Türkiye’nin kendine güvenini kazanması lâzım. Bunu ithal edemeyiz!
İhtiyacımız olan şeyi kendimiz üretmek zorundayız.
Başka ülkelerin iş birliği şartına bağlı güvenliğin gerçek bir güvenlik olmadığını her gün yeni tecrübelerle öğreniyoruz.
“Son Küresel Kart Amerikan Turanı” kitabında Prof. Hasan Köni şunu diyor:
“Stalin korkusu 60 yıl önce Türkiye’yi NATO’ya aldırdı. Usame bin Ladin de ‘Türkiye’yi AB’ye alırsak İslâma karşı laik demokratik bir kale olur’ düşüncesini doğurdu.”
Ama çelişkiye bakın ki şu anda en büyük tehlike Kuzey Irak’tan geliyor. Kaynağı da Irak Kürtleri veya PKK değil, doğrudan Amerika!
Türkiye’yi Batı’nın gözünde yeniden değerli kılacak bir global belânın patlak vermesini beklemeye müsaade edecek şartlar yok. Karmaşa var ve akıl almaz bir hız taşıyor..
Gringo’nun ahırı mı?
Türkiye Kuzey Irak sınırına kuvvet yığdı. “Dur” ihtarı yapar gibi iki Amerikan F-16’sı hava sahamızı ihlâl etti. Tepkiler üzerine Amerikan Büyükelçisi “Biz konuyu kapanmış sayıyoruz” dedi. Dışişleri Bakanlığımız buna rağmen kırıcı olmamasına özen gösterilen bir notayı Büyükelçinin yardımcısına verdi.
Tam bu sırada ajanslar, Amerikan işgal ordusunun Kuzey Irak’ın dört kentini peşmergelere devrederek bugün çekileceğini dünyaya duyuruyordu.
Halk Amerika oyununun kan maliyetini gördükçe hınçlanıyor.
Dün bir okuyucu mektubu “Dingo’nun ahırı” deyiminden aldığı ilhamla “Burası Gringo’nun ahırı mı?” diye isyan ediyordu.
Daha ciddi bir tepki MGK eski Genel Sekreteri Kılınç’tan geldi.
Emekli Orgeneral Kılınç Türkiye’nin artık NATO’dan çıkması gerektiğini öne sürdü.
Amerika’ya güvensizlik vatandaşı aşıp sorumluluk mevkilerini yeni terk etmiş emekli askerlere kadar sirayet etmeye başlamışsa korkmak gerekir.
Bundan sonraki tahriklerin yaratacağı patlamaları iki F-16 göndermekle önlemek mümkün olamayabilir.
Profesyonel güçle
Acı gerçek şu ki Türk-Amerikan dostluğunun geleceğine bir terör örgütü hükmediyor. Bıçak kemiğe dayandığı için yeni bir PKK eyleminin yaratacağı psikolojik ve politik etkiler, daha yıkıcı olacaktır.
İki ülkenin yöneticileri, tarihi bir sınavdan geçiyorlar.
Bunalan Bush yönetiminden mucize bekleyemeyiz. Biz kendimize bakalım.
Terörle mücadelenin askeri, psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları var. Seçime giren partiler bu alandaki çözümlerini halka açıklamalıdırlar.
Ama acil sorun işin askeri boyutudur. Vatani görevini orada yapan gençlerden ve subaylardan gelen destek, profesyonellerden oluşmuş özel kuvvetler kurma önerimizi onaylıyor.
Önce kendi sınırlarımızı korumayı ve düşmanlık için sızanlara fırsat vermemeyi başardığımızı göstermek zorundayız.
Bu başarı bizi yalnız terörden korumaz, uluslararası ilişkilerimizi de korur.
Kaderimize egemen olmanın başka bir yolu yok!
Güveni biz üreteceğiz
Haberin Devamı

