Tülay Gürler Kurtuluş

Tülay Gürler Kurtuluş

-

Feminen kalemler

26 Haziran 2016

Kadınlar, kadınların bakış açısını seviyor edebiyatta. Kendi gibi düşünen, kendi yapamadıklarını yapan kadınların hikayelerini okumayı seviyor.Mutlulukla ilişkisi var!Önce Mutluluk Kulübü’nü yazmıştı Müge Çevik… Şimdi de İlişkisi Var’ı yazdı. Bu, isim sizi yanıltmasın. Sosyal paylaşım sitelerindeki bir ifadeye taşımasın aklınızı…Bu başlık, tamamen hayatla ilgili… Küçük denemelerden büyük sonuçlara, okuya okuya ulaşacağınız bir sürecin adı… Her türlü sağlık probleminin duygusal durumumuzla; yaşadığımız her ihanetin, çektiğimiz her sıkıntının kim olduğumuzla, bugün neye sahip olduğumuzun yarınımızın neye benzeyeceğiyle, insanın insanla, ve en uzun olarak da kendisiyle nasıl bir ilişki içinde olduğunu yazmış Müge Çevik…O küçük denemelerin arasına; dikkati çeken, düşündürücü, bizi duygulandıran özlü sözler de eklemiş:“Ben, sen beni bana anlattığında “beni” sevmedim. Ama ben seni sana anlatırken” seni”çok sevdim. Sendeki ben ile bendeki sen arasındaki fark, benim olduğum kişi ile olduğumu sandığım ya da olmak istediğim kişi arasındaki fark.” gibi…Ya da:“Benden bir tane var ve benim bir tane hayatım. İş, aile, sosyal ya da özel hayatım hepsi “ben” im ve hepsi benim. Birinde ne isem diğerinde asla farklı değilim.” gibi…Üstünde düşünmeye başladınız değil mi? Okudukça daha çok düşüneceksiniz.Doğan Novus, 166 syf, 19TLErkeklere fısıldama sanatı…“Hayatımızı paylaştığımız erkeği hayalimizdeki “Bay Mükemmel” e dönüştürebilmek için çaresizce çırpınıp duruyoruz. Dırdır ediyoruz, aşırı talepkar oluyoruz, durmadan eleştiriyoruz, sinirlenip aklımıza gelen her şeyi, yanlış zamanlarda ve yanlış yerlerde söylüyoruz.Oysaki tek dileğimiz, erkeğimize istediğimiz her şeyi yaptırabilmek ve içinden bir beyaz atlı prens çıkarmak. Bu o kadar da zor olmamalı değil mi? “Ve Kadın Erkeği Yarattı, Donna Sozio ve Samantha Brett’in kitabı. Farklı kadın hikayelerinden yola çıkarak kadınların ilişkilerinde erkeklere aslında ne söylemek istediklerinden çok nasıl söylemeleri gerektiğine odaklanmış iki kadın yazarın kitabı…Öyle değil midir? Aslında var olmayan adamlara aşık olmaz mı kadınlar? Kafalarında yarattıklarıyla aslında var olanı birleştirme çabaları değil midir onları duvara çarpan? Kafalarının içindekiyle dillerinin ucundakiler çelişmez mi zaman zaman? Yanlış erkeklere aşık olduklarından yakınıp durmazlar mı?İte bu bilindik süreçlerden geçmemek için erkeklere konuşmak yerine fısıldamayı öneriyorlar bize. Nasıl olacağını adım adım bu kitaptan öğreneceksiniz.Amazon Yayınları, 243 syf, 20.5 TLBazen edepsiz olmak lazım21 bölümde kadınlara kim olduklarını ve ne yapmaları gerektiğini anlatmış Ece Gamze Atıcı, Edepsizin El Kitabı’nda.Chava G. Fisher adıyla kaleme aldığı bu bir nev’i nasihatnamede, kendi deyimiyle “kendini mutsuz, hatta kullanılmış hisseden kadınlara” nasıl edepsiz olunacağını, haklarını nasıl arayacaklarını, erkeklerden ve hayattan nasıl hesap soracaklarını anlatmış. Kitabın giriş kısmında kendinizi daha iyi tanımanıza yardımcı olacak bir “kadın” testi yaptırıyor size.Kitabın içinde iyi bir edepsizin sahip olması gereken ne kadar özellik varsa arka arkaya sıralayarak sizi şaşırtmayı başarıyor. Tatlı, eğlenceli, mizahi ama bir o kadar da size, ben de bir deneyeyim, dedirtecek güçte bir kitap bu…Uygulamalar, örnekler ve yaşanmışlıklarla sizi kadınlığınızda uzun ve güzel bir yolculuğa çıkarıyor. Sizi erkeklerden farklı kılan bütün özel ve güzel özelliklerinizi parlatıp cilalamanın hatta sertleştirip keskinleştirmenin yollarını öğretiyor.Hayatın ince ayrıntılarına farklı bir gözle bakmayı sağlayan bu kitap yalnızca kadınlara göre… Aman ha beyler, sakın bu kitabı okumaya kalkmayın. Ne kadar yanlış bir cinsle yarıştığınızı görüp hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.Doğan Novus, 189 syf, 16TL

Devamını Oku

Yeni kitaplar raflardaki yerini aldı

19 Haziran 2016

Biraz kafamızı boşaltmanın, gelecek için hayal kurmanın zamanı gelmedi mi? Çoktan geldi çünkü mevsim yaz! Bunun en iyi yolu da kitapları okumaktan geçiyor...Uzman diyetisyenden tüyolarDidem Kanca Üstay. “Yarın Diyete Başlıyorum” la diyete bir türlü başlayamayanların adeta elinden tutuyor. Üstelik kitabını bebek ve çocuk beslenmesi bölümüyle genişletmiş. Çok dürüst bir kapak yazısı var yazarın: Kilo alıp vere vere diyetisyen oldum, diyor. Amerika’da tıp eğitimi görürken bir yandan Amerikan halkını gözlemlemiş, bir yandan da kendi kilolarıyla baş etmeye çalışmış. Türkiye’ye döner dönmez. SAYASA (Sağlıklı Yaşama Sanatı) merkezini kurdu. Size daha çok yazar hakkında bilgi verdim, kitap hakkında bir şey yazmak istemiyorum. Okuyunca içinde mutlaka kendinizden de bir şeyler bulacağınız yaşanmışlıklar var çünkü... (Doğan Novus 301 syf, 29 TL)Sonraki hayatta neler olacak?Öldükten sonra başımıza neler gelir? Ve bu insanlığımız hakkında bize ne söyler? Bu tür konulara meraklıysanız, bu kitabın içinde tam 40 öykü var. Davıd Eagleman’ın “Ve…” kitabını okuduktan sonra, bu tür kitaplardan asla ayrılamayacaksınız. Orijinal ve mucizevi yaklaşımları var yazarın. Bunu yaparken aslında bizi bu yaşamla yüzleştiriyor. Şimdiye kadar hiç böyle bir kitap okumamıştım, dedirtecek türden öyküler var içinde. Öykünün yaşanmış ya da yaşanması mümkün olay ya da durumların anlatıldığı tür olduğu düşünülürse, bunlara öykü demek ne kadar doğru. Bu kadar farz-ı mahal durumların adı, başka bir şey olmalı diye düşünmeden edemiyor insan.(Domingo, 127syf, 14TL)Kudüs tarihine kapsamlı bakışHer sokağı ayrı bir hikayedir Kudüs’ün… Çan, ezan, hazan sesinin birbirine karıştığı, insanların aynı anda hem yan yana hem ayrı yaşadığı altın bir şehirdir.Kudüs’ün Gizemli Tarihi, Pelin Çift ile Prof. Dr. Ömer Faruk Harman’ın ortak çalışması bir kitap…Üç semavi din için bu şehrin neden kutsal olduğuna hem tarihi hem de sosyolojik açıdan çok sade ve anlaşılır bir üslupla yaklaşmışlar. Osmanlı'nın Kudüs’ünasıl kaybettiğinden tutun da Ağlama Duvarı’nda neden göz yaşı döküldüğünden Kudüs'te mahşer günü neler yaşanacağına kadar uzanan, fotoğraflarla desteklenmiş bu kitap bir başvuru kitabı.(Destek Yayınları, 288syf, 24TL )

Devamını Oku

Maskülen kalemler

11 Haziran 2016

Erkekler de çok güzel yazıyorlar. Kalem kuvvetinde cinsel ayrımcılık yapmıyorum elbette. Ama bazen; yazar farkındalığı, inceliği ve farklı bakış açısı; biraz da yetiştirilme tarzı, birikenler ve tecrübeyle birleştiğinde şahane kitaplar çıkıyor ortaya… Onları yazar olmayanlardan ayıran en önemli özellik, incelikli bir gözle hayatı takip etme özelliklerinin olması…Yazarlığı, yazmaktan keyif aldıkları için, yazarlarsa kendilerini daha iyi hissettikleri için, bazılarıysa yazmadan duramadığı, yaşayamadığı için yapıyorlar. Bu da onların kalemini klasikleştiriyor.Gerçek Hesap Bu!Can Yayınları, 182 sayfa, 16 TL“Önemsemeyi unutup çöpe attığın hayatın var ya, ben aldım onu işte. Hatta çaldım. Hiç yanıltmadın beni, teşekkür ederim.” Nejat İşler, bir kitap yazmış, çocukluğunuza, ilk gençliğinize geri dönüyorsunuz okurken… Kadınsanız, erkelerin çocukken hayata bakışına yeniden bakıyor, erkekseniz ortak noktalarınızı buluyorsunuz. Sanatçıların, tek yönlü olmadığını, onlardaki yoktan var etme gücünün, sanatın hemen her dalında var olabileceğini görüyorsunuz. Nejat İşler, hayatı sağlam bir şekilde biriktirmiş genç yaşına rağmen. Bugünün gençleri 44 yaşına geldiklerinde bu kadar başarılı yazamayacaklar bence… Çünkü yetmişlerde doğanların hayatları, farklı dönemlere ev sahipliği yaptı. Başka şeyler biriktirdi onlar, bugünün gençliğinin hiç bilmediği… Nejat İşler de onlardan biri. Bu kadar rahat yazılmış hissi veren, okura tanıdık gelen, kendini iyi hissettiren, zaman zaman gülümsetip zaman zamana düşündüren ama en çok da hayat üzerine düşündüren bir kitap okumamıştım son zamanlarda.Erkeklerin gizli sırrı...Destek Yayınları, 224 sayfa, 17 TLBittin Oğlum Sen, İlker Özmestçi’nin kitabı…Bir erkeğin akıl oyunlarını gayet net ve samimi bir şekilde ortaya koyduğu bu kitap, yazarın erkekleri tahlili ve kadınların bundan neler çıkarabildiği üzerine kurgulanmış. Gerçekten de öyle değil midir? Onların kurduğu bir cümlenin altındaki asıl cümle değil midir bunu fark edip akıllı kadınları düşündüren, onlarda güvensizlik yaratan? Ya da söylenemeyen sevgi sözlerinin altındaki gerçekler değil midir, kadını erkeğe yaklaştıran? İşte bütün bu soruların cevaplarını bulabileceğiniz bir kitap, Bittin Oğlum Sen…Nefis bir hesaplaşma ve etekteki taşları dökme kitabı… Bu kadar açık sözlü olduğu için yazarı kutlamak gerekiyor. Hem iç dökme, hem iyi niyet hem de tatlı bir mizah var kitapta. Oturup düşünüyorsunuz bir kadın olarak… Şimdi bu adam, bu kitabı neden yazdı, diye. Kimse cesaret edemediği için; cesur, akıllı ve zeki olduğu için olmasın? Kalemine sağlık İlker Özmestçi…

Devamını Oku

Yaz kitapları

4 Haziran 2016

Yaz geldi. Deniz kenarında, havuz başında, sıcak öğleden sonralarda, hepimizin sıcak sohbetli tatlı dostlara ihtiyacı olacak... Kitaplar, işte bu tatlı sohbetler için tam da biz okuyuculara göre değil mi?Harfler ve NotalarEverest Yayınları, 167 sayfa, 15 TLHasan Ali Toptaş’ın şahane denemeleri var bu kitapta. Size bırakıyor paylaştıkları hakkında yorum yapmayı... Harfler ve notalar, edebiyat ve müziğin yapı taşları… Peki ya hayatın yapı taşları?Kitabın en güzel yanı, “Okuyucuya Mektup” adlı bir bölümle başlaması…. Bu bölüm bir deneme gibi görünse de doğrudan biz okurlara yazılmış bir mektup… Bir yazarın gözünden okuru anlatıyor, o kadar gerçekçi bir kalemle anlatıyor ki yazarın duygusunu, hemen denemelere geçmek ve hangi konuda neler yazdığını görmek için sabırsızlanıyorsunuz.İngiliz Edebiyatı’nın dikkat çeken yazarıYabancı Yayınları, 356 sayfa, 22 TLAnuska Knight’in kaleme aldığı “Sen Gittiğinden Beri” hem eğlenceli, hem düşündürücü, hem de sürükleyici bir aşk romanı. Bir pasta dükkanı işleten güzel Holly’ nin hayata tutunma ve ondan zevk alma çabası… Holly, karşısına çıkan erkekler ve sonunda hayatta gerçekten aradığı insanı bulduğu zaman vereceği kararla okuru, çok hoş bir yolculuğa çıkarıyor. İngiliz Edebiyatı’na yeni katılan bu genç yazarın kitabını Sema Karagür Avcıl Türkçe’ye çevirmiş. Tatlı bir aşk hikayesi…Hayatı ve aşkı sorgulayan kitapOlimpos Yayınları, 176 sayfa, 15 TLServet Saygınoğlu, “Bizim Tanışmamız Lazım” adlı kitabında zamanı, hayatı ve aşkı sorguluyor. Hayatın geçici kandırmacası içinde, kaybolup giden zamana sığmayan aşklardan söz ediyor.Her sayfa başka bir açılım, başka bir hesaplaşma, karar verme…İddialı bir isme sahip bu kitap, iddialı ama bir o kadar da tanıdık gerçekliklerden söz ediyor.“Kadın geldiği yere renkleriyle gelir,.. Onun olmadığı bir hayatın içinde siyah, beyaz ve griden başka renk yoktur. O renkleri aradığın insanla bir gün bir yerde mutlaka karşılaşacaksın. Çok istediğin zaman olmaz ama kalpten istediğin zaman olur.” yönlendirmesiyle başlayan bu kitap, insanın kendisiyle yapılan şahane bir hesaplaşma…Sonlandırılamayan sevdaları anlatıyor...Destek Yayınları, 208 sayfa, 15 TLAhmet Demir’in “Noktasızdır Sevmek “adlı kitabının ön sözü çok ilginç bir cümle ile başlıyor: “Küçük bir itirafla başlamak istiyorum; Bu kitabı ben yazmadım. Peki yazabilir miydim? Cevap vereyim: Haddime düşmezdi! Sebebi şu ki yazmak gönlün işidir. Kalptir kelimelere dokunan ve o kelimeleri anlamlı kılan. Bu yüzden bu kitabı sahiplenemiyorum, sizin de merak edeceğiniz gibi ben de bir sayfa sonra ne olacağını merak ederek dokundum harflere.”Kitabına sahip çıkmayan bir yazarın, hayata bu kadar sahip çıkarak bir kitap yazmış olması elbette tesadüf değil… Yazdıklarımız; yaşadıklarımız, biriktirdiklerimiz, dışarı vurmak istediklerimizdir.Acaba yazar, yaşadıkları veya hayal ettiklerinin ne kadarını okurla paylaşmış? Kimsenin şahit olmadığı vazgeçişlerden, üzerine gelindikçe sığındığı limanlardan, defolup gitmek istediği gerçeklerden söz ettiği bu kitap, hiçbirimizin sonuna nokta koyamadığı sevdalardan söz ediyor.

Devamını Oku

Bahar biter, yaz gelirken okumak…

28 Mayıs 2016

Mayısı bitiriyoruz… Yazın sıcak günleri adım adım yaklaşıyor. Uzun günlerin en güzel tarafı hele de tatildeyseniz güzel hayaller kurmak, yeni hayatlar tasarlamak için, okumaktır. Okunan her kitap, yönetmenliğini sizin yaptığınız, senaryosunu sizi yazdığınız filmler gibidir...İnkılap Yayınları, 224 syf, 14 TL Osmanlı tarihinden seçme olaylarOsmanlı, son yıllarda eskiye göre daha çok merak edilen, üzerinde daha çok durulan, araştırmalar yapılan ve tarihçileri daha çok konuşturan bir dönem oldu… Bilinenler, bilinmeyenler, yanlış bilinenler, zannedilenler arasında kalan meraklılar, kendilerine doğruları anlatacak birilerine ihtiyaç duydular. Mustafa Barış Özkök’ün “Osmanlı Tarihinde 101 İlginç Olay” kitabı da meraklılara cevap niteliğinde… Osmanlı tarihine yön veren efsanevi rüyalardan şehirlerin, kasabaların, evlerin hikayelerine; gülümseten, fıkra niteliğindeki olaylara, spor müsabakalarına, padişahların ilginç özelliklerine, Ramazan ayı ve kandil gecelerinin imparatorluktaki önemine, yeme içme, giyim kuşam gibi toplumsal konulara, esnaf ritüellerine, ilginç olaylar ve bilgilere yer veren bu kitap, Osmanlı’nın define haritası niteliğinde… Okudukça şaşırıyor, hiç bilmediğiniz ayrıntılarla karşılaşacaksınız. Merak ettiğiniz ne varsa bu kitabın içinde bulacaksınız.Alfa Yayınları, 231 syf, 19 TLÜnlü olmanın peşinde koşarken...Şebnem Burcuoğlu, yepyeni bir yazar… “Hafızanızı hiç zorlamayın, beni tanımıyorsunuz” diyen, adı sanı bilinmeyen bir senaristin ünlü olma hayalleri peşinde koşarken yaşadığı ilginç ayrıntıları, hayal kırıklıklarını anlattığı romanı da Şekerfare… Bir yazar, bir senaryo yazıyor; onu bir film şirketine satıyor. Ümitleri, çılgın hayalleri var gelecekle ilgili…Ama kurduğu hayallerin yerini hayatın iniş çıkışları öyle bir alıyor ki kitabın zavallı kahramanı Şükran Nanay, kitap içinde kitap yazıyor adeta. Eğlenceli tatlı ve hayal gücünün gelişmesine açık bir kitap olmuş. Yeni yazarların farklı bakışlarını seviyorum. Edebiyata lezzet katıyorlar.

Devamını Oku

Bir tatlı huzur veren kitaplar...

21 Mayıs 2016

Dünya yeterince karanlık şu günlerde… Neyse ki hala hayal eden ve bunları yazan birileri var da gönlümüzün aydınlığa kapanmış kapıları az da olsa aralanıyor, içeri bir parça gün ışığı süzülüyor…Oldu bu iş “ufaklık”!Klişe Hayatlar Matbaası“, Can Yılmaz’ın kitabı …. İçinde birbirinden güzel yirmi bir tane öykü var. Öykü yazmanın hele hele mizahi öykü yazmanın o insanın içini cız edebilen, dudağına küçük bir gülümseme iliştirebilen, başkalarına hiç benzemeyen tuhaf bir büyüsü vardır. Ve bu büyü herkesin parmaklarının ucunda yoktur. Can Yılmaz’da var.İnkılap Yayınları, 240 syf, 17 TL Kitaptan alıntı yapmayacağım. Çünkü öykülerin içinden çekip çıkaracağım tek bir cümle bile o büyüyü bozacaktır. Kitabın önsözünü yazan Sunay Akın’dan alıntılar yapmak en doğrusu olacak. Sizi Can Yılmaz’a şahane bir önsözle hazırlamış. İkisinde de ortak nokta hayatın içine sıkışıp kalmış, unutulmaya yüz tutmuş ayrıntıları bulup çıkarmak olduğu için, yakışmışlar birbirlerine kitapta buluşarak:“Beyaz eşyacı Şefik Abi… Halı saha maçında kaleye geçen, elini incittiği için 13-14 anahtarı nasıl tutacağını düşünen oto tamircisi Necati…Kumrucu Selahattin… Arabasına sürekli olarak ”getir-götür” için hep yirmi liralık benzin koyan Boyacı Bedrettin Usta…”Tanıyor musunuz bu adamları? Bu insanlar, yetmişlerin, seksenlerin unutulması yüz tutmuş, şahane akılları, temiz yürekleri… Can Yılmaz’la yeniden hayat bulmuşlar, bu renkli ve kimseninkine benzemeyen öykülerde… Mutlaka okuyun derim.Bana İtalya’yı Anlat!Bu ülkede sanki hep güneşli yaz sabahlarına uyandım…İtalya deyince, hep güzel günler, sevinçler, coşkular geliyor aklıma. Bu ülkede sanki hiç kötü günüm olmadı. Cenova’da kederden, ayrılıktan öleyazan ben değildim. Gece yarısı otobüslerinde kenti, kentleri bir uçtan bir uca kat eden de. Ne arıyordum peki? Kimin, neyin peşindeydim? İtalya’da Carlo Levi ve Cesare Pavese’nin peşine takıldığım da oldu, mutsuz yazarı bir otel odasında hayatına son vermeden önce yalnızken hayal ettiğim Piemonte günleri, geceleri de. Floransa’nın renkleri ve biçimleriyle sarmaş dolaştım, Roma’da eski taşlar ve suyun uyumuyla huşu içinde. Venedik’te yüzümde maske, şehvetli kalabalığın arasında yalnızdım. İtalya deyince Napoli’nin gürültülü sokaklarıyla diz boyu yoksulluğu da geliyor aklıma. Ve Santa Lucia’da yaşadıklarım. Yaşadıklarımız. “Doğan Kitap, 200 syf, 17 TLKitabın arka yazısı, kitap için en doğru ipucu…Nedim Gürsel, modern Türk Edebiyatının en başarılı öykü yazarlarından biri…. Edebiyatçı kişiliği, inceleme yazıları, ödülleri... Bilen bilir, Nedim Gürsel’i. Bu kitapta “Bana İtalya’ı Anlat” diyecek herkesi, elinden tutup İtalya’yı gezdirirken diğer yandan onlara hayatla, aşkla, tutkuyla ve İtalya’nın ruhuna sinmiş sanatla çizilmiş şahane bir resim de gösteriyor. Bir şehirle kendisinin mükemmel beraberliğini anlatıyor.Kalbe yolculuk mümkün müdür?Yepyeni bir kitap, yepyeni bir yazar… Arzu Zengin’in ilk kitabı “Hayata Uyanış“…Böyle iddialı bir konuda ilk adımı atmak için, böyle iddialı bir konuda çok düşünmüş, çok yoğrulmuş, çok harmanlanmış olmak gerekir. Hayata sadece bakmak yetmez, böyle bir konuda roman yazmak için… Onun içinde olmak da yetmez, özüne inmek gerekir. Ben çok başarılı buldum Arzu Zengin’i. Farklı bir teknik kullanmış romanında. Kişileri tek tek anlatmış, sonra kedini, sonra da hayatı hayat yapan bütün ayrıntıları…Remzi Kitabevi, 253 syf, 17.5 TL Bir’e varmanın farklı bir bakış açısı ve güncel bir hikayeyle anlatıldığı bu roman, kendisinden sonra gelecekler hakkında, yazarın üslubuyla ilgili önemli ve farklı ipuçları taşıyor.

Devamını Oku

Hafta sonu dostları

15 Mayıs 2016

Anı kitaplarını yaşımız ilerledikçe daha çok okuduğumuzu fark ediyorum. Demek ki tecrübeler, hayatı daha yaşanır kılmak için bu tür kitapları okumaya yöneltiyor.Tatlı bir otobiyografik denemeEverest Yayınları, 268 syf, 18TLKürşat Başar gibi yazarlar daha çok yazmalı. Onların kaleminde insana dokunan, okuduğunda kendinden bir şeyler bulduran büyülü bir güç, tanıdık bir iz var. “Aslında Hayal”, bir çeşit anılardan oluşmuş roman. Sanki tatlı bir otobiyografik inceleme. Böyle bir tür adı yok aslında. Ama kendi hayatını yazmaya karar verip ona Kürşat Başar gibi yaklaşan da yok. Yazdığı kitaplar ve onların yazıldığı dönemler, kendi aklında ve yüreğinde nasıl izler bırakmış ya da hangi izler sebebiyle bu kitapları yazmış, buna bakıyorsunuz kitapta. Belki de aslında başta sadece hayal olan hayat hikayelerimizin nasıl ete kemiğe bürünmüş birinin alın yazısı olduğunu görüyoruz kitabı okurken.Kürşat Başar yazmaz zaten, konuşur. Yarattığı kahramanlarla yaptığı hasbıhaller, onlarda yarattığı kendine benzer ya da hiç benzemez taraflarla kendi hayatını inceden inceye yansıttığı bu kitap, çok hoş bir deneyim olmuş. Hem yazar için, hem de okurlar için. Tam da zamanıydı Kürşat Başar okumanın. Yaz gelirken, okumak için zaman daha uzunken; yazar, bu kadar zaman yazmamışken…Kimi zaman bir anı romanı kimi zaman bir başarı öyküsü... Okumak her zaman gerekli bir eylem.Başarılı olmanın yollarıNTV Yayınları, 199syf, 18 TLBaşarılı olmak ama her konuda… Yaman Törüner, kitabın ön sözünde kitaptaki her yazı için en az dört saat çalıştığından söz etmiş. Konu başarı olunca işi tesadüfe, genel geçer açıklamalara bırakmak doğru olmazdı elbette. Ama yazar, zaten yakın tarihte yaşanan tüm ekonomik sistem kurulumlarının başında yer alan bir isim. Bu kitapta da zengin olanın disiplinli çalışılan bir bilim dalı olduğu, liderlerin kopyalarının olmadığı, hayatın amacı kurallarının öğrenilmesi olan bir oyun olduğu, insanları harekete geçirecek iki şeyin çıkar ve korku oluşu; politikanın seçilmek, tekrar seçilmek ve aklını kaçırmamak gibi yasalara sahip oluşu gibi üzerinde hiç düşünmediğiniz konularda sizi düşündürüp bazen bildiğiniz bazen hiç bilmediğiniz gerçeklerle sizi karşılaştırıyor.Elinize vurmasınlar, ekmeğinizi almasınlar, sloganıyla okurla buluşan “Başarılı Olmanın Yolları”, tanıdık bir başlık gibi görünse de, kitap size bambaşka bakış açıları sunuyor.Her şey iki dudağımızın arasında...Daha çocukken bizi alıp mevlütlere taşıdılar. Ellerimizi açıp biz de dualara katıldık. Bu tür törenler bizi dua ritüellerine, insan ilişkilerine, Allah inancına yakın durmaya alıştırdı. En uzağında duranımız da en yakından bakanımız da başı sıkışınca, sabrı tükenince, bir şeyi umunca O’nun adını anar kendiliğinden….“Ben sıradan bir insan değilim. Çünkü benim hayallerim ve dualarım gerçek olur.” diyenlerden olmak isteyenlere kendi saptadığı ince ayrıntıları “Hızır Dokunsun Dualarına” başlıklı kitabında sıralamış Mustafa Kaya.O kadar çok şey istiyor, Umuyor ve bunların imkansız olduğunu düşünüyoruz ve aslında her şeyin iki dudağımızın arasında olduğunu unutuyoruz. Dua etmenin ne kadar mucizevi bir şey olduğunu unutmamalıyız. Mevlana’nın dediği gibi: “Ey gönül istedik de vermedi deme, istemeyi bilmedin bari yalan söyleme.”

Devamını Oku

Cevaplar hayaller düşler…

7 Mayıs 2016

Okumak, verimini artırıyor insanın. Bir düş dünyası sunuyor size. Kendi senaryonuzu yazdırıyor, kendi filminizi çektiriyor. En büyük yaratıcılardan bir yapıyor sizi…Mutlululuk için neye muhtacız?Bibliyon Yayınları, 107 syf, 15 TL“Güzel insan olma yolunda bir farkındalık yolcusuyum tıpkı senin gibi. Şimdi yolumuz bu kitapla kesiştiğine göre birbirimize vereceklerimiz var. Arzu Bıyıklıoğlu’nun kitabı “Mutluluk Arzusu” ikinci baskısını yaptı. Bu tür kitaplara ilginin neden fazla olduğunu düşünmüşümdür hep. Cevap basit aslında, mutlu olmak herkesin arzusu. Bu yolda yaşanmışlıklardan, yapılması gerekenlerden ve insan hikayelerinden örnekleri okudukça “Benim gibi hissedenler, uğraşanlar var” demeyi seviyor insan. Bu kitap da tam da mutluluk için neye ihtiyacımız olduğu sorusunun yaşanmışlıklarla cevabı. Bu tür soruların tabii ki net cevabı yoktur ancak ortak kabulleri vardır. Okuyan herkesin kendine göre bir ortak cevaba ulaşacağını düşünüyorum: Sade bir Türkçe ile yazılmış kitap, birkaç baskı daha yapacaktır.Merak ettiğimiz sürece varızAsi Kitap, 239 syf, 22 TLMerak etmek, insanın doğasında var. Merak edilen her konu için bir kitap yazılabilir, hemen her konunun bir uzmanı vardır. Ama bu konu başka… “Küresel Düzenin Şifreleri”, Cansu Canan Özgen’in Ramazan Kurtoğlu’na yönelttiği soruların cevaplarından oluşuyor. Dünyanın bir kaos içinde olduğu, yaşanan bu hızın, ani değişikliklerin sebepleri mutlaka bir nedene bağlanmalı diye düşüneneler, bir bilene danışma ihtiyacı duyuyorlar. Kitabın yazarı gibi… Üstelik bu danışmayı bilgi edinip o bilgileri sonradan yazıya geçirerek değil, doğrudan okurla bire bir yapmayı tercih ediyor. Kitap, Evanjelistlerin dünyayı işgal etme planlarından Türkiye’nin bölgesel güç durumuna kadar pek çok soru, semboller ve şifrelerle açıklamaya çalışıyor...Yolculardan hayat dersleriBüyükada Yayıncılık, 231 syf, 18 TL“Hayat, yolcusu değişen ama yolu hiç değişmeyen bir uçuştur.” Güzel bir tanım cümlesi değil mi? Ayşe Özgener, “Uçak Dolusu Zihinler” adlı kitabında, sözlerine bu cümleyle başlamayı seçmiş ve kitabın bütün kurgusunu yaşam denen uçağa binen yolcularla oluşturmuş. Konuşan herkes, yaşadıklarından, öğrendiklerinden, biriktirdiklerinden bahsediyor. Kadınlar, erkekler… Hepsinin yaşları, meslek grupları, ilgi alanları farklı; bazılarının ortak noktaları var, bazıları diğerine hiç benzemiyor... Hayatı irdelemeyi seven bunu kendi mizanseni içinde aktarmayı beceren yazarlara hayranım. Özgener, bunu farklı bir tasarıyla hayata geçirmeyi başarmış. Uçak yolcularından hayat hikayeleri sunmuş okurlara…Parmaklıkların ardında kadınlarDoğan Kitap, 200 syf, 15 TLYazar, kahramanlarının birinin ağzından şöyle sesleniyor okura: “Büyük konuşmasın hiç kimse! Böyle bir olay benim başıma gelmez, demesin. Asla, diye başlayan cümleler kurmasın. Hiç ummadığımız bir anda, kapkara bir çukurun dibinde bulabilirsiniz kendinizi. Tıpkı benim gibi…”Bu ve buna benzer cümlelerin sahipler, parmaklıklar arkasındaki kadınlar… Onlarla aynı kaderi yaşamak zorunda kalan çocuklar… Hepsi sanki baştan yazılmaya ihtiyacı olan hikayeler… Canan Tan “Kelepçe” adını verdiği kitabında; çaresizlik ve çoğu zaman da şanssız tesadüflerle yolları suçla kesişen, haklılığı neredeyse hiç bilinmeyen kadınların hikayelerini anlatmış onların ağzından… Toplumsal bir yaraya dikkat çekerek hayatın kadınları nerelere savurabileceğinin örneklerini güzel bir Türkçe’yle anlatmış.

Devamını Oku