Emekli aylığındaki kesintinin nedeni

30 Aralık 2012

Okurumuz Ahmet Güven işçi emeklisi olduğunu, bu ay aylığının kesintili ödendiğini, kesintinin nedenini nasıl öğrenebileceğini ve nasıl itiraz edebileceğini soruyor. SGK’dan yaşlılık (emeklilik), malullük, ölüm aylığı ile iş kazası-meslek hastalığı nedeniyle sürekli iş göremezlik geliri alanların aylıklarından zaman zaman Kurum tarafından kesinti yapılmaktadır. Bu kesintiler daha çok;- Alınan sağlık yardımları kapsamında, muayene - reçete katılım payları ile ilaç katılım payları nedeniyle yapılan kesintilerden- Emekli olduktan sonra 4/b (Bağ-Kur) kapsamında çalışmaya devam edenlerin almakta oldukları aylıklarının yüzde 15’i tutarında yapılan sosyal güvenlik destek primi kesintilerinden- İcra borcu olanların aylıklarına gelen haciz kapsamında yapılan kesintilerden oluşmaktadır. Okurumuzun kesintisi muhakkak bu 3 sebepten biridir. Aslında, bu kesintiler, genelde aylığı alan kişinin bilgisi dahilinde gerçekleştiğinden, kişi için de pek sürpriz oluşturmaz. Ancak bu ay emekli olduktan sonra 4/b (Bağ-Kur) kapsamında çalışmaya devam edenlerin aylıklarından kesinti yapılması gerekmesine rağmen kesilmeyenlerden SGDP kesintisi yapılmaya başlandı. Bu durum emekli olduktan sonra 4/b (Bağ-Kur) kapsamında çalışmaya devam edenler için sürpriz oldu. Bu kesinti ve diğer kesintiler yasal kesintilerdir.Ancak bu 3 neden olmamasına rağmen aylıkta kesinti olmuşsa bununla ilgili öncelikle kesintinin sebebini öğrenmesi gerekir. Bunu herhangi bir kurum ünitesinden (Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü veya Sosyal Güvenlik Merkezinden) öğrenebileceği gibi, Kurumun web sitesinde yer alan https://esgm.sgk.gov.tr/Esgm/ adresinden; öğrenebilir. İlgili kişinin, kesintinin sebebi ve ayrıntısını öğrenildikten sonra Kuruma dilekçe ile başvurarak kesintiye itiraz etmesi gerekebilir.Örneğin;- Kesinti sosyal güvenlik destek primi borcu nedeniyle yapıldığı halde, söz konusu kişinin 4/b (Bağ-Kur) kapsamında herhangi bir çalışması, vergi mükellefiyeti, şirket ortaklığı yoksa, olsa bile daha sonra vergi mükellefiyetini, şirket ortaklığını sona erdirmişse dolayısıyla da kendisi sosyal güvenlik primi ödemesi gereken kişi statüsünde değilse (Gayrimenkul kira geliri elde edenler bu statüde değildir.)- Kesinti sağlık yardımı (muayene - ilaç katkı payı v.s.) nedeniyle yapıldığı halde, kendisi kesintiye konu sağlık yardımını almamışsabu gibi durumlarda ilgili kişinin gerekçelerini de belirtmek suretiyle kendisine aylığı bağlayan Kurum ünitesine bir dilekçe ile itiraz etmesi gerekir. İtiraz üzerine kurum tarafından yapılan inceleme sonucunda, kesintinin yersiz ve haksız olduğu anlaşılırsa yapılan kesinti iade edilir. Eğer kesintinin yerinde olduğu, yani haklı bir sebebe dayandığı anlaşılırsa bu durumda itiraz reddedilir. Bu şekilde itirazı reddedildiği halde, kesintinin haksız olarak yapıldığını düşünen kişinin, iş mahkemesinde dava açması gerekir.SGK, 2013 yılında etkinliğini arttıracakBütün ekonomik değerlerin planlandığı 2013-2015 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program ile Orta Vadeli Mali Plan’a göre; sosyal güvenlik sisteminin nüfusun tümünü kapsayan, toplumun değişen ihtiyaçlarını karşılayabilen, mali sürdürülebilirliğe ve etkin denetim mekanizmasına sahip, kaliteli hizmet sunan bir yapıya kavuşturulması için temel amaç 2013 yılında sosyal güvenlik sisteminin etkinliğinin artırılması olacaktır. Bunun için öncelikle sosyal sigorta sisteminde bilgi işlem altyapısı güçlendirilecek, sistem etkili, erişilebilir ve sürdürülebilir hizmet sunan bir yapıya kavuşturulacak. Sosyal yardım ve istihdam bağlantısı geliştirilerek sosyal güvenlik sisteminin finansal sürdürülebilirliği iyileştirilecek. Tamamlayıcı emeklilik ve sağlık sigortası modelleri geliştirilecek. Bununla birliktewww.isvesosyalguvenlik.com/anasayfa/makale21.htmkayıt dışı istihdamı önlemeye ve ilave istihdamı teşvik etmeye yönelik tedbirler alınacak. İşgücü piyasasındaki katılıkları azaltmak amacıyla sosyal taraflarla istişare içinde gerekli düzenlemeler yapılacak. Sağlık alanında da; sağlık hizmetlerinin erişilebilirliği, kalitesi ve etkinliği artırılmaya devam edilecektir.Umarım, 2013-2015 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program ile Orta Vadeli Mali Plan’daki sosyal güvenlik dahil bütün amaçlara ulaşılır. Ve umarım, siz de 2013’te bütün planlarınızın tuttuğu bir yıl yaşarsınız.İyi yıllar!

Devamını Oku

Ucuz hizmet borçlanması yapmak için son hafta

23 Aralık 2012

Bilindiği üzere asgari ücret miktarları yılın başında ve ortasında iki kere zam alır. 2012 yılında asgari ücret ilk 6 aylık dönemde yüzde 5.9, ikinci dönemde yüzde 6.09 olmak üzere yıllık toplamda yüzde 12.37 zamlanmıştı. Şu an da asgari ücret ile ilgili işçi, işveren ve devleti temsil edilen üyeler tarafından oluşturulmuş Asgari Ücret Tespit Komisyonu asgari ücret artış oranlarını belirlemek için görüşmelerini yürütüyor. Asgari ücret artış oranları 2013-2015 Orta Vadeli Ekonomik Program’da ‘yüzde 3+3’ olarak belirlemiş olsa da komisyonun yaptığı görüşmeler sonrasında bu oran değişebilir. Asgari ücretin bir aileyi geçindirecek düzeyde olması temennimizdir. Bu sebeple umarım iyi bir zam kararı çıkar, işçiler sevinir. Bununla birlikte; asgari ücretin yüksek olması işverenleri üzdüğü gibi, emekli olmak için gerekli şartları sağlamak maksadıyla askerlik, doğum, yurtdışı vs. gibi hizmet borçlanması yapacakları da üzecektir. Çünkü hizmet borçlanmaların miktarı sigortalıların kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılı talepte bulunmaları ve talep tarihinde geçerli asgari ücret ile asgari ücretin 6.5 katı arasında olmak üzere, kendilerince belirlenecek günlük kazancın yüzde 32’si üzerinden hesaplanmaktadır. Bu sebeple; hizmet borçlanmaların tutarı asgari ücretle beraber artar. Dolayısıyla bu hafta; emeklilik hesabında sayılsın diye askerlik, doğum, yurtdışı vs. gibi borçlanmaları asgari ücret üzerinden yapacak olan sigortalıların 2013 yılı girmeden yapmaları halinde borçlanmalar daha ucuza mal olacaktır.Emekli olmak için hizmet borçlanması yapması gerekenler, borçlanma miktarı pahalanmadan, aralık ayı bitmeden borçlanma için talepte bulunsun.SGK SMS’li bilgilendirme yapıyorSGK tarafından verilen hizmetlerin (sigortalılığın başlatılması, sigortalılığın sonlandırılması, maaş bağlanması, şahıs ödemeleri, iş göremezlik ödeneği, evlenme yardımı, cenaze ödemeleri, hizmet borçlanması vb.) sonuçlarını, kısa mesaj yoluyla vatandaşların cep telefonlarına bildirmektedir. SMS sisteminden faydalanmak için, SGK web sayfası www.sgk.gov.tr/wps/portal/tr/e_sgk/sms_bilgilendirme linke tıklayarak ulaşılabilir. GSM numarası bilgi girişi yapacak kişi ile mesaj gönderilen cep telefonunun kayıtlı olduğu kişinin aynı T.C. Kimlik numarasına sahip olması zorunludur. Bilgilerini SGK veri tabanına giriş yapanlara hizmet sonuçları SMS ile ücretsiz bildirilecektir.Uzun süreli istirahatta olanların yıllık izin haklarıSoru: İşyerinde 2 yıl kesintisiz çalıştım. Yaklaşık 5 ay önce kaza geçirdim ve 5 aydır raporluyum. Bu durumda yıllık izin hakkım nasıl olacak? (Mehmet Emin Özdoğan)Cevap: Uğradığınız kaza sebebiyle uzun süre işe gidemediğiniz için o tarihteki hizmet sürenize göre hesaplanacak bildirim sürenize 6 hafta daha eklenir ve eğer raporlu olduğunuz süre bu şekilde hesaplanacak süreden daha fazla ise, fazla olan kısım yıllık ücretli izninizin hesaplanmasında değerlendirmeye alınmaz. Buna göre; sizin belirttiğiniz çalışma süresi ve rapor süresine göre şu şekilde hesaplanır. İşyerinde 2 yıllık bir çalışmanız ve 5 ay rapor kullandığınız için 2 yıllık hizmeti olan bir işçi için ihbar süresi 6 hafta olacağından, bu süreye bir 6 hafta daha eklenecek ve bulunacak 12 haftalık süre yıllık izin hakkınızı hesaplarken çalışılmış gibi sayılacak, geri kalan süre ise değerlendirmeye alınmayacaktır. Bu sebeple; 5 aylık rapor sürenizin 12 haftası çalışılmış, kalan süre çalışılmamış sayıldığından 12 haftası yıllık izin hakkınızı hesaplanır.SGDP emekli aylığını etkiler mi?Soru: 2004 yılında SSK’dan emekli oldum. 2006 yılında tekrar ücretli olarak işe başladım. Aynı tarihte çalıştığım şirket adıma Sosyal Güvenlik Destekleme Primi (SGDP) ödemeye başladı. SGDP’li çalışmayı bırakırsam ödenen prime göre yeniden emekli maaşı düzenlemesi yaptırmak mümkün mü? (Levent Kirman)Cevap: SSK emeklisi (4/a’lı) olarak SGDP ödenerek çalışılması halinde işveren tarafından SGK’ya işçi için prim ödenir ve emeklinin aldığı yaşlılık aylığı kesilmeden çalışılır. SGDP için ödenen prim sigortalının hesabına geçmeyeceğinden emekli aylığınızı etkilemez.

Devamını Oku

Tüp bebek tedavileri SGK’dan nasıl karşılanır?

15 Aralık 2012

Okurumuz Atiye M. tüp bebek tedavisine başlamaya karar verdiklerini, ancak çok masraflı bir tedavi süreci olduğu için sadece kendi imkanları ile masrafları karşılayamayacaklarını, bu sebeple SGK’nın katkısının nasıl ve ne kadar olacağını soruyor. Okurumuzun sorusuna da cevap oluşturacak şekilde tüp bebek tedavisinin şartlarını, SGK desteği için tedavi sürecinin nasıl olması gerektiğini ve destek miktarını izah edelim. Resmi evli olmakla birlikte eşlerden her ikisinin evlat edinilmiş çocukları hariç soybağı kurulmuş sağ çocuğunun olmaması koşuluyla; genel sağlık sigortalısı kadın ise kendisine, erkek ise bakmakla yükümlü olduğu karısına, en fazla iki deneme (siklus) ile sınırlı olmak üzere uygulanan tüp bebek tedavilerine (bilimsel adı; IVF yani In Vitro Fertilizasyon) ilişkin giderler, SGK tarafından karşılanmaktadır. Tüp bebek olarak bilinen yardımcı üreme yöntemlerine ilişkin gerekli sağlık yardımları bazı şartların gerçekleşmesi halinde SGK tarafından karşılanmaktadır. Buna göre;a) Yapılan tıbbi tedavileri sonrasında normal tıbbi yöntemlerle çocuk sahibi olamadığının ve ancak yardımcı üreme yöntemi ile çocuk sahibi olabileceğine dair sağlık kurulu raporu düzenlenmiş olması,b) 23 yaşını doldurmuş, 40 yaşından gün almamış olması,c) Uygulamanın yapıldığı merkezin Kurum ile sözleşmeli olması, d) En az 5 yıldır genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi olup, 900 gün genel sağlık sigortası prim gün sayısının olması, (Bu sürelerin oluşması için yapılacak askerlik vs. borçlanmalar sürelerin hesaplamasında dikkate alınır.) e) Son 3 yıl içinde diğer tedavi yöntemlerinden sonuç alınamamış olduğunun kurumla sözleşmeli sağlık hizmeti sunucusu sağlık kurulları tarafından belgelenmesi gerekiyor.Tüp bebek tedavisine başlanan kadının deneme öncesi 40 yaşından gün almış olması durumunda, tüp bebek tedavisine ait bedeller, tedaviye daha önce başlanmış olsa dahi SGK tarafından karşılanmaz. Tedavi süreciTüp bebek tedavisi için belirtilen şartların olması halinde SGK desteği olacaktır. Bu şartlardan en önemlisi ve sürecin doğru yönetilmesi için gerekli ilk kural sağlık raporunun alınması kuralıdır. Tüp bebek tedavi bedellerinin ödenebilmesi için tedavi uygulanacak kadında gebeliğin sürdürülmesine engel olabilecek sistemik hastalık bulunmadığının sağlık kurulu raporu ile belgelenmesi gerekmektedir.Tedavi için gerekli sağlık kurulu raporu; bünyesinde kadın hastalıkları ve doğum kliniği ile üroloji kliniği (Bünyesinde üroloji kliniği bulunmayan ancak üroloji uzman hekiminin konsültan olarak görev yaptığı, eğitim verilen kadın-doğum hastaneleri dâhil) bulunan üçüncü basamak sağlık kurumlarında iki kadın hastalıkları ve doğum uzman hekimi ve bir üroloji uzman hekiminin katılımı ile oluşan sağlık kurulları tarafından düzenlenecektir.Sağlık kurulu raporlarında, hasta yaşı, kimlik bilgileri, tanı, endikasyon, uygulanacak tedavi, kaçıncı deneme olduğu, kullanılacak ilaçların günlük ve maksimum dozları da belirtilecektir. Sağlık kurulu raporunda erkek ve/veya kadın faktörü belirtilecektir. Bu rapor alındıktan sonra tüp bebek tedavi süreci başlatılmalıdır. Bunun haricindeki yaş, sigortalılık ve diğer şartlarla birlikte; uygulanmaya başlayan tüp bebek tedavisi SGK tarafından karşılanacaktır.Katılım paylarıTüp bebek tedavisi, Sağlık Uygulama Tebliği eki EK-9 Listesinde belirtilen fiyat esas alınarak SGK tarafından ilgili sağlık sunucusuna ödenir. Fiyata; tüp bebek tedavisi kapsamında yapılan ovulasyon indüksiyonu, oosit aspirasyonu, sperm-oosit hazırlanması ve inkübasyonu, embriyo transferi, ICSI (mikro enjeksiyon), invaziv sperm elde etme yöntemleri, tüp bebek işlemi öncesi kadın ve erkeğe yapılan tetkik ve tahlil bedelleri ile kullanılan her türlü sarf malzemesi dahildir.Yardımcı üreme yöntemi tedavilerinde birinci denemede yüzde 30, ikincide yüzde 25 olmak üzere bu tedaviler için belirlenen bedeller üzerinden katılım payı alınır. Yardımcı üreme yöntemi katılım payları, tedavinin sağlandığı sağlık hizmeti sunucusunca kişilerden tahsil edilir. Bununla birlikte; tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlarla ilgili katılım payı sigortalı tarafından ödenecektir.

Devamını Oku

Tamamlayıcı sağlık sigortası ile ilave ücret karşılanır

8 Aralık 2012

1 Ocak 2012 tarihinden beridir zorunlu olarak uygulanan genel sağlık sigortası (GSS) ile herkesin sağlık güvencesinin olması sağlanmıştı. Bu tarihten sonra sigorta kapsamında olmayan kişiler de gelir tespiti yaptırarak gelir durumuna göre primli veya primsiz şekilde GSS’li olmaya başladılar. Bu şekilde SGK, GSS’li olanların hastanelerden aldıkları hizmete göre hasta adına ilgili hastaneye Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ve eklerinde yer alan sağlık hizmetleri işlem bedellerini ödemekte. Bununla birlikte sigortalıda bu bedel için ayrıca bir ilave ücret ödemektedir.İlave ücret; SGK ile sözleşmeli, vakıf üniversiteleri ile özel sağlık kurum ve kuruluşları, SUT ve eklerinde yer alan sağlık hizmetleri işlem bedellerinin tamamı üzerinden SGK’ca belirlenen oranı geçmemek kaydıyla sigortalıdan alınan artı ücrettir. Sigortalıdan SGK’nın ödediği para haricinde ilave ücret alacak olan sağlık hizmet sunucusu belirli kategorilere ayrılmıştır. Bu kategoriler Özel Hastaneler ile Vakıf Üniversitesi Hastanelerinin Puanlandırılması Yönergesi gereği uygulanan 400 maddelik bir kriter testi sonucu belirlenmiş ve sağlık hizmet sunucusu hizmet standardına göre A, B, C, D ve E şeklinde sınıflandırılmıştır. İlave ücrette bu kategorilere göre değişiklik göstermektedir. Buna göre kategoriye göre sağlık hizmet sunucusu sigortalıdan yüzde 30 ila 90 arasında ilave ücret alabilmektedir. Örneğin E grubu bir özel sağlık kuruluşunda muayene ücretinin yüzde 30’unu ödemek yeterliyken A grubu hastanelerde ücretin yüzde 90’ı talep edilebiliyor. Belirlenen sınırın üstünde ilave ücret alınması ve fazladan ilave ücret alınanların şikayet etmesi halinde SGK söz konusu özel sağlık kuruluşuna haksız olarak alınan ilave ücret tutarına göre belirlediği miktarda idari para cezası uyguluyor.Katılım payı devleteSağlık hizmet sunucuları hizmet verdiği sigortalıdan aldıkları ilave ücreti kendi kasalarına koymaktadır. Bu tedavinin finansmanı için sigortalının ödediği miktardır. Bir de sağlık hizmetlerinden yararlanabilmek için genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olduğu kişiler tarafından ödenecek katılım payı alınmaktadır. Bu pay GSS’li olarak sağlık hizmetinden yararlanmanın genel bedelidir. Katılım payı daha çok sağlık hizmeti ile ilgili suistimal uygulamaların önüne geçilmesi için koyulmuş bir ödemedir. Katılım payı, aile hekimliği ve diş hekimi muayenesinde alınmayacaktır. Bununla beraber, ayakta tedavilerde, resmi sağlık hizmeti sunucularında 5 TL, özel sağlık hizmeti sunucularında 12 TL alınacaktır. Ancak reçete yazılması halinde de her reçete için 3 TL katılım payı alınacaktır. Reçetedeki üçüncü kutuya ilave temin edilen her bir kutu ilaç için 1 TL, olmak üzere katılım payı alınır. Bu katılım payları, ilgili sağlık hizmet sunucuları ve eczaneler tarafından sigortalıdan tahsil edilerek SGK’ya aktarılır. Kurumdan gelir ve aylık alanların aylığından doğrudan kesilir. Bu ödenen paralar ilgili hastane ve eczanelerin kasasına girmez.Görüldüğü üzere, GSS’li olan kişiden veya bakmakla yükümlü olduğu kişilerden aldıkları sağlık hizmeti karşılığında ilave ücret ve katılım payı alınmaktadır. Katılım payı sabit bir rakam iken ilave ücret alınan sağlık hizmetinin bedeline göre değişmektedir. Bu bedel bazen bütçeyi zorlayacak limitlere de çıkabilmektedir. Tabii ki her şeyin başı sağlıktır ama masraflı tedaviler için de iyi mali analiz yapılmalıdır. İşte bu riskin, yani tedavi sonucu karşımıza bütçemizi aşacak miktarda hastane faturasının önüne geçilmesi için tamamlayıcı sigortalılık uygulaması akılcı bir uygulama. Bu günler de fazlaca tartışılıyor. Ancak tam olarak uygulamaya konulamadı, tamamlayıcı sigorta poliçeleri yaygınlaşmadı.Tamamlayıcı sigorta uygulaması ile GSS’li olan kişi veya bakmakla yükümlü olduğu kişiler özel sağlık hizmet sunucularından aldıkları sağlık hizmeti sonucu çıkacak olan ilave ücreti tamamlayıcı sigortadan karşılayacaktır. Bu uygulama özel sigorta şirketleri için yeni bir pazar oluşturacağı gibi özel hastanelerin SGK’nın belirlediği limitlere sadık kalmasını sağlayacak ve bu şekilde GSS’li olan kişi de abartı ilave ücretlerden kurtulacaktır. Bununla birlikte; özel sağlık hizmet sunucuları da verdikleri sağlık hizmetlerinin karşılığını tamamlayıcı sigorta kapsamında özel sağlık sigortasından tahsil edebilecektir. Ancak burada önemli olan tamamlayıcı sigorta primlerinin, maliyetinin makul seviyede olması gözden kaçırılmamalıdır. Bunun için tamamlayıcı sigorta poliçelerinin sigortalının gideceği hastane kategorisine göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.

Devamını Oku

İntibak zammı Ocak’ta

1 Aralık 2012

Sosyal güvenlik sisteminin en köklü sorunlarından biriydi, intibak. Diğer bir ifade ile aynı prim gün ve hizmet süresine sahip olunmasına rağmen hesaplama farklılığından kaynaklanan aylıklar arasındaki farklılığın giderilmesi sorunu. Bu yılbaşında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in sorunun çözümlenmesi için kararlı bir şekilde durması ve çalışmaları yakinen takip etmesi sonucu önce Meclis’te intibak yasası kabul edilmiş daha sonra Sosyal Güvenlik Kurumu yetkilileri de yasa hükümleri doğrultusunda çalışmaları yapmaya başlamıştı. Nihayet çalışmalar sonucu İntibak Yasası kapsamında yaklaşık 2 milyon emekli dosyası incelendi ve intibak ile ilgili çalışmalar bitirildi.Nasıl yapıldı?İntibak, 2000 yılı öncesinde gösterge sistemine göre bağlanan malullük, yaşlılık ve ölüm aylıkları ile bu tarihten önce malullük veya yaşlılık aylığı almakta iken bu tarihten sonra ölen sigortalıların ölüm aylıkları, asgari aylık kontrolü yapılmaksızın, gayrisafi yurt içi hasıla sabit fiyatlarla, gelişme hızı kullanılarak yeniden hesaplandı. Buna göre; Aralık 1999’da yürürlükteki gösterge ve üst gösterge tablosundan sigortalı için belirlenen mevcut gösterge rakamı ile aynı dönemde yürürlükte bulunan memur aylık katsayısı esas alınarak hesaplandı.Malullük aylığında; gösterge tablosundan aylık hesaplanan için yüzde 60, sigortalının, başkasının bakıma muhtaç olması halinde yüzde 70, üst gösterge tablosundan aylık hesaplanan için ise Aralık 1999’da yürürlükte bulunan ve gösterge rakamına göre yüzde 59,9 ile yüzde 50 arasında belirlenen taban aylık bağlama oranı esas alındı.Yaşlılık ve ölüm aylıklarında; gösterge tablosundan aylık hesaplanan için yüzde 60, üst gösterge tablosundan aylık hesaplanan için ise Aralık 1999’ta yürürlükte bulunan ve gösterge rakamına göre yüzde 59.9 ile yüzde 50 arasında belirlenen taban aylık bağlama oranı baz alındı. Bu şekilde belirlenen taban aylık bağlama oranları, sigortalının tahsis talep tarihi veya ölüm itibarıyla kadın ise 50, erkek ise 55 yaşından sonra doldurduğu her tam yaş için ve 5 bin günden fazla ödediği her 240 günlük malullük, yaşlık ve ölüm sigortaları primi için 1’er artırıldı. Malullük, yaşlılık ve ölüm aylığının aylık bağlama oranı yüzde 85’ten fazla olamayacak.Sigortalının, Aralık 1999 ödeme dönemi itibarıyla aylığı, belirtilen gösterge rakamı, memur aylık katsayısı ve aylık bağlama oranının çarpımıyla belirlendi. Hesaplanan aylık tutarı, yüzde 5.9 oranında artırılarak Ocak 2000’e, 2000 yılı Ocak ayı için bu şekilde hesaplanan aylık tutar ise 7.13326594120697 çarpanı kullanılarak Ocak 2008’e taşındı. Bu şekilde hesaplanan aylık tutarı da Ocak 2008’den başlayarak Ocak 2013 dönemine kadar, sigortalılara ödenen aylıklara uygulanan aylık artışlarıyla yükseltildi.Kimler alacak?İntibak hesaplamaları kapsamında öncelikle; 2000 yılından önce emekli olan veya emeklilik başvurusu yapan SSK emeklileri (malullük ve ölüm aylığı alanlar dahil), intibak farkı alacak. Bununla birlikte; 1 Mart 2002 ile 30 Mayıs 2002 tarihleri arasında emekli olmuş ya da emeklilik başvurusu yapmış Bağ- Kur’lular da intibaktan faydalanacak.2000 yılından sonra emekli olan SSK emeklileri, 1 Mart 2002 ile 30 Mayıs 2002 tarihleri arasında emekli olmuş ya da emeklilik başvurusu yapanların haricindeki Bağ- Kur’lular ve memurlar intibak zammından yararlanamayacak.Başvuru şartı yokİlk intibak zamlı aylıklar Ocak 2013 tarihinde alınacak. Ocak 2013’te kapsamda olan emeklilerin hesabına intibak zammı doğrudan eklenecek. Zammı almak için başvuru yapmaya gerek yok. İntibak zammı haricinde aylıklara uygulanacak enflasyon farkı da eklenecek. İntibak zamları bir kereye mahsus olmayıp ocak ayından itibaren düzenli olarak zamlı aylıklarını almaya devam edecek.Diğer bir ifadeyle, intibak zamlı aylık emeklinin bundan sonraki aylığı olacak. İntibak zammı Ocak 2013’ten itibaren alınacak aylığın zamlı olmasını içerdiği için emeklilere geriye doğru toplu para ödemesi olmayacak. Ancak; aylıkları bağlandığı dönemde eksik hesaplanan 2 bin 500 emekliye toplu para ödemesi yapılacak.Zam ne kadar olacak?İntibak zammı, her emekliye aynı miktarda verilmeyecek. İntibak zammı miktarı, kişinin derece, kademe ve gösterge kadar prim gün sayısı ilgili. Bu sebeple intibak zammının ne kadar olacağı emekli olan kişinin prim günü, derece, kademe ve göstergeye göre bu miktarlar değişmekte. Bunun için bireysel olarak net bir rakam verilemez. Her emeklinin dosyasındaki bilgilere göre zam miktarları farklı farklı olacaktır.Örneğin; SSK’lılardan üst göstergeden emekli olanlardan 3 bin 600 gün prim ödeyen emeklinin aylığına 118 lira, 5 bin gün prim ödeyen emeklinin aylığına 149 lira, 6 bin gün pirim ödeyen emeklinin aylığına 174 lira, 7 bin 400 gün prim ödeyen emeklinin aylığına 212 lira, 9 bin gün prim ödeyen emeklinin aylığına 247 lira, bunun üzerinde prim ödeyen emeklinin aylığına 339 liraya kadar yansıyacak.

Devamını Oku

İşten çıkarılıp da işe iade davası açamayanlar kötü niyet tazminatı talep edebilir

25 Kasım 2012

Geçen haftaki yazımda işe iade davası nasıl açılacağını, dava sonrası işverenin ve işçinin yapması gereken işlemleri ve hak düşürücü süreleri ayrıntısı ile izah etmeye çalışmıştım. Hafta içinde yazıyla ilgili siz okurlarımızdan sorular geldi. Bu soruların birinde okurumuz Yasin Polat, işe iade davası açılabilmesi için işçinin bazı şartları taşıması gerektiğini, bu şartları taşımayanların işe iade davası açamayacağını anladığını belirtiyor. Ve sorusunda işe iade davası açamayacak olup da haksız bir şekilde işten çıkarılanların nasıl bu haklarını savunacaklarını soruyor. Geçen hafta da belirttiğim üzere, işe iade davası açılabilmesi için, 30 veya daha fazla işçi çalıştıran iş yerlerinde en az 6 aylık kıdemin olması gerekir. Bu şart kanuni bir şarttır ve 6 aydan az kıdemi olan veya 30 dan az işçi çalıştıran işyerlerindeki işçiler ile belirli niteliklere sahip işveren vekili sayılanlar işe iade davası açamaz, iş güvencesinden yararlanamaz.Kötü niyet tazminatı4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. Maddesi’nde, 4857 sayılı kanunun 18. Maddesi’nin birinci fıkrası uyarınca aynı kanunun 18, 19, 20 ve 21. maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye tazminat ödeneceğini belirtilmiştir. Bu tazminat, uygulamada ‘Kötü Niyet Tazminatı’ diye adlandırılır. Kötü niyet tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmeleriyle 4857 sayılı İş Kanunu ve Deniz İş Kanunu’na tabi çalışıp iş güvencesi hakkından yoksun işçilerin iş akdinin işverenlerince kötü niyetle feshinden doğan bir tazminat hakkı olmaktadır. Basın İş Kanunu gereği kötü niyet tazminatı hakkı söz konusu olmadığından, iş güvencesi şartlarını sağlamayan gazetecilerin iş sözleşmelerinin feshi halinde kötü niyet tazminatı hakları da bulunmamaktadır. Nitekim İş Kanunu’nda “30 veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az 6 aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır” denilmektedir.Ücretin 3 katı tazminat4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. Maddesi gereği; iş güvencesinden yararlanamayacak işçilerin işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin 3 katı tutarında tazminat ödenecektir. Bu maddeye göre ödenecek tazminatlar ile bildirim sürelerine ait peşin ödenecek ücretin hesabında 4857/32’nci Madde’nin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur. Yargıtay’a göre, kötü niyetli feshin kabulü için işçinin şikayet yoluna başvurusunun haklı veya haksız olmasının, kural olarak bir etkisi yoktur. Kötü niyet tazminatı ödenen hallerde işveren, 4857 sayılı kanunun iş güvencesine ilişkin 18, 19, 20 ve 21. maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesini fesih bildirimi yoluyla kanunda gösterilen usul ve sürelere uygun olarak sona erdirmekle birlikte fesih hakkını kötüye kullanmaktadır. Dolayısıyla, ortada ihbar tazminatı ödenmesini gerektiren bir durum olmamakla birlikte, kötü niyet tazminatı ödenmesini gerektiren bir durum bulunabilir. İşveren, hem bildirim sürelerine uymamış hem de iş sözleşmesini kötü niyetli olarak feshetmişse ihbar ve kötü niyet tazminatlarının ayrı ayrı hesaplanıp ödenmesi gerekir. Kötü niyet tazminatı gerektirecek fesihler genel olarak iş güvencesinde belirtilen haklı veya geçerli nedene girmeyen fesih halleridir. Kötü niyet tazminatına neden olabilecek işten çıkarma halleri olarak sendika üyeliği veya çalışma süreleri dışında ya da işverenin rızası ile çalışma saatlerinin içinde sendikacılık faaliyetlerine katılmak, ırk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, gebelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzerleri sayılabilir.İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü icra satışlarını tekelleştirdiSGK, prim ve diğer alacaklarını tahsil etmek için icra memurları aracılığıyla haciz ve icra satışı yapabilen üç kurumdan biri. SGK, borçlarını ödemeyen işverenler başta olmak üzere bütün borçluları yakın takibe almakta ve en sonunda menkul, gayrimenkul üzerine haciz koyup icra satışı yaparak gelirlerinin tahsilatını yapıyor. İstanbul İl Müdürlüğü açık arttırma ile yapılan satış işleminin daha bilinir olmasını sağlamak, rekabet ortamını oluşturarak satışlardan yüksek bedel elde etmek için icra satış birimi kurdu. Ve bu şekilde satışları tek yerde yapmaya başladı. Satış yeri, SGK İstanbul İcra Satış Birimi ihale salonu Eğitim Mah Dr Erkin Cad No:5/2-3 Göztepe/İstanbul adresi olarak belirlendi. Satışa çıkarılan menkul, gayrimenkul vs. http://istanbulsgk.gov.tr/levy/list internet adresinden takip edilebilir.

Devamını Oku

İşe iade davası nasıl açılır?

17 Kasım 2012

Okurumuz Naci Ş., 4 gün önce işyerindeki ekonomik daralma gerekçesiyle çalıştığı işyerinden çıkarıldığını, çıkarılma gerekçesinin gerçeği yansıtmadığını, bu şekilde haksız işten çıkarılmasına karşı ne yapması gerektiğini soruyor. Okurumuz Naci Bey, bahsettiği gibi haksız yere işten çıkarıldığını düşünüyorsa işverenine karşı ‘işe iade davası’ açması gerekir. İşe iade davası, bu haksız uygulamayı kaldırabilir. Peki, işe davası nasıl açılır? İşe iade davası, işçinin işyerinden haklı veya geçerli bir nedene bağlı olmaksızın işverenin keyfi bir nedenle işten çıkarılmasını önlemek için uygulanan bir güvence yoludur. Buna ‘iş güvencesi’ denir. Ancak İş Kanunu gereği iş güvencesinden yararlanacak işçi ile ilgili bazı özel durumların olması gerekir. Buna göre;- İşçinin çalıştığı işyerinde en az 30 işçinin çalışıyor olması,- İşçinin en az 6 aylık kıdemi olması,- İşçinin belirsiz süreli olarak çalışılıyor olması,- Feshin geçerli bir nedene dayandırılıyor olması gerekir. Sadece, bu şartları taşıyarak çalışan işçi, işvereni tarafından keyfi olarak işten çıkarıldığında işe iade davası açabilir. İşe iade davasıYukarıda belirtilen şartları sağlayarak işten çıkarılan işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ikametgahındaki veya işin yapıldığı yerdeki iş mahkemesinde dava açabilir. İş mahkemesinin bulunmadığı yerlerde yetkili mahkeme o yerde bulunan Asliye Hukuk Mahkemeleri’dir. 1 aylık süre, hak düşürücü süredir. Bu süre geçtikten sonra açılan davalar mahkemece red edilir. Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. Bu sebeple okurumuzun da belirttiği gibi işçi eğer ekonomik gerekçelerle işten çıkarılıyorsa, işveren bu durumu mahkeme önünde ispat etme yükümlülüğündedir. Dava seri muhakeme usulüne göre 2 ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir. Tabi bu süreler dava dosyasının tamamlatılması, yazışmalar vs. gibi sebeplerle uzayabilir. Temyiz aşamasından sonra kesinleşen karar ile işverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece tespit edilmesi halinde feshin geçersizliğine karar verilir. Kesinleşen mahkeme kararının işçiye tebliğ edilmesini takip eden 10 gün içinde işçi işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. 10 gün içinde başvuruda bulunmazsa işveren tarafından yapılan fesih geçerli fesih olur. İş güvencesi tazminatı...İşveren, kesinleşen mahkeme kararına göre işyerinde yeniden çalışmaya başlamak için 10 gün içinde başvuran işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. Başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise işçiye en az 4 aylık ve en çok 8 aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Buna ‘İş güvencesi tazminatı’ denir. Mahkeme feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. İş güvencesi tazminatına esas alınacak ücret; dava konusu yapılan fesih tarihindeki ücret değildir. Çünkü bu ilk fesih işlemi mahkeme kararıyla geçersiz sayılıp işe iade kararı verildiğinden ilk fesih işlemi hiç yapılmamış sayılır. Dolayısıyla feshin geçersizliğini tespit eden mahkeme, iş sözleşmesinin devam ettiğini tespit etmiş olmaktadır. İşe iade kararı üzerine işçinin 10 iş günü içerisinde başvurusu üzerine, işveren bir aylık yasal süre içinde işe başlatmama kararını açıklarsa yeni bir fesih işlemi olduğundan o tarihteki ücret, herhangi bir işlem yapmazsa bir aylık sürenin sonunda fesih gerçekleşeceğinden bir aylık sürenin sonundaki ücret esas alınacaktır. Kanunda açıkça iş güvencesi tazminatı belirtildiği için, toplu iş sözleşmesi ile işe başlatılmama halinde ödenecek iş güvencesi tazminatı miktarı artırılamaz.Dava sonucu çalışmadan ücretBununla beraber; mahkeme kararın kesinleşmesine kadar işçinin çalışmadığı süre için işçiye en çok 4 aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. Bu süre mahkeme süresinin uzama ihtimaline göre belirlenmiştir. Maksat; işçinin mahrum kaldığı ücretin işçiye ödenmesini sağlar. Yargıtay kararlarına göre; çalışılmadığı halde ödenecek ücret; brüt giydirilmiş ücrettir. Giydirilmiş ücret, asıl ücretle birlikte işçiye verilen prim, ikramiye, sosyal haklar ve diğer ek ücret ödemelerinin de dahil olduğu ücrettir.

Devamını Oku

Kadın işçilerin doğum hakları

10 Kasım 2012

Doğum halinde kadın işçilere sağlanan hakların ne olduğu genellikle sorulan sorulardan. Bu yazıda okurlarımızdan gelen soruları da göz önünde tutarak 4/a (SSK’lı) sigortalısı olarak çalışan kadın işçilere doğum yapmaları halinde sağlanan hakları izah etmeye çalışacağım.Doğum ve süt izniTıbbi literatüre göre doğum süreci 40 haftadır. Kadın işçi isterse doğumdan önceki 8 haftayı (çoğul gebelik halinde 10 hafta) izinli olarak geçirebilir. Bunun için hamileliğin 32. haftası olduğunda doktorundan iş göremezlik belgesi (istirahat raporu) alması ve işverenine vermesi gerekir. Bu işlemden sonra yasal olarak doğum iznine ayrılır. Doğumdan sonra da 8 hafta olarak izinli olacaktır. Ancak kadın işçi isterse ve doktorunun vereceği onay ile doğumdan önceki 3 haftaya kadar çalışabilir. Bu durumda kadın sigortalının çalıştığı süre, doğum sonrası süreye eklenir. Bununla birlikte, kadın işçinin erken doğum yapması halinde doğumdan önce kullanamadığı süre doğum sonrası sürelere eklenerek kullandırılır. Bu süreler doğumla ilgili yasal izin süreleridir. Ayrıca; hamilelik süresince kadın işçiye periyodik kontroller için ücretli izin verilir. Gerekli görüldüğü takdirde doktor raporuyla hamile kadın işçi, sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılır. Böyle bir durumda ücretinde herhangi bir indirim yapılamaz. İsteği halinde kadın işçiye, doğum sonrası kanuni izninin bittiği tarihten itibaren 6 aya kadar ücretsiz izin verilir. Bu süre yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate alınmamaktadır. Kadın işçilere 1 yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam 1.5 saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölüneceğini işçi kendisi belirler. Söz konusu süre günlük çalışma süresinden sayılır.Analık ödeneği hakkıBu ödeneğin yasal adı geçici iş göremezlik ödeneğidir. 4/a (SSK’lı) sigortalısı olarak çalışan kadın işçilere, analık haline bağlı olarak ortaya çıkan iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği ödenmektedir. Ödeneğin ödenebilmesi için;- İstirahatin başladığı tarihte sigortalılık niteliğinin sona ermemesi,- Doğumdan önceki 1 yıl içinde en az 90 gün kısa vadeli sigorta kolları (analık sigortası) primi bildirilmiş olması,- Bu süre içinde işyerinde çalışmamış olması,- Doğum olayının gerçekleşmiş olması, gerekmektedir.Bu şartlar sağlandığında sigortalının izne ayrılmadan önceki son 3 ayda aldığı ücretin 2/3’ü kadar ödenek ödenir. Asgari ücretle çalışan bir kadına tekil doğum yapması halinde doğum öncesi 8 hafta, doğum sonra 8 hafta toplam 16 hafta için (112 gün) ödenek günlük asgari ücretin 2/3 ile çarpılarak hesaplanır. Buna göre asgari ücretliye verilecek ödenek; 112 x 20,90 (asgari ücretin 2/3’ü) = 2.340,80 TL’dir. Doğum öncesi ve sonrasındaki çalışılmayan süreler için işverenlerin, İşveren Vizite Kağıdı ve İş Göremezlik Belgesi Girişi yapmaları gereklidir. Ödemeler PTT aracılığıyla yapılır.Emzirme ödeneğiAnalık sigortasından kadın işçiye sağlanan diğer bir hak emzirme ödeneğidir. Sigortalı kadına veya sigortalı olmayan karısının doğum yapması nedeniyle sigortalı erkeğe her çocuk için yaşaması şartıyla doğum tarihinde geçerli olan ve SGK Yönetim Kurulunca belirlenip Bakanlık Makamınca onaylanan tarife üzerinden emzirme ödeneği (2012 yılı için belirlenen tutar 89 TL’dir) verilmektedir. Sigortalı erkeğin sigortalı olmayan karısının doğum yapması nedeniyle sigortalı erkeğe emzirme yardımı ödenebilmesi için, doğum tarihinde doğum yapan kadınla Medeni Kanuna göre evlenmiş olması şartı aranmaktadır. Sigortalı kadına veya sigortalı olmayan eşinin doğum yapması nedeniyle sigortalı erkeğe emzirme ödeneği verilebilmesi için, doğumdan önceki 1 yıl içinde en az 120 gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması, gerekmektedir.Bağ-Kur’lular da yararlanırHer ne kadar bu haklar 4/a (SSK’lı) sigortalısı olarak çalışan kadın işçilere doğum yapmaları halinde sağlansa da 1.10.2008’den beridir uygulanan 5510 sayılı Kanun ile kendi nam ve hesabına iş yapan ve 4/b (Bağ-Kur’lu) sigortalısı olan kadınlar için de geçerlidir.

Devamını Oku