Tülay Gürler Kurtuluş

Tülay Gürler Kurtuluş

-

Şahane yemekler kitaplığı...

22 Ekim 2016

Bu hafta sonunun kitapları, soframızın yeni lezzetlerine ayrıldı... Yeni yemek kitaplarının içeriği de formatı da çok değişik… Gelenekleri ve tecrübeleri ustalıkla aktarıyorlar...Çiçek, yemek, hayat, vesaire…Edwina Sponza, İzmirli bir ailenin kızı. Çocukluk anılarının en taze hikayesinin başrolünde anneannesi var. Onun evi, onun yemekleri, onun hatıraları… Bir de çiçekler var onu etkileyen ve lezzetler var tadını, tarifini paylaşmak istediği. Mimozalar ve Lor Peyniri’nde bunları bir araya getirmiş. Şahane fotoğraflar ve hayatı yaşanır kılan bakış açıları ve beslenme alışkanlıklarına uygun tariflerle yaşanmışlıkları paylaşmış okurlarla. “Benim için mutluluğun ne demek olduğunu göreceksiniz bu kitapta. Bir günümü saat saat nasıl mutlulukla doldurduğumu anlatmaya çalıştım. Dileğim, kitabın size ilham vermesi” diyor Sponza... Başlıkları ve fotoğrafları özenle seçilmiş bu kitap, alanında ilk olma özelliğini taşıyor.Doğan Novus, 183 syf, 63TLİçkinin en yakın arkadaşı mezeler…Bir adam düşünün, hayatının 15 yılını Ege ve Ayvalık mutfağıyla ilgili araştırmalar yaparak ve bunu inceleyerek geçirmiş. Erkan Acurol, bu işe gerçekten gönül vermiş ve bulduklarını başkalarıyla paylaşmayı her zaman çok sevmiş. Rakı Balık Ayvalık, yazarın son kitabı. Maalesef, bu kitabın yayına hazırlandığı süreçte, yazar aramızdan ayrıldı. “Çamlık, Ayvalık, Cunda; gelsin rakı, balık, roka…” sloganıyla okurlarla buluşan kitapta sadece yemek değil, çok güzel ayrıntılar bulacaksınız.Türkiye İş Bankası Yayınları,167 syf, 28TLBöyle mönü olur mu demeden önce…“17 yaşında bir çömez olarak kendimi bildim bileli yemek yapmak en büyük tutkularımdan biri. Bu tarifler, içinde kendimi özgür ve rahat hissettiğim, sayısız saat geçirdiğim küçük dünyamın, mutfağımın lezzetleri.” Deniz Yılmaz, kitabının başına böyle bir giriş cümlesi yazmış. Çömezin Mutfağı, iddiasız ismiyle okurları yanılgıya düşürebilir. Okurlara sadece yemek yapmayı değil, yemek yapmanın püf noktalarını, basit bilgileri ve yemek yapmanın yanında bilinmesi gereken önemli notları da Yılmaz. Bütün tarifleri şahane fotoğraflarla ve konuşur gibi yazılmış üslubuyla veriyor. Başlangıçların, ana yemeklerin, pastane ve şekerci bölümünün, tatlıların ve daha başka sürprizlerin de yer aldığı lezzet dolu bir kitap…Ommedya, 118 syf, 35TL56 çeşit balığın bir araya geldi...Süleyman Dilsiz, Kılçıksız Balık, adlı kitabında, 18 yıl önce hobi olarak başladığı balık yemeklerini bir araya getirmiş. Balıkçılarda karşımıza çıkan, tam 56 çeşit balığı; etinin yapısından lezzet mevsimine, boy yasaklarına, alışverişten sağlıklı saklamaya ve çeşit çeşit pişirme yöntemlerine kadar her haliyle okurlara anlatıyor. Bir çeşit balık ansiklopedisi niteliğinde olan bu bölümler, kitaba bambaşka bir özellik katıyor. Kitabın bir başka özelliği de Türk insanında balık pişirmek için yer etmiş fırın-ızgara-tava üçlemesinin dışında alternatifler vermesi...Alfa Yayıncılık, 365 syf, 30.15TLDüdüklü tencerenin büyüsü…Türk mutfağının klasik yemeklerinde batının en meşhur yemeklerine kadar ne var ne yoksa hepsini düdüklüde çok kısa bir sürede pişirebilirsiniz.Yazar Refika Birgül, düdüklü için şöyle diyor Düdüklünün Sihirleri adlı kitabında: “Düdüklüde yapılan bir keki yedikten sonra fırında yapılanlar çok yavan gelebilir. “Bugüne kadar neden cheesecake’i fırında yapmışım?’ diye hayıflanabilir, ‘Bu kadar kolay mıymış?’ diyebilirsiniz.”Yazar, yemek işine gönül vermiş, televizyon programlarında anlattığı tarifleri, farklı bakış açılarıyla yarattığı kitaplarında bir araya getirmiş bir yazar Refika Birgül. Refika’dan Farklı Tarifler, Bulgurun Halleri, Narlı Tarifler bunlardan birkaçı…Boyut Yayın Grubu, 175 syf, 29TL

Devamını Oku

İnsanlar, hayatlar, kitaplar...

9 Ekim 2016

Kitabın türü ne olursa olsun hepsinin merkezinde insan var. Bu sebeple seviyor bazılarımız okumayı. Hatta bazen okumak yetmiyor, yazmayı da seçiyoruz...Bir Kadın Hikayesi“Lydia öldü. Ama henüz kimse bilmiyor.” Kitabın ilk cümlesi böyle. Ne olmuş, nasıl olmuş ve aslında neden olmuş merakıyla sarılacağınız bu hikayenin ana kahramanı bir kadın… Sana Söylemediğim Her Şey, Celeste NG’nin ilk romanı ve ABD’deki internet satış noktası Amazon’da bir süre en çok satanlarda ilk sırada yer aldı, sonra da yılın en iyi kitabı seçildi. Gerçekten etkileyici bir roman. İnsanın her yerde aynı insan olduğunun kaçınılmaz kanıtı… Paramızı vekaleten harcıyor, asaleten de yiyoruz...Aslı Şafak’ın kitabı “Bana Bana Hep Bana”. Ekonomi, bu kadar tatlı, bu kadar sevimli, bu kadar eğlenceli anlatılabilirdi ancak… Nasıl yakalıyor bazı yazarlar üslubu, hayranlıkla izliyorum. Hayatın para ile kesiştiği yerler, kişiler ve durumları, o kadar tanıdık örneklerle anlatmış ki, kitabı oturur oturmaz okumaya başlıyor kalkana kadar elinizden bırakmıyorsunuz. Bıraktığınızda kitap bitmiş oluyor zaten....Doğru adamlar nerede?Her kadın hayatının bir döneminde yanlış bir adam sevmiştir. Onu düzeltmeye çalışmak gibi anlamsız, sonuçsuz ve boş bir işe girmiştir, işin sonunda duvara toslamış ve o bilinen gerçeğe istemden de olsa ulaşmıştır. Melis M. “Yanlış Adamlar Atlası”, adında bir kitap yazmış, O, yapılmayanı yapmış, dobra dobra yazmış: En başından doğru adam yoktur diye kestirip atmış...

Devamını Oku

Ekimin ilk kitapları...

1 Ekim 2016

Yeni bir ayın başında, aşk ve hayat hakkında bizleri düşünmeye davet eden kitapların tadını çıkarın...Ertelemeye son ver!Böyle kitaplara karşı önyargılıydım... Ama sonra bu tür kitapları okumaya başladığımda birilerinin çıkıp bizim yerimize bazı doğruları keşfettiğini gördüm. Basit gibi görünen ayrıntılar, kaçmayı tercih ettiğimiz zayıflıklarımızdı. İşte o zayıflıklardan biri de işleri bilinçsiz olarak erteleme ve bunu hayatı planlama zannetme idi. Cenk Kahvecioğlu; “Sonra Değil, Şimdi” adlı kitabında hayatı zamanında yaşamanın formüllerini anlatıyor. Bunu da harekete geçerek başarılabileceğini örnekle anlatıyor. Ve şahane bir saptamada bulunuyor: “Kendine değer vermek, harekete geçmekle başlar.”Aşkta denge var mıdır?Aslı, aşkı yaşamayı, onun her türlü inceliğini anlamayı büyük bir gönüllülükle yaşamak isteyen adı bilinmeyen bütün kadınlardan biri... “Benim susuzluklarım, ıssızlıklarım, neşeli kalabalıklarım, unutulmaz anlarım, saklı mucizelerim, savrulduğum fırtınalarım var. Benim doymuşluğum, görmüşlüğüm, şaşırmışlığım, sınanmışlığım, hatta yaşamışlığım var.” Diyerek bize anlatacaklarının ipucunu daha ilk sayfada veriyor bize.”Her kadının aşkla ilgili söyleyecek sözü vardır. Biriktirdiği tecrübeleri, kendisine çıkardığı payları, hiçbir şey öğrenmemiş tarafları…Duygu Özlem Yücel, “Dengesiz Bir Aşkın Anatomisi”nde, aşkla ilgili ne varsa anlatmış. Aşk hakkında fikri olan herkese mutlaka bir şey ifade edecektir.Onları tanıyor musunuz?Kimi politikacı, kimi tiyatrocu, kimi müzisyen, kimi spiker... 70'lerde doğup ilk gençliklerini seksenlerde yaşayanlar başta olmak üzere onlardan büyüklere de hitap eden bir kitap “Tanıdıklarım”…Nasıl sıcak, nasıl güzel, nasıl sahici… Müjdat Gezen, tiyatro ve sinema sanatçılığının yanında ne kadar başarılı bir yazar olduğunu da bizlere bu kitabıyla gösteriyor.80'lerin sonunda ve 90'larda neredeyse prototip olmuş isimler var kitapta. Süleyman Demirel’den Müzeyyen Senar’a, Kandemir Konduk’tan Türker İnanoğlu’na, Savaş Dinçel’den Halit Kıvanç’a ve Atatürk’e kadar sıralanan yirmi beş kişinin Müjdat Gezen’in ruhunda ve zihninde bıraktığı etkiler, hatıralar ve yaşanmışlıklar var kitapta. O kadar renkli,o kadar samimi ve hakiki ki…Sizi alıp çocukluğunuza, en sağlam dününüze götürüyor. Türk insanın ne kadar büyük değerler yetiştirdiğini bir kez daha düşünüyorsunuz.

Devamını Oku

Eylülün son kitapları…

25 Eylül 2016

Sonbaharın içindeyiz. Bu dingin günlerde, kahvemizi yudumlayıp yeni çıkan kitaplara göz atacağımız naif günleri yaşıyoruz...Gençliği geride bırakırken…Pınar Kür’ün kimseye benzemeyen üslubuyla tanıştığımda 1987 senesiydi ve yazar, Akışı Olmayan Sular’ı yazalı üç yıl olmuştu. Onun öykülerinde veya romanlarındaki kahramanlar, bana her zaman çok tanıdık gelir.Sadık Bey ise, son romanı…50'li yaşlarının sonlarında, büyük bir şirketin hissedarı olan bu adam boşanmış, bir kızı ve torunu olan parçalanmış bir ailenin reisi. Var olan hayatında değiştirmediği, değiştiremediği ne varsa yenilerini koymaya kararlı bulur kendini… Bu romanı okurken hem insanlar hem de kendiniz hakkında daha derin tahliller yaparken bulacaksınız kendinizi...Sahiden nedir bu aşk?“Yazı’nın var olduğu dünyada her şeyin mümkün olacağı”na inanan bir yazar Aşkın Güngör. Aşkı, “Hayatı acınası bir öyküye dönüştüren, mutluluktan çok kederle dolu, içinden çıkılamayan zifir bir zindandan başka bir şey değil” diye tanımlayan bir kalem. İlişkilerin sarpa sardığı, herkesin yaşadıklarını sorguladığı bir düzende, aşkı sorguluyor Aşk-ı Muamma’da.Aşk konusunda kaleme alınmış sayısız kitaba, şiire rağmen, biz okurlar bu konuda yazılanları okumaktan hiçbir zaman bıkmayacağız, diye düşündüm kitabı okurken. Çünkü bu kitapta olduğu gibi aşktan söz eden, ekseni aşk olan her kitapta aşkın, yazar tarafından başka türlü tanımlandığını, kahramanlarında başka türlü yaşatıldığını görüyoruz.Kelimelerin ruhu vardır...Kitabın yazarı David Whyte, İçimizi Rahatlatan Söylemler başlıklı kitabının başında kelimelere: “Kelimelere ve onların güzel, gizli ve imalı belirsizliklerine adanmıştır.” ifadesiyle belirtmiş düşüncelerini…Güzel, gizli ve imalı belirsizlikler, ne kadar hoş ve farklı bir özellik sıralaması… Ne kadar düşündürücü bir tanım aslında.Gerçekten de sözcüklerin kullanıldıkları dilde üstlendikleri anlamları, sonradan onlara eklenen yeni anlamları, sesteşleri, anlamdaşları ve kendilerine has fonetikleri var. Bütün bu özellikler, onları canlı birer varlık haline getiriyor. Hepsinin aklımızda ve ruhumuzda farklı yansımaları var. Hepsinde farklı şifreler gizli gibi… Ve bazılarının bize iyi gelen, ruhumuzu sarıp sarmalayan, bize merhem olan tarafları var. Çok hoş bir kitap… Kelime kelime ilerliyorsunuz ve kelimeler hakkında yazılanları okudukça yazarın saptamalarıyla kendinizde olan yansımalar arasında ortak noktalar buluyorsunuz.

Devamını Oku

Kitaplarla yapılan yolculuklar…

17 Eylül 2016

Kitap okumak, yazarın kullandığı arabada yolculuk yapmak gibidir. Bu hafta sizi, çok değişik yolardan geçirecek yazarlarla tanıştıracağım....Bir cinayet romanı…Doğan Akhanlı’nın “Ona Sevdiğimi Söyle” adlı kitabı, bir cinayet romanı… Meraklı olanlarınız için söyleyeyim, öyle alışılmış bir cinayet romanı değil bu. Kurgusu, tasarısı tamamen farklı… Yazarın kimseye benzemeyen üslubu ve hayal gücü, insan hikayeleri ve eşsiz bir hayal gücüyle birleşerek okuyucuyu çok ilginç noktalara taşıyor. Sinan Çelik adlı kişinin bir cinayet sonucu öldürülmesinin ardından evinde bulunan on sekiz adet yağlı boya tabloda bu cinayeti gizleyen ipuçları saklı…Kitap da 18 bölüm. Acaba, cinayet kitabın sonunda çözüme kavuşacak, suçlu ortaya çıkacak mı? İşte size şahane bir yolculuk…Hayatımın bıraktığı izler...Yaşadıklarımızın ne kadarı aklımızda yer ediyor? Ne kadarını unutmuyoruz, ne kadarı hayat boyu bize örnek olmaya devam ediyor? Neler birikiyor duygu süzgecimizde?Melisa Kesmez’in Bazen Bahar adlı kitabı, bu süzgecin üstünde kalanlardan oluşuyor… Kısa seçkiler, mektuplar ve paylaşımlarla, hayatının onda iz bırakan taraflarını bizimle paylaşıyor. Ağır, anneanne yorganlarından, muzun en önemli yenilik olduğu yılbaşı gecelerimizden, sevgililere gönderilen mektuplardan, değişen hayatlardan, çocukluk bahçelerinin gizemli köşelerinden, yarım kalmışlıklarımızdan, başlangıçlarımızdan söz eden bu kitap, sonbahara yakışır güzel bir yolculuk olacak sizler için. Yazarın akıcı dili de en güzl özelliği kitabın…Hızlı okuma teknikleri...+45, adı değişik bir kitap… Neyin şifresi olduğunu yazmayacağım ama kitap hızlı okumanın tekniklerini anlatıyor dersem, bu işi bilenler bu isimden bir ipucu çıkaracaklardır.Özellikle sınavlara hazırlanan, hızlı okuma tekniklerini bilmeye ihtiyacı olan öğrenciler için ideal bir başvuru kitabı olma özelliği taşıyor. Serkan Aydın, bunu deneyimlemiş ve okurlarla paylaşmayı tercih etmiş.Öğrencilerin, en büyük sorununun çoktan seçmeli sınavlarda yaşadıkları zamanlama olduğu düşünülürse bu kitap, ülkemizde hala devam eden ALES, YGS, LYS, KPSS gibi son sözcüğü sınav olan sayısız sınava giren öğrencilerin bir numaralı yardımcısı olacaktır.Bu da teknik bir bilgi yolculuğu… Sadece sınavlara hazırlananları değil, iş dünyasında, okullarda uzun metinler okumak zorunda kalan pek çok kişiyi teknik ama kolay bilgilerle donatıp onlara hızlı okumanın püf noktalarını öğreten bir kaynak…

Devamını Oku

Sonbaharı kitaplarla yaşamak…

10 Eylül 2016

Mevsim, okuma mevsimi… Yeni kitaplar raflardaki yerini alırken, kendimizle ilgili farklı yönleri keşfetme zamanı...Sahiden neyiz biz?Yoğun bir yabancılaşma alıyor bizi, öz benliğimizden uzaklara sürüklüyor. Kendimizi oynadığımız rollerden ibaret görüyoruz. Özümüz yerine imajımızla bir tutuyoruz kendimizi. Bu da bizi başkalarının onayına bağımlı kılıyor. Sevgiyi dışımızda aramaya başlıyor, birbiri ardına bağımlılık ilişkileri kuruyoruz. Neyiz biz? Başkalarının sevgisine umutsuzca gereksinen varlıklar mı?”... Don Miguel Ruiz ’in kitabı Ustaca Sevmek, insanın nasıl bir varlık olduğu, kendi ile nasıl bir yolculuğa çıktığı konusunda okuru aydınlatıyor hem de felsefenin derinliklerine çok inmeden gayet sakin bir şekilde yapıyor bunu. Nasıl ilişkiler kurduğumuzun, bu ilişkileri kurarken nelere dikkat ettiğimizin ya da belki de etmediğimizin yolculuğuna çıkarıyor bizi… Sevginin gücünü yeniden keşfetmemizi sağlıyor.Ötesi Yayınları 129 syf 11TLTepetaklak yaratılmış adam…Yarattığı modern palyaço Şarlo ile hafızlara kazınan Charlie Chaplin’in farklı bir bakış açısıyla ele alınan hayatından bir kesitin anlatıldığı “Charlie Chaplin’in Son Dansı“, Fabıo Satssi’nin kaleminden çıktı.Ölümle pazarlığa oturan bir komedi ustasının hayattan beklentilerini, onunla arasında oluşan sağlam bağları, evlat sevgisini ama öncelikle yaşama tutkuyla bağlı oluşunu zaman zaman anlatılar, zaman zaman da diyaloglarla anlatan çok keyifli bir kitap…Ömrünün nihayete ereceğini anlayan bir komedyenin yaşamak pahasına ölümü güldürebilmek için verdiği mücadeleyi ilgiyle okuyacaksınız.Olasılık Yayınları 237syf 19TL

Devamını Oku

Sonbahara yakışan kitaplar

3 Eylül 2016

Okuma mevsimine geldik, havaların azıcık serinlediği ılık-sarı sonbahara... Yazarların en çarpıcı ifadelerinin saklı olduğu mevsimde birçok kitap çıktı...Hayat devam ediyor...Eddi Anter’in yeni kitabı Kesmeşeker, yine bir insan hikayesini anlatıyor, üstelik kendi ağzından… Sahici, çok yakın zamanda yaşanmış bir olayı, okura anlatır tatta akıp gidiyor sayfalar üzerinde sözcükler. Bir film izler gibi ya da yazarla karşılıklı oturup konuşuyormuş gibi oluyorum kitabı okurken. Hayat güzel şey… Ama bir o kadar da karanlık köşelere de sıkıştırabiliyor yaşayanları. Öyle şeyler oluyor ki bazen izleri ömür boyu silinmiyor.Hayat, öyle büyük sürprizler hazırlayabiliyor ki insana, her şeyi alt üst edip düzeni yeniden kurabiliyor. Yazarın, akıcı Türkçesinin ve klinik psikolog oluşunun kitabı nasıl şekillendirdiğini; hayatın bizim için cebinde sakladıklarını nasıl hiç umulmadık anda çıkarıp önümüze koyabileceğini; bunların bizi nerelerden nerelere götürebileceğini kendiniz görün.Gerçek bir aşkın öyküsüKitabın arka kapağındaki son paragrafı okuyunca aldım Aşk Kapanı’nı: “Tutkulu bir aşkın öyküsü bu. Anneannem Mari Apostoliva’nın, Yunanistan’da başlayıp İstanbul’da sonlanan yaşamına damga vuran büyük aşkının romanı.”. Melike Karakurt’un yaşanmış bir hikayeden yola çıkarak yazdığı roman, geçmişimizin geleceğimizi nasıl şekillendirdiğinin en güzel örneği.Hepimizin hayatı, film gibi… Hani o son anda bir şerit gibi gözlerimizin önünden geçen... İşte bazı yazarlar, o son an’ı beklemeden sevdikleri birinin hayatını film şeridi haline getirip gözlerimizin önünden geçirmeyi şahane bir şekilde başarıyorlar. Başka toprak parçasında başlayıp bu topraklarda son bulan bir film şeridinin karelerine sığan mutlu ve karmaşık tüm ayrıntıları bulabilirsiniz eserde.Yeni bir yaşam ahlakı...Geleceğe bir şeyler yazmak isteseydik kendimizle, yaşadığımız günlerle ilgili bu bir mektup olmazdı… Yaşananları, birikenleri uzun uzun anlatmak yerine ona bir kart atıp varsa sevinçli bir haberimiz ya da ani gelişen bir sıkıntımız söylemek isterdik hemen. Bu da bir kartpostala sığardı, artık neredeyse hiç gönderemediğimiz, kültürünü kaybettiğimiz…“Ne Yapabilirim?” sorusuyla “Geleceğe Kartpostallar” yazmayı seçen Gündüz Vassaf, bir örgüte hatta ideolojiye bağlı olmayanlara sesleniyor. Kötümserliğe kapılıp edilgenleşmeye, değişimi kendimizden başka yerde aramaya karşı çıkıyor. Okuru, çaresiz çırpınışlarda tükenmeden ne yapabileceğini düşünmeye davet ederek yeni bir yaşam ahlakını tartışmaya açıyor.

Devamını Oku

Yaşamınıza yön verecek kitaplar

27 Ağustos 2016

İki gün sonra Zafer Bayramı'nı kutlayacağız. Bir adamın kararı, cesareti ve öngörüsüyle kazanılan bu zafer, tarihimizin farklı yazılmasını sağladı. Ben de hayatı değiştirmeye, aşkı, sevgiyi tam anlamıyla yaşamanın önemine yönelik kitaplar seçtim bu hafta size…İyi şeyler yap, dünya değişsin!"Shari, dünyayı daha iyi bir hale getirmek için hayatlara dokunarak yaptığın çalışma, dünyayı olumlu yönde derinden etkilemiştir."Bu sözler, Yararlılığınızı Etkinleştirin adlı kitabın yazarı Shari Arison için, Bill Clinton’ın yaptığı yorum. İyi şeyler yapma yoluyla dünyanın değişeceğine inananlar hala var. Hatta bu yazar gibi inandıkları bu gerçeği bize ispatlamak için kitap bile yazıyorlar. Yazar; insanın, güzel düşünerek, güzel konuşarak ve güzel işler yaparak; önce kendi hayatını sonra da ona dokunan, dokunmayan kim varsa hayatlarını yeniden şekillendireceklerini düşünüyor. Durgun suya atılan bir taş misalidir, iyilik; etrafında olan, olmayan herkesi, her şeyi etkiler.Hayaller yoksa, gerçeklere ulaşamazsınız"Yaşamı, bir metro vatmanı gibi yaşayabiliriz: Nereye gittiğimizi ve yolun ne olduğunu bilerek. Ya da bir sörfçü gibi yaşarız. Dalgaları izleriz. Sana dalgaları izlemeyi öneriyorum. Yaşam, önceden kestirilmesi olanaksız bir denge. Sadece kendini dalgaya bırakmak da yetmez, her dalganın sörf yapmaya uygun olmadığını da bilmek gerekir."Doğru bir örnek ve doğru nasihat değil mi? Hayat, bizi alıp bir yerlere sürüklerken, nelerin peşinden ayrılmamalıyız gibi sorulara doğru cevaplar bulmamız gerekiyor.Jorge Bucay ve Silvia Salinas’ın bu romanında yazarların peşine takıldığınızda insanların doğru insana rastladığında dalgaları nasıl doğru takip ettiğini göreceksiniz.Bir ada masalı…Heybeliada’da genç bir kız Nihal... Düşleri var, yaşadıkları, biriktirdikleri, biriktirmek istedikleri… İstanbullu olmanın daha da önemlisi adalı olmanın keyfini ve ayrıcalığını, zaman zaman da hüznünü yaşıyor. Varlık vergisinin canları yaktığı, Aşkale’nin dini azınlıkların üstüne kabus gibi çöktüğü yıllar…Adadaki gayrimüslim nüfusun zamanla nasıl azaldığının, ellerinde avuçlarındakilerin zamanla nasıl eriyip gittiğinin öyküsü anlatılıyor Andon Usta’nın Saatlerinde… Feyzan Aksan’ın yeni çıkan kitabında şahane bir aşk hikayesine de tanıklık ediyoruz. Nihal ve Niko’nun aşkına. Müslüman olan Nihal’le Rum delikanlı Niko’nun çocukluktan başlayan, tatlı şakalar, derin kıskançlıklar ve sonrasında tutkulu bir aşka dönüşen aşkları anlatılıyor. Romanların en güzel tarafı, tek konuyla sınırlı kalmamaları… Önce bir aile hikayesinin içine giriyorsunuz romanda. Bir yanda; annelerini kaybetmiş İkbal, İclal ve Nihal’in babaları Salih Yüzbaşıyla yaşadıkları, diğer yanda tek hayali subay olmak isteyen ama gayrimüslim olduğu için bu hayalini gerçekleştiremeyecek olan Niko’yla annesi Sofi ve babası Andon’ un hayatları… ”Andon Usta’nın Saatleri’nde Feyzan Aksan, birbirlerini imkansızlıklar içinde seven iki gencin hikayesinden çok masalını anlatmış aslında…

Devamını Oku