Cepheler inatlaştı, sonunda “meclis toplanmasın” diyenler sayı hesabıyla galip geldiler!
Böylelikle TBMM toplanamadı.
Olağanüstü toplantı çağrısının üstüne bir de CHP Tunceli Milletvekili Aygün’ün PKK tarafından kaçırılması olayı eklenmişti ama fark etmedi.
AKP ve MHP boykot kararından geri dönmediler.
Yine de durum yeri doldurulmaz bir boşluk yaratmamıştır.
Çünkü siyaset dünyamızdaki zorluk söylemekten çıkmıyor.
Dinlememekten, anlamamaktan ve meselenin özüne dönük tartışma yapamamaktan çıkıyor.
Nitekim CHP Meclis genel kurulunu çalıştıramamıştır ama parti grubunu aynı çatı altında toplayarak söyleyeceğini söylemiştir.
Genel Başkan Kılıçdaroğlu pek çok isabetli eleştiri yapmış, birçok da dikkate değer öneride bulunmuştur. Fakat yazık ki bu doğrular, keskin ve acı soslarla sunulduğu için AKP’nin terörle mücadele siyasetine ilişkin yanlışlar belki hiç tartışılmayacak, CHP liderinin Başbakan’a yönelttiği “Ucubelerini sustur” çağrısı daha fazla ilgi çekecektir.
Oysa Kılıçdaroğlu’nun terörle mücadele politikalarında işlenen günahların listesi tartışılmaya değerdir.
Aynı şekilde Suriye siyasetine yönelik uyarıları da...
Kılıçdaroğlu’na göre Suriye konusunda Türkiye’nin çıkarlarını gözeten politikalar üretilmemiştir.
Mezhep temelinde bir tercih kullanılmış, bundan ülke zarar görmüştür.
“Suriye’de Müslümanlar birbirini öldürüyor, silâhı Türkiye veriyor” diyen CHP lideri, bu yanlışın ceremesini en yoğun olarak ajanların sokaklarında cirit attığı Hatay’ın çektiğini öne sürmüştür.
Türkiye’nin itibarını geri kazanmasına yarayacak uluslararası bir Suriye konferansı önerisiyle ilgili olarak CHP liderinin sunduğu yol haritası, alaya değil ciddiye alınmalıdır.
Rakip partileri aşağıladıkları ve incittikleri ölçüde yüceldiklerini zanneden siyasetçiden de siyaset üslubundan da vazgeçmeliyiz artık!.
Albayın hazin kurtuluşu...
Özel yetkili mahkemelerin adaletsizliğine bir kurban daha verildi.
28 Şubat soruşturması kapsamında gözaltına alınan Topçu Albay Mehmet Haşimoğlu özgürlüğünü ve onurunu elem veren bir yolla kurtardı.
Dün Ankara’da silâh arkadaşları tarafından son yolculuğuna uğurlanan albayın eşi Makbule Haşimoğlu, sapasağlam hapse giren kocasının dört ay süren psikolojik savaşla hasta edildiğini iddia etti.
“Onun için ailesi, vatanı, onuru gururu çok önemliydi. Kendine yediremedi” dedi.
Batı Çalışma Grubu personel listesinde adı yer aldığı için tutuklanan albay, haziranda mide rahatsızlığından ameliyat oldu. Yedi gün sonra cezaevine gönderildi.
Cezaevinde enfeksiyon geçirdiği için de tekrar ameliyat edildi.
Üçüncü yargı paketinin getirdiği kolaylık albayı tutukluluktan kurtaramadı.
Başbakan’ın “devlet içinde devlet”e benzettiği özel yetkili mahkemenin elinden albayı ancak ölüm kurtardı. Yazıklar olsun!
Acılı siyaset sıktı
Haberin Devamı

