Güveni biz üreteceğiz

29 Mayıs 2007

Türkiye’nin kendine güvenini kazanması lâzım. Bunu ithal edemeyiz!İhtiyacımız olan şeyi kendimiz üretmek zorundayız.Başka ülkelerin iş birliği şartına bağlı güvenliğin gerçek bir güvenlik olmadığını her gün yeni tecrübelerle öğreniyoruz.“Son Küresel Kart Amerikan Turanı” kitabında Prof. Hasan Köni şunu diyor:“Stalin korkusu 60 yıl önce Türkiye’yi NATO’ya aldırdı. Usame bin Ladin de ‘Türkiye’yi AB’ye alırsak İslâma karşı laik demokratik bir kale olur’ düşüncesini doğurdu.” Ama çelişkiye bakın ki şu anda en büyük tehlike Kuzey Irak’tan geliyor. Kaynağı da Irak Kürtleri veya PKK değil, doğrudan Amerika!Türkiye’yi Batı’nın gözünde yeniden değerli kılacak bir global belânın patlak vermesini beklemeye müsaade edecek şartlar yok. Karmaşa var ve akıl almaz bir hız taşıyor..Gringo’nun ahırı mı?Türkiye Kuzey Irak sınırına kuvvet yığdı. “Dur” ihtarı yapar gibi iki Amerikan F-16’sı hava sahamızı ihlâl etti. Tepkiler üzerine Amerikan Büyükelçisi “Biz konuyu kapanmış sayıyoruz” dedi. Dışişleri Bakanlığımız buna rağmen kırıcı olmamasına özen gösterilen bir notayı Büyükelçinin yardımcısına verdi.Tam bu sırada ajanslar, Amerikan işgal ordusunun Kuzey Irak’ın dört kentini peşmergelere devrederek bugün çekileceğini dünyaya duyuruyordu.Halk Amerika oyununun kan maliyetini gördükçe hınçlanıyor.Dün bir okuyucu mektubu “Dingo’nun ahırı” deyiminden aldığı ilhamla “Burası Gringo’nun ahırı mı?” diye isyan ediyordu.Daha ciddi bir tepki MGK eski Genel Sekreteri Kılınç’tan geldi.Emekli Orgeneral Kılınç Türkiye’nin artık NATO’dan çıkması gerektiğini öne sürdü.Amerika’ya güvensizlik vatandaşı aşıp sorumluluk mevkilerini yeni terk etmiş emekli askerlere kadar sirayet etmeye başlamışsa korkmak gerekir.Bundan sonraki tahriklerin yaratacağı patlamaları iki F-16 göndermekle önlemek mümkün olamayabilir.Profesyonel güçleAcı gerçek şu ki Türk-Amerikan dostluğunun geleceğine bir terör örgütü hükmediyor. Bıçak kemiğe dayandığı için yeni bir PKK eyleminin yaratacağı psikolojik ve politik etkiler, daha yıkıcı olacaktır.İki ülkenin yöneticileri, tarihi bir sınavdan geçiyorlar.Bunalan Bush yönetiminden mucize bekleyemeyiz. Biz kendimize bakalım.Terörle mücadelenin askeri, psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları var. Seçime giren partiler bu alandaki çözümlerini halka açıklamalıdırlar.Ama acil sorun işin askeri boyutudur. Vatani görevini orada yapan gençlerden ve subaylardan gelen destek, profesyonellerden oluşmuş özel kuvvetler kurma önerimizi onaylıyor.Önce kendi sınırlarımızı korumayı ve düşmanlık için sızanlara fırsat vermemeyi başardığımızı göstermek zorundayız.Bu başarı bizi yalnız terörden korumaz, uluslararası ilişkilerimizi de korur.Kaderimize egemen olmanın başka bir yolu yok!

Devamını Oku

Meclisin hali

28 Mayıs 2007

Çağdaş yaşamda “sistem bütünlüğü” diye bir kavram var. Bizde yok!Meselâ eğitimli bir insan, çalışan bir makinenin aklına esti diye bir vidasını çıkarmaz. Biz, inatlaştığımız birinin canını sıkacaksa hiç düşünmeden çıkarırız!AKP iktidarı şimdi bunu yapıyor.Cumhurbaşkanlığı seçimini yüzüne gözüne bulaştırmıştır.Bütün anketler yıllardan beri “halk seçsin” tercihine yüzde 70’in üstünde katılım olduğunu gösterdi. Yıllarca bu çağrılara kulak tıkayan AKP şimdi aniden “halk seçsin” reformundan yana oldu. Niye?İktidar partisini inançlarından ziyade inatları yönetiyor.Türkiye’nin iyi düşünülmüş bir devlet reformuna ihtiyacı var. Yamalı bohçayı anayasa değiştirecek çoğunluğa sahip AKP kaldırıp atabilir, yerine yenisini koyabilirdi.Ama o, bilgi, disiplin, özveri ve devlet adamlığı nitelikleri gerektiren bu sorumluluğu üstlenmek yerine ya küçük menfaatler gözeten arsız vuruşlar yapmayı veya din sömürüsüne dayalı haksız ve sorumsuz operasyonları reform diye yutturmayı tercih etti.Ciddiyet sıfırŞimdi Sezer’in veto ettiği “cumhurbaşkanını halk seçsin” reformu, hınçla yoğrulmuş bir inat güdümünde ve jet hızıyla ikinci Çankaya seferine hazırlanıyor.Referanduma sunulması ihtimali yüksek olduğu için AKP 120 günlük referanduma hazırlık süresini 30 güne indirmenin yolunu açmaya çalışıyor. Neden?Referanduma sunulacak konu hakkında halkın doğru bir karar oluşturmasını sağlayacak tartışma döneminin 120 gün olması vaktiyle niçin öngörülmüş?Şimdi “30 gün yeter” diyen AKP iktidarı hangi bilimsel gerçeğe dayanıyor.Ve bu hakkı nereden alıyor?Herhalde şöyle düşünüyor:“Egemenlik milletindir; onun ruhsatı da şimdi benim elimde!” Nasıl baksın?Milletvekilleri mecliste dün birbirine girdi. Medyada çıkan o fotoğrafı bir milletvekilinin kürsüden “Cumhurbaşkanı Başbakan’a nasıl bakıyor öyle...” diye göstermesi üzerine kıyamet koptu.Aslında Sezer’in o bakışı tahlil edilmelidir. Keşke bunu kavga etmeden yapabilecek kalitede bir meclisimiz olabilse.Ama bu düzende mümkün değildir.Milletvekillerini millet değil liderler seçiyor. Liderini aşan kalitede bir üye oraya girmişse o bir kazadır ve ilk fırsatta düzeltilir! İşte bu yüzden meclisimiz dokunulmazlık zırhı ile korunmaya muhtaç milletvekilleri ile doludur.Yine o yüzden gündemleri, liderin verdiği “ödevler” ile sınırlıdır.Meselâ meclis dün sabahtan gece yarılarına kadar PKK terörünü, Amerikan uçaklarının hava sahamıza izinsiz girişini konuşmalı, tartışmalı, politikalar üretmeliydi.Hayır, o mesai gazetelerin haber masalarında, TV’lerin tartışma programlarında yapıldığı halde mecliste yapılmadı. Onların daha önemli işleri vardı!Demokrasimiz işliyor ama sürekli olarak kalite ve seviye kaybediyor!

Devamını Oku

Sandıkta rulet!

27 Mayıs 2007

Yalandan kimse ölmemiş derler ama bazı yalanlar dinleyenleri gülmekten öldürebilir!Örnek lâzımsa alın Başbakan’ın dünkü TOBB genel kurulundaki şu sözünü:“Benim en büyük umudum, sandıktan A veya B partisinin değil, istikrarı sürdürecek bir tablonun galip çıkmasıdır..” AKP’nin, kendisini iktidardan uzak tutacak hiçbir hayra geçit vermek istemediğini millet 4,5 yılda öğrendi.Cumhuriyetin temel değerlerine ve özellikle de laikliğe dost gözle bakmaması bu partiyi toplumun bir kesiminin zihninde “rejime yönelik tehlike” görüntüsüne sokmuştur.Yoksullara yardım faaliyetleri bile aynı nedenle sempatiden ziyade tedirginlik doğurmuştur cumhuriyetçi yığınlarda.Kadrolaşma saldırısına karşı kendini korumuş devlet kurumlarından bir tanesi ile dahi AKP iktidarının uygarca ilişkiler içinde olamaması, yanlışın adresini açıklıyor. Oysa bilmeleri lâzım:Her hükümetin alternatifi vardır ama çatıştıkları devlet kurumları tektir; yedeği veya alternatifi yoktur.Başbakan, demokrasi üstüne beyaz yalanlar söyleyeceğine bu dönem yaptıkları hataları yeni dönemde tekrarlamayacağına, devletin uzuvları ile çatışmayacağına söz vermelidir.Böyle siyaset olmazErdoğan dün “Hakimiyet milletindir.. Egemenliği bazı kurum ve kuruluşlara tevdi edenlere gerekli hesabı 22 Temmuz’da sandıkta soracağız” dedi.Sözüm ona Başbakan asker üstünden siyaset yapanları yeriyor ama bu yanlışa daha ağır bir şekilde kendisi düşüyor. Nitekim CHP lideri Baykal’dan cevabını almıştır.Geçen gün terördeki tırmanışa bağlı oy kayıplarını durdurmak amaçlı olduğu belli bir açıklama yapılmıştı iktidar tarafından. Hükümet özetle “Silâhlı Kuvvetler yetki istesin verelim” diyordu teröristleri kovalayıp ezmek için.Ama bu çağrıyı, emri altında olduğunu söylediği Genelkurmay Başkanı’na yapmıyordu Başbakan; medyaya yapıyordu.Baykal dün Erdoğan’a şöyle seslendi:“Dolmabahçe’de (4 Mayıs’ta) üç saat görüştünüz. Bunları konuşmadınız mı? Başbakan böyle mesajlar göndereceğine, o görüşmede neler konuştuklarını halka açıklasın!” Şövalyelik devri geçtiKürsülerin iki yanına konulan ekranlardan hazırlanmış konuşmaları okumanın rahatına alışan Başbakan, artık tarafsız medyanın sorularına bile muhatap olmaktan çekiniyor.Geçen seçimde Baykal’la TV’de karşı karşıya gelmişti, şimdi böyle yarışlara girmeye cesaret edemiyor.Söylüyor gidiyor, vuruyor kaçıyor.TOBB toplantısında DYP lideri Ağar da arkasından uyarısını yaptı. Bu tartışmaların gazete sütunları üstünden sürmesinin yanlışını hatırlatarak şunu dedi:“Davul zurna çala çala operasyon yapılmaz. Seçim öncesi şov yaparsanız bunun altından kalkamazsınız!” Haklıdır; asker polemiğini durdurmakta büyük yarar var.Zaten Ağar’ın uyarısı da tezgâhlanacak bir şovla seçimde voli vurma hayali kuranlara karşı uyanık olma çağrısı içeriyor.Siyasetin arsızlığı sınır tanımaz. Aman dikkat!

Devamını Oku

Küsme hakkı yok!

26 Mayıs 2007

Denizkurdu tatbikatı askerî marifet olarak göğsümüzü kabartmış olabilir ama gerisi?..Tatbikatı İngiltere’den Rusya’ya, Japonya’dan İran, Şili ve Macaristan’a bir çok devletin askeri gözlemcileri de izleyip başkentlerine rapor ettiler.Ne yazdıklar merak ediyorum.“Devletin zirvesinde sinir harbi yaşanıyor” mu dediler?“Aynı gemide yanyana iken bile Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ı konuşmayan bir ülkenin, başına saran terör belâsından kurtulması kolay değildir. Türkiye’nin işi zor” filân diye bir de yorum eklemiş olabilirler mi?Gerçekten de tatbikatın yine yanyana izledikleri dünkü bölümünde Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın bir kez olsun birbirleriyle konuşmaması herkesin dikkatini çekti.Bu mevkileri işgal edenlerin küsme hakkı olamaz. Kurumları arasındaki ilişki koptuğu zaman devlet zaafa düşer çünkü!Zirve buz kesti...İpleri koparan gerginlik, cumhurbaşkanının halka seçtirilmesini öngören anayasa değişikliğini Sezer’in son güne kadar bekletmesinden doğmuştur.Başbakan’ın TÜSİAD’ta ve atv’de Cumhurbaşkanı Sezer’i siyasi hasım konumuna sokarak eleştirmesi zaten havayı germişti. Açıklanan veto kararı, gergin havanın buz kesmesine sebep olmuştur.Aynı ortamda bulunmanın avantajını birbirlerini anlamak için kullanmaları gerekirdi. Bunu niye başaramadılar acaba?Gündemde acil ve vahim sorunlar var. Hazır iki gün beraber olacaklardı, üstelik komutanlar da tatbikat nedeniyle yanlarında... PKK terörünü konuşmak, askeri ve siyasi hamleleri planlamak için bundan daha elverişli bir ortam bulunamazdı.Birbirlerine duydukları antipatiyi görevlerine karıştıramazlar.Dışişleri Bakanı Gül “Şu anda cumhurbaşkanlığını anayasaya göre süresi bitmiş biri yürütüyor” dedi. Hemen öteki AKP sözcüleri atladı bu sözün üstüne.“Süresi biten cumhurbaşkanı” sözü sinir harbinin son bombası oldu.Sezer görevini yapsınAnayasa “Yenisi seçilene kadar eskisi devam eder” diyor. AKP yıpratma taktiği uygulamaktan vazgeçsin!Sezer de terbiye sınırlarını çiğneyenler çıksa bile görev ve yetkilerini sonuna kadar kullanmaktan geri durmamalıdır.Anayasa “Cumhurbaşkanı... Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir” diyor.Zirvedeki ilişkilerin kalitesi bu devleti seçime kadar taşıyamaz. Kaldı ki yeni cumhurbaşkanının seçilmesi için görüldüğü kadarı ile daha fazla bekleyeceğiz.Cumhurbaşkanı Sezer, anayasadan aldığı yetkiyi kullanarak Bakanlar Kurulu’nu başkanlığında olağanüstü toplantıya bir an önce çağırmalı, ülkenin gündemindeki sorunlara birlikte müdahale etmeye mahkûm olduklarını hatırlatıp birbirlerine tahammül etmekten başka seçenekleri bulunmadığını anlatmalıdır.O mevkilerde sinir harbi yapıldığı zaman kim haklı, kim haksız aranmaz.Devleti zayıflatan, milleti tedirgin eden bu gergin hava, iki tarafı da sevimsiz yapıyor!

Devamını Oku

Yanlış yerdeler!

25 Mayıs 2007

Alçakların her cinayetinden sonra siyasetçiler ağız birliği etmiş gibi millete sabır diliyor.Millet nasıl başarsın bunu?Cevap istiyoruz:13 yıl süren terör saldırısı olur mu?İçeridekini, dışarıdakini toplasanız tümü 5 bini geçmeyen katiller, Avrupa’da NATO’nun en büyük ordusuna sahip Türkiye Cumhuriyeti’nin daha kaç yıl bir numaralı sorunu olmaya devam edecek?Zannımca siyasetçiler yalnız evlât acısı için değil, basiretsizliklerine katlanmanın güçlüğünü hesap ederek kendileri için de sabır göstermemizi istiyorlar.Birinci sayfamızdaki resme iyi bakın.Acının ihtişamı olur mu?Annenin yüzüne vurmuşsa oluyor.Çünkü evlât sevgisi hayatın en muhteşem mucizesidir. Resimdeki kadınlar, o mucizeyle taçlanıp mutlandıktan sonra hayatın en ağır darbesini yiyen, evlâtlarını yitiren şehit anneleri ve yakınlarıdır.Profesyoneller gerekAnnelerin gözyaşı ne zaman dinecek?Evlâdını vatan hizmetine gönderen anneler, babalar ne zaman huzur bulacaklar?Güneydoğu’da kalleş tuzaklarında kaybettiğimiz yiğitleri dün toprağa verirken devletin zirvesi İzmir’de deniz tatbikatı izliyorlardı. Merak ediyorum “Biz burada ne arıyoruz? Ne yapıyoruz?” diye sordular mı kendi kendilerine?Tatbikat savaş oyunudur.Doğu’da gerçeği varken Batı’da oyununu oynamak neyin nesi?Hele o gerginlik, küslük; o mevkilerin kaldırabileceği davranışlar mıdır?PKK ateşkesinin sahte, yani kışı rahat geçirip hazırlık yapmak olduğu belliydi. Bunca yıllık tecrübe Kuzey Irak’tan destek alan katil sürüsü ile mücadelenin köklü bir strateji değişikliği gerektirdiğini göstermişti.Belliydi ki vatanımızı ve onurumuzu korumak için, bu katillerin karşısına standart savaş birlikleri ile değil, hareket kabiliyeti yüksek, son derece profesyonel özel birliklerle çıkmak mecburiyetindeyiz.Tecrübenin değeriTerörle savaşın komutanları da, savaşçıları da tecrübe kazandıkça etkinleşirler.Biz acemi askerleri çıkardık karşılarına.Kahramanlık göstermiş başarılı komutanları bile hizmet süresi doldu diye tayin ettik veya emekliye sevkettik.Savaşın ortasında komutan sadece başarılı değilse değiştirilir.Bir tarihte yazmıştım ama tekrarda yarar var; PKK’ya karşı 1995’te yapılan en etkili operasyona şimdi emekli olan Tümgeneral Pamukoğlu komuta etmişti. Dediği şudur:“Eğer PKK ile mücadele için özel birlikler kuramıyorsan ölmeye devam edersin!” Barzani’den kötülüklerinin, Amerika’dan iki yüzlülüğünün hesabını bir gün sorarız;O ayrı ama öncelikle biz kendi sınırlarımız içindeki lânetlileri kontrol altında tutabiliyor;Sınırdan sızmaları önleyebiliyor;Katillere dağları dar edebiliyor;Kentlerde nefes alışlarını bile dinlemeyi başarabiliyor muyuz?Asıl mesele budur.Bunları yapmadan Kuzey Irak’ta katil kovalamak kendimizi kandırmaktır, hüsrana mahkûm bir maceradır!

Devamını Oku

Bakanlar Kurulu’nu Sezer toplasın!

24 Mayıs 2007

Türkiye, başkentinde kalbine yediği hançerin gurur kırıcı acısı dinmeden 6 fidanını daha şehit verdi.Antalya, Konya, Niğde, Adana, Tekirdağ ve Aydın vatana feda edilmiş evlâtlarının kaybına ağlarken tüm ulus Edirne’den Hakkâri’ye bu vahşetin nedenini arıyor.PKK terörü bu kadar tahripkâr olamaz. Güçleri olsa savaşırlar, bunlar pusu kuruyor uzaktan kumandalı bombalar ve mayınlarla asker, sivil demeden masum insanların hayatını söndürüyor.Cüretlerini nereden ve kimlerden aldıklarını biliyoruz.Kalleş caniler Kuzey Irak’taki Barzani yönetiminin maşası konumundadır ve terörizmle mücadele bahanesiyle Irak’ı işgal eden Amerika, bu katillerin melânetini onursuzca seyretmektedir.Amerika kayıp!Amerika, peşmergelere verdiği silâh ve patlayıcıların bunlara aktarıldığını, katil sürüsünün her gün sınırı aşıp cinayetler işledikten sonra tekrar geri döndüğünü görüyor ve bir şey yapmıyor.Hani müttefik dayanışması, nerede terörle ortak mücadele için verilmiş sözler?Savaşta bir ülkenin ordusu yabancı bir diyarda batağa da saplanabilir. Bundan kurtulmak mümkündür.Ama bütün mukaddeslerini inkâr anlamına gelen iğrenç iki yüzlülük Amerika’nın yarım yüzyılı aşkın bir süredir övünçle temsil ettiği cesaret, adalet, özgürlük ve yaşama hakkı gibi değerlere ihaneti değil midir?Tahrik sarmalıAmerika, adaleti temsil eden güç rolüne tekrar dönene kadar her yer tehlikede olacaktır. Bu boşluğun mağduru olan Türkiye, Amerika ile çatışma riskini göze almamanın fedakârlığına böyle giderse daha ne kadar katlanabilir?Millet, şehit kanları yerde kalmasın istiyor.Katilleri cezalandıramamak ulusal onuru zedeliyor.Türkiye’ye karşı PKK’yı kullanan dış güçler bize “İnceldiği yerden kopsun” dedirtmek amacıyla tahriklerini tırmandırıyorlar.Şu anda en lâzım olan şey nedir? İyi yönetilen, etkili işleyen bir devlettir.O da bizde yok!Orgeneral Büyükanıt Kuzey Irak’a bir operasyon yapılmasının iyi olacağını ama buna hükümetin karar vermesi gerektiğini şubatta söylemişti. Şimdi Başbakan, askerden talep gelmesi halinde yetkinin Meclis tarafından verileceğini söylüyor.Başbakan’ın dün Cumhurbaşkanı’na çıkması gerekiyordu, iptal etti.Devlet başa...Devletin başındakiler ya gazete manşetleri üstünden haberleşiyor veya hiç konuşmuyorlar. Her gün dağ gibi gençlerimiz ölüyor. Herkes sorumluluğunu üstlensin!Devletin sahipsiz olmadığını göstermek zorundayız. Bunu Cumhurbaşkanı Sezer yapabilir. Anayasa ona bu yetkiyi veriyor.Bakanlar Kurulu’nu kendi başkanlığı altında ve terör gündemi ile bugünden tezi yok olağanüstü toplantıya çağırmalıdır.Bunu yapsın ki millet başımızda Bremen mızıkacıları değil, bir devlet bulunduğunu hissetsin!

Devamını Oku

Herkes çok dikkatli olsun

23 Mayıs 2007

Canlı bomba Ankara’nın kalbi Ulus’ta patlatılıyor.Üstelik, uluslararası katılımlı bir silâh fuarının açılışı var ve devlet büyüklerinin geçeceği protokol yolunda!..Saldırının alçaklık dozu PKK’yı işaret ediyor.PKK Türkiye’nin terör eylemleri yoluyla dize getirilemeyeceğini anlayıp örgüt ile devlet arasındaki çatışmayı böyle kalleş cinayetlerle Türk-Kürt düşmanlığına dönüştürmek istiyor olabilir mi?Bu ihtimal çok geçerli olmamalı. Çünkü bölücü örgütün hem içerde, hem dışarda kullandığı pek çok alet ve imkân var.Çelişkiler yumağıMeselâ önümüz seçim ve PKK siyasi mesajlarını vereceği bir grubu mecliste oluşturmayı hayal ediyor.Bu kalleşliğin tüm şartları tersine çevireceği ortadadır.Toplumsal tepki oy kaybettirir, PKK konusunda pasif davranan AKP iktidarına zarar verirken milliyetçi dalgayı kabartarak MHP’yi güçlendirir ve Kuzey Irak’a yönelik askeri operasyon baskılarını yoğunlaştırır.Dün PKK saldırı suçlamasını reddetti. Şaşmamak gerekir. Çünkü Barzani Türkiye’yi karıştıracağına dair üst üste tehditler savurmuştur.Saldırıyı sahiplenmek Barzani yönetimini açıkça suç ortağı sanığı yapacaktır. Devlet kurmaya çalışan bir topluluk, bölgenin en güçlü ülkesine bu kadar büyük açık vermek istemez.Orgeneral Büyükanıt, organize bir eylemle karşı karşıya bulunduğumuzu, benzer saldırılara karşı büyük kentlerimizde hazırlıklı olmak gerektiğini söyledi.Yine kritik bir dönemden geçiyoruz. Terör karşısında yalnızlığa mahkûm edilmek toplumsal ve yönetsel psikolojimizi bozuyor.Bu dönemde hem devleti yönetenlerin karar verirken hem sade vatandaşların günlük hayatında adım atarken son derece dikkatli davranmasında yarar vardır.PKK uluslararası bir sorun olarak tanımlanmanın peşindedir. Bunun için Türkiye’yi tahrik ediyor. Irak’taki şartlar elini güçlendirmiştir. Altı üsleri var. Amerikan silâhlarından nasipleniyorlar. Patlayıcılar da oradan sağlanıyor.Irak’ta düştüğü rezil durum Washington’ı Kürtlerin oyuncağı haline getirmiştir. ABD Kuzey Irak’ı kaybetmemek uğruna yalnız Türkiye’ye değil, terörle savaş idealine de ihanet etmiştir.Irak’taki tuzakYani Türk ordusu da Amerikan ordusu da son derece gergindir. Irak’a girip PKK kamplarını tuz buz etmek şu dönemde düşünülecek son tedbir olabilir.Türk ve Amerikan askerlerini karşı karşıya getirecek bir kararın, sadece düşmanlarımızı sevindireceğini hiç unutmayalım.PKK bu komplo için yeni saldırılar düzenleyebilir. O nedenle vatandaş olarak hepimize düşen görevler var.Öncelikle kendimizi korumak için kalabalık yerlerden, çöp kutularından uzak durmak, otobüs duraklarında çevremizdeki insanlara ve şüpheli paketlere karşı pür dikkat kesilmek..Bir okurumuzun dediği gibi, aşırıya kaçmamak şartıyla şüpheci olmanın sağlığa iyi geldiği günlerden geçiyoruz.Terör tehdidine boyun eğecek değiliz; büyük bir ulusuz, aşacağız...

Devamını Oku

Meydanların emri böyle

22 Mayıs 2007

Tayyip Erdoğan’ın liderlik alanındaki şöhretini hak edip etmediği artık tartışma götürür.Economist dergisinin araştırma grubu tarafından yatırımcılar için hazırlanan bir rapora göre nisan ayına kadar AKP’nin tek başına iktidarı, istikrarın peşin garantisi olarak görülüyordu.Yani formül “İstikrar=AKP” idi. Artık öyle değil.İktidarın laik rejimin altını oyduğuna dair korkuların gök gürültüsüne dönüştüğü mitingler, istikrarın şartlarını değiştirmiştir.Economist “Tek parti hükümeti artık istikrar ile bağdaştırılamaz. Toplumun daha geniş bir kesiminin temsil edildiği bir meclis ve geniş tabanlı bir hükümet sosyal gerilimi azaltabilir” diyor. Yeni formülün “İstikrar=Koalisyon” olduğunu haber veriyor.AKP’yi nisan ayına getiren rüzgârla Erdoğan’ın en az bir dönem daha tek başına iktidar gücünü korumak gibi bir sorunu olmaması gerekirdi. Ama büyük bir hesap hatası yapmıştır. Erdoğan, laik cumhuriyeti simgeleyen kurumlara karşı “seçimde oy getirir” diye giriştiği kavganın toplumsal bir tsunami yaratacağını görememiştir.Şimdi cumhuriyet mitinglerinin yönelttiği suçlamalara müstahak olmadıklarını ispatlamanın çabaları ile kaybı telâfi etmeye çalışıyorlar.Ya etkilerler veya...Dün bütün ajanslar “AKP vitrinini 15 yeni isimle yeniliyor” başlıklı haberler geçiyordu.Bunlar arasında CHP’nin genel sekreterliğini yapmış Ertuğrul Günay gibi isimler bile var.Karşı taraf da boş durmuyor. eski DPT Müsteşarı, Demirel ailesinin damadı, merkez sağın etkili bir politikacısı olan İlhan Kesici de CHP’ye katıldı.Keşke bu katılımlar, meyve verecek aşılamalar olsa.Keşke liderlerin farklı av sahalarına dönük hileleri olmasa. Bu yenilenmeler vitrinle kalmayıp partinin düşünce deposunda da kendisini gösterse...AKP’nin laikliği eğip bükmeden ve meydanlardaki temiz insanları kandırmadan, samimi olarak algılayacağına, yeniden tarif etme kurnazlıklarına tekrar sapmayacağına inanmak isteriz.Eski CHP’li Ertuğrul Günay ile Halûk Özdalga böyle bir evrimin kaldıracı olabilirler mi?Aynı şekilde İlhan Kesici...Cumhuriyet mitinglerinde mikrofonu ele geçiren marjinal eğilimli sözcüler, Avrupa ve Amerika düşmanı, özelleştirme ve yabancı sermaye karşıtı yanıltıcı bir kimlik giydirdiler kalabalıklara.Hareketi destekleyen CHP’ye de yapıştı bu karşıtlıklar. Çünkü hiçbir CHP’li üst yöneticinin bu görüşlere katılmadıklarını söylediği duyulmadı.Kokteyl parti olurİlhan Kesici ve Ertuğrul Günay yalnız parti değil, ideoloji değiştirmişlerdir. Onlar gibi siyasetçiler böyle bir şey yaptıkları zaman değmeli, CHP de, AKP de önyargılardan beslenen yanlışlarından yavaş yavaş da olsa arınmalıdır.Aksi halde bu katılımlar milletvekilliği için katlanılmış fedakârlıklar olur, bu partiler de kokteyl parti olur!

Devamını Oku