Erkek adam açılır saçılır mı?

24 Haziran 2008

Açılıp saçılmaması lazım.Ama oluyor işte! Hani bunlar bize uzun sürede giyindiğimiz için sinir olup dururlar ya...Ve yüzyıllardır sinir olma konusunda bunun üzerine çıkamadılar ya...Neyse.Onlar bizden beter aslında...Bir farkla...Biz giyinirken “oldu mu, olmadı mı” diye kafaya takarız, onlar ise giyindikten sonra...Çünkü aslında öyle tutucudurlar ki...Her gün giydiklerinin dışına çıkmaları çok zordur. Karısının, kızının veya sevgilisinin zoruyla farklı bir kıyafet denediklerinde huzursuz olurlar. Direnebildikleri kadar direnirler. Ama bir süre sonra teslim olurlar tabii. ..Tıpkı şu bermuda şortlarda olduğu gibi...Bir de alıştılar ki!Eskiden sadece deniz kenarında giyerlerdi şimdi her yerde...Bana sorarsanız deniz kenarında da giymemeliler ama...Niyesini sonra anlatacağım, şimdi bermuda şort ve terlik giyen erkeklerden bahsetmek istiyorum...Parmak arası veya değil, fark etmez...Şimdi bunlar o şortu giyerler ama kendilerinden hiçbir zaman emin olamazlar...Neden?Çünkü aslında yakışmadığının farkındalar. Ama biraz modern, biraz genç, en son olarak da rahat olma hevesine yenilmişlerdir.O kıyafetle, o kadar güvensiz ve hassastırlar ki, tek cümleyle, bir bakışla, küçücük alaycı bir gülümsemeyle onları yerin dibine sokar veya göklere çıkarabilirsiniz...Ben birincisini tercih ederim. Zaten bakışları da korkak korkaktır onların. “Sen bunun bana yakışmadığını biliyorsun ve bunu yüzüme vuruyorsun” bakışı...O zaman, “evet, aynen öyle, komiksin, komik!” bakışıyla cevap vermek lazım bunlara...Bazen bakışların konuşması uzar.İyi adamlar vardır ya, bellidir tipinden, onlardansa, “şirin de mi olmamışım” der gibi üsteler. O gün acımasız bir günündeysen, “Tıh! İnan çok kötü!” hareketi yaparsın.Yok adam itse, “ben seni bu pantolonla da...” bakışı atar.Senin gözlerinin kısıklığı, “iğrençsin, önce adam ol, adam!” demektedir.Bak şimdi kendi kendimi doldurdum.“Hadi gel len, napacan sanki?” diyeceksin it herife...Yaparmış mesela!!En fenası da ne biliyor musunuz?Terlikler...Terliklere hep 2 numara küçük muamelesi yaparlar. Oysa ayağına göredir.Ama dikkat edin, topukları terlikten daima en az 5 cm dışarıdadır. Niye?Ben bilmiyorum.E, tabii dolayısıyla yürüyüşleri de saçma sapanlaşır... Lafı çok dolandırdım, içim şişti!Ya-kış-mı-yor...Bu kadar.Size şunu da söyleyeyim, bu sadece benim fikrim değil. Bu kıyafetler çıtır kıyafeti...Kazık kadar adam kıyafeti değil.Yahu zaten göbekli, kısa boylu, kısa bacaklı, yapısız, zayıf, fazla uzun bir adama...Yani bunların herhangi biri olsa yeter, yakışır mı?Etik olarak değil, estetik olarak...Yakışır mı?Hayır. Allah rahmet eylesin, nereden aklıma geldiyse, Marlboroman vardı, onun gibi değilseniz tabii...Değilsinizdir siz...Keşke olsanız...

Devamını Oku

Seksin kanunu olur mu?

22 Haziran 2008

Olur veya olmaz... Onu bilemem ama bunun geyiği olduğu kesin.Hatırlayacaksınız, geçen gün şöyle bir haber çıktı: “Yeni bir anayasa hazırlayan Ekvador’da bir kadın milletvekili, ‘tatmin edici bir cinsel yaşamın’ anayasa tarafından korunmasını istedi. Maria Soledad, ‘iyi bir seks kadının hakkıdır’ maddesinin anayasaya konulmasını istedi.” Bakın şimdi bu habere gelen yorumlara...* “Yav bu yaratıklar için erkek değiştirmek çok da zor bişey değil. Bir an evvel Türkiye’ye gelsin bakarız icabına...” Bak, icabına bakamazsan düşersin mahkemelere... Elin Ekvador’unda mapuslarda sigara getirenin olmaz. O bir şey değil, sorana ne diyeceksin? Niye düştün buraya kardeş? “Hiiç... Şaapamadım da...” Orada bile şişlerler adamı valla...* “Racona uyar arkadaş bence sakıncası yok.” Vauvvv!! Saygılar bizden. Bilmeden sana taklit yapan varsa şimdiden özür dilesin.* “Daha neler? Bunun nasıl sağlanacağını da anayasaya yazdır bari...” Tabii... Oldu olacak karı-kız da bulsun mahkeme sana. Başvurursun dilekçeyle, “canım istediğinden, tarafıma biri sarışın olmak üzere... Saygılarımla” diye... * “Erkekler de aynısını isteyecektir. Hiç kaçarı yok yani. Anayasalarında mutlaka eşitlik ilkesi vardır. Kadına iyi seks hakkı verip erkeğe vermemek olmaz.” Bu kadar sosyal hakka rağmen iyi seks bulamadıysan seni de ayrıca mahkemeye vermeli. * “Haklısınız da, kim denetleyecek? Sayın milletvekili, sizce erkek bu garantiyi elde etmiş mi? Veya kendi sorununuza çözüm mü arıyorsunuz?” Bu da yakalanma derdinde... Tabii, kadın kendine çözüm arıyordur hatta kanun çıkınca elinde garanti belgesi olanlarla yatacaktır. Üfff... Üf!* “Egoist erkekler böyle bir kanun çıkar ise işiniz çok zor. Yan gelip yatmak hiç de kolay olmayacak. Bir de yarın işe gitmek var ise vay anam vay.” Sabaga kadar yapacak ya, işe gitme derdine düşmüş bu. Ayarlarsın canım, kadına “kusura bakma, ben cumartesileri ve yıllık izinlerimde sevişirim” deyiverirsin. * “Kadınlar iyice azdiiiiiiii.” Yaaa... Nerede o eski bir b.ktan anlamayan kızlar değil mi?* “Erkeklerin iradesi dışında kadınların çocuk doğurmayacağı ve erkek ayrılırken hiçbir maddi yükümlülük altına girmeyeceği anayasal güvence altına alınırsa kadınların tatminsizlik sorunu çözülür.” Yer, içer, ..er giderim diyorsun! Yani öyle olsa değil mi? Prezervatif kullanayım, veya sorumluluk alayım demiyor da... * “Onlar da site kursunlar o zaman: bizkaçtatminciyiz.com” Kaç kişisiniz gerçekten?* “Bu maddeye göre erken boşalan erkekleri mahkemeye de verir bunlar.” Yaa... Savunursunuz kendinizi artık, “Hakim Bey, ‘erken’ göreceli bir kavramdır... Neye göre yani? Size erken olan başkasına göre...” “Sus terbiyesiz! Bir de kafa buluyor mahkemeyle...” * “Sevgi ve şefkatle yaklaşın gerisi performansınıza kalmıştır.” Bu da kedisini seviyor sanki! Sevgi ve şefkatle nasıl seks yapılıyorsa! “Hayatım, aşkım, seni nasıl seviyorum biliyorsun ama şimdi kusura bakmazsan...” diye.. Yahu ne boş konuşuyorsunuz...Seksin kanunu olur mu?Olsa da yeniden yazsak!

Devamını Oku

Aşk işaret verir mi?

19 Haziran 2008

Verir tabii...“Geliyorum” der.Daha doğrusu “geldim” der. Ondan sonra uğraş dur...Herkes âşık olup olmadığını bilir ama niyeyse dergiler, gazeteler “Acaba âşık oldunuz mu?” demekten vazgeçmez...Biz de okumaktan...Yine önümde “âşık olduğunuzu anlamının bilmem kaç yolu” diye bir yazı var.Ancak görüyorum ki, yanlış bilgilendirmeler var.Derhal müdahale etmem lazım.* “Seni seviyorum demeye doymuyorsanız...” İnsan sevdiğine seni seviyorum mu dermiş! Zaten en fazla 3 kere söylersin sonra adamı ara ki bulasın!!* “En bakımsız halinizi bile görmesine aldırmıyorsanız.” Halanın oğlu mu bu kızım? Ya adamdan gönlün geçmiş senin ya da egon tavan yapmış. Sonun belli yani...*“En bakımsız halinize bile bayılıyorsa.” Ya o ya da sen yalancısın demektir. Kadınların iki türlü bakımsız halleri vardır. Biri gerçekten bakımsız halleri ki, gerçekten korkunçtur. Hiçbir erkeğe şirin gelemeyecek kadar... Bir de bakımsız efektli ama aslında üzerinde 5 saat uğraşılmış halleri vardır. * “En sarhoş olduğu zamanlarda bile, asla size eski sevgilisinin adıyla hitap etmiyorsa...” Adını biliyor yani!!! Ne aşk! Bu zamanda hem de... Kıymetini bil!!* “Eski sevgilinizi gördüğünüzde içiniz kıpır kıpır olmuyorsa...” O zaman sen ölmüşsün de haberin yok demektir. Ne alakası var? O ayrı, o ayrı... Kıpır kıpır olacak, yenisi de bunu hissedecek ki akşam...* “İş seyahatine çıktığında ondan haber alamadığınızda, sinirlenmek yerine, başına bir şey gelmesinden endişe ediyorsanız...” Çok sıkıcı bir insansın demektir. Bu adam da sizi hâlâ tutuyorsa yanında ya bir çıkarı vardır ya da geri zekâlıdır.* “Başınız çok ağrıdığında, uyumanıza yardım etmek için, bütün gece size Cinderella’yı ve Robin Hood’u anlatıyorsa...” Ve siz o sırada, “Ciddi söylüyorum, seks baş ağrısına çok iyi geliyormuş” diyecek adamı hayal ediyorsanız... Bu zevzeğin yerine...* “Alışverişten sonra sizinle ilgileniyorsa. Ama sadece kredi kartı borcunuzu öğrenmek için değil, aldığınız şeyleri görmek için...” Baştan söyleyeyim; ya adam gey ya da henüz yatmadınız... * “Yedekte adam tutmak huyunuz, esrarengiz bir şekilde sizi huzursuz etmeye başladıysa...” İyice salaklaştınız demektir. Hemen size doğruları söyleyen birine danışın.* “Sizin için çok önemli bir toplantıda, yüzünüzde bir gülümsemeyle hayallere dalıyorsanız...” Derhal işini değiştirmen lazım. Zaten böyle gidersen onlar seni değiştirir. Her aşkta böyle dalıp gideceksen...Ohoo...* “En aptal aşk şarkıları bile size son derece anlamlı geliyorsa...” O ayrılık zamanı olur. Zaten bu önerileri okuyup beni de es geçip uygularsan şarkı dinlemeye az kaldı demektir...

Devamını Oku

Duvarın öteki tarafı

18 Haziran 2008

Romantik, felsefî ya da sosyolojik duvarlardan bahsetmiyorum. Benimki bildiğin duvar.Ama bir farkla, yatak odasının duvarı...Evde veya otelde falan, bazen o duvarın öteki tarafından sesler gelir ya...Yani ben de her gittiğim yerde o seslere rastlamıyorum tabii...Bir-iki kere duymuşluğum var.Ne var?Duymayan azdır herhalde...Hiç duymayanlar için: Merak etmeyin, günün birinde size de nasip olur, anlatırsınız... Bu hikâyeyi zaten sesi duyanlar anlatır hep, sesi çıkaranlar değil...“Akşam bi rahat sevişemedim, şöyle rahat rahat bağıramayacağız mı kardeşim? İkide bir küt küt duvara vurup duruyolar” diyenine rastladınız mı hiç?Veya:“Bi bağırdım, bi bağırdım, oh canıma değsin” diyenine...Ben rastlamadım.Ya kendim yaşadım yani sesi duyan kişi olarak ya da birileri anlattı.Sesi anlatmadılar tabii... Ne anlatacak? Ses, hep aynı ses. Değişik bağıran yok yani...Ama duyanlar farklıdır. O sesi duyduklarında verdikleri tepkiye göre aralarında 4’e ayrılırlar.Ama daha önce lafa nasıl başlarlar onu anlatayım.Çünkü o da hep aynıdır.- Ya akşam hiç uyuyamadım.- Niye? (Diyorsun mecburen.)- Ya, yan komşular başladı yine, garip garip sesler... Söze böyle üstü kapalı girilir.İşte ondan sonrası adamına göre değişir.1: Sinirlenenler: Niyeyse sinirlenirler... Sırasıyla akıllarından duvara, kalorifere vurmak, yöneticiye, olmadı polise şikâyet etmek gelir. En fazla kullanılanı duvara vurma ile yöneticiye şikâyettir. Yönetici ne yapacaksa? Yazı yazsın kardeşim!Hıı... Ne yazacak? “Apartmanımızda 3 desibel üzerinde sesle sevişmek yasaktır. Sevişenlerin sesleri kaydedilip, isim verilerek yayınlanacaktır.” 2: Tahrik olanlar: Tahrik olan için bir mahzur yok da, yanındaki için olabilir. Gecenin bir saati, durup dururken!!! Bu sefer de, öteki komşular bunları duyup onlar da başlarmış. Sonra ötekiler... Sevişgen apartman! Sonra apartmanlarası şikâyetler falan... (Tamam susuyorum.)3: Takmayanlar: Bunlar, kendi aralarında ikiye ayrılır. Başka odaya geçenler ki, bunlar muhtemelen yeni sevişmiştir...4: Ve şöyle diyenler: “Ahh! Ah! Sesi bile güzel!”

Devamını Oku

‘Çatlatan Diyaloglar’

17 Haziran 2008

Ben: Sahran kalk, uyan! Sarhan: Ne oldu? Atahan mı? Ben: Yok, bir sesler geliyor, bir şeyler oluyor.Sarhan: Hani?Ben: Bak bir dinle...Sarhan: ...Ben: Jandarmayı mı arasak?Sarhan: ???Ben: Adam kadını dövüyor sanırım.Sarhan:...Ben: Boğuyor mu ne?Sarhan: Şaka mı yapıyorsun?Ben: Yok bi arayalım, komşuluk öldü mü?Sarhan: Mehtap sen kaç yaşındasın, 3 mü?Ben: Niye?Sarhan: Dövüyor mu adam sence kadını?Ben:...Sarhan:...Ben: Hiiiii!!!!Sarhan: Bravo yani.Ben: Ay iğrenç, Allah kahretsin, duvara vuralım.Sarhan: Ya bırak, yürü salona geçelim.Ben: Canım ne münasebet, böyle terbiyesizlik olur mu?Sarhan:...Ben: Ne var ki böyle böğürecek, numara yapmıyorsa kör oliim!Sarhan: Öff, iğrençlik yapma!Ben: Hayır, ben adamı gördüm yani, kadın kesin numara yapıyor, “fake fake”!Sarhan: Tamam, sana ne?Ben: Adama tiyatro yapıcam diye bizi niye dikiyor ayağa? Bak uykumuz bölündü, (tak tak tak!).Sarhan: Vuruyorsun yani ciddi ciddi?Ben: Kalorifer borusuna mı vursam?Sarhan: Napıyorsan yap, ben içeri gidiyorum.Biraz sonraBen: Hişt, Sarhan, gelebilirsin artık.Sarhan: ..Ben: Biliyor musun, su sesi gelmedi.Sarhan:???Ben: Yıkanmadan yattılar sanırım, ay iğrenç valla!*****Sarhan: Tamam, uyu.Ben: Yarın yöneticiye söyliycem, yazı dağıtsın.Sarhan: Ne yazsın, çok merak ettim?Ben: “Artizliğin lüzumu yok” dese onlar anlar bence.Sarhan: Ya saçmalama, yat AllahaşkınaDÖŞEK BAKACAKTIMBen: Ben döşek bakacaktım ama...Satış elemanı: (SE) Nasıl, pardon?Ben: 90x190 döşek bakacam da.SE: Döşek nedir?Ben: Yatağın içindeki şey işte.SE: Ha siz yatak istiyorsunuz.Ben: Hayır yatağı var, döşek istiyorum ben.SE: Hanımefendi şurda bir gösterebilir misiniz ne istediğinizi?Ben: İşte şundan istiyorum, döşek değil mi bu?SE: Hayır değil.Ben: Ne bu yastık mı?SE: O yatak hanımefendi.Ben: (yatağı tutarak) O yataksa bu ne peki, icatlar mucitler ansiklopedisi mi?SE: Karyola.Ben:...SE:...Ben: Ne zamandır böyle bu?SE: ??? Ne gibi???Ben: Ne zamandır döşek yatak, yatak da karyola oldu ve bunu eski tabiriyle söyleyenler anlaşılmıyor bir türlü, enteresan. Çünkü ben çok yaşlı değilim, sizin benim dilimden anlayabiliyor olmanız lazım sonuçta.SE:...Ben: Neyse, bana müsade ben döşeğe döşek demekten utanmayan bir firmadan alışveriş yapacam çünkü.” *** Buradaki “Ben”, ben değilim, Mehtap Erel.Onu tanımıyorum ama dün sabah kitabı “Çatlatan Diyaloglar” (Neden kitap) zarfın içinden çıktıktan sonra onunla da, eşi Sarhan, oğlu Atahan, annesi, babası, kayınvalidesi ve çevresindeki herkesle bir saat içinde samimi oldum.Yani sanki ben de Mehtap’ın yakın arkadaşıyım ve o yazdıklarının hepsini ya birlikte yaşadık ya da daha önce bana anlatmış gibi... “Dalacak yer arıyorum ve bunun farkındayım ama haklıyım kadını.” Bizim gibi...Bana kitabını yollamış ama 3-4 adet daha satın alıp tatile giden arkadaşlarıma vereceğim. Yukarıda alıntı yaptığım diyaloglar onu tam anlatmama yetmiyor tabii...Kitap, Mehtap’ın çeşitli diyaloglarından oluşuyor. Artık uyduruyor mu, gerçek konuşmalar mı yoksa ikisinin karışımı mı bilemem.Hangisi olursa olsun, çok tatlı yazmış çook...Okudukça kıkır kıkır kıkır gülüyorsun.Hatta kendi kendine kahkaha atıyorsun...Bu kadar mı sahici yazılır?

Devamını Oku

Euro mu, intikam mı?

16 Haziran 2008

Hani derler ya, “kadını kızdırmayacaksın...”, “intikamı kötü olur” diye..Sırf o bakımdan, Hillary Clinton’u destekliyordum. Ne alakası var, söyleyeyim:Başkan olacaktı ve Oval Ofis’te,“Ona öyle demezler, peynir ekmek yemezler” diyerekten...“Bill’in de çok umurundaydı!” diyeceksiniz.Size bir şey söyleyeyim mi? Bir kadın için en güzel intikam onsuz da mutlu olmaktır. Tabii başka biri de olursa, bonus!Ama bir erkek böyle bir intikamı hissedemez.Başkasına âşık olmuşsun, çok mutluymuşsun falan, umurunda olmaz. Onun için yani erkek için önemli olan, kadının kendisinden daha ’büyük’biriyle birlikte olmasıdır...Bunu hisseder...Hem de kendi yatmış kadar!!Yatmışcasına...Koyar yani...Yine de her şeye rağmen ben birincisini yeğler, ikincisini yapanı kutlarım.Aslında en iyisi hepsini yapacaksın!Buuu, benim içiiin...Buuu, senin içiiin...Bu da...Bu...Kim için olsun?Vardır mutlaka intikamı alınmamış biri, onun içiiin...Sonra da, hayırlısıyla jübileni yapar, “her şeyin başı sağlık” ruh haliyle yaşamaya devam edersin.Buna yaşamak denirse tabii...Zırzopluk edip, “yaşamak sadece o demek değildir” gibi hayat dersleri vermeye kalkmayın sakın ha! Biz de biliyoruz...Ama ötekini de biliyoruz...Ya ben başka bir şey anlatacağım, konu yine nereye geldi.İntikam diyordum ya...Her kadının intikam duygusu eninde sonunda şiddetini kaybeder.İntikamını öyle ya da böyle alsa da, almasa da...Bu duygu hiçbir zaman tamamen kaybolmaz ama azalır.Sevgisi biter, aşkı tükenir ama...Hatta artık kırk yılda bir aklına gelmeye başlamıştır ama o zaman bile içinde bir kıpırtı olur. İntikam kırpıntıları...İşte o kıpırdar.Bunu nasıl anlarız?Bir kadının intikam duygusunun şiddetini...Basit bir-iki soruyla...İtinayla intikam ölçülür...Önce en az acıtanından başlayacaksın. “İntikam mı, ayakkabı mı?” “Ayakkabı” diyorsa, iş bitmiş demektir. Çoktan unutmuştur adamı...Ama cevabı, “intikam” sa, ölçüme devam edin. “İntikam mı, tatil mi?” “Tatil” diyorsa, acısı epey hafiflemiş demektir. “Tatile gidip geleyim, o işlere sonra bakarız” ağırlığında...Yok eğer yine “intikam” diyorsa, o halde dozu biraz artıralım... “İntikam mı, euro mu?” Biraz duraksayıp, arkasından “kaç euro?” diye soruyorsa, az kalmış demektir. Yani belli ki, henüz biriyle yatmamış. Bir-iki ay sonra, “ayakkabı” seviyesine gelir. Amaaa...Hiç düşünmeden, bir kerede ve tereddütsüz yine o cevabı veriyorsa... “İntikam” diyorsa...İşte o zaman var ya...Nasıl anlatsam...Ne o kadının, ne o adamın, ne de öteki adamın yerinde olmak isterdim...

Devamını Oku

Bir hayalin harakirisi

12 Haziran 2008

Her kadının içinde kalan bir adam vardır ya...Çocukluğundan, okuldan, mahalleden...Kimi ona asla ulaşamaz. Hayali hayat boyu sürer...Ne olursa olsun, onu da yanında taşır. Bu hayal ona kuvvet verir. Belki de umudun simgesidir...Kimi ulaşır. Ama...Ama adam hiç öyle hayallerindeki gibi çıkmamıştır. Yıllarca gözünde büyüttüğü adam o kadar küçülmüştür ki... Yarattığı hayal kırıklığını hiç kimse dolduramaz. “Keşke” dersin, “keşke sadece hayallerimde kalsaydı...” Onu tanımıyorum...Ama öyle içten yazmış ki...Bir de yaptığı çok hoşuma gitti. Hâlâ gülüyorum... Hani “bu benim anım olabilir mi?” türü hikâyelerden:“Çocukluğumdan beri tanıdığım ve yıllar boyunca ne zaman görsem kalbimin gümbede gümbede attığı bir adam vardır çevremde.Kader onunla yollarımızı yıllar içinde birçok kere kesiştirmesine rağmen bir türlü adam gibi bir ilişkiye girememişizdir..Çok iyi bir aileden gelir. Çok iyi okullarda okumuştur. Başarılı bir iş adamıdır. Spor yapar bolca, bağıra çağıra maç seyreder, bolca erkek ve kız arkadaşları vardır. Güzel giyinir. Sosyaldir. Yakışıklıdır. Karizmatiktir. Akıllıdır. Başından başarısız bir evlilik geçmiştir. Yani kadınlarla alakasız da değildir. Dışardan bakınca mükemmel (yummi modeli) bir erkek.Lakin gelin onunla bir de ciddi ciddi konuşmaya çalışın. Son aylarda bol bol konuşma fırsatımız oldu da onunla.Mesela ben diyorum ki, ’hayat şöyle, böyle...’O bana diyor ki, ’benim 400 m2 çatı katı, enfes manzaralı evim var.’HIII?? Daha sonraki bir gün ben diyorum ’yurt dışında...’O diyor ki, ’benim yurt dışında param, bir de 10 tane arabam var.’HÖÖÖ!???Bu konuşmalar hep bu şekilde sürüp gidiyorken aramızda, geçenlerde en sonunda ipler koptu haliyle. Bir laf arasında bana, ‘benim 5 tane çok pahalı saatim var’ diyince, dayanamadım artık, ‘hepsini yatakta bir tarafına takıp, Afrikalı kadınlar misali, bir tarafının uzamasını mı umuyorsun?’ dedim. Napiyim, sabrımı taşırdı, ağzımdan çıkıverdi laf birden.Tabii haliyle önce büyük bir sessizlik ve sonunda da küstü bana.Simdi hiç konuşmuyoruz onunla.Hayallerimde âşık olduğum adamı iki lafla tuş etmiş oldum. Ben: 1, adam: 0. Ne işime yaradıysa? Aykkkkkgh! Bundan çıkan sonuca göre, acaba en harika erkekler bile güvensizliklerini paralarıyla kapatıp, bu sayede kadınların gözlerini boyamaya çalışacak kadar acizler mi? Yoksa bizler çenemizi tutup da, ‘Sen harikasın, süpersin. Vay 5 rolexxx, onca para... Ayy ne harika öyle bir evinin olması!!’ desek, enfes bir gelinlik içinde salınarak yürüyor mu olacağız? İki ucu keneli (bu aralar daha moda) değnek sanki.Ruhunu mu dizginleyeceksin, aile hayalinden mi vazgeçeceksin? Var misin Yok musun? Yoksa kutunu mu açalım hani?”

Devamını Oku

Erkekler hep bu anı beklemiş!

11 Haziran 2008

Hadi gözünüz aydın! Robot kadın piyasaya sürülüyormuş.Capon yapmış abi!İnternet siteleri haberi şöyle duyuruyor: “Erkekler hep bu anı beklemişti: Teknoloji harikası robot kadın...Japonya’da üretilen ‘Perfect Woman’ (Mükemmel Kadın) adlı robot, erkeklerin hayatını değiştirecek. AIl Robotics adlı şirketin ürettiği kadın robot Lisa’nın marifetleri saymakla bitmiyor.” Adı da Lisa.Ama siz aldıktan sonra ismini değiştirebilirsiniz herhalde...İster eski karınızın ismini verir sonra da günde üç posta, artık ne yaparsanız yapar intikam alırsınız...Veya ilk aşkınızın, patronunuzun vs...Ama siz de fark ettiniz mi bilmiyorum ama Lisa bir tuhaf bakıyor...Böyle, boş boş...Biraz seri katil sükûneti var üzerinde...Tuhaf bir gülümsemeyle uzaya bakıyor sanki...“Artık bana bir şey komaz”der gibilerinden...Yok yok, buldum:“Altına yattım diye üstüme çıktın sanma” edasıyla... Zaten onu yapacağı da şüpheli...Lisa’nın marifetlerini anlatan şirket, hiç onu yapar falan demiyor. Sadece:“Alışveriş yapan, yemek pişiren, evi temizleyen Lisa yoğun tempolu bir günün ardından sahibine masaj bile yapıyor.” diyor. O kadar...“E, o zaman biz de alalım Lisa’dan” diyeceğim ama erkeği geliyormuş, biraz daha bekleyelim.Onun adı da Leo falan olur herhalde...Hey Leo, aslanım benim...Spartalı da olabilir...Neyse onu da zamanı gelince yazarız, biz Lisa’ya dönelim...Yani Lisa’nın seksi bir hali yok, görmüşsünüzdür...Hiç verecek (kalbini) bir hali yok bunun, söyleyeyim....Zaten pratik zekâsı olmayacağı için taklit falan da yapamaz ha, ona göre... Takılıp kalır, suratındaki o seri katil ifadesiyle durmadan aynı şeyi tekrarlayıp durur: “Sahip, sahip, sahip...” Hadi bu işlerden anladı diyelim, o daha da kötü, bu sefer de yalan söylemez: “Bu ne? Bu ne? Bu ne?” Belki de karıştırır, civciv falan sanır:“Bli bli, bli bli...” Anlaşılan, onu eğlenmek için değil, evlenmek için alacaksınız...Baştan söyleyeyim, o surata, o bakışa ne giydirsen olmaz. Yani ben erkek olsam yapmam. Yapamam. Kanım donar, gerekli yerlere ulaşamaz. Ama hep söylediğim gibi, balonla bile yatan erkekten her şey beklenir. Zaten habere yorum yapanlardan biri şunu yazmış:“Bu bozulur da, masaj yaparken bizi boğarsa...” Kimbilir neler yapmayı planlıyorsa!!! Lisa’dan kıllanmış...“Abi robot mobot kadın işte! Belli mi olur?” diyordur...Lisa boğmasa başka bir kadının elinde kalacağı belli bunun...Şirketin internet sitesine girip Lisa’nın saç rengini, saçının boyunu ve giyim tarzını belirleyip siparişinizi verebiliyormuşsunuz.Türbanlısı da vardır kimbilir? Arap ülkeleri için!Yani diyeceğim, hemen sevinmeyin.Siz asıl şimdi oturup kara kara düşünün...Arkasından robot erkek geliyormuş.Spartalı...Heh heh hee...Anladınız siz onu...İşte neslinizin nasıl tükeneceğini de çıkarabiliyor musunuz şimdi?Böyle...Yavaş yavaş...

Devamını Oku