Sezen Aksu kendisinden seçim meydanlarında kullanılmak üzere şarkı isteyen partilere ret cevabı vermiş.Ne yapsın; duruma uygun tek şarkısı “Kaybolan Yıllar”dır onu da seçimde dev görünmeye çalışacak olan cüceler istemezler!22 Temmuz yaklaştıkça partilerin seçim beyannameleri çıkacak, vaatlerini ve gerçekleştirmekte yararlanacakları kaynakları göreceğiz diye merakla bekliyoruz ama daha hiçbiri oralı değil.Varsa yoksa kavga, suçlama, hakaret...Terörün tırmanışa geçtiği şu dönemde siyasetçilerin sorumlu davranması gerekir.Elbette terör seçime, siyasete alet edilmemeli. Başbakan da sık sık bu uyarıyı yapıyor. Ama askerle didişmenin AKP’ye oy getirdiğini söyleyen aklıevvellere uyuyor olmalı ki tahrik edici şeyler söylüyor. Ve bu yüzden savunduğu politikalara zarar veriyor.Meselâ “Türkiye içindeki 5 bin teröristi bitirdik de sıra Kuzey Irak’taki 500 teröriste mi geldi?” diyerek sözde sınır ötesi operasyona niyetleri olmadığını belli etti.Ama verdiği rakamların doğru olmadığı, PKK ağırlığının içerde değil Kuzey Irak’ta olduğu anında ortaya çıktı.Bu durumda hiç arzu etmediği sınır ötesi harekât, bir anda gerekli hale gelmiş oluverdi!“Rakamlar tersmiş, operasyon farz oldu” diye karar değiştirmeyeceğine göre Türkiye’nin iç ve dış düşmanları artık Başbakan’ın sözüne inanır, uyarılarına kulak asar mı?Amerika, Barzani ve Kuzey Irak’ta barınan katil sürüsü “Türkiye’nin sabrı taşıyor galiba, ayağımızı denk atalım” deme mecburiyeti hisseder mi?Terörle kimse siyaset yapmasın ama bunları da birilerinin söylemesi ve vatandaşı uyarması gerekiyor.Başbakan’dan beklediğimiz, politikasızlığını eleştirenlere lâf yetiştirecek yerde teröre karşı politikası neyse onu açıklamasıdır!*****Yok artık!Nesim Malki’nin katil zanlısı 12 yıl sonra ortaya çıktı, teslim oldu.Bunca yıl acaba niye bulunamadı?Haydi bulunamadı; niçin 12 yıl sonra ortaya çıkıp polise teslim oldu?Sebep basit:Yargılanıp suçlu bulunursa ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm olacak.Teslim olduğu için iyi hal indiriminden yararlanıp cezası müebbete dönecek.2005 yılında kaldırılan İnfaz Kanunu, yatacağı süreyi 16 yıla indiriyor; ondan da yararlanacak.Tam o noktada “Rahşan Ablası”nın affı 10 yıl daha indirim getirecek.Amerika’da üstünden 15 yıl dahi geçse idam cezalarını müebbet hapse bile çevirmiyorlar. Biz idamı kaldırdık ama kantarın topunu da kaçırdık. İdamlık suçluyu 6 yıl hapiste tutup salacağız.Bizdeki kanunlar suçu caydırmıyor, adeta teşvik ediyor. Amerika’daki Özgürlük heykeli 121 yıldır sapasağlam duruyor.Bizde olsa “Kimlere özgürlük veriyorlar” diye kahırdan çürürdü!
Terör en önemli sorunumuz. Ama onunla baş etmekte devleti zaafa düşüren sebepler daha önemli sorundur.Bir süredir bölücü terör, Apo’nun Şam’da oturduğu dönemi andıran bir azgınlık tırmanışına girdi.Cenazeler kalkıyor, katilleri yakması gereken intikam ateşi şehit yakınlarının ve milletin içini kavuruyor. İnsanlar devletin kontrolu yavaş yavaş yitirdiğini gördükçe ağzına geleni söylüyor.Söyleyecek tabii.Cenazelerdeki protestoların nedeni, bunca kayba rağmen özel bir terör gündemi ile meclisin toplanmaması, sivil ve askeri liderleri bütün bu kıyametin bir araya getirip çare aramaya razı edememesidir.Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Dışişleri Bakanı, Kara Kuvvetleri Komutanı ve Jandarma Genel Komutanı tarafından gerçekleştirilen toplantı medyaya “zirve” diye yansıdı.Ne zirvesi Allah aşkına!Terörün otorite boşluğu görerek kudurduğu bir ülkede bu toplantılar gerekirse her gün yapılır. Yapılmadığı zaman devlet çarkında bir “zırvalama” hali var demektir.Bizdeki durum da işte tam budur!Devlet çarkı zırvaladıkça böyle rutin toplantılar “zirve” diye adlandırılıyor.Zavallı millet, yöneticileri şevke gelsin diye olağan bir hizmeti böyle parlak nitelemelerle yüceltiyorlar! CHP lideri Baykal’ın şu eleştirisi yerden göğe haklıdır:“Başbakan toplantı öncesinde (TÜSİAD’ı emekli generalleri ve cenazede protesto gösterisi yapan halkı paylayan) o açıklamayı yaptı, sonra da zirveyi topladı. Aslında o açıklamaları ile zirveyi başlamadan bitirdi.” Dikkat edilecek olursa toplantı sonrası yapılan açıklamada alınan tedbirler sıralanmadı, “hükümetle TSK’nın tam uyum içinde” oldukları belirtildi.Başka bir ülkede olsa “Aksi olamayacağına göre bu da haber mi?” diye alay konusu olabilecek bir açıklama bizde moral verici bir haber olmuştur.İnşallah o haber de moral verme amacından daha fazla bir şeye hizmet ediyor, gerçeği ifade ediyordur!*****Binalar akıllı ama... CHP’ninkinin ardından AKP’nin genel merkezi de hizmete açıldı.İkisi de saray gibi maşallah.Hayırlara vesile olur inşallah!Otuzardan 60 milyon dolara mal olduğu söyleniyor iki genel merkezin.O lüksü görünce geçen gün bizim gazetede çıkan sınıra yakın polis karakollarının fotoğrafları gözümün önüne geldi.Bir yanlışlık var bu işte: Partilerine Hazine parası ile saraylar yaptıran bir devlet, kana susamış katillerin hedefi olan askerini polisini böyle derme çatma kulübelerde oturtmaz.Neyse, durumlar yine de değişebilir.Çünkü ajansların verdiği habere göre iki partinin genel merkezleri yüksek teknoloji kullanılan “akıllı bina”lar imiş.Bakarsınız bu akıllı binalar bir gün gelir akılsız adamları içeri almamayı başarır!=*****Bonozedelere haberBonozedelerle ilgili yasa çıktı ama nedense hükümet bonozedelere işkence etmeye devam ediyor.Ne bir ses, ne bir nefes...Dört yılda zaten tükenmiş olan 22 bin aile mahkeme kararlarına ve çıkan yasaya rağmen diken üstünde.Konunun muhatabı olan Başbakan Yardımcısı Şener’e dün tekrar sordum. Ödemeleri başlatmak için bir Bakanlar Kurulu kararına ihtiyaç bulunuyormuş. BDDK bir taslak hazırlamış, ilgili öteki kurumların görüşleri alınarak sona yaklaşılıyormuş.Şener “Seçimle ilgisi yok bu işin ama seçimden önce ödemeler başlar” dedi.
Mağdur edilmiş görünmek ve ona bağlı öfke halleri...Başbakan’ın siyasi enerjisini besleyen iki kaynak işte bunlar!Dün yine peş peşe haksızlıkların isyana sevkettiği “masum ve mağdur başbakan” kimliği ile kamuoyunun karşısına çıktı.Yaptığı, “ulusa sesleniş”ten ziyade hoşuna gitmeyenlere “sıra dayağı” çekmekti.“Güvenlik ekonomiye feda edilmez” diyen TÜSİAD da;Şehit cenazelerinde pasifliği nedeniyle iktidarı protesto eden kalabalıklar da;TV’lerde uzman sıfatı ile AKP’nin güvenlik politikalarını -daha doğrusu politikasızlığını- eleştiren emekli generaller de;Askerin Kuzey Irak’a girmesini sağlayacak siyasi iradeyi oluşturması için hükümete baskı yapan çevreler de Başbakan’ın köpüklü azarlamalarından hissesine düşeni aldı.Sınır ötesi yok...Erdoğan’ı bu tavrı nedeniyle tutarlı ve haklı görmek mümkün değildir. Seçilmiş bir başbakan, kral dokunulmazlığı isteyemez. Terör kayıpları milletin kalbini dağlarken ve üstüne üstlük millet doğru dürüst bir karşı hamle de görmüyorsa bağrına taş basıp susmaz.Demokratik bir ülkede halk yüksek sesle yaşar, seçilmişler de onlara saygı göstererek hesap verirler. Tayyip Erdoğan köpürdüğü zaman karşısındakilere tebaa muamelesi yapıyor.Ayrıca da haklı değil.Mesela “İçerideki 5 bin teröristle mücadele bitti mi ki dışardaki 500 ile uğraşalım” diye çıkıştı.Bu sözlerle “iktidar olarak şu anda Kuzey Irak’a sınırötesi operasyonu düşünmüyoruz” demek istiyor.İyi ama daha geçen haftaya kadar “Asker yazılı istekte bulunsun, operasyon iznini verelim” diyen, hatta bu amaçla komuta kademesi üzerinde baskı kuran kendisi değil miydi?Başbakan, mağduriyet gıdasını terör olaylarına bağlı gelişmelerde aramasın. Çünkü şehitten ve şehit ailelerinden öte mağdur yoktur. Bu konuda baskın çıkmaya kalkmak kendisine ağır bedeller ödetebilir.Kimse oynamasınMillet, Türkiye’nin bir dış politikası olsun istiyor.Olmadık şeyler Başbakan’ın kanına dokunuyor da bir aşiret reisi olan Barzani’nin meydan okumaları dokunmuyor mu?Kuzey Irak yönetiminin burnunun sürtülmesi gerekiyor.Bunun için oraya girmeye bile gerek yok.Devlet kendi sanayicisine 10 cent’e verdiği elektriği Irak Kürtlerine 4 cent’e kullandırıyor. Her şeyleri Habur kapısından gidiyor.Türkiye, Habur’u kapatıp elektrik şalterini birkaç gün indirerek “Türkiye düşmanlığının maliyeti”ni Irak Kürtlerine niçin göstermiyor?Terörü, yaklaşan seçim için sömürmenin ayıbını, günahını Başbakan devamlı hatırlatıyor. Bundan herkes sakınmalı.Ama Kuzey Irak’a ambargo uygulamanın Güneydoğu’da iktidara oy kaybettireceğinden çekinerek elimizdeki bu ekonomik silâhı kullanmaktan sakınmak aynı ölçüde ayıp ve günah değil mi?
Katil sürüsünü üstümüze salan dış güçlerin ne yapmak istediğini artık çocuklarımız bile öğrendi.Ülkeyi ikiye bölme amaçlı etnik çözümler daha doğrusu çözülmeler için devlete boyun eğdirmek, direnecek olan millete de terör yoluyla diz çöktürmek istiyorlar.Şehit cenazelerinde kendini göstermeye başlayan ölçüsüz öfke, hedef olduğumuz fesada elbette bir meydan okumadır.Can ve kan bedeli ne boyutta olursa olsun hiçbir terör saldırısı, vatanın ve milletin birliği söz konusu olduğunda devlete boyun eğdiremeyecek, millete diz çöktüremeyecektir.Cenaze kalabalıklarından yükselen kükreme bunu söylüyor.Ama öfkesini kontrol edemeyen bazı grupların, iktidarı PKK’yı himaye etmekle suçlaması, hem suçlananlara, hem kendimize karşı haksızlık oluyor.Dost, düşman karışmasın...Evet iktidarın özellikle Kuzey Irak politikasında ve PKK terörüyle mücadelede pahalıya mal olan büyük yanlışları oldu.Bunların siyasi olarak hesabı sorulacaktır.Devletin ahengi geçici olarak bozulmuş olsa bile Türkiye bin yıllık devlet geleneğinin refleksleriyle kendini koruyacaktır. Bu konudaki tek değişken, ihaneti cezalandırırken ödeyeceğimiz bedelin çapıdır.Alçaklığa karşı omuz omuza vermekte bilinç göstermezsek, daha fazla hayat kaybederiz.PKK’ya karşı olanlar, sırf farklı siyasal görüşleri savunuyor oldukları için cenazelerde birbirlerini hedef almamalıdır.Şehitleri inciten, katilleri heveslendiren çok kötü bir yanlış olur bu.Dünkü cenaze törenlerinde bazı grupların iktidarı suçlayan sloganlar atması ve bunun doğurduğunu bildiğimiz psikoloji, ihanet örgütünün mutlaka iştahını kabartmıştır.Unutmayalım:PKK’yı, her gün 3-5 asker ve subayı şehit ederek Türkiye’yi tüketeceğini zanneden aptallar yönetmiyor. Bu katil sürüsünün başındakiler 25 yılda tam profesyonel oldu.Şimdi üstüne bir de yabancı güçlerden, hatta Amerika’dan akıl ve silâh alıyorlar.“Açık ve net” özür lâzım...Amaçları terör yoluyla toplumun içine Türk-Kürt ayrımını sokmak, ülkeyi idare edenleri hata yapmaya zorlayarak güvensizliği ve iç çatışmayı tırmandırmaktır.Millet olarak şehit cenazelerini, ayrılıkları derinleştiren tuzaklara dönüştürmeyelim.Sivil toplum savaş bilinci içinde sabır gösterecek, ülkeyi yöneten siviller ve askerler de hatalarından ders almayı bileceklerdir.İktidar da, Başbakan da kötü sınav verdi terör karşısında. Başbakan Erdoğan kibri bırakıp şehit ailelerini rencide eden sözlerini geri almalı, kendi deyimi ile “açık ve net” özür dilemeli, bir yandan da sorumluluklarını küskünlüklerine feda etmemelidir.Nihayet bugün Başbakanlık’ta komutanlarla yapacağı güvenlik toplantısı yeni bir başlangıç olabilir.Hemen ardından hükümete sınır ötesi harekât için yetki veren bir meclis kararı çıkarılması da Türkiye’yi terörle terbiye etmeye çalışanların akıllarını başlarına getirebilir.
Kuzey Irak’ta kendilerine “dost bir devlet”in kurulması hem Amerika, hem İsrail tarafından destekleniyor.Bu güçlerle beraber Barzani PKK’yı bize karşı kullanmaya devam edecektir.Kuzey Irak’taki oluşuma karışmayalım diye Türkiye’yi terörle oyalayacak, bunaltacaktır.“Terörle mücadeleye evet ama orada hep garibanlar ölüyor” itirazı, daha mürekkebi kurumadan çürüdü. İşte Şırnak’ta alçakların uzaktan kumandalı mayını, bir onbaşı ile beraber bir yarbay ve bir binbaşıyı da şehitler listesine ekledi.Subayların şehit oluşu şimdi mücadeleye etkinlik mi kazandıracak? Hayır..Cumhurbaşkanı Sezer “Teröre karşı savaş son terörist yok olana kadar kararlılık içinde yürütülecektir” dedi. Başbakan Erdoğan da aynı mesajı başka ifadelerle dile getirdi.Bunlar lâftır. İki devlet büyüğünü devletin güçlerini kullanmak amacıyla karar oluşturmaları için bekleyen zeminler, ölüm sessizliği taşıyor. Ayıp değil mi?Türkiye’yi kendi devletinin organları ile yönetme kabiliyeti adeta yok oldu.Bu durum bizi “dış odaklar” diye adlandırdığımız düşmanlarımızın oyuncağı yapıyor, PKK’ya cüret kazandırıyor.Bir kez daha soruyoruz: MGK niçin olağanüstü toplanmıyor?Cumhurbaşkanı, niçin Anayasa’dan aldığı yetkiyi kullanarak Bakanlar Kurulu’nu kendi başkanlığında toplantıya çağırmıyor?Bu dağınıklık ve halkta uyandırdığı güvensizlik “kötülük yapmanın tam sırasıdır” diye Türkiye’nin düşmanlarına davetiye çıkarmak değil mi?İktidarın yetersizliğini görerek Cumhurbaşkanı Sezer devleti çalıştırmanın gereği neyse yerine getirmelidir!Belediyeler altın madeniCumhurbaşkanı “uzatmaları” oynadığı için olmalı yetki kullanmaktan uzak duruyor.Bu durumda bari meclis toplanıp teröre çare düşünmeli değil mi?CHP lideri Baykal kurmayları ile oturup bunu tartışmış ancak şundan korkmuş:Meclis toplandığında seçimde aday gösterilmeyen AKP ve CHP milletvekilleri işbirliği halinde bir “saray darbesi” yapabilir, seçimleri tehlikeye sokabilirler.Bizce gereksiz bir korku... AKP’nin küskünleri böyle bir oyunda asla rol almaz. Çünkü onları “eski milletvekili” kimlikleri ile özellikle AKP’li belediyelerin ihalelerinde parlak ve çok kârlı bir gelecek bekliyor.Lidere ömür boyu sadakat yeminlerini, kamunun para muslukları ceplerine akmaya devam ettikçe bozmayacaklardır.CHP rahatlıkla meclisi toplantıya çağırabilir!Medyanın ufku solduUfuk Güldemir, cesur, girişimci, öncülük misyonuna doğasıyla bağlı bir meslektaşımızdı.Genç yaşında başardıkları bile medyanın neler kaybettiğini açıklıyor. Özgür ruhu ve yaratıcı özellikleri yanında birikmiş zengin tecrübeleri, onun açısından geleceğe bakan herkese heyecan veriyordu. Yazık oldu, erken öldü.Mekânı cennet olsun.
Son TÜSİAD toplantısında üstüne projektör tutulan sorunlar Türkiye’nin açmazlarıdır.Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç’un dediği gibi siyaset sahnesinde “akıl tutulması” durumu mevcuttur.Küreselleşmeye uyum çabaları ile Türkiye bir yenilenme yaşadı. Tam bu zemini sıçrama tahtası olarak kullanacaktık ki Batı dünyasından kopmayı siyasi bir alternatif olarak halkın önüne koyan partiler ve kuruluşlar türemeye başladı.Koç’a hak vermeyebilirsiniz ama eğer o çizgide iseniz, “yeminli Türkiye düşmanları” ile yan yana yürüdüğünüzü hemen farkedebilirsiniz.TÜSİAD uyarıyor:Türkiye karşıtı siyasetçilere bakarak AB’yi gözden çıkarmayın. Türkiye’yi içine kapalı devletçi bir çizgiye oturtmaya, yüzünü Batı’dan çevirmeye çalışmak onu geri bırakmaya mahkûm etmektir.CHP ile MHP böyle düşünmüyor. Buna hakları var ama Mustafa Koç’un dediği gibi demokrasi bu partilere “Türk insanına hangi kaynaklarla nasıl bir gelecek yaratmayı tasarladıklarını bütün açıklığı ile anlatmak” sorumluluğunu yüklüyor.AB bayrağı halâ AKP’nin elindedir.Türkiye’yi muasır medeniyet seviyesine çıkarma vasiyetinin sorumluluğunu yüklenmiş CHP’nin takıntıları var da AKP’nin zihni ve önü sanki açık mı?Hayır, o da AB hedefine ters zihniyette nesiller yetiştirmek için başta eğitim tüm devlet kadrolarını alt üst etti, ediyor.TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ’ın yaptığı tespit de yerindedir.“İmam hatip liseleri dışındaki bütün liseleri ahlâksızlık yuvası olarak gören bir zihniyet Milli Eğitim camiası içinde halâ kendine yer bulabiliyor!” AKP’nin eğitim politikası, kutuplaşmayı yıllar boyu sürdürecek toplumsal fay kırılmaları yaratmıştır. Bu parti suç işlemiştir.Partilerin merkeze yaklaşma çabaları, gelecek adına umudumuzu besleyen en önemli sebeptir.Dileğimiz, vitrin değişikliklerinin “cambaza bak” kandırmacasından daha samimi amaçlar taşımasıdır. Ufuktaki tehlikeTürk halkının tükenen sabrı siyaset ve asker kanadı üstünde etkili olmaya başlayınca Bağdat’ın havası değişti.Yine de Irak hükümetinin dün verdiği alttan alan notayı fazla önemsememek gerekir.Neymiş; sınırötesi operasyon iki ülke arasındaki güveni zedeler, dostluğu bozarmış!Irkçı katiller sürüsü Kuzey Irak’ta barınıyor. Ayrıca Barzani PKK maşası ile Türkiye’nin kentlerini karıştıracağını söylemiyor muydu?Daha üç gün önce “PKK ile çatışmak istemiyoruz” demedi mi?Barzani, Kerkük’te hedefine ulaşana kadar PKK’yı bize karşı besleyecek, sonra tekmeyi vuracaktır. Çünkü öldürmeye alışmış bir topluluğun, egemenliği altındaki topraklarda kalmasına razı olamaz.Türkiye işte bu nedenle bir yandan da en çok bir yıl sonra Kuzey Irak’tan kovulacak olan PKK’lı katillerin ülkemize dönmeye mecbur kalacağını gözeten hazırlıkları tamamlamak zorundadır.Apo’nun yakalanmasından sonraki dönemi yörenin ihtiyacı olan ekonomik ve sosyal gelişme için kullanamadık.Kaybedecek şeyi olmayan insanlar güçlüden yana olurlar. PKK da şiddet kullanarak gücünü kabul ettirmek isteyecektir.Yani yakın bir gelecekte bizi bugünkünden daha zor bir mücadele bekliyor.Devlet organlarının MGK’yı işleterek uyum içinde çalışmasına, sınırlarımızın kontrolu için teknoloji yatırımı yapılmasına ve terörle savaş için profesyonel özel ordu kurulmasına niçin sürekli vurgu yapıyoruz?Sebep, yaklaşan bu tehlikedir!
Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesine bakmadan yatıp uyumak, eksikliktir artık!Çünkü önemli bir geceyarısı bildirisini kaçırabilir ve ertesi güne yeterli hazırlıktan yoksun başlama yanlışına düşebilirsiniz...Son açıklama önceki gece yayınlandı.Bildiri ırkçı terör örgütünün niyetleri konusunda halkı uyarmakla kalmıyor, milleti terör olayları karşısında “kitlesel karşı koyma refleksini” göstermeye de çağırıyordu.Beklendiği gibi bu “kitlesel karşı koyma refleksi” deyimi çok farklı tepkiler yarattı.Oyuna gelmeyelimÜlkenin dirayetli bir yönetim elinde bulunmaması, devletin terörle mücadele gücü ve kararlılığı konusunda bilgi edinmek ihtiyacındaki toplumun beklentilerine Silâhlı Kuvvetler’i muhatap hale getiriyor.Bu açıdan yaklaşınca Genelkurmay’ın açıklamalarını anlamak mümkün olabiliyor.Ama ulusal hassasiyetin zirve yaptığı meselelerle ilgili bildirilerin hiçbir tereddüt yaratmayacak açıklıkta olması gerekiyor.Mesela bildiride “.. barış, özgürlük ve demokrasi gibi değerleri terör örgütüne paravan olarak kullanan kişi ve kuruluşların gerçek yüzlerini görme zamanı artık gelmiştir” deniyor.Ya şimdi birileri kendi kafalarına göre bir maske düşürme gayretkeşliğine girer de listeleyeceği isimleri “kitlesel refleks”e hedef göstermeye kalkarsa ne olacak?Başarının ilk koşulu, terör örgütünü toplumdan mümkün olduğunca tecrit etmektir.PKK’nın amaçlarından biri ise halkın gözünde Kürt kökenli yurttaşları örgütle özdeş hale getirmektir.Bu tahrikler Adapazarı’nda Ahmet Kaya resimli tişört giyen Diyarbakırlı gençlerin saldırıya uğraması olayında görüldüğü gibi zaman zaman hedefine ulaşabiliyor.O nedenle Kürt kökenli yurttaşların sahiplenilmeleri gerektiğini toplumsal bilince kazımamız şart oluyor. Çünkü tehdit, onlardan değil dışarda beslenen 3-5 bin hainden geliyor.Teröre karşı kitlesel karşı koyma refleksi göstermek ne demek?Şırnak’ta üç gün önce bir şehit cenazesi, katil sürüsü PKK’ya lânet okuyan Kürtçe sloganlar eşliğinde toprağa verilmedi mi?.Zaten her şehit cenazesi, bölücü canileri ve ihanetlerini lânetleyen mitinglere dönüşüyor.Kötü idare ediliyoruzGenelkurmay belli ki, PKK’ya siyasi destek sağlayan odakların yürüttüğü psikolojik harekâtın orduya yönelik güven sarsıcı kötüleme saldırılarını püskürtmeye uğraşıyor.Oysa daha kolay ve doğru tedbir, devlet organlarının MGK çatısı altında ahenkle çalıştığını göstermektir; sınır güvenliğini geliştiren ve terörle savaşı profesyonellerin oluşturduğu birliklere devreden yapılaşmanın hızla kurulmasına karar verildiğini millete duyurmaktır.Terörün sonunda ezileceğini millet biliyor.Bilemediği, devlet içinde sürekli çatışma üreten kötü idarenin ne zaman ve nasıl değişeceğidir!
Seçimlerde halkın oyunu etkileyen bir numaralı sorun PKK terörü olacak.Havayı koklamak bile yeterli ama ben, seçim anketi yapan bir şirkette yönetici olan birine de onaylattım.Düne kadar yığınların 1 numaralı sorunu ve özlemi “aş ve iş” idi. PKK’nın alçaklığı arttıkça terör örgütüne yönelen nefret, bölücü terörü 1 numaralı sorun, ona karşı yapılacak mücadeleyi de 1 numaralı talep durumuna yükseltti.“Şehit cenazeleri, sadece intikam duygusunu değil gelecek korkusunu da körüklüyor. Terörle savaş için gönüllü yazma kampanyası açılsa yetişkin çocukları olan babaların en başta geleceğini hissediyorsunuz. Partilerin mücadele kararlılığı, seçmenlerin tercihini en üst düzeyde etkileyen sebep olacak.” Burası Türkiye olmasa, bin yıllık geleneğe sahip bir ordu bulunmasa, askerimiz çoktan Irak’a girmiş olurdu. Sorumsuz siyasetçi böyle bir hamlede ganimet görebilir çünkü.Amerikan medyasında böyle bir ihtimalin gerçekleşeceği korkusunu yansıtan haber ve yorumlar arttı. Çünkü kendi siyasetçilerinin böyle fırsatları kaçırmadığını iyi biliyorlar.Öbür yanda Amerikan hükümeti ve askeri yöneticiler de bir yandan “Aman durun” diyorlar, bir yandan da harekete geçecek olursak bunu anlayacaklarını söylüyorlar.Halkın gözünde PKK’nın hamisi Amerika’dır. Amerika Türkiye gibi bir müttefiki kaybetmek istemiyorsa Wall Street Journal gazetesinin önerdiği iki çareden birini hayata geçirmek zorundadır:Ya Irak’taki PKK liderlerini toplayıp Türkiye’ye teslim edecek ya da Türkiye’nin Irak’ta nokta operasyonlar yapmasına izin verecek.Geç kalmamalılar. Günler değil, saatler bile önemlidir!İstersek olur!Dokunulmazlıkların kaldırılmasını isteyenler sadist kişiler değildir.Bunu en azından kendimden biliyorum. Demokrasimizin başka türlü düze çıkamayacağından emin oldum.Eğer bir ülkede milletvekili olmak, suçlulara adaletten kaçma imkânı veriyorsa o ülkede namuslu insanların çıkarlarını korumaktan başka kaygısı olmayan bir meclis kuramazsınız!Yöneticiler varlıklarının kaynağını her an açıklayabilmeli. Türkiye’nin demokrasisi bu denetimden yoksundur.Milletvekillerini partilerin üyeleri değil liderler seçiyor. Ve biliyoruz ki, iktidar partisi adına bürokrasi kademelerinde kanunsuzluğa ve yolsuzluğa alet olmuş kişiler bilinçli olarak milletvekili yapılıp dokunulmazlık zırhına sokulmaktadır.Çünkü korumasız kalırlarsa arkalarındaki büyük başlar deşifre olacaklardır.Seçimde bütün partiler, bir yıl içinde bu rezalete son vereceklerine dair taahhütte bulunsunlar.Meydanları dolduran milyonlar eğer inanırlarsa bunu isteyip alabilirler.“Garanti vermeyen partilere oy yok” kararı kurtarır bizi!