Mağdur edilmiş görünmek ve ona bağlı öfke halleri...
Başbakan’ın siyasi enerjisini besleyen iki kaynak işte bunlar!
Dün yine peş peşe haksızlıkların isyana sevkettiği “masum ve mağdur başbakan” kimliği ile kamuoyunun karşısına çıktı.
Yaptığı, “ulusa sesleniş”ten ziyade hoşuna gitmeyenlere “sıra dayağı” çekmekti.
“Güvenlik ekonomiye feda edilmez” diyen TÜSİAD da;
Şehit cenazelerinde pasifliği nedeniyle iktidarı protesto eden kalabalıklar da;
TV’lerde uzman sıfatı ile AKP’nin güvenlik politikalarını -daha doğrusu politikasızlığını- eleştiren emekli generaller de;
Askerin Kuzey Irak’a girmesini sağlayacak siyasi iradeyi oluşturması için hükümete baskı yapan çevreler de Başbakan’ın köpüklü azarlamalarından hissesine düşeni aldı.
Sınır ötesi yok...
Erdoğan’ı bu tavrı nedeniyle tutarlı ve haklı görmek mümkün değildir. Seçilmiş bir başbakan, kral dokunulmazlığı isteyemez.
Terör kayıpları milletin kalbini dağlarken ve üstüne üstlük millet doğru dürüst bir karşı hamle de görmüyorsa bağrına taş basıp susmaz.
Demokratik bir ülkede halk yüksek sesle yaşar, seçilmişler de onlara saygı göstererek hesap verirler. Tayyip Erdoğan köpürdüğü zaman karşısındakilere tebaa muamelesi yapıyor.
Ayrıca da haklı değil.
Mesela “İçerideki 5 bin teröristle mücadele bitti mi ki dışardaki 500 ile uğraşalım” diye çıkıştı.
Bu sözlerle “iktidar olarak şu anda Kuzey Irak’a sınırötesi operasyonu düşünmüyoruz” demek istiyor.
İyi ama daha geçen haftaya kadar “Asker yazılı istekte bulunsun, operasyon iznini verelim” diyen, hatta bu amaçla komuta kademesi üzerinde baskı kuran kendisi değil miydi?
Başbakan, mağduriyet gıdasını terör olaylarına bağlı gelişmelerde aramasın. Çünkü şehitten ve şehit ailelerinden öte mağdur yoktur. Bu konuda baskın çıkmaya kalkmak kendisine ağır bedeller ödetebilir.
Kimse oynamasın
Millet, Türkiye’nin bir dış politikası olsun istiyor.
Olmadık şeyler Başbakan’ın kanına dokunuyor da bir aşiret reisi olan Barzani’nin meydan okumaları dokunmuyor mu?
Kuzey Irak yönetiminin burnunun sürtülmesi gerekiyor.
Bunun için oraya girmeye bile gerek yok.
Devlet kendi sanayicisine 10 cent’e verdiği elektriği Irak Kürtlerine 4 cent’e kullandırıyor. Her şeyleri Habur kapısından gidiyor.
Türkiye, Habur’u kapatıp elektrik şalterini birkaç gün indirerek “Türkiye düşmanlığının maliyeti”ni Irak Kürtlerine niçin göstermiyor?
Terörü, yaklaşan seçim için sömürmenin ayıbını, günahını Başbakan devamlı hatırlatıyor.
Bundan herkes sakınmalı.
Ama Kuzey Irak’a ambargo uygulamanın Güneydoğu’da iktidara oy kaybettireceğinden çekinerek elimizdeki bu ekonomik silâhı kullanmaktan sakınmak aynı ölçüde ayıp ve günah değil mi?
Mağduriyet sömürüsü
Haberin Devamı

