Bu hafta sizlere önereceğim yazarlar, eserleriyle hem güldürüyor hem de hayata dair farklı bir bakış açısı kazanmamızı sağlıyor...Ah o yıllar, o yıllar!Geçmişe dönmek elimizde olsa, yaş olarak kimimiz 15 der, kimimiz 20... Belki de 30'lu yaşlar özellikle kadınlar için önemli bir kırılma noktası olduğundan onu seçeceklerdir.Hayatımızı Şekillendiren On Yıl, Meg Jay’in kaleminden hoş bir inceleme. Kitap, okuyanların yorumlarıyla başlıyor. Hemen herkes kaybettiği zamanı telafi etmeye çalıştığından 20'li yaşların neden önemli olduğundan bahsediyor. 20'li yaşlarınızı çoktan geride bırakmış olabilirsiniz. Hemen her okur, sizin de düşeceğiniz durum gibi, başta ne hissedeceğini ya da ne düşüneceğini bilmeden alıyor kitabı. Sonrasında “Kitap kafama vura vura bana beni anlatıyor.” diyecek kadar da samimi davranıyor. Birileri sizi sizinle ikna etsin ister misiniz? O zaman, kitabı, Zeynep Ünalan’ın güzel Türkçesinden okuyabilirsiniz.Gülmeye hasret kaldık...Gülmeye hasret kaldığımız günlerdeyiz. İşte tam zamanında Canan Tan’ın "Sol Ayağımın Baş Parmağı" adlı mizahi öykülerden oluşan kitabı imdadımıza yetişiyor. Kadınların gören gözüyle biriktirdiği gerçek ve komik ayrıntılar, öykü kahramanlarına hayat veriyor. “Dolap kapağının düştüğü, davula dönmüş sol ayağının baş parmağına ağıt yakanların, nazıl karısına kıyamadığı için çocuk doğurmayı üstlenmeyi seçen nazik kocaların, arabasını kaptırıp onun peşine düşenlerin, apandisit salgını yaşadıklarını sanan gariban ilçe halkının” hikayeleri var kitapta. Dediğim gibi tam zamanında. Biraz gülümsemek, tuhaflıklarımıza, kendimizde saklı kalmış acayipliklerimize gülmek isteyenler için çok keyifli bir kitap...Evliliğe farklı bakış açılarıEvliliği, en, en yaygın gönüllü organizasyon olarak tanımlayan yazar Dr. Gülcan Özer, "Herkes Kendi Hayatının Kahramanı" adlı kitabında evliliğe bakışı, bizim evliliği nasıl değerlendirdiğimizi gözler önüne seriyor. Yazar, bir terapist aynı zamanda. Dolayısıyla kitaptaki bütün öneri ve yol göstermeler bir uzmana ait. Her kadın gelinliğinin nasıl olacağını daha küçücük bir çocukken kafasında belirlemiştir. Aklında evleneceği adamın özelliklerinin sıralandığı bir listeyle seneleri devirmeye başlar. Aynı şey bu kadar net olmamakla beraber erkekler için de geçerlidir. Ama iki tarafın da unuttuğu başka faktörler vardır; çevre, aile, seçimler, karakterlerin uyumu, zevkler, paylaşılanlar ve en önemlisi aşk gibi... Evliyseniz evliliğinize; değilseniz fikrinize hitap edecek bir kitap...
Yeniden başlamak ister insan bazen. Sanıyorum, böyle zamanlardayız. Hayatın yeniden farkına varma zamanı... Bunun için harika önerilerim var!İntikamdan önce aşkla tanışın"Pınar, gerçekten bir işkolik. İş yerinde ayağını kaydırmak isteyenler var. Mesela Alptuğ. Zaten bütün iş onun başının altından çıktı. Pınar’ı çileden çıkarıp öfke nöbetine girmesine sebep olan da o. Ayrıca işten zorunlu izne çıkarılmasına da. Ama Pınar, işini geri almaya kararlı. Alptuğ'a ve onun işbirliği yaptığı, rakip şirketin yakışıklı nplayboy patronu Kerem Karadağ'a gününü gösterecek. Plan bu yani. Ama bir tek sorun var: İntikamdan önce aşkla tanışması gerekecek!"Bu arka kapak yazısını okur okumaz, aldım Vefa Enver’in Bana Öyle Bakma romanını. Çünkü canım yeniden başlamak istiyordu ve roman kahramanının seçtiği yolda ilerleyen kadınların cesaretini, aşka düşme hallerini yeniden okumak istiyordum. Pınar’ın iş dünyasında başına gelenlerle özel hayatında karşısına çıkanların nasıl kesiştiğini gördükçe hayatın her devirde kadınlara da erkeklere de aynı şeyleri yaşattığını bir kere daha gördüm. Bu da iyi bir şey değil mi? Hem tanıdık hem bir o kadar da yabancı kadınların ve erkeklerin dünyasına yeniden dalmak, tasarlanmış bu güzel öyküler içinde yolculuk etmek... Yazar, 2009’dan bu yana 12 roman yazmış. Romantik komedi türünde kitaplara, edebiyatımızda pek de rastlanmıyor. Hem güldürmek hem de düşündürmek her yazarın başarabileceği bir iş değil. Ama yazar bunu çok iyi başarmış.Deneme ve şiir bir arada..."Yazdığım her şey, kendimle kesişme ihtimalimdi. Bu yüzden uzun zamandır yazmıyordum. Boğulmak istemiyordum. Ama nereden bakarsam bakayım okyanustaydım."İçime Bir Unut Düştü, Figen Denli’nin kaleminden, hemen her sayfasında başa bir şiir, başka bir deneme ile karşılacağınız çok farklı bir kitap. Bu tür, edebiyatta kısa süre içinde çok sayıda okur buldu kendine. Edebiyatı yenilemenin, parlatmanın, sevdirmenin en güzel yolu, farklı yazın türleri denemek. Yazar bunu çok güzel başarmış. Aşkı, sevgiyi, hayatı, var oluşu küçük sorgulamalarla, deneyimlerle, paylaşımlarla kendince ele almayı seçiyor ve bizim de okuduğumuz her başlıkla kendi dünyamızda; yeni yollar, yeni yerler keşfetmemizi sağlıyor.Tarihi erkekler yazar ama...Lakin Bu Bir Masal, Jale Şengün’ün romanı. Bir fotoğraf yığınıyla bir başka hikayenin, başka bir hayatın peşinde gitme arzusu, bilinmeyeni keşfetme ve mucizevi bir büyünün içine girme...Msalla gerçeği bir arada yaşamaya başlayan Serap’ın hikayesi, sizi hiç ama hiç ummadığınız denzilerin kıyısına götürecek...Masalları nesillerden nesillere akataranların kadınlar olduğubna inanan bir kadının kaleminden dökülen bu hikaye dünle bugünü, hayalle gerçeği birbirine ibrişim ipliklerle bağlıyor.Yazar, aslında hukukçu. Ama yapmak istediği insanlara dokunmak olsa gerek ki radyoculuğun yanında yazarlığa da soyunmuş. Üslubundaki farklılık ve lezzet, beni çok etkiledi. Eminim siz de seveceksiniz.
Yaz, hala tüm yaşanan zorluklara rağmen, kadından, erkekten ve aşktan bahseden kitaplardan söz etmeyi tercih ediyor...Seni Kaybettikten SonraAhmet Yavuz’un Beklentiler Üzer kitabı, şiirsel bir üsluba sahip. Modern edebiyatın nazım- nesir karışık türü...Her sayfasında düz yazıyla şiiri iç içe bulacak, hem düne hem bugüne dokunacaksınız. Çünkü yazı bugüne, şiir düne aittir biraz. “Çocuk kalsaydık, Morluklar sadece dizlerimizde olsaydı. Göz altlarımızda değil.” Diyerek başladığı irdeleme, hesaplaşma, merak ve heyecanlar, sizi aşk ve gerçekler üzerinde bir kere daha düşündürecek. Beklentiye düşmüş ve ondan zaman zaman haz almayı,zaman zaman da beklentinin yarattığı o boşluk yüzünden acı çekmeyi bilenleriniz varsa bu kitap onlara çok hitap edecek. Aşk,acı ve hazzı bir arada yaşatan tek mucize... Onu yazabilmek de marifettir, gerçek bir gözle ona bakabilmek de, onu okuyabilmek de... Dokuz Yayınları 176 syf, 12TLSen benim bir parçamsın1949'da Kobe'de doğan Haruki Murakami, dünya edebiyatının en önemli isimlerinden... Kitapları eklinin üzerinde dile çevrilmiş ve edebiyat alanında pek çok ödül almış. Sputnik Sevgilim’in ilginç bir adı var. Çünkü Sputnik, 1957'de Sovyetler Birliği'nin yaptığı ilk yapay uydunun adı. Sevgilinin sıfatı neden böyle bir yapay uydu asından seçilmiş, diye düşünmeden edemiyor insan. Sumire, ilk defa aşık olunca hayatının nasıl başka bir yöne akacağından habersizdi. Kimilerine göre yanlış kimilerine göre yalnızca yaşayanları ilgilendiren bu aşk, onu kendi ve aşkla ilgili defalarca düşünmeye yönlendirecekti. Aşkın o büyülü ama bir o kadar da zor taraflarıyla yüzleştikçe yaşadığı bu duygunun ona neler kattığını ve ondan neler aldığını yavaş yavaş anlayacaktı... Doğan Kitap 224 syf, 19TLAşkı ikiye bölemezsinKinyas Kartal'ın ilk kitabı Aşk Büyük Harfle Biter, çıkalı iki sene oldu. Yazar, güzel anlatıyor aşkı.Bu Aşk Sana Emanet çıkınca kitabın üstünde onun adını görünce hemen aldım. Tam da umduğum gibi oldu. İkiye bölünemeyen, tek taraflı olursa anlamını bulamayan,insanı kendine çok çabuk alıştıran, onu yoran, dinlendiren, kızan, sakinleştiren, hayatın her dönemecinde karşısına yenilikler çıkaran aşkı anlatıyor yazar. Yazdığı küçük bölümlerle kocaman bir bütünlük yaratan yazar, sizi bir kere daha düşündürecek:"Şimdi sorsan bana aşkı ne yarın kalmalı ne tamamlanmalı işte o yüzden azizim en iyisi hiç başlamamalı" Doğan Novus 181 syf, 17TL
Acaba yaşanacak bütün aşklar, kadınları mutlu edecek midir? Yaşamadan ya da yaşanmış kadın hikayelerini okumadan bilemezsiniz.Ben bu yaz, kimseye söz vermiyorum.Ya önünüzde yaşanacak bir yazınız daha var mı yok mu bilmiyorsanız? Hayat size bir oyun oynamış ve sağlığınızla tehdit etmişse sizi? Bir genç kızın tuttuğu günlükten kocaman bir hayat hikayesi çıkacağını, o günlüğü yayınevine getiren annesinden başka kimse bilmiyordu. Kırmızı Rujlu Kız, Fisun’un annesi Saliç Hanım’ın fikri…Nuray Güvendi Azeri, ona bu işte yardımcı olmuş.Destek Yayınları 222 syf, 17TL Olası heyecanlar ve heyecanlı olasılıklar…Hayat, bazen bir yol çizer insanlara Bir hikayenin içine düşer, karşısındakiyle yaşayacağı bir yazı daha var mıdır, bilmez… Kendi Yaşamın Gibi Buyur Çekinme, Sibel Baykam’ın ilk romanı. Bu bir erkek romanı ama kadının hikayesini anlatıyor. Adamın başına ne geleceğini merak etmekten çok kadına odaklanıyorsunuz. İşin içine hem kadını hem erkeği sokan; aşkı, yenilgileri, zaferleri bir bütün olarak aynı hikayenin içinde anlatan bir eser bu.Piramit Yayıncılık 199 syf, 12TLO, günümüzün Marilyn Monroe’su...Taylor Swift deyince aklınıza bugüne kadar aldığı 10 Grammy Ödülü ve 10 Amerikan Müzik Ödülü gelmiyordur kuşkusuz.. Ama siz onun güzel gözlerini, Marilyn Monroe’yu andıran muhteşem sarı saçlarını ve birbirinden güzel American Country tarzı şarkılarını biliyorsunuzdur. İşte Tay, Swift hakkındaki tüm soruların cevaplarını veren ve şahane başarı öyküsünü anlatan Jill Parker’ın biyografik çalışması. Kitabın en güzel yanı, roman tadındaki üslubu.Martı Yayınları 208 syf, 15TLYerli ve acayip bir Külkedisi romanı…Bir kadın hayal edin; şişman, bakımsız, hatta çirkin…Ve aşık.. Aşkını ancak uzaktan yaşayabilen biri. Başından geçen hoş ve güzel ayrıntılar, farklı sebeple sonucunda; bakımlı, güzel, havalı, genç bir kadına dönüşüyor. Hikaye, yerli film gibi değil mi? İnanın, kitabı okuduğunuzda da aynı tadı alacaksınız. Türk Lokumu adlı kitabının girişinde “Her kadın yıldızdır. Ve parlamak için bir şansı hak eder” diyen Selin Deniz Laçin, yaşadıklarını tatlı bir üslupla sunuyor.İnkılap Kitabevi, 263 syf, 19TL
Ülke olarak zor günlerden geçiyoruz. Böylesi ruhumuzu yıpratan. nefes alamayacak duruma geldiğimiz zamanlar için en iyi terapi yöntemlerinden biri de okumak.. İşte önerilerim“Doğru”yu bulmaya hazır mısınız?Psikiyatrist Dr. Gülcan Özer’in kaleme aldığı “Herkes Kendi Hayatının Kahramanı“ ismi çok ümitli bir kitap, önce adı beni kendine çekti. Çünkü en büyük ümidimiz, kendimiziz sahiden. İnsan ne olursa olsun, çareyi her konuda kendinde bulmak istiyor, bunun yollarını keşfetmeye çalışıyor. Bu bile bir yaşama bağlılık göstergesi değil mi?33 deneme var kitapta… Hayatı, anneliği, kadınlığı, çocukluğu, aşkı, evliliği; kısacası insan olmakla ilgili her şeyi, samimi, dürüst ve uzman bir dille anlatmış yazar.Deneme türünün samimi, kısa ve çok şey anlatan güzelliğiyle vermiş bize. Hem okuyup hem düşüneceksiniz. Biraz hesap kitap yapacak, kendi kahramanlığınızı alkışlayacaksınız.Doğru yaşamanın ne demek olduğu üzerinde biraz kafa yoracak, sonra adına o “doğru“ dediğimiz şeyin ne olduğunu bulmaya çalışacaksınız.İnsan ne olursa olsun, çareyi her konuda kendinde bulmak istiyorBüyükleri çocukluğa davet ediyorBence bu bir masal kitabı…Ama yetişkinler için yazılmış. O kadar değişik, saf ve masum ki… Yazar Gözde Baytan, “Denizkızı Olmak Çok Önemlidir“ adlı kitabıyla bizi çocukluğumuza geri götürüyor. Zaten kitabın başında bunu kendisi söylüyor:“Şimdi her şey unut.Seni yeniden 6 yaşına davet ediyorum.”Çocukluğa gidebilmek için sahiden de her şeyi bir an olsun unutmak gerekiyor, yoksa yetişkinliğimizin acımasız, sorumluluk almayı seven, kontrolcü tarafı bizi asla serbest bırakmıyor.Büyükler için yazılmış bu hikaye; bir çocuk için hayat öğretileri, bir yetişkin içinse hayat muhasebesi…Yaşanan her ayrıntı, hayat hakkında bize verilmiş ipuçları. Bizim görevimizse kaç yaşında olursak olalım, yaşadıklarımızdan sonuçlar çıkarmak ve bunlardan bir şeyler öğrenmek. Biz bunun adına tecrübe diyoruz ve bunları biriktirmek bazen acı verici de olabiliyor. Peki, bunu bir çocuğun gözüyle, yüreğiyle ve yaşanmışlıklarından yola çıkarak, bir kitapla yapmayı denersek?O zaman gülümsüyoruz.Bu kitap sizi hem gülümsetecek hem de düşündürecek…Kitaba göre: “Doğrular eğri, yanlışlar doğru, gerçekler gerçektir çocukken. Bu hikaye o zamanlara bir yolculuk...İçindeki küçük çocuğun hikayesi bu.”Yaşadıklarımızdan sonuçlar çıkaralım ve bir şeyler öğrenelimKaranlıkta bile bir şeylerin ışıldadığını görürüzYüreğinin Götürdüğü Yere Git, kitapların şahı olmuştu bir dönem. Hayatla ilgili nefis bir felsefeyi içinde saklayan şahane bir kitaptı. Susanna Tamaro, yine yazdı. Bu sefer roman değil ama, bu sefer denemeler… Nasıl sıcak, nasıl doğal, nasıl anında içine girebileceğimiz denemeler, ancak okuduğunuzda göreceksiniz. “Düşünen Bir Yürek” aşkı, insanları, mutlulukları, hüzünleri, kavramları, dostluğu, cinayetleri, yaşadıklarımızın bizde bıraktığı izleri yazarın seçimleriyle ve kendi görüşleriyle anlattığı bir kitap…Gözlemlerini, biriktirdiklerini, tecrübelerini önce kendisi için yazmış. Özgürce ve hiçbir sorumluluk almadan. Siz de kitabı okurken aynı serbestlik içinde olacaksınız.
Bu yaz, çok güzel aşk romanlarıyla renklendi kitap rafları. İşte size yoldaşlık edecek eserler.Valizinize ne koyuyorsunuz tatile giderken? Mayo, terlik, güneş yağı… Peki ya en yakın dostlar? Onlara mutlaka yer vermelisiniz valizinizde. Çünkü deniz kenarlarının veya havuz başlarının en kaliteli anları, kitaplar sayesinde yaşanır. Okuyacağınız her satır, her kahraman, her olay; sizi yeni hayal dünyalarına taşır. Kitaplar, dilleri sayfaların içinde saklı olan dostlardır.Bu yaz, çok güzel aşk romanlarıyla renklendi kitap rafları. Aşk, hiçbir zaman modası geçmeyen, bitmeyen; kim olursa olsun, nerede yaşarsa yaşasın hiç eskimeyen, şahane bir duygu. Olmayan merak içinde, olan bir dahasını yaşamaya meraklı. Bu sebeple ne aşktan vazgeçebiliyoruz ne de onu anlatan romanlardan… Ama aşk tutku ve güzellik kadar kırgınlık ve acıyı da yaşatmaya müsait. Siz hangi taraftan dokunursa onu yaşayacaksınız.Erkeğin gözünden aşka bakışEsin Sayar’ın “Aşk Gibi Anlıktır İhanet” romanı, bir kadınla onun ardında bıraktığı izleri takip eden bir adamın hikayesini anlatıyor. “Selin, ona hayran erkeklerin deyimiyle “taze nefes gibi ruha giren” bir kadındı. Sarışın, güzel ve daha tehlikelisi de aşka aşıktı. Fethiye’den denize açılan o ahşap teknede neler yaşanmıştı? Selin’in ardında bıraktığı izleri takip eden avukat Sinan, karşılaştığı sırrı çözebilecek miydi?“Bu satırlar, kitabın tanıtım yazısından… Bu girişten aşkla ihanetin, hayatın içindeki çıkmazlarla onları çözmeye kendini adamış insanların neler yaşadıklarının ipuçlarını anlayabiliyoruz. Kadınla erkeğin neler yaşadığının, aşka nasıl isim verdiğinin peşine düşüyoruz. Başkalarının hikayelerinde kendi yaşadıklarımızdan izler arıyoruz. Esin Sayar, tatlı ve akıcı bir dille bizi günümüzde yaşanabilecek merak duygusu uyandıran bir aşkla baş başa bırakmış… Üstelik bütün bunları, bir erkeğin gözüyle anlatmış. Bir günde okunup bitirilecek bir hayat ve aşk hikayesi…Başkalarını düşünmek nereye kadar?Beth Chandler’ın iki aşk arasında nasıl kaldığını ve sonrasında başına gelenleri anlatan tatlı bir yaz romanı “2 Aşk Arasında” Terri Osburn’un kaleminden Burcu Gönül’ün başarılı çevirisiyle bizlere ulaşan bu aşk romanı, bir kadının kendi duygularıyla kendisine hissedilenler arasında kalışının zorluğunu, bunlardan sıyrılıp kurtulma çabasını ve sonunda nasıl bir karar aldığını bizlere anlatıyor Sadece başkalarını memnun etmek için yaşayan, aslında bundan keyif alan; ama hayati bir karar alma aşamasında kendisini mi yoksa karşısındakini mi mutlu edeceğine karar vermek zorunda kalan, hayatın köşeye sıkıştırdığı bir kadındır Beth Acaba hayat mıdır onu köşeye sıkıştıra yoksa kendisi midir kendi isteğiyle bu köşeye sıkışıp kalan? Başkalarını düşünerek yaşamanın daha çok kadınlara has olduğu dünyada acaba kendisi için ilk defa bir şey yapabilecek midir Beth’in yaşayacağı aşkın adını nasıl koyduğunu keyifle okuyacağınız, hoş bir aşk romanı…Hayatın akışını değiştiren karşılaşmaSenden Önce Ben, yakın zamanda sinemalarda gösterime girmişti. Jojo Moyes’in kaleme aldığı bu romantik aşk hikayesi, o kadar başarılı bir şekilde yazılmış ki senaryolaştırılıp film olması da çok kısa bir süre içinde olmuş. Ama bütün iyi okurların bildiği gibi, bir film asla o hikayeyi anlatan kitap kadar zevk vermez insana. Orada filmi bir yönetmen yönetiyor, buradaysa okurun kendisi. Bundan dolayı önce kitabı okuyun, filmi sonra izler, yönetmenin hangi aşkı gözle gördüğünü daha iyi anlarsınız Aşkın bir insanı baştan ayağa nasıl değiştirdiğini, ruhuna nasıl bir nefes üflediğini, bir mucizeyi nasıl gerçekleştirdiğini okuyacağınız bu roman, sizi bambaşka dünyalara götürecek. Geçirdiği motosiklet kazasıyla hayatı neredeyse biten Will’in hiçbir şeyden zevk almazken Lou’yla karşılaştıktan sonra yaşadıklarını anlatan bu taze aşk romanı, yaz köşelerinin en güzel arkadaşı olacak. İşin güzel yanı, hayatı daha uzun bir süreçte gözlemleyebilmek ve aşkın gidişatını takip edebilmek için kitabın devamının da okunabilir olması.
Bayram tatilinin sonuna gelirken bizi tempolu hayatımıza yavaş yavaş hazırlayacak çok güzel kitaplar var raflarda… Tatil dinginliğinden günlük yaşama sakince geçmemizi sağlayacak, bizi hiç yormayacak kitaplar…Eski İstanbul’a götürüyorŞebnem İşigüzel’in bizi alıp bugünden ta 1876 yılına götürdüğü şahane bir roman Gözyaşı Konağı… Güzel bir genç kız, buruk bir aşk hikayesi, eski İstanbul… Sanki bir tarih kitabının sayfalarında şahane kıyafetli kadınların, yakışıklı beyefendilerin arasında yürür gibi oluyorsunuz kitabı okudukça… İnsan özlüyor böyle dönem romanlarını okumayı...İletişim Yayınları, 250 syf, 19.50 TLGazi ile sohbetler ve anılarHıfzı Topuz, Atatürk Sesleniyor adlı anı kitabında konu başlıkları altında Atatürk’ün yaşadıkları ve etrafındakilere verdiği nasihatleri anlatmış.Bu sıcakkanlı devlet başkanı yaşadıklarıyla yazarı o kadar etkilemiş ki, yakın çevresinden derledikleriyle, okudukları ve bildikleriyle bizim karşımıza adeta etten kemikten bir Atatürk çıkarmayı başarmış.Remzi Kitabevi, 247 syf, 20TL100 Güzel KelimeMakreme, çatana, desibel, pripirim, kalabaliken, meşk, halt…Bunlar ne demek, biliyor musunuz? Hangileri hala dilde var, hangileri daha az kullanılır olmuş, haberiniz var mı?Sevan Nişanyan, 100 Güzel Kelime adlı kitabında karışık bir sözlük gibi bu kelimeleri art arda dizerek sizi kelimeler arasında tatlı bir yolculuğa çıkarıyor.Ağaçkakan Yayınları, 185 syf, 16TL
Bayram haftasında keyifle okuyacağınız kitaplar da sizinle buluşmayı bekliyor. Elif Şafak’ın son romanı “Havva’nın Üç Kızı” ise öne çıkanlardan.Şirin, Mona ve Peri…Havva’nın Üç Kızı, Elif Şafak’ın son romanı… Elif Şafak güzel yazıyor kadınları… Yarattığı her kadında kendinden biraz bir şeyler var gibi… Yazar: “Bu romanı sokakta, okulda, iş yerinde, evde şiddete, tacize ve ayrımcılığa maruz kalan; haklarında bol bol atılıp tutulan ama aslında eşitlikleri bile sorgulanan; ne yazık ki bir türlü ”kız kardeşlik” ekseninde buluşamayan; Türkiye’nin dirençli, cesur, sevgi dolu, her kesiminden kadınlarına ithaf ediyorum.” diyerek her zaman olduğu gibi kız kardeşlik kavramının bir kez daha altını çiziyor. Bu gerçekten de biz kadınların üstünde ayrıntısıyla düşünmemiz gereken bir var oluş, duruş ve kendimizi ortaya koyuş biçimimiz olmalı. Romanı okudukça roman kahramanları olan bu üç kadının bunu başarıp başaramayacağını göreceksiniz. Bu kadınlar bazen farklı bazen de aynı yönleriyle size tanıdık gelecek.Hayatta zarif olma tüyoları“Ve İş Hayatında ve Sosyal Yaşamda Zarafet” başlıklı kitap, toplum olarak en çok ihtiyacımız olan noktalara parmak basıyor. Gökhan Dumanlı’nın kitabı beden dilini, ses tonunu, mimikleri nasıl kullanacağımıza ilişkin ayrıntılardan oluşuyor. Nasıl daha düzgün bir insan olunur sorusuna farklı konu başlıklarıyla cevap veriyor. İyi niyetle ve nezaketle donanmış bir toplum iken bu değer yargılarını yitirmiş başka bir toplum olma yolunda ilerlerken belki de tek ihtiyacımız, birinin çıkıp bize kim olduğumuzu hatırlatması…Depresyona farklı bir bakışMatt Haig, “Yaşama Tutunmak İçin Nedenler” adlı kitabında depresyonla ışığını yitirmiş kaygı dolu kişisel tarihini yazarak okuyucuyu farklı bir yolculuğa çıkarıyor. İnsanın hayatta başına neler gelebileceğini, bu başa gelenlerle nasıl baş edileceğini, bütün bu zorlukların insanların başına aslında neden geldiğini tekrar tekrar düşünmek için, okuyucuya fırsatlar sunuyor. Yazar, depresyona farklı bir açıdan yaklaşıyor.“On üç yıl önce bu kitabı yazamam mümkün değildi. Ya ölecektim ya da delirecek...” diyerek yaşadıklarını okurlarıyla paylaşan Matt Haig, kitabında kendi hikayesini anlatmış.