Bölücü terör örgütü, Türkiye’ye diz çöktüremez. Onun cürmü ancak Kürtleri yakabilir!Tabii Kürtler gaflete düşerse...Dünkü gazetelerde çıkan, BDP’li milletvekillerini PKK’lılarla sarmaş dolaş gösteren fotoğraflar üstüne AKP Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik dikkat çekici bir değerlendirmede bulundu.“PKK, CHP’li Aygün’ü kaçırdıktan sonra BDP’lilerin yolunu kesmiş; propaganda-sohbet görüntüleri var gazetede. PKK gizli bir mesaj veriyor” diyor.Çelik’e göre PKK, tarifini kendisinin yaptığı tek tip bir Kürt yaratmaya çalışıyor.Şu teşhisi dikkate değerdir:“Aygün’ün ‘Zazayım’ demesi ona PKK’nın ‘özel savaş yürütücüsü’ sıfatı takmasına yetiyor. Hedef olmasını sağlıyor. CHP’den ayrılması isteniyor!”Yani bu ırkçı ve asimilasyoncu kafaya uyacak olursak “PKK Kürdü” olmayan Kürt de düşmandır, hedeftir...Terör örgütü, Kürt kökeninden gelmeyenlere söz geçiremez.Tehdidin etkileyeceği kesim, doğrudan Kürt kökenli vatandaşlardır.Yani PKK’nın tek imkânı, Kürt vatandaşları demokratik haklarını kullanmaktan yoksun bırakmaktır.PKK şiddetinin siyasetteki karşılığını BDP yürütüyor.Demokrasi dışında hiçbir rejim BDP’lilerin varlığına tahammül etmez.Türk vatandaşı Kürtleri komşu ülkelerdeki Kürtlerden ayıran en belirgin ve feda edilemez üstünlük demokrasidir.BDP, Türkiye’deki Kürtlerin sahip oldukları ayrıcalığın, gördükleri toleransın kanıtı ve politik ifadesidir.Üstelik bu haklar AB normları paralelinde gelişmeye devam ediyor.PKK tarafından kaçırılıp bırakılan CHP milletvekili Aygün, lideri Kılıçdaroğlu’na “Sizi zor duruma sokuyorsam istediğiniz an siyaseti bırakabilirim” demiş..Asla böyle bir şey olmasın.Ülkeye ve geleceğimize yapabileceğimiz en büyük kötülük öteki partilerdeki Kürt vatandaşları oralarda yabancılaştırmak ve PKK ile BDP çizgisine, cephesine itmektir!Türkiye’nin güvencesi, ülkenin birlik ve bütünlüğünden yana olan partilerdeki Kürt vatandaşlardır.Onlar arttıkça sigorta güçlenecektir.PKK tehdidine direnen bu insanlar demokrasi kahramanıdır.CHP’li Hüseyin Aygün’ü onlardan biri saymak gerekir!AİHM hakiminin Aygün kararı...PKK’nın kaçırdığı CHP’li Aygün bir mağdurdur.Suçluyu bırakıp önce mağdura meydan dayağı atılan ilginç ülke de Türkiye...Herkes bu konuda bir şeyler söyledi.Ama ben Rıza Türmen’in sözlerini önemsedim. Çünkü...Türmen, verdiği kararlar Anayasa hükmü derecesinde geçerli olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin uzun yıllar yargıçlığını yapmış bir devlet adamıdır.Hayatı adil yargılanma hakkını savunarak geçmiştir.Aygün’ün savcılıkta, kendisini kaçıran gençlerden değil de “Kandil’den şikâyetçiyim” sözlerini tam bir AİHM hakimi gibi değerlendirmiştir:“Barış istiyorum diyen gençlerden neden şikâyetçi olsun?”Bayramın hepinize sağlık, barış, huzur ve mutluluk getirmesini dilerim.
Başbakan dört ay önce “üniversite giriş sınavlarını da hazırlık kurslarını da kaldırıyoruz” demişti.Bu haberi duyup da heyecanlanmayan aile olmamıştır herhalde ülkede.Çünkü herkesin derdi çocuğunu iyi okullarda okutmak ve bunu da maddi yıkıma uğramadan başarmak..Ne var ki o sözlerin ardından bir sessizlik dönemi yaşandı. Çoğumuz “dershane lobisi bu kez de tehlikeyi savuşturdu” diye düşündü.Ama öyle olmadı; Başbakan Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu’nda dershanelerin ve sınavların kaldırılması ile ilgili hazırlığın ne aşamada olduğunu sordu.Kurmaylarının “Zor bir çalışma ve zaman alacak” cevabını kabul etmedi “Bir an önce sonuçlandırın” talimatını verdi.Türkiye’de dershaneler 10 milyar dolarlık bir ekonomik aktivite oluşturuyor.Üniversiteye girişte iyi okulların yarattığı farkı, devlet liselerinde okuyanlar nasıl kapatacaklar?Dershane lobisi daha pek çok haklı şüphe üretecektir. Onun cevabı da şu:Böyle bir dershane rezaleti hiçbir yerde yok. Doğru çözüme yöneldiğimizde doğacak boşluklar kendi doğası içinde çözümlerini üretecektir.Dershanelerin kalkması, liselerin kalitelerini daha açık ortaya çıkaracağı için eksik olan yarışma ve rekabet ruhu uyanacaktır.Bu reform zamanla her üniversitenin öğrencisini kendisinin seçmesine olanak tanıyan ideal uygulamanın da zeminini hazırlayacaktır.Tehlike, 4+4+4’teki gibi ideolojik niyetleri gizlemek amacıyla başvurulacak aceleciliğin yaratacağı sonuçlardır.Son eğitim reformu ile AKP’nin imam hatip okullarının orta bölümlerini açmak istediği söylenmişti.Ama müfredata dâhil edilen din ağırlıklı derslere bakınca “bütün okullar imam hatip olacak” diyenlerin haklı çıktıklarını görüyoruz.Aynı zihniyet planlamıyordur umarız son projeyi.Eğitimi sadece “Dindar nesil yetiştireceğiz” amacına mahkûm etmek vebaldir.Dinen bile makbul değildir!Tedbirsiz kutlamaKıdem Tazminatı Fonu ile ilgili yasa hazırlığı 11 milyon çalışanın kafasını meşgul ediyor.Çünkü taslakta radikal hükümler var.Mesela her çalışma yılı için 1 aylık ücret üzerinden ödenen kıdem tazminatı yeni dönemde 13 günlük ücret üzerinden, üstelik vergi kesintisi de uygulanarak ödenecek.Ayrıca hak edişlerle ilgili zaman sınırlamaları getiriliyor.Son Bakanlar Kurulu’nda Başbakan Erdoğan’ın Çalışma Bakanı’na sert bir uyarıda bulunduğu haberi geldi:“Nedir bu kıdem tazminatı tartışmaları? Sendikalar bağırıyor, ortada bir taslak dolaşıyor. Böyle şey olur mu? Kaldırın bu çalışmayı. Kıdem tazminatı konusu bugünün konusu değil. Kapatın!”Türk İş, Başbakan’ın kararını “emeğin zaferi” olarak kutluyor.Bizce tedbirsiz bir kutlamadır.Önümüzdeki iki yılda üç önemli seçim yaşanacak. Besbelli seçime yönelik bir manevra söz konusu.Şifre Başbakan’ın “Kıdem tazminatı bugünün konusu değil” sözüdür.Tercümesi “Seçimden sonra düşünürüz!”
Suriye parçalanacak olursa Türkiye’nin başına ne meseleler açacağını hükümet hesaplamamış olamaz.Öyle bir durumda kopacak kıyameti tahmin etmek zor değildir. Lübnan’dan taze taze bir fragman geldi işte!Lübnan’ı yakıp yıkan 1975-1991 arası iç savaş, tüm dehşeti ile sanki ilk köşede pusuya yatmış diriltilmeyi bekliyor.Lübnan’ı bölünmüşlük mahvetmişti. Hristiyan, Şii, Sünni militan gruplar, Dürziler ve dinle ilgili olmayan öteki gruplar...Hepsi Suriye’de oluşan cehennemin ateşini Lübnan’a taşımaya hazırdır.İktidar Suriye’nin de Tunus, Libya, Mısır gibi kolay ve çabuk biteceğini zannederek bir hesap hatası yaptı.Bunu fark ettiğini gösteren yavaşlama belirtileri iyiye işarettir ama dileriz çok geç kalmış olmayalım.Suriye’de muhalifler Esad safında çarpışmaya geldiği iddiasıyla Lübnan’ın Bekaa Vadisi’nde yerleşik güçlü Şii aşireti El Mikdad’ın bir üyesini kaçırmıştı.Aşiret misilleme olarak 20 kişiyi kaçırdı. Aralarında bir Türk de bulunuyor.Aşiretin sözcüsü Mahir Mikdad, Suriye’de kaçırılan aile üyesi Hasan’ın öldürülmesi hâlinde kendilerinin de ilk olarak ellerindeki Türk Aydın Tufan Tekin’i öldüreceklerini söyledi.Her geçen gün daha net beliriyor ki bu bir mezhep savaşıdır.Faturası niye bir Türk’e çıkarılıyor?Çünkü Türkiye, Esad karşıtı güçler cephesinin en aktif üyesi olduğunu ilân etmiştir.O kadar ki Amerika bile zaman zaman Ankara’yı frenleme ihtiyacı hissetmiştir.Suriye Amerika’nın değil bizim komşumuz bunu unuttuk.Ayrıca şunu da bilelim ki siyasetimizin masum Suriye halkına reva görülen katliamı durdurma isteğine bağlı olduğu savı, çatlak bir testi gibi boşalmıştır.Financial Times gazetesi bile geçenlerde Türkiye’nin Sünnilerin bayraktarlığını yapıyor görünmemesi gerektiğini belirterek T. C. Başbakanı’na yakışacak rolü şu ifadelerle tarif ediyordu:“Türkiye bölge istikrarı için bir güç olacaksa Erdoğan mezhep ayrılıklarının ötesinde bir lider olduğunu göstermelidir.”Doğrudur; bölgenin ezeli ve ebedi mezhep kavgaları anaforundan uzaklaşmalıyız.Bunun için iş işten geçmiş sayılmaz.Laik rejimin Türkiye’nin sadece özgürlüklerini değil güvenliğini de koruduğunu anlamak için tehlikeyi sonuna kadar yaşamaya mecbur değiliz!Hacı Bektaş’ın kerameti“Hiç kimseyi ötekileştirmeyelim. Bu güzel coğrafyada barış, huzur, kardeşlik içinde yaşamasını bilelim. Barış yolumuz olsun, kutsal kıblemiz olsun.”“Bu ülkede herkes kendi kimliğini, inancını dilediği gibi yaşayabilir. Bize düşen başkasını ötekileştirmek, başkasını tanımlamak değildir.”Yukarıdaki paragraflar aynı sevecenlikten ve bilgelikten besleniyor ama farklı ağızlardan çıkıyor.Hacı Bektaş Veli Anma etkinliklerinde bir paragrafı CHP lideri Kılıçdaroğlu söyledi ötekini ise iktidar adına Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız...Özel günlerde aynı pınarın suyu kadar benzer olan siyasetçileri dışarıda ne bozuyor?
Milletvekili bir yana asker bile olsa ölüm tehlikesinden kurtulan bir insan ne yapar?Herhalde yüzde doksanı, kendisini öldürebileceğinden korktuğu kişiye veya kişilere, canına zarar vermedikleri için şükranını, minnetini bir şekilde ifade eder.CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün de bunu yaptı.Ama biz ayrıcalık yüklediğimiz insanları hep kahraman katında görmek istiyoruz.Aksi hâlde batırmak için açığını arıyoruz.PKK tarafından kaçırılıp 48 saat rehin tutulduktan sonra bırakılan CHP Milletvekili Aygün’ün ilk sözleri, partisinin içinde rahatsızlıklar yaratmış; niye?Şu sözleri yüzünden:“Eylemi gerçekleştiren genç arkadaşlar bu ülkenin çocukları. Eylem aracılığı ile Türk kamuoyuna barış ve ateşkes mesajı vermek istediklerini söylediler.”Bir de şu ifade:“Sarıldılar öptüler ‘Burada bulunan kardeşlerini sakın unutma abi; senden destek istiyoruz’ dediler...”Evet bunlar terör örgütünü ve teröristi iyi gösteren, silâhlı propagandaya duygusal boyutta destek sağlayan ifadelerdir.Yani eleştirilerde haklılık payı olabilir.Ama ölüm tehlikesi geçirmiş olan bir milletvekilinin kahramanlık gösterme mecburiyeti olamaz. Galiba bu unutuluyor.Hüseyin Aygün, yüksek risk yaşadığı 48 saat sonundaki kurtuluş sevincinin getirdiği kontrolsüzlükle sözlerinin nereye çekileceğini düşünememiştir. Galip ihtimal budur.Buna rağmen bizce konuşmalarının tümü birlikte değerlendirilmeli, mesela şu sözlerinin de hakkı teslim edilmelidir:“Bana bağımsız bir kimlikle siyaset yapmamın daha çok yakışacağını söylediler. Ben de silâhların gölgesinde bir karar verilemeyeceğini, özgür iradem dışında verilecek kararın doğru olmayacağını kendilerine söyledim.”Silâh ve şiddet önermeyen her düşüncenin özgürce tartışıldığı bir parlamento hedefimiz olmalı.Bu olanağı değerlendirecek niteliklere sahip bilinçli, yaratıcı ve hoşgörülü parlamenterlere kavuşmak da...Meclis, parti ayrımı olmaksızın Hüseyin Aygün’ü yanlış anlaşılmaktan, kötü gösterilmekten korumalıdır!Kapanmayan MeclisAyrıntı, özün önüne geçti yine..Meclis toplanmalıydı, toplanamadı.Ama bu tartışılmıyor.Oysa CHP Genel Başkan Yardımcısı Loğoğlu’nun dediği gibi milletvekili kaçıran PKK “Milletin egemenliğini işgal ediyorum” demek istemiş “paralel bir devlet” varmış izlenimi yaratmaya çalışmıştır.Başbakan’ın Başdanışmanı Yalçın Akdoğan da “KCK’nın amacı paralel devlet oluşturmaktır” sözü ile bu görüşü paylaşıyor.Böyle bir sebep bile toplanmasını sağlamıyorsa Millet Meclisi’ni millet iradesinin kalbi, kâbesi nasıl sayabiliriz?.Kurtuluş Savaşı’nda düşmanın Ankara kapılarına dayandığı gün bile tatil edilmeyen Meclis, aynı meclis değil mi?O gelenek, yani kapanmayan meclis geleneği bozulmamalıdır.Ve hiçbir çoğunluğa bu geleneği yıkma hakkı tanınmamalıdır.
Cepheler inatlaştı, sonunda “meclis toplanmasın” diyenler sayı hesabıyla galip geldiler!Böylelikle TBMM toplanamadı.Olağanüstü toplantı çağrısının üstüne bir de CHP Tunceli Milletvekili Aygün’ün PKK tarafından kaçırılması olayı eklenmişti ama fark etmedi.AKP ve MHP boykot kararından geri dönmediler.Yine de durum yeri doldurulmaz bir boşluk yaratmamıştır. Çünkü siyaset dünyamızdaki zorluk söylemekten çıkmıyor. Dinlememekten, anlamamaktan ve meselenin özüne dönük tartışma yapamamaktan çıkıyor.Nitekim CHP Meclis genel kurulunu çalıştıramamıştır ama parti grubunu aynı çatı altında toplayarak söyleyeceğini söylemiştir.Genel Başkan Kılıçdaroğlu pek çok isabetli eleştiri yapmış, birçok da dikkate değer öneride bulunmuştur. Fakat yazık ki bu doğrular, keskin ve acı soslarla sunulduğu için AKP’nin terörle mücadele siyasetine ilişkin yanlışlar belki hiç tartışılmayacak, CHP liderinin Başbakan’a yönelttiği “Ucubelerini sustur” çağrısı daha fazla ilgi çekecektir.Oysa Kılıçdaroğlu’nun terörle mücadele politikalarında işlenen günahların listesi tartışılmaya değerdir.Aynı şekilde Suriye siyasetine yönelik uyarıları da...Kılıçdaroğlu’na göre Suriye konusunda Türkiye’nin çıkarlarını gözeten politikalar üretilmemiştir.Mezhep temelinde bir tercih kullanılmış, bundan ülke zarar görmüştür.“Suriye’de Müslümanlar birbirini öldürüyor, silâhı Türkiye veriyor” diyen CHP lideri, bu yanlışın ceremesini en yoğun olarak ajanların sokaklarında cirit attığı Hatay’ın çektiğini öne sürmüştür.Türkiye’nin itibarını geri kazanmasına yarayacak uluslararası bir Suriye konferansı önerisiyle ilgili olarak CHP liderinin sunduğu yol haritası, alaya değil ciddiye alınmalıdır.Rakip partileri aşağıladıkları ve incittikleri ölçüde yüceldiklerini zanneden siyasetçiden de siyaset üslubundan da vazgeçmeliyiz artık!.Albayın hazin kurtuluşu...Özel yetkili mahkemelerin adaletsizliğine bir kurban daha verildi.28 Şubat soruşturması kapsamında gözaltına alınan Topçu Albay Mehmet Haşimoğlu özgürlüğünü ve onurunu elem veren bir yolla kurtardı.Dün Ankara’da silâh arkadaşları tarafından son yolculuğuna uğurlanan albayın eşi Makbule Haşimoğlu, sapasağlam hapse giren kocasının dört ay süren psikolojik savaşla hasta edildiğini iddia etti.“Onun için ailesi, vatanı, onuru gururu çok önemliydi. Kendine yediremedi” dedi.Batı Çalışma Grubu personel listesinde adı yer aldığı için tutuklanan albay, haziranda mide rahatsızlığından ameliyat oldu. Yedi gün sonra cezaevine gönderildi.Cezaevinde enfeksiyon geçirdiği için de tekrar ameliyat edildi.Üçüncü yargı paketinin getirdiği kolaylık albayı tutukluluktan kurtaramadı.Başbakan’ın “devlet içinde devlet”e benzettiği özel yetkili mahkemenin elinden albayı ancak ölüm kurtardı. Yazıklar olsun!
Türkiye kahramanlığın bu kadar ucuzladığı bir ülke olmaya devam ederse terörü bitiremeyiz.PKK, Ovacık-Tunceli yolu üstünde durdurduğu bir araçta CHP Milletvekili Hüseyin Aygün’ü silâh zoruyla rehin alıp kaçırdı.Milletvekili korumasızdı ama PKK bu olayı meydan muharebesi kazanmış gibi bir fiyaka konusu yaptı.Önce örgütün haber ajansı sırtlan zekâsı ile silâhlı propagandanın kaymağını yemeye çalıştı.İhanet örgütünü “devlet gibi” yücelten ifadelerle Milletvekili Aygün’ün “Kürdistan halkından gelen şikâyetler dikkate alınarak uyarılması amacıyla gözaltına alındığı” iddia edildi.Şaşırtıcı sözler“Gerekli idari ve hukuki işlemlerin tamamlanması ardından kısa süre içinde salıverileceği” belirtilirken tehdit unsuru da eksik bırakılmadı.Bölgede güvenlik kuvvetlerinin başlattığı kurtarma operasyonlarının da “Hüseyin Aygün’ün can güvenliği için” durdurulması ihtar edildi!Bir milletvekilinin terör örgütünce rehin alınması olayına ilk kez tanık oluyoruz. PKK çok ileri gitmiş ama siyaset dünyamızda da hiçbir değişiklik olmamıştır.Başbakan bir “ilk”i “bunlar beklediğimiz şeyler” diye karşılarken iktidar kanadından duyulan öteki sesler daha şaşırtıcı olmuştur.AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik Meclis’i olağanüstü toplamak isteyen CHP’yi eleştirmek isterken “Birkaç Mehmet şehit oldu diye Meclis’i toplayamayız” ifadesini kullanmıştır.AKP Milletvekili Şamil Tayyar’a gelince, o da kışkırtıcı yorumu ile sosyal medyada fırtına koparmıştır.Çirkin senaryo“PKK CHP’li Aygün’ü misafir etmiş. Muhabbetiniz bol olsun. Olsun da millet bu numarayı yemez” diyen Şamil Tayyar, ima ettiği çirkin senaryoyu kanıtlamakla yükümlüdür.Parlamentonun ezici çoğunluğu Kürt sorununun çözüm yollarını tıkayan terörü sonlandırma iradesine sahiptir.BDP’nin olaya gösterdiği tepki, çözüm amaçlı müzakerelerde aranan muhatap rolü için bu partinin sorumluluk alabileceği ümidini vermiştir.Meclis’in toplanmasına direnen iktidarın tutumuna gelince...Ülkenin bir numaralı sorununu “PKK’nın dayattığı gündemin peşine takılmak” diye küçümseyerek TBMM’den kaçırmak yanlıştır.Asıl terör örgütüne prim olmasın bahanesiyle Millet Meclisi’ni çalıştırmamak PKK’ya taviz olur.Demokrasi ve işleyen tartışan bir Meclis, terör örgütünün saçtığı zehirli propaganda karşısındaki en önemli gücümüzdür.Keşke bu çocukça inat Meclis’i bloke etmese...Bir eleştiri-öneri de CHP’ye:CHP’li üyelerin “Bu psikoloji ile çalışamayız” gerekçeli talebi üzerine yeni Anayasa’yı hazırlayan komisyonun dünkü toplantısı iptal edildi.Çok yanlış bir karar. Siyaset bu kadar zaaf gösterirse terör bundan yararlanır.Aynı şekilde kaçırılan Milletvekili Aygün...Açık bir hedef olarak şehirlerarası yollarda korumasız gezmek kahramanlık değil, devletin, ülkenin başına dert açmaktır!
TÜSİAD iş dünyası olarak tüm kişi kurum ve kuruluşları birlikte düşünmeye ve diyaloğa çağırdı.Ne bu? Maalesef “âdet yerini bulsun çağrısı...”Çünkü ana muhalefetin terör ve Suriye sorunlarını görüşmek üzere öngördüğü Meclis birleşimi yapılamayacaktır.İktidar CHP muhalefetine “aklınıza ihtiyacım yok” demek istiyor.Muhalefetle bir araya gelmeyi gereksiz bulan iktidar sorumlularının dün Türkiye’ye gelen ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’la üst üste toplantılar yapması acaba kafalarda şüphe yaratmamış mıdır?Çünkü herkes biliyor ki yıllardan beri Türkiye’yi kanatan hançer Amerikan himayesinde Kuzey Irak’ta bileniyor, oradan çıkıp kalbimize saplanıyor, yine oraya dönüp saklanıyor.Clinton ve Barzani her zaman çıkarları neyi gerektiriyorsa onu telkin ederler. İktidar doğruları parlamentoda bulacağını bilmelidir.Strateji uzmanı MHP Milletvekili Sinan Oğan, meclis kürsüsünden söyleyemeyeceği gerçeği dün VATAN’a söyledi:“PKK Foça’da eylem yapıyor, istihbarat olarak haberdar olamıyorsunuz. Sonrasında eylem yapanları yakalayamıyorsunuz. Bu olmaz... Gazetecilerin rahatlıkla gidip Kandil’de görüştükleri terörist elebaşılarını bulamıyor, operasyon yapamıyorsunuz. Bu da olmaz!”Hillary Clinton dün “PKK’nın Suriye’de konuşlanmasını istemiyoruz” dedi.PKK’nın Kandil’de bugünkü boya gelmesinin neredeyse tek sorumlusu olan Amerika’ya nasıl güvenebiliriz?Bakın, Afganistan ve Irak’ta kirli işlere karıştığı ihbar edilen Blackwater adlı güvenlik şirketi, Adalet Bakanlığı’nın açtığı dava sonunda 50 milyon dolar cezaya hüküm giydi.Bu şirketin suçları arasında yasadışı yollarla Irak’a soktuğu silâhları PKK’ya sattığı iddiası da bulunuyordu.O silâhlarla acaba kaç askerimiz şehit edildi?Blackwater’ın ödeyeceği 50 milyon cezanın tamamı şehit evlâtlarımızdan birinin bile kanını karşılamaz!Dışarda ittifak ararken kendi içimizde birbirimizi dışlamayalım!İki ihtimal var...Hükümet Sözcüsü Arınç, kamu vicdanının da sözcülüğünü yaptı.İlker Başbuğ konusunda zehir zemberek bir eleştiride bulundu:“Genelkurmay Başkanlığı yapmış birine ‘Sen teröristsin’ demek ne vicdana sığar, ne hukuka. Adamın asli görevi terörle mücadele. ‘Örgüt elemanısın’ iddiası camiayı (orduyu) da rencide eder. Bunlar (yargı) nerede duracaklarını bilmiyorlar. Nasıl şey; her geleni içeri atıyorsun!”Bülent Arınç yazar olsa işinden kovulurdu ve belki Ergenekon sanığı olurdu.Başbakan Erdoğan’ın geçen hafta benzer şeyler söylemesi bile onu kurtarır mıydı bilemeyiz.Neyse, imtiyazını adalet için değerlendirmesini takdir etmek lâzım. Ama cevabı zor bir soru var ortada:Başbakan da yardımcısı da İlker Başbuğ’a yapılan şeyi çirkin ve haksız bulduklarını söyledikleri halde eski Genelkurmay Başkanı zındanda kalmaya niçin devam ediyor?İki ihtimal: Ya bizi işletiyorlar veya daha baskın bir irade hükmünü yürütüyor!
Konuşamayan yaratıklar -buna elbette insanlar da dâhil- kavga ederler.Millet Meclisi 14 Ağustos’ta toplanamazsa Suriye ve terör sorunlarını nasıl konuşacağız?Kavga edeceğimiz kesin. Çözemeyeceğimiz de kesin!Halbuki şartlar sorumluluk taşıyan siyasetçilerin daha çok düşünmelerini daha çok tartışmalarını talep ediyor.Bernard Shaw “Akıllı adam aklını kullanır, daha akıllı adam başkalarının aklını da kullanır” demiş.AKP iktidarı ve muhalefetin MHP kanadı, terör örgütünü şımartacağı bahanesi ile olağanüstü toplantıya karşı çıkıyor.Geri kalan sayı, olağanüstü toplantıyı açmaya yetmeyeceği için milletvekilleri olan bitenden haberdar olamayacaklar ve çözüme katkıda bulunma şanslarını varsa onu da kullanamayacaklar.Oysa sorunu bütün boyutları ile tahlil etmek, kurulan tuzaklar varsa bunları deşifre etmek şu anda hayati önceliklerdir.Güvenli bölgeye dikkat!Amerika-İsrail ekseninde yaşanan gelişmelerle ilgili haberler Türkiye’yi doğrudan ilgilendiriyor.Mesela Başkan Obama’nın bir danışmanı olan John O. Brennan Washington’ın Suriye’de Türkiye sınırına paralel bir “güvenli bölge” oluşturmayı planladığını açıkladı.Obama’nın danışmanına göre yönetim, planın artı ve eksilerini muhtemel sonuçlarını şu anda dikkatle inceliyor.Ankara’nın daha fazla dikkat göstermesi lâzım:Çünkü Kuzey Irak’taki Kürt bölgesi 1991 yılında başlayan “Çekiç Güç” şemsiyesi sayesinde oluştu, yerleşti ve bağımsızlık ilânının eşiğine kadar geldi.Suriye’nin kuzeyinde Irak’taki Kürt oluşumu ile bütünleşmesi muhtemel bir yapılaşmaya sıcak bakar mıyız?Biz istemeyiz ama İsrail istiyor.Eski İsrail Başbakanı İzak Rabin’in danışmanı istihbaratçı Jacques Neriah tarafından kaleme alınan bir rapor bölgede bağımsız bir Kürt devletinin İsrail’in menfaatine olacağını söylüyor.Tarihsel adaletin, 22 Arap ülkesi bulunan Orta Doğu’daki 35 milyon Kürt’ün en az bir devlete sahip olması gerektiğini dikte ettiğini öne sürüyor.Erdoğan’a yeni rol önerisiTürkiye’nin ulusal çıkarları bölgemizde yaşanan gelişmeleri yalnız izlemeyi değil etkilemeyi de gerektiriyor.Ama Suriye’de başarısız olduk. Yangına körükle giden fırsatçı görüntüsü verdik.Etkili İngiliz gazetesi Financial Times dün Türkiye’nin Orta Doğulu Sünnilerin bayraktarlığını yapıyor görünmemesi gerektiğini öğütlüyordu.Gazetenin başyazısı “Eğer Türkiye bölge istikrarı için bir güç olacaksa Erdoğan mezhep ayrılıklarının ötesinde bir lider olduğunu göstermelidir” diye bitiyordu.Önerilen yeni rol, Tayyip Erdoğan’nın şahsından ziyade T. C. Devleti Başbakanı’na yakışacak roldür.Bölgedeki yerini mezhep ayrılığı temelinde belirlemiş bir yönetim anlayışı atalarımıza saygısızlık, çocuklarımıza haksızlıktır.Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin böyle bir zamanda toplanmasını önleyen inat sahibine ileride sadece pişmanlık ve utanç getirir; unutulmasın!