Takıntıları var!

Haberin Devamı

Son TÜSİAD toplantısında üstüne projektör tutulan sorunlar Türkiye’nin açmazlarıdır.

Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç’un dediği gibi siyaset sahnesinde “akıl tutulması” durumu mevcuttur.

Küreselleşmeye uyum çabaları ile Türkiye bir yenilenme yaşadı. Tam bu zemini sıçrama tahtası olarak kullanacaktık ki Batı dünyasından kopmayı siyasi bir alternatif olarak halkın önüne koyan partiler ve kuruluşlar türemeye başladı.

Koç’a hak vermeyebilirsiniz ama eğer o çizgide iseniz, “yeminli Türkiye düşmanları” ile yan yana yürüdüğünüzü hemen farkedebilirsiniz.

TÜSİAD uyarıyor:

Türkiye karşıtı siyasetçilere bakarak AB’yi gözden çıkarmayın. Türkiye’yi içine kapalı devletçi bir çizgiye oturtmaya, yüzünü Batı’dan çevirmeye çalışmak onu geri bırakmaya mahkûm etmektir.

CHP ile MHP böyle düşünmüyor. Buna hakları var ama Mustafa Koç’un dediği gibi demokrasi bu partilere “Türk insanına hangi kaynaklarla nasıl bir gelecek yaratmayı tasarladıklarını bütün açıklığı ile anlatmak” sorumluluğunu yüklüyor.

AB bayrağı halâ AKP’nin elindedir.

Türkiye’yi muasır medeniyet seviyesine çıkarma vasiyetinin sorumluluğunu yüklenmiş CHP’nin takıntıları var da AKP’nin zihni ve önü sanki açık mı?

Hayır, o da AB hedefine ters zihniyette nesiller yetiştirmek için başta eğitim tüm devlet kadrolarını alt üst etti, ediyor.

TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ’ın yaptığı tespit de yerindedir.

“İmam hatip liseleri dışındaki bütün liseleri ahlâksızlık yuvası olarak gören bir zihniyet Milli Eğitim camiası içinde halâ kendine yer bulabiliyor!”

AKP’nin eğitim politikası, kutuplaşmayı yıllar boyu sürdürecek toplumsal fay kırılmaları yaratmıştır. Bu parti suç işlemiştir.

Partilerin merkeze yaklaşma çabaları, gelecek adına umudumuzu besleyen en önemli sebeptir.

Dileğimiz, vitrin değişikliklerinin “cambaza bak” kandırmacasından daha samimi amaçlar taşımasıdır.

Ufuktaki tehlike

Türk halkının tükenen sabrı siyaset ve asker kanadı üstünde etkili olmaya başlayınca Bağdat’ın havası değişti.

Yine de Irak hükümetinin dün verdiği alttan alan notayı fazla önemsememek gerekir.

Neymiş; sınırötesi operasyon iki ülke arasındaki güveni zedeler, dostluğu bozarmış!

Irkçı katiller sürüsü Kuzey Irak’ta barınıyor. Ayrıca Barzani PKK maşası ile Türkiye’nin kentlerini karıştıracağını söylemiyor muydu?

Daha üç gün önce “PKK ile çatışmak istemiyoruz” demedi mi?

Barzani, Kerkük’te hedefine ulaşana kadar PKK’yı bize karşı besleyecek, sonra tekmeyi vuracaktır. Çünkü öldürmeye alışmış bir topluluğun, egemenliği altındaki topraklarda kalmasına razı olamaz.

Türkiye işte bu nedenle bir yandan da en çok bir yıl sonra Kuzey Irak’tan kovulacak olan PKK’lı katillerin ülkemize dönmeye mecbur kalacağını gözeten hazırlıkları tamamlamak zorundadır.

Apo’nun yakalanmasından sonraki dönemi yörenin ihtiyacı olan ekonomik ve sosyal gelişme için kullanamadık.

Kaybedecek şeyi olmayan insanlar güçlüden yana olurlar. PKK da şiddet kullanarak gücünü kabul ettirmek isteyecektir.

Yani yakın bir gelecekte bizi bugünkünden daha zor bir mücadele bekliyor.

Devlet organlarının MGK’yı işleterek uyum içinde çalışmasına, sınırlarımızın kontrolu için teknoloji yatırımı yapılmasına ve terörle savaş için profesyonel özel ordu kurulmasına niçin sürekli vurgu yapıyoruz?

Sebep, yaklaşan bu tehlikedir!

DİĞER YENİ YAZILAR