Dershane öğretmenlerine sahip çıkılmalı!

26 Kasım 2011

SORU: 6 yıldır atanmayı bekleyen birkimya öğretmeniyim. Her yıl düzenli olarak KPSS sınavlarına giriyorum ancak aldığım puan atanmama yeterli olmuyor, çünkü kontenjan sayısı çok sınırlı. Bu süreçte öğretmenlik haricinde başka bir iş yapamayacağım için hep dershanelerde çalıştım. Dersler, etütler, danışmanlık derken günde en az 12-13 saat çalıştığım oluyor. Tek tek öğrencilerle ilgileniyorsunuz, sorularını çözüp bir de adı her yıl değişen LYS sınavlarına motive etmek için sorunlarını da çözüyorsunuz. Aslında bundan şikayetçi değilim, öğrencilerimi seviyorum. Onlar da beni seviyor hatta Öğretmenler Günü’mü bile (!) kutladılar. Ama ne yazık ki kendimi öğrencilerimle olan ilişki haricinde öğretmen gibi hissedemiyorum. Herhalde bütün dershane öğretmenleri de benim gibi düşünüyordur. Zira aldığım ücret benim saatimin yarısı kadar dahi çalışmayan devlet öğretmeninin ücretine göre çok daha düşük, neredeyse yarısı, sigortam asgari ücretten bildiriliyor ve dershanenin kapalı olduğu temmuz ve ağustos aylarında sigortam hiç bildirilmiyor. Hafta da bir gün, onu da zar zor izin kullanıyorum. Bayram tatillerinde, sömestrde, hatta olası kar tatillerinde bile etüt yapıyorum. İşten çıkarıldığımızda Kıdem Tazminatı, İhbar Tazminatı alamıyoruz. Yıllık izin diye bir hakkımız iki ay çalışmadığımız için zaten fiilen imkansız hale geliyor. Açıkçası bu belirttiğim hususlardaki haklarımızın ne olduğunu da tam olarak bilmiyoruz. Kısacası bu şartlar altında öğrencilerimizin “öğretmenim” dediklerinde ve bizim sayemizde üniversiteleri kazanmaları halinde öğretmen olduğumuzun farkına varıyoruz. Benim ricam devlette çalışan öğretmenlere tanınan özlük haklarının dershanelerde çalışan öğretmenlere de tanınması için yasal mevzuatların oluşturulması. Bu konudaki şikayetlerimize sahip çıkılmasını istiyoruz. (Mustafa Erkan Aytaç)CEVAP: Dershane öğretmenlerinin özlükle ilgili konularda mağduriyeti her zaman dile getiriliyor. Atanama ile ilgili sorun ise kamudaki öğretmen kontenjanı ile ilgili bir husus ve o konudaki değerlendirme MEB’e ait. Ancak sizin e-postada belirttiğiniz hususlarla ilgili olarak haklarınızın korunduğu bir kanun zaten mevcut. Bu Kanun 1965 yılından beridir uygulanan 625 sayılı Kanunu 2007’de yürürlükten kaldırarak özel öğretim kurumlarının; eğitim-öğretim, yönetim, denetim, gözetim ve personel çalıştırılmasına ilişkin usûl ve esasları düzenleyen 5580 sayılı Kanun.Dershaneler de kapsamda...Söz konusu kanun; okul öncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim, özel eğitim okulları ile çeşitli kursları, uzaktan öğretim yapan kuruluşları, dershaneleri, motorlu taşıt sürücüleri kursları, hizmet içi eğitim merkezleri, öğrenci etüt eğitim merkezleri, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile benzeri özel öğretim kurumlarını kapsamakta... Kanunun 8. Maddesi özel öğretim kurumlarında çalışması gereken personel yapısını, 9. Maddesi personelin özlük haklarını belirlemektedir.Kanunun 9. Maddesinde; “Okullarda yöneticilik ve eğitim-öğretim hizmeti yapanlara, kıdemlerine göre (emekliler hariç) dengi resmi okullarda ödenen aylık ile sosyal yardım kapsamındaki ek ödeme tutarlarından az ücret verilemez.Sosyal yardım kapsamındaki ek ödemeler, bütçe kanunlarıyla resmi okul öğretmen ve personeline sağlanan haklara denk olarak okul öğretmenlerine ve personeline de ödenir. Sosyal yardım kapsamındaki ek ödemelerden gelir vergisi kesilmez. Kurumlardaki ek ders ücreti miktarı, resmi okullar için tespit edilen miktardan az olamaz” deniliyor.Bu hükümlere göre, dershanede çalışan öğretmen devlet öğretmeninden düşük ücret alamaz ve sigorta primi de aldığı ücret kadar bildirilmesi gerekir. Bununla birlikte, kanun gereği dershanenin sizinle her yıl “1 yıllık olmak üzere” sözleşme yapması dolayı çalışmadığınız temmuz ve ağustos aylarındaki süreleriniz adına iş akdiniz devam ettiği için sigorta bildirimi yapması gerekir. Ancak uygulamada görüldüğü kadarıyla bu süreler ücretsiz izin gibi gösteriliyor. Sürenin ücretsiz izin sayılmasına karar verecek sizsiniz, işveren zorla ücretsiz izin yazısını imzalatamaz.Kıdem ve İhbar alabilirsiniz... Özel eğitim kurum öğretmenlerinin 5580 sayılı Kanun gereği her yıl sözleşme imzalamaları gerekiyor. Bu 4857 sayılı İş Kanundaki belirli süreli iş sözleşmesinin istisnai uygulamasıdır. Zira belirli süreli iş sözleşmesi 1 yıl için yapılır ve ikinci yıl yenilendiğinde belirsiz süreli iş sözleşmesi olur. Bu amir hüküm gereği 5580 sayılı Kanun kapsamındaki öğretmenin aynı dershane ile yenileyeceği sözleşme sonucu biriken kıdemi için tazminat şartlarını sağlayarak işten çıkması halinde kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alabilir.Sonuç olarak...Aslında özel eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerin özlük hakları mevzuat çerçevesinde korunmuştur. Ancak uygulamada sorunlar yaşanmaktadır. Bunun için özel eğitim kurum yöneticilerinin öğretmenlerle ilgili bilhassa özlük yönünden mevzuata uymaları konusunda zorunlulukları belirtilmeli, yaptırımlar uygulanmalı, bununla birlikte söz konusu kurumlar kamu hizmeti verdikleri ve kamu iş talep yükünü azalttıkları için vergi, sigorta primi vs. yönünden Devlet tarafından sübvanse edilmelidir. Bu yazı vesilesi ile tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım ‘Öğretmenler Günü’nü de kutlayalım.*****Aylık alanlar, yetim aylığı alamazSORU: SSK’dan emekliyim. Vefat etmiş Bağ-Kur emeklisi babamın yetim aylığını alabilir miyim ? (Mine Güner)CEVAP: Kendi emekli aylığınız olduğu için babanızdan yetim aylığı alamazsınız.*****Kıdem Tazminatı’nın tavanı var İhbar Tazminatı’nın yokSORU: 12 yıldır bir şirkette çalışıyorum. Sigorta primim tavandan yatıyor. İşyerinden tazminatlarım ödenmek üzere ayrılacağım. Tazminatlarımı tüm ücretim üzerinden mi alacağım? (Hüseyin Ülger)CEVAP: İşveren tarafından çıkarıldığınız için kıdem ve ihbar tazminatı alacaksınız. Kıdem Tazminatı’nda tavan miktar var. Bu dönem için geçerli miktar 2.731,85TL’dir. Bu miktarı 12 ile çarparsanız alçağınız Kıdem Tazminatı 32.782,20TL’den fazla olamaz, yani tavan miktarı geçemez. İşyerinde 3.5 yıldan fazla süredir çalıştığınız için kanuna göre 8 haftalık İhbar Tazminatı alırsınız. Bu İhbar Tazminatı gerçek ücret üzerinden ödenir. 8 haftalık süre özel sözleşme ve toplu sözleşme ile arttırılabilir.

Devamını Oku

Gazetecilerin emekliliği nasıl hesaplanır?

19 Kasım 2011

SORU: İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra 01.01.1989’da gazeteci olarak işe başladım. Kanunun değişikliğe uğradığı 23.05.2002 tarihi itibarıyla toplam 3 bin 255 günüm, 1.10.2008 tarihinde ise 5 bin 110 günüm vardı. Halen gazeteci olarak görev yapıyorum. 1967 doğumluyum, kaç yaşında ve nasıl emekli olabilirim? (Murat Ö.)CEVAP: Gazetecilerin emekli olmasında 1.10.2008 tarihine kadar itibari hizmet süresi olarak adlandırılan yıpranma süresi dikkate alınıyordu. Bunun için 1.10.2008’den önce gazeteci olduğunuz için yıpranma süresine göre aşağıda belirtilen aşamalara göre emekliliğiniz hesaplanacaktır. (Bu hesaplama yöntemi 1.10.2008’den gazeteci olarak çalışmaya başlayan bütün gazeteciler için geçerlir.) Buna göre;1.Aşama: Emekli olacağınız yaş ve prim günü itibari hizmet sürenize göre saptanır. İşe giriş tarihiniz 01.01.1989 ve 23.05.2002 tarihine göre hizmet süreniz 3 bin 255 gün olduğu için işe girişin geri çekilecek süresi: 3.255/4=813 gün (2 yıl 3 ay 3 gün) bu süreyi işe giriş tarihinizden çıkarırsanız itibari hizmet süresi de dahil kabul edilen işe giriş tarihi; 01.01.1989 - 03.03.0002 = 28.09.1986 olur. 28.09.1986 tarihinde işe giren 49 yaşında 5 bin 300 günle emekli olur.2.Aşama: Gazeteci olduğunuz için yaştan yapılacak olan indirim saptanır. 30.09.2008 tarihi itibarıyla gazeteci olarak basında geçen süre: 5 bin 110 gün olduğu için, yaştan düşülecek süre 5110/4=1277 gün (3 yıl 6 ay 17 gün) olur. bu süreyi 1. Aşama hesaplanan yaştan düştüğümüzde; 30.11.0048 - 17.06.0003 = 13.05.0045 bulunur.Belirttiğiniz sürelere göre sizin emekli olacağınız yaş 45 yaş 5 ay 13 gündür.*****Bağ-Kur’lu iken SSK’lı olanlar da teşvikten yararlanırSORU: Bir şirkette ortak olan ve bu sebeple Bağ-Kur’lu olan mühendisi işyerimde işe başlattım. Mühendis 6111 sayılı Kanun’daki teşvikle ile ilgili şartları sağlıyor ancak işe başlamadan önceki son 6 ay içinde işsiz olmalı şartında tereddüdüm var. Çünkü işe aldığım bu mühendis başka bir işyerinde çalışmamış ama kendi işyerinde Bağ-Kur’luydu. Buna rağmen bende işe başlamadan önceki sürede başka bir işyerinde çalışmadığı için teşvikten yararlandırabilir miyim? (Ferhat Gerçek) CEVAP: 6111 sayılı Kanunla 4447 sayılı Kanun’un geçici 10. Maddesi’ne eklenen teşvikte; sigortalının işe girmeden önce herhangi bir işyerinden sigortalı adına aylık prim ve hizmet belgesi verilmemesi gerekir. Bu şartın nasıl uygulanacağı 2011/45 sayılı SGK genelgesinde ayrıntısı ile izah edilmiştir. Genelgede Bağ-Kur’lu (4/b) iken SSK’lı (4/a) olarak çalışmaya başlayanlardan kendi adlarına başka bir işyerinden sigortalı bildirimi yapılmışsa teşvikten yararlanamayacağı belirtilmiş, kişinin Bağ-Kur bildirimleri üzerinde durulmamıştır. Bu sebeple genelgede engel bir durum olmadığı için sizin mühendisiniz gibi Bağ-Kur’lu iken bir işyerinde çalışmaya başladığı için SSK’lı olanlar teşvikten yararlanır. Ancak bence kanundaki hükümler çerçevesi göz önüne alındığında bununla ilgili SGK’nın yeni bir düzenleme yapıp Bağ-Kur’lu iken bir işyerinde çalışmaya başladığı için SSK’lı olanların teşvikten yararlanmasını önlemesi gerekir.*****Yeni işveren eski işverenin kıdeminden sorumludurSORU: Bir rehabilitasyon merkezinde 3 yıldır çalışırken 2009’da işyeri el değiştirdi ve bütün işçiler, yeni işverenle çalışmaya devam ettik. Ancak işveren beni işten çıkardı ve Mart 2009’dan sonraki sürenin kıdeminin Kıdem Tazminatı’nı vereceğini, diğer kısmı eski patrondan almamı söyledi. İş mahkemeye intikal etti. İş Kanunu ve Yargıtay kararlarında işçinin haklarını yeni patrona karşı korumuyor mu? (Öznur Bıçakçı)CEVAP: Kıdem Tazminatı’nın düzenlendiği 1475 sayılı 14. Maddesi’nde, işçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler göz önüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12.07.1975’ten itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12.07.1975’ten önce işyeri devrolunmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur. Bununla birlikte 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. Maddesi’nde, işyerinin bir bütün olarak veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başkasına devri halinde mevcut iş sözleşmelerinin devralana geçeceği düzenlenmiştir. Söz konusu hükümlere göre, alt işverence asıl işverenden alınan iş kapsamında faaliyetini yürüttüğü işyerinin tamamen başka bir işverene devri 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6.maddesi kapsamında işyeri devri niteliğindedir. (bu konuyla ilgili Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin emsal ana yargı kararlarından biri; 18.9.2008 gün 2006/26306 E, 2008/23980 Kararıdır.)*****Yurtdışı borçlanmasıyla aylık alabilmek için kesin dönüş şartSORU: Türkiye’de çalıştım daha sonra Almanya’da çalıştım. Borçlandığım taktirde Türkiye’de emekli olabiliyorum. Almanya’da lokanta işletiyorum. Yurtdışı borçlanması yapsam Türkiye’den de emekli aylığı alabilir miyim? (Hasan Görgün)CEVAP: Yurtdışından kesin dönüş yapmadan yurtdışı borçlanması yaparak emekli olabilirsiniz. Ancak emekli aylığı almanız için yurda kesin dönüş yapmanız gerekir. Kesin dönüş şartından; aylık tahsis talebinde bulunanların yurtdışındaki çalışmasının sona ermesi, çalışmaya bağlı sosyal sigorta ödenekleri olan işsizlik ve hastalık ödeneği ile ikamete bağlı sosyal yardım almaması anlaşılır. Tahsis talebinde bulunanlardan; şekli ve içeriği kurumca belirlenecek beyan ve taahhüt belgesi ile çalıştığı işyerinden ayrıldığını ve işsizlik ve hastalık sosyal sigorta ödeneklerini almadığını gösterir güncel tarihli hizmet belgesi alınır. Bunun için Almanya’daki işyerinizi devretmeniz ya da kapatmanız gerekmektedir. Diğer türlü size Türkiye’den emekli aylığı bağlanmaz.

Devamını Oku

Sanatçılara SGK kolaylık sağladı, işverenleri zorluk çıkarıyor

12 Kasım 2011

Televizyonlarda 5-6 yıldır Türk dizilerinin reytinginin önüne ne önemli bir futbol maçı, ne büyük hasılatlı ve büyük gişelik bir film ne de başka bir yapım geçebiliyor. Türk dizlerinin reytinginin yüksek olmas neticesinde bütün ulusal kanallarda onlarca dizi dönüyor. Ve haliyle bu onlarca dizide oynayan yüzlerce oyuncu var, yüzlerce teknik ekip bulunmakta. Ama ne yazık ki bu oyuncu ve teknik ekibin çoğu sigortasız. Dizide çalışanların sigortasız olmalarının sebebini ise yapım şirketleri oyuncu ve teknik ekibin kısa süreli rol aldıkları ve çalıştıkları şeklinde açıklıyor. Sanatçıların sigortasız çalışmalarını önlemek amacıyla SGK ve sanatçı birliklerinin ortak girişimleri neticesinde 6111 sayılı Kanunla 5510 sayılı kanuna bir ekleme yapılarak ekonomik sigorta imkanı getirildi. Buna kamuoyunda “kolay sigorta” deniliyor. Kolay sigortadan; binlerce figüranın da bulunduğu sinema sanatçıları ve çalışanları, tiyatro, opera, bale sanatçıları ve çalışanları, müzik ve sahne sanatçıları, folklor ve halk sanatçıları, edebiyat ve görsel sanatlar ile dekoratif sanatlar alanında görev yapanlar yararlanabilecek. İşverene külfeti yokKolay sigortaya göre dizi, filmlerde kısmi süreli olarak çalışan ve çalışması 10 günden az olan kişilerin sigortalılıkları, kendileri tarafından 2011 yılı için 18 günlük (2012 için 19 gün, 2013 için 20 günÖ.) prim ödeyerek 30 gün üzerinden sigortalı olmaları sağlanacak. 2011 yılında başvuranlar 18 günlük prim miktarı olarak en fazla 178 lira ödeyerek 30 gün üzerinden sigortalı olacak. Bunun için kısmi süreli çalışmalarını işverenleriyle yapacakları kısmi süreli iş sözleşmesiyle ispat etmeleri ve bu sözleşmenin de ekinde yer alan Sanatçı Olarak Kısmi Süreli Çalışanlara Ait Giriş Bildirgesi ile ilgili SGK İl Müdürlüğü’ne müracaat etmeleri gerekiyor. Kolay sigorta oldukça pratik ve uygulamasında işverene (yapım şirketleri vs.) hiçbir şekilde külfet oluşturmuyor. Ama yaklaşık 8 aydır yürürlükte olan bu imkan ne yazık ki uygulamaya bir türlü dönüşmedi. Zira SGK verilerine göre kolay sigortadan yararlanan sanatçı sayısı sadece 14. Bunun sebebi ise sanatçıları çalıştıran işverenlerin daha sonra ceza çıkar endişesi ile kısmi süreli iş sözleşmesi imzalamaya yanaşmaması. Bu konuyla ilgili “Oyuncular Sendikası” sendikal faaliyet kapsamında oldukça faal. Sorununu çözümü için büyük bir çaba sarfediyor. Aslında bunun için ekstra bir çaba sarfetmeye gerek yok, çünkü burada işvereni sıkıntıya sokacak bir durum söz konusu değil. Hatta kolay sigorta imkanı aynı kanunla kısmi süreli olarak çalışan taksi şoförleri için de sağlandı. Taksi şoförleri buna büyük rağbet göstererek çalıştıkları taksi sahipleri ile imzaladıkları sözleşme neticesinde toplam 6836 taksi şoförü kolay sigortadan yararlandı. Darısı toplumun modeli sayılan sanatçıların başına...Doğum sebebiyle işten ayrılana Kıdem Tazminatı verilmezSORU: 3 senedir sigortalı çalıştığım işyerinden doğum sebebiyle izne ayrıldım. İzin sonrası çocuğumu kendim büyütmek istediğim için çalışmak istemiyorum. İşten ayrılırsam Kıdem Tazminatı alabilir miyim? (Songül Adalı)CEVAP: Doğum sonrası herhangi bir sağlık sebebine bağlı olmaksızın sadece çocuğunuza kendiniz bakmak için işten ayrılmanız halinde Kıdem Tazminatı alamazsınız. Bu ayrılışınız rızaen ayrılış sayılır ve kıdem tazminatı almayı gerektiren haklı ve geçerli neden fesihlerinden sayılmaz.Şirket müdürü nasıl sigortalı olur?SORU: İnşaat şirketiyiz. Her inşaat için ayrı ayrı işyeri dosyası açtık. Şirket müdürümüz bu işlerin genel koordinesinden sorumlu, kendisi şirket ortağı olmadığı için merkezimiz işyeri dosyasından sigortası bildiriliyor. Ancak müdürümüzün işyerimize ait bütün işyeri dosyalarından bildiriminin yapılması gerektiği söylendi. Şirket müdürümüzü bütün işyeri dosyalarından bildirmememiz gerekir mi? (Nermin Yılmaz)CEVAP: Şirket ortağı olmayan işyeri müdürünün işyerine ait tek bir işyeri dosyasından bildirilmesi yeterlidir. Sigortalının aynı anda farklı işyeri dosyalarından bildirilmesi sigortalının birden fazla farklı ünvandaki işyerinde çalışması neticesinde geçerlidir. Sizin belirttiğiniz durumun bununla ilgisi yok. Şirket müdürünü bütün işyeri dosyanızdan bildirilmesi gerektiğine dair size söylenen bilgi yanlış bilgidir. İki SGDP’lilikten hangisi?SORU: SKK emeklisiyim. 2008’in 4’üncü ayında topoğraflık bürosu açtım, 2010 sonunda kapattım. Ancak büromun açık olduğu dönemlerde 3 ayrı şirkette sigortalı olarak çalışıyordum. ( Adıma ayda 38 gün destek primi yatırılıyordu). Buna rağmen benim maaşımdan geriye doğru Bağ-Kur SGDP prim kesintisi yapılıyor. Bu doğru bir kesinti midir? (Ercan Özer)CEVAP: Büroyu SSK SGDP’lisi olarak çalışmaya başlamadan önce açtıysanız, adınıza yatan SGDP primleri adınıza tahakkuk eden borca mahsup edilmeli. Sonra açtıysanız SSK SGDP’liliği Bağ-Kur SGDP’liliğinden önce başladığı için borç çıkmaması gerekir. Bu durumu belirten dilekçe ile ilgili Müdürlüğe itiraz edebilirsiniz.Evlilik nedeniyle işten ayrılana işsizlik ödeneği verilmezSORU: Geçen hafta evlendim ve evlilik dolayısıyla kıdem tazminatımı alarak işten ayrıldım. İşyeri muhasebecisi işsizlik ödeneği alamayacağımı söyledi. Evlilik nedeniyle işten ayrıldığım için işsizlik ödeneği alamaz mıyım? (Merve Kayı) CEVAP: Evlilik nedeniyle işten ayrılan kadın işçinin Kıdem Tazminatı alma hakkı vardır ancak işsizlik ödeneği alma hakkı yoktur. Zira işsizlik ödeneğinde genel hak ediş kaidesi işçinin çalışma istek ve arzusunda olduğu halde iradi nedenler dışında çalışamamasıdır. Bu sebeple evlilik nedeniyle işten ayrıldığınız için size işsizlik ödeneği verilmez.Annesiz, babasız kız çocuğuna yüzde 50 aylık bağlanırSORU: Bir akrabam 8. basamaktan Bağ-Kur emeklisi idi. Vefat etti. Daha sonra eşi de vefat etti. Şimdi kızının hiçbir geliri yok. Maaş bağlanması için SGK’ya başvuracak. Eline net ne kadar geçer? (Birol Boralı)CEVAP: Bağ-Kur’dan hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanması için en az 5 yıl ve 1800 gün prim ödenmiş olması gerekir. Bu şart sağlanmışsa annesiz ve babasız kalmış kız çocuğuna tek hissedar olması sebebiyle yüzde 50 oranında yetim aylığı bağlanır. O da takriben 350-400 TL civarıdır.

Devamını Oku

Çalışma Bakanlığı’nda köklü değişim

5 Kasım 2011

BAKANLAR Kurulu, bakanlık teşkilatlarının yapısı ile ilgili almış olduğu yetkinin son gününde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın teşkilat yapısını değiştirdi. Anı kararname çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) iki genel müdürlük kuruldu. Bakanlığın merkez taşkilatındaki değişiklik kadar taşra teşkilatında da çok önemli değişiklikler yapıldı. Buna göre; bakanlığın, Çalışma Bölge Müdürlükleri ile Türkiye İş Kurumu’nun İl Müdürlükleri birleştirilerek Çalışma Ve İş Kurumu İl Müdürlükleri şeklinde örgütlenecek. Bununla birlikte; nüfus, sigortalı ve işyeri sayısı, işlem yoğunluğu ve belirlenecek diğer kriterler doğrultusunda hizmet merkezleri kurulabilecek. Bu birimler sayesinde Sosyal Güvenlik Kurumu’ndaki sosyal güvenlik merkezlerinde vatandaşlara yerinde verilen hizmet gibi işsizlere hizmet verilecek. Ücretlerin ödenmemesi, kıdem tazminatının verilmemesi gibi işçi haklarının şikayet mercileri bu hizmet birimleri olacak.SGK’ya 2 genel müdürlükSGK’ya iki yeni genel müdürlük kuruldu. Sosyal Güvenlik Kurumu’nda, Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü ikiye bölünerek, Emeklilik Hizmetleri ve Sigorta primleri genel müdürlüğü oluşturuldu. Bu şekilde Sosyal Güvenlik Kurumu sigortalıların aktif çalıştıkları ve sonrasında emekli oldukları dönemlerde daha hızlı hizmet verebilmek için kurumun büyük yapısı ikili yönetim yapısına dönüştürüldü.****Sigorta sahtekarlarına dikkat!SORU: İşçime asgari ücret ödüyorum. Bu işçinin bana SSK maliyeti yaklaşık 300 lira. Birkaç ay önce biri bana işçilerin SSK’sı için fazla para ödemem gerekmediğini, en fazla 100-150 lira ödeyerek de işçilerin SSK’sını ödeyebileceğimi söyledi. Ben de kendisine bu parayı ödedim. O kişi bana işçilerimin SSK’sının bildirildiğini gösteren SSK belgesini de getirdi. İşçimin primlerinin ucuz yoldan ödendiğini düşünürken müdürlükten bana prim borcum olduğuna dair yazı geldi. Bu borcu ödemek zorunda mıyım? (Aytekin Kaval)CEVAP: Sosyal Güvenlik Kurumu’na sigortalılarla ilgili sigorta bildirimi ayrı, bildirilen primin parasının ödenmesi ayrı işlemlerdir. Sigorta bildirimi kurumun verdiği şifre ile internet üzerinden yapılır. Ödeme ise banka üzerinden, vadesi geçmişse kurum veznesinden yapılır ve karşılığında banka ödeme dekontu ya da tahakkuk fişi ile ödemenin belgelenmesi gerekir. Primleri ödediğini söyleyerek sizi dolandıran kişi, aslında sigortalılarınızın bildirimini yapmış ama prim ödemesi yapmamıştır. Ödeme yapmış olsaydı, elinde ödemeyi yaptığına dair dekont vs. belge olurdu. Ayrıca bu şekilde herhangi bir prim indiriminden yararlanmıyorsanız işçi için muhasebe kurallarına göre tespit edilen miktarı aşağı çekme imkanınız bulunmamaktadır. Bu sebeple kurum tarafından çıkarılan borcu ödemek zorundasınız. Sizi dolandıran kişiden de paranızı ancak yasal yollardan alabilirsiniz.****İhtarnameyi noterden veya PTT’den çekebilirsinizSORU: İzinsiz ve mazeretsiz olarak 3 gün üst üste işe gelmeyen işçimize ihtarname göndereceğiz. Bunun için özel bir şekil şartı var mıdır? Örneğin noter kanalıyla göndermek şart mıdır? (İsmet Canlı)Cevap: İhtarnamelerde özel bir şekil şartı aranmıyor. Ancak noter veya PTT’den iadeli-taahhütlü gönderilen ihtarnameler, yargı safhasında muteber sayılıyor. Siz de iadeli-taahhütlü gönderirseniz ispat problemi yaşamazsınız. Ayrıca işçinin gelmediği her gün için tutanak düzenlenmesi, işveren/işveren vekili ve şahitlerce imzalanması da yerinde olacaktır. Bu şekilde, işçi en son geldiği gün itibarıyla işten ayrılmış ya da işveren tarafından haklı fesihle işten çıkarılmış sayılır.****KPSS ile devlet memurluğuna atanan işçiye kıdem tazminatı ödenir mi?SORU: KPSS sonucu devlette memurluğa atanan ve bu sebeple işten ayrılan işçim kendisine kıdem tazminatının ödenmesini istiyor. Ödemek zorunda mıyım? (Ertuğrul Kocacık)Cevap: Kıdem tazminatının hangi fesih hallerinde ödeneceği 1475 sayılı Kanunun 14.maddesinde belirtilmiştir. Buna göre işçi, işverence çıkarılmış veya kendisi kanunda belirtilen haklı gerekçelerle ayrılmışsa ve askere gitmişse, emekli olmuşsa, emekli olması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlamışsa, kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmişse, işçi ölmüşse işçiye kıdem tazminatı ödenir. Bunların haricinde sigortalının işten ayrılması durumunda kıdem tazminatı ödenmez. İşçiniz KPSS sonucu devlett e memurluğa atanması sonucu işinden ayrıldığı için bu işçinize kıdem tazminatı ödenmez. Bununla birlikte işçiye 4857 sayılı Kanunun 17. maddesi gereği ihbar tazminatı ödenemeyeceği gibi işçi tarafından işverene ihbar tazminatı ödenmesi gerekir.****İşçiye neden ibraname imzalatılır?SORU: İşçi işten ayrılırken, işçi ile işveren arasında tutanak halinde imzalanan ibranamenin hukuki mahiyeti nedir? (Ali Çakır)CEVAP: İş hukukunda ibraname işçinin işten ayrılırken ücret, fazla çalışma ,yıllık ücretli izin alacağı ,ihbar ve kıdem tazminatı vb gibi alacaklarını aldığına, başka bir alacağının kalmadığına ilişkin olarak imzalayarak işverene verdiği belgeye denir. İbraname iş hukukunda düzenlenmeyen bir belgedir. Öncelikle; uygulamada ve Yargıtay kararlarında birleşilen nokta, iş sözleşmesinin sona ermesinden önce düzenlenen ibranamelerin geçerli sayılmamasında kendisini göstermektedir. Yani ibraname işten ayrılan işçiye yapılan ödemelerin ispatını yapan bir makbuz gibidir. İbranamelerin geçerli olabilmesi için ikinci olarak işçinin medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olması gerekir. Ayrıca geçerli bir belge olarak kabul edilebilmesi için işçinin ücretlerini, kıdem tazminatını aldığını, yıllık izinlerini kullandığını (veya ücretini aldığını), hiçbir alacağının kalmadığının ve bu hakların parasal tutarlarının da belirtilmesi gerekmektedir. Eğer böyle değilse işçi ibranamenin üzerine alamadığı hakları için şerh koymalı ve belgede açıkça belirtmelidir.****İYİ BAYRAMLAR...Tüm sevdiklerinizle güzel vakitler geçireceğiniz bir bayram diliyorum.

Devamını Oku

Van’da sigorta primine ve vergiye erteleme

29 Ekim 2011

Yine büyük bir deprem, yine yıkılan bir şehir ve yine ölümler... Ülkemiz Van’daki deprem sonrası büyük bir acının içinde. 23 Ekim 2011 tarihinde gerçekleşen depremden dolayı Van ili ve Erciş başta olmak üzere ilçelerinde deprem sonucu birçok ev, işyeri yıkıldı ya da ağır derecede hasar gördü. Yaralı ve hayatını kaybeden kardeşlerimiz var. Bu kadar büyük hasarın ve can kaybının olduğu bu süreçte devlet ve sivil toplum örgütleri yardımlar için seferber olmuş durumda. Bu yardım çalışmalarının yanında diğer kolaylıklar da sağlanıyor. Sigorta primi ve vergi ile ilgili ertelemeler yapıldı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Van’daki depremde işverenlerin sigorta primleri ile Bağ-Kur sigortalılarının prim borçlarını, Maliye Bakanlığı da vergi borçlarını 1 yıl erteledi.1 Ekim 2008’den önce ölenlerin yakınları ölüm aylığı için borçlanabilirSORU: Eşim, 2003 yılında sigortalı olmuştu ve Haziran 2008’de vefat etti. Kendisinin 423 günlük çalışmışlığı vardı. Eşimin üzerinden aylık bağlanması için eşimin 18 ay olarak yaptığı askerlik süresini ödeyip borçlanmak istiyorum. Bu şekilde toplu para ödeyerek borçlanmanın artık yapılamadığı söyleniyor. Bu doğru mudur? (Zeliha Kandemir) CEVAP: Ölüm aylığının bağlanması ile ilgili şartlar 1.10.2008 tarihli 5510 sayılı Kanun ile değişti. Kanunda, SSK’lılara “her türlü borçlanma hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün pimi olanlara” ölüm aylığı bağlanacağı belirtildi. Ancak bu hüküm 1.10.2008’den sonra ölen sigortalıların hak sahipleri için uygulanacak. 1.10.2008’den önce ölen sigortalıların hak sahipleri için geçerli değil. Onun için siz eşinizin 18 aylık askerlik süresinden 423 günlük çalışma süresini 900 güne tamamlayacak olan 477 günlük kısmını (askerliğin tamamını borçlanmanıza gerek yok) borçlanırsanız ve 1 ay içinde öderseniz size ve varsa çocuklarınıza ölüm aylığı bağlanır.15 yıl 3 bin 600 şartına göre emekli olanlara daha az mı aylık bağlanır?SORU: Ben 15 yıl 3 bin 600 şartına göre 56 yaşında emekli olmayı düşünüyorum. Bu şekilde emekli olursam normal olarak emekli olanlardan daha az mı emekli aylığı alırım? (Nusret Özcan)CEVAP: Kamuoyunda, sizin belirttiğiniz gibi 15 yıl 3 bin 600 şartına göre emekli olanlara (bu emekliliğe yaştan emeklilik denir) daha az aylık bağlanacağına dair bir kanı var. Ancak emekli aylığın hesaplanması ayrı, aylığın hak ediş koşulları ayrı kurallara tabidir. Size 15 yıl 3 bin 600 gün 55 yaş şartını sağladığınız 56 yaşında bağlanacak olan aylığın hesaplanmasında diğer bütün aylığı hak edenlerin aylıklarının hesaplanmasında kullanılan kıstaslara göre hesaplama yapılacaktır. İster normal sürelere göre emekli olun isterse yaştan emeklilik şartlarına göre emekli olun alacağınız aylığın hesabı yine aynı usule göre yapılır. Bunun için sizin 15 yıl 3 bin 600 şartına göre belirli yaştan emekli olanlara bağlanacak aylığın daha az olduğu kanısı yanlıştır.Anneme bağlanan kısmi aylığı tam aylığa çevirebilir miyim?SORU: Babam 1976 yılında gittiği Almanya’da uzun yıllar çalıştı ve orada emekli oldu. Babam 2003 yılında vefat edince anneme Türkiye’de bilhassa sağlık yardımından yararlanabilmesi için babamın Türkiye’deki 45 günlük primine istinaden Almanya’daki sürelerle beraber SGK’dan bir aylık bağlandı. Buna yanılmıyorsam kısmi aylık deniliyor. Anneme bağlanan bu kısmi aylığı nasıl tam aylığa çevirebilirim? (Müslüm Kaya) CEVAP: Evet, Almanya’da emekli olup da Türkiye’deki emekli olunamaması durumunda her iki ülkede geçen sigortalılık süreleri birleştirilerek aylığa hak kazanılması halinde, birleşik hizmetler üzerinden Türkiye’de göre geçen sigortalılık süresi oranında kısmi aylık bağlanabilir. Annenize bu şekilde bilhassa Türkiye’de sağlık yardımından yararlanması için kısmi aylık bağlanmış. Bu kısmi aylığı borçlanma yaparak tam aylığa çevirebilirsiniz. Bunun için babanızın Türkiye’de 45 günlük prim gününü 900 güne tamamlayacak şekilde (1.10.2008’den önce öldüğü için) yurtdışı borçlanması yaparsanız annenize tam aylık bağlanır. Ancak burada şöyle bir sorun yaşayacaksınız, Almanya ile yapılan sözleşme gereği iki ülkeden de tam aylık alanların sağlık yardımları için bir ülkeden sağlanması şartı bulunmaktadır. Eğer Almanya’dan sağlık yardımı almaya devam etmek istiyorsanız Türkiye’de sağlık yardımlarından yararlanabilmek için Türkiye’ye gelmeden önce, mutlaka Alman Hastalık Kasası’na sağlık yardımlarına hak kazanma belgesi düzenletmeniz gerekir.SGK Başkanı asaleten atandıSosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) kuruluş sürecinde başkan olarak hizmete başlayan Sayın Fatih Acar ikinci kez vekaleten yürüttüğü SGK Başkanlığı ve SGK Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine asaleten atandı. Kendisi vekaleten yürüttüğü başkanlıkları döneminde sosyal güvenlik sistemindeki reformda başından beridir aktif rol almış, merkez ve taşra teşkilatının oluşumunu ve tebliğ, yönetmelik gibi ikincil mevzuatın hazırlanmasını sağlamış kısacası “sosyal güvenlik reformunun” uygulanmasındaki kritik süreci başarılı yönetmiştir. Atamanın kendisine ve SGK’ya hayırlı olmasını diliyorum.

Devamını Oku

Eşinden 30 yaş büyük olan eşler yarım eş mi?

22 Ekim 2011

1.10.2008’den önce memur olanlar için halen uygulanan Emekli Sandığı Kanunu’na göre karı veya koca şayet eşinden 30 yaş veya daha büyük ise ölümünde eşine aylığın yarısı kadar aylık bağlanıyor, ancak evlenme akdi en az 10 yıl evvel yapılmış veya çocukları olmuş ise bu indirim yapılmıyor. Bu kanun hükmünin Anayasa’ya aykırı olduğunun saptanması için daha önce yerel mahkeme tarafından Anayasa Mahkemesi’ne götürülmüştü. Anayasa Mahkemesi de iki üyenin itirazına rağmen oy çoğunluğuyla bu hükmün Anayasa’ya aykırı olmadığını kabul etti. Oysa ki bu durumu SGK reform sürecinde saptamış 1.10.2008’den sonra memur olup 5510 sayılı Kanuna tabi olanlar için kaldırmıştı. Ancak Anayasa Mahkemesi kararı neticesinde; Emekli Sandığı’na tabi memurların ölümünden önceki 10 yıl içinde evlendiği, kendisinden 30 yaş ve daha küçük ve ortak çocukları da olmayarak kalan eşine dul aylığı normal dul aylığına göre yarısı bağlanmaya devam edecek. Oysa ki belirli evlenme yasakları halleri hariç olmak üzere, kimin kiminle evleneceği/evlenmesi gerektiği konusu Medeni Kanun’un ve Anayasa’nın ilgi alanı dışındadır. Çiftler özgür iradelerine göre evlenirler ve aile kurarlar. Burada eşler arasında yaş farkının hiç önemi yoktur. Bu sebeple vefat eden eşinden 30 yaş ve daha küçük olduğu için yarım aylık bağlamak eşi yarım eş mi saymış olmuyor mu? Ki bu durum Miras Hukuku’na da aykırı. Bu şekilde Emekli Sandığı iştirakçisinin ya da emeklisinin kendisinden 30 yaş veya daha küçük kişi ile evlenmesi halinde, bu eşe bağlanacak aylığın, müstehak olduğu tutarın yarısı kadar olacağını öngörmek suretiyle, evlenme iradesi ve serbestisi üzerinde baskı oluşturacaktır. Bu açıdan söz konusu karara itiraz eden Anayasa Mahkemesi’nin iki üyesi Serdar Özgüldür ve Engin Yıldırım’a katıldığımı belirtmek isterim. Bağ-Kur borcum var diye emekli aylığım kesildi...SORU: 2009 yılı mart ayında emekli oldum ve 3 ay öncesine kadar aylık almaya devam ettim. Ancak SGK Müdürlüğü tarafından 2008 ekim ayından sonraki 3 ayda şirket ortaklığımdan dolayı 90 günlük Bağ-Kur borcum olduğu saptandı. Ve bunun üzerine geçenlerde aylık almaya müstehak olmadığım belirtilerek aylığımın kesildiği, 2009’dan beridir aldığım aylığın ve bu süreçte yararlandığım sağlık harcamalarını (toplam 30 bin lira) geriye doğru faiziyle ödemem gerektiği belirtildi. Şimdi ben bu borcu ödemek zorunda mıyım? Ne yapmam gerekiyor? (Hakan Zeki)CEVAP: Sizin durumunuzda ne yazık ki çok kişi var. Bu şekilde bazı emekliler aylığı bağlandıktan sonra bazı hususlardan dolayı aylığı kesilerek mağdur oluyorlardı. Çünkü sizin de belirttiğiniz gibi aylık talebinde bulunan sigortalılarının aylık bağlama koşulların oluşmadığının aylık bağlandıktan sonra tespit edilmesi halinde ise, sigortalıya ödenen aylıklar başlangıç tarihi itibariyle iptal edilerek yersiz ödenen aylıkların tahsili yoluna gidilmekte ve sigortalılara yeniden aylık talebinde bulunmaları halinde ise aylık talep tarihlerini takip eden aybaşından itibaren tekrar aylık bağlanmaktaydı. Ancak SGK sizin durumunuzdakilerin mağduriyetini gidermek için 2011/58 sayılı genelgede düzenleme yaparak için bu şekilde olanların aylıkları kesilmeden çözüm yolu bulundu. Genelgenin “6.2. Aylığa hak kazanma koşullarının oluşmadığının aylık bağlandıktan sonra tespit edilmesi ve aylığın tekrar başlaması” başlıklı bölümünde gerekli çözümler belirtiliyor. Buna göre; siz ve sizin gibi aylık talep tarihinden önce Bağ-Kur borçları olanların prim borçlarını ödenmesi kaydıyla aylıkların başlangıç tarihi değiştirilmeyecektir. Bu sebeple size geriye doğru çıkarılan ve ödemeniz istenilen borç müdürlük tarafından silinmesi gerekir. Raporlu süreler Kıdem Tazminatı’nda dikkate alınır mı?SORU: İşyerimizde çalışan personelimizden biri 6 aydır istirahatli. Kendisinin iş akdi sağlık sebeplerinden dolayı feshedildi. İşçimizin istirahat süresi dahil 5 yıl. İşçimize kıdem tazminatını öderken kıdem süresine istirahat süresi eklenecek mi? (Ramazan Kalay)CEVAP: İşçinizin kıdemine bağlı olarak hesaplanan ihbar süresi İş Kanunu gereği sekiz hafta olduğundan, işçinizin alabileceği istirahat süresi azami (8+6=14) 14 haftadır ve sağlık sebebiyle iş akdi işçinize kıdem tazminatı ödenerek feshedilebilir. Söz konusu Kıdem Tazminatı’nın hesabında 14 haftadan sonraki istirahat süreleri dikkate alınmayacaktır. Zira işçinin işyerinde çalıştığı sırada ihbar süresini 6 hafta aşan ve fesihten önceki dönem içinde alınan ve birbiri ardına gelen istirahat süresi kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaz. Ancak istirahat raporu işçinin istirahat süresi ihbar süresini 6 hafta aşmıyorsa kıdem tazminatı hesabında dikkate alınacaktır. İşçi raporlu iken iş sözleşmesinin sona erdirilmesi halinde fesih rapor süresi sonunda hüküm doğuracağından işçinin kıdemi rapor süresi sonuna kadar ileriye götürülmelidir. Diğer sigortalılıklar ve Emekli Sandığı hizmetiSORU: 1997 11. ay SSK girişim var. Toplam 565 günüm var. SSK’dan sonra 2 yıl 10 gün Bağ-Kur sigortalılığım var. Bağ-Kur başlangıç tarihi 04.10.2000’dir. 13.08.2003 tarihinde de Emekli Sandığı’na girişim var. Halen Emekli Sandığı’na bağlı olarak çalışmaktayım. ne zaman emekli olacağımı cevaplarsanız memnun olurum. 1972 doğumluyum. askerlik borçlanması yapmadım. Askerliğim 8 aydır. (Sefa Yazar)CEVAP: Emekli sandığının öncesinde askerlik hariç SSK ve Bağ-Kur toplam 565+730=1295 gününüz 3 yıl 7 ay 5 gün var. Bu süre geriye doğru Emekli Sandığı başlangıcınız 08.03.2000 olur eğer askerlik borçlanmasını da 6 ay yaparsanız başlangıcınız 08.09.1999 olur buna göre; memur olarak çalışmaya devam ederseniz 25 yıl 58 yaşa göre diğer sigorta sürelerinizle birlikte Emekli Sandığından emekli olursunuz.Emekli, dul ve yetim aylıkları haczedilemezSORU: Bankadan kullandığım kredi borcu için PTT’den aldığım emekli aylığımdan benden izin almadan kesinti yapılmış. Emeklinin aylığına haciz olur mu? (Altan Bozoklu) CEVAP: 5510 sayılı Kanun’a göre emekliler, dullar ve yetimlerin emekli aylıklarından sadece SGK borçları ile nafaka borçları dışında kesinti veya haciz yapılamaz. Zira bu durum Kanunun 93. Maddesi’nde yasal güvenceye bağlanmıştır. Yani hacizi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir. Aylığınızdan yapılan kesinti için ilgili banka ve İcra Müdürlüğü’ne itiraz edin.

Devamını Oku

Emekli ikramiyesi de Kıdem Tazminatı da kaldırıl(a)maz...

15 Ekim 2011

Daha geçen haftaya kadar kıdem tazminatı kaldırılacak mı diye tartışırken bu hafta 1 Ekim 2008’den sonra memur olanlara emekli ikramiyesi ödenmeyeceği ile ilgili bir iddia gündeme geldi. Bu haber diğer sosyal güvenlik konuları gibi hemen kamuoyunun dikkatini çekti. Daha sonra SGK konunun yanlış değerlendirildiğini ve 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra ilk defa memur olanlara da 5434 sayılı Kanuna eklenen ek 82’nci maddesine göre eski memurlara olduğu gibi emeklilik ikramiyesi ödendiğini belirten bir basın açıklaması yaptı. Böylece kamuoyunu herhangi bir tereddüte düşmeden bilgilendirmiş oldu. (SGK’nın kamuoyunu sıcağı sıcağına bilgilendirme gayreti diğer kamu kurumlarına örnek olmalı.)Kısacası emekli ikramiyesini eski yeni ayrımı olmadan bütün memurlar malullük ve yaşlılık aylığı aldıklarında, ölümleri halinde hak sahiplerine ölüm aylığı bağlaması durumunda toplu para şeklinde alabileceklerdir. Toplu para şeklinde ödenen emekli ikramiyesi amaç bakımından kıdem tazminatına kısmen benzerlik göstermektedir. Her ikisinde de sadece emek gücünü kullanarak gelir elde eden ve uzun süre çalışan memur ve işçinin işlerini hangi sebeple olsun kaybetmeleri sonucunda kendilerini aylık haricinde maddi olarak güvence altına alacakları ve ileriye dönük planlar kurmaları için değerlendirilebilecekleri birikimin oluşmasını sağlamaktır. Bu sebeple memurun emekli ikramiyesi, işçinin kıdem tazminatı kesinlikle kaldırılmaz, kaldırılamaz. Zaten kimsenin de kaldırma gibi bir niyeti yok... Endişelenmeyin...****6 ay daha isteğe bağlı öderseniz Bağ-Kur’dan emekli olursunuzSoru: Prim günü ve sigortalılık süremi SSK lı olarak 3 yıl önce doldurdum, 53 yaşında emekli olabileceğim için yaşı bekliyorum. 3 yıldır Bağ Kur’dan isteğe bağlı sigortalıyım (Sağlıktan faydalanmak için). Şu anki Bağ Kur’dan isteğe bağlı sigortalılığım (267 lira prim ödüyorum) emeklilik şartlarımı olumsuz etkiler mi? (Fatih Evliyaoğlu)Cevap: 3 yıldır ödediğiniz isteğe bağlı ödemeye 6 ay daha devam edip çalışma sürenizdeki son 3,5 yılda Bağ-kur’lu olacaksınız ve bu sebeple SSK’dan emekli olma hakkını kaybederek Bağ-kur’dan emekli olma şartlarına gör emekli olacaksınız. Soruda da belirttiğiniz gibi sadece sağlık yardımından yararlanmak için isteğe bağlı sigorta ödüyorsanız isteğe bağlı sigortaya son vererek size en yakın SGK müdürlüğüne genel sağlık sigortalısı olmak için müracaat edin.****SSK, SGDP’yi işveren öderSoru: Emekli sandığı emeklisi bir mühendisim. Yılbaşından beri bir yapı denetim şirketinde çalışıyorum. Bizim sosyal güvenlik yönünden bir sorumluluğumuz var mı? Sosyal güvenlik destek pirimi nedir. Buna bir pirim yatırılacaksa bu şirketin sorumluluğunda mı benim sorumluluğumda mı? (Nihat Ayık)Cevap: (SGDP) Sosyal güvenlik destek pirimi herhangi bir kurumdan yaşlılık aylığı (emekli) almasına rağmen bir işyerinde SSK’lı olarak çalışması veya kendisi adına işyeri açması durumunda SGK’ya ödenen paradır. Bir işyeri açtığı için Bağ-Kur SGDP’lisi olanın maaşından %15 oranında SGDP keisntisi yapılırken, bir işyerinde çalıştığı için SSK SGDP’lisi olan emekli için maaşını kestirmeden çalışması halinde işverenince ödenen ücret üzerinden %30 oranında SGDP primi alınır. Buna iş kazası ve meslek hastalığı primi de eklenir. Siz bir işyerinde emekli olarak çalıştığınız için SSK SGDP’lisi olmaktasınız ve sizin priminizin ödenmesinden işvereniniz sorumludur. Sizin sorumluluğunuz bulunmamaktadır.****Çocuklar şirket ortağı ve dolayısıyla Bağ-Kur’lu olur mu?Soru: 14 yaşındaki oğluma ortak olduğum limited şirketteki hissemi oğluma devretmek istiyorum. Öncelikle reşit olmayan çocuklar şirket ortağı olabilir mi? Olursa şirket ortağı olduğu için Bağ-Kur’lu yapmamız gerekir mi? (Abdullah Deniz) Cevap: Çocuklar diğer bir ifade ile 18 yaşından küçükler şirketlerde ortak olabilirler. Ancak, bunların 18 yaşını dolduruncaya kadar kanuni temsilcileri (anne/baba) tarafından temsil edilirler. Ancak 18 yaşından küçüklerin fiil ehliyeti olmayacağından, ticaret mahkemesine başvurarak kayyum atanmasını talep etmesi gerekir. Kayyum çocuğun anne babası olabileceği gibi hakim atayacağı bir kişi de olabilir. Bununla birlikte; 5510 sayılı Kanun 6. maddesinde; “ h) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri gereği sigortalı sayılması gerekenlerden 18 yaşını doldurmamış olanlar” sigortalı sayılmayanlardandır. Bu sebeple hisse devri neticesinde şirket ortağı olan çocuğunuz 18 yaşından küçük olduğu için limited şirket ortağı olmasına rağmen Bağ-kur’lu olamayacaktır.****Ablama babamın aylığını nasıl bağlatabiliriz?Soru: Ablam eşinden ayrıldı. Geçen sene ölen babamın aylığını bağlatmak istiyorum. Ablama babamın aylığını nasıl bağlatabilirim? Yaş şartı var mı? (Menşure Eygel)Cevap: Ablanıza yetim aylığı bağlatabilmeniz için eşinden ayrılmış ablanızın hiçbir yerde çalışmıyor olması veya SGK’dan aylık-gelir almaması gerekir. Bunların haricinde yetim aylığın bağlanması için kız çocuklarında yaş şartı yoktur. Yetim aylığı için bulunduğunuz ildeki SGK müdürlüğüne başvuru yapacaksınız. Ablanıza, normal ölüm aylığının yüzde 25’i oranında aylık bağlanır.****15 yıl 3 bin 600 günün hesabında staj süresi dikkate alınmazSoru: Benim sigorta girişim 1991 yılı, ama öğrenciyken staj yaparken verilmişti prim olarak gözükmüyor. Daha sonra 1999 yılında normal çalışırken bir gün yatmış. 2000 yılı 5.ay dahil şimdiye kadar ful yattı. 15 yıl 3600 gün şartına göre işyerinden ayrılıp kıdem tazminatı almak istiyorum. Bu hakkım var mı? (Mehmet Payas)Cevap: kıdem tazminatı almak için gerekli 15 yıl 3600 günün hesabında staj süreleri sayılmaz. Staj süresince öğrenci adına sadece kısa vadeli sigorta kolları uygulanır. Bu sebeple emeklilik için sigorta başlangıcınız 1999 sayıldığından 15 yıllık süreyi tamamlamamışsınız. Bunun için bu şartlarda ayrılmanız durumunda kıdem tazminatını alamazsın.

Devamını Oku

Prim affından eksik yararlananlar için ek başvuru hakkı

8 Ekim 2011

Çalışma hayatı ile ilgili gündemde “intibak yasası” var. Bütün emekliler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda yapılan çalışmanın sonucunu bekliyor. Nihayet sorun artık çözüme kavuşacak ve SSK emeklilerin aylıklarındaki farklılık giderilmiş olacak. Şu an intibak yasası kadar önemli olan başka bir konu daha var. SGK tarafından prim affından eksik yararlananlar için getirilen ek başvuru hakkı...Kamuoyunda Torba Yasa olarak bilinen 6111 sayılı Kanun ile ödenemeyen prim ve diğer alacakları yeniden yapılandırarak sigortalı ve işverenlere ödeme kolaylığı sağlamıştı. İşverenler ve sigortalılar yapılandırma sürecinde 31.05.2011’e kadar müracaatta bulunmuşlardı. Yapılandırma süresi bittikten sonra başvurusunu süresinde yapanların eksik başvuru yaptıkları ve yapılandırılmadan kısmen yararlanamadıkları anlaşılmıştır. Buna göre;- Birden fazla işyeri sahibi olduğu ve prim affı için hepsine ayrı ayrı başvuruda bulunması gerektiği halde SGK’ya hepsi için ayrı ayrı başvurulmadığı için eksik yapılandırmada bulunmuş olanlar, - Emekliye bir işyeri açtığı için Bağ-Kur SGDP’si ödenmesi gerektiği halde ödenmemesi sebebiyle çıkarılan borç için 1 Ekim 2008 öncesi ve sonrasına göre ayrı ayrı başvurmayıp tek başvuru yapanlar,- Çalışma süresi içinde Bağ-Kur’dan farklı farklı borçlar olmasına rağmen (Tarım Bağ-Kur , normal Bağ-Kur vs.) bunlardan sadece birisi için başvuruda bulunanlar, - İnternetten başvuru yapılmasına rağmen Torba Kanunu’ndaki prim affından önceki yapılandırmaların bozulmaması sebebiyle torba kanundaki prim affı için başvurusu kabul edilmeyenler, borç yapılandırmasına eksik başvuru yapmışlardır. Bu kişiler SGK’nın yayınladığı 2011/63 sayılı genelge gereği yapılandırmada başvurmadıkları borçları için yeniden borç yapılandırmasına başvurabilecek.31 Ekim 2011 son günİster işveren isterse sigortalı olarak prim affından eksik yararlananlar 31 Ekim 2011’e kadar SGK müdürlüklerine giderek yeniden başvuru yapabilecek. Süresi içinde başvuruda bulunup da eksik başvuru yapanlar yeni başvuru yaptığında yasal sürede başvurmuş kabul edilecek ve yapılandırmanın ilk üç taksitini ödeyerek borç yapılandırmasına girmiş olacak. Ek başvuru hakkından yapılandırmaya 31.05.2011’e kadar hiç başvurmamış olanlar yararlanamayacak. *****Askerlik borçlanması hizmet birleştirmesinde dikkate alınır mı? SORU: 1984’de sigortalı oldum ve daha sonra askere gittim. Dönüşte kendi işyerimi kurarak 15 yıl Bağ-Kur ödedim. Bağ-Kur’dan emekli olabilmem için daha beklemem gerekiyordu. 3.5 yıl SSK’lı olmam halinde SSK’dan emekli olabileceğim söylendi. İşyerimi kapattım ve iki yıldır SSK’lı çalışıyorum. Kalan 1.5 yılımı 18 ay yaptığım askerliğimi borçlanarak ödesem tamamlamış sayılır mıyım? (Murat Taş)CEVAP: 1 Ekim 2008’den önce sigortalı olan kişilerin memur mu, SSK’lı mı yoksa Bağ-Kur’lu olarak mı emekli olacağına, son 7 yılına bakılarak karar verilir. Son 7 yıllık fiili hizmet süresi olarak değerlendirilen süre sigortalının bil fiil çalıştığı süredir. Hesabında askerlik borçlanması, yurt dışı borçlanması gibi süreler söz konusu 7 yıllık süre içinde dikkate alınır. Askerlik süreniz son 7 yıllık fiili hizmet süresinde olmadığı için askerlik borçlanması yapmanız 3.5 yılı tamamlamada dikkate alınmaz.***Memura babalık izni var, işçiye yok!SORU: Özel sektörde işçi olarak çalışıyorum. 10 gün önce oğlum doğdu. Doğduğu gün işverenim sorun çıkarmadı ve izin verdi, ancak sonraki günlerde gerek çocuğun kimliği gerekse doğum sonrası hastane kontrolü için izin konusunda sorun yaşadım. İş Kanunu’nda babaya babalık izni yokmuş. Erkek işçinin memur gibi babalık izni yok mu? (Tahsin Altın) CEVAP: 4857 sayılı İş Kanunu’nda, eşi doğum yapan erkek işçiye babalık izni adı altında izin verileceğine dair bir hüküm yok. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 46 ve 55. maddelerinde işçilere ne gibi durumlarda izin verileceği belirtilmiştir. Doğum için böyle bir izin hakkı yok. Ancak Devlet Memurları Kanunu gereği Erkek memura, karısının doğum yapması sebebiyle isteği üzerine 6111 sayılı Kanunu’ndaki değişiklik sonucu 10 güne kadar izin veriliyor.***Yaş haddinden emeklilik şartlarıSORU: Annemin ilk işe başlangıç tarihi 01/10/1995 ve 3870 gün prim sayısı mevcut. Halen çalışmakta olup doğum tarihi 01/01/1960. Kendisi yaş haddinden nasıl emekli olabilir? (Ümit Akçay)CEVAP: SSK’da yaş haddinden emekli olmak için 15 yıl 3600 gün ve kadınlar için 50 yaş (erkekler için 55 yaş) şartının birden sağlanması gerekir. Eğer bu üç şartın sağlanması 2002 sonrasında farklı tarihlerde oluyorsa kademeli olarak emekli olma yaş şartı değişir. Anneniz 15 yıl ve 3600 gün ve 50 yaş şartını 01.01.2010 tarihinde sağladığı için 56 yaşında yaş haddinden emekli olur.

Devamını Oku