Reformun 5’inci yılında Sosyal Güvenlik Haftası

19 Mayıs 2012

Sosyal güvenlik sistemindeki bilhassa finansmandan kaynaklanan sorunların artık sistemi tıkama noktasına getirdiğinden sistemde tali düzenlemeler yerine büyük çaplı bir reform yapılması kararlaştırılmıştı. Reform çalışmalarında; nüfusun tümüne hakkaniyete uygun, eşit, koruyucu ve tedavi edici kaliteli sağlık hizmeti sunumunu finanse eden sosyal sigorta ve Genel Sağlık Sigortası’nın (GSS) kurulması amaçlanmıştı. Bu sebeple 16.5.2006 tarih ve 5502 sayılı Kanun’un 1. maddesi gereği kamu tüzel kişiliğini haiz, idarÓ ve malÓ açıdan özerk, bu kanunda hüküm bulunmayan durumlarda özel hukuk hükümlerine tâbi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ilgili kuruluşu Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kurulmuştur. Ve 5502 sayılı kanunun kabul edildiği 16 mayıs içinde olduğu hafta Sosyal Güvenlik Haftası olarak kutlanıyor.Bu yıl, Sosyal Güvenlik Haftası’nı 14-20 Mayıs tarihleri arasında, geçtiğimiz hafta içinde gerek kurumun merkezi teşkilatı gerekse taşra teşkilatları coşkulu şekilde kutladı. Kutlama çerçevesinde bilinçlendirme kampanyaları yapıldı. Okullar, işverenler ziyaret edildi, paneller düzenlendi, bilgi içerikli afişler, broşürler hazırlandı ve doğrudan dağıtıldı vs. Bu faaliyetler daha da arttırılmalı. Bilgilendirme ve bilinçlendirme organizasyonları daha sık yapılmalı ve kişiler, kurumlar kısacası tüm Türkiye sosyal güvencenin önemini kavramalı. Zira sosyal güvence olmadan hiçbir birey, vatandaş rahat bir yaşam, hayat için alternatif bir güvence oluşturamaz. Karşılaşması olası risklere, tehlikelere karşı kendi başına çare üretemez. Örneğin bir iş kazası geçiren ya da hastalanarak çalışmayacak hale gelen bir işçiyi düşünün bu durumdayken kendisinin, ailesinin gelirini nasıl sağlayacak, nasıl tedavi olacakÖ İşte bütün bunları sağlayıcısı sosyal güvencedir ve Sosyal Güvenlik Kurumu’dur.Reformla değişenler...Reform olalı 5 yıl oldu. Çok köklü değişiklikler yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Sosyal Güvenlik Haftası dolayısıyla Kurum Başkanı Fatih Acar da mesajında; reform sonrası çok büyük değişiklikler yapıldığını, Türkiye’de vatandaşlar haricinde ikamet eden ve kendi ülkesinde sigortalı olmayan yabancı ülke vatandaşlarını dahi GSS şemsiyesi altına aldıklarını, kamu hizmetini hızlı sunmak, bürokrasinin azaltılmak için 400’e yakın ilçeye Sosyal Güvenlik Merkezlerini kurduklarını, hastane evraklarından MEDULA ile kurtulduklarını e-reçete uygulamasına geçeceklerini, vatandaşa anlık bilgi verilmesi için SGK SMS’yi başlattıklarını vurguladı.Tabii bunlar kurumun uygulamaya soktuğu birkaç ana değişiklik... Bunlar gibi daha onlarca vatandaş odaklı uygulama faaliyette... Bu durum SGK için olağan. Zira, sosyal güvenlik sistemi dinamik bir sistem. Her gün yeni bir problemin yaşanarak ortaya çıktığı ve bu şekilde farkedildiği bir sistem.Kamu kurumları içinde taşra teşkilatları içinde en fazla vatandaşın işlem yapmak için girip çıktığı kurum SGK taşra teşkilatlarıdır. Örneğin; İstanbul’da bütün merkezlere giren vatandaş sayısı 70 bin civarında... Bu yoğunlukta vatandaşa büyük özveriyle hizmet sunmaya çalışan bütün SGK çalışanlarının sosyal güvenlik haftasını kutluyorum.Sağlıklı ve sosyal güvenceli nice sosyal güvenlik haftalarına...***Askere giden memurun GSS’nı kendi kurumu öderSORU: Önümüzdeki Ağustos celbinde kısa dönem olarak askere gideceğim. Memur olduğum için askere gittiğim sırada aylıksız izinli olacağım. Bu süre zarfında eşim ve2 çocuğum hastalandığında sosyal güvencesi nasıl karşılanacak? (Özgün Cem)CEVAP: Erkek memurların askerde geçirdikleri süre 657 sayılı Kanunun 108. Maddesi gereği aylık izin sayılır. Bu süre zarfında memuriyet kesintiye uğrar ve memurluk haklarından yararlanılamaz. Ancak GSS için bu geçerli değildir. Memurun 108. Madde‘de belirtilen izin hallerinden birisi ile izne ayrıldığında memurun bu izin süresince genel sağlık sigortası ile ilgili yayınlanan Kamu Personelinin Genel Sağlık Sigortası Kapsamına Alınması Hakkında Tebliğ’de nasıl yararlanacakları açıklanmıştır. Buna göre; bu kişilerin GSS primini kendi kurumları ödeyecektir. Bu ödeme ile erkek memurun askerlik süresince kendi sağlık yardımları Milli Savunma Bakanlığı tarafından sağlanacağı için kendisi için herhangi bir problem yoktur. Yakınlarının ise sağlık yardımları memurun kendi kurumu tarafından GSS primi ödendiğinden aynı memuriyette olduğu gibi GSS kapsamında sağlanacaktır.***SGK’da e-haciz dönemiCumhuriyet tarihinin en büyük kamu alacakları yapılandırmasından sonra kamu kurumları yapılandırmaya girmeyen ya da yapılandırmasını bozarak yine borçlu olarak kalmaya devam eden borçlularına karşı takiplerini sıkı bir şekilde yapıyorlar. Her kurumun uyguladığı farklı durumlar var. Bunların içinde en pratik uygulamasını Adalet Bakanlığı ile yaptığı protokol çerçevesinde e-haciz ile SGK gerçekleştirdi. Buna göre; alacağını borçlusundan icra yoluyla takip eden SGK , borçlusu adına bankalarda işlem gören hesaplara elektronik haciz koyabilecek. Bu uygulamada hiçbir yazışmaya gerek duyulmadan doğrudan hesaptaki paraya haciz konulabilecek.15 yıl memurluk yapana emekli ikramiyesi ödenirSORU: Memuriyette 18 yıl çalıştıktan sonra istifa ederek şirket kurdum ve Bağ-Kur’dan emekli oldum. Son değişiklikle memuriyette geçirdiğim sürenin emekli ikramiyesini alabileceğim söylendi. Bu doğru mudur? (Ekrem Yazgan)CEVAP: 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nda yapılan değişiklikle sizin gibi memurluktan ayrılarak diğer SGK’dan emekli olanlardan 15 yıl ve daha fazla memurluk hizmeti olanlara emekli ikramiyesi ödeme imkânı getirildi. Bu değişikliğe göre; 15 yıldan fazla süre memurluk yaptığınızdan emekli ikramiyesi alabilecek durumdasınız. Emekli ikramiyesi için; Sosyal Güvenlik Kurumu, Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığı’na başvuru yapmanız gerekiyor.Nurettin Kılıç üstadı kaybettikOnu hep gerçek müfettiş duruşuyla hatırlarım. Yakalandığı amansız hastalığına rağmen her zaman, her yerde tam bir devlet adamı temsilindeydi. Saatlerce müfettişin nasıl olması gerektiğini kendi yaşadıklarını örnek vererek anlatır ve örnek olurdu. Ne yazık ki Nurettin Kılıç üstadı kaybettik. İdealist bir müfettiş üstadı kaybettik. Kendisine Allah’tan rahmet ve başta ailesi olmak üzere, dostlarına, sevenlerine ve tüm meslek camiasına sabır diliyorum.

Devamını Oku

Sosyal güvenlikte kördüğümler çözülüyor

12 Mayıs 2012

2008 yılında büyük bir dönüşüm reformu ile kamunun parlayan yıldızı olan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) eski uygulamalardan kalan kökleşmiş sorunlarını, kör düğümlerini bir bir çözüyor. Çözülen sorunlarda SGK yönetimi vatandaş odaklı çözümler için alınabilecek bütün inisiyatifleri alıyor. Böylece; vatandaşı yormadan kamu hizmeti sunmak için vatandaş lehine alarak uygulamaya koyuyor. Bu sorunlardan en önemlilerinden biri nihayet çözüldü. Bu şekilde zaman ve emek kaybına neden olarak bu sebeple sigortalıların mağduriyetine neden olan uygulama kaldırılmış oldu.Bahsettiğim uygulamada; çalışmaları işveren tarafından SGK’ya bildirilmeyen ya da eksik bildirilenlerin işverenleri aleyhine açtıkları hizmet tespit davası neticesinde çıkan primlerin işverene ödetilme imkanı ortadan kalkmış olması halinde sürelerin primlerinden sigortalı sorumlu tutuluyordu. Bu durumda sigortalı iş mahkemesinde açtığı davanın lehinde verilmiş kararlarından yararlanamıyordu. Halbuki Sosyal Güvenlik Sistemi’ne (SGS) göre 4/a’lı (SSK’lı) olarak çalışanların sigorta primlerinin ödenmesinden işverenleri sorumlu. Ancak 1982 yılında yayınlanan bir genelge ile yukarıda belirttiğim üzere; sigortalı iş mahkemesinde açtığı davanın lehinde verilmiş kararına rağmen söz konusu hizmet tespiti yapılan sürelerin primleri işverence ödenmemesi ve buna binaen kendisi de ödememesi halinde mahkeme kararıyla tespit edilen hizmet süreleri dikkate alınmıyordu.Mahkemeyi kazanmak yetecekBu durum vatandaşın hizmet almasını önlediği gibi Kurumun lüzumsuz yargılama giderleri gibi bir konuyla uğraşmasından dolayı zaman ve emek kaybına neden oluyordu. Hem sigortalıların hem Kurum personelinin mağduriyetine neden olan hem de Kurumun yargılama giderleri ile zaman ve emek kaybına neden olan uygulamanın dayanağı olan genelge, Kurum tarafından 16.04.2012 tarihinde yayımlanan 2012/14 sayılı Genelge ile yürürlükten kaldırıldı. Bu genelge ile artık hizmet tespit davasını kazanan vatandaş mahkeme kararıyla tespit olunan hizmet sürelerine ilişkin primlerin işverenden tahsil edilip edilemeyeceğine bakılmadan kazandığı hizmetleri hesabına yazdıracak.İş-Kur kursiyeri olan eşten dolayı aile yardım ödeneği kesilir mi?SORU: Eşim İş-Kur’un açmış olduğu meslek edinme kurslarında kursiyer olarak bulundu. Kurs süresince herhangi bir ücret almadı. Ancak iş başında eğitim yaptığı işyeri onu sigortalı göstermiş. Bu sebepten Kurumumdan bu dönem adıma ödenmiş aile yardım ödeneklerinin geri iadesi isteniyor. Bu durumda ne yapmalıyım? (Serkan Ay)CEVAP: 5510 sayılı Kanun gereği Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen meslek edindirme, geliştirme ve değiştirme eğitimine katılan kursiyerler, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılırlar ve bunlar hakkında iş kazası ve meslek hastalığı sigortası ile bunlardan bakmakla yükümlü olunan kişi durumunda olmayanlar hakkında ayrıca genel sağlık sigortası hükümleri uygulanır. Bu kişilerden işsizlik ödeneği almayanlar haricinde uygulamada genel olarak ücret ödenmez, iş öğrenmeleri sağlanır. Sizin eşiniz de kursiyer olarak bu işte bulundu ve herhangi bir ücret almadıysa aile yardım ödeneği almanızda sakınca yoktur. Zira; memur olduğunuz için size 657 sayılı Kanunun 202. Maddesi gereği memurun her ne şekilde olursa olsun menfaat karşılığı çalışmayan veya herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan aylık almayan eşi için aile yardım ödeneği ödenir. Eşin menfaat karşılığı çalışması veya emekli aylığı alması halinde aile yardım ödeneği kesilir. Eşiniz çalıştığı dönemde uzun vadeli sigorta kollarına tabi sigortası bildirilmemişse ve herhangi bir ücret almamışsa itiraz edebilirsiniz, diğer türlü aile yardım ödeneğini kurumunuza ödemeniz gerekir.1 Mayıs’ta çalışan işçinin ücreti farklı olur mu?SORU: 1 Mayıs İşçi Bayramı’ydı. Emekçiler meydanlarda oyunlarla, halaylarla 1 mayısı kutladı. Ben de bir emekçiyim, işçiyim, ancak 1 Mayıs’ta sanki İşçi Bayramı değilmiş gibi çalıştım, çalışmak zorunda kaldım. Çalışmama hakkım var mıydı? Çalıştığım için ekstra hakkım olacak mı? (Osman Mert)CEVAP: 2009 yılında yapılan yasal düzenleme ile 1 Mayıs ‘Emek ve Dayanışma Günü’ olarak kabul edilip Ulusal bayram ve genel tatil günlerinden birsi olarak sayılmıştı. Her ne kadar 1 Mayıs işçilerin bayramını daha rahat kutlamaları için bilhassa işçiler için tatil olarak ilan edilmiş olsa da; 1 Mayıs’ta çalışmak zorunda kalan, bu tatil hakkını kullanamayan sizin gibi işçiler ne yazık ki var.Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde işçinin çalışıp çalışmayacağı ile ilgili Zira 4857 sayılı Kanunun 44. Maddesi hükmüne göre işlem yapılır. Buna göre; ulusal bayram ve genel tatil günlerinde işçinin çalışıp çalışmayacağı ile ilgili işverenle yapılan bireysel iş sözleşmesinde ya da işyerinde varsa toplu iş sözleşmesinde açık bir hüküm olması gerekir. Bu şekilde sözleşmelerde açık bir hüküm yoksa söz konusu günlerde çalışılması için işçinin onayı gerekli. Bu sebeple siz işvereninizle görüşüp “Ben 1 Mayıs’ta çalışmak istemiyorum” deme ve çalışmama hakkınız vardı. Ancak siz buna rağmen çalıştığınız için, yine aynı madde gereği tatil günü yaptığınız çalışmaya mukabil ücretiniz Kanunun 47’nci Maddesi’ne göre farklı ödenir. Zira 47. Madde de, “Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere, kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödenir” denilmektedir. Bu sebeple; maddelerde görüldüğü üzere; 1 Mayıs’ta tatil yapamayan çalışmak durumunda olan işçiye, bu çalışması karşılığında 2 yevmiyelik ücret ödenir. Örneğin yevmiyesi 50 liradan çalışan işçiye 1 Mayıs’ta çalışması halinde 100 lira ödenmesi gerekir.Sosyal Güvenlik Haftası’nda ‘Güven ve Yarışçı Çocuklar’ başroldeSosyal Güvenlik Sistemi’nde (SGS) yapılan reform ile sosyal güvenlik teşkilatlarını tek çatı altında birleştiren 5502 sayılı Kanunun TBMM’de kabul edildiği 16.05.2006 tarihinden dolayı her yıl 16 Mayıs’ı içine alan hafta Sosyal Güvenlik Haftası olarak kutlanıyor. Bu yıl da 14-20 Mayıs tarihleri arasında kutlanacak hafta içi başta merkez teşkilat olmak üzere bütün SGK müdürlükleri hazırlık telaşında. Bu hazırlıklardan biri de bizzat SGK Başkanı Fatih Acar’ın projesi olan ve ilk öğretim çağındaki çocuklara sosyal güvenlik bilincini kazandırmayı amaçlayan “Güven ve Yarışçı Çocuklar” isimli çizgi film ve dergisi. Çizgi film ve dergide “Güven Abi” çocuklara sosyal güvencenin önemini keyifli bir şekilde anlatıyor. Bu film ve dergi MEB tarafından onaylı ve tavsiyeli. SGK, bu projenin hafta boyunca bütün okullarda tanıtılmasını amaçlıyor. Umarım bu çalışma okullarda okutulmasını arzuladığım sosyal güvenlik dersinin temellerini oluşturur.

Devamını Oku

Sanatçıların kolay sigortalılığı nasıl uygulanır?

28 Nisan 2012

ÜNLÜ YAPIMCI BİROL GÜVEN SORDU: Şu sıralar yavaş yavaş fenomen olmaya başlayan ‘Seksenler’ dizisinin yapımcısı Birol Güven gönderdiği mailde sanatçılar için uygulanacak olan 5510 sayılı Kanunun Ek-6. Maddesi’ndeki kolay sigortanın nasıl uygulanacağını, bu sigorta uygulamasına göre işverenin (yapımcının) hangi sorumluluklarının olacağını soruyor. Birol Güven’in soruları çerçevesinde sanatçıların kolay sigortalılığının nasıl uygulanacağını izah edelim.Kolay sigorta uygulaması 6111 sayılı Kanunla getirilen ve 01.03.2011 tarihinden beridir yürütülen bir uygulamadır. Hatırlarsanız bu konuya daha önce bir yazımda değinmiş, bu uygulamanın sanatçılar için basit ve kolay şekilde sigortalı olmalarını sağladığını yazmıştım. Biraz daha ayrıntılı izah edecek olursak, bu düzenleme ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca belirlenecek alanlarda işverenin yanında 10 günden az olan sanatçıların sigortalılıkları, bu madde kapsamında kendileri tarafından 30 gün üzerinden prim ödemeleri suretiyle sağlanacak.Kolay sigortaya göre dizi, filmlerde kısmi süreli olarak çalışan ve çalışması 10 günden az olan sanatçıların sigortalılıkları, kendileri tarafından 2011 yılı için 18 günlük prim ödeyerek 30 gün üzerinden sigortalı olmaları sağlanıyordu. Bu süre her yıl bir yıl arttırılarak uygulandığı için 2012 yılı için bir gün arttırıldı 19 gün oldu. Diğer ifade ile kolay sigortadan bu yıl yararlanmaya başlayacak sanatçı gerekli müracaatları SGK İl Müdürlüğü’ne yaptıktan sonra 19 günlük prim ödemesi gerekiyor. Müracaat yapabilmesi için kısmi süreli çalışmalarını işverenleriyle yapacakları kısmi süreli iş sözleşmesiyle ispat etmeleri ve bu sözleşmenin de ekinde yer alan Sanatçı Olarak Kısmi Süreli Çalışanlara Ait Giriş Bildirgesi ile ilgili SGK İl Müdürlüğü’ne müracaat etmesi gerekiyor.Bunun sonucunda bu kişiler 4/a sigortalısı (SSK’lı) olacak ve malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ve Genel Sağlık Sigortaları yardımlarından yararlanması diğer bir ifade ile emekli olması ve sağlıktan yararlanması sağlanacaktır. Bu kişiler; zorunlu sigortaya tabi olacak şekilde çalışmaları (SSK’lı Bağ-Kur’lu ve Emekli Sandığı’na tabi), isteğe bağlı sigortalı olmaları, aynı işyerinde sözleşmeye rağmen 10 günün üstünde çalışmaları halinde kolay sigortaları sona erecektir.Yapımcıya yük getirir mi?Kolay sigorta daha çok dizi, film vs. sektöründe figüran ve yan rollerde oynayıp sigortası olmayan oyuncular için düşünülmüş ve bu kişilerin sosyal güvencelerinin sağlanması amaçlanmış. Bu sektördeki kayıt dışılığı bitirmek için oluşturulmuş. Bu, işverenler açısından ek yük getiriyor mu? Sorusunun cevabı ise şu:Bu uygulama neticesinde işveren oyuncunun sigortasını ödemeyecek ama ödediği ücret için sadece vergi yükümlülüğünü üstlenecek ve stopajını vergi dairesine yatıracak. Bunun haricinde 4857 sayılı Kanun gereği işçi ve işveren ilişkisinden kaynaklanan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı gibi tazminatları ve hakları yerine getirmek zorunda ve çalışma süreleri, iş güvenliği gibi çalışma şartlarını kanuni standartlara göre yapmak zorundadır. Bu son kısım bir ek yükümlülük olmayıp kanunen, ahlaken, vicdanen bütün işverenlerin yerine getirmesi gereken en temel işveren yükümlülükleridir.Düzenleme yakındaKanunda da kolay sigortalının uygulanacağı bölümler Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca belirleneceği belirtildiği için bakanlık bu konuyla ilgili çalışmasını yürüttüğü düzenlemeyi bitirme sürecinde, bu düzenleme bittiğinde kolay sigortanın uygulaması daha netlik kazanacaktır. Ancak bu düzenleme bitmemesine rağmen kolay sigortadan yararlanan sanatçılar bulunmaktadır. *** Çocuk işçiliğe hayır! Keşke hiçbir çocuk çalışmasa... Çocuksu düşlerini hayatın yalın ve acı gerçekleri karartmasa... Ancak bazen yoksulluktan, bazen aile baskısından bazen lüzumsuz gerekçelerden çocuklar çalışmak, çalıştırılmak zorunda oluyorlar...En kötüsü sokaklarda çalışan çocuklar. Minik elleri üşüyerek çalışan çocuklar... Şu sıralar televizyonlarda çocuk işçiliğin yanlışlığını anlatan bir kamu spotu dönüyor. Tabii ki bu çalışmayı beğeniyorum, destekliyorum ama bunun daha büyük bir kampanya şekline getirilmesi ve kamu kuruluşlarının, sivil toplum örgütlerinin kısacası toplumun bütünün buna destek vermesi gerektiğini düşünüyorum...”Çocuk İşçiliğe Hayır!”*** 1 Mayıs’a doğru İşçilerin ağır çalışma şartları altında çalıştırılmalarına karşı 1 Mayıs 1886’da Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde başlatılan direniş, daha sonra işçiler için sembol bir gün oldu ve tüm dünyada ‘Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’ olarak kutlanmaya başlandı. Ülkemizde de 2009 Nisan’ında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne verilen önergeden sonra 1 Mayıs “Emek ve Dayanışma Günü” ve tekrar resmi bayram olarak kabul edildi. 2 gün sonra yine yeni “1 Mayıs İşçi Bayramı” olacak. Yine başta sendikalar olmak üzere bütün emekçiler işçi bayramını kutlamak için meydanlara akın edecek. Umarım herhangi bir aşırılık olmadan geçen seneki gibi bayram havasında geçer. ***İş-Kur Genel Müdürü atandı Hopa Meslek Yüksek Okulu Müdürlüğü görevini yürüten ve akademisyen olarak hizmet veren Yard. Doç. Dr. Nusret Yazıcı Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü’ne atanmıştır. Değerli hocamıza ve kuruma atamanın hayırlı olmasını dilerim. Tebrik ederim.

Devamını Oku

SGK’dan vatandaş odaklı çözümler

21 Nisan 2012

Vatandaş için en önemli kamu hizmeti, devletle olan işlerinin en kısa sürede ve kolay bir şekilde çözülmesidir. Bunun için mevzuatın ve personelin vatandaş odaklı çözümler sunması gerekir. Bu şekilde çalışması gereken kamu kurumlarından biri, belki en önde geleni Sosyal Güvenlik Kurumu’dur (SGK). Çünkü Genel Sağlık Sigortası’ndan emekliliğe, iş kazası yardımlarından işveren işlemlerine kadar ülkenin tamamına, bütün vatandaşlara kapsamakta ve hizmet vermektedir. SGK bu sorumluluğunun bilincinde olarak sosyal güvenlik reformun uygulanmaya başlandığı 2008 yılından beridir de değişimi hissettirmeye çalışıyor. Vatandaş odaklı çözümler için elinden gelen bütün inisiyatifleri alarak kolaylaştırıcı kararlara onay veren SGK Başkanı Sayın Fatih Acar, hemen hemen her fırsatta gerek kendisi gerekse yardımcıları ve kurum genel müdürleri Ankara’dan çıkarak ülkenin doğusundan batısına bütün illerde Kurum iş ve işlemleri yerinde, taşrada takip ederek sorunları tespit ediyorlar. Bu tespitlere göre de gerekli mevzuat düzenlemelerini yapıyorlarİşverenler rahatlayacakGeçen haftaki yazımda memurlarında aynı SSK’lılarda olduğu gibi hizmet sürelerinin internetten aylık olarak görüleceği, hizmet dökümü alabilecekleri ve emekliliklerinde sistemdeki kayıtlara göre ilgili kurumlarla yazışma yapmadan emekli işlemlerini hızlı bir şekilde yapılabileceğini yazmıştım. Bu hafta içinde Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle de bu kez işverenler için kolaylaştırıcı değişiklikler yapıldı. Ek-10 formu denilen belge ile sigortalıların işyerinde 30 günden eksik çalışmaları olması durumunda bunun nedenlerinin SGK’ya bildirilmesi gerektiği uygulamada değişiklik yapıldı. Buna göre, kuruma kayıtlı işyeri dosyasında 30 (17 Nisan 2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklikle) ve üzerinde sigortalının çalıştırılan aylara ilişkin özel sektör işyerleri, eksik gün bildirim nedenlerini aylık prim ve hizmet belgelerinde belirtmeleri halinde, Ek-10 Eksik Gün Bildirim Formu ve eki belgelerin SGK’ya verilmesine gerek bulunmuyor.Bürokrasi azalacakBu değişiklik ile işverenlerin bürokratik ve kırtasiye işlemleri azalacak. Ancak, bu değişiklik için işyerlerinin SGK müdürlüklerine herhangi bir başvuru yapmalarına gerek olmadığı gibi, SGK müdürlükleri de 2011/Şubat ayına ilişkin düzenlenen aylık prim ve hizmet belgelerinden itibaren kapsama giren işyerlerinden Ek-10 Eksik Gün Bildirim Formu ve eki belgeleri talep etmeyecek. 17 Nisan 2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklikle işverenlerin aynı SGK işyeri numarasında daha önce 50 kişi olan işçi sayısı 30 kişiye düşürülerek artık işverenlerin 30 kişiden az işçi çalıştırdıkları aylarda Ek-10 Eksik Gün Bildirim Formu ve eki belgeleri vermeleri gerektiğine dikkat edilmeli. Ayrıca ileride bir denetim esnasında eksik gün gerekçelerinin ibraz edilmesi gerekebileceğinden dolayı, mutlaka bu belgelerin saklanması gerekiyor.Silinmiş prim günlerinizi canlandırabilirsinizSORU: 2003 yılından beridir vergi mükellefiyim, o tarihten itibaren de Bağ-Kur kaydım vardı. Ancak sistemde Bağ-Kur kaydım görünmüyor. Bunları geri kazanma hakkım var mıdır? Gerekirse dava da açabilirim. (Haydar Ateş)CEVAP: 1 Ekim 2008’de yürürlüğe giren 5457 sayılı Yasa hükmünce sizin gibi Bağ-Kur kaydı olmasına rağmen primlerini ödemeyenler için bir düzenleme yapılmıştı. Buna göre; 30 Nisan 2008 itibarıyla Bağ-Kur’a 5 yıldan (60 ay) fazla prim borcu olanlardan prim borcunu 2 Ağustos 2009’a kadar ödemeyenlerin sigortaları durduruldu. Sigortalılığın durdurulması; prim ödemesi olanların daha önce ödediği primin tam olarak karşıladığı ay sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayanların ise tescil tarihi itibarıyla gerçekleşti. Durdurulan sürelere ilişkin prim borçları silindi. Silinen sürelere ilişkin süreler sigorta süresi olarak dikkate alınmıyor. Ancak, bu uygulama günlerinizi kesin olarak kaybettiğiniz anlamına da gelmez. Çünkü, sigortası durdurularak prim borcu silinen sigortalı, istediği zaman primlerini günün değerleri üstünden ödeyerek, günlerini geri kazanabilir. Bu kapsamda prim borcunuz silinmişse, prim borçlarınızı güncel değerleri üstünden ödeyerek tekrar kazanabilirsiniz. Bu duruma kurum uygulamalarında “ihya” denilmektedir. Bunun için ayrıca dava açmaya gerek yok. Zira sizin silinen dönemde Bağ-Kur kaydınız varmış. Ancak, Bağ-Kur’a hiç kayıt ve tescil yaptırmamışsanız olsaydınız siz bugün itibarıyla ancak, 1 Ekim 2008 itibarıyla Bağ-Kur’a kayıt yaptırabilirsiniz. Bu tarihten eski bir tarih itibarıyla Bağ-Kur’a kayıt mümkün değil. Dava açsanız da netice alamazdınız.Prim iadesi için emekli olunacak yaşı dolduracaksınızSORU: Annem 1958 doğumlu. 2002 yılında işyeri açarak Bağ-Kurlu olmuştu. 4 yıl kadar işyerini işlettikten sonra kapatmak zorunda kaldı. Şimdi kendisinin prim ödeme durumu yok. Bu sebeple emekli olabilecek durumda değil sanırım. Bu ödediğimiz primleri devletten geri alabilir miyiz? Geri almak için ne yapmak gerekir? (Ayşe Çınar)Cevap: Emekli olacak kadar primi olmayanların ödenmiş primlerin geri alınabilmesi sadece emekli olmak için aranan yaş haddinin doldurulması halinde mümkün. Buna ‘toptan ödeme’ denir. Bu sebeple anneniz emekli olmak için gerekli yaş haddi olan 58 yaşını doldurduğu tarihte, talep etmesi halinde ödediği primleri geri alabilir. Bunun için 58 yaşının dolduğu 2016 yılında ilgili Sosyal Güvenlik Müdürlüğü’ne başvurmanız gerekir.GSS Genel Müdürü Namık Kaya olduSGK’da uzun yıllar müfettiş olarak hizmet veren Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü’nde daire başkanlığı yapan Namık Kaya, GSS Genel Müdürlüğü ile görevlendirildi. Kendisine ve kuruma hayırlı olmasını dilerim. Tebrik ederim...

Devamını Oku

Memurlar da hizmet dökümü alabilecek

14 Nisan 2012

SSK’lıların çalıştıkları bütün süreler 2004 yılına kadar yıllık olarak görülürken, 2004 yılından sonra aylık olarak internette hizmet dökümü olarak görülmektedir. Bu uygulama ile SSK’lı olarak çalışanlar bütün çalışma sürelerini tek tek işyeri sicil numarasına kadar görürler. Bu durum memurlar da uygulanmıyordu. Memurun ilk memur olduğunda kendisine verilen emekli sandığı sicil numarası veya şimdiki adıyla sosyal güvenlik sicil numarası hizmet süresinin başlangıcı görülür, ancak ne kadar süre ile hangi kurumda çalıştığı saptanamazdı. ‘Saptanamazdı’ diyorum zira artık bu süreler de aynı SSK’lılar da olduğu gibi ay ay hizmet dökümü şeklinde görülebilecek.Tebliğ yayımlandıBu konuyla ilgili; “5510 Sayılı Kanunun 4 üncü Maddesinin Birinci Fıkrasının (C) Bendi Kapsamında Sigortalı Sayılanların Hizmet Bilgilerinin Elektronik Ortama Aktarılması Hakkında Tebliğ” yayınlandı. Bu düzenleme sonucu; 1.10.2008 öncesi ve sonrası memur olanların hepsinin hizmet başlangıcından itibaren hizmet belgesinin düzenlenmesine esas olan tüm bilgileri, kamu idareleri tarafından Kuruma internet ortamında gönderilecektir... Bu şekilde hizmet sürelerinin gönderilmesi “Hizmet Takip Programı” çerçevesinde yapılacak. Programın ismi; HİTAP Buna göre;Yazışmasız emeklilikKamu idareleri tarafından internet üzerinden gönderilen bilgiler esas alınarak;a) Sigortalıların hizmet borçlanma (askerlik, yedek subay okul süresi, avukatlık stajı, doktora ve benzeri) dilekçelerinin Kuruma intikalinden sonra borçlanma tahakkuklarının elektronik ortamda yapılması ve borçlanma fişlerinin ilgili kamu idaresine internet üzerinden iletilerek borçlanma işlemlerinin sonuçlandırılması,b) Görevden ayrılan sigortalıların Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında çalışmaya başlamaları durumunda, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında geçen hizmetlerinin elektronik ortamda sosyal güvenlik il müdürlüklerine/merkezlerine bildirilmesi,c) Sigortalıların hizmet belgesinde yer alan hizmet süreleri, borçlanılan süreleri, diğer statülerde geçen hizmet süreleri (prim ödeme gün sayısı), fiili hizmet süresi zammı ile Kanunun 28 inci maddesi uyarınca başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malzl çocuğu bulunan kadın sigortalıların fiili hizmetine eklenen prim ödeme gün sayıları dikkate alınarak toplam hizmet süresi ile emekli olabilecekleri yaş ve/veya tarihin tespiti,ç) Emekliye sevk edilen sigortalıların elektronik imza ile onaylı emeklilik belgesine göre emekli aylığı bağlanması, işlemleri yapılacak. *** ‘Satışlarım azaldı’ diye işten işçi çıkarılabilir mi?SORU: Muhasebecisi olduğum bir mükellefim bir işçisini işlerinin kötü gittiğini öne sürerek işten çıkarmak istiyor. Bu şekilde işten çıkarma geçerli bir neden midir? (Adem Yavuz-Sakarya)CEVAP: Ekonomik nedenlerle işçinin işten çıkarılmasındaki gerekçelerin göstergeler ve istatistikler ispat edilir ve işçinin maliyetinin katlanılamaz noktada olduğunun ispatı gerekir. Zira bu konuyla ilgili Yargıtayca verilmiş bir kararda Yargıtay, “Satışlarım azaldı” diye işçi çıkaran şirketi haksız buldu. Yüksek Mahkeme kârı arttığı için işçinin geri alınmasına karar verdi. İş sözleşmesinin işveren tarafından geçerli neden olmadan ve sendikal nedenle feshedildiğini belirten bir işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesi talebiyle iş mahkemesinde dava açtı. İşveren vekili, mahkemeye sunduğu savunmada, işçinin iş sözleşmesinin, iş yerinde “iş daralması ve ekonomik nedenlerle feshedildiğini, feshin işletme ve iş yeri gereklerinden kaynaklandığını, davanın reddi gerektiğini” ifade etti.Yerel mahkeme, “işverenin imal ettiği zincir imalatında sipariş azalması yaşandığı, üretim faaliyeti nedeniyle işverenin zarar ettiği ve yeni işçi alımı yapmadığı, fazla mesaileri kaldırdığı, işçi çıkarmada sendikal nedenin kanıtlanamadığı, iş daralması ve ekonomik nedenlerle oluşan iş gücü fazlalığının işten çıkarmayı geçerli nedene dayandırdığı” görüşüyle davanın reddine karar verdi.Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’ne geldi. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, davaya ilişkin kararında, işverenin, işçi çıkarmaya gerekçe gösterilen “istihdamı engelleyen zorlayıcı nedeni” kanıtlaması gerektiğini vurguladı. Daire, işverenin mali kayıtlarını inceleyen ve mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişinin, “2006 yılına göre 2007’de satışlarda yüzde 12, maliyetlerde yüzde 16 azalma olmasına rağmen şirketin yüzde 17 kar artışı gösterdiği, kar ettiği, fesih dışında diğer bir önlem alınmadığı, feshin son çare olması ilkesine uyulmadığı” tespitinde bulunduğuna dikkati çekti.Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararında şöyle denildi: “Davalı işveren, istihdamı engelleyen nedeni kanıtlamış değildir. Kaldı ki davalı işveren istihdam fazlalığı ile feshin kaçınılmaz olduğunu da ispat edememiştir. Feshin geçerli nedene dayanmadığı sabittir. Davalı iş yerinde halen çalışan sendika üyesi işçiler bulunması ve somut olarak sendikal nedenin davacı tarafından kanıtlanamaması karşısında, davacının sendikal neden iddiası yerinde görülmemiştir. Bu değerlendirmeler sonunda, yerel mahkemenin kararını bozan daire, işçinin iş akdinin feshinin geçersizliğine ve işe iadesini kararlaştırdı.

Devamını Oku

Bu kez 5 Nisan’da tasarruf değil teşvik paketi açıklandı

8 Nisan 2012

1990’lı yılları hatırlarsanız, öne çıkan tarihlerden birisi 5 Nisan 1994 tasarruf kararlarıydı. Yaşadığımız istikrarsızlıkların yoğunlaştığı 90’lı yıllarda yaşanılan ekonomik bunalım sonucu açıklanan tasarruf paketlerindendi. Devalüasyon yaşanmıştı... Ekonomik buhran yaşanmıştı... O zaman ki hükümet vatandaşa kemer sıkma politikası uygulamıştı. Tarih; 5 Nisan 2012... Bu sefer kişi başına gelirin 11bin lira olduğu ülkemizde coğrafik, konjonktürel, terör vs. gibi etkenlerden dolayı bilhassa kalkınma sorunu yaşayan illerimizde kalkınma sorununun çözümü için Başbakan geniş çaplı teşvik paketini açıklandı. Teşvik paketi; TOBB, Türkiye İhracatçılar Meclisi ve YASED başta olmak üzere ilgili bütün sivil toplum kuruluşlarıyla, birliklerle, derneklerle, bireysel yatırımcılarla ortak hazırlanmış. Bu paketle; cari açığın azaltılması amacıyla, ithalat bağımlılığı yüksek olan ara malı ve ürünlerin, ülkemizde yatırım ve üretiminin artırılması hedefleniyor... Bu hedefler doğrultusunda; en az gelişmiş bölgelere sağlanan yatırım desteklerinin artırılmasını, bölgesel gelişmişlik farklılıklarının giderilmesini, destek unsurlarının etkinliğinin artırılmasını, kümelenme faaliyetlerinin özellikle desteklenmesi, teknolojik dönüşümü sağlayacak yüksek ve orta yüksek teknoloji içeren yatırımların desteklenmesi sağlanacak...Yeni teşvik sistemi 4 ana bileşenden oluşuyor...Bu hedefler doğrultusunda yeni teşvik sisteminin 4 ana bileşenden oluşuyor. Buna göre; yeni sistemle KDV istisnası, Gümrük Vergisi muafiyeti, vergi indirimi, sigorta primi işveren hissesi desteği ki; bu asgari ücret üzerinden yapılacak, faiz desteği, yatırım yeri tahsisi, gelir vergisi stopajı desteği, KDV iadesi desteğini sağlanacak.6 bölge kalkınma politikasıYeni Teşvik Sistemi hazırlanırken, TÜİK’in elindeki 61 ayrı kriter üzerinden iller sınıflandırılmış ve 6 bölgesel kalkınma politikası belirlenmiştir. Buna göre örneğin; 6. bölgede yatırım yapanların SSK işveren payı, SSK işçi payı ve Gelir Vergisi stopajı ödemeyecek. Kısacası “0” maliyet...*** Yurtdışı borçlanması yaparak emekli olanlar çalışabilir mi?SORU: 1.500 iş gününü yurt dışı borçlanması ile tamamlayarak 2010 da emekli oldum. Yine çalışmaya başlasam emekli maaşım kesilir mi? (Demir Kara)CEVAP: yurt dışında çalıştıktan sonra yurtdışı borçlanması yaparak emekli olanlar kesin dönüş yapmaları sonucu emekli olabilir. Yurtdışı borçlanması yaparak aylık bağlandıktan sonra yurtdışında çalışanlar veya ikamete dayalı sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği almayı sürdürenlerin emekli aylıkları kesilmektedir. Normal emekli olanların aylığı kesilmezken, yurtdışı borçlanması yapanların aylığının kesildiğine dikkat edilmelidir. Ancak yurtdışı borçlanmasıyla emekli olanlar Türkiye’de sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışabilir.*** Asgari işçilik tespitlerine hızlı çözümSGK tarafından; işin kaç işçiyle ne kadar sürede yapıldığının saptanması için yapılan işlem olan asgari işçilikte hızlı çözüm için köklü bir değişiklik yapıldı. Buna göre asgari işçilik incelemesinde uygulanan asgari işçilik oranlarından tebliğde yazılı olmayanlar artık Ankara’da tek merkezde yapılmayacak bunun yerinen koordine il müdürlükleri tarafından yapılacak. Bu şekilde asgari işçilik incelemesi yapılan işle ilgili asgari işçilik oranın tespit işlemi yapılan yönetmelik değişikliği gereği, ilgili Daire başkanlığı yerine taşrada koordinatör il müdürlüğüne bırakılmıştır.*** Naci Şahin’in ölüm yıldönümüMuğla SGK İl Müdürü makamında menfur bir saldırı sonucu vurulan Naci Şahin Üstat’ın ölümü üzerinden tam bir yıl geçti. Gecesini gündüzüne katıp çalışırdı. Yürekli, İyi bir yöneticiydi. Aramızdan ayrılalı 1 yıl oldu... Kendisine Allah’tan rahmet, yakınlarına sabırlar diliyorum.*** Borçlu Bağ-Kurlu’ya sağlık yardımı yok SORU: Bağ-Kur’a birikmiş borcum var ve tedavi görmem gerekiyor. Borcum olduğu halde sağlıktan yararlanabilecek miyim? (Evren Akın)CEVAP: Bağ-Kur (4/b) kapsamındaki sigortalılar için GSS kapsamında sağlıktan yararlanabilmeleri için En az 30 günlük sigortalarının olması yanında 60 günden fazla prim borcu olmaması, şartları aranmaktadır. Eğer Bağ-Kur sigortalılarının 60 günden fazla prim borcu varsa, kendileri ve eş-çocukları sağlık yardımlarından yararlandırılmıyor. Sadece 18 yaş altı çocukları sağlıktan yararlanabiliyor. Bununla birlikte; Bağ-Kur sigortalıları borçları için tecil ve taksitlendirme talebinde bulunup, taksitlerini düzenli olarak öderlerse sağlıktan yararlanıyorlar. Bağ-Kurlu sigortalı borcunu ödemez veya taksitlendirmezse sigortalının 18 yaş altı çocukları hariç olmak üzere bakmakla yükümlü olduğu kişilerden, genel sağlık sigortalısı olmak için talepte bulunanlardan, kanunun (60/g) bendi kapsamında tescil edilenler de prim ödeyebilecek. Bu şekilde Bağ-Kurlu’nun eşi ve çocukları sağlıktan yararlanabilecek. Ancak ödeme zorunlu değil, sadece GSS primi ödenmediği veya Bağ-Kur borcu ödenmediği ya da taksite bağlanmadığı sürece sağlıktan yararlanamayacaklar.

Devamını Oku

SGK sağlık harcamalarını e-reçete ile kontrol edecek

31 Mart 2012

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) yıllar önce sağlık karnesini kaldırmayı ve vatandaşların T.C. kimlik numaraları ile istedikleri hastaneden hizmet almaları ile ilgili çalışmayı başlattığını duyurduğunda hemen hemen herkes yeni uygulamanın zor olacağını, sorunlar yaşanacağını iddia etmişti. Geçen zamanda herhangi bir sorun yaşanmadı ve hastaneye giderken yanımızda “veresiye defteri” gibi götürdüğümüz sağlık karnesi artık tarih oldu.Avuç izi yöntemiSGK, sağlık yardımı için teknolojinin getirdiği uygulamalarına bir yenisini daha ekliyor. Bunlardan ilki; sahte hasta,sahte rapor vs. gibi suistimallerin önlenmesi için bir avuç izi damar tarama yöntemiyle kimlik doğrulaması yapılacak. Buna göre hasta hastanede cihaza avuçiçini taratacak ve ona göre kendisi adına provizyon alacak.e-reçete uygulamasıAvuç içi tarama yöntemi ile provizyon alınan hasta için hekim tarafından yazılacak olan reçete elektronik reçete olarak yazılacak. Aynı sağlık karnesinde olduğu gibi kağıt reçetede uygulamadan kaldırılacak. Bu konuyla ilgili açıklama yapan SGK Başkanı Sayın Fatih Acar, “Elektronik reçete uygulaması sayesinde reçete üzerinden yapılan usulsüzlükler önemli ölçüde azalacaktır. Bu uygulama sayesinde hastanede muayene olmayan kişiler adına reçete düzenlenmesi artık mümkün olmayacaktır. e- reçete uygulamasına aile hekimleri de dahil tüm sağlık hizmet sunucularında 01.07.2012 tarihi itibarıyla geçmeyi planlıyoruz” dedi.Bu uygulama sonucu; e- reçete doğrudan eczacının bilgisayarındaki sistemde görülecek ve ona göre hastaya ilaç verilecek. Bu şekilde; verilmeyen sağlık hizmetinin kuruma fatura edilmesi, genel sağlık sigortalısı olmayan kişilerin genel sağlık sigortalıları üzerinden hizmet verilmesi, sağlık hizmetlerinin gereksiz yere abartılarak kuruma fatura edilmesi, muayene katılım payından kurtulmak için acil olmadığı halde ‘acilmiş’ işlemi yapılması, ilaç katılım payından muaf olmak için usulsüz raporların düzenlenmesi, belirlenen ilave ücretten daha fazla hastalardan ilave ücret alınması, doktor-ilaç firması ve eczane arasındaki menfaat ilişkisi kurularak suni talep oluşturulması gibi sağlık alanında yaşanan suistimaller önlenmiş olacak.Müfettişler denetleyecekBu şekilde sistemsel olarak alınan önlemlerin yanında sistemin kontrollerini denetime gidilen hastane veya eczanenin usulsüz faaliyetlerini daha doğrusu SGK’yı zarara uğratacak riskli uygulamalarını SGK Müfettişleri denetleyecek.Hem dul hem yetim aylığı herkes için değilGündem ne kadar ağır olursa olsun sosyal güvenlikle bilhassa aylıklarla ilgili bir haber bir anda gündemin ilk başlıklarından birisi oluveriyor. Bu durum sosyal güvenlik bilinci için güzel bir sonuç. Geçen hafta da böyle oldu. Yoğun gündem maddeleri arasında medyada kocası ve babası vefat etmiş kadınların hem dul hem de yetim aylığını birlikte alabileceklerine dair haberler yer aldı. Bu haber yapılırken de Yargıtayca verilmiş bir karara atıf yapıldı. Ancak söz konusu Yargıtay kararı, belirli dönemde vefat etmiş baba veya koca için geçerli. Mevcut mevzuata göre, kadına hem dul hem de yetim aylığını bağlanmasının imkanı yok. Her ikisini de hak etse dahi bunların yüksek olanı kadına ödenir. Ancak Yargıtay kararına göre; dul kadının hem eşinden hem babasından aylık alabilmesinin ön koşulu, çalışmaması ve emekli olmaması, ayrıca kadının kocası veya ana-babasından en az birisinin 6.8.2003 gününden önce vefat etmiş olması gerekir.Daha önce farklıydı06.08.2003 tarihinde geçerli olan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun “Ölüm Aylığı” şartlarını düzenleyen, “Eş ve Çocuklara Aylık Bağlanması” başlıklı 68 inci maddesi 6.08.2003 günü Resmi Gazete’de yayımlanan 4958 sayılı Kanun ile değiştirilmiş ve maddeye 4958 ile “buralardan gelir veya aylık almaya” ibaresi getirilmişti. Bu değişiklik öncesi alma hakkı olduğu için, Yargıtay’ın son kararı ile kocası veya aylık alacağı ana-babası 6.8.2003 gününden önce ölmüş olan dul kadınlara hem kocasından hem de ana-babasından aylık alma hakkının olduğuna karar verilmiştir.

Devamını Oku

Mesleğe göre sigorta primi ödemesi başlayacak

24 Mart 2012

Çalışan için sosyal sigortasının işvereni tarafından bildirilmesinde öncelik, çalıştığı gün kadar prim günü bildirilip bildirilmediğidir. Bu durum çoğu kez ‘Çalıştım ama işveren primlerimi yatırmamış’ şeklinde serzenişlerle ifade edilir. 1999 yılında eski Sosyal Sigortalar Kanunu’nda yapılan değişiklikle sigortalının ay için 30 gün bildirilmesi zorunluluğu yasal güvenceye kavuşmuş olup 30 günden eksik bildirilmesi halinde işverenden eksik günlerin nedeninin belgelendirilmesi istenmişti. Bu uygulama ile işverenler sigortalılarının sigorta bildirimlerini 30 gün üzerinden yapmak zorunda olduklarını eksik bildirilmenin gerekçeli olması gerektiğini öğrenmişlerdi. Bununla birlikte, yine 1999 yılında emekli olma ile ilgili yapılan değişiklik sonrası emekli olmak için prim gün sürelerinin arttırılması ve yaş şartının eklenmesi ile sigortalılar için prim gününün önemini daha öncelikli hale getirmiştir.Gerçek ücret gösterilmiyorKısacası sigortalıların 30 günden eksik bildirilmesi önemli bir sorun olmaktan çıkmıştır. Buna karşın sigortalıların aldıkları gerçek ücret üzerinden bildirilmemeleri ise halen devam eden bir sorundur. İstatistiklere göre yaklaşık 11 milyon çalışanın olduğu ve bunun yaklaşık %45’inin asgari ücret üzerinden bildirildiği görülmektedir. Bu kadar asgari ücretli çalışan olması daha önce de belirttiğim gibi doğru değil. Bu sorun sigortalıların alacakları emekli aylıklarını doğrudan etkileyen bir sorundur. Zira emekli aylıkları sigortalıların çalışma hayatları süresince adlarına bildirilen sigorta primine esas kazançları üzerinden hesaplanmaktadır. Bununla beraber bu sorun SGK açısından da finansman sorununa sebep olmaktadır. Çünkü SGK’nın en önemli geliri sigorta primleridir. SGK yaptığı bütün yardımları topladığı primlerle finansman etmekte yetmemesi halinde hazineden desteklenmektedir. Bu durum sosyal güvenlik sistemindeki aktif pasiflik dengesini bozmaktadır.SGK maaşları inceleyecekBu sorunun kaldırılması için geçen hafta SGK tarafından maaşların inceleneceğini ve mesleğe göre maaş sistemine geçileceğine dair haberler medyada yer aldı. Bu uygulama ücretlerin gerçek miktarı üzerinden SGK’ya bildirilmesini sağlayabilir mi? Bilemiyorum. Ancak bununla ilgili meslek kodlarına göre alt sınır ücret uygulaması yapılabilir. Buna göre; sigortalılar için işe girişte verilen sigorta işe giriş bildirgelerinde belirtilen meslek kodlarına göre alt sınır ücret uygulaması ile nispeten çözüm üretilebilir. Örneğin dersanelerde çalışan öğretmenler ile ilgili SGK’ya prim bildirimi yapılırken dersanede çalışan öğretmenin sigorta prim bildirimi asgari ücretin üstünde olacağı gibi ve öğretmenler için belirlenecek olan alt sınır ücretin de üstünde olacaktır. Bu şekilde dershanede 1000 lira, 15 bin lira veya daha yüksek ücretten çalışan öğretmen için sigorta bildirimi asgari ücretten değil de öğretmenler için belirlenecek olan alt sınır ücret üzerinden sigorta bildirimi yapılır ve en azından gerçek ücrete yakın sigorta primi alınabilir.*** Sosyal güvenlik açıkları kara delik mi?Mesleğe göre sigorta prim uygulaması ile ilgili haberler çalışma hayatı ile ilgili köşe yazarları tarafından analiz edilirken sosyal güvenlik açıklarının finansmanın bütçede büyük yer kapladığı, maliyet oranın fazla olduğu ve sosyal güvenlik açıklarının kara delik olduğuna dair yorumlar yapıldı. Peki gerçekten sosyal güvenlik açıkları kara delik mi? Bence değil ve hatta sosyal güvenlik açıklarına kara delik yorumu sosyal güvenliğin ne olduğunu bilmeyenler tarafından yapılır. Zira sosyal güvenlik açıkları SGK tarafından vatandaşa doğrudan yapılan sağlık yardımı, emekli aylığı, dul ve yetim aylığı, iş göremezlik geliri gibi yardımlardan oluşur.Örneğin Türkiye’nin adını dünyaya duyuran yüz nakil operasyonları ile ilgili maliyetin 250 bin TL olduğu belirtiliyor. Peki bunu kim finanse edecek? Tabii ki SGK... Esenyurt iş kazasında feci şekilde ölen vatandaşlarımızın ailesine aynı gün gelir bağlayan kurum da SGK... Her ay yaklaşık 9 milyon emekliye aylık veren kurum da...Görüldüğü üzere; SGK’nın harcamaları doğrudan vatandaşa hem de 74 milyona, herkese yapılan harcamalar. Hatta daha fazlasına... Zira SGK’nın yardımları doğmamış çocuktan (örnek analık ödeneği) ölmüş vatandaşa kadar (örnek; cenaze yardımı) daha fazla sayıya harcama yapıyor. Ve bu harcamalar doğrudan vatandaşa yapıldığı için transfer harcamasıdır ve gelir dağılımının adil olmasını sağlayacak harcamalardandır. Bu sebeple sosyal güvenlik harcamaları ve bu harcamalardan oluşan açıklar ‘kara delik’ olamaz.

Devamını Oku