Hani derler ya, “kadını kızdırmayacaksın...”, “intikamı kötü olur” diye..
Sırf o bakımdan, Hillary Clinton’u destekliyordum.
Ne alakası var, söyleyeyim:
Başkan olacaktı ve Oval Ofis’te,
“Ona öyle demezler, peynir ekmek yemezler” diyerekten...
“Bill’in de çok umurundaydı!” diyeceksiniz.
Size bir şey söyleyeyim mi? Bir kadın için en güzel intikam onsuz da mutlu olmaktır. Tabii başka biri de olursa, bonus!
Ama bir erkek böyle bir intikamı hissedemez.
Başkasına âşık olmuşsun, çok mutluymuşsun falan, umurunda olmaz.
Onun için yani erkek için önemli olan, kadının kendisinden daha ’büyük’biriyle birlikte olmasıdır...
Bunu hisseder...
Hem de kendi yatmış kadar!!
Yatmışcasına...
Koyar yani...
Yine de her şeye rağmen ben birincisini yeğler, ikincisini yapanı kutlarım.
Aslında en iyisi hepsini yapacaksın!
Buuu, benim içiiin...
Buuu, senin içiiin...
Bu da...
Bu...
Kim için olsun?
Vardır mutlaka intikamı alınmamış biri, onun içiiin...
Sonra da, hayırlısıyla jübileni yapar, “her şeyin başı sağlık” ruh haliyle yaşamaya devam edersin.
Buna yaşamak denirse tabii...
Zırzopluk edip, “yaşamak sadece o demek değildir” gibi hayat dersleri vermeye kalkmayın sakın ha!
Biz de biliyoruz...
Ama ötekini de biliyoruz...
Ya ben başka bir şey anlatacağım, konu yine nereye geldi.
İntikam diyordum ya...
Her kadının intikam duygusu eninde sonunda şiddetini kaybeder.
İntikamını öyle ya da böyle alsa da, almasa da...
Bu duygu hiçbir zaman tamamen kaybolmaz ama azalır.
Sevgisi biter, aşkı tükenir ama...
Hatta artık kırk yılda bir aklına gelmeye başlamıştır ama o zaman bile içinde bir kıpırtı olur.
İntikam kırpıntıları...
İşte o kıpırdar.
Bunu nasıl anlarız?
Bir kadının intikam duygusunun şiddetini...
Basit bir-iki soruyla...
İtinayla intikam ölçülür...
Önce en az acıtanından başlayacaksın.
“İntikam mı, ayakkabı mı?”
“Ayakkabı” diyorsa, iş bitmiş demektir. Çoktan unutmuştur adamı...
Ama cevabı, “intikam” sa, ölçüme devam edin.
“İntikam mı, tatil mi?”
“Tatil” diyorsa, acısı epey hafiflemiş demektir. “Tatile gidip geleyim, o işlere sonra bakarız” ağırlığında...
Yok eğer yine “intikam” diyorsa, o halde dozu biraz artıralım...
“İntikam mı, euro mu?”
Biraz duraksayıp, arkasından “kaç euro?” diye soruyorsa, az kalmış demektir. Yani belli ki, henüz biriyle yatmamış. Bir-iki ay sonra, “ayakkabı” seviyesine gelir.
Amaaa...
Hiç düşünmeden, bir kerede ve tereddütsüz yine o cevabı veriyorsa...
“İntikam” diyorsa...
İşte o zaman var ya...
Nasıl anlatsam...
Ne o kadının, ne o adamın, ne de öteki adamın yerinde olmak isterdim...
Euro mu, intikam mı?
Haberin Devamı

