Geçen hafta İstanbul Esenyurt’ta yapımı devam eden bina inşaatı şantiyesindeki felakette, yangında feci şekilde ölen işçilerin akibeti işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin en az yapılan iş kadar önemli olduğunu bizlere bir kez daha gösterdi. İş kazaları çoğu kez alınması gereken ancak ihmal edilen basit iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinden kaynaklanmakta. Ne yazık ki bu kazada da bu şekilde olmuştur.Oysa ki; Çalışma hayatını düzenleyen Anayasal hükümler de dahil ilgili Kanunlarda iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili olarak doğrudan veya dolaylı pek çok hüküm bulunmaktadır. Söz konusu düzenlemeler çerçevesinde işveren işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçilerin alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyup uymadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya kaldıkları riskler ile ilgili gerekli eğitimi vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük işverenin işçi üzerindeki gözetim ve denetim borcudur. Bu borcu yerine getirmeyen işveren hakkında idari, cezai işlemlerin yanında işçinin yasal yollardan uygulatabileceği yaptırımlar bulunmaktadır.İdari ve cezai yaptırımlarİş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yükümlülüklerine aykırı davranması neticesinde işveren veya işveren vekiline alınmayan her iş sağlığı ve güvenliği önlemi için işverene karşı idari para cezası uygulanabileceği gibi, tehlikenin niteliğine göre iş tamamen veya kısmen durdurulur veya işyeri kapatılır.Bununla birlikte; gereken iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almayarak işçinin ölümüne veya yaralanmasına sebep olan işveren taksirli suç faili olarak cezalandırılır.İşçinin yaptırımlarıİdari ve cezai yaptırımların yanında işçinin de işverene karşı uygulayabileceği yaptırımlar bulunmaktadır. Buna göre;- İş sağlığı ve güvenliği riskine karşı işçi işyerinde riskin kaldırılacağı süreye kadar çalışmaktan kaçınabilir ve bu sürenin ücretini işverenden isteyebilir.- İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili bu riskli durumdan dolayı iş akdini haklı nedenle fesih eder ve kıdem tazminatı dahil yasal haklarını işverenden talep ederek işi bırakabilir. - İş sağlığı ve güvenliğinin alınmaması neticesinde geçirilecek olan iş kazası ve meslek hastalığı için işverenden tazminat talep edebilir. Tazminat talebi iş kazası ve meslek hastalığı geçirmesi halinde karşılaşacağı maddi ve manevi zarar için olacaktır. Buna göre; maluliyet ve ölüm sebebiyle iş göremezlik ölçüsünde çalışmasının aksayacağı ve bu nedenle maruz kalınacak zarar için işverenden maddi tazminat şeklinde, cismani zarara uğrayan işçinin veya ölümlü iş kazalarında işçinin ailesinin çektiği acı, elem ve izdıraplar için hakim takdiri ile manevi tazminat şeklinde, işçi veya hak sahipleri tazminat talep edebilir.SGK’nın rüc’u tazminatlarıBu şekilde işçi veya hak sahipleri tarafından açılan tazminat davaları yanında SGK da iş kazası veya meslek hastalığı sonucu işçiye yaptığı yardımların tazminini işverenden istemektedir. Buna göre;- Sigortalı çalıştırılmaya başlandığının veya yeniden işe alınan sigortalıların süresi içinde kuruma bildirilmemesi durumunda, bildirgenin sonradan verildiği veya işçi çalıştırıldığının kurumca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası veya meslek hastalığı sonucunda zarar gören işçiye veya hak sahibi kişilere SGK’ca yapılan ve ilerde yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarı ile gelir bağlanması durumunda hesap edilecek sermaye değeri tutarı için sorumluluk ve kusur durumu aranmaksızın sigortalı bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen işverene rüc’u edilir. Buna işverenin “kusursuz sorumluluğu” denir.- İş kazası veya meslek hastalığı işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç sayılabilir bir hareketi sonucu olması durumunda zarar gören sigortalıya (işçiye) veya hak sahibi kişilere 5510 sayılı Kanun kapsamında yapılan ve ilerde yapılması gereken her türlü giderin tutarı ile gelir bağlanması durumunda bu gelirin bağlandığı tarihteki hesap edilecek peşin sermaye değeri tutarı için işverenin kusur derecesi ağırlığında, Borçlar Kanunu hükümlerine göre rüc’u edilir. Buna işverenin “kusurlu sorumluluğu” denirSonuçtaGörüldüğü üzere; iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili yükümlülükleri yerine getirmeyen işverenle ilgili hukuki, idari ve cezai yaptırımlar uygulanmaktadır. Kısacası iş kazası ve meslek hastalığı olan işyerinde mevcut kanunlara göre ağır yaptırımlar var. Bu yaptırımlar yeni çıkacak olan “İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanun” ile daha net olarak uygulanacak. Aslında yaptırımlar olmasa bile işverenlerin, üzerlerine düşen yükümlülükleri hesapsız, kitapsız yerine getirmeleri gerekir. Zira ölenler, yaralananlar insan. Ve insan hayatı milyon dolarla ölçülecek kadar ucuz olmamalı...Son günde kazadan sonra sigorta girişi olur mu?Esenyurt’taki yangında ölen Van Özalp doğumlu Sevdin Özen (28) ile, Sivas doğumlu Çetin Coşkun’un (42) sigorta kayıtları öldükleri gün yapıldığı, bunun doğru olmadığı yazıldı. Ancak 5510 sayılı Kanun’un 8. Maddesi’nde; “İnşaat işyerlerinde işe başlatılacak sigortalılar en geç çalışmaya başlatıldığı gün kuruma bildirilir” denilmektedir. Bu sebeple; söz konusu işçiler eğer inşaatta çalışmaya kazanın olduğu gün çalışmaya başladılarsa bu şekilde bildirilmelerinde herhangi bir sakınca bulunmamaktadır. Ancak SGK Rehberlik Teftiş Başkanlığı ve SGK İstanbul İl Müdürlüğü hemen olaya el koymuş ve gerekli işlemleri başlatmıştır.Esenyurt iş kazası ile ilgili SGK müfettişlerince yürütülecek olan iş kazası soruşturmasında işçilerin kaza gününden daha evvel çalışmaya başladıkları tespit edilmesi halinde işçilerin sigorta işe giriş tarihleri tespit edilecek tarihe doğru geriye çekilecek ve işveren hakkında sigorta işe giriş bildirgesinin geç verilmesinden dolayı 5510 sayılı Kanun’un 102. Maddesi’nin a fıkrası gereği sigortalı başına 2 asgari ücret idari para cezası uygulanır. Ayrıca; yukarıda “kusursuz sorumluluk” olarak belirtilen sorumlulukta olduğu gibi sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde yapmadığı tespit edildiği için, hak sahiplerine yapılacak yardımlar kurumca ödenir ve işverene ödettirilir.
Geçtiğimiz Perşembe günü 8 Mart’tı ve dünya çalışan kadınlar günüydü. Değişik programlarla kadınların günü kutlandı. Bu haftaki yazımızda çalışan kadınlara pozitif ayrımcılık çerçevesinde çalışma hayatında sağlanan hakların ne olduğunu izah edelim.8 DOĞUM BORÇLANMASI:1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren sosyal güvenlik reformu ile kadınlara getirilen en önemli haklardan biri doğum borçlanmasıdır. Buna göre; 4/a (SSK) sigortalısı kadınların doğum nedeniyle çalışamadıkları, en fazla 2 doğum için geçerli olmak üzere, ikişer yıllık sürelerinin borçlandırılmasında sigortalının doğumdan önce 4/a bendi (SSK) kapsamında tescil edilmiş olması ve adına kısa ya da uzun vadeli sigorta kolları yönünden prim ödenmiş olması yeterli sayılır. Doğum borçlanmasında aranan şartlardan birisi, doğum tarihinden önce 4/a (SSK) sigortalısı olarak tescil edilmiş olması ve adına kısa ya da uzun vadeli sigorta kolları yönünden prim ödenmiş olmasıdır. SGK uygulamasında, sigortalı olunan tarihten önceki doğumlar için borçlanma hakkı verilmemektedir. Doğum borçlanması ile gün sayıları artmaktadır. Ancak, 3308 sayılı Kanun kapsamındaki çıraklar ve işletmelerde, mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumlarında örgün eğitim gören öğrencilerin çıraklık veya staj döneminde emeklilikle ilgili malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primleri ödenmediği için, (çıraklık ve staj sigortası ile doğum tarihi arasında sigorta başlangıcı olmayanların) doğum borçlanması yapmaları halinde sigorta başlangıç tarihleri geriye gidecektir. Yani, sigortalılık sonrası doğum yapıp, doğum borçlanması yapanların emeklilik yaşları değişmiyor.8 ÇEYİZ PARASI:Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK) gelir veya aylık alan yetim kızlar evlendikleri takdirde, almakta oldukları maaşın 24 katını bir defaya mahsus olmak üzere çeyiz parası olarak SGK’dan alabiliyor. Hükümetçe yasal evliliklerin ve resmi nikâhın teşviki için çeyiz parasının kademeli olarak artırılarak “gerçek çeyiz parası” olması, evlilik hazırlığı yapan binlerce yetim kız çocuğunun sevinmesine sebep olacaktır.8 KADINLAR YETİM PARASI ALABİLİR:Sigortalı olarak çalışmayan, emekli olmayan kadınlar kaç yaşında olurlarsa olsunlar babaları veya anneleri vefat etmişse, sosyal güvenlik sistemi tarafından yetim/öksüz olarak değerlendirilmekte ve onlara aylık bağlanmaktadır.8 MALUL ÇOCUĞU OLAN KADINA ERKEN EMEKLİLİK:Başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul çocuğu olan ve emeklilik aylığı bağlanması talebinde bulunan kadın sigortalıların 1 Ekim 2008’den sonra geçen prim ödeme gün sayılarının dörtte biri, prim ödeme gün sayıları toplamına eklenip; eklenen bu süreler emeklilik yaş hadlerinden de indirilerek daha erken emekli olabilmektedirler.8 YURTDIŞI BORÇLANMASI YAPACAK KADINLAR:Erkeklerin yurtdışında geçen süreleri borçlanarak emekli olabilmesi için hizmet akdi veya şirket ortağı kapsamında vergi ödeyerek fiilen bir işte çalışması ve bunu belgelendirmesi gerekirken; kadınlar için böyle bir şart bulunmamaktadır. Kadınlar 18 yaşını doldurduktan sonra yurtdışında geçen sürelerin tamamını veya diledikleri kadarını herhangi bir şart aranmaksızın borçlanabilmektedirler. Bu süre içinde kadınların evli olma şartı bulunmamaktadır.8 EVLENEN KADIN KIDEM TAZMİNATI ALABİLİR:Evlendikten sonra (resmi nikâhtan sonra) bir yıl içinde işverene yazılı olarak başvurarak “evlilik nedeniyle” işten ayrılmak istediğini belirten kadın sigortalıya işveren kıdem tazminatı vererek iş akdini sonlandırmaktadır. Kadının evlilik nedeniyle işten ayrılması başka bir yerde işe girerek çalışmasına engel teşkil etmemektedir.8 SÜT İZNİ ALABİLİR:Çalışan kadınların çocukları olduğu takdirde, işveren bir yıl boyunca günde bir buçuk saat süt izni vermek zorundadır. Kadınlar süt izinlerini biriktirip haftalık izin hariç bir tam gün işe gelmeme şeklinde de kullanabilirler.08 DOĞUM İZNİ:Kadınlara doğumdan önce 8 hafta, doğumdan sonra 8 hafta, çoğul gebelikte 10 hafta olmak üzere izin verilmektedir. Kadın doktor raporu ile doğumuna 3 hafta kalıncaya kadar çalışabilir ve bunu kullanmayarak çalıştığı izni doğum sonrası izin süresine ekletebilir.8 DOĞUM SONRASINDA 6 AY ÜCRETSİZ İZİN:Doğum yapan kadınlar, doğum izninden sonra isterlerse 6 ay ücretsiz izin alabilirler. Burada işverenin takdir hakkı yoktur. Kadın sigortalı izin isterse işveren vermek zorundadır. Kadın devlet memurları için bu süre bir yıl olarak uygulanmaktadır.8 ÖZEL GÜNLERİNDE İZİN HAKKI:Ağır ve tehlikeli işlerde çalışan kadınlar, eğer kendileri isterlerse ‘muayyen’ günlerinde beş güne kadar izin kullanabilir. Çalışan kadın bu izni talep ettiğinde, işveren vermek zorundadır.8 KADIN GAZETECİLER DOĞUM İZNİNDE MAAŞ ALABİLİR:Kadın gazeteciler, hamileliğin 7’nci ayından doğumun 2’nci ayı sonuna kadar izne ayrıldıkları sürede, son aldıkları ücretin yarısını işverenden almaya devam eder. Bu arada ayrıca SGK’dan istirahat parası da alır.8 KADINLAR BAZI İŞLERDE ÇALIŞTIRILAMAZ:Kadınlar biyolojik ve fizyolojik yapıları gereği erkeklere göre farklı olduklarından, yer altında, su altında çalıştırılamaz ve gece postalarında fazla mesai yaptırılamaz.
2000 yılı başından itibaren değişen emekli aylığı hesaplaması sonucu 2000 yılı öncesi emekli olan 2 milyon 743 bin SSK emeklisinin aynı şartlarda 2000 sonrası emekli olanlara göre daha düşük olduğu her zaman iddia edilir. Bununla ilgili bir intibak yapılması gerektiği 2000 yılı öncesi emeklileri tarafından talep edilir. Ve aynı prim gün ve hizmet süresine sahip olanların aynı emekli aylığını alması istenir. Bu talepler 12 yıl boyunca yapıldı. Bu şekilde aynı prim gün ve hizmet süresine sahip olunmasına rağmen 2000 sonrası eş günü ve süresi olanlara göre daha düşük aylık alanların sorunu ‘intibak sorunu’ olarak adlandırıldı. İntibak sorununun çözümü için kanun değişikliği gerekiyordu. Ancak intibak sorunun çözülmesi; bütçeye yaklaşık 3-4 milyar lira maliyete sebep olacağı için kolay kolay gündeme alınacak bir konu değildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, intibak sorununu Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK), dolayısıyla Bakanlığın en önemli gündem maddelerinden biri kabul ederek çözüm için çalışmalar yaptırıp ve intibak sorunun nasıl çözülebileceği ile ilgili tasarılar oluşturdu. Başbakan Erdoğan da destek verdiği için intibak sorunu çözülme sürecine girdi. Bütün bu çalışmalar sonrası nihayet geçtiğimiz salı günü Meclis’te görüşülen Kanun tasarısı kabul edildi ve intibak sorunu çözülmüş oldu.Çözüm nasıl?5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 2000 yılı sonrası gösterge esaslı sistemden, gelişme hızından pay alınan bir sisteme geçilmesiyle gelişme hızından pay alamayan emeklilerin intibakını düzenliyor. İntibak düzenlemesinden, emeklinin yanı sıra malullük ve ölüm aylığı alan kişiler de yararlanacak. 2000 yılı öncesinde gösterge sistemine göre bağlanan malullük, yaşlılık ve ölüm aylıkları ile bu tarihten önce malullük veya yaşlılık aylığı almakta iken bu tarihten sonra ölen sigortalıların ölüm aylıkları, asgari aylık kontrolü yapılmaksızın, gayrisafi yurt içi hasıla sabit fiyatlarla, gelişme hızı kullanılarak yeniden hesaplanacak. Aylıklar, Aralık 1999’da yürürlükteki gösterge ve üst gösterge tablosundan sigortalı için belirlenen mevcut gösterge rakamı ile aynı dönemde yürürlükte bulunan memur aylık katsayısı esas alınarak hesaplanacak. Malullük aylığında; gösterge tablosundan aylık hesaplanan için yüzde 60, sigortalının, başkasının bakıma muhtaç olması halinde yüzde 70, üst gösterge tablosundan aylık hesaplanan için ise Aralık 1999’da yürürlükte bulunan ve gösterge rakamına göre yüzde 59,9 ile yüzde 50 arasında belirlenen taban aylık bağlama oranı esas alınacak.Aylık bağlamada üst sınırYaşlılık ve ölüm aylıklarında; gösterge tablosundan aylık hesaplanan için yüzde 60, üst gösterge tablosundan aylık hesaplanan için ise Aralık 1999’ta yürürlükte bulunan ve gösterge rakamına göre yüzde 59.9 ile yüzde 50 arasında belirlenen taban aylık bağlama oranı baz alınacak. Bu şekilde belirlenen taban aylık bağlama oranları, sigortalının tahsis talep tarihi veya ölüm itibarıyla kadın ise 50, erkek ise 55 yaşından sonra doldurduğu her tam yaş için ve 5 bin günden fazla ödediği her 240 günlük malullük, yaşlık ve ölüm sigortaları primi için 1’er artırılacak. Malullük, yaşlılık ve ölüm aylığının aylık bağlama oranı yüzde 85’ten fazla olamayacak. Sigortalının, Aralık 1999 ödeme dönemi itibarıyla aylığı, belirtilen gösterge rakamı, memur aylık katsayısı ve aylık bağlama oranının çarpımıyla belirlenecek.Hesaplanan aylık tutarı, yüzde 5,9 oranında artırılarak Ocak 2000’e, 2000 yılı Ocak ayı için bu şekilde hesaplanan aylık tutar ise 7.13326594120697 çarpanı kullanılarak Ocak 2008’e taşınacak. Bu şekilde hesaplanan aylık tutarı da Ocak 2008’den başlayarak Ocak 2013 dönemine kadar, sigortalılara ödenen aylıklara uygulanan aylık artışlarıyla yükseltilecek.***Emeklilere nasıl yansıyacak?İntibakla ilgili ayrıntılı bilgi veren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik; söz konusu intibaktan Emekli Sandığı ve Bağ-Kur sigortalılar yararlanamayacağını, SSK’lıların ise, üst göstergeden emekli olanlardan 3 bin 600 gün prim ödeyen emeklinin aylığına 118 lira, 5 bin gün prim ödeyen emekli aylığına 149 lira, 6 bin gün pirim ödeyen emeklini aylığına 174 lira, 7 bin 400 gün prim ödeyen emekli aylığına 212 lira, 9 bin gün prim ödeyen emekli aylığına 247 lira, bunun üzerinde prim ödeyen emekli aylığına 339 liraya kadar yansıyacağını” belirtti.***Biyometrik yöntemlerle kimlik doğrulanacak İlaçtan alınan katkı payı yüzde 10-20 yerine, yüzde 1-20 olarak uygulanacak. Halen yüzde 10 olarak uygulanan alt sınır yüzde 1’e çekilerek, esneklik sağlanması hedefleniyor. Vücut dışı protez ve ortezler ile ayakta tedavide sağlanan ilaçlarda alınacak katkı payını yüzde 1’e kadar indirmeye, SGK’nın teklifi üzerine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yetkili olacak. Yasayla, kişilerin sağlık hizmetine gitmediği halde gitmiş gibi gösterilerek SGK tarafından yapılan usulsüz ve yersiz ödemelerin önlenmesi amacıyla “biyometrik yöntemlerle kimlik doğrulaması” yapılmasına imkan tanınıyor.
İşsizlik ödeneği almak için en önemli şart işçinin çalışma istek ve arzusunda olmasına rağmen işinin her hangi bir kusuru olmadan kaybetmesi halidir. Bu şart işsizlik ödeneği için daha doğrusu işsizlik sigortası için uygulama gerekçesini de oluşturur. Bu yazımızda işsizlik ödeneğinin nasıl alınacağı konusunu izah edelim.Ödeneğe hak kazanmaİş Kanunu, Basın İş Kanunu ve Deniz İş Kanunu kapsamında bulunan çalışanların İşsizlik ödeneğini hak kazanabilmeleri için üç şartı sağlayarak işten ayrılmaları gerekir.1- İşçinin işten çıkmasında kendisinin irade ve tasarrufu olmamalı veya işçinin haklı nedenle derhal fesih koşulları sağlanarak işten çıkmış olmalıdır. Yani istifa eden bir işçi işsizlik ödeneği alamaz. Ancak daha öncede belirtildiği üzere işverence işçinin ahlaka uymayan davranışı haricinde sözleşmenin feshedilmesi ile işçinin sağlık, ahlaki, iyi niyete uymama gibi sebeplerle işten ayrılması halinde işsizlik ödeneği verilir. Örneğin doğum sebebiyle işten ayrılan işçi işsizlik ödeneği alamazken sigortası doğru yatırılmadığı için işten ayrılan işçi işsizlik ödeneğine alır.2- İşçi adına son 3 yılda en az 600 gün işsizlik sigortası primi ödenmiş olması gerekir. İşsizlik sigortası sosyal sigorta bildirimi ile beraber ilgili Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’ne yapılmaktadır.3- İşçinin işten ayrılmadan önceki son 120 gün sürekli çalışmış olması gerekir. Ancak işçinin iş sözleşmesinin devam etmesi şartıyla, hastalık, ücretsiz izin, disiplin cezası, gözaltına alınma, hükümlülükle sonuçlanmayan tutukluluk hali, kısmi istihdam ile grev, lokavt, genel hayatı etkileyen olaylar, ekonomik kriz, doğal afetler nedeniyle işyerinde faaliyetin durdurulması veya işe ara verilmesi halleri prim yatırılmamış olsa bile son 120 günün hesabında kesinti sayılmaz.1 ay içinde başvuru…Yukarıda belirttiğimiz 3 şartı yerine getirerek işten ayrılan sigortalı işsizin işsizlik ödeneğinden yararlanabilmesi için işten ayrılma bildirgesi ile birlikte iş sözleşmesinin feshedildiği tarihi izleyen günden itibaren otuz gün içinde İş-Kur’a doğrudan veya elektronik ortamda başvurması gerekiyor. Zorlayıcı sebepler dışında, başvuruda gecikilen süre işsizlik ödeneği almaya hak kazanılan toplam süreden düşülüyor. Örneğin; işten ayrıldıktan 60 gün sonra başvurursa 60 günlük ödenek kesilir.Ödeme takvimi yapılırBaşvurusu Müdürlükçe incelenen işçiye son 120 günü kesintisiz olmak kaydıyla, son üç yıldaki toplam ödenen işsizlik sigortası primine göre işsizlik ödeneği verilir ve bununla ilgili ödeme takvimi oluşturulur. Buna göre;600 gün çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olanlar 6 ay, (180 gün)900 gün çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olanlar 8 ay, (240 gün)1080 gün çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olanlar 10 ay, (300 gün) Süreyle işsizlik ödeneği ödenir.Kim ne kadar alır?Günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son 4 aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının yüzde 40’ıdır. Bu şekilde hesaplanan işsizlik ödeneği miktarı, 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde seksenini geçemez.Ödeneğin ödenmesi…Bu sebeple; 1 Ocak-30 Haziran 2012 tarihleri arasında prime esas kazanç alt sınırı 16 yaşından büyükler için günlük 29.55 TL, aylık 886.50 TL; olduğu için, en düşük işsizlik ödeneği; 314.35TL olacaktır. Kısacası asgari ücretle çalışan bir işçiye ödenecek işsizlik ödeneği 314.35TL olacaktır. Ayrıca aylık işsizlik ödeneğinin miktarı, 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde seksenini geçemeyeceğinden en yüksek miktardan da işçinin bildirimi yapılsa alabileceği ödenek miktarı en fazla 709.20TL olabiliyor.İlk işsizlik ödeneği ödemesinin ödeneğe hak kazanılan tarihi izleyen ayın sonuna kadar yapılması gerekiyor, ancak müdürlüklerdeki yoğunluklardan dolayı bu süre bazen uzayabiliyor. İşsizlik ödeneğinin sigortalılara ödemeleri ilgili PTT şubelerinden yapılmaktadır. İşsizlik ödeneği damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmuyor. İşsizlik ödeneği, nafaka borçları dışında haciz veya başkasına devir ve temlik edilemiyor.Süre dolmadan işe girenin ödeneği kesilirÖncelikle işsizlik ödeneği belirtilen süre sonunda kesilir. Ayrıca sigortalı, işsizlik ödeneğinden yararlanma süresini doldurmadan tekrar işe girerse de ödeneği kesilir. Ancak işsizlik sigortası ödeneğinden yararlanmak için gerekli süre şartını yerine getiremeden yeniden işsiz kalırsa, daha önce hak ettiği işsizlik ödeneği süresini dolduruncaya kadar bu haktan yararlanmaya devam eder.Ödenek alındığı sürede sağlık yardımı da olur1 Ekim’de yürürlüğe giren 5510 sayılı SSGSS Kanunu’nda işten ayrılanlar son bir yılda 90 günlük çalışmaları varsa 3 ay 10 gün GSS kapsamında sağlıktan yararlanacaklarken işsizlik ödeneği alanlar aldıkları sürece sağlıktan yararlanırlar. örneğin; 6 ay işsizlik ödeneği alması durumunda 6 ay boyunca GSS ödemeden sağlık yardımlarından faydalanabilecek.Cüneyt Olgaç SGK'ya Genel Müdür olduSosyal Güvenlik Kurumu’ndaki hizmetlerine 1999 Yılında sigorta müfettişi olarak başlayıp uzun yıllar teftişte görev yaptıktan sonra 4 yıl süreyle bilhassa Sosyal Güvenlik Kurumu’nun kuruluş sürecinde SGK Başkan Başdanışmanlığı ve kısa süreli Emeklilik Hizmetleri Daire Başkanlığı yapan Sayın Cüneyt Olgaç, Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü’ne atandı.SGK Müfettişleri Derneği'nden vefa gecesiSosyal Güvenlik Müfettişleri Derneği tarafından 24 Şubat'ta İstanbul’da düzenlenen “vefa gecesinde” Kuruma uzun yıllar hizmet ederek nihayetinde emekli olmuş Sosyal Güvenlik Kurumu Müfettişlere (Üstatlara) plaketler verildi.
1.1.2012 tarihinden itibaren herkes için zorunlu olarak uygulanmaya başlayan Genel Sağlık Sigortası’ndaki (GSS) en önemli uygulamalardan biri, kısmi süreli diğer adıyla part-time çalışanların 30 günden eksik sigorta sürelerindeki GSS primlerinin kendileri tarafından 30 güne tamamlanması uygulamasıdır.Ancak hemen belirtmek gerekirse 30 günden eksik bildirildiği halde GSS primlerini 30 güne tamamlaması gerekmeyen ve gelir tespiti yaptırmasına gerek olmayanlar vardır. Buna göre;- Eksik gün nedeni ‘puantaj’ olanların, yani aslında tam süreli çalışmakla birlikte ay içinde eksik gün çalışması nedeniyle 30 gün çalışmamış olanların,- Sosyal güvenlik destek primine tabi olan emekli çalışanların,- 5510 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi kapsamındaki haklarında bazı sigorta kolları uygulanan sigortalıların,- Ay içinde birden fazla işyerinde kısmi süreli çalışıp da toplam çalışma süresini 30 güne tamamlayanların,- Kamu idarelerinde 657 sayılı Kanununun 4 üncü maddesinin (B) (Sözleşmeli Personel) veya (C) bentlerine tabi çalışanların (Geçici Personel) ,- 4857 sayılı Kanuna tabi çalışmakla birlikte 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine tabi sandıklarda çalışanlar (Özel banka, borsa sandıkları v.b.) sandıkları SGK’ya devredilinceye kadar, aylık sigorta günlerini 30 güne tamamlama yükümlülüğü bulunmuyor.Prim tamamlaması gerekenler30 günden eksik bildirildiği halde Genel Sağlık Sigortası (GSS) primlerini 30 güne tamamlaması gerekmeyenler bu şekildedir. Peki; kimlerin 30 günden eksik bildirildiği için GSS primlerini 30 güne tamamlamaları gerekir. Buradaki ayrım nedir?Bu sorunun cevabını verebilmek için kısmi süreli çalışanlar ile ilgili 4857 sayılı Kanun’un 13 ve 14’üncü maddelerindeki tanımlara bakmak gerekiyor.Buna göre; 4857 sayılı Kanun’un 13. Maddesi’nde geçen kısmi süreli iş sözleşmesi ile ayın içerisinde 30 günden az süreli yapılan çalışmaya ‘kısmi süreli çalışma’, aynı kanunun 14’üncü Maddesi’nde geçen işçinin yapmayı üstlendiği işle ilgili olarak kendisine ihtiyaç duyulması halinde çağrılması ile yapmış olduğu çalışmaya ‘çağrı üzerine çalışma‘ denir.Prim kodları farklı...Sosyal Güvenlik Kurumu’nca (SGK) başlatılan zorunlu GSS uygulamasında; ay içinde 30 günden az çalışıp eksik kalan günlerini 4/a’lı olarak ‘İsteğe Bağlı Sigorta’ primi ödeyenler hariç, kısmi süreli çalışanlar, çağrı üzerine çalışanlar ve ev hizmetlerinde 30 günden az çalışanlar zorunlu GSS kapsamında olup eksik kalan günlerini 30 güne tamamlaması gereklidir. Biraz teknik bir değerlenedirme olacak ancak konunun ilgilileri (muhasebeci, insan kaynakları uzmanları vs.) tarafından daha kolay değerlendirilebilmesi için GSS primlerini 30 güne tamamlamaları gereken kişilerin tespitinde çalışanlar adına SGK’ya verilen aylık prim ve hizmet belgesindeki eksik gün nedenindeki kodları takip etmeyi öneriyorum. Buna göre; çalışanların işverenlerince aylık prim hizmet belgesinde eksik gün nedenini “06-Kısmi İstihdam” veya “17- Ev hizmetinde çalışan” seçilenlerin GSS primlerinin 30 güne tamamlatılması gerekir.Primler tamamlanmazsaBu şekilde kısmi süreli olarak bildirilen sigortalıların ya isteğe bağlı sigorta ödeyerek ya da gelir tespiti sonucu çıkan GSS primini ödeyerek GSS primlerini 30 güne tamamlamaları zorunludur. Bu zorunluluğa rağmen kısmi süreli çalışıp da 30 günden eksik kalan süreler için normal prim veya GSS primi ödenmezse GSS’den yararlanılamaz. Ayrıca o kişinin adına her ay GSS prim borcu birikirGSS durumunu internetten sorgulayıp ona göre başvurun!GSS’nin zorunlu olarak uygulanmaya başlamasından sonra emeklisi, çalışanı, isteğe bağlı sigortalı olanı, bakılmakla yükümlü olanı kısacası zaten GSS kapsamında sağlık hakkına müstehak olanlar da dahil olmak üzere herkes bir anda gerek sosyal yardımlaşma vakıflarına gerekse Sosyal Güvenlik Merkezleri’ne akın ederek gelir tespiti yaptırıp yaptırmayacağını sormaya ve kendisine bir borç çıkmadan veya ceza gelmeden durumunu öğrenmeye çalıştı. Ancak gelir tespiti yaptırması gerekenler sadece sosyal güvencesi olmayanlar ve Yeşil Kart vize süresi bitenler. Bunun haricindekilerin gelir tespiti yaptırmalarına gerek yok.Bununla ilgili bilgi kirliliğini önlemek için SGK, SPAS’ta var olan provizyon sorgulama ekranını www.sgk.gov.tr adresinde “E-SGK” menüsü olarak herkesin kullanımına açtı. Buna göre; isteyen herkes gerekli nüfus bilgilerini ekranda istenildiği şekilde doldurduktan sonra kendisi ile ilgili sağlık provizyon durumunu öğrenebilecek.Vatandaş emeklilik müracaatını online takip edebilecekİstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü online hizmetlerine bir yenisini daha ekledi. Online hizmetin adı, ‘Emeklilik Takip Sistemi’. Buna göre; İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü, İstanbul bünyesinde hizmet veren Sosyal Güvenlik Merkezleri’nde emeklilik müracatında bulunan sigortalılara müracaatlarını takip imkanı veriyor. Sigortalılar; emeklilik müracaatlarında, müracaat formunda belirttikleri TC kimlik numarası ve GSM numaraları ile herhangi bir Sosyal Güvenlik Merkezi’ne gitmeden emeklilik müracatının durumunu, hangi yazışmaların yapıldığını ve tahsis talep neticesini online olarak www.istanbulsgk.gov.tr adresinden takip edebilecek. ‘Emeklilik Takip Sistemi’ sayesinde sigortalılar tahsis talebinde bulunan sigortalılar “Emeklilik Takip Sistemi” programı sayesinde tahsis talep sürecini online olarak takip edebilir herhangi bir evrak eksikliğinde kendisine bilgi verilmesini beklemeden sürece müdahale edebilir ve daha kısa sürede maaş bağlanmasına katkı sağlayabilir.
SORU: Evinde bakıcı çalıştıran, binlerce kişiden biriyim. Bakıcımız, Türkmenistanlı, yıllardır ülkemizde kaçak çalışıyor. Bu konuda yeni bir düzenleme yapıldı ama bizim ne yapmamız ve ne zaman yapmamız gerekiyor? Ne kadar prim yatırmamız gerekecek ? (Cevat Çakmur)CEVAP: Ülkemizde yabancı bakıcı çalıştırılmasıyla sık karşılaşılıyor. Ancak bu şekilde çalışanların çoğu turist vizesi ile gelip çalışma izni olmadan çalışıyor. Bu kişiler 3 aylık vize ile gelip, 3 ay sonunda ülkelerine giriş - çıkış yaparak birkaç gün sonra tekrar Türkiye’ye girmek suretiyle yine mevcut işlerine devam edebiliyordu. Ancak vize ile ilgili yeni düzenlemede bir yabancı uyruklu kişi 90 gün Türkiye’de kaldıysa, yurtdışında da 90 gün kalması gerekecek. Bu da 90 gün Türkiye’de kaldıktan sonra yurtdışına bir iki gün çıkış yapıp yeniden Türkiye’ye gelemeyeceklerini ifade ediyor.Yapılacak işlemlerYabancı bakıcılar genelde bu şekilde çalışmakta olsalar da mevcut mevzuata göre ev hizmetlerinde yabancı işçi çalıştırmak isteyen kişilerin yapmaları gereken işlemler şunlardır:- Yabancı işçi çalıştırmak isteyenlerin öncelikle yabancının kendi ülkesindeki Türkiye Cumhuriyeti konsolosluğuna yapacağı başvuruyu takiben Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yabancıyı çalıştırmak üzere çalışma izni talebinde bulunmaları gerekiyor. (Yabancının ülkemizde 6 aylık ikametinin bulunması durumunda başvuru işveren tarafından direk Çalışma Bakanlığı’na yapılabilir. Bu durumda konsolosluk başvurusu gerekmiyor. )- Bakanlık, İçişleri ve Dışişleri Bakanlığı’nın da görüşlerini alarak yaptığı değerlendirme sonucu çalışma izni talebinin uygun bulunması halinde yabancıya başvuran işverenin yanında çalışmak üzere çalışma izni verilecektir.- Çalışma izni verilen yabancı çalışma vizesi ile ülkeye girerek çalışabilecek. Çalışma izinleri ilk seferinde 1 yıllık verilir. İşverenin talebi halinde önce 2 yıl, daha sonra 3’er yıllık olarak uzatılabilir.- Yabancı çalıştıran işveren yabancıya asgari ücretin 1.5 katı tutarında ücret ödeyerek pirim ve vergi kesintilerini SGK ve vergi dairesine yatırmakla sorumludur. Bu son düzenleme ile 1 asgari ücrete düşürülebileceği belirtilmiştir.Para cezası varBununla birlikte kaçak işçi çalıştıranlara her bir yabancı için 6.795 TL, çalışma izni olmaksızın bağımlı çalışan yabancıya 679 TL, çalışma izni olmaksızın bağımsız çalışan yabancıya ise 2.717 TL ceza kesilecek. Fiillerin tekrarı durumunda ise para cezaları bir kat artırılarak uygulanacak.*** Aylıksız izne ayrılan memurun sigortalılığı SORU: Bir kamu kurumunda 8 yıldır mühendis (memur) olarak çalışıyorum. Geçen hafta 657 sayılı Kanunun 108 maddesi E bendine göre 1 yıl süre ile aylıksız izne ayrıldım. Bu süre zarfında bir işyerinde çalışırsa SSK’lı olabilir miyim? (Bülent Kurt) CEVAP: Memur aylıksız izin süresine kadar 5510 Sayılı Kanuna göre 4/c’lidir. Aylıksız izin süresince sigortalının sigortalılık süresi kesintiye uğrar ve sigortalı adına (1.10.2008 öncesi memursa emekli sandığı keseneği, 1.10.2008 sonra memursa 4/c sigortalılık sigorta bildirimleri yapılmaz. Bu süreler sigortalılığın askıda olduğu sürelerdir. Ancak bu süreler zarfında da memur 657 sayılı Kanundaki hükümlere göre uygun hareket etmesi gerekir. Bu süre zarfında devlet memuru vasfı bitmediği için 657 sayılı Kanundaki “Ticaret ve Diğer Kazanç Getirici Faaliyetlerde Bulunma Yasağı” şartına muhalif olamayacak şekilde bir işte çalışmanız halinde aylıksız izinden dolayı 4/c sigortalılığın askıda olduğu süre içinde yaptığınız işe göre 4/a veya 4/b’li olmak zorundasınız. Memurun aylıksız izni dolup memur yeniden devlet memuru olarak çalışması durumunda aylıksız izin süresince başlayıp devam eden 4/a ve 4/b sigortalı olmasını gerektiren çalışma memuriyet süresince de devam edecekse 4/c sigortalılığın önceliğinden dolayı memuriyetten dolayı 4/c sigortalılığı devreye girer.*** Borçlu Bağ-Kur’luya sağlık yardımı yok SORU: 1.1.2012 tarihinden itibaren zorunlu GSS kapsamında prim borcu olan Bağ-Kur’lular için bir kolaylık getirildi mi? Borcu olduğu halde sağlıktan yararlanabilecek miyim? (Ali Haydar Akın)CEVAP: Zorunlu GSS sigortalılığının 1 Ocak 2012 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmesiyle birlikte, çalışan-çalışmayan ayrımı kalmaksızın tüm vatandaşlarımız sağlık güvencesi kapsamına girdi. Ancak Bağ-Kur (4/b) kapsamındaki sigortalılar için GSS kapsamında sağlıktan yararlanabilmeleri için En az 30 günlük sigortalarının olması yanında 60 günden fazla prim borcu olmaması, şartları aranıyor. Bağ-Kur sigortalılarının 60 günden fazla prim borcu varsa, kendileri ve eş-çocukları sağlık yardımlarından yararlandırılmıyor. Sadece 18 yaş altı çocukları sağlıktan yararlanabiliyor.Bununla birlikte; Bağ-Kur sigortalıları borçları için tecil ve taksitlendirme talebinde bulunup, taksitlerini düzenli olarak öderlerse sağlıktan yararlanıyor. Bağ-Kur’lu sigortalı borcunu ödemez veya taksitlendirmezse sigortalının 18 yaş altı çocukları hariç olmak üzere bakmakla yükümlü olduğu kişilerden, genel sağlık sigortalısı olmak için talepte bulunanlardan, kanunun (60/g) bendi kapsamında tescil edilenler de prim ödeyebilecek.Bu şekilde Bağ-Kur’lunun eşi ve çocukları sağlıktan yararlanabilecek. Ancak ödeme zorunlu değil, sadece GSS primi ödenmediği veya Bağ-Kur borcu ödenmediği ya da taksite bağlanmadığı sürece sağlıktan yararlanamayacak.***Emeklilik için yaş şartını bekleyenler Gelir Tespiti yaptırmalı mı? SORU: Prim günü ve yıl olarak SSK emekliliğimi kazandım ama 49 yaşımı bekliyorum. Şu an çalışamıyorum ve herhangi bir gelirim yok, daha önce kazandığım birikimlerimi yiyorum. Benim durumum ne olacak? Prim ödemem gerekiyor mu? (Mehmet Önbilgin)CEVAP: Emeklilik içim prim günü ve sigortalı sayısını doldurup yaşı beklediğiniz süreçte genel sağlık sigortası kapsamında bakılmakla yükümlü biriyseniz, örneğin eşiniz, çocuğunuz GSS’li ise eşiniz veya çocuğunuz üzerinden sağlık yardımı alabilirsiniz. Ancak bu şekilde bakılmakla yükümlü birisi değilseniz gelir tespiti yaptırarak primli veya primsiz şekilde GSS’li olmanız gerekir.
-SORU: Özel bir atölyede çalışan 10 kişiyiz. İşin yoğunluğuna göre genelde günde 10 saatin üzerinde çalışıyoruz. Ancak bu fazla çalışmamızla ilgili mesai parası bize verilmiyor. Ne yapmamız gerekir? (Ramazan A.)CEVAP: İşçilerin İş Kanunu’nda belirtilen haftalık çalışma süresinin üstünde çalıştırılması ve bu çalışmaya mukabil hak edilen ücretin ödenmemesi genel bir sorundur. Okurumuzun sorusu çerçevesinde fazla çalışmayı izah edelim.İş Kanunu’na göre Türkiye’de haftalık normal çalışma süresi 45 saat olarak uygulanıyor. Bu sürenin, günde 11 saati aşmamak koşulu ile işyerinde haftanın çalışılan günlerine farklı bir şekilde dağıtılabileceği kabul edilmiştir. Ancak uygulamadaki dağılımı haftanın 6 günü çalışma prensibi üzerinden, günde 7.5 saat çalışma üzerinedir. Bunu aşan süreler fazla çalışma ya da fazla mesai olarak adlandırılır. Buna göre Ramazan Bey’in belirttiği günlük 7.5 saatin üstündeki çalışma süreleri, fazla çalışma süresi sayılacaktır. Eğer işyerinde haftada 5 günlük çalışma süresi varsa, işçilerin günde 9 saat çalışması ve bunun üstünde en fazla 2 saat fazla çalışması olur. Yine fazla çalışma sürelerinin toplamı bir yılda 270 saatten fazla olamayacaktır. Fazla çalışmada ise yarım saatten az çalışmada yarım saat, yarım saati aşan çalışmada bir saat olarak sayılır.Fazla çalışma için yazılı izinFazla saatlerde çalışmak için işçinin yazılı onayının alınması gerekir. Fazla çalışma ihtiyacı olan işverence bu onay her yıl başında işçilerden yazılı olarak alınır ve işçi özlük dosyasında saklanır.(İş K. 41/7 yön 9) Ayrıca işveren, fazla çalışma yaptırdığı işçilerin çalışma saatleri gösteren bir belge düzenlemek, imzalı bir suretini işçinin özlük dosyasında saklamak zorundadır. Fazla çalışma ücretleri normal çalışma ücretleri ile birlikte ödemek zorundadır. İşveren, normal ücrette olduğu gibi fazla mesai ücretlerini de 20 gün içinde ödemek zorundadır.Fazla çalışma yapıldığı halde karşılığında ödenmesi gereken ücretin işçiye ödenmemesi durumunda işçi ya Çalışma ve İşkur müdürlüklerine işverenini şikayet etmeli ya da bu konuyla ilgili İş Mahkemesi’nde dava açmalıdır.Fazla mesainin ispatı...Gerek şikayette gerekse dava açılmasında işçi, fazla çalışma sürelerini ispat edici belge ve bilgiler sunmalı. İşçinin ücret bordrolarında fazla çalışma sütunu bulunduğu halde bu sütunun boş bırakılması, işçinin fazla mesai yapmadığının kanıtı değildir. İşçi böyle bir bordroyu imzalamış olsa dahi fazla mesai hakkından vazgeçmesi söz konusu değildir. Buna karşılık, işçinin bordrosunda açıkça fazla çalışma yapılmadığı belli olan veya bir kısım işçilerin fazla çalışma ücretine hak kazandıkları yazılı bulunan kendisi fazla mesai yaptığı halde bordrolarında ücret tahakkuk ettirilmediğini gören işçi, bordroyu “ihtirazi kayıt” ileri sürerek imzalamak zorundadır. Bunun gibi, fazla çalışma yapılıp ücretinin alındığı bazı aylarda ise fazla çalışmanın yapılmadığı görülüyorsa, ihtirazi kayıt koymayarak bordroyu imzalayan işçinin artık fazla mesai ücreti talep etmesi söz konusu olamaz. İşçi bu durumda fazla çalışma ücreti talep ettiği takdirde iddiasını yazılı delil ile kanıtlamak zorundadır. Aksi halde mahkeme işçinin fazla mesai taleplerini kabul etmeyecektir. Kısacası işçinin bordrosunda fazla çalışma ücreti yoksa ve işçinin fazla çalışması da söz konusu ise işçi bu çalışmasını tanıkla ispatlayabilir. Bu şekilde işçinin tanıkla fazla mesai ücretinin ispatı söz konusu olduğunda, işveren işçinin fazla mesai yapmadığını değil, fazla mesai ücretlerini işçiye ödediğini yazılı belge ile ispatlamak zorundadır.Fazla çalışma ücretlerinde zaman aşımı süresi 5 yıldır. Bu ücretlere de bankaların mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranı uygulanır. İşçi, işverence fazla çalışma ücreti ödenmediği takdirde iş akdini haklı nedenle feshedebilir. Bu durumda işçi, kıdem tazminatına hak kazanır fakat ihbar tazminatına hak kazanamaz.Yetim aylığı alanlar GSS primi ödemeli mi?- SORU: Emekli Sandığı’ndan kız yetim aylığı alıyorum. İsteğe bağlı sigortalı olmam halinde Genel Sağlık Sigortası (GSS) primi ödemem gerekir mi? (Atiye Çaka)CEVAP: Genel olarak SGK’dan aylık alanlar (emekli, malullük, ölüm aylıkları) aylık aldıkları için doğrudan Genel Sağlık Sigortalısı’dırlar. Bu kişilerin gelir tespiti yaptırmalarına ve ayrıca GSS primi ödemelerine gerek yoktur. Ancak Atiye Hanım’ın durumu belirttiğim husustan biraz farklı. Çünkü kendisi isteğe bağlı sigortalısı. Buna göre; 5510 sayılı Kanun uyarınca, isteğe bağlı sigortalı olanların malüllük, yaşlılık ve ölüm sigorta primi ile Genel Sağlık Sigortası primi ödemeleri zorunlu olup, bu sigortalıların yalnızca malüllük, yaşlılık ve ölüm sigorta primi ya da yalnızca GSS primi ödemeleri suretiyle isteğe bağlı sigortalılık kapsamında değerlendirilmeleri yasal olarak mümkün bulunmuyor. Bu sebeple yetim aylığı halde isteğe bağlı sigorta ödeyenlerin GSS primi ödemeleri gerekecek.GSS’deki yeni kız eski kız ayrımı nedir?-SORU: Son 1 aydır GSS yatar kalkar hale geldik. Yeni yeni tanımlar çıktı. Bunlardan biri de eski kız, yeni kız ayrımı. Bu eski kız, yeni kız ayrımı nedir? (Mesut Türkmen)CEVAP: GSS ile ilgili uygulama açısından en zor değerlendirmesi yapılanlar kız çocukları oldu. Zira kız çocukları ile ilgili en son 6111 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle kız çocuklarında farklı bir uygulama oluştu. Bu da eski kız, yeni kız tabirini ortaya çıkardı. Buradaki belirleyici unsur 1.10.2008 tarihidir. Buna göre;- 1.10.2008 tarihinden önce kız çocuğunun SSK’ya, Emekli Sandığı’na veya Bağ-Kur’a göre bakmakla yükümlü olarak sağlık aktivasyonları yapılmış ise, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren kanun hükümleri uyarına da bakmakla yükümlü kişi kapsamına alınacak. Kız çocukları işe girer, evlenir, boşanır, dul kalır ise tekrar eski kazanılmış hakları ile GSS kapsamında değerlendirilecek.- 1.10.2008 sonrası doğan kız çocuğu, annesi veya babası Genel Sağlık Sigortalısı olan kız çocuğu 1.10.2008 öncesine göre farklı. Zira bu şartlarda kız çocuğu 1.10.2008 sonrası ilk kez GSS kapsamında yer alacaksa 5510 sayılı kanun gereği aynı erkek çocuklar gibi 18 yaşını dolduran okumaya devam ediyorsa, lise ya da dengi okula devam edenler 20 yaşına kadar, üniversite okuyorsa 25 yaşına kadar (doldurmayacak) kız çocukları anne ya da babalarının GSS durumundan yararlanarak aktivasyonları yapılacaktır. 25 sonrası ise zorunlu GSS kapsamında Gelir Tespiti yaptırması gerekir.
1.1.2012 tarihinden itibaren zorunlu Genel Sağlık Sigortası (GSS) uygulaması başladı. En son geçen hafta GSS ile ilgili ayrıntılı bir yazı hazırlayıp, GSS’yi izah etmeye çalışmıştık. Bu uygulamadan yaklaşık 1 yıl öncesine kadar önce pilot illerde daha sonra büyük iller kapsayacak şekilde ‘Sağlık Provizyon Aktivasyon Sistemi’ (SPAS) denilen sağlık yardımı hak sahipliğini belirleyen sistemi uygulamaya koymuştu.SPAS nedir?5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu ile 3 ayrı sosyal güvenlik kuruluşunun Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) çatısı altında birleştirilmesinden sonra, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten bu güne kadar sağlık alanında, devredilen kurumların geliştirdikleri farklı programlar üzerinden sağlık yardımı hak sahipliği oluşturularak sağlık hizmetleri veriliyor. Ancak bu konuda yaşanan zorluklar dikkate alınarak SPAS programı hazırlandı. Bu uygulama ile farklı statülere ait farklı programlarda kayıtlı veriler tek bir programda birleştirilerek sadece T.C. kimlik numarası ve provizyon tarihi yazılmak suretiyle, başka hiç bir işleme gerek duyulmadan provizyon verilmesi sağlanacak.SPAS nasıl çalışır?Sağlık Provizyon Aktivasyon Sistemi (SPAS); tescil kayıtları, tahsis tabloları, ödeme kayıtları, hizmet döküm cetvelleri ve nüfus kayıt tablolarını kullanarak sigortalının kendi bilgileri ile eş, çocuk, anne ve baba yakınlık ilişkilerini tespit ederek 5510 sayılı Kanun’un 60’ıncı maddesinde belirlenmiş Genel Sağlık Sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin GSS hak sahipliklerinin oluşturulması esasına dayanıyor. Sistemde T.C. kimlik numarası ve provizyon tarihi ile sorgulama yapıldığı anda sorgulanan kişinin GSS kapsamındaki müstahaklık durumu belirleniyor.Her şey otomatikT.C. kimlik numarası ile provizyon sorgulaması yapıldığında, öncelikle nüfus kayıt kütüğüne gidilerek kişinin ölüm tarihi, evlenme tarihi v.b. tüm nüfus bilgileri kontrol ediliyor. Ölüm halinde provizyon otomatik sonlandırılyor. Evlenme ve boşanma halinde provizyon durumu sigortalının son durumuna uygun olarak mevzuata göre sistemce güncelleniyor. Yeni doğan çocukların provizyonları ise nüfus kütüğüne kayıt tarihinde sistem tarafından otomatik açılıyor. SPAS, tüm tescil kayıt tablolarını otomatik kontrol ederek sigortalının provizyon tarihinde GSS bakımından aktif olması gereken statüyü tespit ediyor. Ayrıca, sigortalının tabi olduğu sigortalılık kapsamına ve 5510 sayılı Kanun’un 67’nci maddesinde belirtilen şartlara göre, prim gün sayısı ve borç kontrolü de yapılıyor. Sigortalının sağlık yardımına hak kazanma koşulu olan 30 gün şartının yerine gelmesi bakımından son bir yıl içinde farklı statülerde geçen prim ödeme gün sayılarının tespitini ve birleştirmesi de dikkate alınıyor.Başvuru için gerekenlerSağlık aktivasyonla ile ilgili bazı durumlar taahhütname, öğrenci belgesi vs. gibi belgelere göre müstehaklık belirlendiği için bu durumlarda Sosyal Güvenlik İl/Merkez Müdürlükleri’ne başvuru gerekir. Elektronik ortamda, otomatik sağlık aktivasyonları oluşturulanların dışındaki bakmakla yükümlü olunan kimseler için sigortalı ve hak sahipleri tarafından;- 2011/50 sayılı Genelge ekindeki Sağlık Yardımı Talep ve Taahhüt Formunun usulüne uygun olarak doldurulması ve imzalanması,- Yabancı uyruklu bakmakla yükümlü olunan kişilerden;- İkamet teskeresi ve yabancılar kimlik numarası,- Vatandaşı olduğu ülkede sosyal güvencesi olmadığına dair beyan ve taahhüt belgesi,5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 28 inci maddesi uyarınca Türk vatandaşlığından çıkarılanlardan ikamet etme şartı aranmayacaktır.- 18 yaşından büyük çocuklar için;- Milli Eğitim Bakanlığı veya Yükseköğretim Kurumu kayıtlarından öğrencilik bilgileri tespit edilemeyenlerden öğrenci belgesi,- Yabancı ülkelerde öğrenim gören öğrencilerden onaylı ve Türkçeye tercüme edilmiş öğrenim belgesi veya bulunduğu ülkenin Türk Konsolosluğundan alacağı belge ile birlikte Yükseköğretim Kurumu veya Milli Eğitim Bakanlığı’ndan alınacak denklik belgesi,- Malul çocuklar için Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca düzenlenen ve Kurum Sağlık Kurulu’nca onaylanan sağlık kurulu raporu, hak sahipliği oluşturulacaktır.İstanbul da uygulamaya geçtiBu uygulamanın hayata geçirilmesinin ne anlama geldiğini en iyi yeni göreve başlayan memurlar veya işçiler anlayacaktır. Zira bir hastalık esnasında sağlık aktivasyon için müdürlüklerde sıraya girmek, kuyruklarda beklemek çok zor bir durumdur. SGK İstanbul haricinde hemen hemen bütün illerde sistemi devreye koymuş ve İstanbul’un bilhassa nüfus potansiyelini göz önünde tuttuğu için en son il olarak SPAS’ı uygulamak için beklemişti. Nihayet SPAS İstanbul’da da 25 Ocak’ta devreye girdi. 3-4 günlük uygulamada ciddi bir aksaklık oluşmadı. Umarım oluşmaz, Zira SPAS bilhassa GSS’nin zorunlu uygulamaya başladığı bu dönemde vatandaşlarımız için çok önemli bir sistem.Gelir Tespiti için bizzat başvuru şart!1.1.2012 tarihinden itibaren zorunlu olarak uygulamaya başlayan GSS için gelir tespitine göre prim ödeyip ödemeyerek GSS’li olacakları belirli olacak kişilerin Gelir Tespiti için bizzat başvuru yapmaları gerekir. buna göre; gelir tespitine esas teşkil edecek göstergeleri içeren başvuru formu ile ikametgahın bulunduğu il veya ilçe sınırları içindeki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na GSS’li olacak şahısça bizzat başvuru yapılır.Gelir Tespiti’nin sonuçlanmasını bekleyinGSS’Lİ olmak için başvuru yapılan ve ikametgahın bulunduğu il veya ilçe sınırları içindeki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nca gelir tespiti sonuçlanmadan SGK tarafından yapılacak herhangi bir işlem bulunmuyor. Çünkü gelir tespiti sonucu aile içi kişi başına düşen geliriniz 295 TL’den az ise primsiz olarak, fazla ise gelir durumunuza göre 35.46- 106.38 veya 212.76 TL kadar prim ödeyerek GSS’den yararlanacaksınız.