Anı kitaplarını yaşımız ilerledikçe daha çok okuduğumuzu fark ediyorum. Demek ki tecrübeler, hayatı daha yaşanır kılmak için bu tür kitapları okumaya yöneltiyor.
Tatlı bir otobiyografik deneme

Everest Yayınları, 268 syf, 18TL
Kürşat Başar gibi yazarlar daha çok yazmalı. Onların kaleminde insana dokunan, okuduğunda kendinden bir şeyler bulduran büyülü bir güç, tanıdık bir iz var. “Aslında Hayal”, bir çeşit anılardan oluşmuş roman. Sanki tatlı bir otobiyografik inceleme. Böyle bir tür adı yok aslında. Ama kendi hayatını yazmaya karar verip ona Kürşat Başar gibi yaklaşan da yok. Yazdığı kitaplar ve onların yazıldığı dönemler, kendi aklında ve yüreğinde nasıl izler bırakmış ya da hangi izler sebebiyle bu kitapları yazmış, buna bakıyorsunuz kitapta. Belki de aslında başta sadece hayal olan hayat hikayelerimizin nasıl ete kemiğe bürünmüş birinin alın yazısı olduğunu görüyoruz kitabı okurken.
Kürşat Başar yazmaz zaten, konuşur. Yarattığı kahramanlarla yaptığı hasbıhaller, onlarda yarattığı kendine benzer ya da hiç benzemez taraflarla kendi hayatını inceden inceye yansıttığı bu kitap, çok hoş bir deneyim olmuş. Hem yazar için, hem de okurlar için. Tam da zamanıydı Kürşat Başar okumanın. Yaz gelirken, okumak için zaman daha uzunken; yazar, bu kadar zaman yazmamışken…
Kimi zaman bir anı romanı kimi zaman bir başarı öyküsü... Okumak her zaman gerekli bir eylem.
Başarılı olmanın yolları

NTV Yayınları, 199syf, 18 TL
Başarılı olmak ama her konuda… Yaman Törüner, kitabın ön sözünde kitaptaki her yazı için en az dört saat çalıştığından söz etmiş. Konu başarı olunca işi tesadüfe, genel geçer açıklamalara bırakmak doğru olmazdı elbette. Ama yazar, zaten yakın tarihte yaşanan tüm ekonomik sistem kurulumlarının başında yer alan bir isim. Bu kitapta da zengin olanın disiplinli çalışılan bir bilim dalı olduğu, liderlerin kopyalarının olmadığı, hayatın amacı kurallarının öğrenilmesi olan bir oyun olduğu, insanları harekete geçirecek iki şeyin çıkar ve korku oluşu; politikanın seçilmek, tekrar seçilmek ve aklını kaçırmamak gibi yasalara sahip oluşu gibi üzerinde hiç düşünmediğiniz konularda sizi düşündürüp bazen bildiğiniz bazen hiç bilmediğiniz gerçeklerle sizi karşılaştırıyor.
Elinize vurmasınlar, ekmeğinizi almasınlar, sloganıyla okurla buluşan “Başarılı Olmanın Yolları”, tanıdık bir başlık gibi görünse de, kitap size bambaşka bakış açıları sunuyor.
Her şey iki dudağımızın arasında...

Daha çocukken bizi alıp mevlütlere taşıdılar. Ellerimizi açıp biz de dualara katıldık. Bu tür törenler bizi dua ritüellerine, insan ilişkilerine, Allah inancına yakın durmaya alıştırdı. En uzağında duranımız da en yakından bakanımız da başı sıkışınca, sabrı tükenince, bir şeyi umunca O’nun adını anar kendiliğinden….
“Ben sıradan bir insan değilim. Çünkü benim hayallerim ve dualarım gerçek olur.” diyenlerden olmak isteyenlere kendi saptadığı ince ayrıntıları “Hızır Dokunsun Dualarına” başlıklı kitabında sıralamış Mustafa Kaya.
O kadar çok şey istiyor, Umuyor ve bunların imkansız olduğunu düşünüyoruz ve aslında her şeyin iki dudağımızın arasında olduğunu unutuyoruz. Dua etmenin ne kadar mucizevi bir şey olduğunu unutmamalıyız. Mevlana’nın dediği gibi: “Ey gönül istedik de vermedi deme, istemeyi bilmedin bari yalan söyleme.”

