Gazetecilere yıpranma hakları yeniden verilmeli

Haberin Devamı

Dünyanın her yanında olan olaylardan anında haberdar oluyoruz. Bazen bir savaş karesini izliyoruz bazen de bir doğal afet sonucu yıkılmış, harebeleşmiş yerleri... Bunları izlerken bu haberlerin bize hangi zor şartlar altında ulaştırıldığını da çoğu kez düşünmüyoruz. Evet, bir haber peşinde koşan, gece ve gündüz ayırımı yapmayan gazetecilerin haber uğruna canlarını hiçe saydıklarını aklımıza getirmiyoruz. Aslında kameralarına ve kalemlerine yansıyan görüntüler gazetecilerin ne kadar zor şartlar altında çalıştığının göstergeleri...

Gazetecilik zor meslek!

Sırf haber uğruna bir savaşta vurulabiliyor, rehin alınabiliyor ya da bir selde, depremde can tehlikesi yaşıyor yahut yaptığı haber yüzünden bazen kendisi hedef olabiliyor. Kısacası kameramanından muhabirine, editöründen yazarına kadar bütün toplumsal olaylarda gazetecilik mesleğini yerine getiren çalışanlar vücutlarını, beyinlerini, psikolojilerini vs. yıpratarak çalışmaktadırlar. Bu yıpratıcı çalışma süreçlerinin iyileştirilmesi daha çok işverenlerini ilgilendiren ayrı bir çözüm değerlendirilmesi ama emeklilik şartlarının kolaylaştırılması ise tamamen devleti ilgilendiren bir çözüm.

Yıpranma hakları vardı

Hatırlanacağı üzere Sosyal Sigortalar Kanunu gereğince, 212’li denilen 5953 sayılı Basın-İş Kanunu gereğince çalışanlara (3A ve 2A olarak görünen) prim ödeme gün sayılarının dörtte biri kadar ilave sigortalılık süresi verilmekteydi.

Bu süreler 4447 ve 4759 sayılı kanunlar gereğince emeklilik yaşında indirim sağlıyordu. Ancak 5510 sayılı Kanunda gazetecilere tanınana yıpranma hakkı kaldırılmıştı. Bu sebeple 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1.10.2008 tarihinden sonraki çalışmalarda yıpranma süresi eklenemedi.

Bununla ilgili gazetecilerin yıpranma hakkının iade edilmesi gazetecilik mesleğinin zor şartlarda yapılıyor olmasından dolayı devamlı dile getirildi.

Bu konuyla ilgili geçen hafta açıklama yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk Çelik; gazetecilerin yıpranma hakkından yararlanmasının gerekip gerekmediği yönünde bilim kurulu ile değerlendirme yaptıklarını ve bu değerlendirme sonucunda karar verileceğini açıkladı.

Umarım değerlendirme sonucunda gazetecilere yıpranma hakkı iade edilir.

Emzirme ödeneği nedir?

SORU: Özel güvenlik şirketinde sigortalı olarak çalışıyorum. Eşim doğum yaptı. SGK’dan emzirme ödeneği diye bir ödeme yapıldığı söylendi. Bu ödeme nasıl alınır? (Tolga Gür)

CEVAP: Emzirme ödeneği; 4-1(a) ve 4-1(b) sigortalıları ve çalışmayan eşleri için verilir. SGK Yönetim Kurulu’nun 2012 yılı için belirlediği miktar 89 TL’dir. Emzirme ödeneği; sigortalı kadın veya eşi analık sigortası haklarından yararlanacak sigortalı erkek, doğum tarihinden önceki 15 ay içinde en az 120 gün prim ödenmiş olması şartıyla verilir. Emzirme ödeneği alabilmek için istenen belgeler ise şunlardır:

- Sigortalının iş yerinden alınan vizite kağıdı

- Doğum raporu

- Nüfus cüzdanı fotokopisi (sigortalının ve yeni doğan çocuğun)

- Evlenme cüzdanı (sigortalının eşi doğum yapmış ise)

Bu belgelerle birlikte bağlı bulunduğunuz SGK il / merkez müdürlüklerine müracaat etmeniz gerekmektedir. Müracaat sonrası paranız Ziraat Bankası şubelerinden yatacaktır. Ödeneğinizi T.C. kimlik numaranız ile alabilirsiniz.

Kendi işyerinizde sigortalı olamazsınız


SORU: 1993 tarihinden itibaren 19 yıldır Bağ-Kur’a prim ödüyorum. 25 yılı doldurmak için 6 yıl daha prim ödemem gerekiyor. Bunun yerine kendi işyerimden SSK’lı olsam, daha erken emekli olamaz mıyım? (Eren Demir)

CEVAP: Muhtemelen SSK’lı olarak daha erken emekli olabilirsiniz. Ancak belirttiğiniz şekilde kendi işyerinizden SSK’lı olmazsınız. Çünkü 5510 sayılı Kanun’un 53. Maddesi açıkça ‘İşveren kendi işyerinden 4/a sigortalı olamaz’ diyor. Ancak; 6111 sayılı Torba Yasa’ya göre, iş yerinizi devretmeden veya kapatmadan bir başka işverenin yanında 4/a kapsamında sigortalı çalışabilirsiniz. (Ama kendi iş yerinizde sigortalı çalışamazsınız). Bu durumda Bağ-Kur’unuz otomatikman sonra erer ve sigortanız devam eder. 1.260 gün Sigorta’ya kesintisiz prim öderseniz 4/a kapsamında emekli olursunuz.

Malul aylığı için gereken şartlar

SORU: Diyaliz hastasıyım. Bu sebepten dolayı çalışamıyorum. Hastalık başlamadan önce sigortam vardı. Malullük aylığı alabilir miyim? (Adem Şahin)

CEVAP: Malullük için önemli olan; çalışma gücünün en az yüzde 60’ını kaybetmiş olmak, sigorta başlangıcı ile malullük talebi arasında 10 yıllık sürenin tamamlanmış olması ve 1.800 gün yani 5 yıllık primin ödenmiş olmasıdır. Bu şartlar oluşmuşsa SGK’dan tam teşekküllü bir hastaneye sevk alınması ve kişinin çalışma gücünün ne kadar olduğu ile ilgili rapor alınması ve bu raporların SGK Sağlık Kurulu’na sunulması gerekiyorr. SGK Sağlık Kurulu raporu inceledikten sonra nihai kararı verecek mercidir.

SGDP’li çalışanlar da Kıdem Tazminatı alabilir

SORU: 3 senedir destekleme primi yatmak kaydıyla bir işyerinde çalışıyorum. İşveren ay sonunda işime son vereceğini söyledi. Kıdem Tazminatı alabilir miyim? (Osman Gedikli)

Cevap: Emekli olup da tekrar İş Kanunu’na göre iş sözleşmesiyle çalışanlar, Kıdem Tazminatı, yıllık izin vs. İş Kanunu’nun tüm hükümlerine tabidirler. Bu sebeple Kıdem Tazminatı şartlarını sağlayarak işten ayrılmanız halinde Kıdem Tazminatı’nızı alabilirsiniz.

DİĞER YENİ YAZILAR