İş işten geçmeden

Haberin Devamı

Suriye parçalanacak olursa Türkiye’nin başına ne meseleler açacağını hükümet hesaplamamış olamaz.

Öyle bir durumda kopacak kıyameti tahmin etmek zor değildir. Lübnan’dan taze taze bir fragman geldi işte!

Lübnan’ı yakıp yıkan 1975-1991 arası iç savaş, tüm dehşeti ile sanki ilk köşede pusuya yatmış diriltilmeyi bekliyor.

Lübnan’ı bölünmüşlük mahvetmişti. Hristiyan, Şii, Sünni militan gruplar, Dürziler ve dinle ilgili olmayan öteki gruplar...

Hepsi Suriye’de oluşan cehennemin ateşini Lübnan’a taşımaya hazırdır.

İktidar Suriye’nin de Tunus, Libya, Mısır gibi kolay ve çabuk biteceğini zannederek bir hesap hatası yaptı.

Bunu fark ettiğini gösteren yavaşlama belirtileri iyiye işarettir ama dileriz çok geç kalmış olmayalım.

Suriye’de muhalifler Esad safında çarpışmaya geldiği iddiasıyla Lübnan’ın Bekaa Vadisi’nde yerleşik güçlü Şii aşireti El Mikdad’ın bir üyesini kaçırmıştı.

Aşiret misilleme olarak 20 kişiyi kaçırdı.

Aralarında bir Türk de bulunuyor.

Aşiretin sözcüsü Mahir Mikdad, Suriye’de kaçırılan aile üyesi Hasan’ın öldürülmesi hâlinde kendilerinin de ilk olarak ellerindeki Türk Aydın Tufan Tekin’i öldüreceklerini söyledi.

Her geçen gün daha net beliriyor ki bu bir mezhep savaşıdır.

Faturası niye bir Türk’e çıkarılıyor?

Çünkü Türkiye, Esad karşıtı güçler cephesinin en aktif üyesi olduğunu ilân etmiştir.

O kadar ki Amerika bile zaman zaman Ankara’yı frenleme ihtiyacı hissetmiştir.

Suriye Amerika’nın değil bizim komşumuz bunu unuttuk.

Ayrıca şunu da bilelim ki siyasetimizin masum Suriye halkına reva görülen katliamı durdurma isteğine bağlı olduğu savı, çatlak bir testi gibi boşalmıştır.

Financial Times gazetesi bile geçenlerde Türkiye’nin Sünnilerin bayraktarlığını yapıyor görünmemesi gerektiğini belirterek T. C. Başbakanı’na yakışacak rolü şu ifadelerle tarif ediyordu:

“Türkiye bölge istikrarı için bir güç olacaksa Erdoğan mezhep ayrılıklarının ötesinde bir lider olduğunu göstermelidir.”

Doğrudur; bölgenin ezeli ve ebedi mezhep kavgaları anaforundan uzaklaşmalıyız.

Bunun için iş işten geçmiş sayılmaz.

Laik rejimin Türkiye’nin sadece özgürlüklerini değil güvenliğini de koruduğunu anlamak için tehlikeyi sonuna kadar yaşamaya mecbur değiliz!

Hacı Bektaş’ın kerameti

“Hiç kimseyi ötekileştirmeyelim. Bu güzel coğrafyada barış, huzur, kardeşlik içinde yaşamasını bilelim. Barış yolumuz olsun, kutsal kıblemiz olsun.”

“Bu ülkede herkes kendi kimliğini, inancını dilediği gibi yaşayabilir. Bize düşen başkasını ötekileştirmek, başkasını tanımlamak değildir.”

Yukarıdaki paragraflar aynı sevecenlikten ve bilgelikten besleniyor ama farklı ağızlardan çıkıyor.

Hacı Bektaş Veli Anma etkinliklerinde bir paragrafı CHP lideri Kılıçdaroğlu söyledi ötekini ise iktidar adına Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız...

Özel günlerde aynı pınarın suyu kadar benzer olan siyasetçileri dışarıda ne bozuyor?

DİĞER YENİ YAZILAR