‘Hastaneden canlı çıkmak’

9 Eylül 2012

Yazının başlığındaki ifadeyi ilk defa okuyanlar muhtemelen şaşırmıştır. Zira, ‘Hastaneden canlı çıkmak’ ifadesinin garip bir tanımlama cümlesi olduğu muhakkak. Çünkü iyileşmek için gittiğimiz hastaneden neden canlı çıkmayalım ki. Ya da hastanelerde canımızı tehdit eden riskler nedir? İşte bu konuyu araştıran Hasta Güvenliği Derneği Başkanı Dr. Mustafa Bulun, 5 yıllık araştırmaları sonucu yazımızın başlığında belirttiğimiz ‘Hastaneden Canlı Çıkmak’ cümlesi ile aynı adlı kitabını yazmış ve bu garip tanımlamanın kitabında ayrıntısı ile izahını yaptmıştır. Aslında kitap 2012/Mayıs ayında basılmış ve konu ilgi çektiği için kitapla ilgili yazılı ve görsel medyada haberler yapılmıştı. Kitap yeni basılmış bir kitap değil ama geçtiğimiz hafta, “SGK tarafından Hastane müdavimi 2 milyon aileye gereksiz ilacın zararları anlatılacak” haberi gündeme geldiği için bugünkü yazımı bu haberin nedenleri çerçevesinde Dr. Bulun’un yazdığı ‘Hastaneden Canlı Çıkmak’ kitabına ayırmak istedim.Hata ile 35 bin kişi ölüyorDr. Bulun, ‘Hastaneden Canlı Çıkmak’ adlı kitabında Ülkemizde her yıl en az 35 bin kişi tıbbi hatalardan dolayı hayatını kaybettiğini, gereksiz tomografiler ile alınan radyasyonların kanserlere sebep olduğunu, sadece bir tomografi taraması sonucu alınan 14-21 miligray radyasyonun Japonya’ya atılan atom bombalarının 2.5 kilometre uzağında yaşayan insanların aldığı doza eşit olduğunu, en az 900 milyon liralık ilacın gereksiz ve hatalı ilaç kullanımından kaynaklandığını ve diğer hastane enfeksiyonların, sorunların varlığından bahsediyor. Hastalar bilinçlendirilmeliBu yanlışlıklardan kurtulmak için öncelikle hastanın bilinçlenmesi ve buna göre gereksiz ilaç yazmayan, anjiyo, ameliyat, endoskopi gibi gereksiz tıbbi girişim önermeyen doktorun daha iyi doktor olduğunun bilinmesi gerektiğini belirtiyor. Tabii ki bunların haricinde kitapta herkesin okuması gereken ayrıntılı bilgiler de mevcut... Dr. Bulun’un kaleme aldığı kitapta geçen gereksiz ilaç ve tedavi yöntemlerinden hastaların sakınması ile ilgili tespit SGK’nın belirlediği sağlık finansmanı politikasına uygun. Çünkü; Türkiye, tedavi için ilaca Avrupa ülkelerinin 2 katı oranında para harcıyor. Gereksiz ilaç kullanılıyorAraştırmalar gereksiz ilaç kullanımının, adeta hastalığa dönüştüğünü ortaya koyuyor. SGK’nın verilerine göre sağlık harcamaları sürekli artıyor. 2001 yılında 4.5 milyar TL olan sağlık harcamaları, 2011 yılında 42 milyara ulaştı. 2012 yılının ilk 6 ayında ise 22.3 milyarı buldu. Bu harcama içinde en önemli kalemi ilaç giderleri tutuyor. 2012’nin altı ayında da 7.1 milyar oldu. Yıl sonu toplamının 14 milyarı aşması bekleniyor. Bu artışta hızla yükselen reçete sayısı etkili oluyor. 2007 yılında 270 milyon reçete yazılırken bu sayı 2011 yılında 306 milyon 461 bin oldu. Bu rakam bu yılın ilk 5 ayında ise 148 milyon olarak gerçekleşti.Hastalık hastaları uyarılacakBu şekilde hastane müdavimi olmuş halk tabiri ile hastalık hastası vatandaşlara gereksiz ilaç ve tedavi yöntemleri sonucu gerek kendi canlarına gerekse devletin bütçesine verdikleri zararlar uzman ekiplerce izah edilecek.Bu konuyla ilgili açıklama yapan SGK Başkanı Sayın Fatih Acar, aşırı ilaç almanın yanı sıra MR ve film gibi tetkiklerin de büyük zararlara yol açabildiğini belirtiyor. Bu sebeple hem gereksiz ilaç kullanımının hem de tetkiklerin önüne geçmek için bilgilendirme kampanyası başlatacaklarını dile getiriyor. Bu kampanya çerçevesinde, yılda 10’un üzerinde hastaneye giden hastalara, aşırı ilaç kullanımı, fazla film ve emar gibi tetkiklerin yol açabileceği yan etkiler anlatılacak. Bu yolla akılcı ilaç kullanımı teşvik edilecek. İlk etapta yaklaşık 2 milyon aileye ve 8 milyon kişiye ulaşılması hedefleniyor. Bununla birlikte; yazılı ve görsel medyada bilgilendirme afişleri, kamu spotları, ilanlarla birlikte TV’lerde oynayan dizilerde de kampanyayı destekleyen senaryolara yer verilecek.*****Ücretin SGK’ya eksik bildirilmesi haklı sebeple fesih hakkı doğururSORU: Özel kurumda çalışıyorum. Maaşım itirazıma rağmen SGK’ya eksik bildiriliyor. İş akdimi feshedebilir miyim? (Hakan Korkmaz)CEVAP: İşvereninizin sigorta primlerinizi size ödediği ücretten SGK’ya bildirmesi zorunlu. Aksi halde Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü’ne şikayette bulunabilirsiniz ya da İş Mahkemesi’nde dava açabilirsiniz. Bu şikayetiniz ile birlikte SGK müfettişleri iş yerinizde inceleme başlatacaktır. Bu inceleme sonucuna göre SGK sizin sigorta primlerinizi re’sen tekrar düzenleyecektir ve işvereninize cezası ve faiziyle birlikte fatura edecektir. Böylelikle işe giriş tarihinizden beri sigorta primleriniz aldığınız ücret üzerinden gözükecektir. Ayrıca sigorta primlerinizin SGK’ya düşük ücretten bildirilmesi tarafınıza haklı sebeple istifa yani kıdem tazminatınızı alarak işten ayrılma hakkı doğurmaktadır.Doğum borçlanması, sigorta giriş tarihini geriye götürmezSORU: 1987/9. ayda sigortalı olarak çalışmaya başladıktan sonra 1992 yılında doğum yaptım ve doğumdan sonra 3 yıl çalışmadım. Doğum borçlanması yaparsam sigorta başlangıcı geriye gider mi? Ne zaman emekli olurum? (Nuray Demirel)CEVAP: Ne yazık ki yapacağınız doğum borçlanması erkeklerin yaptığı askerlik borçlanması gibi başlangıç tarihini geri götürmüyor, sadece gün olarak emeklilik gününe ilave ediliyor. Sigorta girişinize göre; 20 yıl, 44 yaş ve 5.225 günle emekli olabilirsiniz. Prim gününüz eksikse doğumdan sonra çalışamadığınız 2 yıla kadar ki süreyi doğum borçlanması ile tamamlayabilirsiniz. Ancak, prim gününüz yeterli ise doğum borçlanması yapmanıza gerek yok. Çünkü doğum borçlanması diğer hizmet borçlanmalarından ayrı sadece eksik prim günün tamamlanmasını sağlar.

Devamını Oku

Mevsimlik iş sözleşmelerinde nelere dikkat edilmeli?

1 Eylül 2012

HASAT toplama zamanı geldi. Tarım işçileri ürün bölgesine giderek bu işlerde çalışmaya başladı. Bunlar sadece bu dönem çalışır ve toplama işi bitince kendi memleketlerine geri dönerler. Bu işçilerin çalışmaları belli sürelerdedir ve mevsimliktir. Bu yazımızda mevsimlik işlerde iş sözleşmesinin nasıl olacağını izah edelim. Mevsimlik iş sözleşmeleri uygulamadaki yaygınlığına rağmen 4857 sayılı İş Yasası’nda düzenlenmemiştir. Bu nedenle mevsimlik iş sözleşmelerinin uygulaması Yargıtay kararları ile şekillendirilmektedir. Özünde çağrı üzerine çalışma tipindeki iş sözleşmesine benzemekle birlikte, mevsimlik iş sözleşmesinde işçinin çalışacağı dönemlerin belirli olması bu iki sözleşme arasındaki en önemli farklılığı oluşturmaktadır. Mevsimlik iş sözleşmesi genellikle, tuğla ve toprak sanayinde, turizm işletmelerinde, yapı ve yol işlerinde, kum ocaklarında, ekim, dikim, toplama veya tohumculuk işleri yapılan tarım işletmelerinde ve konservecilik işlerinde çalışan işçilerle yapılmaktadır. İş sözleşmesi askıdaMevsimlik iş sözleşmelerinde, işçinin çalışmadığı iki mevsim arasında geçen sürede iş sözleşmesi askıda bulunmaktadır. Bu askı durumunda işçinin iş görme borcu, işverenin ise ücret ödeme borcu söz konusu olmamaktadır. Mevsimlik iş sözleşmelerinde, işçinin yapacağı işin konusu, işçinin sözleşme konusu işin mevsimlik bir süre için yapılacağı, mevsim sonu itibarıyla iş sözleşmesinin askıda kalacağı, yeni mevsim itibaryla işçinin yeniden işe çağrılacağı hususlarının açık biçimde hükme bağlanması gerekmektedir. İşverenin yeni mevsim başlangıcında işyerinde çalışmaları başlatması durumunda eski mevsim döneminde çalışan işçilere işyerinde yeniden çalışılmaya başlandığının bildirilmesi gerekmektedir. Mevsimlik iş sözleşmesinde fesihMevsimlik iş sözleşmeleri İş Yasası’nın 17. Maddesi’ne göre süreli (bildirimli) olarak feshedilebileceği gibi, haklı nedenin oluşması durumunda bildirimsiz (derhal) fesih yoluyla da feshedilebilir. İşyerinde mevsim bitimi nedeniyle iş sözleşmesinin askı dönemine geçmesi sonrasında yeni mevsimde işçinin işe başlamaması durumunda iş sözleşmesi işçi tarafından; işçinin işe başlamak için zamanında işyerine başvurmasına karşın işveren tarafından kendilerine iş verilmemesi durumunda ise iş sözleşmesi işveren tarafından feshedilmiş sayılmaktadır. Mevsimlik iş sözleşmesinin feshedilmesi durumunda işçi, diğer koşulların da bulunması durumunda, halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı İş Yasası’nın 14. Maddesi gereğince kıdem tazminatına hak kazanmaktadır. Mevsimlik iş sözleşmesine göre çalışan işçinin kıdem tazminatına esas çalışma süresinin (kıdeminin) hesabında, mevsimlik iş sözleşmesinin geçerli olduğu tüm süre değil, mevsimlik iş sözleşmesine dayanarak işçinin çalıştığı, yani sözleşmenin askıda bulunmadığı sürelerin toplamının esas alınması gerekmektedir.Toplu işten çıkarmanın şartlarıSORU: Mükelleflerimizden birisi mali durum yönünden sorun yaşadığı için daralmaya gitmeyi ve bu sebeple 5-6 işçiyi çıkarmayı düşünüyor. Bu şekilde işçi çıkartılması toplu işçi çıkarmaya girer mi? (Erdoğan Güzel)CEVAP: Toplu işçi çıkarmanın şartları, 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 29. Maddesi’nde belirtilmiştir. Buna göre; işveren, ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri işletme, işyeri veya işin gerekleri sonucu toplu işçi çıkarmak istediğinde, bunu en az 30 gün önceden bir yazıyla işyeri sendika temsilcilerine, ilgili bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumu’na bildirir.İşyerinde çalışan işçi sayısı:a) 20 ile 100 işçi arasında ise en az 10 işçinin,b) 101 ile 300 işçi arasında ise en az yüzde on oranında işçinin,c) 301 ve daha fazla ise en az 30 işçinin,İşine 17. Madde uyarınca ve bir aylık süre içinde aynı tarihte veya farklı tarihlerde son verilmesi toplu işçi çıkarma sayılır. Bu hükümler doğrultusunda mükellefinizin işyerinde yapılan işten çıkarmalar toplu işçi çıkarma sayılmaz. Çünkü yukarıda da belirtildiği için toplu çıkarma oluşabilmesi için aynı işyerinde aynı anda en az 10 işçinin işten çıkarılması gerekir.Kendi işyerinizdeki sigortalılık iptal edilirSORU: 2007 yılında şirketteki hisselerimi devrederek hisselerimi devrettiğim işyerinde SSK’lı olarak (genel müdür pozisyonunda) çalışmaya başladım. 2009 yılında uluslararası nakliye mevzuatı gereği yeniden şirketten hisse almam gerektiği için yeniden ortak oldum, ancak bu sürede bu işyerinden SSK’lı olarak bildirilmeye devam ettim. Şimdi SSK’dan emekli olmak için gerekli şartları sağladım için başvurdum ancak bu durum tespit edildiği için SSK’lılığım iptal edildi. Ne yapmalıyım? (Mustafa Bayram) CEVAP: Ne yazık ki yapacağınız herhangi bir şey yok. Kanunen kendi işyerinizden kesinlikle SSK’lı olmazsınız. Çünkü 5510 sayılı Kanunun 53. Maddesi açıkça işveren kendi işyerinden 4/a sigortalı olamaz diyor. Bu sebeple SSK’lılığınızın iptal edilmesi ve Bağ-Kur prim borcu çıkarılması normal. Sadece SSK’lı olarak adınıza yapılan bildirimlerin Bağ-Kur için çıkarılan prim borcu için mahsubunu isteyebilirsiniz. Bununla birlikte; 6111 sayılı Torba Yasaya göre, iş yerinizi devretmeden veya kapatmadan bir başka işverenin yanında 4/a kapsamında sigortalı çalışabilirsiniz.

Devamını Oku

Malul çocuğu olan anneler erken emekli olur

26 Ağustos 2012

Okurlarımızdan Ayşe Gültekin hanım gönderdiği mailinde 15 yaşında down sendromlu bir oğlu olduğunu, oğlunu son 5-6 yıldır okula da gönderdiği için yarım bıraktığı iş hayatına yeniden başladığını ve bu durumdayken kendisinin diğer çalışan annelere göre daha erken emekli olma imkanı olup olmadığını soruyor. Bu soru kendisi gibi aynı durumda olan bütün annelerin merak ettiği bir konu diye düşünüyorum. Bu sebeple yazımda Ayşe hanımın da sorusunu içerecek şekilde genel bir değerlendirme yapacağım.1.10.2008’den sonraki çalışma Ayşe hanım gibi başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul çocuğu olan ve yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunan kadın sigortalılardan, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1.10.2008 tarihten sonra geçen prim ödeme gün sayılarının dörtte biri, emeklilik yaş hadlerinden indirilir. Bu şekilde malul çocuğu olan;- a) 2008 yılı Ekim ayı başından itibaren 5510 sayılı Kanunun 4. Maddesi’nin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamında çalışan kadın sigortalılar ile 2008 yılı Ekim ayı başından önce 506(SSK), 1479(Bağ-Kur), 2925(Tarım SSK), 2926(Tarım Bağ-Kur) ve 5434 (Emekli Sandığı)sayılı Kanunlara tabi çalışırken Kanunun geçici 1. maddesi gereğince 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamında sigortalı olarak çalışmalarını devam ettiren,- b) 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı Kanuna tabi hizmeti bulunanlardan Kanunun yürürlük tarihinden sonra geçici 4. maddesi gereğince 5434 sayılı Kanunun mülga 12. maddesinin (II) işaretli fıkrasının son paragrafı, ek 71, mülga ek 76 ve mülga geçici 192. maddeleri uyarınca sigortalı olan,- c) 2008 yılı Ekim ayı başından itibaren 5510 sayılı Kanuna tabi olarak isteğe bağlı sigorta primi ödeyenler ile 2008 yılı Ekim ayı başından önce 506(SSK), 1479(Bağ-Kur) ve 2926(Tarım Bağ-Kur) sayılı kanunlara göre isteğe bağlı sigortalı olup, 5510 sayılı Kanuna göre isteğe bağlı sigortalılıkları devam eden, kadın sigortalılar yararlanacaklardır. Ancak; 1.10.2008’den önceki çalışma süreleri hesaplamaya dâhil edilmeyecektir.Malul durumun tespiti şartÇocuğunun, başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda malul olduğunun tespitini isteyen kadın sigortalılar en son çalışmalarının geçtiği SGK İl Müdürlüğü’ne ya da SGM’ye başvuracaklar, ilgili birimce bakıma muhtaç çocukların sevk işlemleri yapılacaktır. Maluliyet ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığı’na değerlendirme yapılmak üzere sağlık kurulu raporları gönderilecektir. Başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul olup olmadığı sorulacaktır. Maluliyet ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığı tarafından gerekli inceleme yapıldıktan sonra, çocuğun başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul olduğu tarih, kontrol muayenesi gerekiyorsa kontrol muayenesine tabi tutulacağı tarih veya çocuk başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul değilse malul olmadığı SGK İl Müdürlüğü’ne ya da SGM’ye bildirilecektir. Bununla birlikte; çocuğun başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul olma halinin yapılacak kontrol muayenesi sonucu ortadan kalktığının anlaşılması halinde, kontrol muayenesi sonucu düzenlenen rapora göre başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul olma durumunun ortadan kalktığı tarihten itibaren geçen çalışmalarından dolayı kadın sigortalılara ilave bir hizmet verilmeyecektir.İndirim süresinin hesabı1.10.2008’den sonraki çalışmaların değerlendirilmesi ve erken emeklilik hakkının elde edilebilmesi için indirim 5510 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerine tabi olarak 2008 yılı Ekim ayı başından sonra geçen veya ile 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlandırılan, süreler dikkate alınarak yapılır. Ancak indirim süresinin hesaplamasında aşağıda belirtilen hususlara dikkat edilmesi gerekir. Buna göre; - 1) Çocuğun başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malül durumda olma halinin başlangıç ve bitiş tarihinin annenin çalıştığı sürelerde olması gerekir. - 2) Çocuğun evli olması halinde anne yaş indiriminden yararlanamaz. - 3) Kadın sigortalı boşanmış ise velayetin annenin çalışmaya başladığı tarihten önce başka birisine verilmesi halinde çalışmaya başladığı tarihten sonra başka birisine verilmesi halinde velayetin verildiği, tarihten itibaren geçen çalışmalarından dolayı ilave olarak emeklilik yaş hadlerinden indirim yapılmaz. - 4) Başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul çocuğun birden fazla olması halinde ikinci ve diğer çocukları, için ilave olarak yaş hadlerinden indirim yapılmaz.- 5) 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu hükümlerine göre korunma, bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden ücretli veya ücretsiz sürekli ve yatılı olarak faydalanıp faydalanmadığına göre belirlenir. Evlatlık için de geçerliKadın sigortalının kendisinin veya eşiyle birlikte evlat edindiği çocuğunun da başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul olduğunun tespiti halinde bu çocuk nedeniyle de kadın sigortalı bu 5510 sayılı Kanun hükmünden yararlandırılacaktır. Bu durumda olan kadın sigortalının ilave hizmeti belirlenirken diğer hususlarla birlikte çocuğun evlat edinildiği tarih de göz önünde bulundurulacak, ancak ilave hizmetin verileceği sürenin başlangıcı çocuğun evlat edinilme tarihinden önce olamayacaktır.Dâhil edilmeyecek süreler 5510 sayılı Kanunun 28’inci maddesine göre prim ödeme gün sayılarının dörtte biri yaş hadlerinden indirilecek kadın sigortalıların bu durumu değerlendirilirken, - 1) 5510 sayılı Kanunun 40’ıncı maddesi uyarınca hesaplanan fiili hizmet süresi zammı,- 2) 5510 sayılı Kanunun 49’uncu maddesi uyarınca hesaplanan itibari hizmet süresi, ilave olarak yaş hadlerinden indirim yapılmaz.

Devamını Oku

Bayramda çalışmak zorunlu mu? Bayramda çalışanın ücreti nasıl hesaplanır?

18 Ağustos 2012

Bugünden itibaren Ramazan Bayramı başlıyor. Pazartesi ve Salı günleri de tatil. 4 günlük de olsa bayram tatiline çıkan çalışanlar var. Ancak bazı çalışanlar işverenlerinin talimatları gereği mecburen bayramda da çalışmak zorunda kalıyor. Peki İş Kanuna göre bayramda çalışma yönünde işçinin çalışmama inisiyatifi var mı? Çalışılması halinde ücreti farklı ödenir mi?Çalışmak zorunda değil!Eğer işyerinde bayram günlerinde çalışmaya ihtiyaç duyuluyorsa, işveren işçileri bayram tatili olan günlerde işçiyi çalışmaya zorlayamaz. Burada işçinin çalışmama yönünde insiyatifi vardır. Ancak işçi ile işveren arasında yapılan iş sözleşmesinde veya varsa toplu iş sözleşmenizde ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışacağınıza ilişkin bir hüküm varsa ve işveren de çalışmanızı isterse çalışmak zorundasınız. Böyle bir hüküm yoksa ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışacağınıza ilişkin bir onay vermemişseniz bayramda çalışmak zorunda değilsiniz.İş sözleşmesinde çalışma zorunluluğunuz olmamasına rağmen yine de çalışıyorsanız ücretiniz normal ücretinize göre farklı hesaplanır. İş Kanunu’nda Ulusal Bayram ve Genel Tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışma ücreti de günlük ücreti yüzde 100 zamlı ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. Buna göre; bayramda işyerinde işçiler çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödenir. Eğer işvereniniz ücretinizi bu şekilde usulüne uygun ödenmediği takdirde Bölge Çalışma Müdürlüğü’ne şikayette bulunabilirsiniz.İyi bayramlar...Bu yazı vesilesi ile tüm okurlarımızın bayramını kutluyorum... Sağlık, bereket ve esenlik dolu günler dilerim...Hastalandığı için işten ayrılanın Kıdem Tazminatı alma hakkı vardırSORU: Bir şirkette uzun yıllardır çalışmaktayım. Uzun süreli oturarak iş yapmaktan dolayı bel fıtığı oldum. Ameliyat olduğum halde ağrılarım dinmedi. Bu rahatsızlığımı ileri sürerek işverenimden Kıdem Tazminatı alabilir miyim? (Çiğdem K.)CEVAP: Kıdem Tazminatı alarak işten ayrılmanın gerekçelerinden biri de işçinin sağlık sebeplerinin oluşmasıdır. Bu konuyla ilgili 4857 sayılı İş Kanunun derhal fesih hakkı olan 24 Maddesi’nde; “Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:I. Sağlık sebepleri: a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa. b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa” denilmektedir. Bu sebeple; burada çalışma şartlarının çalışan işçinin sağlığı için, yaşayışı için tehlike oluşturması gerekir. Bu tehlikeyi, riski tam teşekküllü bir devlet hastanesinden rapor olarak hastalığınızı ispat etmeniz gerekir. Sizin durumunuzla ilgili bir Yargıtay kararında (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E: 2009/10473- K: 2009/17999), “Davacı, dava dilekçesinde rahatsızlığı sebebinin bel fıtığı, boyun düzleşmesi ve ülser olduğunu belirtmiştir. İş Kanunu’nun 24/1. Maddesi’nde öngörülen unsurlar işyerinin özellikleri, çalışma koşulları, yapılan işin özellikleri bir bütün halinde dikkate alınıp davacının çalışmasına engel olabilecek bir rahatsızlığının bulunup bulunmadığının tespiti için tam teşekküllü bir devlet hastanesinden rapor aldırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir” denilmektedir.Emekli maaşına haciz olmazSORU: Banka kredisi dolayısıyla emekli maaşıma banka tarafından iznim olmadan haciz konuldu. Bunun yasal dayanağı var mı? İtiraz edebilir miyim? (Efkan Çelik)CEVAP: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 93maddesi gereğince, emekli maaşlarına, sürekli işgöremezlik gelirlerine, dul-yetim aylık ve gelirlerine sadece Sosyal Güvenlik Kurumu alacakları için SGK ve nafaka alacakları için de boşanılan eş-çocuklar izinsiz icra koyabilir. Bunun dışındaki alacaklar için borçlu emekli-dul-yetimin izni olmadan hiç kimse icra-haciz getiremez. Haciz olabilmesi için, “Emekli aylığımdan kesilsin” şeklinde izni olması gerekir. Bu izni vermediyseniz bankaya itiraz edebilirsiniz. İtirazınız red edilirse bankanın emekli aylığına yaptığı kesintiye karşı dava açabilirsiniz.

Devamını Oku

Gazetecilere yıpranma hakları yeniden verilmeli

12 Ağustos 2012

Dünyanın her yanında olan olaylardan anında haberdar oluyoruz. Bazen bir savaş karesini izliyoruz bazen de bir doğal afet sonucu yıkılmış, harebeleşmiş yerleri... Bunları izlerken bu haberlerin bize hangi zor şartlar altında ulaştırıldığını da çoğu kez düşünmüyoruz. Evet, bir haber peşinde koşan, gece ve gündüz ayırımı yapmayan gazetecilerin haber uğruna canlarını hiçe saydıklarını aklımıza getirmiyoruz. Aslında kameralarına ve kalemlerine yansıyan görüntüler gazetecilerin ne kadar zor şartlar altında çalıştığının göstergeleri... Gazetecilik zor meslek!Sırf haber uğruna bir savaşta vurulabiliyor, rehin alınabiliyor ya da bir selde, depremde can tehlikesi yaşıyor yahut yaptığı haber yüzünden bazen kendisi hedef olabiliyor. Kısacası kameramanından muhabirine, editöründen yazarına kadar bütün toplumsal olaylarda gazetecilik mesleğini yerine getiren çalışanlar vücutlarını, beyinlerini, psikolojilerini vs. yıpratarak çalışmaktadırlar. Bu yıpratıcı çalışma süreçlerinin iyileştirilmesi daha çok işverenlerini ilgilendiren ayrı bir çözüm değerlendirilmesi ama emeklilik şartlarının kolaylaştırılması ise tamamen devleti ilgilendiren bir çözüm. Yıpranma hakları vardıHatırlanacağı üzere Sosyal Sigortalar Kanunu gereğince, 212’li denilen 5953 sayılı Basın-İş Kanunu gereğince çalışanlara (3A ve 2A olarak görünen) prim ödeme gün sayılarının dörtte biri kadar ilave sigortalılık süresi verilmekteydi. Bu süreler 4447 ve 4759 sayılı kanunlar gereğince emeklilik yaşında indirim sağlıyordu. Ancak 5510 sayılı Kanunda gazetecilere tanınana yıpranma hakkı kaldırılmıştı. Bu sebeple 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1.10.2008 tarihinden sonraki çalışmalarda yıpranma süresi eklenemedi. Bununla ilgili gazetecilerin yıpranma hakkının iade edilmesi gazetecilik mesleğinin zor şartlarda yapılıyor olmasından dolayı devamlı dile getirildi. Bu konuyla ilgili geçen hafta açıklama yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk Çelik; gazetecilerin yıpranma hakkından yararlanmasının gerekip gerekmediği yönünde bilim kurulu ile değerlendirme yaptıklarını ve bu değerlendirme sonucunda karar verileceğini açıkladı. Umarım değerlendirme sonucunda gazetecilere yıpranma hakkı iade edilir. Emzirme ödeneği nedir?SORU: Özel güvenlik şirketinde sigortalı olarak çalışıyorum. Eşim doğum yaptı. SGK’dan emzirme ödeneği diye bir ödeme yapıldığı söylendi. Bu ödeme nasıl alınır? (Tolga Gür) CEVAP: Emzirme ödeneği; 4-1(a) ve 4-1(b) sigortalıları ve çalışmayan eşleri için verilir. SGK Yönetim Kurulu’nun 2012 yılı için belirlediği miktar 89 TL’dir. Emzirme ödeneği; sigortalı kadın veya eşi analık sigortası haklarından yararlanacak sigortalı erkek, doğum tarihinden önceki 15 ay içinde en az 120 gün prim ödenmiş olması şartıyla verilir. Emzirme ödeneği alabilmek için istenen belgeler ise şunlardır: - Sigortalının iş yerinden alınan vizite kağıdı- Doğum raporu - Nüfus cüzdanı fotokopisi (sigortalının ve yeni doğan çocuğun) - Evlenme cüzdanı (sigortalının eşi doğum yapmış ise) Bu belgelerle birlikte bağlı bulunduğunuz SGK il / merkez müdürlüklerine müracaat etmeniz gerekmektedir. Müracaat sonrası paranız Ziraat Bankası şubelerinden yatacaktır. Ödeneğinizi T.C. kimlik numaranız ile alabilirsiniz.Kendi işyerinizde sigortalı olamazsınızSORU: 1993 tarihinden itibaren 19 yıldır Bağ-Kur’a prim ödüyorum. 25 yılı doldurmak için 6 yıl daha prim ödemem gerekiyor. Bunun yerine kendi işyerimden SSK’lı olsam, daha erken emekli olamaz mıyım? (Eren Demir)CEVAP: Muhtemelen SSK’lı olarak daha erken emekli olabilirsiniz. Ancak belirttiğiniz şekilde kendi işyerinizden SSK’lı olmazsınız. Çünkü 5510 sayılı Kanun’un 53. Maddesi açıkça ‘İşveren kendi işyerinden 4/a sigortalı olamaz’ diyor. Ancak; 6111 sayılı Torba Yasa’ya göre, iş yerinizi devretmeden veya kapatmadan bir başka işverenin yanında 4/a kapsamında sigortalı çalışabilirsiniz. (Ama kendi iş yerinizde sigortalı çalışamazsınız). Bu durumda Bağ-Kur’unuz otomatikman sonra erer ve sigortanız devam eder. 1.260 gün Sigorta’ya kesintisiz prim öderseniz 4/a kapsamında emekli olursunuz.Malul aylığı için gereken şartlarSORU: Diyaliz hastasıyım. Bu sebepten dolayı çalışamıyorum. Hastalık başlamadan önce sigortam vardı. Malullük aylığı alabilir miyim? (Adem Şahin)CEVAP: Malullük için önemli olan; çalışma gücünün en az yüzde 60’ını kaybetmiş olmak, sigorta başlangıcı ile malullük talebi arasında 10 yıllık sürenin tamamlanmış olması ve 1.800 gün yani 5 yıllık primin ödenmiş olmasıdır. Bu şartlar oluşmuşsa SGK’dan tam teşekküllü bir hastaneye sevk alınması ve kişinin çalışma gücünün ne kadar olduğu ile ilgili rapor alınması ve bu raporların SGK Sağlık Kurulu’na sunulması gerekiyorr. SGK Sağlık Kurulu raporu inceledikten sonra nihai kararı verecek mercidir.SGDP’li çalışanlar da Kıdem Tazminatı alabilirSORU: 3 senedir destekleme primi yatmak kaydıyla bir işyerinde çalışıyorum. İşveren ay sonunda işime son vereceğini söyledi. Kıdem Tazminatı alabilir miyim? (Osman Gedikli) Cevap: Emekli olup da tekrar İş Kanunu’na göre iş sözleşmesiyle çalışanlar, Kıdem Tazminatı, yıllık izin vs. İş Kanunu’nun tüm hükümlerine tabidirler. Bu sebeple Kıdem Tazminatı şartlarını sağlayarak işten ayrılmanız halinde Kıdem Tazminatı’nızı alabilirsiniz.

Devamını Oku

SGK yapımcıları mı korur, sanatçıları mı?

5 Ağustos 2012

Geçen hafta SGK yine gündemdeydi. Bu sefer ki konu SGK’nın yapımcılara herhangi bir ücret ödemeden vatandaşta sosyal güvenlik bilincinin oluşmasını sağlayacak kamu spotları çektirmek için sanatçıların sigortalılık haklarını yapımcılar lehine ihlal ettiğiydi. Bunlar ciddi iddialar. SGK’nın parası var!Ancak SGK’nın ücretsiz kamu spotu çektirmek için yapımcılara kıyak yapmasına gerek var mıdır? Bir kere vatandaşta sosyal güvenlik bilincinin oluşturulması için çekilecek kamu spotu için SGK’nın ödeneği vardır. Zira bilindiği üzere SGK 160 milyar TL civarındaki bütçesi ile Türkiye’nin en yüksek bütçeli kurumlarından. Zaten SGK vatandaşın sosyal güvenlik bilincinin arttırılması için tüm Türkiye’de dağıtılmak üzere filmler, vtr’ler, cıngıllar, kitapçıklar, dergiler, afişler, broşürler vs. bastırmakta ve vatandaşa ücretsiz ulaştırıyor. Hatta çocuklarda sosyal güvenlik bilinci oluşturulması için SGK tarafından hazırlatılan “Güven ve Yarışcı Çocuklar” adlı animasyon ve dergisi tüm okullarda ücretsiz dağıtılmak için çalışmalar başlatıldı. Kısacası SGK’nın parası var ve yapımcılara ücretsiz kamu spotu yaptırmak için iddia edildiği gibi bir hukuksuzluğa girmesine gerek yok.Sanatçıların hakkıSGK’nın gayesi toplumun her kesimini sosyal güvenlik şemsiyesi altına almaktır. Bunun için gerekli yasal ve teknik düzenlemeler yapılarak ve bütün İnisiyatifler alınarak sigorta konusunda kolaylıklar sağlanmaktadır. Bu hassasiyet sanatçılar için gösterilmektedir. Hatırlayacağınız üzere daha önceki 3 yazımda sanatçılar için uygulamaya koyulan kolay sigortanın nasıl uygulanacağını anlatmış ve kolay sigorta ile sanatçılara ciddi bir hak sağlandığını izah etmiştim. Kolay sigortaya göre; sanatçıların çalışma sürelerinin diğer meslek gruplarından farklılık göstermesi ve kayıt dışılığın fazla olması hususları da dikkate alınarak kayıtlı çalışmanın artırılması amacıyla; 6111 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanun’da yapılan düzenleme ile 1/3/2011 tarihinden itibaren kısmi süreli iş sözleşmesiyle bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan ve ay içerisinde çalışma gün sayısı 10 günden az olan sanatçılar, kendileri tarafından 2012 için 19 gün üzerinden prim ödemeleri suretiyle kuruma müracaat ettikleri tarihten itibaren Ek 6’ncı Madde gereği 4/A kapsamında sigortalı sayılmaktadır. Bu hak sadece sanatçılara ve taksi şoförlerine getirilmiş bir haktır. Peki böyle bir kolay sigorta hakkını sanatçılara sağlayan SGK sanatçının sigorta hakkını ihlal eder mi? Tabii ki etmez. SGK sanatçı dahil herkesin sigorta hakkını korur, korumakla yükümlüdür. Başrole özel düzenlemeKolay sigorta uygulaması daha çok figüran ve yan roller gibi dizi ve film projelerinde kısa süreli rol alanlar için tasarlanmıştır. Bunlar haricinde projelerde devamlı rol alan oyuncularla ilgili 1978 yılından beridir uygulaması olan SSK’lılık (4/A sigortalılığı) geçerlidir. Bununla birlikte; dizilerde başrol oynayarak kendi marka değerini oluşturan oyuncular vardır ki bunlar sadece marka değerleri ile yapılan işin asli unsurudur. Bu oyuncular oluşturdukları marka değerleri ile oynadıkları filmler haricinde reklam, isim hakkı, ses hakkı vs. gibi unsurlarla normal bir kazancın çok çok üzerinde kazanç elde ederek yapılan işten ayrı, bağımsız bir özelliği olan oyunculardır. Bu oyuncuların diğer oyuncularla kıyası yaptıkları işin büyüklüğü, harcanan mesai ve tüketilen emek ile ölçülemez. Bu oyuncular için değerlendirme sadece ve sadece marka değerleri açısından yapılır. Bu sebeple; bu oyuncular için gerek eser sözleşmesindeki konumları gerekse işin mali yönü de düşünüldüğünde ne 4A’lılık ne de ek 6’ncı Madde kapsamındaki kolay sigortalılık geçerli bir sigorta olarak uygulanması zor olmaktadır. Ve bu oyuncular projelerde aldıkları ücretleri serbest meslek makbuzu kesmek suretiyle tahsil edip vergi mükellefi oldukları için uygulamayı rahatlatmak açısından sadece başrol oyuncuları ile yapımcıların istisna akdi yapmaları kolaylık olacaktır. Bu durumda başrol oyuncuları 4/B kapsamında sigortalı olmaları gerekmektedir. Bu tip fiili durumu göz önünde tutan SGK Hukuk Müşavirliğinden aldığı hukuki görüş doğrultusunda sadece başrol oyuncuları için özel bir düzenleme yaparak yüz, imaj, isim, ses vs. gibi özellikleri ile marka değeri ve eser sözleşmesinde asli unsur olan başrol oyuncularının istemeleri halinde 4/B sigortalı olmalarının önü açılmış oldu. Ancak başrol oyuncusu bu hakkına rağmen ben yine de 4/A’lı çalışmak istiyorum derse yasal hakkı gereği 4/A’lı olacaktır.Yerel yöneticiler için insan kaynakları kitabıİstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürü Ramazan Yıldız ve SGK İşverenler Prim Daire Başkanı Mehmet Bulut ile beraber yerel yönetimlerde yöneticilik yapanların insan kaynakları ile ilgili karşılaştıkları sorunlarda çözüm üretmeleri için ortak bir başvuru kitabı hazırladık. Yerel yönetimlerde çalışanların ve görev alanların statülerine göre ayrıntılı olarak izahat yaptığımız ,“Yerel Yönetimlerde Sosyal Güvenlik Hukuku, İş Hukuku ve Personel (DMK) Hukuku” adlı kitabımız Mahalli İdareler Derneği tarafından basıldı.

Devamını Oku

Ramazan’a özel mesai düzenlemesi yapılabilir mi?

28 Temmuz 2012

Okurlarımızdan Mali Müşavir Ertuğrul Bey bazı mükelleflerinin Ramazan ayında oruç tutan işçilerinin daha rahat çalışabilmesi için mesai saatlerini gece süresine çekmek istediklerini, bu şekilde bir değişikliğin kanun açısından uygun olup olmadığını soruyor. Evet. Ramazan ayındayız ve yaz sıcaklarında oruç tutmanın, bilhassa çalışırken oruç tutmanın zorluğu malum. Bu zorlukta işçilerine rahat çalışma ortamı hazırlamak isteyen işverenin okurumuz Ertuğrul Bey’in uygulamak istediği Ramazan ayı boyunca mesai saatlerinde düzenleme yapmasında işçi ve işveren anlaşmaya varması halinde anunen bir sakınca bulunmuyor.Hatta bilhassa güneydeki bazı illerde belediye, il özel idaresine ait yol yapımı, inşaat vs. gibi ciddi bedeni gücün gerektiği kamu işyerlerinde dahi bu şekilde bir uygulamanın yapıldığı da medyada yer almıştı. Ancak mesai saatlerinde değişiklik yapılmasında sakınca olmasa da, mesai saatlerinin gece çalışma süresi içine alınması halinde gece çalışma ile ilgili hükümlere dikkat edilmesi gerektiği üzerinde durmak gerek.Gece çalışması nedir?Gece çalışması, sağlık, aile ilişkisi, sosyal ilişkiler açısından, gündüz çalışmasına göre tercih edilmeyen bir çalışma türüdür. İş Kanunu’nun 69’uncu Maddesi’nde, çalışma hayatında gece, ‘Çalışma hayatında gece en geç saat 20.00’de başlayarak en erken saat 06.00’ ya kadar geçen ve herhalde en fazla 11 saat süren dönemdir’ diye tanımlanır.Örnek vermek gerekirse, 17:00-02:00 veya 24:00-09:00 saatleri arasındaki mesai gece çalışması sayılırken; 14:00-23:00 veya 03:00-12:00 saatleri arasında yapılan bir çalışma, gece çalışması sayılmaz. Ancak hemen belirtmek gerekirse; İş Kanunu Maddde 69/3 te; ‘İşçilerin gece çalışmaları 7.5 saati geçemez’ denildiğinden, gece işinde günlük çalışma süresi azami 7.5 saatle sınırlanmaktadır. Bununla birlikte; gece çalışmasında fazla çalışma yapılamaz.Gece çalıştırma yasağıMesleki ve fizyolojik risklere ortam hazırlaması, işçinin sağlığını bozması, aile başta olmak üzere sosyal çevreden kopmaya yol açması, kişiliğin oluşumu ve gelişimini olumsuz etkilemesi gibi nedenlerle 18 yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçilerin sanayie ait işlerde gece çalıştırılması İş Kanunu Madde 73’le yasaklanmıştır. Maddenin devamında ise “18 yaşını doldurmuş kadın işçilerin gece postalarında çalıştırılmasına ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığı’nın görüşü alınarak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca hazırlanacak bir yönetmelikte gösterilir’ denilmiştir. Böylece 18 yaşını doldurmuş kadın işçilerin de, gece çalıştırılması için özel düzenlemeler öngörülmüştür. Buna göre; kadın işçiler için çalışması ile ilgili Kadın İşçilerin Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmelik yayınlanmıştır. Bununla birlikte; sanaiye ait olmayan işlerde, 18 yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçilerin gece çalıştırılması yasak değildir. Bu sınırlamalar çerçevesinde;1- İşe başlamadan önce, çalışmaya engel bir durumunun olmadığına dair sağlık raporu alınacak.2- Çalıştırılacak işçilerin isim listesi, bölge çalışma müdürlüğüne bildirilecek.3- Her ne şekilde olursa olsun, 7.5 saatten fazla çalıştırılamayacaklar.Yağa aykırılıkGece çalışma ile ilgili aksi davranış için İş Kanunu Madde 104 cezai yaptırım getirmiştir. 104’üncü Madde’de ‘Geceleri 7.5 saatten fazla çalıştıran, işveren veya işveren vekiline 500 milyon lira’ idari para cezası ile bu buyuruculuk kuvvetlendirilmiştir. Kanunun 500 milyon ibaresi şu anda metinde değiştirilmese de miktar değiştirilmiştir. Yeniden değerlendirilmiş miktar şu an için 714 TL olmuştur.Zamlı ücret ödenir mi?Gece çalışması için özel bir ücret sistemi öngörülmemiştir. Ancak, uygulamada gece çalışması için, ‘gece primi’, ‘gece zammı’ ve ‘vardiya zammı’ ve benzeri isimlerle çeşitli ödemelere rastlanılmaktadır. Bu bağlamda işyeri uygulaması, iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmeleriyle gece çalışması için ek ödeme öngörülmesi mümkündür.*****15 yıl 3 bin 600 güne göre Kıdem TazminatıSORU: 1993 yılında sigortam başladı ve 3 bin 600 gün çalışma süresini tamamladım. Kendi isteğimle işten ayrılma durumunda Kıdem Tazminatı’mı işverenden talep edebilmem için istifa dilekçemi nasıl oluşturmam gerekiyor. (Erkut Sarac)CEVAP: 15 yıl 3 bin 600 gün şartına göre Kıdem Tazminatı alınması uygulaması, Kıdem Tazminatı’nın düzenlendiği 1475 sayılı Kanunun 14’üncü Maddesi’ndeki (g) bendinden kaynaklanmaktadır. Buna göre; “g) Sosyal Sigorta Yasaları’nda değişiklik yapan 4447 sayılı Yasa ile getirilen bir hükümle, 506 sayılı Kanunun 60’ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı kanunun geçici 81. maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle...” işçiye Kıdem Tazminatı ödenir.Emeklilik için yaş şartı dışındaki şartları taşıdığını gösterir yazıyı ilgili sosyal güvenlik il/merkez müdürlüğünden alınması ve işverene bu şartı sağladığı için işten ayrıldığını bildirmesi halinde işçi Kıdem Tazminatı’nı hak eder.Bu açıklama doğrultusunda işvereninize Kıdem Tazminatı’nı hak ettiğinizi gösterir yazıyı ekine koyduğunuz ve “Ekteki belgeye göre emeklilik için yaş hariç diğer şartları sağladığım için 1475 sayılı Kanunun 14’üncü Maddesi g bendine göre Kıdem Tazminatımı talep ediyorum” şeklindeki dilekçenizle başvurmanız halinde Kıdem Tazminatı’nızı alabilirsiniz. *****SGK’da rotasyonKırklareli’nden Ağrı’ya Urfa’dan Trabzon’a kadar yaklaşık 40 ilde SGK il müdürlerinde yer değişikliği yapıldı. Bu değişikliklerde Kocaeli İl Müdür Yardımcısı Zekai Kalay Hatay İl Müdürlüğü’ne, İstanbul İl Müdür Yardımcısı Mehmet Kara, Urfa İl Müdürlüğü’ne atandı. Bu rotasyonun kendilerine ve kuruma hayırlı olmasını dilerim.

Devamını Oku

Gurbetçi vatandaşlar için yurtdışı borçlanmasının usulü

22 Temmuz 2012

Gurbetçilerimizin Türkiye’ye dönerken düşündükleri konulardan biri de ülkelerinde rahat bir emeklilik geçirmektir. Her ne kadar bugün ‘3. Nesil’ olarak tanımlanan torunlar yaşadıkları ülkelerde milletvekili, sporcu vs. olarak önemli ve saygın konumlara gelmiş olsa da çalışma süresini tamamlayıp Türkiye’ye dönmek isteyen gurbetçilerimizin sayısı hala bir hayli fazladır. Bu nedenle bu haftaki yazımızda gurbetçilerimizin Türkiye’de emekli olmak için ne yapmaları gerektiğini izah edeceğiz. Yurtdışı borçlanması en önemli hak: Gurbetçilerin Türkiye’de emekli olmaları ile ilgili en önemli hakları yurtdışı borçlanması yapabilmeleridir. Gurbetçiler, yurtdışında kaldıkları sürede ister işçi, ister memur, isterse de esnaf veya ev hanımı olsun bu çalışmalarını ‘3201 sayılı Yurtdışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurtdışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’ gereğince borçlanabilir. Kanuna göre, erkekler sadece yurtdışında geçen çalışma süreleri ile çalışma sürelerinin aralarındaki birer yıllık boş geçen işsizlik sürelerini borçlanabilir. Kadınlar, isterse çalışma süreleri ile çalışma sürelerinin aralarındaki birer yıllık boş geçen süreleri de borçlanabilir. Borçlanma sürelerinde 18 yaş kuralı vardır. İster çalışma olsun, ister ikamet 18 yaşından sonraki süreler borçlanılır. Bu şekilde kadınların borçlandıkları süreler 4/B’li (Bağ-Kur’lu) olarak sayılacaktır. Ödeme süresi 3 ay: 2008 yılına kadar yurtdışı borçlanmasının günlüğü sabit rakam olan 3.5 dolar idi ve geçmişte bu tür borçlanma yapanlar için ödeme süresi yoktu, diledikleri zaman ödeyebilir ve şartları tamamlamışlarsa emekli de olurlardı. Ancak 3201 sayılı Kanunda yapılan değişiklikle borçlanma miktarı asgari ücrete endekslendi ve en düşük 10 lira en yüksek de 65 lira olmak kaydıyla bu iki rakam arasında diledikleri rakamlardan borçlanabilir. Ödeme süresi de borcun kendilerine tebliğ gününden itibaren 3 aydır. 3 ay içinde kısmi ödeme de yapılabilir, tam ödeme de. İstenirse sonra tekrar ödeme için yeni bir borçlanma da yapmak mümkün.Yurtdışına çıkmadan Türkiye’de çalışması olmayan Bağ-Kur’lu sayılır: Yurtdışında çalışmadan ev hanımı olarak bu süreyi geçiren kadınlar nasıl borçlandıklarında 4/B’lşi sayılırlarsa, gurbetçilerin Türkiye’de hiç sosyal güvenliğe tabi çalışması olmayanların borçlanacağı süreler 4/B’ye yani Bağ-Kur’a sayılır. Türkiye’de çalışmaları olanlar için ise en son hangisi ise oraya sayılır. Bunun için yurtdışına gitmeden önce çalışması olmayanlar, borçlandıklarında Bağ-Kur’lu olmak istemiyorsa, borçlanma yapmadan birkaç gün SSK’lı olarak çalışıp öyle borçlanabilirler. Bu durumda borçlanmaları SSK’lı sayılacaktır. Ancak burada bir hatırlatma yapmakta fayda var. O da bu birkaç günlük çalışmanın gerçek olması, sahte sigortalılığa dayanmaması gerekir. Örneğin; sırf bu şekilde SSK’lı olmak için yurt dışında olduğu halde kendisini Türkiye’de sahte sigortalı bildirenler olmaktadır. Bunları Türkiye’de bulundukları süreler, pasaport giriş çıkış kayıtlarına saptandığı için bu sahte sigortalılıklar SGK tarafından iptal edilir.Yurtdışı çalışmalar ispat edilecek: Görüldüğü gibi yurtdışı borçlanması yapmak için dönüş şartı yok. Ancak borçlanma yapabilmek yurtdışı çalışmalarının bulunulan ülke resmi belgelerine, konsolosluk kayıtlarına göre ispat edilmesi gerekir. Emeklilik için kesin dönüş şart: Yurtdışı borçlanma işlemi için kesin dönüş şartı yoktur ancak yurtdışı borçlanması ile emekli olabilmek için yurda kesin dönüş şarttır. Kanun ve Yönetmeliğe göre kesin dönüş; 1-Yurtdışında çalışmamak,2- Yurtdışından işsizlik parası almamak,3- Yurtdışında ikamete dayalı sosyal yardım almamak demektir.Hatırlanacağı üzere; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ilk çıktığında yurtdışı borçlanması yaparak emekli olanların Türkiye’de SGDP (Sosyal Güvenlik Destek Primi) çalışması yasaktı. Ancak daha sonra yapılan düzenleme ile yurtdışı borçlanması ile emekli olanlarda diğer emekliler gibi SGDP ödeyerek Türkiye’de çalışabilir hale geldi.Emekli aylığı almazsanız bloke olur: Yurtdışı borçlanması yapanlar, bankadan veya PTT’den emekli aylıklarını çekmemek şartıyla diledikleri zaman ödedikleri paralarını da her zaman geri isteyebilir ve para kendilerine geri ödenir.*****Yabancıların Türkiye’de çalışma izni alma prosedürüSORU: Yabancı uyruklu bir mühendisin işyerimizde çalışması yönünde bir karar aldık. Bu çalışma ile ilgili izin alma prosedürü nedir? (Veli Kavalcı)CEVAP: Türkiye’de bulunan yabancıların çalışabilmesi için çalışma izni alması gerekir. 4817 sayılı Kanun kapsamında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yapılacak başvuruların elektronik ortamda yapılması ve kağıt ortamında imzalanarak Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği ekinde belirlenen diğer belgelerle birlikte bakanlığa ulaştırılması gerekir. Yabancılar, yurtdışından çalışma izni için başvurularını, uyruğunda bulundukları veya daimi ikamet ettikleri ülkedeki Türkiye Cumhuriyeti temsilciliklerine yapar. Temsilcilikler, çalışma izin talebine ilişkin olabilecek değerlendirmeleri ile birlikte bu başvuruları doğrudan bakanlığa iletir.Yurtiçinden, sadece en az 6 ay süreli ikamet tezkeresi almış ve bu süresi sona ermemiş olan yabancılar veya bunların işverenleri, başvurularını doğrudan bakanlığa yapabilir. Başvuru için istenilen belgelerin, yapılan elektronik başvuruyu takip eden 6 işgünü içinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na ulaştırılması gerekir.

Devamını Oku