Üçüncü dünya ülkelerinde cehaletin, sorumsuzluk ve ihmalin yol açtığı felâketlere "kader" denir.
Bu örtü, geride kalanlara dayanma gücü verir. Ama yazık ki ibret vermez.
"Kader bir şans sorunu değil, seçim sorunudur. Beklenecek değil, elde edilecek bir şeydir" diye yazdığınız zaman, okurlarınızdan eleştiri ve inkarcılık suçlamaları yağar.
İzmir Bornova'da perşembe gecesi bir kafede yangın çıktı.
Elektrik düzeni doğru yapılsa, bu yangın çıkmayacaktı. Dekor malzemesi olarak kolay yanıcı çuval ve çıra cinsi ağaç aksam kullanılmasa, tüplü ısıtıcının naylon hortumu metal olsa yangın bu kadar büyümeyecekti.
Yere benzin dökülmüş gibi bir anda yayılan yangının içerdekileri panikletmesi doğaldır. Müşteri ve personelden sokak tarafına kaçanlar kurtuldular. Ters yöne koşan 4'ü üniversite öğrencisi 9 kişi öldü.
Böyle bir yerde tek çıkış olmaz.
Arkada ikinci bir kapı olsaydı bu gencecik insanlar ailelerini, arkadaşlarını ve hepimizi acılar içinde bırakıp ölmeyeceklerdi.
Çağdaşlık tedbirdir
Bu tecrübelerden gelecek için daha güvenli bir yaşamın derslerini çıkarmak yerine kadercilik adına tevekkül göstermeye alışmış bir toplum olarak ne kadar ağlasak, ne kadar dövünsek azdır.
Bunlar kaderin kurbanları değil, bizim kurbanlarımız.. Onları toprağa vereceğiz, sorumluların "ihmal" suçundan ifadelerini alacağız, hepsini bırakacağız ve Allah'a iyi yazılar yazmış olması için dua edeceğiz.
Oysa çağdaş toplumlar da Allah'a inanıyor. Ama oralarda kamu otoritesi standartlar koyuyor, uymayanların cezasını öbür dünyaya bırakmıyor. O yüzden de bu dünya daha güvenli oluyor.
Çalıştığım gazetenin Almanya'daki bir salon toplantısında yetkililer perdeye biz bez afiş asılmasına izin vermedi. Çünkü gazete adının yazılı olduğu bezin yanmayan bir kumaş olması gerekiyordu.
Cehalet cehennemi
Türkiye AB üyesi olmak istiyor. Ama AB bir kurallar ve standartlar dünyasıdır.
Biz bağımsızlığımızı korumak bahanesiyle daha çok bu kurallara ve standartlara direndik yıllar boyu.
O kafeyi bağımsızlık ateşi değil, cehaletin cehennemi yakmıştır.
Bizi hiç değilse felâketler eğitsin, değil mi? Ama hayır.. Bornova'daki felâketin ardından kaç belediye bu tür işyerlerindeki güvenlik standartlarının tamam olup olmadığını denetlemek için seferberlik başlatacaktır?
Belki hiç!
Binlerce kurban verdiğimiz Marmara depremini ve pusuda beklediğini bildiğimiz İstanbul depremini bile unutmadık mı?
Keşke yanılmış olsak.. Yanıldığımızı görmek bizi mutlu eder.
Boşuna ölmedikleri için Bornova kurbanlarının ruhlarına da huzur verir.
Bu kader mi?
Üçüncü dünya ülkelerinde cehaletin, sorumsuzluk ve ihmalin yol açtığı felâketlere "kader" denir. Bu örtü, geride kalanlara dayanma gücü verir. Ama yazık ki ibret vermez
Haberin Devamı

