme yapılmalı" dedi.Fakat Baykal'in da belirttiği gibi bu olayda zaaf istihbaratta olmadı. Saldırı bağıra çağıra geldi.Terör bu golü bize frikikten attı.Baraj kuramadık.Sınırlarımızın elek gibi olmaması, şüpheli faaliyetler karşısında halkın polise daha yardımcı olması lazım..

Devamını Oku

Uyanma zamanı

15 Kasım 2003

Sermayesi nefret, yöntemi barbarlık ve şiddet olan uluslar ötesi terörizm dün Türkiye'yi hedef alan kanlı bir eylem gerçekleştirdi.Saldırı için musevilerin kutsal günü "şabat'ı seçen örgüt, İstanbul'daki iki sinagogun önünde, iki araca yüklenmiş bombaları peş peşe patlattı. Olaylarda 20 vatandaşımız öldü, 250 dolayında da yaralı var.Bu barbarlığı ve maşalığını yapan katilleri nefretle lanetliyor, ölenlere rahmet, yaralılara acil şifa, ulusumuza başsağlığı diliyoruz.Apo'nun yakalanıp PKK terörünün sönmesi ve Ahmet Taner Kışlalı'nın katlinden sonra uzun bir sükûnet döneminin yaşanması nedeniyle siyasal ve psikolojik anlamda Türkiye uykuya dalmıştı.Dünkü vahşi saldırı bizi sarsarak uyandırmıştır. Şimdi soru şu: Bu saldırı, küresel terörün uyarı nitelikli bir uzantısı mı?Türkiye'deki istikrarı ve başta AB projesi olmak üzere Batı ile bütünleşme çabalarını sabote etme amacını da içinde taşıyan yeni bir terör döneminin başlangıcı mı?Türkiye hedef, çünkü..Bu soruları hemen cevaplamak mümkün değildir. Fakat eylemin çapı ve hazırlığının büyük organizasyon gerektirmesi, içerde ve dışarda hemen El Kaide yi hatıra getirmiştir.Yabancı uzmanlardan bir çoğu "El Kaide İsrail ile çok güçlü bağları bulunan Türkiye'ye mesaj vermeye çalışıyor" yorumunu yapmıştır.El Kaide'nin lideri Usame bin Ladin, fikir ve görüşlerin farklılığına saygı duymayan, insanların tek inancı ve dinin tek yorumu olması gerektiğine inanan bir fanatiktir. 11 Eylül'de dünyayı etnik ve dinsel kimliklere bölmeyi amaçlayan bir savaşı başlatan bu terör patronu ve örgütü için Türkiye stratejik bir hedeftir.Çünkü Türkiye modeli, medeniyetler savaşının tehdidi altındaki insanlık için umuttur. Ama yazık ki AB bu ayırt edici bilinci tam kavrayamamış, kavramış görünen Washington bile Türkiye'nin Ortadoğu'daki rolünün ne olacağına karar verememiştir.Polis müdürü nerede?Bu kararsızlık döneminin kötü sürprizlerine karşı uyanık ve hazırlıklı olmak gerekiyor.Türkiye'nin, özellikle toplumsal dayanışmaya zarar verecek dinsel tartışma konularını askıya alıp ortak güvenliği için dikkatini dıştan gelecek tehlikelere yoğunlaştırması şarttır.Dünkü saldırılar, yeterli dikkatin bulunmadığını göstermiştir. Türkiye uzun zamandır tehdit ediliyordu. Daha önce iki terörist saldırıya uğrayan Neve Şalom Sinagogu bu kadar kolay bir hedef olmamalıydı.İngiltere'nin bile terör alarmı yaşadığı bir dönemde İstanbul Emniyet Müdürü'nün Letonya'daki maçta ne işi var?PKK terörü ile kazanılmış pahalı ve değerli tecrübeyi kullanamamak vahim sonuçlar doğuracak bir israf olur.Hükümet, radikal islamcı terörle mücadeleyi temel alan bir gündem oluşturarak kendini ve politikalarını yeniden düzenlemek zorundadır.Türkiye'yi av sahası haline getiren örgütlerin eylemlerinden sonra taziye ve lanetleme mesajları yayınlamaktan başka bir işe yaramayan hükümetleri yeniden görmek istemiyoruz.

Devamını Oku

Bu kader mi?

14 Kasım 2003

Üçüncü dünya ülkelerinde cehaletin, sorumsuzluk ve ihmalin yol açtığı felâketlere "kader" denir.Bu örtü, geride kalanlara dayanma gücü verir. Ama yazık ki ibret vermez."Kader bir şans sorunu değil, seçim sorunudur. Beklenecek değil, elde edilecek bir şeydir" diye yazdığınız zaman, okurlarınızdan eleştiri ve inkarcılık suçlamaları yağar.İzmir Bornova'da perşembe gecesi bir kafede yangın çıktı.Elektrik düzeni doğru yapılsa, bu yangın çıkmayacaktı. Dekor malzemesi olarak kolay yanıcı çuval ve çıra cinsi ağaç aksam kullanılmasa, tüplü ısıtıcının naylon hortumu metal olsa yangın bu kadar büyümeyecekti.Yere benzin dökülmüş gibi bir anda yayılan yangının içerdekileri panikletmesi doğaldır. Müşteri ve personelden sokak tarafına kaçanlar kurtuldular. Ters yöne koşan 4'ü üniversite öğrencisi 9 kişi öldü.Böyle bir yerde tek çıkış olmaz.Arkada ikinci bir kapı olsaydı bu gencecik insanlar ailelerini, arkadaşlarını ve hepimizi acılar içinde bırakıp ölmeyeceklerdi.Çağdaşlık tedbirdirBu tecrübelerden gelecek için daha güvenli bir yaşamın derslerini çıkarmak yerine kadercilik adına tevekkül göstermeye alışmış bir toplum olarak ne kadar ağlasak, ne kadar dövünsek azdır.Bunlar kaderin kurbanları değil, bizim kurbanlarımız.. Onları toprağa vereceğiz, sorumluların "ihmal" suçundan ifadelerini alacağız, hepsini bırakacağız ve Allah'a iyi yazılar yazmış olması için dua edeceğiz.Oysa çağdaş toplumlar da Allah'a inanıyor. Ama oralarda kamu otoritesi standartlar koyuyor, uymayanların cezasını öbür dünyaya bırakmıyor. O yüzden de bu dünya daha güvenli oluyor.Çalıştığım gazetenin Almanya'daki bir salon toplantısında yetkililer perdeye biz bez afiş asılmasına izin vermedi. Çünkü gazete adının yazılı olduğu bezin yanmayan bir kumaş olması gerekiyordu.Cehalet cehennemiTürkiye AB üyesi olmak istiyor. Ama AB bir kurallar ve standartlar dünyasıdır.Biz bağımsızlığımızı korumak bahanesiyle daha çok bu kurallara ve standartlara direndik yıllar boyu.O kafeyi bağımsızlık ateşi değil, cehaletin cehennemi yakmıştır.Bizi hiç değilse felâketler eğitsin, değil mi? Ama hayır.. Bornova'daki felâketin ardından kaç belediye bu tür işyerlerindeki güvenlik standartlarının tamam olup olmadığını denetlemek için seferberlik başlatacaktır? Belki hiç!Binlerce kurban verdiğimiz Marmara depremini ve pusuda beklediğini bildiğimiz İstanbul depremini bile unutmadık mı?Keşke yanılmış olsak.. Yanıldığımızı görmek bizi mutlu eder.Boşuna ölmedikleri için Bornova kurbanlarının ruhlarına da huzur verir.

Devamını Oku