Ben: Sahran kalk, uyan!
Sarhan: Ne oldu? Atahan mı?
Ben: Yok, bir sesler geliyor, bir şeyler oluyor.
Sarhan: Hani?
Ben: Bak bir dinle...
Sarhan: ...
Ben: Jandarmayı mı arasak?
Sarhan: ???
Ben: Adam kadını dövüyor sanırım.
Sarhan:...
Ben: Boğuyor mu ne?
Sarhan: Şaka mı yapıyorsun?
Ben: Yok bi arayalım, komşuluk öldü mü?
Sarhan: Mehtap sen kaç yaşındasın, 3 mü?
Ben: Niye?
Sarhan: Dövüyor mu adam sence kadını?
Ben:...
Sarhan:...
Ben: Hiiiii!!!!
Sarhan: Bravo yani.
Ben: Ay iğrenç, Allah kahretsin, duvara vuralım.
Sarhan: Ya bırak, yürü salona geçelim.
Ben: Canım ne münasebet, böyle terbiyesizlik olur mu?
Sarhan:...
Ben: Ne var ki böyle böğürecek, numara yapmıyorsa kör oliim!
Sarhan: Öff, iğrençlik yapma!
Ben: Hayır, ben adamı gördüm yani, kadın kesin numara yapıyor, “fake fake”!
Sarhan: Tamam, sana ne?
Ben: Adama tiyatro yapıcam diye bizi niye dikiyor ayağa? Bak uykumuz bölündü, (tak tak tak!).
Sarhan: Vuruyorsun yani ciddi ciddi?
Ben: Kalorifer borusuna mı vursam?
Sarhan: Napıyorsan yap, ben içeri gidiyorum.
Biraz sonra
Ben: Hişt, Sarhan, gelebilirsin artık.
Sarhan: ..
Ben: Biliyor musun, su sesi gelmedi.
Sarhan:???
Ben: Yıkanmadan yattılar sanırım, ay iğrenç valla!
Sarhan: Tamam, uyu.
Ben: Yarın yöneticiye söyliycem, yazı dağıtsın.
Sarhan: Ne yazsın, çok merak ettim?
Ben: “Artizliğin lüzumu yok” dese onlar anlar bence.
Sarhan: Ya saçmalama, yat Allahaşkına
DÖŞEK BAKACAKTIM
Ben: Ben döşek bakacaktım ama...
Satış elemanı: (SE) Nasıl, pardon?
Ben: 90x190 döşek bakacam da.
SE: Döşek nedir?
Ben: Yatağın içindeki şey işte.
SE: Ha siz yatak istiyorsunuz.
Ben: Hayır yatağı var, döşek istiyorum ben.
SE: Hanımefendi şurda bir gösterebilir misiniz ne istediğinizi?
Ben: İşte şundan istiyorum, döşek değil mi bu?
SE: Hayır değil.
Ben: Ne bu yastık mı?
SE: O yatak hanımefendi.
Ben: (yatağı tutarak) O yataksa bu ne peki, icatlar mucitler ansiklopedisi mi?
SE: Karyola.
Ben:...
SE:...
Ben: Ne zamandır böyle bu?
SE: ??? Ne gibi???
Ben: Ne zamandır döşek yatak, yatak da karyola oldu ve bunu eski tabiriyle söyleyenler anlaşılmıyor bir türlü, enteresan. Çünkü ben çok yaşlı değilim, sizin benim dilimden anlayabiliyor olmanız lazım sonuçta.
SE:...
Ben: Neyse, bana müsade ben döşeğe döşek demekten utanmayan bir firmadan alışveriş yapacam çünkü.”
Buradaki “Ben”, ben değilim, Mehtap Erel.
Onu tanımıyorum ama dün sabah kitabı “Çatlatan Diyaloglar” (Neden kitap) zarfın içinden çıktıktan sonra onunla da, eşi Sarhan, oğlu Atahan, annesi, babası, kayınvalidesi ve çevresindeki herkesle bir saat içinde samimi oldum.
Yani sanki ben de Mehtap’ın yakın arkadaşıyım ve o yazdıklarının hepsini ya birlikte yaşadık ya da daha önce bana anlatmış gibi...
“Dalacak yer arıyorum ve bunun farkındayım ama haklıyım kadını.”
Bizim gibi...
Bana kitabını yollamış ama 3-4 adet daha satın alıp tatile giden arkadaşlarıma vereceğim.
Yukarıda alıntı yaptığım diyaloglar onu tam anlatmama yetmiyor tabii...
Kitap, Mehtap’ın çeşitli diyaloglarından oluşuyor. Artık uyduruyor mu, gerçek konuşmalar mı yoksa ikisinin karışımı mı bilemem.
Hangisi olursa olsun, çok tatlı yazmış çook...
Okudukça kıkır kıkır kıkır gülüyorsun.
Hatta kendi kendine kahkaha atıyorsun...
Bu kadar mı sahici yazılır?

