Çağdaş yaşamda “sistem bütünlüğü” diye bir kavram var. Bizde yok!
Meselâ eğitimli bir insan, çalışan bir makinenin aklına esti diye bir vidasını çıkarmaz. Biz, inatlaştığımız birinin canını sıkacaksa hiç düşünmeden çıkarırız!
AKP iktidarı şimdi bunu yapıyor.
Cumhurbaşkanlığı seçimini yüzüne gözüne bulaştırmıştır.
Bütün anketler yıllardan beri “halk seçsin” tercihine yüzde 70’in üstünde katılım olduğunu gösterdi. Yıllarca bu çağrılara kulak tıkayan AKP şimdi aniden “halk seçsin” reformundan yana oldu. Niye?
İktidar partisini inançlarından ziyade inatları yönetiyor.
Türkiye’nin iyi düşünülmüş bir devlet reformuna ihtiyacı var. Yamalı bohçayı anayasa değiştirecek çoğunluğa sahip AKP kaldırıp atabilir, yerine yenisini koyabilirdi.
Ama o, bilgi, disiplin, özveri ve devlet adamlığı nitelikleri gerektiren bu sorumluluğu üstlenmek yerine ya küçük menfaatler gözeten arsız vuruşlar yapmayı veya din sömürüsüne dayalı haksız ve sorumsuz operasyonları reform diye yutturmayı tercih etti.
Ciddiyet sıfır
Şimdi Sezer’in veto ettiği “cumhurbaşkanını halk seçsin” reformu, hınçla yoğrulmuş bir inat güdümünde ve jet hızıyla ikinci Çankaya seferine hazırlanıyor.
Referanduma sunulması ihtimali yüksek olduğu için AKP 120 günlük referanduma hazırlık süresini 30 güne indirmenin yolunu açmaya çalışıyor. Neden?
Referanduma sunulacak konu hakkında halkın doğru bir karar oluşturmasını sağlayacak tartışma döneminin 120 gün olması vaktiyle niçin öngörülmüş?
Şimdi “30 gün yeter” diyen AKP iktidarı hangi bilimsel gerçeğe dayanıyor.
Ve bu hakkı nereden alıyor?
Herhalde şöyle düşünüyor:
“Egemenlik milletindir; onun ruhsatı da şimdi benim elimde!”
Nasıl baksın?
Milletvekilleri mecliste dün birbirine girdi.
Medyada çıkan o fotoğrafı bir milletvekilinin kürsüden “Cumhurbaşkanı Başbakan’a nasıl bakıyor öyle...” diye göstermesi üzerine kıyamet koptu.
Aslında Sezer’in o bakışı tahlil edilmelidir. Keşke bunu kavga etmeden yapabilecek kalitede bir meclisimiz olabilse.
Ama bu düzende mümkün değildir.
Milletvekillerini millet değil liderler seçiyor. Liderini aşan kalitede bir üye oraya girmişse o bir kazadır ve ilk fırsatta düzeltilir!
İşte bu yüzden meclisimiz dokunulmazlık zırhı ile korunmaya muhtaç milletvekilleri ile doludur.
Yine o yüzden gündemleri, liderin verdiği “ödevler” ile sınırlıdır.
Meselâ meclis dün sabahtan gece yarılarına kadar PKK terörünü, Amerikan uçaklarının hava sahamıza izinsiz girişini konuşmalı, tartışmalı, politikalar üretmeliydi.
Hayır, o mesai gazetelerin haber masalarında, TV’lerin tartışma programlarında yapıldığı halde mecliste yapılmadı. Onların daha önemli işleri vardı!
Demokrasimiz işliyor ama sürekli olarak kalite ve seviye kaybediyor!
Meclisin hali
Haberin Devamı

